Андрей Смирнов
Время чтения: ~25 мин.
Просмотров: 0

Зрелые, Матюры 40+ любительское порно – страница 7

image
Çölleşme Nedir, Nedenleri Nelerdir, Alınabilecek Önlemler Nelerdir?

Küresel iklim değişiminin önemli etkilerinden birisi mevcut iklim kuşaklarının kaymasıdır. Bu durum, insanlar ve diğer tüm canlıların alıştıkları ortam şartlarının değişmesi anlamına gelmektedir. Yağış dağılışında ki değişim nedeniyle bazı bölgelerde yağış miktarlarında geçmişe göre azalmalar görülmeye başlanmıştır. Sıcaklık artışı ve yağış miktarlarında düşme olarak adlandırılan kuraklık çölleşme tehlikesini beraberinde getirmektedir.

Çölleşme; kurak, yarı-kurak iklim bölgelerinde arazinin yağış alma, su tutma kapasitesinin azalması ve doğal bitki örtüsünün tahrip olarak toprak erozyonunun yaşanmasıdır. Kısacası çölleşme, toprağın susuzlaşması ve çoraklaşmasıdır.

Çölleşmenin Nedenleri

  • İklim değişikliği sonucu yaşanan kuraklık
  • Bitki örtüsünün tahrip edilmesi
  • Nüfus artışı ve su kaynaklarının fazla tüketimi
  • Yanlış ve sulama uygulamaları
  • Aşırı otlatma

Çölleşme sonucunda su kaynaklarının kuruması, bitki örtüsünün tahribi, erozyon ve biyoçeşitliliğin azalması gibi doğal ortamdaki bozulmanın yanında yaşam kalitesinin düşmesi, kıtlık ve göç gibi sosyoekonomik sorunlar da ortaya çıkar.

Günümüzde 250 milyon insan çölleşmeden etkilenirken 1 milyar kişi de çölleşme riski altındadır.

Çölleşmeyi Önlemek İçin Alınabilecek Önlemler

Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının benimsenmesi, beşerî ve ekonomik faaliyetlerin doğal ortamla uyumlu olarak planlanması ve doğru arazi kullanım yöntemlerinin seçilmesi çölleşmenin etkilerini en aza indirebilecek temel ilkelerdir. Çölleşmenin önlenmesi için yapılabileceklerin bazıları şunlardır:

  1. Doğal kaynakların israf edilmeden kullanılması
  2. Bilimsel ölçütlere göre arazi kullanım planlarının yapılması
  3. Çölleşme ile mücadelede yerel halkın sürece dâhil edilmesi
  4. Su kaynaklarının korunması
  5. Bitki örtüsünün korunması ve ağaçlandırma çalışmalarının yapılması
  6. Bölge şartlarına uygun tarım ürünlerinin tercih edilmesi
  7. Aşırı ve yanlış sulamanın önüne geçilerek damla sulama gibi yöntemlerin tercih edilmesi
  8. Mera ve otlakların aşırı otlatmaya karşı korunması

  Türkiye’nin Yıllık Doğalgaz Tüketim Tablosu: Ne kadar, Kaç metreküp, Kaç dolar?

Başlıca Toprak Tipleri ve Özellikleri

Toprak, üzerinde tüm canlıların barınıp yaşadığı, insan ve hayvan beslenmesi için gerekli ürünlerin yetiştiği yaşayan canlı bir varlıktır ve yaşamın kaynağıdır. Toprak, Fiziksel, kimyasal, organik yollarla parçalanan kayaçların arasına hava, su ve canlıların girmesiyle oluşan katmandır.

Yeryüzündeki topraklar iklim koşulları, kayaçların yapısı, yer şekilleri ve dış güçlerin etkinliğine göre üç ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar zonal, azonal ve intrazonal topraklardır.

image

ZONAL TOPRAKLAR

Bu topraklar genellikle düz ve az eğimli yerlerde oluşmuş topraklardır. Ana kayaların, yerinde ayrışmasıyla oluşurlar. Bu yüzden yerli topraklar da denir. Topraklar oluşum özelliklerine göre taşlı, kireçli, kumlu, humuslu, milli gibi çeşitlere ayrılırlar. Bitki artıklarının zamanla ayrışmasıyla toprağa bitkisel besin maddeleri de karışır buna humus denir. Yağışın bol olduğu, bitki örtüsünün gür olduğu alanlarda görülen topraklar, bitki örtüsü bakımından zengin olduğundan toprakta humus miktarı da fazladır. Yağışın çok olduğu ekvatoral kuşakta yağışlarla toprak çok yıkandığından topraktaki humus oranı azdır. Bu bölgelerde toprak nemli olduğundan koyu renklidir. Zonal topraklarda normal toprak profiline sahiptir. A, B, C horizonları belirgindir.

1.Laterit Topraklar Dönenceler arasındaki sıcak-nemli tropikal iklim bölgesinin toprağıdır. Rengi kiremit kırmızısıdır. Tropikal kuşakta bitki örtüsü gür olduğu hâlde aşırı yıkanma ve humusun büyük bir kısmının çok sayıdaki mikroorganizmalar tarafından tüketilmesinden dolayı bu topraklar humus bakımından fakirdir. Tarımsal verim bu topraklarda düşüktür. Bu nedenle kimyasal çözülme yeterli olduğu hâlde verimsiz topraklardır.

2.Kırmızı Topraklar (Terra Rossa) Akdeniz iklim bölgesinde kireç taşı (kalker) üzerinde oluşan topraklardır. Bünyesinde demir oksit oranı fazla olduğundan renkleri kırmızıdır. Sulama ve gübreleme yapılırsa tarıma elverişlidir. Kaliforniya (ABD) Orta Şili, Cape Bölgesi (Güney Afrika Cumhuriyeti), Akdeniz kıyıları ve Avustralya’nın güneyinde görülür.

3.Kahverengi Orman Toprakları Ilıman okyanus ikliminde karışık ormanların altında yer alan humuslu topraklardır. Toprağın üst kısmı, bitki kalıntılarından dolayı koyu renklidir ve humus bakımından zengindir. Aşırı yıkanma yoktur. Bu topraklar Batı Avrupa’da ve Türkiye’de Karadeniz kıyılarında yaygındır.

4.Podzol Topraklar Soğuk nemli bölgelerin iğne yapraklı orman sahasında oluşan topraklardır. Yıkanma fazla olduğundan mineral bakımından fakirdir ve kül renginde olan topraklardır. Sibirya, Kuzey Avrupa, İskandinavya Yarımadası (İsveç, Norveç, Finlandiya) ve Kanada’da görülür.

5.Tundra Toprakları Tundra iklim bölgesinin kışın on ay donan, yazın iki ay çözülerek bataklık hâlini alan verimsiz topraklarıdır. Üzerinde üç aylık yaz sıcaklığında yeşeren tundra denilen yosun ve otlardan oluşan bitki örtüsü vardır ve organik maddeler uzun süre çözünmeden toprakta kalır. Humus bakımından fakir ve tarıma elverişsiz topraklardır. Tundralar, kutup altı ikliminde görülen topraklardır. Kanada, İskandinav Yarımadası ve Sibirya’da geniş yer kaplarlar.

6.Çöl Toprakları Çöllerde (yıllık toplam 200 mm’den az yağış alan yerlerde) görülen, humus bakımından fakir, az humuslu açık renkli verimsiz topraklardır. Çöllerde nem azlığı nedeniyle kimyasal çözülme yetersizdir, toprak oluşumu yeterince gerçekleşemez. Bu nedenle A horizonu yok denecek kadar incedir. Yağış azlığı ve şiddetli buharlaşma nedeniyle toprak yüzeyinde kireç ve tuz birikerek sert bir tabaka meydana getirir ve toprakta tarım yapılamaz.

7.Kahverengi ve Kestane Renkli Bozkır Toprakları Orta kuşakta, karaların iç kısımlarında, bozkırların görüldüğü yerlerde oluşan topraklardır. Kahverengi bozkır toprakları, 250-400 mm arası yağış alan, step bitki örtüsünün görüldüğü yerlerde oluşan humusu az, tahıl tarımına ve mera oluşmasına elverişli topraklardır.

Kestane rengi bozkır toprakları ise 400-600 mm arası yağış alan, step bitki örtüsüne sahip yerlerde oluşan humus oranı daha fazla ve tahıl tarımına elverişli topraklardır.

8.Çernozyom Topraklar (Kara Topraklar) Yazları yağışlı karasal iklim koşullarında yetişen yüksek boylu çayırlar altında oluşan topraklardır. Sıcaklığın düşük olması nedeniyle çayır artıkları yeterince ayrışmadan toprak üzerinde kalır. Bu yüzden toprağın üst katı, siyah renklidir. Çernozyomlar bitki besin maddeleri bakımından zengindirler. Ot verimi yüksek olduğu için buralarda, yoğun olarak büyük baş hayvancılık yapılır. Ukrayna, Rusya ve Kanada’ da; Türkiye’de ise Kuzeydoğu Anadolu’da yaygındır.

Azonal Topraklar (Taşınmış Topraklar)

Bulundukları yerlerden akarsu, rüzgârlar ve buzullar tarafından taşınarak çukurluk alanlarda biriktirilen topraklardır. Çeşitli yerlerden taşınıp geldiğinden bu tur topraklar verimlidir. Bu topraklarda organik kalıntı ve humus oranı yüksektir.

1. Alüvyal Topraklar Yeryüzündeki yüksek yerler sürekli aşınmakta, aşındırılan bu materyaller uzak mesafelere taşınmaktadır. Bu materyaller iriliğine göre; çakıl, kum, mil olarak adlandırılır. Bunların hepsine birden alüvyon denir. Alüvyonların birikmesiyle oluşan topraklar alüvyal topraklardır. Alüvyonların horizonları yoktur. Alüvyal toprakların en yaygın olduğu yerler deltalardır. Vadi tabanlarının genişlediği yerlerdeki akarsu boyu ovaları da alüvyon topraklardan oluşur. Ayrıca pek çok ovanın tabanındaki verimli tarım alanları da alüvyonlarla kaplıdır. Alüvyal topraklar derin, geçirgen, kolay işlenebilen, suyun kolay temin edilebildiği topraklar olduğundan çok verimlidir. Çoğu iklim kuşağında görülebilir. Örneğin Nil deltası, Türkiye’de Çukurova alüvyal toprakların görüldüğü yerlerdendir.

2. Lös Topraklar Çöllerde ve yarı kurak iklimlerde rüzgârların, bitki örtüsünün cılız olduğu yüzeylerden kayaçları kopararak taşıdığı ve biriktirdiği topraklardır. Mineralce zengin kolay aşındırılabilen topraklardır.

3. Moren Kutup bölgelerinde ve kalıcı kar sınırları çevresinde buzulların getirdiği materyallerin biriktirilmesi ile oluşan topraklardır. Mineralce zengindirler fakat sıcaklık şartlarının yetersiz olmasından tarıma elverişli değildirler.

4. Regosoller Dağ eteklerinde biriken kum boyutundaki malzemeler ile akarsuların ve volkanlardan çıkan kum boyutundaki malzemeler üzerinde gelişen verimli topraklardır. Ülkemizde Nevşehir yöresi gibi volkanik arazilerde yaygın olan bu gözenekli topraklar, patates tarımına oldukça elverişlidir.

5. Kolüvyal Topraklar (Yamaç Döküntüleri) Dağların yamaçlarında, çözülen malzemelerin yağmur ve sel suları tarafından taşınarak dağ eteklerinde biriktirilmesi ile oluşur. Kolüvyal topraklar verimli topraklardır. Üzüm bağları başta olmak üzere tarım için elverişlidir.

6. Litosol Topraklar (Taşlı Topraklar) Litos, taş, litosol taşlı toprak demektir. Dağların eğimli yamaçlarında aşınma devamlı olursa ince malzemeler sürekli taşındığından geriye sadece taş ve çakıl gibi iri malzemeler kalır ve bu iri malzemenin hâkim olduğu taşlı topraklara litosol denir.

İntrazonal Topraklar

İntrazonal topraklar, zonal topraklar arasında adacıklar hâlinde oluşan, iklimden çok çevresel özelliklere göre biçimlenen topraklardır. İntrazonallerin oluşmasında daha çok kayaçların özelliği ve topoğrafya etkili olmaktadır. Bütün katmanlar gelişmemiş olup A ve C horizonlarına sahiptir.

1. Halomorfik Topraklar (Tuzlu Topraklar) Kurak ve yarı kurak bölgelerde görülür. Su buharlaştığında eriyik hâldeki çeşitli tuz ve karbonatlar toprağın yüzeyinde birikir. Çorak topraklar olarak bilinen bu topraklar verimsizdir. Tuzlu topraklar ve alkali topraklar olarak ikiye ayrılır.

2. Hidromorfik Topraklar (Bataklık Toprakları ) Su oranı fazla olan topraklardır. Bataklık alanlarında veya taban suyu seviyesinin (yer altı suyu yüzeyinin) yüksek olduğu ovalarda oluşan topraklardır. Toprak yapısı ve alttaki katmanlar, suyu derinlere doğru sızdırmadığı için havalandırması az olan topraklardır. Erzurum Ovası örnek verilebilir.

3. Kalsimorfik Topraklar Yumuşak kireç taşı ve killi kireç taşı (marn) depoları üzerinde oluşan topraklardır. Kireç yönünden zengindir. Bu topraklar ikiye ayrılır.

a) Rendzinalar: Yumuşak kireç taşları üzerinde oluşan bu topraklar, genellikle koyu renkli olup alt kısmında kireç birikimi mevcuttur.

b) Vertisoller: Eski göl tabanlarındaki killi ve kireçli depolar üzerinde oluşan topraklardır. Toprak killi olduğu için kurak mevsimde çatlar ve bu çatlaklara üst kısımdan sürekli toprak ve taş dökülür. Bu döküntüler, yağışlı mevsimde ise su ile doygun hâle geldiği için şişerek tekrar yukarı itilir ve âdeta yerinde döner. Verto, Latince dönmek demektir ve bu nedenle bu topraklara, dönen toprak anlamına gelen “vertisol” ismi verilmiştir. Ayrıca Karakepir topraklar veya Taş Doğuran toprak olarak da adlandırılır. Trakya’da yaygın olup ayçiçeği üretimine elverişlidir.

Toprak Tipleri ve Özellikleri Ders Notu PDF İçin Tıklayın.

Yeryüzündeki Toprak Örtüsü Slaytı İçin Tıklayın.

Toprak Örtüsü Testi İçin Tıklayın.

Seyahat Sarp ÖZKAR Haber Giriş: 22.11.2017 – 11:16 | Son Güncelleme: 22.11.2017 – 11:16

Kaplıca dendiği zaman akla ilk olarak sıcak ve şifalı sular geliyor. Bunun yanında çeşitli kür ve SPA uygulamaları ile masaj tedavileri de yer alıyor elbette. Gerçek şu ki kaplıca dediğimiz şey tamamen huzura ve sağlığa çağrışım yapıyor. Kendimizi daha sağlıklı hissetmek, şehir stresinden uzaklaşıp biraz olsun rahatlamak ve kaliteli bir yaşam sürmek için kaplıca tatilleri bu anlamda en doğru tercih oluyor. Sağlık dolu bir tatile başlamadan önce kaplıca tatilleri hakkında merak edilenleri sizler için listeledik.

Öncelikle kaplıca nedir?

Ne zaman gidilir?

Aslında kaplıcaya gitmek için belli bir zaman dilimi olmasına gerek yok. Ancak genelde ilkbahar ve sonbahar ayları, ülkemizde sağlık turizminin en yoğun dönemler. Bu biraz da kişinin şifa bulmak istediği rahatsızlığa göre değişiyor. Mesela romatizma, nevralji ve şeker hastalığı için en uygun kaplıca döneminin yaz ayları olduğu belirtiliyor. Mide, bağırsak, karaciğer ve sinir hastalıkları için ise ilkbahar ve sonbahar aylarının uygun olduğu dile getiriliyor. Eğer yılda iki kez kaplıca tatili yapmak istiyorsanız mayıs ve eylül aylarını tercih edebilirsiniz.

Kimler için sakıncalı?

Sağlık ve huzur dolu tatil: Termal oteller

Faydaları neler?

Kaplıca tatilinde dikkat edilmesi gerekenler

Termal otel seçerken nelere dikkat edilmeli?

Öncelikle dikkat etmeniz gereken husus, tesiste kullanılan suyun Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış olması. Tesisin sahip olduğu kaplıca banyolarının fiziksel ve hijyenik özelliklerde olmasına da çok dikkat etmelisiniz. Sonrasında ise beklentilerinize uygun bir termal otel tercih edebilirsiniz. Çoğu termal otelde açık ve kapalı termal havuzlar, termal suya sahip hamamlar, özel jakuziler, masaj odaları, özel saunalar, fizik tedavi odaları ve özel termal banyo odaları bulunuyor. Kimi termal tesisin Emekli Sandığı ile anlaşmalı, uzman doktorlar ve fizyoterapistler tarafından uygulanan ücretsiz sağlık hizmeti de mevcut. Alternatif olarak çoğu termal tesiste sağlık ekibi yer alıyor.

Türkiye’nin otel arama motoru olan neredekal.com, en çok tercih edilen termal otelleri okuyucularımız için derledi :

1 – Gazelle Resort & Spa / Karacasu, Bolu 2 – Adrina Termal Otel / Güre, Balıkesir 3 – Limak Termal Butik Hotel / Gökçedere, Yalova 4 – NG Afyon / Afyon 5 – Adramis Termal Hotel / Edremit, Balıkesir 6 – Çam Termal Resort & Spa Hotel / Kızılcahamam, Ankara 7 – Ilıca Hotel Spa&Wellness Resort / Ilıca, İzmir 8 – Kaya İzmir Thermal & Convencion / Narlıdere, İzmir 9 – Thermalium Wellness Park Otel / Termal, Yalova 10 – Obam Termal Resort Otel & Spa / Sındırgı, Balıkesir

11 – Marigold Termal Otel / Çekirge, Bursa 12 – Fimar Life Thermal Resort Hotel / Amasya 13 – Çağlayan Otel / Oylat, Bursa 14 – Therme Maris Health & Spa Resort Hotel / Dalaman, Muğla 15 – Sandıklı Termal Park Hotel / Sandıklı, Afyon 16 – Ramada Resort Thermal & Spa Hotel / Kırşehir 17 – Pam Termal Otel / Karahayıt, Denizli 18 – Richmond Pamukkale Termal / Pamukkale, Denizli, 19 – Hattuşa Vacation Club Kazdağları / Güre, Balıkesir 20 – İkbal Termal Hotel & Spa / Afyon 21 – Ramada Resort Kazdağları Thermal & Resort / Güre, Balıkesir 22 – Narven Termal Kasaba / Bolu 23 – Gönlüferah Thermal Hotel / Çekirge, Bursa 24 – Spa Hotel Colossae Termal / Karahayıt, Denizli 25 – Grand Özgül Termal Otel / Gazlıgöl, Afyon 26 – Lycus River Otel Pamukkale / Karahayıt, Denizli 27 – Mcg Çakmak Thermal Hotel / Afyon 28 – Grand Swiss-Belhotel Çelik Palas Termal Spa / Çekirge, Bursa 29 – Polat Thermal Hotel / Karahayıt, Denizli

False

Yeryüzündeki suların bir kısmı, geçirimli tabakalardan ya da kaya çatlaklarından yer altına sızar. Yer altına sızan sular, kum taşı ve çakıltaş gibi gözenekli kayaçların arasında ya da kalker gibi kayaçların oyuklarında ve çatlaklarında birikerek yer altı suyunu oluşturur. Yer altı suyunu barındıran bu kayaçlara “akifer” denir.

Yer altı suları, bazen geçirimsiz bir tabaka üzerinde birikir. Bu tür sulara taban suyu denir. Taban suyu seviyesi yağışlı bölgelerde yüzeye yakın, kurak bölgelerde alçakta olur. İklime bağlı olarak taban suyu seviyesi mevsimlere göre değişiklik gösterir. Taban suyu seviyesini etkileyen etmenlerden biri de geçirimsiz tabakanın yüzeye yakınlığıdır.

Taban suları, yer çekimine bağlı olarak aşağı doğru hareket eder. Geçirimsiz tabakanın uzanışına bağlı olarak aşağı hareket eden bu suların yeryüzüyle kesiştiği yerlerde yeryüzüne doğru akışa geçer. Kendiliğinden yeryüzüne çıkan bu sulara kaynak denir.

Kaynak, sularının özelliğine göre farklılıklar gösterir. Bazı kaynakların suları sıcak, bazılarınınki soğuktur. Bazı kaynaklar, bol miktarda mineral ve gaz içerirken bazı kaynaklar içme suyu niteliğindedir. Kaynakların oluşum şekilleri de farklılık gösterir.

Kaynak sularının başlıcaları artezyen, karstik kaynak, vadi, tabaka, fay kaynağı ve gayzerdir.

  1. Artezyen

Artezyenler, özel oluşumlu yer  altı  sularındandır. Bu tür sulara kıvrımlı yapılarda rastlanır (Şekil 1.21). İki geçirimsiz tabaka arasında bir geçirimli tabakanın bulunduğu ve geçirimli tabakanın yeryüzünden beslenebildiği yerlerde meydana gelir. Geçirimsiz tabakalar arasında sıkışan sular, açılan sondajlardan büyük bir basınçla fışkırarak çıkar. Tarım alanlarında sulama, içme ve kullanma suyu olarak yararlanılır.

Şekil 1.21 Artezyen
  1. Karstik Kaynak

Suda kolay çözünen kayaçlar arasında birikerek belirli yerlerden yeryüzüne çıkan sulara karstik kaynak denir (Şekil 1.22). Voklüz olarak da adlandırılan bu sular, çoğunlukla yüzeye yakın yerlerde oluştukları için iklim koşullarından fazlaca etkilenir.

Yağışlı dönemlerde akımları artan bu kaynaklardan bazıları kurak dönemde kurumaktadır. Karstik kaynaklar bol miktarda çözünmüş madde içerir. İçme ve kullanma suyu olarak yararlanılan kaynaklardandır.

Şekil 1.22 Karstik kaynak
  1. Vadi Kaynağı

Yer altı suyunu, vadi yamaçlarının kesmesiyle oluşan kaynaklardır (Şekil 1.23). Bu kaynaklar, genellikle vadinin iki yamacı boyunca çıkar. Tarım alanlarını sulama, içme ve kullanma suyu olarak yararlanılır.

Şekil 1.23 Vadi kaynağı
  1. Tabaka Kaynağı

Geçirimsiz tabaka üzerinde biriken suların bir yamaç boyunca kesilmesi sonucu oluşan kaynaklardır. Dağ ve plato yamaçlarında görülen kaynak türleridir.

  1. Fay Kaynağı

Fay kaynakları, yer altı sularının, yer kabuğundaki kırıklar boyunca yeryüzüne ulaşması sonucu oluşur (Şekil 1.24). Bu sular, çoğunlukla derinden geldiği için suları sıcaktır.

Fay kaynakları mineral bakımından da zengin sulardır. Fay kaynaklarının bir kısmından jeotermal enerji elde edilmekte ve termal turizm amacıyla yararlanılmaktadır.

Şekil 1.24 Fay kaynağı
  1. Gayzer

Bu tür kaynaklara daha çok aktif volkanların bulunduğu yerlerde rastlanır. Yerin derinliklerinden çıkan sıcak su ve su buharından oluşan bu kaynaklar, yer altındaki gazların uyguladığı basınca bağlı olarak belirli aralıklarla fışkırır (Şekil 1.25), (Fotoğraf 1.123).

Şekil 1.25, Fotoğraf 1.123

Yeryüzündeki Sular

  • Okyanuslar ve denizler
  • Göller
  • Akarsular
  • Bataklıklar
  • Yer altı suları
  • Buzullar

Paylaş

Tanımı, Yaşayışı ve Zarar Şekli

Kırmızı örümcekler yaprağın alt yüzeyine ördükleri ipek ağlar arasında, ergin, nimf ve yumurtaları ile birlikte bir arada bulunurlar. Erginler 0,5-0,7 mm boyunda olup, göz ile zor görülürler. Birinci dönem larva üç çift bacaklı, nimf ve erginler ise dört çift bacaklıdır. Yumurtaları küresel olup, başlangıçta cam gibi şeffaftır, açılmaya yakın koyulaşırlar (Şekil 21a).

Polifag bir zararlıdır. Özellikle fasulye, hıyar, domates, patlıcan, biber ve kabakta zararı önemlidir.

Dişiler, yumurtalarını yaprak alt yüzeyine, yaprak damarları boyunca yaptıkları ağlar arasına bırakırlar. Yumurtadan çıkan larva, protonimf ve deutonimf dönemlerini geçirerek ergin olur. Larvalar ergin olana kadar 3 gömlek değiştirirler. Bir dişi 100- 200 yumurta bırakabilir. Seralarda iklim koşullarına ve konukçuya bağlı olarak yılda 10-12 döl verebilir.

Kırmızı örümcekler, ağız parçaları içinde bulunan styletleri ile bitki dokusunu zedelemeleri sonucunda çıkan bitki öz suyunu emerek beslenirler. Bu emgi sonucu yaprakta sararma ve kıvrılma olur; ürün verimi ve kalitesi düşer. Zararlının yoğun olduğu durumda bitkinin sürgün ve dalları ağ ile kaplı hale gelir ve yapraklarda ve bitkide kuruma meydana gelir (Şekil 21b,c).

Şekil 21. Tetranychus urticae a)Ergin, yumurta, larva ve nimfleri, b-c) Domates ve hıyarda zararı, oluşturduğu ağlar

Doğal Düşmanları

Kırmızı örümceklerin ülkemizde saptanan doğal düşmanları aşağıda verilmiştir:

  • Phytoseiulus persimilis
  • Thyphlodromus similis Qud.
  • Typhlodromus pyri (Scheuten)
  • Scolothrips longicornis Priesner
  • Hyperaspis reppensis (Hbst.)
  • Scymnus rubromaculatus (Goeze)
  • Scymnus pallipediformis Günther
  • Stethorus punctillum Waiae
  • Stethorus gilvifrons (Mulsant)
  • Oligota flavicornis Boist et Lacord
  • Piocoris erythrooephala (P.S.)
  • Deraeocoris punctatus Fn.
  • Deraeocoris serenus (D.Sc.)
  • Deraeocoris pallens (Rt.)
  • Macrolopus melanotoma (Costa)
  • Zanchius alatanus Hoberlandt.
  • Orius niger (W.)
  • Orius minutus (L.)
  • Nabis pseudoferus Rem.
  • Chrysoperla carnea (Steph.)
  • Therodiplosis persicae Kieffer.
Şekil 22. Kırmızı örümceğin predatörleri a) Phytoseiulus persimilis Tetranychus urticae ile beslenirken,b) Scolotrips sp
Şekil 23. Stethorus sp’nin a) Ergin, b) Larvası, c) Pupası

Kırmızı Örümcekle Mücadele

Kültürel Önlemler

Zararlı ile bulaşık bitki artıkları ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Toprak işlemesi yapılmalı, yabancı otlarla mücadele edilmelidir.

Biyolojik Mücadele

Doğal düşmanlardan, özellikle Phytoseidler, Coccinellidler ve predatör thripsler biyolojik mücadele açısından çok önemlidir (Şekil 22 a,b ve Şekil 23 a,b,c). Bu faydalıları korunması ve etkinliklerinin artırılması için gerekli önlemler alınmalıdır. Özellikle üretim dönemi başında zararlıya karşı kimyasal ilaç kullanılmamalı, diğer zararlılara karşı kullanılan ilaçlarda da parazitoitlere yan etkisi en az olan ilaçlar kullanılmalıdır.

İlgili Ürünler

Hıyar ve domateslerde kırmızı örümceklere karşı yaprak başına 5 adet kırmızı örümcek bulunduğunda, biyolojik mücadelede Phytoseiulus persimilis kullanılabilir. Salınacak predatör miktarını belirlemek üzere 20 bitkide bulunan yapraklar sayılır ve bir bitkide bulunan ortalama yaprak sayısı hesaplanır. Bu yaprak sayısı, serada bulunan bitki sayısı ile çarpılarak, seradaki toplam yaprak adedi bulunur. Seraya yaprak başına bir adet P. persimilis gelecek şekilde homojen olarak dağıtılır.

Ülkemizde kırmızı örümceklerle mücadele amaçlı tavsiye alan biyolojik mücadele etmenlerinin, zararlının yoğunluklarına bağlı olarak tavsiye edilen salım yoğunlukları Ek 3’te verilmektedir.

Kimyasal Mücadele

Kırmızı örümceklerin kimyasal mücadelesine karar verebilmek için, seradaki Kırmızı örümcek yoğunluğu ve doğal düşman populasyonunun saptanması gerekir. Bunun için, Örnekleme ve Kontrol Metotları” bölümünde “Zararlılar” başlığı altında anlatıldığı şekilde Kırmızı örümcek sayımları yapılmalıdır.

Kırmızı örümcek yoğunluğu başlangıçta sera kenarlarında meydana geldiği ve lokal olarak görüldüğü için, sadece bu yerler spesifik akarisitlerle ilaçlanmalıdır. Zararlı, sera içine yayılmış ve mücadele eşiği olan; küçük yapraklı bitkilerde (fasülye, biber vb.) yaprak başına 3, büyük yapraklı bitkilerde (domates, patlıcan, hıyar, kabak vb.) yaprak başına 5 adet nimf+ergin yoğunluğa ulaşmış ise kaplama ilaçlama yapılmalıdır. Uygulamada sadece hedeflenen zararlıyı öldürmesi için spesifik akarisitler kullanılmalıdır.

Kırmızı örümceklerin kimyasal mücadelesinde kullanılacak ilaçlar ve dozları aşağıda verilmiştir.

Kırmızı Örümcekler için Kullanılabilecek İlaçlar

Etkili madde adı ve oranı (%) Formülasyon tipi Doz (100 litre suya) Son ilaçlama ile hasat arası süre (gün) Etki mekanizması*
Güvenli olarak tavsiye edilen ilaçlar
Azadirachtin 10 g/l EC 500 ml (hıyar) 3 18 B
Bifenazate 240 g/l SC 60 ml/100 l su (patlıcan, biber, hıyar) 1
Clofentezine 500g/l SC 30 ml sebze 3 10A
Hexythiazox 50 g/l EC 100 ml (domates, biber, hıyar, kabak) 3 10A
Etoxazole 110 g/l SC 35 ml (biber, patlıcan, hıyar) 25 ml/da (karpuz) 3 10B
Fenpyroximate 50 g/l SC 75 ml (sebze) 14 21
EK4. Kırmızıörümcekler için kullanılabilecek ilaçlar.*Pestisitlere karşı direnç gelişimini azaltmak için birbiri ardına yapılacak uygulamalarda etki mekanizması sütununda yer alan farklı harf ya da rakama sahip aktif maddelerin seçilmesine özen gösterilmelidir.

Kaynaklar

Bu makale, T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI’ndan alınmıştır. İçerikte hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Orijinal Makale Doç. Dr. Seral YÜCEL, Dr. Tülin KILIÇ, Dr. Nursen ÜSTÜN, Dr.Pervin ERDOĞAN, Dr.Nilüfer YILDIZ, Dr. Emine TOPUZ, Dr.Tijen TAŞKIN, Dr. Melike YURTMEN, Dr.Ayşe AŞKIN, Sabriye ÖZDEMİR, Dr.Mehmet KARACAOĞLU, Dr. Adem ÖZARSLANDAN, Dr.Cevdet ÖZKAN, Dr.Abdullah YILMAZ, Dr. Öncül K. CANER, Dr. Eda AKSOY (2017). Örtüaltı Entegre Mücadele Teknik Talimatı. Ankara: T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации