Андрей Смирнов
Время чтения: ~38 мин.
Просмотров: 0

Uyuz Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Kemik bütünlüğünün bazı darbelere ya da farklı sebeplere bağlı olarak bozulma göstermesine kırık adı verilir. Kırıklar zaman zaman kendiliğinden de oluşabilir. Fakat çıkık böyle değildir peki kırık çıkık durumlarında neler yapılmalıdır.

Kırık Belirtileri Nelerdir?

  • Hareket ettikçe yoğun bir şekilde artış gösteren ağrı
  • Kırığın olduğu bölgede şişlik
  • Şekil itibariyle kırılan bölgede bozukluklar
  • Kırığa bağlı olarak oluşan ödemlerden dolayı morarma
  • Kırığın olduğu bölgeye hareket ettirememe

Kırık Çeşitleri

Açık ve kapalı olmak üzere toplamda iki farklı kırık çeşidi bulunur. Bunlar açıklamak gerekirse;

Açık kırık

Enfeksiyon ya da kanama riski taşıyan bu tür kırık çeşitlerinde, kırılan bölgenin kemik uçları deriden dışarı çıkabilir. Bu duruma bağlı olarak da deri üzerinde hem doku hem de şekil bozuklukları meydana gelir.

Kapalı Kırık

Vücudun iç kısmında meydana gelen kırık çeşitlerinin geneline verilen isim. Bu tip kırıklar da deri üzerinde herhangi bir bozulma ya da zedelenme meydana gelmez. Ancak  kısımda kemik bütünlüğünde kırığın derecesine göre bozulmalar görülür.

Kırıklara Bağlı Olarak Ortaya Çıkabilecek Olumsuz Durumlar Nelerdir?

İnsanların vücudunda her ne sebeple olursa olsun kırık meydana gelmesi bazı olumsuz durumlara yer açabilir. İlk müdahale ve devamındaki tedavi sürecinde doğru teknikler tercih edildiği takdirde kırık çıkık durumlarından çabuk kurtulma olanağı bulunur.

Kırık oluşması sonucunda meydana gelebilecek olumsuz durumlardan biri; kırığa bağlı olarak kaslarda yaralanmadır. Kasların zede görmesi hareket etmede de kısıtlama gibi durumlara sebep olur.

Kırık oluşan bölgenin yakınlarındaki damarlarda ve sinirlerde sıkışmalar görülebilir. Ayrıca yine aynı bölgede soğukluk ve nabız alamama gibi durumlara sıkça denk gelinebilir.

Kırık çıkık kişiye değişiklik gösterse de genel olarak vücudunun herhangi bir yerinde kırık olan kişilerin şoka girdiği de bilinir.

Kırık Tedavisinde Uygulanan Yöntemler Nelerdir?

İnsanların vücutlarında bir yer kırıldığı zaman ağrı şiddeti yüksek olduğundan dolayı acilen doktor arayışına girerler. Ancak bazen kol ya da bacak kırılması gibi durumlarda herhangi bir ağrı oluşmaz.

Özkaya Tıp Merkezi’nde tüm kırık tedavilerini yaptırmanız mümkündür. Üstelik alanında uzman hekimler tarafından ilk muayene ve tedavi sürecini yapılır.

Kırığın çeşidine ve hangi bölgede olduğuna göre uygulanacak tedavi şeklinde farklılıklar görülebilir. Genel olarak uygulanan kırık tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir;

  • Kırık olan bölgeye alçı uygulaması yapmak: Bölgeye uygulanan açılar kırık olan kısmın tam olarak kaynaması gerçekleşene kadar sarılır durur.
  • Açık redüksiyon: Uygulanan bu tedavi yönteminde hastalar ameliyat edilir. Ameliyat yapılırken öncelik kırık parçaların yerine koyulmasıdır. Daha sonra kemiklere çivi ya da vida gibi farklı aparatlar takmak gerekebilir. Doktorlar sadece kendileri gerek duydukları durumlarda ameliyat ederler.
  • Alçı ve Atel: Tam alçıya göre daha az destekleyici özelliği bulunan Atel tedavisi, hasar görmüş yumuşak dokuları tedavi eder. Özellikle kırılan bölgede yoğun şişlik görülmesi durumunda bu tedavi yöntemi tercih edilir.
  • Dışarıdan tespit: Bu yöntemde kırığın olduğu bölgedeki kemiklerin üst ya da alt kısımlarına vida gibi farklı materyaller takılır. İlave edilen materyaller birbirine bir çubuk yardımıyla bağlanır. Bu çubuklar dışarıdan görülebilir.
  • Teller, plaklar, vida ve çubuklarla çiviler de kırık tedavisinde tercih edilen yöntemler arasında yer alır.

image

Çıkık Nedir?

İki ya da daha fazla kemiğin bir araya geldiği kavşak noktası sayılan eklemlerin yara almasına çıkık adı verilir.

Genel olarak ani hareketlerde ya da vücudun anormal olarak gösterdiği eylemlerde ortaya çıkar. Ortaya çıktıktan sonraki dönemde bir süre kareler kısıtlılığı yaşanabilir.

En yaygın görülen çıkık türleri omuz ve parmaklarda oluşur. Ayrıca dirsek, kalça ve diz de çıkığın denk gelme olasılığı yüksek olan bölgeler arasında yer alır.

Şu detayı da bilmek gerekir ki; bir bölgede meydana gelen çıkığın ardından aynı durumun tekrarlama ihtimali fazladır.

Çıkık Belirtileri Nelerdir?

Çıkık olması sonucunda genel olarak kemikler yer değiştirir. Hatta çıkığın olduğu alanda ciddi şişlikler meydana gelebilir.

Çıkığı ilk etapta anlamamak normaldir. Oluştuğu bölgede şekil bozuklukları oluşabilir. Çıkık oluşması durumunda ortaya çıkan bazı semptomları şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • Çıkığın olduğu bölgede karıncalanma hissi
  • Bir müddet hareket kısıtlılığı yaşama
  • Hareket ederken şiddet derecesi değişkenlik gösteren ağrı ya da sızı
  • Bölgede anormal gözüken şekil bozukluğu
  • Çıkığın bulunduğu bölge ya da yakınında uyuşukluk hissi

Kırık Çıkık Durumunda Yapılabilecek İlk Yardım Müdahaleleri Nelerdir?

Kendinizde ya da o sırada yakınınızda bulunan bir kişide kırık çıkık vakası görüldüğü zaman yapılması gereken ilk müdahaleleri doğru bilmek büyük önem taşır.

Çıkık durumunda yapılabilecek İlkyardım müdahaleleri için birkaç madde hazırlamak mümkündür;

  • Öncelikle kırık çıkık olan bölüm doğru bir şekilde tespit edilir
  • Ancak kesinlikle yerine koymaya uğraşılmaz
  • Hastaya ağız yoluyla herhangi bir gıda verilmez
  • Çıkığın olduğu bölgedeki nabız durumu, derinin rengi ve ten ısısı gibi detaylar kontrol edilir
  • En önemlisi ve kesinlikle olması gereken tıbbi yardım istenir

Kırın Çıkık İyileşme Süreci Nasıldır?

Eklemlerin zedelenmesi olaylarının başında yer alan çıkık, her zaman acil ve çabuk müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Tedavi süreci ve kırık çıkığın iyileşmesi için tahmini olarak geçecek zaman dilimi hakkında net bir şey söylemek için hangi bölgede olduğunun tespit edilmesi gerekir.

Kırık Çıkık Tanısı Nasıl Konur?

Hastada kırık çıkık gibi bir durumdan şüphe edildiği zaman emin olmanın temel iki yolu vardır. 

Röntgen

Röntgen sayesinde eklemlerde meydana gelmiş olan kırık çıkık hasarının derece tespitini yapmak ve tedavi yöntemi belirlemek mümkün olur. 

Mr

Daha yumuşak dokulara meydan gelen çıkık vakaları için Mr çekilmek daha doğru olur. Hastaların hangi filmi çektireceğine doktorlar karar verir.

image

Çıkık Tedavisi Nasıl Yapılır?

Çıkık tedavisi için uygulanabilecek birden fazla yöntem vardır. Bu yöntemleri kısaca şu şekilde sıralamak gerekirse;

Yerine oturtma

Her doktor çıkık tedavisinde farklı yöntemler deneyebilir. Bazı doktorlar hastaya birtakım hareketler yaptırarak çıkığın yerine oturmasını sağlamaya çalışır. Bazen bu tedavi yönteminde duruma göre genel ya da lokal anestezi uygulanması gerekebilir. 

Ağrı Kesici İlaç

Kemikler yerine oturtulduktan sonra bir süre sonra ağrı ya da sızı gibi olumsuz durumlar oluşabilir. Buna bağlı olarak da hastaların ağrı kesici ilaçlar kullanmasına gerek duyulabilir. 

Sabitleme

Kemikler yerine oturtulduktan sonra bir dönem hareketsiz kalması eski işlevine kavuşabilmesi açısından önem taşıyan bir detaydır. Kemiklerin hareketsiz kalması ve hastayı zorlamaması için alçı, Atel ya da farklı materyaller kullanılarak sabit halde kalması sağlanır. 

Ameliyat

Çok yoğun olmasa da bazı çıkık vakalarında cerrahi operasyon gerekebilir. 

Hastalığa neden olan böcek gözle görülmeyecek kadar küçüktür. Deri altından ilerlediği için de görmek pek mümkün değildir. Hastalık kaşıntısı nedeniyle oldukça rahatsız edicidir. Bulaşıcı olması en korkulan özelliğidir. Uyuz hastalığı ile ilgili bilinen en büyük yanlış pislikten ortaya çıkıyor olmasıdır. Uyuzun oluşması için pis ya da temiz olmanın bir önemi yoktur. Uyuz paraziti temiz kişilerde de oluşup üreyebilir.

Özellikle kış ve sonbahar döneminde daha sık görülen hastalığın kalabalık mekanlarda oluşma ihtimali daha yüksektir. Uyuz 15 yıllık salgın döneminden sonra 15 yıllık sakinlik evresi geçirir. Vücudun hemen bölgesinde oluşabilir ve diğer bölgelere ilerleyebilir.

Uyuz hastalığının görüldüğü belirli bir yaş grubu da yoktur. Hemen her yaşta kadınlarda ve erkeklerde eşit oranlarda görülebilmektedir. Son derece rahatsız edici olan hastalığın tedavisi mümkündür. Bunun yanında çeşitli korunma yolları da mevcuttur. Günlük hayatta birkaç detaya dikkat ederek kendinizi koruyabilirsiniz.

İçindekilerKapat

Uyuz Hastalığı Nedir?

Uyuz hastalığı, Sarcoptes scabiei isimli bir parazitin insan derisine yerleşerek tüneller açıp ilerlemesiyle oluşan deri hastalığıdır. Böcek tüneller ve delikler açarak ilerler ama bunların gözle görülmesi olanaksızdır. Deri altında yumurtlama yoluyla üremeye devam eder. İlk başladığı andan 15 gün sonrasına kadar çoğu yeri sarar ve deri yüzeyine çıkmaya başlar. Böylelikle deride kabarma, kıl kökü iltihaplanması da görülebilir. Halk arasında hastalığa gidişik adı verildiği bilinmektedir.

Uyuz Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Uyuzun en sık görülme nedeni at, koyun, eşek gibi hayvanlardan veya başka birisinden bulaşma şeklidir. Bulaşmakta o kadar hızlıdır ki salgına bile yol açabilir. Bu nedenle savaş, deprem, kıtlık gibi dönemlerde uyuz hastalığının çok sık görüldüğü tespit edilmiştir. Çocuklarda uyuz hastalığının görülme olasılığı yüksektir. Sarcoptes scabiei adı verilen parazitin oluşmasını tetikleyen birçok durum vardır. İyi havalandırılmamış ortamlarda kısa sürede bulaşıp yayılabilirler.

Uyuz Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Hastalıkta en sık görülen belirti gece saatlerinde artan kaşıntılardır. Kaşıntı özellikle parmak aralarında, sırtta, boğazda, ellerde ve göbek çevresinde fazladır. Kaşıntı ve yaralar ayrıca genital bölgede, bacaklarda görülebilir. Kaşıntı şiddeti uykuyu bölecek kadar fazla olabilmektedir. Uyuz paraziti yüz, sırt ve göğüs bölgesinde pek tutunamaz. Bu nedenle buralarda yara ya da kaşıntı ihtimali azdır. Böceğin açtığı tüneller en net belirtidir.

Tünelleri doğrudan görmek olanaksızdır ama delikler içine dolan kirler nedeniyle siyah noktaların oluşumu söz konusudur. Hastalık ilerlerse deri pullu bir görünüm oluşabilir. Hastalığın erken dönemindeki en önemli belirtileri ise kırmızı veya sulu kabarcıklar ile döküntüdür. Belirtilerle birlikte doktora gelen kişilerde teşhis son derece kolaydır. Hasta belirtileri söylediğinde uzman zaten doğrudan uyuz hastalığından şüphelenecektir.

Emin olmak için elle ve gözle muayene de destekleyici olacaktır. Cildin durumundan doktorlar uyuz hastalığını çok kolay anlayabilir. Teşhis hızlıca konulabildiği için ve başka hastalıklarla karıştırılma olasılığı az olduğu için tedavi etkin şekilde ilerleyecektir.

Uyuz Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Uyuz hastalığından korunmanın en önemli yolu hastalığı geçirmekte olan kişiden ve eşyalarından uzak durmaktır. Bu nedenle uyuz hastalarının kıyafetleri, örtüleri ve yatakları başkası tarafından kullanılmamalıdır. Tokalaşmak ve öpüşmek uyuzun geçmesine neden olduğu için bu selamlaşmaları bir süre uzaktan yapmakta yarar vardır.

Evde uyuz hastası tüm eşyalar yıkanmalı ve hatta kaynatılmalıdır. Yıkanamayacak durumdaki eşyalar için ise mutlaka ilaçlama yapılmalıdır. Yakınlarında uyuz hastalığı geçiren kişilerin de kontrol edilmesi ve önleyici tedaviye başlaması önerilmektedir. Önlem olarak herkesin banyo sonrasında tüm kıyafetlerini değiştirmesi önemlidir.

Uyuz Hastalığının Tedavisi Nedir?

Uyuz hastalığı tedavisi mümkün ve kolay bir hastalıktır. Tedavi, krem şeklindeki ilaçların kullanmasıyla büyük oranda başarıyla sonlanır. Kremler uygulanmadan önce banyo yapılır ve vücut temizlenir. Sonrasında krem uygulanabilir. Özellikle gece banyo yapıp krem sürülmesi ve sabah tekrar banyo yapılması önerilir. Krem mutlaka kuru cilde sürülmeli ve mutlaka 8-10 saat arasında ciltte kalmalıdır. Kremle tedavi doğru yapılırsa 10 gün içinde sonuca ulaşılabilir.

Kontrolde geçmemiş olduğu ya da tekrar ettiği görülürse tedaviye devam edilmelidir. Bu kremlerin yan etkisi olarak ciltte yanma hissi görülebilmektedir. Tedavi yöntemlerinin bir diğeri ise solüsyonlardır. Krem formundaki solüsyonlar da aynı şekilde 8-10 saat kadar ciltte kalmalıdır. Kremlerden farklı olarak haftada bir kere doktorun önerdiği dozda kullanılır. Solüsyon tedavisi emzirenlere, hamilelere, bebeklere ve sinirsel rahatsızlıkları olanlara uygulanmamaktadır.

Solüsyonun kullanımında en önemli nokta dozdur. Kremin fazlası ciddi zararlara neden olabilir. Uyuz tedavisinde diğer aile bireylerinin de tedavi olması önemlidir. Uyuz olan kişi ile yakın teması olan herkes tedavi kapsamına alınmalıdır. Aksi halde hastalığın kontrol altına alınması zordur ve muhtemelen sürekli tekrarlama ile karşılaşılır. Hasta olan kişinin tüm eşyaları tedavi boyunca ve tedavi bittikten sonra mutlaka yıkanmalıdır.

Uyuz Olan Kişilerin Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?

Uyuz hastalığı geçiren kişilerin doktorun verdiği ilaçları özenle kullanması ilk önemli husustur. Oluşan kabarcıklar, kızarıklar sabun ya da başka bir şeyle yıkandığında hastalık daha ciddi bir hal alabilir. Bu nedenle tedaviye yönelik temizleme ürünleri kullanılmalıdır. Günlük temizlik kurallarına özen gösterilmeli; ortam havalandırılması yeterince yapılmalıdır.

SAĞLIK

Korona virüsünü hangi hastalar ne kadar sürede atlatıyor? Ağır hastalar ne gibi süreçlerden geçiyor?

20 Nisan Pazartesi 2020   Saat: 11:58

DUVAR – Korona virüsüne yakalanan bir kişinin iyileşme süresi, hastalığı ne kadar ağır geçirdiğiyle doğru orantılı. Pek çok kişi için Covid-19’un sıradan bir gripten farkı olmuyor. Ancak hastalığı ağır geçirenlerde Covid-19 kalıcı izler bırakabilir.

Yaş, cinsiyet ve sağlık durumu virüsü kapan kişinin hastalığa nasıl tepki vereceği konusunda belirleyici etkenler arasında. Hastaların geçtiği tedavi sürecinin ne derece ağır olduğu da iyileşme süresini etkileyen bir diğer etken.

HAFİF HASTALAR İKİ HAFTADA GEÇİRİYOR

Covid-19’a yakalananların çoğu sadece kuru öksürük ve ateş belirtilerini yaşıyor. Ancak eklem ağrıları, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı da görülen semptomlar arasında.

Öksürük başta kuru oluyor. Ancak bazı hastalar, hastalığın ilerleyen evrelerinde balgam da atmaya başlayabiliyor. Bu balgamlarda virüsün öldürdüğü akciğer hücreleri bulunuyor. Bu semptomlar istirahat ve bol sıvı tüketimiyle tedavi ediliyor. Tedavi sürecinde ağrı kesici olarak parasetamol tavsiye ediliyor.

Covid-19’u hafif geçirenler kısa sürede eski sağlıklarına kavuşuyor. Ateş bir haftadan kısa bir sürede düşse de öksürük şikâyetleri bir süre daha devam edebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Çin’deki veriler üzerinden yaptığı bir araştırma, hafif Covid-19 hastaları için iyileşme süresinin yaklaşık iki hafta olduğu belirtilmişti.

AĞIR HASTALARDA SEKİZ HAFTAYA KADAR UZAYABİLİYOR

Kimileri için hastalık çok daha ciddi bir hâl alabiliyor. Enfeksiyonun yedi ile 10’uncu gününde hastanın durumu ağırlaşabiliyor. Durumun ağırlaşması ani bir şekilde yaşanabiliyor. Nefes darlığı başlıyor ve akciğerlerde yanma hissi ortaya çıkıyor. Bunun nedeni virüsle savaşmaya çalışan bağışıklık sisteminin sağlıklı akciğer hücrelerini de hedef almaya başlaması oluyor.

Hastalığı bu şekilde geçirenlerin hastanede oksijen desteği alması gerekebiliyor. Pratisyen hekim Sarah Jarvis, “Nefes darlığının iyileşmesi uzun zaman alabilir… Vücut, enflamasyonu tedavi etmeye çalışacaktır. Bu durumlarda eski sağlığa kavuşmak iki ila sekiz hafta sürebilir” diyor. Jarvis hastalığı bu şekilde geçirenlerde uzun süre halsizlik gözlemlenebileceğini de ifade ediyor.

YOĞUN BAKIM SONRASI SÜREÇ 12-18 AY  

DSÖ, virüse yakalanan her 20 kişiden birinin yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyacağını varsayıyor. Yoğun bakımdaki hastalar ilaçlarla uyutuluyor ve solunum cihazlarına bağlanabiliyor. Nedeni ne olursa olsun, yoğun bakım tedavisi gören bir hastanın nekahat dönemi ve tamamen iyileşmesi çok uzun zaman alabiliyor.

Yoğun bakımdan çıkarılan hastalar önce normal odalara alınıyorlar, ardından da nekahate evde devam ediyorlar. Yoğun bakımda tedavi edilen Covid-19 hastaları, yitirdikleri kas gücünü geri kazanmak için fizik tedavi terapileri alıyor. Yoğun Bakım Tıp Fakültesi Dekanı Doktor Alison Pittard, yoğun bakımda yatmış bir kişinin eski sağlığına kavuşmasının 12 ile 18 ay sürebileceğini belirtiyor.

Uzun süre hastane yatağında yatmak, kas kaybına yol açabiliyor. Yoğun bakım yatış döneminde kaslarını yitiren ve güçsüz düşen hastaların, kuvvetlerini yeniden kazanmaları gerekiyor. Bazı hastalar, yeniden yürüyebilmek için fizik tedaviye ihtiyaç duyuyor. Yoğun bakımda alınan ilaçlar nedeniyle hastalar deliryuma girebiliyor, psikolojik sorunlar yaşayabiliyorlar.

Cardiff ve Vale Üniversitesi’nden fizyoterapist Paul Twose, “Bu hastalık özelinde bir sorun daha söz konusu. Viral yorgunluk kesinlikle çok önemli bir etken” diyor.

İtalya ve Çin’den bildirilen vakalarda tüm vücutta bitkinlik, en ufak harekette nefes darlığı, bir türlü geçmeyen öksürük nöbetleri ve düzensiz solunum rahatsızlıkları raporlanmıştı. Hastalığı ağır geçirip atlatan bu kişilerde sürekli bir halsizlik de söz konusuydu. Ancak genel sonuçlara ulaşmak da kolay değil. Bazı Covid-19 hastaları yoğun bakımda görece kısa süre geçirirken bazı hastalar haftalarca solunum cihazına bağlı kalıyor.

KORONA VİRÜSÜ KALICI İZ BIRAKIYOR MU?

Hastalığın çok yeni olmasından dolayı elde uzun vadeli etkileri incelemede kullanılacak herhangi bir veri yok. Bağışıklık sistemi aşırı çalışıp akciğerlere hasar veren hastalarda, akut solunum sıkıntısı sendromuna (ARDS) rastlanabiliyor.

Fizyoterapist Twose, “Beş yıl sonra dahi fiziksel ya da psikolojik sorunlar yaşanabileceğini gösteren veriler elimizde mevcut” diyor.

Warwick Tıp Fakültesi’nden Doktor James Gill ise hastalığı atlatanların iyileşme sürecinde mutlaka psikolojik destek de almaları gerektiğini vurguluyor.: “Nefes almakta güçlük çektiğinizde doktor size ‘Solunum cihazına bağlamamız lazım. Sizi uyutacağız. Ailenizle vedalaşmak ister misiniz?’ diye soruyor. Bunları yaşayan hastalarda tavma sonrası stres bozukluğuyla karşılaşmamız şaşırtıcı değil.”

Bazı durumlarda hastalığı hafif atlatanlarda dahi sürekli halsizlik gibi kalıcı izler oluşma ihtimali de gözardı edilmiyor.

KAÇ KİŞİ İYİLEŞTİ?

Dünya genelinde kaç kişinin Covid-19’a yakalanıp iyileştiğini söylemek pek mümkün değil. Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre 19 Nisan itibarıyla virüse yakalanan 2,5 milyona yakın kişiden 600 bini iyileşti.

Ancak her ülke farklı yöntemlerle veri topluyor. Bazı ülkeler iyileşen hasta verilerini yayınlamıyor. Ayrıca hastalığı hafif atlatanlar kayıtlara dahi girmiyor.

Matematiksel modellemeler, Covid-19’a yakalananların yüzde 99 ila 99,5’inin iyileşeceğine işaret ediyor.

VİRÜSE YENİDEN YAKALANMAK MÜMKÜN MÜ?

Virüse yakalanan bir kişinin geliştirdiği bağışıklığın süresi konusunda elde çok fazla bilgi yok. Ancak genel kanı, virüse yakalanıp iyileşenlerin yeterli ölçüde bağışıklık geliştirmiş olması gerektiği yönünde.

Virüse ikinci kez yakalandığı bildirilen ender sayıdaki kişinin testleriyle ilgili sorunlar yaşanmış olabileceği ifade ediliyor. Özellikle Covid-19 aşısı üzerinde çalışanlar için bu soru hayati öneme sahip. Geliştirilecek olan aşının ne kadar dayanıklı olacağı konusu, virüse karşı bağışıklığın süresine bağlı. (BBC Türkçe)

Anasayfa » Sağlık » Uyuz Hastalığı Ve Tedavisi

Uyuz hastalığı, uyuz nasıl tedavi edilir, uyuz nasıl bulaşır, uyuz nasıl geçer, halk arasında bilinen adı ise  “gidişik” hastalığı bir tür parazitin deri altına yerleşerek kaşıntıya neden olduğu bilinen bir tür cilt yani deri hastalığıdır. Bu cilt hastalığına neden olan parazit çok küçüktür ve asla göz ile görünmez bulaşıcı bir hastalık olan uyuz insandan insana bulaşabilir.

Uyuz hastalığı genel olarak ellerde, koltuk altlarında, karın bölgesinde ve el ayak parmak aralarında sıkça bulunur ve kaşıntıya sebeb olur bu kaşıntı insana çok büyük rahatsızlık verir. Aşırı şekilde kaşımak sonucu iltihapa neden olabilir. Uyuz hastalığı nasıl olur sorusuna kısaca cevap vermek gerekirse uyuz hastalığına sebep olan parazitin deri altına yerleşerek kaşıntıya neden olan bir cilt hastalığıdır. Uyuz hastalığına neden olan parazit çok küçüktür ve asla gözle görülmez.

Uyuz 0,2 mm boyunda bir parazittir. Kesinlikle sadece cilt temasıyla bulaşır diye birşey yok tabiki. Genellikle gençlerde cinsel temasla ve aynı giysileri giymekle bulaşabilir. Uyuz hastalığına yol açan mikrop açık hava solunumu yaptığı için cildin derinliklerine dalamaz. O yüzden sadece cilt katmanları arasına tünele benzeyen birtakım yollar açabilir. Uyuz parazitleri, giysilerde 3 gün süresince yaşayabilir.

Uyuz hastalığının tedavisi basit ve kolaydır genel olarak krem şeklinde verilen ilaçlarla hastalıktan kurtulmak mümkündür. Burada dikkat edeceğiniz konu kremi kullanmadan önce vücudun temiz olması ayrıca banyodan sonra ise iyice kurulandıktan sonra kremi kullanmaya özen göstermelisiniz. Size verilen ilaçı gece kullanmanız tavsiye edilir çünkü uyuz hastalığı geceleri dahada şiddetlenir.

Uyuz hastalığı tedavi edilen bir hastalık olmasına rağmen tekrardan nüksetme durumu vardır. Bu hastalıktan korunmak için mümkün oldukça

  • Uyuz hastalığına yakalanan kişilerin özel eşyalarını asla kullanmayın.
  • Hastanın bütün eşyaları kaynar suda yıkanmaları ve ütülenmelidir.
  • Uyuz olan kişiler ile yakın temastan kaçının,elini sıkmak bile bulaşması için yeterlidir.
  • Evde yıkanması zor olan eşyaları mutlaka ilaçlayınız.
  • Hasta olan kişilerin mümkün oldukça kalabalık ortamlara girmesi tavsiye edilmez.
  • Sık sık banyo yapılmalı ve bütün kıyafetler banyodan sonra değiştirilmelidir.

Uyuz tedavisinde kullanılan kremlerin çeşidi çok olsa da en etkili krem metrin deri merhemidir. Uyuz mikrobu Vücutta çok uzun süre yaşayabilir, ama insanların bu kaşıntıya karşı dayanması çok zordur dayanılmaz bir kaşıntı hissi oluşur. Uyuz kremi tamda bu devrede çok etkili ve rahatlatıcı etki göstererek kaşıntıyı ortadan kaldırır. Uyuz kremi yetişkinlerde tüm vücuda özellikle genital bölgeye, koltuk ve tırnaklara sürülerek bir tüpün tamamı bitirilecek şekilde sürülür ve ortalama 8 saat beklendikten sonra banyo yapılır. Uyuz kremi kullanıldığında uyuz hastalığı kesin olarak yok edilir. Eğer işinizi garanti altına almak istiyorsanız 10 gün sonra 2. defa aynı şekilde uyuz kremi tekrar kullanabilirsiniz. Uyuz tedavisinde kremi bütün aile bireylerinin kullanıması genel olarak tavsiye edilir. Uyuz kremi sürdükten sonra

Uyuz tedavi edilebilen bir hastalıktır. Uyuz tedavisi ne kadar sürer soruna cevap vermek gerekirse uyuz tedavisi ortalama olarak bir ay sürmektedir.

Uyuz tedavi kullanılan bir yöntem ise tuzlu sudur. Ülkemizde sıkça görülen bir diğer uyuz hastalığı da arpa uyuzudur. Kısa sürede uyuz belirtileri görülmeye başlar. Bu uyuz hastalığına yakalandığınızda tuzlu su ile yıkanmak çoğu zaman sorunun ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Uyuza tuzlu su uygulamak çok eskiden beri kullanılan bir yöntemdir.

Uyuz hastalığı asla endi kendine geçmez bazen kuluçka döneminde kaşıntı azalması insanlarda iyileştiği hissi uyandırsa da uyuz kuluçka dönemimden sonra tekrar rahatsızlık verir mutlaka uyuz kremleri kullanmak ve bir doktora görünmek gerekmektedir.

Kükürtlü sabun uyuz hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Uyuz hastalığına yakalana kişiler bütün vücudunu kükürtlü sabun ile yıkadıklarında kaşınma hissi ortadan kalkacaktır. Kükürt pek çok deri hastalığına iyi geldiği gibi uyuz tedavisinde de çok etkilidir. Ayrıca arap sabunu ile karıştırılarak kullanmak mümkün.

Uyuza karşı sirke kullanmak diğer uyuz tedavisinde kullanılan bitkisel yöntemlerden biridir. Bir miktar kekik sirke ile beraber kaynatılır ve günde defa defa sürülür.

Uyuz hastalığına iyi gelen bitkiler ve uyuz hastalığı bitkisel tedavi yöntemleri ile uyuz hastalığından kurtulabilirsiniz. Sizlere uyuz hastalığı nasıl geçer, uyuz hastalığına iyi gelen bitkiler, uyuz için şifalı bitkiler nelerdir bilgi vermeye çalışacağım.

  • Taze kekik yaprakları ile cilt ovalanır
  • Teze nane yaprakları ile cildin her yeri ovalanır
  • Kekik ve sirke uyuz tedavisinde etkili bir yöntemdir. Bir miktar kekik ve sirke kaynatılarak vücuda sürülür.
  • Sabun otu kaynatılarak vücuda sürülür. Kaşıntı olan bölgeye sürenizde yeterlidir.
  • Sarımsak ezilerek bir miktar sirke ile beraber vücuda sürülerek kullanılır.

Sizlere bu yazımda uyuz nedir, uyuz nasıl tedavi edilir, uyuz belirtileri nelerdir uyuz nasıl geçer konuları hakkında bilgi vereye çalışırken uyuza iyi gelen bitkisel yöntemlerden bahsetmeye çalıştım. Unutmayın uyuz tedavi edilmezse belli bir süre sonra tekrar ortaya çıkar. Uyuz hastalığı kendiliğinden geçer mi diye düşünmek yerine bir doktora tedavi olarak kısa sürede uyuz hastalığını kökten yok edebilirsiniz…

BENZER KONULAR Kalsiyum İçeren Besinler, Sebzeler, Meyveler ve Bitkiler İdrar Yolu Enfeksiyonu Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nedir? Sivrisinek Kaşıntısı Nasıl Geçer Yağlardan Kurtulmak İçin Etkili Yöntemler ve Öneriler Kızlık Zarı Muayenesi Dikimi Ve Fiyatları Böbrek Ağrısı Nasıl Geçer? Böbrek Ağrısı Geçiren Öneriler

  • Anasayfa
  • Yaşam
  • Hiç Şakası Olmayan Koronavirüs (Covid-19) Belirtileri

14 dk okuma süresi 135 9 9 8 7 Tüm dünya, aylardır yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 pandemisi ile mücadele ediyor. Bu yeni hastalığa dair her geçen gün yeni bilgiler ve yeni belirtiler açığa çıkıyor. Sizin için gördüğünüz an bir uzmana danışmanız gereken COVID-19 belirtileri listesi hazırladık.

Dünyayı kısa sürede etkisine alan ve hayatımızı kökten değiştiren yeni koronavirüs COVID-19 pandemisi ile ilgili her gün yeni bilgiler ve yeni belirtiler ortaya çıkıyor. COVID-19 belirtileri arasında bazen sıradan sorunlar görülürken bazıları ise oldukça endişe verici olabiliyor. Peki, yeni koronavirüs belirtileri neler?

İlk zamanlarında yalnızca yüksek ateş ve öksürük olarak bildiğimiz COVID-19 belirtileri arasına her yeni çalışmada bir yenisi ekleniyor. Hazırladığımız listedeki koronavirüs belirtileri arasından birini ya da birkaçını kendinizde ya da çevrenizde gördüğünüz zaman mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun. İşte bugüne kadar ortaya çıkmış tüm COVID-19 belirtileri listesi.

Koronavirüs (Covid-19) belirtileri: 

  • Nadir görülen COVID-19 belirtileri: 
    • Tat ve koku kaybı
    • Şişmiş ve morarmış ayak parmakları
    • Pembe göz (Konjonktivit)
    • Bilinç dağınıklığı (Deliryum)
  • Tipik görülen COVID-19 belirtileri: 
    • Nefes darlığı
    • Yüksek ateş
    • Öksürük
    • Vücut ağrıları
    • Yorgunluk
    • İshal ve bulantı
    • Baş ve boğaz ağrısı ile beraber burun tıkanıklığı

Nadir görülen COVID-19 belirtileri:

Tat ve koku kaybı:

Soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıklarda sıkça yaşadığımız tat ve koku kaybı da COVID-19 belirtileri arasında. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre tat ve koku kaybı sorununa orta ve hafif dereceli hastalarda ve hastalık başlangıcında sıkça karşılaşılıyor. 

Tat ve koku kaybı kesin bir COVID-19 tanısı koymaya yetmemekle beraber pek çok hastada kalıcı ve geçici kayba rastlanmış durumda. Amerikan Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Akademisi, başka hiçbir belirti göstermeyen ama tat ve koku kaybı yaşayan COVID-19 hastaları olduğunu söylüyor.

Tat ve koku kaybı yaşayıp yaşamadığınızı anlamak için uzmanlar evinizde basit bir test yapabileceğinizi söylüyorlar. Bu teste göre; birbirine benzeyen ama tat ve koku olarak tamamen farklı olan bir limon ve bir portakal alarak tat ve koku farkını anlamaya çalışın. Eğer farkı anlıyorsanız herhangi bir kaybınız yok demektir.

Şişmiş ve morarmış ayak parmakları:

Şişmiş ve morarmış ayak parmakları genellikle donma belirtisi olarak kabul edilse de son çalışmalara göre aynı zamanda COVID-19 belirtileri arasında. Virüs, uzuvlardaki ince damarlarda pıhtılaşmaya neden oluyor ve bunun sonucunda parmaklar şişiyor ve morarıyor.

Normal genç ve sağlıklı insanlarda bile farklı boyutlarda kan pıhtıları bulunuyor. Esas sorun, eğer bu pıhtılar akciğer, böbrek, karaciğer, kalp ve beyin gibi hayati organları tıkarsa başlıyor. Bu belirti COVID-19 tanısı için yeterli olmasa da, virüsün damarlara kötü etki ettiğini gösteren bir kanıt olarak kabul ediliyor.

Eğer herhangi bir uzvunuzda olağan olmayan bir hassasiyet ya da ağrı hissediyorsanız; bir uzvunuzun mor, kırmızı, mavi gibi olmaması gereken bir renkte olduğunu görüyorsanız; sıcaklık, kaşıntı, kramp gibi sorunları sık sık yaşıyorsanız pıhtı atma sorunuyla karşı karşıya olabilirsiniz.

Pembe göz (Konjonktivit):

Kulağa ilginç gelse de, uzmanların Çin ve Güney Kore gibi virüsün yaygın olduğu alanlarda yaptıkları çalışmalarda hastaları ortalama %3’ünde pembe göz belirtisine rastlanmıştır. COVID-19 ile aynı aileden olan SARS-CoV-2 virüsünün aynı belirtilere neden olduğu biliniyor.

Konjonktivit, pembe göz ya da kırmızı göz olarak bilinen bu belirti gözün beyaz kısmında görülüyor. Gözün beyaz kısmında pembe ve kırmızı renkte değişimler gözlemleniyor. Tek başına COVID-19 tanısı için yeterli bir belirti olmasa da, ateş ve öksürükle beraber görülüyorsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. 

Bilinç dağınıklığı (Deliryum):

COVID-19 belirtileri arasında ateş ve öksürükten bile erken görülebiliyor bilinç dağınıklığı belirtisi. Uzun süreli devam eden bilinç dağınıklığı deliryuma ve halüsinasyon görmeye bile varabiliyor. Hem de sıkça rastlanan bir belirti.

Yoğun bakımda yatan ya da tanısı konmuş hastaların %60 hatta %75’inde şaşkınlık, sinir, kuruntu, içe kapanma, sinir sistemi arızaları, halüsinasyon görme gibi belirtilere rastlanmış. Yalnızca yaşlılarda değil, genç ve hastalık öncesi zihnen ve bedenen sağlıklı olan hastalarda da deliryuma rastlanıyor.

En ufak bir bilinç dağınıklığında hemen endişeye kapılmaya gerek yok. Fakat gün içinde uyku ile uyanıklık arasında sık sık gidip geliyor, odaklanma sorunları yaşıyor, ateş ve öksürük gibi temel belirtileri de gösteriyorsanız mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurun. Bu durum ensefalopati gibi beyin dokusuna zarar veren bir hastalığın bile habercisi olabilir.

Tipik görülen COVID-19 belirtileri:

Nefes darlığı:

Nefes darlığı ya da derin nefes alamama olarak tanımlanan bu belirti COVID-19 hastalığında erken dönemde görülmeyen ama en tehlikeli belirtilerinden bir tanesi. Öksürme olmadan da ortaya çıkabiliyor ve vücudu oksijensiz bırakıyor.

Hastalığı atlatanlar, suyun altında nefes almaya çalışmak gibi, şeklinde ifade ediyorlar bu belirtiyi. Uzmanlar ise bu belirtinin olup olmadığını görmek için ciğerleri dolduracak kadar derin bir nefes alın, alamıyorsanız daha ciddi sorunlara yol açmadan bir sağlık kuruluşuna başvurun diyorlar. 

Amerikan Tabipler Birliği Başkanı Dr. Patrice Harris, nefes darlığı şikayetinin asla şakaya gelmeyeceğini ve oldukça acil bir durum olduğunu belirtiyor. Derin nefes alamama ile beraber göğüste geçmeyen bir baskı hissi ve ilerleyen dönemde mavileşen dudaklar da ortaya çıkıyor.

Yüksek ateş:

COVID-19 hastalığının en sık karşılaşılan belirtisidir yüksek ateş. Fakat uzmanlar, vücut sıcaklığı konusunda net bir rakam veremiyorlar. Genel olarak kabul edilen vücut sıcaklığı 37 santigrat derecedir. Bu sıcaklık 37.7 olana kadar hem çocuklarda hem de yetişkinlerde yüksek ateş olarak kabul edilmiyor.

Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi Çocuk Hastanesi Çocuk Pediatrik Bulaşıcı Hastalıklar bölümü başkanı Dr. John Williams; insanın vücut sıcaklığı gün içinde devamlı değişiyor, 37.5 bile çoğu zaman yüksek ateş olarak görülmemeli, diyor.

COVID-19 şüphesine neden olması için hastanın sabah, öğle ve akşam olmak üzere gün içinde üç kere ateşinin ölçülmesi gerekiyor. Sabah ölçülen sıcaklığa güvenilmiyor. Virüs taşıyıcı bir vücudun sıcaklığı daha çok öğle ve akşam saatlerinde yükseliyor.

Öksürük:

Öksürük de en sık karşılaşılan belirtilerden biri ama her öksürük COVID-19 şüphesine neden olmaz. Boğazda gıdıklanma, gıcık tutması, boğaz temizleme türünde olan öksürükler normaldir. Virüs nedeniyle oluşan öksürük ise kendini hemen belli eder.

Göğsünüzün derinlerden hatta göğüs kafesini sarsacak türde oluyor virüs nedeniyle oluşan öksürükler. Hastaların %60’ının öksürük nedeniyle akciğerleri tahrip oluyor ve ilerleyen dönemde sıvı birikiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre hastaların %33’ü balgamlı, grip dönemine benzer tarzda öksürüyor.

Vücut ağrıları:

Titreme ve vücut ağrıları, genellikle yüksek ateşle beraber ansızın ortaya çıkan belirtilerden. Bazı hastalar hiçbir titreme ve vücut ağrısı çekmiyor, bazıları grip döneminde olduğu gibi hafif sorunlar yaşıyor, bazıları ise sonu halüsinasyona varacak, dayanılmaz belirtiler gösteriyorlar.

Titreme ve vücut ağrılarına neden olacak pek çok farklı neden olduğu için bu belirtiler direkt olarak COVID-19 şüphesi ile değerlendirilmiyor. Ancak ağrılarınız aradan bir hafta geçmesine rağmen azalmıyor hatta artıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

Yorgunluk:

Özellikle standart dışı, geçmeyen yorgunluk COVID-19 hastalığının erken dönem belirtilerinden biri olarak kabul ediliyor. Hastaların %40’ında yorgunluk gözlemlenmiş. Hastalar bu durumu, biraz kestirmek için yattım ama saatlerce uyumuşum, şeklinde tanımlıyorlar.

Maalesef virüs nedeniyle oluşan yorgunluk hissi, hastalığı atlatsanız bile hemen geçmiyor. Bazı kişiler hastalığı atlattıktan sonra aylarca daha yorgun ve enerjisiz hissetmişler. Enerji veren gıdalar ve vitaminler ile bu durumun önüne geçmeye çalışılıyor. 

İshal ve bulantı:

İlk vakalar görülmeye başladığı zaman uzmanlar bu virüsün yalnızca bir solunum yolu hastalığı olduğunu ve midede ya da bağırsaklarda bir soruna neden olmayacağını düşündüler. Fakat daha sonra hasta dışkılarına yapılan testlerde virüs tespit edildi ve bu görüş tamamen değişti.

COVID-19 ile aynı aileden olan SARS-CoV-2 virüsünün de bağırsak ve mideye etki ettiği bilindiği için sonuçlar beklendiği gibi oldu. Hatta ishal ve bulantı belirtileri hastaların neredeyse yarısında ortaya çıktı. Virüsün akciğerlere yaptığı baskının aynısını bağırsak astarına da yaptığı düşünülüyor. 

Baş ve boğaz ağrısı ile beraber burun tıkanıklığı:

Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre Çin’de görülen ilk vakaların %14’ünde baş ve boğaz ağrısı, vakaların %5’inde ise burun tıkanıklığı görülmüş. Baş ve boğaz ağrısı ile beraber burun tıkanıklığı grip ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıkların da belirtileri olduğu için COVID-19’un ikincil belirtilerinden kabul ediliyor.

Öksürük, yüksek ateş ya da nefes darlığı görülmeyen bir hastada, baş ve boğaz ağrısı ile beraber burun tıkanıklığı varsa doktorlar COVID-19 riskini düşünebiliyorlar. Fakat şüphe duyulması için mutlaka diğer belirtilerden bazılarının da görülmesi gerekiyor.

Tüm dünyayı etkisi altına alan yeni koronavirüs COVID-19 hastalığının nadir ve sık görülen belirtilerini sizin için listeledik. Belirtiler ne olursa olsun, asla endişeye kapılmayın. 112 Acil Servis hattını arayarak ya da size en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak uzmanlardan yardım alın. 

Emoji İle Tepki Ver 135 9 9 8 7

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации