Андрей Смирнов
Время чтения: ~39 мин.
Просмотров: 0

Tırnak eti soyulmasının sebepleri nelerdir, nasıl tedavi edilir?

Osteoartrit nedir?

Artrit, eklemlerde ağrı ve iltihaplanmaya neden olan bir durumdur. Osteoartrit (OA) en sık görülen tiptir. Uzun süreli (kronik), dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Dejeneratif, zamanla kötüleştiği anlamına gelir. Çoğunlukla orta yaşlı ve yaşlı yetişkinleri etkiler. OA eklem kıkırdağının parçalanmasına neden olur. Herhangi bir eklemde oluşabilir. Ancak en sık elleri, dizleri, kalçaları veya omurgayı etkiler.

Osteoartrite ne sebep olur?

OA birincil veya ikincil olarak adlandırılabilir. Primer OA’nın bilinen bir nedeni yoktur. İkincil OA, başka bir hastalık, enfeksiyon, yaralanma veya deformiteden kaynaklanır. OA eklemdeki kıkırdağın parçalanmasıyla başlar. Kıkırdak aşındıkça, kemik uçları kalınlaşabilir ve kemik büyümeleri oluşturabilir. Bu büyümelere kemik mahmuzları denir. Kemik mahmuzları eklem hareketini sınırlayabilir. Eklem boşluğunda kemik ve kıkırdak parçaları yüzebilir. Kemikte sıvı dolu kistler oluşabilir. Bunlar ayrıca eklem hareketini sınırlayabilir.

Kimler osteoartrit için risk altındadır? OA’nın risk faktörleri şunları içerir:

  • Kalıtım. Bazı genetik problemler OA’ya neden olabilir. Bunlar, hafif eklem kusurlarını veya çok gevşek eklemleri içerir.
  • İlave yük. Fazla kilolu olmak zamanla diz gibi eklemlere baskı uygulayabilir. Yaralanma veya aşırı kullanım. Diz gibi bir eklemin ciddi şekilde yaralanması OA’ya yol açabilir. Yaralanma, zamanla aşırı veya yanlış kullanımdan da kaynaklanabilir.

Kireçlenme belirtileri nelerdir?

OA’nın en yaygın semptomu, bir eklemin aşırı kullanımı veya hareketsizliğinden sonra ağrıdır. Semptomlar genellikle yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Semptomlar her insanda biraz farklı şekilde ortaya çıkabilir. Bunlar şunları içerebilir:

  • Eklem ağrısı
  • Eklem sertliği, özellikle uyku veya hareketsizlikten sonra
  • Zamanla eklemde daha az hareket
  • Kıkırdak aşındıkça (daha sonraki aşamalarda) hareket ettirildiğinde eklemde bir taşlama hissi

Kireçlenme semptomları diğer sağlık durumları gibi olabilir. Teşhis için sağlık uzmanınıza başvurduğunuzdan emin olun.

Osteoartrit nasıl teşhis edilir? Süreç sağlık öyküsü ve fizik muayene ile başlar. Ayrıca röntgeniniz de olabilir. Bu test, kemik ve diğer vücut dokularının görüntülerini oluşturmak için az miktarda radyasyon kullanır.

image

Kireçlenme nasıl tedavi edilir?

Tedavi semptomlarınıza, yaşınıza ve genel sağlığınıza bağlı olacaktır. Ayrıca, durumun ne kadar şiddetli olduğuna da bağlı olacaktır. Tedavinin amacı eklem ağrısı ve sertliğini azaltmak ve eklem hareketini iyileştirmektir. Tedavi şunları içerebilir:

  • Egzersiz yapmak. Düzenli egzersiz, ağrıyı ve diğer semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir. Bu germe ve kuvvet egzersizlerini içerebilir.
  • Isı tedavisi. Eklemi ısıyla tedavi etmek ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Fiziksel ve mesleki terapi. Bu tür terapiler eklem ağrısını hafifletmeye, eklem esnekliğini artırmaya ve eklem gerginliğini azaltmaya yardımcı olabilir. Atel ve diğer yardımcı cihazları kullanabilirsiniz.
  • Kilo kontrolü. Sağlıklı bir kiloyu korumak veya gerekirse kilo vermek semptomları önlemeye veya hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • İlaçlar. Bunlara ağrı kesiciler ve antiinflamatuar ilaçlar dahildir. Bunları ağızdan hap olarak alabilirsin. Ya da bir kremle cildinize sürebilirsiniz.
  • Eklemlere yağlayıcı enjeksiyonları. Bu sıvılar normal eklem sıvısını taklit eder.
  • Eklem ameliyatı. Ciddi hasarı olan bir eklemi onarmak veya değiştirmek için ameliyat gerekebilir.

Tüm tedavilerin riskleri, faydaları ve olası yan etkileri hakkında doktorunuzla konuşun.

Osteoartritin olası komplikasyonları nelerdir? OA, eklemlerin zamanla kötüleşmesine neden olduğundan, sakatlığa neden olabilir. Ağrı ve hareket problemlerine neden olabilir. Bunlar, normal günlük aktiviteleri ve görevleri daha az yapmanızı sağlayabilir.

Osteoartrit ile yaşamak OA için bir tedavi olmamasına rağmen, eklemlerin çalışmaya devam etmesine yardımcı olmak önemlidir. Ağrı ve iltihabı hafifletebilirsiniz. Sağlık uzmanınızla birlikte bir tedavi planı üzerinde çalışın. Plan ilaç ve terapi içerebilir. Yaşam kalitenizi artırabilecek yaşam tarzı değişiklikleri üzerinde çalışın. Bunlar şunları içerebilir:

  • Kilo kaybetmek. Ekstra ağırlık, kalçalar ve dizler gibi ağırlık taşıyan eklemlere daha fazla baskı uygular.
  • Egzersiz yapmak. Bazı egzersizler eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bunlara yüzme, yürüme, düşük etkili aerobik egzersiz ve hareket açıklığı egzersizleri dahildir. Germe egzersizleri de eklemlerin esnek kalmasına yardımcı olabilir.
  • Aktivite ve dinlenmeyi dengelemek. Eklemlerinizdeki stresi azaltmak için aktivite ve dinlenme arasında geçiş yapın. Bu, eklemlerinizi korumaya ve semptomlarınızı hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Yardımcı cihazları kullanma. Bastonlar, koltuk değnekleri ve yürüteçler, belirli eklemlerdeki stresi önlemeye ve dengeyi iyileştirmeye yardımcı olabilir.
  • Uyarlanabilir ekipman kullanma. Ulaşıcılar ve yakalayıcılar, erişiminizi genişletmenize ve gerilmeyi azaltmanıza izin verir. Giyinme yardımcıları daha kolay giyinmenize yardımcı olabilir.
  • İlaç kullanımını yönetmek. Bazı iltihap önleyici ilaçların uzun süreli kullanımı mide kanamasına neden olabilir. Bu riski azaltmak için bir plan oluşturmak için sağlık uzmanınızla birlikte çalışın.

Kireçlenme hakkında önemli noktalar

  • Osteoartrit, kronik bir eklem hastalığıdır. Çoğunlukla orta yaşlı ve yaşlı yetişkinleri etkiler.
  • Eklem kıkırdağının parçalanmasıyla başlar.
  • Risk faktörleri arasında kalıtım, obezite, yaralanma ve aşırı kullanım yer alır.
  • Yaygın semptomlar ağrı, sertlik ve eklemlerin sınırlı hareketini içerir.
  • Tedavi ilaçlar, egzersiz, ısı ve eklem enjeksiyonlarını içerebilir. Ciddi şekilde hasar görmüş bir eklemi onarmak veya değiştirmek için ameliyat gerekebilir.

image

Çıban Neden Çıkar

Çıban evde nasıl tedavi edilir anlattığımız makalemiz içerisinde çıban nasıl patlatılır, patlatırken neler yapılmalıdır, çıbana ne iyi gelir bitkisel olarak yapılacak olan kürler anlatılmıştır. Özellikle çıban tedavisi lokum, çıban tedavisi soğan ve kara merhem çıban tedavisi en çok kullanılan çıban bitkisel tedavileri arasındadır. Dikkat isteyen bakımı son derece önemli bir olup özenle tedavi edilmelidir. Bir tür bakterinin insana bulaşması ve cilt altına girerek kıl köklerine yerleşmesi ve oradaki yağ dokularından beslenerek büyüyüp çoğalmaları sonucu oluşur. Vücut o bakteriyle savaşabilmek için alyuvarları göreve göndererek orada bir mücadele verir. Hem bakterilerden hemde alyuvarlardan ölümler gerçekleşir ve bir kesecik oluşarak orada birikir. Bu keseciğin içi iltihap ve irinle dolar ve vücut bu oluşumu dışarı atmaya çalışır. Deri ince ise dışarı doğru itilen bu kesecik baş verir ve zamanla  patlar ve irin kendiliğinden boşalır. Eğer deri kalın ise kesecik içe doğru büyür ve büyüyerek geri doğru ilerler. Bazıları o kadar büyür ki neredeyse fındık büyüklüğüne olaşır. Genelde koltuk altı, kalça, kasıklar, burun deliği, yüz gibi ince derili yerlerde kendini gösterir. Vücudun her yerinde çıkabilir ve iç organlarda da çıkarak kendini gösterir. Bazıları çok tehlikelidir ve çok uzun sürede geçer. Çıban çeşitleri arasında kan çıbanı, şirpençe çıbanı, şark çıbanı vardır. Kan çıbanı en çok görülen çıban çeşididir. Şirpençe çıbanı ise bir çok kan çıbanının yan yana çoğalması ve büyümesi ile oluşan büyük ve bakıldığında tek bir tane gibi gözüken tehlikelidir. Şirpençe çıbanı asla sıkılmamalı ve ellenmemelidir. Şark çıbanı ise en tehlikelisidir. Genelde çok sıcak ve kurak iklimlerde yaşayan insanlarda görülen bunlar çok zor iyileşir ve eğer sıkılır ise ölümlere bile neden olur. Çıban aslında ölüme neden olmaz ama  sıkar ve oradaki iltihabı yan dokulara dağıtırsanız buradaki kılcal damarlar sayesinde kan dolaşımına karışır ve bu yüzden de bakteriler tüm vücuda dağılır. Sinir sistemini bile etkileyebilen bu durum şark çıbanında çok tehlikeli olabilir. Çıban evde nasıl tedavi edilir, çıbana ne iyi gelir bitkisel, gibi sorularınızdan önce bilmelisiniz ki sıkmak iyi değildir ve uygulamalar burada oluşan bakterileri öldürmeye yöneliktir ve buradaki irinin toplanarak patlamasını sağlamak amaçlıdır. Bu konu ile ilgili daha detaylı bildi verdiğimiz çıban neden çıkar adlı makalemizi okuyabilirsiniz.

Çıban Nasıl Patlatılır

Çıban nasıl patlatılır anlattığımız yazımızda öncelikle bilinmelidir ki  sıkmak ve patlatmak iyi değildir. Özellikle büyük olanlar mutlaka doktor kontrolünde tedavi edilmeleri gereklidir. Oluşma esnasında sert olur ve çevresi kırmızı renk alarak ağrı yapar ve şişerek zonklar. Daha olgunlaşmamış olanlar asla patlatılmaz. Patlatmaya çalışırken çevre dokulara yayılır ve kılcal damarlar yolu ile mikrop tüm vücuda yayılır. Geçmesinin tek yolu içerisindeki irinin toplanması ve bu irinin boşaltılmasıdır. Bu bazen cerrahi yöntemler ile gerçekleştirilir. Büyük olmayan, olgunlaşmış iltihap iyice uç vermiş ise bunları patlatmak gereklidir. Çıban patlatmak evde ancak bu şartlar altında olur. Bir steril iğneyi baş vermiş, olgunlaşmış irinli kısmına sokarak delinir. Sonrasında kesinlikle sıkma işlemi yapılmaz. Yol bulan irin zaten kendiliğinden çıkar ve  içi kendi boşalır. Sizin yapmanız gereken iltihabının bulunduğa keseciği delmek olmalıdır. İğneyi steril hale getirmek için alkol ile silmek ve iğneyi ateş üzerinde iyice kızdırmak gereklidir. Çok hassas noktalarda çıkanlara bu işlemi yapmanız doğru değildir. Burun deliği, kulak için, boyun, dudak kenarları çok hassas noktalardadır ve buralarda çıkanlar mutlaka doktor kontrolünde tedavi edilmelidir. Bu bölgedekiler beyine yakındır ve sıkılır ise kılcal damarlar ile beyne gider ve beyin damarlarında tıkanma ve beyin hasarlarına sebep olur. Basit bir durum diyip geçmeyin ve bu mikrobik durum çok dikkat edilerek tedavi edilmesi gereken mikroplu hastalık türüdür. Çıbana ne iyi gelir bitkisel tariflerle sizlere nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini vermeye çalışacağız. Çıban patladıktan 10-15 gün içerisinde içini iyice boşaltır ve iyileşmeye başlar. Kabuk bağlayınca kabuğa hiç değilmez ve kabuğu kaldırmaya asla çalışılmamalıdır. Size vereceğimiz çıban evde nasıl tedavi edilir formülleri ile irininin toplanması ve çıban tedavisi sırasında temizliği ile bilgiler çok faydalıdır.

Çıban Evde Nasıl Tedavi Edilir?

Çıban Tedavisi Lokum

Çıban tedavisi lokum sarılarak yapılması çok eski dönemlerden beri yapılmış ve çok etkili bir yoldur. Öncelikle elimizi ve  üzerini güzelce silin ve dezenfekte edin. Aşağıda size antibakteriyel yağlardan bahsedeceğiz ve bu antibakteriyel yağlar ile eliniz ve  üzeri silinerek çevresindeki mikroplardan temizlenmesi lazımdır. Lokumu elinizde yumuşatın ve çıbana lokumu sararak üzerini güzelce kapatın. Sarsmadan ve  değmeden bu işlemi yapın. Üzerine sarılan lokumu bir kaç saat sonra değiştirin ve ılık su ile üzerini  zarar vermeden yıkayın. Bu işlemi yumuşayana baş verene kadar tekrarlayabilirsiniz. Baş verip patladığında geçmesi için üzeri devamlı temizlenir ve  hiç bir yere temas etmemesi için sarılarak muhafaza edilir.

Çıban Tedavisi Soğan

Çıban tedavisi soğan için soğan sarmak çok eski ve çok bilinen bir yöntemdir. Çıbana soğan sararak içerisindeki iltihabın toplaması sağlanır ve çıban tedavisinde çok faydalıdır. Soğanlar közlenir ve iyice pişirilir. Közleme işlemini fırın içerisinde de yapabilirsiniz. Soğanlar soyulur ve sıcak sıcak üzerine konur ve sarılır. Bu işlem ile oradaki irin birikir ve baş vererek çok çabuk patlar. Soğanı sarmadan önce steril hale getirerek antibakteriyel yağ ile siliyoruz ve üzerine soğanı mutlaka sıcak sarıyoruz. Hiç bir yere değmesini engellemek için onu sarın ve çok iyi muhafaza etmeye gayret gösterin. Çıban tedavisin soğan yönteminde bir diğer yol da yarın soğan ve bir sarımsağı fırında pişirmek ve soyduktan sonra iyice ezerek içerisine bir tatlı kaşığı kına koyarak  sıcağı sıcağına sarmaktır. İrin bu sıcaklıkla toplanır ve çok kısa sürede baş vererek patlar.

Çıbana Kara Merhem

Kara merhem denilen merhem iltihabın toplanmasını ve irinin iyice birikerek kendiliğinden patlamasını sağlar. Merhem çok etkili bir merhemidir ve bazı çıbanlardan sonra  yerinde çukur kalarak iz bırakabilir. İhtiyol pomat adı ile bilinen bu merheme renginden dolayı kara merhem denilmiştir. Bu merhem antiseptik bir merhemdir ve mikrop öldürücü etkisi ile özellikle çıban tedavisinde uygulanır. Merhemi sürmeden batikon ile temizlenir ve üzerine  kara merhem sürülür ve  kendiliğinden patlaması sağlanır. Patladıktan sonra merhemin sürülmesi kesilir. İçi boşalır devamlı temizlenir ve iyileşmesi beklenir.

Çıbana Ne İyi Gelir Bitkisel

Çıban evde nasıl tedavi edilir, çıbana ne iyi gelir bitkisel olarak anlattığımız makalemiz de bilinmelidir ki geçmesinde en etkili yöntemlerden biri antibakteriyel ve anti mikrobik yağlardır. Bu yağlar burayı temizler ve derinin altına girerek oradaki mikropların ölmesini sağlarlar. İltihap birikir ve  çok kısa sürede bu yöntem ile patlar. Bu yağlar ile devamlı silinmesi ve temizlenmesi gereklidir. Ada çayı yağı Ada çayı yağı antibakteriyel yağdır ve bu yağ ile günde en az 3-4 kez silerek temizlemeniz gereklidir. Bir pamuğa bu yağdan damlatarak üzerine sararsanız bu yağ deri içine girerek oradaki mikrobu öldürür ve iltihabın birikerek  patlaması sağlanır. Bu yöntem ile  kurutulur ve çok kısa sürede geçmesi sağlanır. Bu yağ sadece çıban değil tüm iltihaplı deri hastalıklarına da şifadır. Sivilce oluşumlarını da ada çayı yağı ile tedavi edebilirsiniz. Çıban izi kalmasını istemiyorsanız ada çayı yağı çok etkilidir ve bu yağ ile temizlenir ise iz kalmadan geçer. Çay Ağacı Yağı Çay ağacı yağı da damıtılma usulü ile elde edilen mikrop öldürücü yağların başında gelmektedir. Çay ağacı yağı ile silinir ve pamuğa damlatılan çay ağacı yağı üzerine sarılarak bekletilir. Buradaki mikrobun ölmesinde ve iltihabın çok kısa sürede patlayarak akmasında çok etkilidir. Aynı zamanda patlayanlar çay ağacı yağı ile silinir ve antibakteriyel olan yağ  iyileşmesini çok kısa sürede sağlar. Çay ağacı yağı ile temizlenenlerde iz kalmaz ve  patladıktan sonrada iz kalmaması için bu yağ ile temizlenmelidir ki sonradan çukur şeklinde iz bırakmasın. Çörek Otu Çörek otu yağı ve çörek otunun kendisi çıban evde tedavi yöntemlerinde çok sık kullanılan bitkisel bir yoldur. Çörek otu havanda çok iyi bir şekilde ezilir ve içerisine çok az miktarda süt konarak lapa hale getirilir. Üzerine sarılan çörek otu  iltihabını toplar ve irini çok kısa sürede patlayarak akmasını sağlar. Çörek otu yağı ile de devamlı silinerek temizlenir ve çörek otu yağı da antibakteriyel yağlardandır ve  bir an önce iyileşmesini sağlar. Çörek otu lapasını günde 2 kez yapıp gazlı bezle sararak bekletmek ve bu lapanın üzerinde 2-3 saat kalmasına dikkat etmek gereklidir. Bu yöntem çok etkili çıban tedavisi yoludur. Zencefil ve Zerdeçal Lapası Bir çay kaşığı zencefil ve zerdeçalı bir çay kaşığı kadar süt ile karıştırın ve lapa hale getirin bu zerdeçal ve zencefil lapasını temizlediğiniz üzerine gazlı bezle sararak en az 2-3 saat kadar bekletin. Bu lapayı günde 2-3 kez  geçene kadar tekrarlayın. Zencefil ve zerdeçal yağları da antibakteriyel yağlardandır ve çıban tedavisinde çok etkilidir. Bu yağlar ile silinmeli ve pamuk üzerine bu yağlar damlatılarak üzerine sarıldığında deri gözeneklerinden giren yağ buradaki mikrobu öldürür ve çok kısa sürede iyileşir. Mısır Unu Zeytin Yağı Lapası Bir tatlı kaşığı mısır ununu bir tatlı kaşığı zeytin ağı ile lapa hale getirin ve bu karışımı üzerine gazlı bez ile sarın. Bu lapa ile yumuşar ve çok kısa sürede baş vererek patlar. Lavanta Yağı Lavanta yağı da antibakteriyel yağlardandır ve çıban tedavisinde çok kullanılan yağlar arasındadır. Bu yağ ile bu bölge devamlı silinir ve pamuğa damlatılarak lavanta yağı üzerine sarılır. Lavanta yağı ile tedavi edilir ise kısa sürede iyileşir ve iz kalmadan tedavi edilmiş olur. Lavanta yağının ağrı kesici özelliği olduğu için buradaki ağrıda geçmiş olur. Oğul Otu Yaprağı Oğul otu yaprağını aktardan alın ve bir tencerede iyice 15-20 dakika haşlayarak süzün ve havanda iyice ezerek lapa hale getirip üzerine bu lapayı sarın. Günde 2-3 kez yapacağınız lapa içerisindeki irinin toplanıp bir an önce patlamasını sağlar. Sümbül Soğanı Lapası Sümbül soğanını suda 15-20 dakika kadar haşlayın ve bu soğanı havanda ezerek süt ile karıştırıp iyice pişirin. Lapa hale gelmiş bu karışımı üzerine sıcak sıcak koyun ve sarın. Gün içerisinde 2 keze bu işlemi yapın ve bu lapanın en az üzerinde 2 saat kalmasına dikkat edin. Lapayı ılık su ile yıkayarak temizleyin ve üzerine anti bakteriyel yağlardan sürerek temizliğini yapın. Kudret Narı Kudret narı diye bildiğimiz şifası çok fazla olan yağ içerisinde bulunan bu bitkinin kendisi üzerine sarılır ve 2-3 saat bekletilerek ılık su ile yıkanır. Kudret narının yağı ile de silinerek temizlenir ve tedavisi yapılır. Mide iltihabından turunda tüm iltihaplı yaralar için büyük bir şifadır. Zeytin Lapası Zeytin çekirdeği ile birlikte havanda dövülür ve üzerine konarak bekletilir. Zeytinin de iltihabı topladığı ve iyileştirdiği bilinen çok eski zamanlardan beri kullanılan ve uygulanan bir yöntemdir. Un İle Bal Lapası Un içerisine bal konarak lapa yapılır ve bu lapa üzerine sarılarak iltihabın toplanarak patlaması sağlanır. Bal Ve Elma Sirkesi Balın iyileştirme gücü bilinir ve genelde yara tedavisi için uygulanır. Bir tatlı kaşığı bal içerisine bir tatlı kaşığı elma sirkesi konur ve bu karışım bir beze dökülerek  üzerine sarılır. Bu karışım ile bekletilir ise  iz bırakmadan tedavi edilir. Çıban evde nasıl tedavi edilir ve çıbana ne iyi gelir bitkisel olarak anlattığımız yazımızda bu şifa yüklü kürler çok önemlidir. Hepsi denenmiş ve çok eski zamanlardan beri yardımcı tedavi amaçlı uygulanmaktadır. Ebe Gümeci Lapası Ebegümeci bir tencerede pişirilir ve sıcak sıcak üzerine sarılarak olgunlaşması ve patlaması sağlanır. Patlayan yada uç verenler bir iğne yardımı ile içi boşaltılır ve iyileşmesi için antibakteriyel yağlar ile silinerek tedavi edilir. Bakla Lapası Tane bakla bir tencerede kaynatılır ve süzülerek iyice ezilerek lapa hale getirilir ve bu  üzerine sıcak sıcak sarılarak konur. Bakla lapası  baş vererek patlamasını sağlayan bir diğer yoldur. Tesbih Ağacı Yaprağı Tesbih ağacı yaprağını da sıcak su içerisine atıp 10 dakika kadar demlendirip çıkardıktan sonra üzerine sarıp 15-20 dakika kadar bekletin. Bu işlemi günde 4-5 kez tekrarlayın ve bu işlemden sonra  ılık su ile güzelce yıkayın. Demlediğiniz su ile silerek tedavi etmiş olursunuz.

Çıban Tedavisi

Çıban tedavisin de öncelikle temizlik şarttır ve mutlaka antiseptik kremler veya antiseptik yağlar ile devamlı silinerek temizlenmelidir. Bu oluşumu öncelikle doktora giderek gösterilmeli ve çıban çeşidinin ne olduğu ve ona uygulanacak tedavinin nasıl olması gerektiği öğrenilmelidir. Büyük olan çıbanlara kesinlikle değilmemeli ve patlatmaya çalışılmamalıdır. Büyük olanlar ya şark çıbanı yada şirpençe çıbanı olabileceğinden tehlikeli durumlar yaratabilirler. Öncelikle mikrobik bir hastalıktır ve bakterinin cilde bulaşarak yerleşmesinden oluşur. Toplu alanlardan geçen bakterinin üremesi önlenmelidir. Havuzlardan, spor salonlarından, çok kişinin kullandığı duşlardan, giyinme odalarından ve özellikle hastanelerden  yani  toplu alanlarda çok kişinin bulunduğu yerlerden geçebilen bakterinin üremesini engellemek için temizlik çok önemlidir. Bulaşan bakteri terleme ile çoğalır ve deri içerisine girerek oradaki yağ bezelerinden beslenerek çoğalarak büyür. Bu yüzden de çıban evde nasıl tedavi edilir anlattığımız makalemizde temizlik bu hastalık için  çok önemlidir. Bu gibi bakteri bulaşması ile gelişen deri hastalıklarına yakalanmamak için kıyafetlerin düzenli değişmesi ve her gün banyo yapılarak vücut temizliğinin yapılması çok önemlidir. 10.05.2021

Ağızda metalik veya acı bir tat oluşması, tat duyusu bozukluğu sonucunda karşımıza çıkmaktadır ve kişi bir şey yemese bile hissedilebilir.

Tat bozukluğu, tıpta disgezi olarak adlandırılır. İstenmeyen bir koku ile birlikte hoş olmayan bir tat hissedilmesine neden olan ağızda metalik tat hissi, tat almada görevli olan tat tomurcuklarında veya ilgili sinirsel iletim yollarında meydana gelen bozukluklar sonucunda oluşabileceği gibi uzun süreli yorgunluğun yanında da ortaya çıkabilir. Bu yazımızda, sadece ABD’de yılda 200 binden fazla kişinin doktora başvurduğu tat ve koku alma bozukluğu ile ilgili durumun nedenlerinden, olası tedavi yöntemlerinden ve evde kolaylıkla uygulayabileceğimiz yöntemlerden bahsedeceğiz.

Neden metalik tat alıyorum?

  • Saman nezlesi: Diğer adıyla mevsimsel alerjik rinit olarak bilinen saman nezlesi en sık görülen alerjik hastalıklardan biridir. En yaygın semptomları / belirtiler arasında hapşırma, kaşıntı , sulu gözler, tıkalı veya akıntılı burun yer almaktadır. Burundan genize doğru üstü solunum yolu boyunca meydana gelen bir enfeksiyon veya yiyeceklerin kokusunu almada yaşanan bir problem kişinin metalik tat almasına neden olabilir.
  • Sinüzit, üst solunum yolu ve kulak enfeksiyonları: Soğuk algınlığı olarak da karşımıza çıkan bu enfeksiyonlar hem dünyada hem de ülkemizde sık olarak doktora başvurulan hastalıklardan biridir. Bu bölgelerde meydana gelen enfeksiyonlar, koku ve tat duyularında bozulmalara neden olabilmektedir. Neden oldukları tat ve koku bozulmalarının yanı sıra baş ağrısı, ateş, burun tıkanıklığı, öksürük, sinüslerde doluluk hissi ve kulak ağrısı gözlenmektedir.
  • İlaç yan etkileri: Reçete ile verilen bir çok ilacın yaygın görülen yan etkileri arasında tat bozuklukları ve yorgunluk gelmektedir. Bu çerçevede 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre veri tabanına eklenen 1645 ilacın yaklaşık %17’sinde tat bozukluğu yan etkisi gözlenmektedir. Klaritromisin, tinidazol gibi enfeksiyonlara karşı reçete edilen antibiyotikler, metformin, disülfiram, kaptopril, auranofin gibi bazı kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar ile anemi tedavisinde kullanılan demir takviyeleri metalik tat almaya ve yorgunluğa neden olan bazı ilaçlar arasındadır.
  • B-12 vitamin eksikliği: Özellikle bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve sinir sisteminin doğru çalışmasında önemli bir rolü olan B-12 vitaminin eksikliğinde geniş çerçevede pek çok semptom gözlenebilir; nefes darlığı, el ve ayaklarda uyuşma hissi, ciltte sararma ve ruh hali değişimleri en sık karşılaşılan belirtilerdir. B-12 vitamini eksikliği sonucunda kişinin oksijen taşınmasını sağlayan kırmızı kan hücrelerinde bir azalma meydana gelir ve bu da yorgunluğa neden olmaktadır. İleri düzeylerde gözlenen vitamin eksiklikleri de sinirlerin işlevlerinde bozukluklara neden olarak kişinin metalik bir tat almasına neden olabilir (bakınız B12 vitamini ne işe yarar, nasıl kullanılmalı, yararları, yan etkileri?)
  • Gebelik: Hamilelik sırasında vücutta pek çok hormonun salınım seviyesi değişiklik göstermektedir. Meydana gelen bu dalgalanma bireyin bazı koku ve yiyeceklere olan hassasiyetinde değişikliklere neden olabilmektedir. Baş ağrısı, baş dönmesi ve özellikle sabahları maruz kalınan mide bulantısının yanında özellikle hamileliğin ilk üç ayında metalik tat ve yorgunluk yaygın olarak gözlenmektedir.
  • Böbrek yetmezliği: Böbrek fonksiyonlarında meydana gelen bozukluklar, kanın yeterince temizlenememesine ve atıkların kanda birikmesine neden olmaktadır. Bu durum kişinin yorgun hissetmesine ve metalik bir tat almasına neden olmaktadır. Ayrıca kişiler ek olarak vücut ağrısı, şişme ve nefes darlığı ile de karşılaşabilirler.
  • Merkezi sinir sistemi bozuklukları: Kafatası sinirleri sayesinde tat tomurcuklarından alınan sinyaller beynin tat merkezine gönderilmektedir. Merkezi sinir sisteminde inme, kafa travması, Bell felci (bir çeşit yüz felci) gibi hasarlar yorgunlukla birlikte tat alma duyusunda bozukluklara, baş ağrısı, görme sorunları, salya üretiminde artma gibi semptomlara neden olmaktadır.
  • Kanser tedavisi: Kemoterapi, radyoterapi (özellikle baş ve boyun bölgesi için) veya her iki tedaviyi birlikte alan hastaların %86’sında tat alma duyularında değişiklik rapor edilmiştir. Tat alma duyusunda meydana gelen bozukluklar geçicidir. Ayrıca yorgunluk hali, tedavi alan kanser hastalarında en sık görülen yan etkilerin başında gelmektedir.

İlgili konu: Halsizlik ve yorgunluk kanserin ilk belirtisi olabilir mi?

Ağızda metalik tat tanısı nasıl konur?

Metalik tat alma ve yorgunluk gibi şikayetleri olan kişilerin doktora başvurmaları gerekmektedir. COVID-19 Pandemisi sürecinden geçtiğimiz bu günlerde pek çok hastanenin sağladığı tele-tıp veya mümkünse yüz yüze randevu tercih edilebilir. Muayene sırasında kişinin gösterdiği semptomlar ve tıbbi geçmişi değerlendirilir. Verilen yanıtlar doğrultusunda, hekim hastayı kulak burun uzmanına yönlendirebilir. Şikayetlerin asıl nedeninin ortaya çıkarılması için kişiden kan testleri ve/veya bilgisayarlı tomografi gibi görüntülü tarama testleri istenebilir.

Ağızda metalik tat nasıl tedavi edilir

Tedavi seçeneği yorgunluk ve tat duyusunda bozuklukların sebeplerine göre değişiklik göstermektedir. Kanser hastalarında ve gebelerde görülen bu rahatsızlıklar zaman içinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Alerjiden, vitamin eksikliğinden, böbrek ve merkezi sinir sistemi fonksiyonlarındaki bozukluklardan kaynaklanan durumlarda kişiler doktor onayı ile kullandıkları ilaçları ve beslenme şekillerini değiştirebilirler.

Evde neler yapabiliriz?

Aşağıda sıralayacağımız ‘ev reçeteleri’ bireylerin metalik tat alma şikayetlerini hafifletilebilir:

  • Turunçgil, portakal veya limon suyu tüketmek
  • Yemeklerden önce bir parça limon şekeri yemek
  • Metalik mutfak eşyaları ve tencere kullanımından kaçınmak
  • Bitki çayları içmek
  • Yoğurt yemek
  • Gün içerisinde yeterli miktarda su tüketimine dikkat etmek
  • Yemeklerden önce tuzlu su veya yemek sodası ile gargara yaparak diş ve dil temizliğini sağlamak.

Özet

Bozulmuş tat duyusu kişilerin yeme alışkanlıklarında değişimlere sebep olarak az veya çok yemelerine, tadı düzelmek için yiyeceklerde gereğinden çok tuz veya şeker kullanmalarına sebep olabilir. Bu durum kalp hastalığı ve diyabet gibi daha büyük sağlık sorunlarına neden olur.

Yorgunluğun yanında metalik tat alan kişilerin, sorunu kendi başlarına çözmeye çalışmaları son derece olumsuz sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle kullanılan ilaçlarda ve beslenme alışkanlıklarında bir değişiklik yapmadan önce kişilerin en doğru tedaviyi alabilmeleri için en kısa sürede doktora başvurmaları gerekmektedir.

Kaynak

1. Willem Maria Hubertus Rademacher ve ark. Oral adverse effects of drugs: Taste disorders. Oral Diseases, 18 September 2019. 2 .Taste Disorders. https://www.nidcd.nih.gov/health/taste-disorders#5

Vajina Kuruluğu

Anatomik yapısı açısından ve fonksiyonları açısından oldukça mükemmel bir donanıma sahiptir. 8 ile 10 cm arasında boyutlarda olan bu organın duvarları normalde bitişik halde dururlar. Ancak cinsel ilişki sırasında ve doğum sırasında onlar açılıp, esnemektedirler.

Vajinal duvarların tırtıklı bir yapıya sahip olması cinsel hazzı arttırmaktadır. Ancak vajina da kuruluk söz konusu olduğun da bu durum acımaya sebep olabilmektedir.

Vajina Kuruluğu Nedir Neden Olur

Kadının ön sevişme sırasında cinsel uyarılma ile salgılanan vajinal sıvı bulunmaktadır. Bu sıvı vajinanın dış kısmında bulanan bir salgı bezleri tarafından salgılanmaktadır. Bartolin ve skene bezleri en çok bilinen ve vajina da sağ ve sol kısımlar da yerleştirilmiştir. Bu iki salgı bezinin salgıladığı sıvılar vajina kayganlığını sağlamaktadırlar.

Bu sıvı; rengi ve kokusu olmayan bir sıvıdır ve iç çamaşırında iz bırakmamaktadır. Bu sıvı sayesinde cinsel birleşme sırasında kolaylık sağlanmaktadır. Bu sıvının salgılanmaması ve ya az salgılanması sebebi ile gelişen durum ise vajina kuruluğu olarak adlandırılır. Bu kayganlaşmanın az olması sebebi cinsel birleşme esnasında olumsuz etkilenmeye sebep olmakta ve bu durum ile oldukça sık karşılaşılmaktadır. Böyle bir durumda kadın açısından acı da oluşturabilmektedir. Bu duruma sebep olabilecek birçok etken söz konusu olabilmektedir.

Vajina Kuruluğunun Belirtileri Nelerdir

Eğer cinsel ilişkiye girerken, yeterince kayganlık oluşturmaya yetecek kadar sıvı salgılanmıyor ise ve bu da cinsel birleşme sırasında ağrıya ve zorlanmaya sebep oluyor ise vajina kuruluğu söz konusudur.

Böyle bir durum söz konusu ise cinsel birleşme sırasında acı, batma gibi durumlar söz konusu olabilmektedir.

Vajinal Kuruluk Neden Olur

Vajina kuruluğuna sebep olan birçok etken vardır. Bunlardan bazıları vücut ile ilgili olup bazıları da cinsellik ile ilgilidir.

  • Menopoz dönemi vajina kuruluğuna sebep olan etkenler
  • Hiperprolaktinemi; süt salgılanmasını sağlayan hormonun vücutta fazla olması
  • Vajina da meydana gelen enfeksiyonlar
  • Kullanılan bazı ilaçlar da vajina kuruluğuna sebep olabilmektedir.
  • Vajinal flora yapısının bozulması da bu duruma sebep olan bir faktördür.
  • Vajina iç kısmını yıkamak
  • Vajina içerisinde kullanılan tampon, fitil gibi yabancı maddeler de vajina kuruluğuna sebep olmaktadır.
  • Aşırı stres altında olan kişiler de böyle bir durumla karşılaşabilmektedirler.

Vajina Kuruluğu ve Cinsel İlişki

  • Cinsel isteksizlik söz konusu ise
  • Ön sevişmenin yetersizliği sebebi ile ya da başka bir sebep ile cinsel uyarılma gerçekleşmiyorsa
  • Cinsel partner karşı duyulan güvensizlik, arada uyum ve iletişim probleminin bulunması
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı hissedilmesi
  • Vulvar Vestibulit Sendrom da vajina kuruluğunun cinsellikle ilgili olan nedenleridir.

Prolaktin Hormonu Salgılanması Sebebi ile Vajina Kuruluğu

Kadınlarda loğusalık ve emzirme döneminde süt salgılanmasını sağlayan prolaktin hormonu oldukça fazla salgılanır. Bu hormonda östrojen hormonunun baskılanmasını sağlamaktadır. Bu sebep ile vajinal kuruluk meydana gelmektedir. Ayrıca bazen oluşan iyi huylu hipofiz bezleri de süt salgılanmasına sebep olur. Böyle durumlarda da yine aynı sebep ile vajinal kuruluk oluşabilir.

Menopoz Döneminde Vajina Kuruluğu

Kadınlar menopoz dönemine girdiklerinde östrojen hormonlarında azalma söz konusu olmaktadır. Dolayısı ile uyarılma da ve salgı bezlerinin salgıladığı sıvı da azalma meydana gelmektedir. Tabi bu durum da direk olarak vajina kuruluğuna sebep olmakta ve ilişki esnasında acımalar meydana gelebilmektedir. Böyle durumlar da kullanılan kremler ve benzeri yardımcı uygulamalar ile bu sorun çözülebilmektedir.

Vajinal Kurulukta Kayganlaştırıcı Kullanımı

Vajinal kuruluk yaşanması kişilerin ilişkiden acı duymasına sebep olduğu için cinsel ilişkiye karşı bir isteksizlik ve memnuniyetsizlik meydana getirmektedir. Bu sebepten dolayı ilişkilerde de iletişim kopuklukları ve başka problemler meydana gelebilmektedir. Böyle durumlar söz konusu olduğunda öncelikle kuruluğun sebebi belirlenmeli eğer bir enfeksiyon ve ya partneriniz ile aranızda olan bir problem sebebi ile meydana geliyorsa bu sorunların çözülmesi en mantıklısı olacaktır. Ancak çözülene kadar ya da kuruluk olduğu süre boyunca rahat bir cinsel ilişki yaşayabilmek için, üretilmiş; krem, sprey, jel ve aplikatör gibi kayganlaştırıcı maddeler bulunmaktadır. Ancak tabi ki kayganlaştırıcı alırken vajina pH’ ına uygun olmasına ve su bazlı olmasına dikkat etmelisiniz.

vajina kuruluğu tedavisi

Vajinal Kuruluk Nasıl Tedavi Edilir

Eğer vajinanız da kuruluk problemi mevcut ise bu durumda öncelikle kesinlikle yapmanız gereken şey; vajina kuruluğuna sebep olan problemin tespit edilmesidir. Bu kuruluğun kayganlaştırıcı kullanılarak geçiştirilmemesi ve tedavi ettirilmesi gerekir. Uygulanacak tedavi de problemin oluşumu sağlayan sebebe göre belirlenmeli ve başlanmalıdır. Vajina kuruluğu tedavisi:

  • Eğer kuruluk prolaktin hormonunun fazla salgılanması nedeni ile meydana geliyor ise ilaç tedavisi ya da cerrahi müdahale ile çözülebilmektedir.
  • Estrojen hormonunun azlığı sebebi ile meydana geliyor ise; o zaman da hormonal içerikli ilaçlar ile tedavi edilmektedir.
  • Vajina da oluşan enfeksiyonlar ile alakalı bir vajina kuruluğu durumu söz konusu ise; o nokta da; kesinlikle enfeksiyonların gerekli yöntemler ile tedavi edilmelidir. Çünkü enfeksiyonlar daha büyük ve ciddi problemlere de sebep olabilmektedir.
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı hissedilmesi ile uyarılma olmuyorsa bunun nededi belirlenmeli ve ona göre bir tedavi uygulanmalıdır.
  • Vajina kuruluğuna sebep olan etken Vulvar Vestibulit Sendrom ise, bu cerrahi yöntem ile tedavi edilebilmektedir.
  • Cinsel isteksizlik, partner ile aradaki iletişim, güven eksiklikleri ise psikolojik terapi uygulanarak tedavi edilebilmektedir.

Eğer vajina kuruluğu yaşıyor iseniz; bu problemi tedavi ettirmek ve ortadan kaldırmak için kesinlikle uzman bir jinekolağa muayene olmalısınız ve nedenini belirleyerek, doğru bir yöntem ile tedavi olmalısınız.

Felç nedir? Felç nasıl meydana gelir? Felç belirtileri ve reskleri nelerdir, felç nasıl tedavi edilir? Felç hakkında bilgi.

image

Advertisement

Felç Nedir – Belirtileri Nelerdir?

Felç; Vücudun bir, ya da birçok organının hareketsiz, duyusuz kalışına felç (inme) denir. Felçte isteme bağlı olan, olmayan kaslar, sinirler iş göremez hale gelir, organların çalışmaları durur. Kasların, kirişlerin kesilmesi, eklemlerin katılaşması, anestezi etkisiyle bir organın hareketi yok olması, ya da azalması felç sayılmaz; bir hastanın koma halindeki hareketsizliği de felç değildir.

Felç gerek beyindeki merkez hücrelerinin, gerekse merkez dışı sinirlerin her hangi bir bozukluğa uğramasından ileri gelir. Sebeplere göre de felcin şekli değişir. Vücudun yalnız bir yanı tutmuyorsa buna yarım felç (hemipleji) denir; her iki yan inmeye uğradıysa bu tam felç (parapleji) dir.

Felç Nasıl Meydana Gelir?

Felç, genel olarak, boyundaki atardamarların tıkanması, büzülmesi, yumuşaması, iltihaplanması gibi sebeplerden ileri gelir. Bilirsiniz ki beynin kabuk kısmı hareketlere kumanda eder. Bu kumanda beyinden aşağıya doğru çaprazlamasına dağıldığı için, beyin kabuğunun sol bölümünde olan bir bozukluk, yüzde solda, boyundan aşağı kesimde ise sağ yanda kendini gösterir. Sağdaki bir aksamanın sonucu da yüzde sağda, gövdede solda görülür.

image

Advertisement

Felç Belirtileri

Felçlerin türlü çeşitleri vardır, belirtileri de buna göre değişir. Karıncalanma, uyuşma, konuşamama, konuşma zorluğu, unutkanlık, baş dönmesi gibi hafif belirtilerle yavaş başlayan felçler vardır.

Beyin damarlarındaki, kan dolaşımındaki bozukluklardan ileri gelen bu haller, aksaklık düzelmezse gittikçe artar, gerçek bir felç ortaya çıkar, çoğunlukla vücudun bir yanında, yukarıdan aşağıya kudretsizlik, hareketsizlik başgöserir. Buna karşılık birden gelen, hastayı yere düşüren felçler de vardır. Apopleksi denilen bu türlü felçler, çoğunlukla, sinir hücrelerinin birden bozulmasından ileri gelir.

Yarım Felç

Yarım felçlerde inme inen yandaki kol, bacak tutulup kaldırılır, sonra bırakılırsa bu organlar cansızmış gibi düşüverir. Bu, felcin en kesin belirtilerinden biridir. Ayrıca, dizlere, topuğa vurarak, keskin bir şey sürterek de felç anlaşılır. Diz altına bir kere vurulunca felçli bacak birkaç kere hareket eder; sağlam yanın diz altına vurulunca felçli yanda da kaslar gerilir. Ayak elin ayası ile birden yukarı itilirse bir titreme, sarsıntı görülür. Felçli yanın ayağına, topuğun dışına doğru bir iğne, ya da bıçak ağzı sürtülürse ayakta hareket görülmez; sağlam ayak ise bu gibi bir durumda derhal kasılır, geri çekilir.

Felçli bölgelerde ısı azdır, elle dokununca soğuk gelir. Şişlik de olabilir; ayrıca, parmakla basılınca iz kalabilir.

Yarım felçlerde bilinç (şuur) kaybolmamışsa hasta kendini bilir; zihni oldukça iyi işler. Yalnız, bozukluk beyin kabuğunda ise hasta konuşamaz, ya da zor konuşur.

Felç Tedavisi

Hasta, inme inince kendini kaybedip düşmüşse onu kaldır-mamalı, sarsmaktan kaçınmalıdır. Olduğu yerde bırakıp derhal hekim çağrılmalıdır. Çünkü sebep hemen teşhis edilmezse tedavide yanlışlık yapılabilir. Gene ilk safhada kan almak, kalbi kuvvetlendirici ilâçlar vermek gerekebilir.

Advertisement

Felçlerde hastalığa yol açan bozukluğu bulmak için hekim çeşitli muayeneler yapar. Bu arada, beyin kanaması, beyin damarlarının küçülmesi, kan dolaşımının durması, beyin zarı iltihabı (menenjit), beyin iltihabı (ansefalit), beyin frengisi, kan zehirlenmesi, şeker hastalığı koması, kafa sarsıntısı, kafa içi basıncı, sıcak çarpması, kafatası kırıkları, sara, tetanoz, kuduz, havale… gibi sebepler aranır. Bu arada, hastanın yakınlarının vereceği bilgiler de teşhise yardım eder.

Felcin neden ileri geldiği tespit edildikten sonra, buna göre çeşitli yollardan tedaviye geçilir. Sebep ortadan kaldırılmaya çalışılırken damarları açıcı, kalbi kuvvetlendirici ilâçlar verilir, hastanın özel bir şekilde yatması sağlanır. Bazı durumlarda, daha sonra elektrik tedavisine geçilir. Yüksek tansiyon, damar sertliği sonunda damarları yavaş yavaş tıkanmasından ileri gelen felçler ruhi alanda da bozukluk doğurduğundan tedavi zordur, başarılı sonuca varma ihtimali azdır. Beyin damarlarındaki kanamalardan ileri gelen felçlerde ölüm tehlikesi daha çoksa da tehlike atlatılırsa alınacak tedbirler iyi sonuç verebilir. Amboli denilen birdenbire damar tıkanması sonucu olan felçte, tıkayıcı maddelerden ileri gelen bozukluk atlatılırsa sonradan tehlikeli bir durum olmayabilir.

Felçler, derecesine, sebebine göre, tedaviden sonra, bazen tamamıyla giderilebilir; bazısında ise hasta organ eski sağlam haline tamamıyla dönemez. Bu arada, bacaklarında felç geçirmiş olanların kendilerine göre aksak bir yürüyüşleri vardır.

image

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации