Андрей Смирнов
Время чтения: ~57 мин.
Просмотров: 0

Siyatik belirtileri: Siyatik hastalarının uygulayabileceği 8 ağrı kesici yöntem

Kaynak:  Yazan:  Opr. Dr. Deniz Algün

Ortopedi ve Travmatolojideki hızlı gelişmelerin en sık uygulandığı alanlardan biri kırık tedavileridir. Son 10 yılda kırık tedavilerine yaklaşım, tıbbi ve cerrahi tedavi yöntemleri büyük oranlarda değişmiştir. Amaç; kırık nedeniyle bozulan iş ve sosyal yaşam performansının en kısa zamanda tam olarak düzeltilmesidir. Geçmiş yıllarda hayatı idame ettirecek düzeyde iyileşmenin tatmin edici olduğu, mümkün olduğunca cerrahi olmayan tedavi ideal tedavi olarak görülürdü. Günümüzde gelişen tıbbi ve cerrahi teknikler, anesteziyoloji teknikleri hızlı ve tam iyileşme olanağını sunmaktadır.  Kırık tedavisinde yeni yaklaşımları şöyle özetleyebiliriz

  1. Fonksiyonel immobilizasyon mantığı: Klasik sert ve uzun alçılama mantığı yerine daha kısa, yarı sert, erken yük vermeye ve adale fonksiyonuna izin veren yeni bir alçılama tekniğidir.
  2. Kemik stimulatörleri: Özellikle stres kırıkları, küçük kemik kırıklarında ultrasonik dalga ile kemik iyileşme hızını arttıran cihazlardır.
  3. Kapalı intramedüller çivileme teknikleri: Bacak ve kollardaki uzun kemiklerin eklem içi dışındaki kırıklarının (basit-parçalı) büyük bölümünde uygulanan, kırık hattının açılmadan, 2-3 cmlik kesilerden yapılan ve kırık iyileşme süresini kısaltan tekniklerdir.
  4. Artroskopik yardımla yapılan küçük müdahaleli operasyonlar: Eklem içi kırıkların bir kısmında eklemin açılmadan eklem dışından kırıkların tespitini sağlayan, bu sayede ameliyat sonrası oluşabilecek eklem sertliği olasılığını azaltan, fizyoterapi ve tam fonksiyona ulaşma zamanını kısaltan tekniklerdir.
  5. Eksternal fikzatörler; Açık kırık denilen dış yüzeyle ilişkili kırıklarda, eklem içi çok parçalı kırıklarda, ameliyat sonrası veya olmaksızın iltihap gelişmiş kırıklarda, kaynamayan ya da yanlış kaynamış bazı kırıklarda eşsiz iyileşme olanakları sağlayan tekniklerdir.
  6. Protez cerrahisi; Yaşlıların kalça kırık çeşitlerinden daha büyük kısmına uygulama şansı veren yeni protez dizaynları ile ameliyatın ertesi günü yürüme şansı veren uygulamalardır.
  7. Radikal büyük cerrahiler: Gelişen tespit materyalleri ve cerrahi teknikler leğen kemiği büyük kırıkları, büyük eklemlerdeki parçalı kırıklarda gibi geçmişte tedavi olanağı sınırlı olan durumlarda şaşırtıcı iyi sonuçlar alınması olanağı getirmiştir.
  8. Eklem bağ cerrahileri: Kırıkla birlikte veya izole bağ yaralanması olan hastalardan geçmişte tedavi edilmemiş olanlarda alınan kötü sonuçlar ve gelişen cerrahi – artroskobik teknikler diz- dirsek- ayak bileği-omuz eklem bağ yaralanmalarının bir kırık kadar ciddiye alınıp başarıyla tedavi olanaklarını sağlamıştır.
  9. Erken agresif rehabilitasyon: Geçmişte kırık iyileşmesi sonrası başlayan fizyoterapi günümüzde etkin kırık tespiti tekniklerinin verdiği olanaklar nedeniyle ameliyatların hemen sonrasında başlanabilmekte ve kırık iyileşme sürecinde tam fonksiyon için gereken eklem hareket açıklığı ve adale gücü büyük oranda sağlanmaktadır.

Fonksiyonel immobilizasyon mantığı: Klasik sert ve uzun alçılama mantığı yerine daha kısa, yarı sert, erken yük vermeye ve adale fonksiyonuna izin veren yeni bir alçılama tekniğidir. Burada kullanılan alçılar kaşıntı, alerji yapmamakta, kolayca banyo hatta deniz-havuza girme olanağı da tanımaktadır. Asıl büyük avantaj sadece büyük kısmı veya tamamı yarı sert-esneme olanağına sahip olması nedeniyle adaleler alçı içinde kasılıp gevşemeyebilmekte, kırık ve alçı içinde kan dolaşımının iyi olmasını bu sayede hızlı kırık iyileşmesini sağlamaktadır. Klasik alçılara göre daha kısa uygulanabilme olanağı daha fazla eklemin hareketine izin vermekte ve erken yük verme şansı sağlamaktadır. Dezavantajları pahalı olması ve özel uygulama tekniği nedeniyle deneyimli kişilerce veya refakatinde yapılması gerektiğidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Burun Tıkanıklığını Ciddiye Alın

Kemik stimulatörleri: Özellikle stres kırıkları, küçük kemik kırıklarında ultrasonik dalga ile kemik iyileşme hızını arttıran cihazlardır. Her gün 20-40 dakikalık uygulama ile uygun seçilmiş kırıklarda iyileşme zamanını % 50lere kadar kısaltmaktadır. Elektronik bir cihaz olan stimülatörler  1500-3000 dolara varan fiyatları nedeniyle profesyonel sporcularda veya iyileşme süresi çok uzun olan kırıklarda daha çok uygulama olanağı bulmuştur.

Kapalı intramedüller çivileme teknikleri: Bacak ve kollardaki uzun kemiklerin eklem içi dışındaki kırıklarının (basit-parçalı) büyük bölümünde uygulanan, kırık hattının açılmadan, 2-3 cmlik kesilerden yapılan ve kırık iyileşme süresini kısaltan tekniklerdir.

Kırık hattının açılmasında üç temel sakınca vardır. Kırık seviyesinde iltihap, sonucu gerçek bir felakete dönüşebilecek ciddi ilk komplikasyondur. Kırık seviyesinin cerrahi yolla açılmasında ikinci dezavantaj taze kemik uçlarından kırık seviyesine olan kanamanın boşaltılmasıdır. Bu kanama içinde zengin kemik yapım hücresi (osteoblast) ve üreme ortamı bulunur. Bu kanamanın cerrahi için kırığın açılması sırasında boşalması kırık iyileşmesini zorlaştıran bir faktördür. Son dezavantaj ise kırık kemik uçları veya darbenin zedelediği ciltte yapılan kesilerin zaman zaman kapanma sorunu yaratmalarıdır.

Uyluk kemiği kırıklarında kalçadan, kaval kemiği kırıklarında dizin hemen altından, üst kol kemiği kırıklarında omuzdan, önkol kemikleri kırıklarında dirsek ve el bilekten yapılan birkaç santimetrelik kesilerden kemik içine yerleştirilen çiviler kırığı çok etkin bir biçimde tespit etmekte, yukarıdaki dezavantajların hiçbirini taşımamakta, alçı gibi ek dış tespit gereksinimi genellikle olmamaktadır. Dezavantajları özel ve pahalı ameliyathane ekipmanları (skopi, kırık masası gibi) gerektirmesi ve teknik zorluğu nedeniyle deneyimli ellerde veya gözetiminde yapılması gerekliliğidir.

Artroskopik yardımla yapılan küçük müdahaleli operasyonlar: Eklem içi kırıkların bir kısmında eklemin açılmadan eklem dışından kırıkların tespitini sağlayan, bu sayede ameliyat sonrası oluşabilecek eklem sertliği olasılığını azaltan, fizyoterapi ve tam fonksiyona ulaşma zamanını kısaltan tekniklerdir. Özellikle diz ve ayak bileği eklem içi kırıklarında cerrahinin temel amacı eklem yüzeyinde seviye farkı olmaksızın kırığı tamamen sabit bir biçimde tespit etmektir. Klasik cerrahi yöntemlerde eklem açılarak direkt görüş altında kırık tespit edilmektedir. Bu ciddi eklem sertliklerine neden olmaktadır. Modern yaklaşımda eklem açılmadan artroskopi yardımıyla eklem açılmadan eklem içi kırık monitörden izlenebilmekte, kırık eklem dışından tespit edilebilmektedir. Hatta bazı kırıklarda hiç kesi yapılmadan eksternal fikzatörlerle tespit edilebilmektedir. Bu yöntemle yapılan ameliyatlar çok daha ağrısız, yara ve enfeksiyon riski az, eklem kısıtlılığı olasılığı az, fonksiyon iyidir. Dezavantajları her eklem içi kırıkta uygulanamaması, artroskobi cihazı gerektirmesi ve teknik zorlukların üzerinden gelebilmek için ileri deneyim gerektirmesidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  İyi Bir Dengeye Sahip Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Protez cerrahisi; Yaşlıların kalça kırık çeşitlerinden daha büyük kısmına uygulama şansı veren yeni protez dizaynları ile ameliyatın ertesi günü yürüme şansı veren uygulamalardır.

Eski Amerika istatistiklerinde 70 yaş üzeri ölümlerin 1/3 ünün kalça kırığı sonrası (ameliyat edilenler de dahil) 6 ay içinde olmaktadır. Bu yüksek ölüm oranı, eski tedavi yöntemlerinin ameliyatlı veya ameliyatsız 2-4 aya varan yatak istirahatı gerektirmesidir. Bu kadar uzun yatak yaşamı ciddi dahili problemleri (kalp-akciğer sorunları, üre yükselmesi vs.) ve emboli riskini ortaya çıkarmakta veya var olanları ağırlaştırmaktadır.

Protez cerrahisi kalça kırıklarında 30 yılı aşkın bir süredir kullanılmasına rağmen eski protez dizaynları kalça kırıklarının sınırlı tiplerine uygulama olanağı vermekteydi. Günümüzde gelişmiş protez dizaynları kalça kırıklarının çok büyük kısmına uygulama olanağı vermekte, yine gelişen anestezi teknikleri yaş ve dahili problemlere rağmen her yaşta insanın ameliyatına olanak vermektedir. Modern protez uygulamaları hastaların ertesi gün bacağı üzerine basarak bir walker yardımıyla yürümelerine olanak vermektedir. Bu, yatmaya bağlı dahili hastalıkların ve emboli oluşumu riskini minimuma indirir. Yalnız burada kırık sonrası birkaç gün içinde operasyon yapılması önemli bir konudur. Protez ameliyatları nispeten pahalıdır ve çok iyi sterilizasyona sahip ameliyathane ortamı gerektirir. Ameliyat öncesi ve en az 10-15 gün sonrasına kadar (bazı hastalarda ömür boyu ) kan sulandırıcı tedavi ve anti embolik çorap kullanımı da hayat süresini uzatan ciddi- kolay yöntemlerdir.

Radikal büyük cerrahiler: Gelişen tesbit materyalleri ve cerrahi teknikler, leğen kemiği(pelvis) büyük kırıkları, büyük eklemlerdeki parçalı kırıklar gibi geçmişte tedavi olanağı sınırlı olan durumlarda şaşırtıcı iyi sonuçlar alınması olanağı getirmiştir.

Ortopedinin halen karşılaştığı en sorunlu kırık tipleri leğen kemiğinin bütünlüğünü bozan büyük kırıkları ve büyük eklem içi parçalı kırıklardır. Geçmişte ölüm riski büyük, tesbit olanağı kısıtlı olan leğen kemiği (pelvis) radikal operasyonlarından kaçınılmakta idi. Eklem içi çok parçalı kırıklarında ise kırık tesbiti zayıf yapılmakta ve bu tesbit dışarıdan alçı uygulaması ile desteklenmekte idi. Sonuçta fonksiyon açısından yetersiz sonuçlar alınmakta idi. Günümüzde yoğun bakım, anestezi olanaklarının gelişimi hayati riskleri azaltmakta, gelişen cerrahi teknikler, tesbit materyalleri ve gelişen kırık tedavi vizyonu ile büyük eklem ve pelvis kırıkları radikal ve büyük operasyonlarla tam olarak tesbit edilebilmektedir. Alçı uygulamasına gerek kalmadan sağlanan erken hareket olanağı ile tatmin edici sonuçlar alınabilmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Kronik Öksürük Depresyona Neden Oluyor

Özellikle pelvis ameliyatları deneyimli ekiplerce ve cerrahi yoğun bakım koşullarına sahip hastanelerde yapılmalıdır. Pelvis ameliyatlarında ameliyat öncesi çok iyi bir tetkik ile büyük damar yaralanmaları, mesane – barsak yaralanmalarının varlığının araştırılması esastır. Zaman zaman ameliyatta ortopedi ekibine ek olarak üroloji, damar cerrahi, genel cerrahi ve girişimsel radyoloji ekipleri gerekli olabileceğinden bu ekipler hazır olmalıdır.

Eklem bağ cerrahileri: Kırıkla birlikte veya izole bağ yaralanması olan hastalardan geçmişte tedavi edilmemiş olanlarda alınan kötü sonuçlar ve gelişen cerrahi – artroskobik teknikler diz- dirsek- ayak bileği-omuz eklem bağ yaralanmalarının bir kırık kadar ciddiye alınıp başarıyla tedavi olanaklarını sağlamıştır.

Eklemlerdeki kırıkla birlikte veya yalnız başına olan bağ yırtıklarından tedavi edilmemiş olanları genç yaşlarda ciddi problemlere yol açmaktadır. Bu problemlerden ilki bağın fonksiyonunu yapmamasına bağlı eklem sabitliğinin bozulması daha da ciddisi zaman içinde eklemdeki fizyolojik olmayan hareketlerin yol açtığı kireçlenmedir. Özellikle kırıkla birlikte olan bağ yaralanmaları gözden kaçmakta ve ciddi sorunlarla karşımıza çıkmaktadır.

Modern yaklaşımda yaralanma mekanizmaları ve kırık tiplerinin birlikte olabileceği bağ yaralanması tipleri daha iyi anlaşılmış ve MR gibi modern tedavi yöntemleri ile kesine yakın tanı olanağı sağlanmıştır. Bu durumlarda bağ yırtıkları bir kırık ciddiyetinde ele alınmakta ve tedavi sağlanmaktadır.

Erken agresif rehabilitasyon: Geçmişte kırık iyileşmesi sonrası başlayan fizyoterapi günümüzde etkin kırık tesbiti tekniklerinin verdiği olanaklar nedeniyle ameliyatların hemen sonrasında başlanabilmekte ve kırık iyileşme sürecinde tam fonksiyon için gereken eklem hareket açıklığı ve adele gücü büyük oranda sağlanmaktadır.

Özellikle eklemi ilgilendiren kırık veya bağ ameliyatlada sonucun başarısını uygun ve stabil cerrahi ve erken hareket belirlemektedir. Günümüzde bu tür operasyonlar sonrası 24-48. saatlerde CPM (devamlı pasif hareket) cihazları ile hareket başlanmaktadır. Bu cihazlar elektronik programlı eklem hareketi sağlamaktadırlar. Bu sırada oluşacak ağrılar epidural kateter yöntemiyle kontrol edilebilmektedir.Ağrı azalır azalmaz etkin ve sürekli fizyoterapi devam etmektedir.

Eklemi ilgilendirmeyen kırıklarda da adele gücünü devam ettirici , çevre eklem hareketlerini koruyucu fizyoterapi hemen başlamaktadır. Uzun süreli alçı uygulaması gerektiren vakalarda alçı içinde kalan adelelerin güçlerini elektrik ile uyarılarak korumak alçı sonrası normal aktiviteye dönüş süresini ciddi biçimde kısaltmaktadır.

Stres Kırığı Nedir?

Stres kırığı çoğu kişinin hiç duymadığı bir kırık şeklidir. Stres kırığı nedenleri bir yere çarpma yada vurma değildir. Hiç bir yere çarpmadan, vurmadan bir kaza geçirmeden belki yolda yürürken, sebepsizce birden bire oluşur. Şaşırtıcı bir kırık şekli olan bu kırığı çoğu kişi bilmez. Bazı kemiklere taşıyabileceğinden fazla yük binmesi, zor sporlar yapma, uzun süre ayakta kalma gibi bir çok nedenle oluşur. Bacak, ayak ve kalça kemiği başta olmak üzere omurga ve kaburga kemiklerinde görülmektedir. En çok kadınlarda görülen stres kırığı tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Fakat diğer kırıklara göre tedavi daha uzun sürmektedir.

Stres kırığı belirtileri hafif ağrılar ve bölgede şişme olsa da teşhisi çok zor olan bir hastalıktır. Bu kırık şekli ilk başlarda röntgende görülmez. Ancak MR çekimi ile anlaşılabilir. Bu nedenle hastalığın başlangıcında gözden kaçabilir. Hasta ağrı şikayetiyle gitse de kemik röntgeni çekilir fakat röntgende bir şey gözükmemektedir. Bu nedenle ağrıların başka sebeplerle olduğu düşünülür ve hastalığın teşhisinin konması gecikir. Ancak kemik kırıkları olduğunda net olarak anlaşılır. Başlarda kemik yavaş hasarlar alır, küçük çatlaklar oluşur. Bu çatlaklar mikroskopla görülebilecek kadar küçük boyutlardadır.image

Stres Kırığı Nasıl Olur?

Stres kırığı ilk başlarda kemikte ödem oluşması ile başlar. Bu ödem kemikte zamanla ilerler ve kemik hasarına neden olur. Ödem büyüdükçe kemik içerisinde basınca ve çatlamalara neden olur. Tıpkı bir yere çarptığımızda çarpan yerimizin şişmesi gibi ödem kemik içerisinde de oluşmaktadır. Kemik içerisinde ödem arttıkça kemik içi basıncının ilerlemesine neden olur. Basınç arttıkça hasta bu basıncı ağrı olarak hisseder. Bu bölgeye yük binmeye devam ettiği süre içerisinde kemikte hasar çoğalarak devam eder. Bir gün hiç bir şey yokken kemik kırılabilir yada çatlayabilir. Stres kırığının oluşması uzun vadede yada çok kısa bir sürede olabilir.

Ergenlik çağındaki çocuklarda bile görülebilen stres kırıkları daha kemiklerin gelişme döneminde çok ağır spor yapılması, yanlış ayakkabı seçimleri, çok yürümek, düztabanlık gibi nedenlerle oluşur.image

Stres Kırığı Belirtileri

  • Bölgesel şişlik
  • Kırığın başlangıç aşamasında bölgede dokunmaya bağlı hissedilen hassasiyet
  • Önceden az olan zamanla çoğalan ağrılar. Yürüdükçe, ayakta kaldıkça çoğalan, dinlendiğinde azalan ağrı
  • Geceleri hissedilen ve fazlalaşan ağrı
  • Ayak kemik kırıklarında ayak bileğinin dış kısmında şişlik oluşması
  • Pelvik kemik kırıklarında kasık ve bel ağrısı
  • Bacak kaval kemiklerinde bacağın şişmesi

İlerlemiş Stres Kırığı Belirtileri

  • Ağrı şiddetlenerek devam eder. Önceden dinlenmeyle geçen ağrı dinlenme süresince de devam eder.
  • Stres kırığı olan bölgede morluklar yaşanmaktadır.
  • Bu bölge çok şişer ve el sürüldüğünde ağrı şiddetlenir

Stres Kırığı Neden Olur?

Stres kırığı oluşmasının nedenleri çok fazladır. Ağır spor yapma, yaşlılık, çok yük taşıma, uzun süre ayakta kalma, bir çok hastalık ise stres kırığı nedenleri arasındadır. Her yaşta görülebilen bu kırıklar nedenleri bakımından ikiye ayrılırlar.

  • Yorgunluk kırığı
  • Yetmezlik kırığı

Yorgunluk Kırığı

Mekanik yüklenmeye bağlı olarak, kemiğin taşıyabileceği yükten fazla yük binmesi nedeni ile sağlıklı kemiklerde oluşur. Özellikle bu kırık yük taşıyan kemiklerde görülmektedir. Bacaklardaki kaval kemiklerinde ise en çok etkilenen kemiktir. Yorgunluk kırığı ağırlıklı olarak dansçılar, askerler ve sporcularda daha çok görülür.  Sporcu ve dansçılar ağır antrenmanlar yaparlar ve vücudun kaldıramayacağı kadar çok çalışırlar. Kendilerini çok zorladıkları için kemiklerde zamanla bu hasar olmaya başlar. Ağrılarında zorlanmaya bağlı olduğunu düşünerek tedavide gecikirler. Askerlerde görülme nedeni ise ham olan vücutların normalden daha çok spor yapması sonucu kemiklerin zorlanmasıdır.

Yorgunluk kırığı adını kemiğin yorulmasından almaktadır. Kemik yüklendiği ağırlıktan dolayı zamanla yorulur ve hasar görmeye başlar. Genelde çok ağır yük taşıyan, uzun süre ayakta kalmak zorunda kalan kişilerde görülür. Kadınlarda yorgunluk kırığı nedeni ise topuklu ayakkabıdır. Uzun süre topuklu ayakkabı giymek zorunda kalan bir kadının genelde ayaklarındaki kemiklerde ödem ve sonucunda yıpranma oluşur.

Yetmezlik Kırığı

Yetmezlik kırığının nedeni ise kemik direncinin azalmasıdır. Kemik direnci azalan kişilerde normal yada hafif bir yüklenme sonucunda yaşanır. Yaşlanmaya bağlı kemik direncinin yada yoğunluğunun düşmesi yani yetmezlik neden olabileceği gibi bir çok hastalıkta neden olabilir. Bu hastalıklar hiperparatiroidi, romatoid artrit, uzun süreli kortizon kullanımı, diabetes mellitus, fibröz displazi, renal yetmezlik, osteoporoz, osteomalazi, uzun süre kemoterapi almak buna neden olabilir. Bu tür hastalıklar kemiklerin deirencini azaltan ve etkileyen çok önemli rahatsızlıklardır.

Kadınlarda ise menopoz döneminde kemik yoğunluğu azalmaktadır. Hormon dengesizliği, postmenopozal osteoporozu buna nedendir. Postmenopozal osteoporozu en çok pelvik kemiğini etkilemektedir. Pelvik yetmezlik bazen hiç bir belirti vermediği gibi kasık ve bel ağrısı olarak kendini gösterir. Tanı konulması çok zor olduğu için çoğunlukla gözden kaçmaktadır. Bel ve kasık ağrısı ile kliniklere giden menopoza girmiş olan kadınlara genelde başka teşhisler konulduğu için hastalık gözden kaçmaktadır. Çoğu hastada ancak kırık oluştuktan sonra hastalığın teşhisi konmaktadır.

Stres Kırığı Tedavisi

Stres kırığı tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Başlarda teşhisinin konulamamasının nedeni röntgende kemikte bir şey gözükmemesidir. Ancak kemikte kırık gerçekleştiğinde röntgende görülmektedir. Başlarda ağrı, şişlik ve kemik üzerinde hassasiyet şikayetleri ile doktora gidildiğinde röntgende görülmeyen hastalık ilerledikçe mikro çatlaklar oluşmaktadır. Hastanın ağrı şikayetleri devam ettikçe istenilen MR, Bilgisayarlı Tomografi ve Kemik yoğunluğu ölçümleri ile net sonuç görülebilir. Hastalığın teşhisi konulduktan sonra erken dönemde fark edilen hastalarda yatak istirahati verilir.

Ev İstirahati

Stres kırığından şüphelenilen hastalara genelde ev istirahati verilir. İlk 3 hafta dinlenmek ve bu bölgeye yük binmesi önlenmeye çalışılır. Çoğu ortopedik yaralanmalara yapıldığı gibi bu bölgeye buz uygulaması yapılmaktadır. Buz uygulaması ile ödemin ilerlemesi durdurulur. Buz uygulaması günde 3 kez tekrarlanmaktadır. Buzun çevresine bir tülbent yada havlu sarılmaktadır. Bu şekilde buzun cildi yakması önlenmiş olunur.

Stres kırıklarında dinlenmek çok önemlidir. Yapılan spor benzeri aktivitelerin durdurulması gerekmektedir. Çalışılıyorsa 3 hafta kadar izin alınmalı yada hassas görmüş olan kemiğe yük binmesi önlenmelidir. Gerekirse koltuk değneği kullanılmalı, ağırlık kemik üzerine verilmemelidir.

Bacak, kol yada ayakta oluşan stres kırıkları sıkı bir şekilde sarılmalıdır. Hastaya ağrısı için ağrı kesici ilaç verilir. İltihap dağıtıcılar verilir. Bu şekilde şişliğin dağıtılması sağlanır. Ödemi dağıtmak için ödem çözücü ve idrar söktürücü verilmektedir. Bu şekilde ödem vücuttan atılmaya çalışılır.

Hastada kemik kırığı daha oluşmamışsa 3 hafta istirahat ettikten sonraki dönemde koruyucu amaçlı fizik tedavi uygulanır. Buradaki kas yapısının güçlendirilmesi sağlanır. Ayakta oluşmakta olan stres kırığı için hasta ayağını sıkmayan, yumuşak dokulu doğru bir ayakkabı seçmelidir. Bu 3 haftalık dinlenme süresinde kemikteki ödem dağıtılır ve kemik yoğunluğu arttırılmaya çalışılır. Bol kalsiyum almalı, süt ve yoğurt yemeli, kemikleri güçlendirecek şekilde beslenmelidir.

Alçıya Alınır

Kırık oluşmuş yada oluşmakta olan hastalara alçı uygulaması yapılır. Aynen normal kırıklarda olduğu gibi stres kırığı bulunan bölge alçıya alınarak koruma altına alınır. Kemik bir ay gerek görülürse daha fazla alçıda tutulur. Stres kırıklarının iyileşme süresi diğer kırıklardan daha uzun sürmektedir.

Kırık ayak alçıya alındıktan sonra dinlendirilmeli alçı alındıktan sonrada bu bölge üzerine yük binmemesi gereklidir. Gerekirse koltuk değneği kullanılarak yürünmelidir. Alçı alındıktan sonra hastaya fizik tedavi uygulanır.

Stres Kırığı Tedavi Yöntemleri

Stres Kırığı Fizik Tedavi

Stres kırıkları için fizik tedavi koruyucu önlem olarak kırılma olmadan yapıldığı gibi kırık oluşmuş olan hastalarda alçı sonrası da yapılmaktadır. Hastalara bir ay yada daha uzun bir dönem fizik tedavi uygulanarak hastalık tedavi edilmeye çalışılır.

Su terapileri, basınç uygulamaları, kalp yönüne doğru yapılan masajlar, gerekli görüldüğü taktirde yapılan yardımcı cihaz uygulamaları gibi uygulamalar yapılmaktadır. Hastanın durumu düzeldikçe kuvvetlendirici egzersizler verilir. Bu egzersizler hastayı yormadan, zorlamadan yapılır. Yavaş yavaş hasta kısa sürede sağlığına kavuşmaktadır.

Stres Kırığı ESWT  Tedavisi

İnatçı stres kırıkları için  şok dalgası denilen ses dalgaları ile uygulanan yönteme denmektedir. Bu şekilde kırığın oluştuğu bölge uyarılır ve iyileşmesi hızlandırılmaya çalışılır. Çok başarılı bir yöntemdir ve tedavi şansı çok yüksektir.

Stres Kırığı PRP Enjeksiyonu

Kişinin kendi kanından hazırlanan iyileşmeyi hızlandırmak için yapılan bir tedavi şeklidir. Kişinin kanı ayrıştırılarak trombozitlerden zengin hale getirilerek hasarlı bölgeye enjekte edilir. Trombosit yaralanmalarda kanamayı durdurarak pıhtılaşmayı sağlamaktadır. Ortopedi alanında da sık kullanılmaktadır. Bu bölgeye verilerek iyileşmenin hızlanması ve hasta olan bölgenin onarımı sağlanmaya çalışılır.

Stres Kırığı Kök Hücre Tedavisi

Kalçadan alınan kemik iliği stres kırığı oluşan bölgeye enfekte edilerek bu bölgedeki iyileşme hızlandırılmaya çalışılır. Hasta kendi kök hücresi ile iyileşmektedir. Bu uygulamaların sonuç vermediği hastalara cerrahi müdahale yapılır.

Stres Kırığı Ameliyatı

Stres kırığı tedavi yöntemleri %80 kadar hastada başarılı sonuçlar vermektedir. İyileşme göstermeyen hastalara ise cerrahi yöntem uygulanmaktadır. Hastanın kırık olan kemiği cerrahi olarak temizlenir. Hastaya gerek görülürse kırık kemikler birbirine vidalama yapılır. Platin takılan hasta cerrahi işlem sonrasında çok daha kısa sürede iyileşme göstermektedir.

Hasta ameliyat sonrasında kendine dikkat etmelidir. Uzun bir süre istirahat ederek kemiğin tam olarak iyileşmesi sağlanmalıdır. Kemik üzerine yük bindirmemeli, ağır kaldırmamalıdır. Bacak yada ayak kemiğine takılan vida sonrası hasta ağır işlerde çalışmamalı, ağır sporlar yapmamalıdır. Kemiği güçlendirecek şekilde beslenmeli bol kalsiyum almalıdır.

Stres Kırığı Ne Kadar Sürede İyileşir?

Stres kırığı normal kırıkların iyileşme süresi içerisinde iyileşmez. İyileşme süresi diğer kırıklardan çok daha uzun sürmektedir. Normal bir kırık bir ay kadar sürede iyileşme gösterirken, stres kırığının iyileşme süresi 3 -4 ayı geçmektedir. Kırık olan bölge dinlendirilmeli, vücudun kendini onarması beklenilmelidir. Hırpalanan bölgenin iyileşebilmesi için üzerine binen yüklerin ve travmaların kalkması gereklidir.

Kırık daha oluşmadan fark edilen stres kırıklarının iyileşme süresi çok daha kısadır. Hasta 3 hafta kadar istirahat ettikten sonra 3 yada 4 haftalık bir fizik tedavi sonrası iyileşme göstermektedir. İyileşme süresi sonrasında da 3 ay kadar kendine dikkat etmeli ağır yük kaldırmamalı, ağır sporlar yapmamalıdır. Aktivitelere önce yavaş yavaş başlayarak kemiğin güçlenmesini beklemelidir. İyileşme ancak yapılan tedavinin bitiminde çekilecek olan MR ile belli olur. MR çekiminden sonra hastaya doktoru sağlık durumu hakkında çok daha net bilgi verecektir. Stres kırığı iyileşme süresini ancak  kemiğin durumu ve yapılacak olan tedavi şekli belirleyebilir.

Stres Kırığı Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Stres kırıkları tedavi edilmezse kemik kırılır ve iyileşme süresi çok daha uzar. Kırıkların iyileşmesi normal kırıklar gibi olmamaktadır. İyileşme süresi diğer kırıklara göre çok daha uzun sürmektedir. Ayrıca bu kırık oluşmadan önce kemik ödemi oluştuğu için kemik içerisinde hasar fazladır.

Yaşlılarda stres kırıkları kemik yoğunluğunun azalması gibi nedenlerle olmaktadır. Tedavide geciken hastalarda dönülmesi zor durumlarla karşılaşılmaktadır. Ameliyat son çare olarak denenen bazı hastalarda ameliyat bile çok fayda etmemektedir. Kemik yoğunluğu çok düşük olduğu için tedavi çok daha zordur.

Erken teşhis bu hastalıkta çok önemlidir. Erken evrede fark edilen hastalarda iyileşme süresi çok daha kısa sürmektedir. Tedavisi geciken hastalarda ise iyileşme süresi uzun ve zordur. Tedavisi yapılmayan stres kırıklarında ise o kemik kullanılamayacak duruma gelmektedir.

Stres Kırığı Tekrarlar mı?

Kırıkların kaynamasından sonra yoğun aktivitelere hemen geri dönülmemelidir. İyileşme sürecinin bitmesi sonrasında aktivitelere kademeli olarak geri dönülmelidir. Stres kırığı yaşayan hastalarda daha sonra kırığın tekrarlama riski büyüktür. Bu nedenle koruyucu önlemler alınmalıdır. Önlemler alınmazsa hastalık kronik bir hal alabilir.

  • Ayakta fazla kalınmamalıdır.
  • Ağır yükler kaldırılmamalı, kemik yorulmamalıdır.
  • Beslenmeye çok dikkat ederek kalsiyum içerikli beslenilmelidir. Meyve bol yenmeli C ve D vitamini içeren besinler tüketilmelidir.
  • Ayakta olan kırıklar iyileştikten sonra ortopedik, yumuşak ayakkabı tercih edilirken, kişiye özel tabanlık kullanılmalıdır.
  • Hasta güneşe çıkmalı, kemiklerini güçlendirmelidir.
  • Hasta alkol yada sigara kullanıyorsa bırakmalı ve iyileşme süresi sonrasında da içmemelidir.
  • Spor yada benzeri bir aktivite yaparken ağrı hissedildiğinde hemen aktivite durdurulmalıdır.
  • Şişme olursa hemen buz uygulaması yapıp dinlenilmelidir. Kişi kendine dikkat etmelidir. İyileşme süresi sonrasında şişme ve ağrı hissederse hemen doktoruna giderek muayene olmalıdır. Stres kırıkları tekrarlayan bir hastalık olup, kişinin düzenli kontrollerini yaptırması çok önemlidir.

Stres Kırığı Bitkisel Tedavi

  • Stres kırıklarında beslenme çok önemlidir. Kalsiyum yönünden zengin besinlerle beslenmeye özen gösterilmelidir. Kemiklerin kuvvetlenmesi bu aşamada çok önemlidir.
  • Bol C ve D vitamini içeren yiyecekler yenmeli, güneşe çıkarak bol güneşlenmelidir.
  • Paça çorbası, kemik suyu çorbaları içilerek kemiklerin çok daha erken onarılması sağlanmalıdır.
  • Lahana yaprakları haşlanarak ağrılı bölgeye sarılabilir. Buradaki ödemi ve ağrıyı alır.
  • Banya tohumu sabah akşam birer çay kaşığı içilebilir.
  • Zencefil, zerdeçal, adaçayı, kekik gibi doğal antibiyotik içerikli bitkilerin çayı demlenerek içilebilir.
  • Keçiboynuzu özü ve pekmezi içerisinde yüksek kalsiyum olduğu için sabah akşam birer tatlı kaşığı içilmesinde yarar vardır.
  • Ağrı kesici özellikteki lavanta yağı, zencefil yağı, ada çayı yağı, kantaron yağı gibi yağlarla hasarlı bölgeye hafif masajlar yapılabilir. Bu bölgedeki ağrının azalmasında ve ödemin atılmasında yardımcı olacaktır.
  • Ödem çözücü ıhlamur içilerek vücuttan ödem atılmaya çalışılabilir.
  • Tuz yememeye özen göstermek gerekir. Tuz ödem yapar ve su tutar. Bu nedenle tuzu mümkün olduğunca yememeye özen göstermek gerekir.
  • Sigara, alkol gibi zararlı madde kullanan kişilerin bunları iyileşme süresince kullanmaması gereklidir. İyileşme süresi bitiminde de içmemeleri tekrarlama riskini önlemeye yardımcı olur.

Windows 10 Pro Satın Al

Omur Kırığı Nedir?

İnsanın orta aksı omurgasıdır: Omurga önemli statik görevleri yerine getirir ve iç organları ve omuriliği korur ve hareket kabiliyeti sağlar. Sağlıklı insanlarda omurga yüksek bir stabiliteye sahiptir ve omur kırılması için çok şiddetli kuvvet uygulanması gerekir. Omurga toplamda yedi adet boyun, on iki adet göğüs, beş adet bel, beş adet birbirine bağlı sakral kemik ve dört ile beş adet arasında kuyruk sokumu omurundan oluşur. Karmaşık bir tendon ve kas aparatı ile birlikte omurga çok işlevsel, elastiki bir sistemdir ve birçok yükü karşılar.

Özünde çok sağlam olan omurların kırılması için dışarıdan aşırı bir travma etkisine maruz kalmalıdırlar (araba, bisiklet ve motosiklet kazaları, sığ suya balıklama atlama, düşme, spor, şiddet). Kırılma sadece dışarıdan alınan çok şiddetli kuvvet etkisiyle meydana gelir. Kas aparatı çok şiddetli darbeleri karşılayamaz. Düşme anında ise omurga tek taraflı frenlenir. Omur darbeye maruz kalır ve kırılır. Bir omur kırığı meydana gelir (Vertebra Fraktürü). Kırık spinöz çıkıntıda, omurda veya omur arkında meydana gelebilir.

Omur kırığı için şu sinonimler kullanılır: omur kırığı, omur gövde kırığı, kompresyon fraktürü, bükülme fraktürü, çökme fraktürü. 1994 yılında Avusturyalı cerrah ve omurga cerrahisinin öncülerinden olan Friedrich Paul Magerl (*21 Mayıs 1931, Steiermark) tarafından göğüs- ve bel omurgasındaki yaralanmaların değerlendirilmesi için bir sınıflandırma bulunmuştur, bu sınıflandırma günümüzde de değerlendirme için kullanılmaktadır.

Tip A: Kompresyon yaralanmaları. Bu esnada omur bastırılır. Bu özellikle omurun ön kısmında meydana gelir.

Tip B: Distraksiyon yaralanmaları. Omur dönme gücü ile çaprazlama kırılır. Bu tür yaralanmalar çoğunlukla omurun arka kısmında meydana gelirler.

Tip C: Rotasyon yaralanmaları. Bunlar dönme anında meydana gelirler. Bu yaralanmalarda uzunlamasına giden tendonlar ve çoğu zaman diskler de hasar görür.

Omur Kırıkları – En Sık Bel Omurgasında Görülür

Almanya’da yılda yaklaşık 250.000 omur kırığı (omur fraktürü) vakası meydana gelir, bunlar arasında omur gövde kırıkları da yer alır. Genç insanlarda çoğunlukla trafik veya spor kazaları buna yol açarken, daha yaşlı insanlarda omur kırıkları özellikle osteoporoz nedeniyle zayıflamış kemik yapılarından dolayı meydana gelir. Kaza sonucu kırıkların yüzde 20’sinde iki veya daha fazla omur hasar görür. Her ikinci hastada (%54,4) yan yaralanmalar görülür. Nörolojik hasar görme riski yaralanmanın şiddeti ile birlikte önemli ölçüde artar, buna göre hastaların yaklaşık yüzde 53’ünde Miyelopati bile görülür. Omur kırıkları en sık bel omurgasında veya göğüs omurgasında meydana gelirler.

Omur Kırığı Nedenleri

Travmatik omur kırıklarından söz ettiğimizde sıklıkla “kaza” veya “dikkatsizlik” sözcüklerini de birlikte kullanırız. Biri merdivenlerden düşmüştür. Biri bir darbeye maruz kalmıştır veya biri suyun sığ olduğunu bilmediği için suya balıklama atlamıştır. Biri beden eğitimi dersinde matın üzerinde talihsiz bir takla atmıştır veya biri yollar buz tuttuğunda veya sonbaharda ıslak yapraklar üzerinde kayıp düşmüştür. Bir kaza anında omur kırığının oluşması için yüzlerce olasılık vardır (buna kendiniz neden olun veya olmayın). Boyun omurgası ile göğüs omurgası, göğüs omurgası ile bel omurgası ve bel omurgası ile sakrum arasındaki geçiş noktaları özellikle hasar görme tehlikesi taşırlar.

Travma kırıkları dışında osteoporoz, kemik kanseri veya iskelet metastazları; spondilit (kemik iltihaplanmaları), kemik yumuşaması (osteomalazi) ve romatizma gibi patolojik kırıklar da meydana gelebilir. Bu durumlarda omur kırığı yaralanma olmadan oluşur.

Omur Kırığı – Belirtileri

Kırığın konumuna göre hasar gören omur gövdesi üzerinde ve komşu omurga bölgesinde ağrılar görülür. Daha büyük yaralanmalar kesinlikle çok şiddetli ağrı belirtileri ile birlikte görülür. Bir omur kırığı omuriliği sıkıştırdığında motor hareketlerde kayıplar veya duyu hassasiyeti bozuklukları meydana gelebilir.

Hastalar çoğu zaman omurga yaralanmalarından sonra – sıklıkla hareket kabiliyetinde kısıtlamalar ile birlikte – aniden ortaya çıkan sırt ağrıları hissederler. Hasar gören yapılara göre ayrıca duyu bozuklukları, örneğin karıncalanma veya uyuşma da görülebilir. Bunlar kollara ve bacaklara yansırlar. Boyun travmalarından sonra belirtiler bazı durumlarda günler sonra meydana gelirler.

Hastalar çoğu zaman omur kırığı komşu yapıları sıkıştırdığında doktora giderler. Bu durumlarda uzuvlarda felç veya duyu hassasiyeti bozuklukları gibi belirtiler görülür.

Omur Kırığı Tanısı – Hekim Kırığı Böyle Tespit Eder

Tanı koyma işleminde hasta-hekim görüşmesi – yani anamnez görüşmesi düzenlenir. Bunu bu kadar sık tekrarlamamızın ve vurgulamamızın nedeni, bu görüşmenin önemini içselleştirmenizi istediğimizdendir. Lütfen hekimin size vakit ayırdığından ve sizi dinlediğinden emin olun. Ayrıca siz de bu görüşmeye vakit ayırın! Uzman hekiminize düştüğünüz, kaza geçirdiğiniz veya başka potansiyel bir nedeni olabileceğini anlatın. Felç belirtileri, uyuşmalar veya idrar veya gayda tutma bozuklukları olup olmadığını kesinlikle söyleyin. Hekim size daha önce iskelet sistemine yönelik hastalıklar geçirip geçirmediğinizi soracaktır – lütfen net ve hekime yardımcı olacak cevaplar verin, böylece hekimin kesin tanı koyabilmesini sağlarsınız. Çünkü sadece kesin tanı koyulduğunda, hekim başarılı bir tedavi uygulayabilir ve size yardımcı olabilir.

Anamnez görüşmesinden sonra fiziksel ve nörolojik muayene düzenlenir. Hekim bu muayeneler sonucunda bir şüpheli tanı koyduktan sonra görsel tarama talep eder.

Röntgen çekimleri, bilgisayarlı tomografi (BT) ve/veya MR (manyetik rezonans tomografisi) yardımı ile hekim omur kırığını görüntüleyebilir ve net bir şekilde ne tür kırık olduğunu ve gerçekten hangi boyutta olduğunu tespit edebilir. Bu zeminde hekim ve hasta omur kırığının tedavisine karar verirler. Çoğu zaman kemik yoğunluğu ölçümü veya nöro-fizyolojik muayenelerin düzenlenmesi de gerekir.

Klinik muayene hekim yürümenin veya ayakta durmanın mümkün olup olmadığına bakar, yani hareket kontrolü düzenler. Nörolojik kayıpların olup olmadığını görmek için beyin sinirleri, duyu hassasiyeti ve motor hareket kabiliyeti kontrol edilir.

Tanı koyma işlemine dair şunları bilmenizde fayda var: Prensipte hekim ya stabil ya instabil omur kırıkları tanısı koyar. Stabil kırıklarda yumuşak dokular ve tendonlar zarar görmemiştir ve spinal kanal daralmamıştır. Güzel olanı omurga kırıklarının yüzde 85’i stabil kırıktır. Bunlar normal koşullarda ameliyatla müdahale edilmeden iyileşirler. İlgili omurga bölümlerinde farklı yönlerden etki eden kuvvet nedeniyle deformasyon oluştuğunda instabil kırıktan söz edilir. Bunlar arasında örneğin Distraksiyon yaralanmaları (tip B) ve rotasyon yaralanmaları (tip C) yer alır. İnstabil omur kırığı felce bile yol açabilir.

Omur Kırığının Tedavi Başarısı Birçok Faktöre Bağlıdır

Tedavi istirahate alınma ve fizyoterapiden stabilizasyon, omur protezi veya kifoplasti ve kafesleme – (yer tutucu) İmplant ameliyatlarına kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.

Bir veya birden fazla omur gövdesindeki kırık şiddet derecesine göre tedaviye karar verilir. Omur gövdelerinin hafif zedelenmesi, yumuşak doku yaralanmaları ve düz, stabil kırıklar genelde ameliyat edilmezler. Yaralanmaya göre istirahate alma, masaj, fizyoterapi, ısı veya soğuk uygulamaları kapsayan konservatif tıp terapileri iyi iyileşme olasılığına sahiptir.

Bazı vakalarda omur gövdesi protezleri veya yukarıda belirtilen tedavi şekillerinin bir kombinasyonu uygulanması gerekir. Hangi metodun kullanılacağı ise yaralanmanın türüne (örn. stabil veya instabil kırık) ve hastanın yaşına bağlıdır.

Kaymış kırık kenarları veya parçalanmış kemikler eşliğindeki komplike omur kırıklarında farklı ameliyat yöntemleri vardır. Mikro cerrahi yardımıyla nöral (sinirsel-) yapıların üzerinden yükleri alırız. Bazı vakalarda stabilizasyon tedbirleri (spondilodez) uygulanır. Bu esnada ilgili omurga bölümünde blokaj (sabitleme, füzyon, plaka yerleştirme) uygularız. Burada başka tedavi yöntemleri de uygulanabilir.

Cerrahi tedavideki amaç omurgayı mümkün olduğunca kısa sürede, sinirlerin üzerinden hızlıca baskıyı almak için omurgayı düzeltmek ve stabilize etmektir.

İyileşme Öngörüsü – Omur Kırığından Sonra Ağrısız Bir Yaşam Sürebilirsiniz

Maalesef omur kırığından sonraki nekahet dönemine ilişkin kesin kurallar yoktur. Bunu böyle net söylememek de sorumsuzluk olur. Biraz şans ve – tabii ki – sırtı koruyacak davranış şekilleri tedaviden sonra ağrısız veya az ağrılı yaşayabilmek için önemlidir. Genel olarak şunlar söylenebilir: Omur kırığındaki nekahet süresi yaralanmanın şiddetine bağlıdır. Stabil omur kırıkları normal koşullarda birkaç hafta veya ay içerisinde daha fazla kaymadan, kemik sağlamlığına ulaşırlar. Yani nispeten hızlı iyileşir ve “ayağa kalkarsınız” ve ideal koşullarda devamında oluşan hasarlar olmadan yaşamaya devam edebilirsiniz.

İnstabil omur kırıklarından sonra nekahet dönemi yarım sene veya daha uzun sürebilir. Maalesef iyi bir iyileşme sürecine rağmen ağrılar ve hareket kısıtlamaları geriye kalabildiğini söylemek durumundayız. Bir omur kırığının iyileşme süresi her vakada farklıdır. İyileşme sürecine hastanın yaşı, yaralanma boyutu ve ardından uygulanan tedavi yöntemleri gibi çok faktör etki eder.

Bu nedenle şunu aklınızdan çıkartmayın: KENDİNİZE DİKKAT EDİN! Riskli sporlar yapanlar uygun koruyucu kıyafetler ve araç gereçler kullanmalıdırlar. Ne de olmasa motosiklete binmek, snowboard’la kaymak veya ata binmek omur kırıkları için yüksek risk barındırdıkları bir sır değildir. Motosiklete kesinlikle HİÇBİR ZAMAN uygun koruyucu kıyafetler ve araç gereçler olmadan binilmemelidir. Riskli sporlarda sırt koruyucularının kullanılması çoğu zaman kötü olayları önleyebilir.

Avicenna Klinik Size Yardım Etmekten Mutluluk Duyar

Google Haritaları ile devam

2000 yılından bu yana Avicenna Kliniği Berlin merkezde bulunmaktadır. Hekimlerimizin her biri kendi branşında (nöroloji cerrahisi, omurga cerrahisi, anestezi, ortopedi) en az 25 yıllık uluslararası tecrübeye sahiptirler.

Şiddetli sırt ağrıları çekiyorsanız, omurga fıtığınız varsa veya bundan şüpheleniyorsanız ve kliniğimize başvurmak istiyorsanız, aşağıda belirtilen iletişim kanallarını kullanınız:

Avicenna Klinik Paulsborner Str. 2 10709 Berlin

Telefon: +49 30 236 08 30 Faks: +49 30 236 08 33 11 E-posta: info@avicenna-klinik.de

Bize her daim telefon ile ulaşabilir, bir e-posta yazabilir veya geri aramamız için iletişim formunu doldurabilirsiniz. Her hastaya, omurga uzmanı (nöroloji cerrahı) olan bir klinik hekimimizden randevu verilir. MR-görüntüleri (yanınızda getirebilirsiniz veya kliniğimizde çekilir) ve detaylı bir muayene nezdinde, hekim sizinle tüm tedavi ve ameliyat olanaklarını konuşur. İsterseniz hekimlerimize sadece (ikinci) görüş almak için de danışabilirsiniz.

Eğer Berlin’de yani bizde tedavi ve/veya ameliyat olmaya karar verirseniz, bizde kaldığınız süreyi sizin için mümkün olduğunca konforlu kılmak isteriz. Kliniğimizde insan olarak odak noktamızda durursunuz. Burada sizlere – ameliyathanemizden hasta odalarına kadar her alanda en modern donanımı sunarız.

Kliniğimiz en yeni, itinalı, minimal-invaziv tedavi yöntemlerine ağırlık vermiştir. Sizinle beraber size en uygun tedavi şeklini bulmaya çalışırız. Asıl tedavi kapsamlı bir hasta-hekim görüşmesinden, detaylı muayeneden ve kesin Tanı konduktan sonra başlar. Her hasta böylece kendisine bireysel olarak en uygun şekilde uyumlandırılmış tedavi yöntemi ile tedavi edilir.

Tıbbi hizmetlerin yanı sıra bizim için insani yakınlık da çok büyük önem arz eder. Yatılı tedaviniz süresince bakım personelimiz 7/24 emrinizdedir. Ayrıca çalışanlarımız İngilizce, Arapça, Bulgarca, Rusça, Lehçe, Türkçe ve Fransızca gibi birçok dile hâkimdir. Güvenliğinizi sağlar ve isteklerinizi, örf adetlerinizi ve dini inançlarınızı saygıyla karşılarız.

Ekibimiz en yetkin uzmanlardan oluşur. Hepsi birlikte sizi en kısa sürede iyileştirmek için çalışırlar.

Doğal ve Bitkisel Tedavi Yöntemleriyle morluklar nasıl geçer?

Çarpma Sonrası Oluşan morluklar

Çarpma sonrası olu­şan morluklara “hematom” denir. Bu morluklar, çarpma sonu­cu derinin altındaki kılcal damarların kopmasıyla meydana gelen kan birikintileridir. Bu çarpma sonucu, yani “hematon” sonucu çarpılan bölge şi­şer, kızarır ve ağrır. Deri altında kanama devam ettiği sürece şişme inmez ve ar­tar.

Bu süreç ortalama 5-10 dakika sürer ve tamamlan­dıktan sonra şişme durur.

Böyle bir durumda yapılabilecek en iyi şey, böl­geye soğuk uygulamak olacaktır. Örneğin; buz torbası koyabilirsiniz. Soğuk hematonun geliş­mesini durdurur ve ağrıyı azaltır. Ortalama 30 dakika sonrada ağrı tamamen kay­bolur.

Fakat bundan sonraki evrelerde bölgede morluk olu­şur ve bir hafta sonunda sarı-yeşil bir renk alır, şişliği giderek azalır ve toplanan kan tam olarak vücut tarafından emilince ortadan kaybolur.

Hematomun 1. günden sonraki tedavisinde böl­gesel heparinli pomatlar kullanılabiliyor. Fakat bölgesel tedavi yapılması da hematomlar orta­lama 15 – 21 gün içinde iyileşirler. Bazen iki cisim arasında sıkışan parmak veya tırnak­ların altında da hematom oluşabilir.

Bölgeyi soğutmak en doğru harekettir. Tırnak altın­da oluşan hematomların cerrahi yolla boşaltılması ağrıyı derhal durdurur, iyileşme­yi kolaylaştırır.

Normal olarak hematom bir kaç gün içinde kendi­liğinden iyileşir. Ağır ve kompleks olan durumlar hariçtir.

Kol, ayak gibi eklem bölgeleri için doğal ilaçlardan arnika kremlerinin harici olarak kulanıl­ması uygundur.

Morluklara Ne iyi Gelir? Doğal Tedavi Yöntemleri

1. Siyah zeytin çekirdekleri çıka­rılıp ezilerek, lapası eziklere sarılır.

2. Un, zeytin­yağı, bal karıştırılıp ha­mur yapılarak sarılır.

3. Et dövülüp ezik­lere sarılır.

4. Çarpmalar, düşmeler sonucu oluşan mor­luklara Biberiye yağını sürün, 2 saat sonra morluk geçmeye başlar. Biberiye yağı kesiklere, ağrılara, morluk­lara çok iyi gelir.

Vücuttaki Ezilmeler Ve Tedavisi

Bu makalede: vücudumuzda çeşitli kazalarla meydana gelen ezilme ve morarmaların tedavisi hakkında bilgilere ulaşacaksınız.

Ezilme nedir? Tedavi yöntemleri nelerdir?

Ezik: Bir darbe veya sıkışma sonucunda deride oluşan hasardır. Derin dokularda oluşan ezilmedir. İnsanın derisi bir yere sıkışınca, ezilince, oraya kan toplanır. Morarır, sızlar, çok acır. Buna ezik veya contusion denir. Bazı insanlarda ezik sonucu morarmalar, daha kolay oluşur. Eziklerdeki şişme ve morarmanın sebebi tahrip olan damarlardan doku arasına sızan kandır.

Eziklerin ve Morarmaların Belirtileri Nelerdir?

Ezikte ciltte renk değişikliği olur. Ezik önce kırmızı-pembeyken, sonra mavi yeşil-sarı renge dönüşmektedir. Şişme olur. Ağrılı veya ağrısız olabilmektedir. Eğer ezik kemiğin hemen üstünde ise daha fazla rahatsızlık verir. Kan geri emildikçe ezik solar. Eziğin iyileşme süresi büyüklüğüne göre değişir. Doku arasındaki olan kanama yerçekimi ile aşağıya doğru hareket eder. Kaşa yapılan bir darbe bu şekilde göz etrafında morarma yapabilir. Bazı kan hastalıklarında darbe olmamasına rağmen sık morarma olur. Yaşlılarda da cilt elastikiyetini kaybettiği için damarlar kolay kanar. El ve ayak sırtındaki ezikler geç iyileşir. Çünkü buralardaki kanamaların geri emilimi uzun sürer.

Bir ezik, kesik ve çizik sonucu dışarı açılırsa mikrop kapabilir. Dolaşımın zayıf olduğu ayak ve ayak bileği çevresinde bu durum tehlikelidir. Yaşlılarda iyileşmeyen müzmin bacak ülserlerine sebeb olabilmektedir.

Ezilme ve Morarmaların Tedavisi Nasıldır?

Yaralanmadan hemen sonra uygulanan buz paketi morarmayı azaltır. Eziğe, morarma meydana geldikten sonra yapılacak fazla bir şey yoktur. Bir ezikle karşılaşıldığında başka bir harabiyet, kırık olup olmadığı araştırılır. Doku arası kanamayı önlemek için yaralanan bölge desteklenir. Şişi azaltmak için eziğe bir buz paketi veya soğuk kompres (tazyik) uygulanır. Gerekiyorsa kompres esnek bir bandajla eziğin üstüne tesbit edilir. Ezik olan bir kol boyun askısıyla desteklenebilir. Ezik bölge bacakta ise hastanın yatırılıp bacağın yastık vasıtası ile yukarı kaldırılması faydalıdır. Ezik gövdede ise baş ve omuzların aşağısına yastık konarak gövde kaldırılır.

Ağrı fazla ise, hareket kısıtlılığı varsa, morarma, darbe olmadan kendiliğinden oluşmuşsa, doktora müracaat edilmelidir. Kurşun suyu veya (Eau de Goulard) denilen süt gibi beyaz, bulanık su eziğe çok iyi gelir. Eczanelerde satılan bu su, gazlı bez üstüne dökülür ve morarmış yer üstüne konulur. Ağrı, sızı çok kısa zamanda kaybolur. Kurşun suyu yok ise, bir gazbezi üzerine Lasonil ismindeki merhem sürülerek deri üzerine konur. Sargı bezi ile üzeri bağlanır. Deri yırtılmış, kan çıkmış ise kurşun suyu sürülmez. Yara oksijenli su ile yıkanıp temizlendikten sonra merhem sürülüp sarılma işlemi yapılır.

Ezilme veya Düşme Sonrası Morarmalar nasıl geçer?

Düşme veya bir darbe sonucu oluşan morarmalar, darbe sonrası morluklara Hematom da denilir. Darbe alan bölgede, derinin altındaki kılcal damarların hasar görmesi, kopması veya zedelenmesi durumu gerçekleşir. Bu durumda bölgede kızarmalar, yanmalar, sızlamalar meydana gelecektir. Deri içerisinde kanama olma ihtimali yüksektir. Darbeden veya düşmeden bir müddet sonra deri altındaki kan çoğalıp büyüyeceği için kızarma ve şişme artacaktır. Bu şişmeyi durdurabilmek ve ağrıyı en aza indirebilmek için buz torbası kullanınız.

10 yıl 7 ay önce eklendi

  • Yayınlayan: Medical Center
  • Kategori: Blogumuz, Yaşlı Bakımı

Düşme sonrası görülen kalça kırıkları, yaşlılarımızın en önemli sorunlarından biri olup, hastaneye yatış sebepleri arasında ikinci sırada yer almaktadır.

Osteoporoz, yetersiz ve dengesiz beslenme ve hareketliliği kısıtlayan çeşitli tıbbi rahatsızlıklar yaşlılarda kalça kırıklarını daha da olası hale getirmektedir.

Önleyici tedbirleri bilmek ve uygulamak, kemiklerin güçlü kalmasına yardımcı olmakta ve düşme riskini azaltmaktadır. Oluşan kalça kırıklarında ise tedavi ve rehabilitasyon sürecini doğru planlamak ve uygulamak hem iyileşme sürecini kısaltmakta hem de yaşlıların faaliyetlerini tekrar kazanmasına yardımcı olmaktadır.

Yaşlılarda Kalça Kırığı Nedenleri

Kalça kırıklarının yaşla birlikte artma eğilimi vardır. Diğer yaş gruplarına oranla yaşlılarda görülen kalça kırığı birkaç farklı nedenden dolayı daha olasıdır. Bunlardan biri ve en önemlisi yaşlıların düşmeye eğilimli olmasıdır. Çünkü; devam eden kronik hastalıklar, kas ve iskelet sisteminde oluşan güç kaybı ve bazı nörolojik problemlerden dolayı yaşlılar dengelerini daha kolay kaybedebilmekte ve refleksleri zayıf olduğu için kendilerini kolay toparlayamamaktadırlar.

Genetik yatkınlık, kalsiyum ve d –vitamini yetersizliklerine bağlı olarak gelişen Osteoporoz da kalça kırığı olasılığını arttırmaktadır. Kemikler daha zayıf ve kırılgan hale geldiğinden osteoporozu olan bir yaşlının düşmelerden etkilenme olasılığı daha yüksektir. Hatta düşme yaşamadan basit bir çarpmayla bile kalça kırıkları oluşabilir.

Bunların dışında otururken veya yataktan kalkarken kan basıncındaki ani düşüşler, baş dönmeleri reflekslerin yavaşlaması, çeşitli travmalara sebep olabilir.

Yaşlılarda Kalça Kırığı ve Sonrasındaki Bakım Süreci

Kalça Kırığını Önleyecek Basit Önlemler

Yaşlınızın fiziksel aktivitelerini arttırın. Hızlı tempo gerektirmeyen biçimde yürüme, birkaç kat merdiven çıkma gibi egzersizler; kemik yoğunluğunu korumaya, kas kütlesi, kuvveti ve dengesini iyileştirmeye yardımcı olur.

Bununla birlikte her yaş grubunda olması gerektiği gibi yaşlılarımızın kalsiyum ve D-vitamini alımı gözden geçirilmeli, gerekirse takviye edilmelidir. Düşük D vitamini seviyesi olan yaşlılarda kas kitlesinde azalma riski artar ve bu nedenle kırık riski artar. D vitamini ve kalsiyum takviyesinin genellikle kemik mineral yoğunluğunu iyileştirdiği düşünülmektedir.

Yaşlıların kemik ve kas sağlığını ele almanın yanı sıra ev ortamına da odaklanılmalıdır. Düşmeye bağlı kalça kırıklarının bir çoğu evde çeşitli nedenlerle ortaya çıkar. Yaşlıya zarar verecek evdeki fazla eşyalar ortadan kaldırılmalı, halılar sabitlenmeli, evin belirli bölümlerine tutunma aparatları yerleştirilmeli ve aydınlatmalar yeterli olmalıdır. Ev ortamındaki tehlikeleri belirlemek, günlük aktivitelerde güvenli performansı sağlamak için uzman bir sağlık çalışanından profesyonel destek almalısınız.

Kalça Kırığının Belirtileri

  • Yürümekte zorlanma,
  • Bacağının üstüne basamama,
  • Kalça ya da kasıkta aşırı ağrı,
  • Kalçada ya da çevresinde morarma ve şişlik,
  • Üzerine düşülen taraftaki bacakta kısalma gibi belirtiler varsa kalça kırığı ile karşı karşıya olabilirsiniz.

Kesin tanı, yaşlının hastanede veya evde çektirdiği röntgen sonucuna göre hekim tarafından değerlendirilerek saptanır.

Kalça Kırığı Ameliyatı ve Sonrasındaki Bakım Süreci

Kalça kırığı sonrası dönem; oldukça zorlu, acı dolu ve travmatik bir dönemdir. Yaşlı bu süreçte sağlığını tekrar kazanamama korku ve endişesi yaşar.

Kalça kırığı tedavisinde başlıca hedef; kalçanın stabilize edilmesi, ağrının azaltılması, oluşabilecek komplikasyonların önlenmesi ve hastaya fonksiyonlarının tekrar kazandırılmasıdır.

Cerrahi operasyon kalça kırığı için sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Fakat burada önemli olan, yaşlı hastanın genel durumunun cerrahi operasyona uygunluğudur. Cerrahi operasyon seçiminde birçok faktör yer almaktadır. Yaş bunlardan sadece bir tanesini oluşturur. Yaş faktörü dışında kırığın tipi ve şekli, hastanın ek hastalıkları, prognozu ve cerrahın tercihi burada önem taşır.

Cerrahi operasyona karar verilen durumlarda ameliyat; enfeksiyon riski, bası yarası riski ve hastanede kalış süresini en aza indirmek adına mümkün olan en kısa sürede yapılmalıdır (ideal olarak 48 saat içinde).

Ameliyat sonrası rehabilitasyona gecikmeksizin başlayın!

Fizik tedavi ilk postoperatif (ameliyat sonrası) günde başlatılmalı, yatay hareket serbestliği sağlanmalı, zamanla yataktan sandalyeye bağımsız transferler gerçekleştirmeli ve zamanla hasta tam ağırlığını kullanmalıdır.

Hastanın ameliyat sonrası bakım sürecinde birçok komplikasyon görülebilir ve önlenebilir. Bu komplikasyonlar çoğunlukla deliryum, enfeksiyon, emboli ve beslenme bozukluklarıdır.

Kalça kırığı olan yaşlı hastalarda en fazla görülen komplikasyon deliryum’ dur. Deliryum, kişide dikkat ve hafıza gibi bilişsel işlevlerde ve davranışlarda bozulma ile sonuçlanan, hızlı ve dalgalı seyirli bir nöropsikiyatrik tablodur. Hastanın daha önceden bir bilişsel bozukluğu var ise Deliryum riski fazladır. Bununla birlikte hastanın yaşı, görme ve işitme bozukluğu, çoklu ilaç kullanımı deliryumu tetikleyebilir. Deliryum, hastaya yapılacak erken müdahale, fiziksel iyileşmenin hızlıca arttırılması ve alacağı bakım desteği ile önlenebilir. Aile üyeleri veya hasta bakıcıdan alacağı destekleyici bakım oldukça önemlidir.

Yaşlılarda Kalça Kırığı Nedenleri

Emboli riskine karşı hastayı koruma, ortopedik operasyon sonrası profilakside uzun süredir bakım standardı haline gelmiştir. Yani kalça kırığı ameliyatları sonrası emboli riskini azaltmak için muhakkak hastaya kan sulandırıcı ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Hastalar taburcu olduktan sonra asgari 10-14 gün antitrombotik ilaç kullanmalıdırlar.

Beslenme bozukluğu, kalça kırığı hastalarının %20 sini etkileyen bir komplikasyondur. Bu dönemde yeterli protein alımını sağlamak için adım atılmalıdır. Alınacak protein desteği, hastanın yatış süresinin kısalmasını ve post-op komplikasyonların azaltılmasını sağlamaktadır. Ayrıca mineral ve vitamin desteği de sağlanmalıdır.

Rehabilitasyon sürecinde pnömoni, idrar yolu enfeksiyonu, insizyon yeri enfeksiyonu ve bası yaraları görülme riski de oldukça yüksektir.

Kalça kırığı olan hastaların bakımı ile ilgili;

Bu hastaların çoğunlukla banyo yapma, giyinme, tuvalet gereksinimlerini giderme gibi günlük yaşam aktivitelerinde zorlandıkları ve bu süreçte başkalarına bağımlı olarak yaşadıkları görülmektedir. Hastanın beslenmesi, öz bakımı, ilaçlarının düzenli verilmesi, vital bulguların takibi, pasif egzersizlerin yaptırılması ve doğru pozisyon verilmesi hastanın destek alması gereken temel ihtiyaçlardır. Hastanın iyileşmesi ve bağımsızlığını kazanabilmesi için zamanın önemli ve değerli olduğu bu süreçte en iyi yaklaşım profesyonel destek almaktır.

Ameliyat sonrasında komplikasyonları önlemeye yönelik hastayı rahatlatıcı önlemlerin alınması, ağrının yönetimi ve hastanın psikolojik ve sosyo-kültürel yaşamında kendi kendine yeterli duruma gelmesini sağlamaya dikkat edilmelidir.

Tüm bu süreçlerdeki en önemli amaç; hastanın yatağa bağımlı hale gelmesini engellemektir. Hasta için bu acı verici ve travmatik deneyim sonrasında tekrar ayağa kalmak ve düşme riski yaşamak son derece korku vericidir. Ailelerde bu deneyimi tekrar yaşamamak için rehabilitasyon ve bakım sürecinde hızlı aksiyon ve profesyonel destek almalıdırlar.

Siz veya sevdiğiniz biri kalça kırığı deneyimi yaşadı mı?

Yaşadıysanız deneyiminizin nasıl olduğunu ve nasıl bir süreç geçirdiğinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bize iletebilirsiniz.

Ameliyat sonrası evde hasta bakımı hakkında daha fazla bilgi almak için linke tıklayınız.

Bu Hizmeti Almak İster Misiniz?

İhtiyacınız olan sağlık ve bakım hizmetini seçin, iletişim bilgileriniz ile birlikte bizimle paylaşın. Uzman sağlık yöneticilerimiz ile en kısa sürede sizi arayalım.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации