Андрей Смирнов
Время чтения: ~37 мин.
Просмотров: 0

Yenidoğan ve çocuklarda kalça çıkıklığı tedavi edilmezse kalıcı sakatlığa neden olabiliyor

image

Oct 30, 2018

· 5 min read

image

Bu yazımda kızımızda karşılaştığımız yenidoğan kalça çıkıklığı probleminden bahsedeceğim. Karşılaşmamış olanların neredeyse hiç haberi bile olmadığı, bilenlerin ise sağdan soldan anlayabildikleri kadarıyla bir şeyler öğrenip yorumlamaya çalıştıkları ortopedik bir rahatsızlık “yeni doğan kalça çıkıklığı.” Literatürde “kalça displazisi” olarak geçiyor. Genel anlamda öğrenebildiğim kadarıyla, bacakların kalçadaki oyuklara tam olarak oturmaması sonucu ortaya çıkıyor. Eğer tedavi edilmezse, çocuk yürümeye başladıktan sonra hafif topalladığını, paytak yürüdüğünü farkediyorsunuz ve sonrasında çok geç kaldığınız için tek tedavi yönteminin ameliyat olduğunu öğreniyorsunuz.

İstatistik olarak ilk kız çocuğunda daha fazla görülen bir durum. Oran 1000’de 15 civarı. Yani 1000 çocuktan 15’inde görülen bir durum. Dünyaya gelen çocuk sayısı düşünüldüğünde fazlasıyla yüksek bir oran.

Peki neden kaynaklanıyor?

Aslında tıbben tam olarak nedeni bilinmiyor.

-Bebeğin ters gelmesi,

-Anne-baba geçmişinde kalça çıkıklığı öyküsünün olması.

gibi bazı sebepler var deniliyor ancak şundan dolayı diye tam bir teşhis konulamıyor.

Peki ne yapmalı?

  • Eğer bir bebeğiniz olduysa 1. ay dolduğunda KESİNLİKLE kalça ultrasonu çektirmelisiniz.
  • Bebeği mutlaka ayakları ayrık şekilde taşımalısınız. Kanguru dediğimiz taşıma aparatındaki gibi bebeğin ayakları 3–4 aylık olana ayrık olmalı. Kalça çıkıklığı olmasa bile mümkün olduğunca bu şekilde taşınmalı.
  • Eğer ultrason raporunuzda bulgu varsa, yani kalça çıkıklığı ya da şüphesi bulunuyorsa mutlaka çocuk ortopedisinde (pediatri ortopedi) uzmanlaşmış bir doktora görünmeniz gerekiyor. Bununla ilgili görüşlerimi aşağıda belirteceğim.

Kendi tecrübemi anlatarak bir nebze yardımcı olmaya çalışacağım.

Kızımız dünyaya geldikten sonra 1. ayını doldurdu ve kalça ultrasonu çektirmeye gittik. Herşey çok güzel derken, ultrason raporunda doktorumuz kalçanın tam olarak gelişmediğini söyledi ve ortopediye yönlendirdi bizi. Biz ne olduğunu anlamadan gittik ve ortopedi doktoru bizi oturttu ve kızımızın kalçasının çıkık olmadığını ancak tedavi edilmezse kesinlikle çıkık oluşacağını söyledi. Tabiki o noktada hemen tedaviyi sorduk. Tedavinin uzun bir süreç olduğundan ilaçla vs kısa bir sürede iyileşme göremeyeceğimizden bahsetti. 1. ayımızda olduğumuz için geç kalınmış bir durum olmadığını hemen tedaviye başlamamız gerektiğini söyledi. Tedavinin adı “Pavlik Bandajı.”

Orthocare Pavlik Bandajı

Yandaki resimde gördüğünüz üzere bebeğimiz bir süre bu askıda kalacakmış. Böylece kalça ve bacak kemikleri tam oturacak çıkık riski ortadan kalkacakmış.

Apar topar medikal mağazaya gittim ve saçma sapan bir pavlik bandajı (yandaki) aldım. Doktor kendisinin çocuk ortopedisti olmadığını ve bu konuda fazla bilgili olmadığını belirtti. O yüzden aldığım bandajın iyi olup olmadığına karar veremedi. Yandaki resimde aldığım bandajı görüyorsunuz. Hem kıskaçları çok kalın ve sert hem de bu bandaj ile bezini değişmek imkansız.

Neyse bandajı doktora verdim ve kızımız çığlık çığlığa askıya kondu. İlk kez böyle birşey yaşamanın vermiş olduğu üzüntüyü anlatamam. Dünyamız yıkıldı resmen. Yeni doğmuş bebeğinizi o şekilde görmek ve bu sürecin en az 2–3 ay devam edeceğini düşünmek çok ağır gelmişti.

Bu arada doktor isimlerini vermekten çekinmeyeceğim. İlk gittiğimiz doktor Göztepe Medikal Park doktoru Mehmet Uysal. Konuşması garibime gitse de açık sözlü birisi. Bebek ve çocuğun alanı olmadığını mutlaka başka bir isme gitmemiz gerektiğini bize söyledi ve birkaç isim önerdi.

  • Muharrem İnce
  • Ayşegül Bursalı
  • Gazi Zorer
  • Gökçe Mık
  • Bu arada İstanbul’da Anadolu yakasında yaşıyorum. Muharrem İnce ve Gökçe Mık; Fulya’da İstanbul Cerrahi Hastanesinde hasta kabulü yapıyorlar. Özel muayenehaneleri var. Hiç gitmedim.

-Ayşegül Bursalı kendi muayenehanesinde hasta kabul ediyor. Sanırım Şişli civarlarında.

-Gazi Zorer’de Bakırköy’de. Haftasonu o müsait olduğu için ona gittik.

Kendisi profesör doktor ve özel muayenehanesi var. Burada hem ultrason hem röntgen çekip, kendisi tedavi uyguluyor ayrıca ameliyat da yapıyor. Gittiğimizde, bandajının uygun olmadığını söyleyip başka bir bandaj verdi. İlk önce ticari amaçlı olduğunu düşündüm ancak gerçekten verdiği bandaj yumuşak kadifeden ve kıskaçları düz olan bir bandajdı. Ayrıca altını değiştirmek için de bandajı sökmeye gerek yoktu. Orthocare Pavlik Bandajı, yukarı paylaştığım beyaz giysili bebeğin bandajından. Bu arada belirtmekte fayda var. Tedavinin olumlu sonuçlanması için bandajın 24 saat boyunca hiç çıkmaması gerekiyor. En az bir ay süreyle böyle devam edilmeli. Sadece banyoda çıkarılmalı. Banyo da haftada 1’den fazla olmamalı. Yaz aylarında belki 2 olabilir. Doktorunuz en doğrusunu söyleyecektir. Bunun dışında bez değiştirmek için bile bandaj çıkarılmamalı.

Gazi Bey bu şekilde 3 hafta bandajı takmamızı söyledi ve sonrasında muayene edeceğini belirtti. Ancak benim için uzak olan bir yerde olduğu için başka bir doktor önermesini istedim. Bana isim veremedi ve gelmem için yol alternatifleri sundu. Böyle bir hareket gerçekten de garip geldi. O noktada zaten samimiyetsiz bulduğum bu doktoru bırakma kararı aldık. Ne kadar işinde iyi tam olarak bilmediğim için bu konuda yorum yapamayacağım. Ancak kalça displazisi zaten çok ince doktorluk gerektiren bir sorun değil. Bandajı kullanıyorsunuz ve zamanla sabırla düzelmesini bekliyorsunuz.

Kızım 2 aylık olunca ultrasonu çektirmeye gittik. Raporda ilerleme kaydedildiğini görünce çok sevindik. Raporla ilgili bir kaç teknik bilgi paylaşmamda fayda var.

Kalça ultrason raporunuzda sol ve sağ kalça için alfa ve beta açıları yazıyor olacak. Bir de bu açılara göre sonuç kısmını göreceksiniz.

Kalça tipleri

Raporun sonuç kısmı yukarıdaki referans aralıklarına göre belirleniyor. Peki ne anlama geliyor?

Tip I ve II kalçalar normal değerlendiriliyor. Tip 2 olan biraz problemli ancak kendiliğinden düzelir şeklinde yorumlanıyor. Ancak Tip 2 C ve aşağısı öyle değil. Tip 2C ve aşağısında kesinlikle tedavi uygulanması gerekiyor. Eğer bebeğiniz 6 aylıktan küçükse tedavi yöntemi çok kolay.

“Paylik bandajı”. Eğer 6 aylıktan büyükse alçıya alınıyor. 1 yaşından sonrasında ise artık cerrahi müdahale gerekiyor. 5–6 yaşlarından sonrasında da cerrahi müdahale bile çok düşük ihtimalle işe yarıyor. Haliyle bu hastalığın tedavisinde erken tanı kritik öneme sahip.

Bizim bebeğimizde 1. ay raporunda Tip 2 C kalça displazisi yazıyordu. Yani çıkık değil ancak tedavi edilmezse kesinlikle çıkık oluşacak. Pavlik bandajını sadece banyolarda çıkaracak şekilde 1 aydır kullanıyoruz. Haftada 1 kere banyo yaptırıyoruz ve bunun dışında bandajı kesinlikle çıkarmıyoruz. İlk 2–3 gün bandaj huzursuzluk veriyor ve ağlıyor ancak sonrasında alışıyor ve bunun normal hali olduğunu sanmaya başlıyor.

İkinci ultrasonumuzu 2 aylık olduğunda çektirdik ve sonuç Tip 2 B. Yani düzelme var görünüyor. Bu hali araştırdığım kadarıyla kullanmaya bir süre daha devam etmemiz gerekiyor. Normal kalça ölçülerine ulaşıncaya kadar ayda bir ultrason geçilecek ve değerlere bakılacak. Ancak tabiki son kararı doktor verecek. Doktor randevumuz henüz gelmedi. O yüzden bu yazımdaki tecrübelerim şimdilik bu kadar. Devam eden günlerde güncelleme yapacağım. Sorularınız olursa yorum kısmında belirtebilirsiniz.

Yazının ikinci kısmı için lütfen tıklayınız.

Kalça Protezi Ameliyatı

Konu özeti: Kalça protezi ameliyatı kişilerin kalçası ile ilgili yaşamış olduğu rahatsızlıklar durumunda uygulanan tedavilerin yetersizliği sonrası gerçekleştirilir. Ek olarak geç fark edilen doğuştan çıkık kalça hastalığı tedavisinde kalça protezi ameliyatı kullanılmaktadır. Hastalara bu yöntemle birlikte uygun yaşam koşullarının oluşturulması hedeflenir. Uygulanan tedavi sonrası hasta eski yaşamına ya da daha iyi yaşam standartları ile yaşamına devam eder.

Kalça protezi metal, metal-seramik karışımı veya polietilenden yapılmış yapay eklemlerden oluşmaktadır. Yapılan bu eklemler sonrasında kişinin sorunlu bölgesindeki problem büyük oranda giderilir. Kalça protez ameliyatları, uzman ortopedi cerrahları tarafından yapılmaktadır.

Kalça Protezi Ameliyatı Hakkında

Vücudumuzun yükünü taşıyan ve yük kaldırıp indirmemize olanak sağlayan kalça eklemleri; aşırı zorlama, ağır darbelere maruz kalma ve çeşitli hastalıklar sonucu hasar görmektedir. Hasar görmüş kalça eklem kemikleri, deformenin artması sonrası sakatlığa yol açabilmektedir. Bu tür sakatlıklar öncelikli olarak acı, batma hissiyatı veya şiddetli ağrı olarak kendisini gösterebilir. Kişi bu durumda gündelik hayatına devam edemez. Eğer doğuştan gelen bir problemden kaynaklı sorun var ise durum biraz daha zorlaşır. Zira bu tarz doğum anormalikleri ile doğan kişilerin hayatlarında ağrı her daim olan bir unsurdur.

Kişi bu durumdan olumsuz olarak etkilenir. Gündelik yaşamının kısıtlanmasına sebep olan bu sorun zamanla kişinin psikolojisini de etkileyebilmektedir.  Bu durumda bir Ortopedi ve Travmataloji  uzmanı ile görüşülerek gerekli tedavi uygulanabilir. Kişinin öncelikle hastalık geçmişi incelenir ve uygulanan tedavi yöntemleri belirlenir. Gerekli görüldüğü takdirde kalça protezi ameliyatı uygulanır. Bir çok hasta bu ameliyat sonrası eski sağlıklarına geri kavuşur. Kalça protez cerrahisi ile hastanın yaşamış olduğu kalça eklemi sorunları sona ermektedir. Kalça protezi ameliyatı, genel veya epidural anestezi ile yapılmaktadır.

 Prof. Dr. Fahri Erdoğan Kalça Protezi Ameliyatının Gerekli Olduğu Durumları Anlattı 

Prof. Dr. Fahri Erdoğan ülkemizde de çok sık karşılaşılan doğuştan kalça çıkıklığı, femur başı avasküler nekrozu, diz ve kalça kireçlenmeleri ile romatizmal hastalıklar konusunda bir çok deneyim elde etmiştir. Hayatının geniş yelpazesine yaymış olduğu bu protez cerrahi alanında aktif olarak çalışmaya ve tedavi uygulamaya devam etmektedir. Yılların vermiş olduğu tecrübe ve bilgi birikimini, tedavilerin ardından alınan olumlu sonuçlar neticesinde gözler önüne sermektedir.

Kalça çıkığı ya da kalça displazisi çocukluk veya bebeklik döneminde ortaya çıkan, kalça ekleminin düzgün gelişmemesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Tıp da Femur adı ile bilinen uyluk kemiği top şeklindedir. Kalça kemiğinde bu şekliyle oturarak birleşmektedir. Bu birleşmeye top ve soket eklemi de denilmektedir. Eklemin soket olarak adlandırılan kısmının çok geniş olmasıyla birlikte top, sıkı bir şekilde kemiğe tutunamaz. Bu durumda Kalça çıkıklığı meydana gelir. Erkan tanı ve teşhis durumunda bebeklik ve çocukluk döneminde yapılan tedavi süreci ardından birey sağlığına kolayca kavuşabilmektedir. Aksi halde ilerleyen dönemlerinde kalça protezi ile sağlığına kavuşabilir. 

Kalça Protezi Ameliyatı Tanımı

Hastalara uygulanan kalça protezi ameliyatı sonrasında hastanın uyması gereken bazı kurallar bulunmaktadır. Bu kurallar hastanın protezinin çıkmasını önlemek ve uzun yıllar sorunsuz bir şekilde protezi kullanabilmek için bulunmaktadır. Bu kuralların başında hastanın ani hareket etmemesi, yere oturmaması veya ilk 6 haftalık süre içerisine tehlikede olan protezin çıkması veya kaymasına sebebiyet verecek davranışlardan kaçınması yer almaktadır. Ayrıca hastanın protezin ömrünü uzatmak amacıyla yapması gereken bazı durumlar bulunmaktadır.

Örneğin, yasaklı hareketlerden kaçınmak tek başına yeterli olmayacaktır. Düzenli olarak yürüyüş yapması ilaçlarını doğru ve zamanında alması, kontrollerini aksatmaması gerekmektedir.  Gerektiği takdirde ayakkabı giyerken, merdiven çıkarken, ağır bir yük kaldırma durumlarında yardım alması gerekmektedir. Aksi takdirde protezinde kırılma, kayma ve hatta çıkma söz konusu olabilir.

Yazı İçeriği 

  1. Kalça Eklemi Sorunları Neden Oluşur?
  2. Kalça Protezi Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir?
  3. Kalça Protezi Çeşitleri Nelerdir?
  4. Kalça Protezi Ameliyatı Süreci?
  5. Kalça Ameliyatı Kimler İçin Uygundur?
  6. Kalça Protezi Ameliyatı Esnasında ve Sonrasında Ne Gibi  Sorunlarla Karşılaşılabilir? 
  7. Total Kalça Protezi Ardından Enfeksiyon Riskinden Korunmak için Yapılacaklar?
  8. Kalça Protezi Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. Kalça Eklemi Sorunları Neden Oluşur?

Kalça eklemleri çeşitli nedenlerden dolayı hasar görüp yıpranmaktadır. Bu yıpranma neticesinde hastanın kalça ekleminde cerrahi işlem yapılmalıdır. Kalça eklemlerinin güçsüzleşmesi ve yıpranmasına yaşlılık ve yaralanmalar neden olabilmektedir. Ayrıca kalça kırığı, kalça çıkığı, kemik tümörü ya da kanser metastazları gibi birçok hastalık da kalça eklemi sorunlarına etki etmektedir. Kalça eklemi sorunları, gençlerde ve ileri yaşlarda olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Gençlerde;

  • Doğuştan kaynaklanan genetik hastalıklar,
  • Çocukluk çağında geçirilen kalça eklemi hastalıkları,
  • Perthes hastalığı,
  • Osteonekroz hastalığı,
  • Romatizmal hastalıklar,
  • Tedavi olmamış kalça çıkığı gibi sebeplerden dolayı eklem kıkırdağının bozulması etki etmektedir.

İleri Yaşlarda;

  • Yaşlılığa bağlı,
  • Kemik erimesi sonucu kalça kırığından kaynaklanan kalça eklemi bozulması,
  • Kemik tümörü veya kanser nedeniyle kemiğin yapısının güçsüzleşmesi sonucunda patolojik kırık oluşması kalça eklemi sorunlarına neden olabilmektedir.

2. Kalça Protezi Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir?

Kireçlenmeye bağlı kalça protezi ameliyatı için iki önemli gerekçe vardır. Hastanın yürüme mesafesi 300 metrenin altında ise ve her gün ağrı kesici ilaç kullanmak zorunda kalıyorsa kalça protezi ameliyatı yapılabilir. Ağrıları nedeniyle ağrı kesici ilaçlar kullanan hastalarda böbrek ve karaciğer hastalıkları oluşabilir. Hastanın yürümesinin ağrısız ve rahat olması, ağrıları sebebiyle kullandığı ağrı kesicileri bırakması için protez ameliyatı olması gerekmektedir. Daha önce alternatif tedavi yöntemleri denemiş ancak kişinin kalça eklemi ağrı ve acısını dinmemişse kalça protezi ameliyatı için gerekli çalışmalar başlatılmalıdır.

3. Kalça Protezi Çeşitleri Nelerdir?

Total kalça protezi, hem kalça kemiğinin hem de kalça kemiği yuvasının değiştirilmesi işlemini kapsamaktadır. Sadece kalça kemiği değiştirilirse parsiyel kalça protezi işlemi yapılır. Hastalara hangi tip protez yerleştirileceği, ancak hastayı değerlendiren, hastanın ameliyat öncesi muayenesini gerçekleştiren, gerekli tetkiklerini planlayan ortopedik cerrah tarafından karar verilmeli ve gerçekleştirilmelidir.

4. Kalça Protezi Ameliyatı Süreci

Kalça protezi ameliyatı öncesinde hastaların muayeneden geçirilerek vücudunda hastalık veya bir enfeksiyon olup olmadığı araştırılmalıdır. Kalça protezi ameliyatından önce tüm hastalara kan ve idrar testleri yapılmalı, sonuçlara göre hastalar ameliyata hazırlanmalıdır. Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara ameliyat öncesinde ilaç kullanımını bıraktırılmalıdır. İlaç yerine kısa süreli kan sulandırıcı aşılar uygulanmalıdır. Ameliyattan sonra kanama riskinin ortadan kalkması halinde hasta eski tedavisine geri dönmelidir.

Hasta, kalça protezi ameliyatından sonraki gün 2-3 saat aralıklarla yürütülür. Bu durum oluşabilecek Derin Ven Trombozunu önlemenin en etkili yoludur. Çimentolu protezlerde ameliyat sonrasında hasta tam basabilirken, çimentosuz protezlerde kemik yapısına bağlı olarak bir süre baston desteği alınmalıdır.

5. Kalça Protezi Ameliyatı Kimler İçin Uygundur?

Kalça eklemi iltihabı, kalça çıkığı ya da damarlanma bozukluğuna bağlı olarak ileri safhalarına kalçası hasarlanmış hastalarda, farklı tedavi yollarından yarar sağlanamadıysa kalça protezi uygulanmalıdır. Günlük hayatımızı olumsuz etkileyen ağrılar, hareket edememe ve kısalık olmasından dolayı kalça protezi en iyi tedavi seçeneğidir. Genelde kalça protezi ameliyatı için hastanın 60 yaşın üstünde olması tercih edilir, ancak gerekli olduğu durumlarda daha genç hastalara da uygulanabilmektedir.

6. Kalça Protezi Ameliyatı Esnasında ve Sonrasında Ne Gibi Sorunlarla Karşılaşılabilir?

Kalça protezi ameliyatı esnasında kanama, kemikte kırılma, kemik çimentosunun erken donması ve sinirlerin yaralanması gibi problemler oluşabilir. Ameliyattan sonraki süreçte enfeksiyon, derin ven trombozu ve protezin yuvasından çıkması gibi riskleri vardır. Protezin erken gevşemesi gibi komplikasyonlar gerekli tedbirler alınarak en aza indirilebilir ancak bu riskin tamamen ortadan kalkması mümkün değildir.

7. Total Kalça Protezi Ardından Enfeksiyon Riskinden Korunmak İçin Yapılacaklar

Kana karışan bakterilerin kalça protezi ulaşarak orada enfeksiyon oluşturma olasılığı düşükte olsa vardır. Ameliyat sonrası, iki yıl içerisinde diş veya idrar yolları ile ilgili bir cerrahi işlem geçirecekseniz mutlaka kalça protezi ameliyatı olduğunuzu doktorunuza belirtmelisiniz.

Kalça Protezi Ameliyatı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Kalça Proztezi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Hastanın aktif bir enfeksiyonu bulunmadığı takdirde  önce anestezi doktoru ile görüşülür ardında engel olacak bir hastalık bulunmadığı takdirde kişinin ameliyat işlemi onaylanır.  Hastaya genel anestezi ya da bel altı uyuşturma sağlanır. Cerrahın tercihine göre 10-20 cm’lik bir cilt kesisi kullanılır. Hastanın kırık ve zarar görmüş kemikleri çıkartılarak yerine protez yerleştirilir.

Kalça Protezi Ameliyatı Kaç Yaşında Yapılır?
Kalça Protezi Ameliyatı Riskli Midir?
Kalça Protezi Ne Kadar Sürede İyileşir?

Hastanın ameliyat sonrası 4-5 saat içerisinde çoraplar ve destek eşliğinde yürümesi gerekmektedir. 4-5 gün arasından taburcu işlemleri gerçekleştirilir ardından 3-4 hafta  evde gözetim halinde bulunduktan sonra iyileşme süreci tamamlanır.

Kalça Protezi Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kalça Protezi Ameliyatı Sonrası Dikişler Ne Zaman Alınır?
Kalça Protezi Ameliyatı Sonrası Yürüme Ne Zaman Olur?

Hastalar ameliyattan 4-5 saat sonra varis çorapları ve yürüteç eşliğinde ilk adımlarını atmaya başlar. Takip eden 4-5 gün içerisinde de yürütülmeye devam eder. Totalde 1 ay sonra tam anlamıyla sağlığına kavuşmuş olan hasta bu süreci tamamladıktan sonra sağlıklı yürümeye başlar. Fakat hastanın bünyesine göre iyileşme süreci değişiklik gösterebilmektedir.

Kalça Protezi Ameliyatı Olanlar Yere Oturabilir Mi ?

Kalça protezi ameliyatı olan hastanın mutlaka dikkat etmesi gereken bazı durumlar söz konusudur. Bunların başında yere oturmayı örnek verebiliriz. Hastaların yere oturması kesinlikle yasaktır ve oturmak için yüksek yerleri tercih etmelidirler. Oturmuş oldukları zeminin de sert olmasına özen göstermeleri gerekmektedir.

Total Kalça Protezi Olanlar Hangi Sporları Yapabilir?
Kalça Protezinin Yerinden Çıkması Nasıl Anlaşılır?
Kalça Protezinin Ömrü Ne Kadardır?

Kullanılan maddenin alaşımına göre farklılık gösterebilmektedir. Buna ek olarak hastaya yapılan müdahale sırasında kullanılan teknik de bu ömrü etkiler. Fakat kullanılan madde seramik alaşımlı protez ise bu ömür 20-30 sene olarak gözlenmektedir.

Kalça Protezi Neden Gevşer?

Hastaların ameliyat sonrası uyması gereken bazı kuralar mevcuttur. Bu kurallara uyulmadığı takdirde protezde gevşeme meydana gelir. Bunlar kısaca ağır iş yapmak, ani hareket, yere oturmak,  yasaklı sporlarla uğraşmak olarak sıralayabiliriz.

Kalça Protezi Ağrısına Neden Ağrır?

Her ne kadar uygulanan tedavide kullanılan madde farklı bir madde olsa da, bulunduğu noktadaki işlev ne ise protez de onu yapar. Bu durumda kalça protezinin çıkması, kırılması söz konusu ise yine aynı kalça kemiği gibi ağrı meydana gelecektir.

Kalça Protezi Ağrısına Ne İyi Gelir?

Ağrıyan bölgeye 2-3 saatte bir 10-15 dakika kadar buz kompresi uygulanması ağrı durdurmada ve hafifletmede etkili olur. Ağrının bulunduğu bölgeye eller yardımı ile dizden itibaren yapılan masaj da iyi gelecektir.

Çocuklarda Öksürüğe Neden Olan Başlıca Hastalıklar ve Belirtileri 

Öksürmek; toz, virüsler, bakteriler ve yabancı cisimlerin solunum yollarında birikmesi ya da solunum yollarını tahriş etmesi sonucu ortaya çıkan bir reflekstir. 1 yaşından küçük çocuklarda sabah öksürüğü akciğerlerin gelişimine bağlı olarak ortaya çıkar. 3 yaşına kadar sabahları öksürük görülmesi normaldir. Yine 6. aydan sonra diş çıkarmaya bağlı olarak ağız içi salgıları arttığından diş çıkarma dönemi boyunca özellikle geceleri öksürük görülmesi normaldir. Bu süreç ikinci diş çıkarma dönemi olan 6 yaş civarında yeniden tekrarlanabilir.

Diş çıkarma döneminde çocukların başının altına yastık koyarak başını yükseltmek uyurken ağız içi salgılarının solunum yollarında birikmesini engeller. Çocuklarda aşırı öksürük kan basıncını yükselterek karın, göğüs ağrısı ve kusmaya neden olabilir. Bu yüzden doktor kontrolü altında antitüsif ilaçlar kullanılabilir. Çocuklarda en yaygın görülen öksürük şikayeti soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkar.

Bir yıl içerisinde 6 ile 10 defa hava değişiminden kaynaklı basit enfeksiyonlar görülmesi uzmanlar tarafından normal olarak kabul edilmektedir. 

Bu süreçlerin dışında astım, farenjit, larenjit, sinüzit, bronşit, bademcik iltihabı, kulak iltihabı gibi hastalıklar ile çocukluk dönemi hastalığı olan boğmaca, kızamık, kabakulak ve kızamıkçık gibi hastalıklarda uzun süren, inatçı karakterli öksürükler görülebilir. 

  • Boğmaca; bebeğin boğulacak gibi öksürdüğü, inatçı karakterli, nefes darlığına neden olan bakteriyel bir çocukluk dönemi hastalığıdır. Diğer belirtileri arasında düşük ateş, halsizlik, yapışkan balgam, yemeği reddetme ve burun akıntısı yer alır. Erken müdahale edilmediği durumlarda belirtiler ağırlaşarak burun kanaması, kulak iltihabı, havale ve solunum durması görülür. 
  • Bronşit; Gribal enfeksiyonların tam olarak iyileşmediği ve ilerlediği durumlarda ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Boğmaca ve kızamık sonrasında da gelişebilir. Şiddetli öksürük krizleri, sürekli boğaz ağrısı, gıcık, hırıltı, nefes darlığı ve önce kuru sonra balgamlı olarak görülen öksürük belirtileri arasındadır. 
  • Yabancı cisim aspirasyonu;

    Heimlich Manevrası

     Çocuğun hava yutması, sıvı maddelerin boğazına takılması ve bozuk para, boncuk, oyuncak gibi katı maddelerin yutulması durumudur. En sık görüldüğü dönem 1 ile 3 yaş arasıdır. Fakat her yaşta çocukta görülebilir. Belirtileri arasında çocuğun boğulacak gibi öksürmesi yer alır. El ile almaya çalışmak katı maddeyi daha da geri itme tehlikesi taşıdığından Heimlich Manevrası ile sırta basınç uygulanmalıdır. 

Çocuklarda Öksürük Görülmesi Durumunda Yapılması Gerekenler

 Öksürük tedavisine başlamadan önce aile; 

  • bebeğin genel durumu;
  • öksürüğün sıklığı ve karakteri;
  • ve vücut ısısını yakından takip etmelidir. 

Bu süreçte oda iyice havalandırılmalı, çocuğun bol sıvı tükettiğinden emin olunmalı, alerjiye neden olabilecek tüylü battaniyeler ya da oyuncaklar varsa çocuğun bulunduğu ortamlarda bulundurulmamalıdır. Uykuda görülen gece öksürükleri için daha yüksek bir yastık kullanmak ve uyumadan önce papatya çayı gibi mukusu incelterek göğsü rahatlatan çaylar denenmelidir. 

Çocuğun öksürüğü nasıl geçirilir?

Enfeksiyona bağlı durumlarda virüslerin vücuttan daha hızlı atılması için çorbalar ve bitki çayları verilmelidir. 1 yaşından büyük çocuklarda bal etkili bir tedavi yöntemidir. Ilık su, buhar banyosu, sıcak su ile el ve ayak masajı öksürük nöbetlerini sakinleştirmekte etkili olmaktadır. 

Gribal enfeksiyonlarda öksürük şiddeti azalarak yaklaşık 10 ile 14 gün devam edebilir. Bu süreç boyunca her gün bal karıştırılmış elma çayı vermek enfeksiyonların daha hızlı atılmasına yardımcı olur. 2 haftadan uzun süren ve şiddeti sürekli olarak artan öksürüklerde doktor muayenesi şarttır. İlaçları düzenli kullanmak ve tedavi sonrası kontrolleri yaptırmak hastalığın yeniden tekrar etmesini engelleri. Bu süreçte reçetesiz ilaç kullanmak çok tehlikelidir. Kesin tanı ve tedavi yöntemi sadece doktor tarafından belirlenmelidir. 

Çocuklarda Öksürük Tedavisi 

Tedavi yöntemleri hastalığın tanısı ve evresine göre değişmekle birlikte çözüme yönelik 4 temel tıbbi ilaç türü vardır. Bunlar oksijenlendirme sağlayanlar, mukus salgısını yumuşatan mukolitikler, öksürük kesici antitisüfler ve alerjik reaksiyonları azaltan antistaminiklerdir. Enfeksiyona bağlı hastalıklar antibiyotik destekleri ile birlikte kombine edilir.  

İlerlemiş durumlarda doktor 1 gecelik hastane gözetimi talep edebilir. Gerekli testler ve oksijenlendirme sonrası ihtiyaç duyulursa ikinci basamak tedavilere geçilir. 

Reflü ve Reflünün Belirtileri Nelerdir?

Reflü belirtileri

Mide içerisinde asit üretiminin artış göstermesi sonucunda midedeki asit, mide sıvıları ve midedeki besinler yemek borusuna kaçar. Bu durum tanımlayan reflü rahatsızlığının vücutta farklı etkileri görülür. Özellikle de gündelik yaşantıyı doğrudan olumsuz yönde etkileyecek niteliklerde belirtiler ortaya koyan reflünün, tedavisi mutlaka yaptırılmalıdır. Genel olarak midede yanma, ekşime ve ağız içerisinde kötü ve acı tat oluşumu şeklinde belirtiler ortaya koyan reflünün yaş grubuna göre değişiklik gösterebilecek belirtilerinin ortaya çıkması da söz konusudur.

Bebeklerde ve Çocuklarda Reflü Belirtileri

Bebeklerin vücutlarındaki pek çok fonksiyonda olduğu gibi mide kapakçığının fonksiyonunun da tam olarak gelişmemiş olmasından kaynaklı olarak sık görülebilen mide reflüsünün bebekte ortaya çıkartabildiği belirtiler arasında;

  • İstifra ve mide bulantılarının sık olması,
  • Hıçkırma,
  • Seste kısıklık,
  • Orta kulak iltihaplanması,
  • İştahsızlık ve yemek istememe,
  • Gelişiminde aksaklıklar,
  • Göğüs bölgesinde ciddi yanma hissi,
  • Ağza acı tat gelmesi

şeklinde olur.

Yetişkinlerde Reflü Belirtileri

Yetişkinlerde reflünün ortaya çıkması halinde özellikle midede yanma ve mide ekşimesi belirtileri görülür. Bunun dışında yetişkinlerik göğüs bölgesinde yanma ve beraberinde eşlik eden şiddetli ağrı oluşumu görülür. Bu ağrının kol ve sırt bölgelerine de yayılması muhtemeldir. Seste kısılma, iştahsızlık, nefes problemleri, solunum güçlükleri, yutkunmanın zorlaşması ve boğazda besinlerin takılı kaldığı hissinin ortaya çıkması mümkün olur.

Tüm reflü belirtileri halinde tedavisi için gerekli olan önemin gösterilmesi çok önemlidir. Özellikle de mide asidinin reflüden dolayı bölgede yarattığı tahribat başta yemek borusu kanseri ve mide kanseri olmak üzere pek çok riskli sağlık probleminin de ortaya çıkmasına neden olabilir.

Reflü Nedenleri Nelerdir?

Reflünün ortaya çıkmasında pek çok etken rol oynayabilir. Ancak genel olarak toplumda reflü nedenleri arasında ilk sırada aşırı yeme ve buna bağlı olarak hazımsızlık problemlerinin yaşanması gelmektedir. Bunun dışında reflünün nedenleri arasında;

  • Sağlıksız beslenme (fast food, çok yağlı, baharatlı yiyecekler ve gazlı/asitli yiyecekler),
  • Alkol ve sigara bağımlılıkları,
  • Düzensiz beslenme alışkanlıkları,
  • Hız yemek yeme,

gibi hususlar yer alır. Bu reflü nedenleri dolayısı ile ortaya çıkan şikayetlerde en kısa süre içerisinde uzman doktora başvurulması büyük bir önem taşımaktadır.

Reflünün Tanısı Nasıl Koyulur?

Reflü ve gastrit problemlerinin tanısı günümüz modern teknolojisi ile oldukça basittir. Bu kapsamda da özellikle gastrit tanısı için ‘endoskopik’ yönteminden yaygın olarak faydalanılıyor. Endoskopik cihaz sayesinde artık hem gastrit rahatsızlığına yol açan bakteri tespit edilebiliyor hem de reflü tedavisi için gerekli olan verilerin elde edilebilmesi mümkün oluyor. Bu yüzden de günümüzde reflü ve gastrit tanısı için yoğun şekilde endoskopik kullanılıyor. Sağlık merkezi tarafından kullanılan endoskopik yöntem sayesinde eğer hastanın reflü veya gastrit kaynaklı yemek borusu problemleri bulunuyor ise bununda tespiti gerçekleştirilmiş oluyor. Son yıllarda endoskopik teknik ile birlikte hem reflünün hem gastrit için tanılama işlemlerinde 1 günlük pH değeri takibi, sintigrafi ve ultrason gibi teknik kullanılıyor.

Reflü Tedavisi Nasıl Yapılır?

Endoskopi tedavisi

Günümüzde reflü tedavisi için doğrudan cerrahi ya da ilaç tedavisi uygulanmaz. Reflü ya da gastrit belirtileri görülen kişiler için öncelikli olarak bitkisel kesin tedavi yöntemleri uygulanır. Özellikle de bebeklerdeki reflü tedavisi için ağırlıklı olarak takip edilir. Yani kendiliğinden geçme olasılığından dolayı uzman ekip tarafından takip edilir ve bu süreçte tetkikler uygulanır. Ancak hem bebeklerde hem de yetişkinlerde reflü ve gastrit rahatsızlığının ileri seviyede olması halinde uzman hekim tarafından cerrahi operasyonlar gerçekleştirilir. Hastanın reflüsünün belirtilerinin yani semptomlarının ileri seviyede olması ya da bebeklerde olabilen yemek borusunun çok dar olmasından kaynaklı reflü oluşumları söz konusu ise cerrahi müdahale ile ameliyat edilir.

Reflü tedavi merkezi çatısı altında bulunan ‘Gastroentroloji’ bölümüne başvuru yapılması gerekir. Ancak tedavi merkezi bünyesinde bu bölüm bulunmuyor ise ‘Dahiliye’ bölümüne başvuruda da bulunulabilir. Eğer cerrahi operasyon gerektiren bir reflü rahatsızlığı bulunuyor ise mutlaka tam teşekküllü bir bir tedavi merkezi olmasına dikkat edilmesi gerekir. Kesin tedavi için gereklilik teşkil eden cerrahi müdahalelerde öncelikli olarak endoskpi tekniği kullanılır. Bu teknikte ağızdan, yemek borusuna ve mideye ulaşan bir kameraya sahip olan özel bir ekipman kullanılır. Bu yöntem ile cerrahi müdahaleler daha kısa sürede tamamlanabildiği gibi tedavi merkezi bünyesindeki yatış süresi de çok daha kısa oluyor. Böylelikle tedavi merkezi çatısı altında reflünün tedavi edilmesi ile en kısa süre içerisinde gündelik yaşantıya geri dönüş sağlanabiliyor.

Reflü Doğal Tedavi Yöntemleri

Ancak günümüzde reflü tedavisi için kesin çözüm sağlayan alternatif tedavi yöntemleri cerrahi operasyonlara göre çok daha yoğun şekilde tercih edilir. Evde pratik bir şekilde herkes tarafından hazırlanabilecek bitki çayları, doğal kürler ve diğer yöntemler sayesinde artık reflünün belirtilerinden tamamen ve kesin şekilde kurtulabilmek mümkün oluyor. Bu kesin çözüm sağlayan bitki çayları arasında papatya çayı ilk sırada kendisine yer bulurken, bitkisel ürünler arasında ise patates kürü öne çıkıyor. Bu iki bitkisel ve doğal ürünle evde kesin çözüm sağlayan tedaviler çok ileri olmayan reflü için uygulanabilir.

En sık yaşanan rahatsızlıklardan biri de kalça çıkıklığıdır. Bu rahatsızlık bazı durumlarda kendini belli etmezken, bazı durumlarda direkt olarak açığa çıkmaktadır. Tedavisi uzun ve zorlu olabildiği gibi, basit bir şekilde de halledilebilmektedir. Bunun için her insanın ideal kilosunda olması ve bunu kontrol altına almak için sürekli spor yapması gerekmektedir. Fazla kiloları olan kişilerde kalça çıkıklığını kontrol altına almak daha zorlu bir süreç haline gelmektedir. Ayrıca, fazla kiloları olan kişilerin kemik ve kasları aslında düşünüldüğünden daha zayıf olmaktadır. Bunun sebebi kemiklerin ve kasların fazla kilolar neticesi ile yağlanmaya başlamasıdır. Kalça çıkıklığı çoğu durumda tek tedavisi ameliyat olarak da görülebilmektedir.

Kalça Çıkıklığı Belirtileri Nelerdir?

Kalça çıkıklığının en temel belirtisi, çocuk yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Bunun sebebi bebeklikte kasların ve kemiklerin daha yumuşak olması itibari ile meydana gelen kalça çıkıklığının kaslar yerine oturup sertleşene kadar kendini göstermemesidir. Kalça çıkıklığı yaşayan çocuklar, obeziteye meyilli olabilirler. Hızlı kilo artışının başlaması ile de kalça çıkıklığının seviyesi giderek artar. Bunun dışındaki kalça çıkıklığının en yaygın ve gözlenen belirtileri ağrılar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Kalçada ve kasıklarda meydana gelen ağrılardan sonra, yürümede zorluk da gözlenebilir. Bacaklarda ağrıların şiddetlenmesinden sonra bazı kalça çıkıklığı rahatsızlıklarında kalçalarda morarmalarda gözlenebilir. Kalçayı hareket ettirirken sızı girmesi ve hareketlerin sınırlanması gibi belirtilerde kalça çıkıklığında sıklıkla görülmektedir.

Kalça Çıkıklığı Neden Olur?

Özellikle bebeklerde daha sıklıkla karşılaşılan kalça çıkıklığının en önemli 7 nedeni şöyle sıralanabilir;

  • Bebekleri kundaklamak ve sıklıkla kundakta tutmaz bebeklerin hareketlerini sınırlandırdığı gibi kalça çıkıklığı ihtimalini de hayli yükseltir.
  • Sadece bebekler için değil çocuklar ve yetişkinler içinde geçerli olan bir diğer neden dar kıyafetleri sıklıkla tercih etmektir. Özellikle bebeklerin yaş aralığına uymayan küçülmüş çoraplar dahil dar kıyafetlerin giyilmesi bebeklerin hareket alanını yine sınırlandıracaktır. Ayrıca dar kıyafetler bebeklerin bacaklarının, kollarının, bellerinin ağrımasına da neden olur.
  • image
  • Bebekler uyudukları zaman bacaklarını açmak isteyebilir ve bu şekilde uykuya dalabilirler. Ebeveynlerin en büyük yanlışlarından biri de bebeklerin bacaklarını düz bir şekle sokmak ve ayırdığı bacaklarını birleştirmeye çalışmaktadır. Bu durumun sonucunda da yine bebeklerde kalça çıkıklığı görülebilecektir.
  • Bebeklerin ayaklarından tutup kaldırmaya çalışmak en sık görülen kalça çıkıklığı nedenir. Kesinlikle uygulanmaması gereken en tehlikeli hareketlerden biri de budur.
  • Bebeklerin yürüteçe bindirilmesi ve uzun saatler bu şekilde gezmesine müsaade edilmesi bebeklerin gelişmekte olan kalçalarını zorlayarak kalça çıkıklığına sebebiyet verecektir.

image

  • Doğumdan önce bebek bakım kurslarına katılmanın en büyük faydası bebeğin nasıl doğru bezleneceğinin öğrenilmesidir. Bebekler yanlış bezlendiklerinde, özellikle bezlerin bantlarının aşırı sıkılaştırıması durumunda kalça çıkıklığı sıklıkla görülecektir.
  • Bebeğin doğumundan, yürümeye başladığı ana kadar sürekli kucakta taşıma gerçekleştirilmektedir. Bu durumda kundaklama esnasında bacakların sımsıkı şekilde birleştirilmemesi ve özel olarak sımsıkı şekilde kundaklanmaması önemlidir. Kalça çıkıklığının en büyük nedenlerinden biri de budur.

Kalça Çıkıklığı Tedavisi Nedir?

Bebeklik döneminden yetişkinlik dönemine, hangi evrede olunursa olunsun kalça çıkıklığı için tedavi mümkündür. Bazen fizik tedavi bazense ameliyatla kalça çıkıklığı rahatsızlığından kurtulunabilir. Yalnız, bebeklik döneminde yaşanan kalça çıkıklığının tedavisi, her zaman daha zorlu olmaktadır. Eğer tedavi edilmezse ya da doğru teşhis konulmazsa, sonucu sakatlığa kadar uzanabilmektedir. Öncelikle bu hastalık için tedaviye başlama aşaması, test ve tetkikler ile başlar. Gerek görülürse ultrason, film ve emarda tedavinin başlaması için uygulanır. Kalça çıkıklığı ameliyatı genellikle eklem protezi şeklinde gerçekleştirilir. Kişi ameliyat olmak istemiyorsa, özel ayakkabı kullanılması da önerilir. Bunun dışında diğer bir tedavi yöntemi, kısalan bacağın uzatılarak kişinin daha rahat etmesinin sağlanmasıdır.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации