Андрей Смирнов
Время чтения: ~33 мин.
Просмотров: 0

Şaşılık Tedavisinde Uygulanan ve En İyi Sonuç Veren Yöntemler

Halk arasında kıl dönmesi denilen sinüs pilonidalis kuyruk sokumu kemiği üzerinde görülür. Bunda iki gluteal kıvrım arasındaki oluğa yerleşen kılların yürüme sırasında oluşan testere hareketi ile deri içine girmesi ve burada bir yalancı kapsül oluşturarak enfeksiyon oluşturmasıyla meydana gelir. Çoğunlukla uzun süre oturarak çalışanlarda görüldüğü için Jeep hastalığıda denir. Kuyruk sokumundaki cilt dokusundan içeri giren kıl, saç veya yabancı cisimler zamanla cilt altında birikir. Çevresinde yalancı bir kapsül oluşur. Bu kapsül içinde vücut sıvı biriktirir. Bu sıvı enfekte olarak apseleşir. Böyle hastalarda kuyruk sokumundaki şişlik ve şiddetli ağrı vardır. Daha sonra apse açılır ve akıntılar, o bölgede çeşitli delikler oluşur. Makatta ıslaklık ve kaşıntıya yol açar. Bu durumda klasik kıl dönmesi oluşmuştur.

Kıl Dönmesi Nerede Görülür?

Kıl dönmesi %90-95 kuyruk sokumunda görülür. Bazen nadiren göbekte, koltuk altında da görülebilir. Daha çok erkeklerde görülür.15-40 yaş arasında pik yapar. Kıl yoğunluğu fazla ve aşırı kilolularda görülme olasılığı artar. Daha çok uzun süre oturarak çalışanlarda (şoför, öğrenci vb.) sıktır. Bayanların cildi hassas olduğundan bunlarda kıl dönmesine saç teli, elbise tozları, tüyler yol açabilir.

Hastalarda makat bölgesinde pis bir koku ve akıntı mevcuttur. Kuyruk sokumunda şişlik ve ağrı vardır. Bazı vakalarda kuyruk sokumunda bir veya birkaç tane delik görülebilir.

Tedavide uygun vakalarda günümüzde mikrosinüsektomi operasyonu uygulanmaktadır. Bu yöntemde hastalar aynı gün işinin başına dönebilirler. Klasik yöntemlerde nüks oranı %40’a kadar çıkarken bu yöntemde %5’i geçmez. Çok küçük bir alanda çalışılmaktadır ve hastaya verilen zarar minimumdur. Çok az doku çıkarıldığından geride ölü boşluk bırakılmamaktadır.

Kıl Dönmesi ve Tedavisi Hakkında Merak Edilenler

Nüks Eder mi? Ne Gibi Önlem Alınmalı? Kıl dönmesi nüks edebilir. Hastalığın zorluk derecesine göre seçilecek tedavi yöntemi belirlenmelidir. Bunda cerrahın tercübeside önemlidir.

Operasyon Sonrası Süreç Nasıldır? Operasyon sonrası hasta hemen işinin başına dönebilir. Günlük yaşamı bozulmaz.

En Belirgin Özelliği Nedir? Oturarak çalışanlarda, şişmanlarda, çok kıllı olanlarda fazla görülür. Bunlardan sakınmak gerekir.

Kıl Dönmesinden Korunmak Mümkün mü? En belirgin özelliği o bölgede oluşan sürekli akıntı ve ağrıdır.

Kıl Dönmesi Oluşma Riskini Arttıran Faktörler Hijyene dikkat etmeyenlerde, fazla terleyenlerde, sürekli oturanlarda oluşma riski fazladır.

Hastalara işlem lokal anestezi altında yapılır. Bunun sonucu spiral anestezide görülen komplikasyonlar görülmez. Hastanın 5-6 saat hastanede kalması gerekmez. İdrar reaksiyonu olmadığından sonda takmaya ihtiyaç yoktur. Ayrıca klasik ameliyatlarda kullanılan hemovac drenler bunlarda kullanılmaz. Bu hastalar günlük işlerine dönebildikleri gibi ertesi günü banyolarını yapabilirler. Denize ve havuza girebilirler. Hastalara rahat oturabilmeleri için birkaç tane retansiyon sütürü konur.

Mikrosinüsektomi Yöntemiyle Tedavi

Mikrosinüsektomi için hastalara önce epilasyon yapılır. O bölge traş edilir ve lazer ile epilasyona tabi tutulur. Bu işlem bittikten sonra operasyon odasına alınır. Steril koşullarda örtüldükten sonra lokal anestezi yapılır. 5-10 dakika lokal anestezinin tutması beklenir. Sonra sinüsün olduğu bölge yaklaşık 2cm’lik bir kesiyle çıkarılır. Kanama kontrolü yapılır. Sonra altta ölü boşluk kalmayacak şekilde açılan bölge içeriden itibaren tabaka tabaka kapatılır. En son cilde birkaç tane retansiyon sutürü konur ve işleme son verilir. Hasta 10 dakika sonra evine gönderilir. Hasta ertesi günü konulmuş olan pansumanı kaldırır ve operasyon yerini sabah-akşam sabunlu su ile yıkar. 10 gün sonra kontrole gelir ve bu sırada konulmuş olan retansiyon sutürleri alınır. Hasta 1 ay sonra yeniden kontrole çağırılarak herhangi bir problem olup olmadığına bakılır.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00 Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

3 dakika

Ayak Ödeminden Kurtulmanın Yolları

Son Güncelleme: 24 Şubat, 2022

Bağlar, kemikler ve kaslardan oluşan ayak bilekleri, vücudun en hassas bölgelerinden biridir. Her ne kadar vücut ağırlığının büyük kısmını taşıyabilecek kadar güçlü olsa da, bir takım yaralanmalara ve rahatsızlıklara karşı dayanıksızdır. Ayak ödemi, bu rahatsızlıklardan biridir.

Ayak ödemi, düzgün olmayan yerlerde yürümek, yanlış ayakkabı kullanmak, burkulmalar, kramplar veya vücutta sıvı birikmesi sonucu oluşabilir.

Ayrıca bakınız:

Kas krapları tedavisi ve önleme yöntemleri

Ayak Bileği Ağrısı

Ayak ödemi her zaman ağrıya yol açmaz, fakat açtığında bu ağrı çok rahatsız edici olur. Ayak bileklerinizden birinde veya her ikisinde ağrı hissediyorsanız, bu yaralandığınızın işareti olabilir.

Ağrının uzun süre devam etmesi durumunda, bir uzmana görünmek en doğrusudur.

Ağrının yanı sıra bir iltihaplanma da söz konusu ise, ödemin nedeni bir darbe veya hafif burkulma olabilir. Uygun bir tedavi yöntemiyle kısa sürede iyileşebilirsiniz.

Ayak bileği ağrısı veya ödemini azaltmanın en kolay yolu, bölgenin üzerine buz koymaktır. Buzla doldurduğunuz bir plastik poşeti bir beze sararak kullanabilirsiniz.

Eğer buz koymak istemezseniz ayağınızı soğuk su dolu bir leğene koyup, 15-20 dakika bekletebilirsiniz. Bu işlemi 3 gün boyunca her 2-3 saatte bir tekrar etmelisiniz.

Bileğinizin sakatlanması durumda, buz veya soğuk su uyguladıktan hemen sonra ayağınızı sıcak suya koymalısınız. Çünkü oluşan ısı farkı kan dolaşımını artırır, ve bileğinizin morarmasını önler.

Ayrıca bakınız:

Zayıf kan dolaşımı nasıl hızlandırılır?

Ayak Ödemi Nasıl Tedavi Edilir?

Şişmenin tıbbı karşılığı olan ödem,  ayakta veya oturarak çok uzun vakit harcamaktan, hamilelikten, aşırı kilodan, veya hareketsiz bir yaşam tarzı sürdürmekten kaynaklanabilir.

Fakat genellikle, vücudun alt kısımlarında sıvı birikmesinden kaynaklanır. Spor yaparak veya belirli egzersiz hareketleri uygulayarak ödemden kurtulmak mümkündür.

Ancak, ayağınızda sık sık oluşan ödemin nedeni, kronik iltihap veya başka bir benzer rahatsızlıksa, en doğrusu bir uzmanla görüşerek daha etkili bir tedavi yöntemi uygulamaktır.

Belirtileri tedavi etmeden önce, sorunun kaynağının ele alınması gerekir.

Ödemin nedenlerinden bazıları kötü beslenme, obezite, artrit, kalp ve böbrek hastalıklarıdır. Eğer bu rahatsızlıklardan birine sahipseniz, rahatsızlığınızı kontrol altına almanız ve yaşam tarzınızda bazı değişiklikler yapmanız gerekir.

Eğer ilaç kullanıyorsanız, yan etkilerinden birisi ödem olabilir. Bu probleme yol açabilen veya ağırlaşmasına yol açan ilaçlardan bazıları doğum kontrol hapları, antidepresanlar ve hipertansiyon ilaçlarıdır. Böyle bir durumda kullandığınız ilacı bırakmalı veya alternatif bir ilaç kullanmalısınız.

Ayrıca, tuz tüketimini azaltmalısınız. Çünkü sodyum, sadece bileklerde değil tüm vücudunuzda ödeme neden olabilir.

Ayak ödeminden kurtulmak için başka bir yol ise spor yapmaktır. Özellikle de hamilelerin, tüm gün çalışanların ve yaşlıların spor yapması gerekir.

Herhangi bir aktivite yapmanız yeterli olacaktır. Haftada en az 3 kez yürüyüş yapmanızı öneririz.

Bileklerinizin şişmesini önlemek için uzun süre oturmaktan veya ayakta aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmalısınız.

İşiniz gereği başka bir seçeneğiniz yoksa belirli aralıklarla pozisyonunuzu değiştirmeye çalışın. Biraz temiz hava almak için  pencereye kadar yürümek bile ödemi azaltmanıza yardımcı olacaktır.

Son olarak, bileğinizi sıkan pantolonlar, çoraplar veya ayakkabılar giymemenizi tavsiye ediyoruz. Ayrıca kaslarınızın etrafındaki bölgeye dikkat etmelisiniz, çünkü kasların sıkılması bacağın alt kısımlarına etki edebilir.

Ayak Ödeminin Evde Tedavisi

  • Bileklerinizi, bacaklarınız düz olacak şekilde yukarıya doğru bir koltuk veya sandalyeye dayayın. Birkaç dakika boyunca beze sarılmış buz uygulaması yapın. Diğer bir seçenek ise, yatakta uzanırken bacaklarınızı kaldırarak, topuklarınızı değdirmeden duvara yaslamak ve bacaklarınızı mümkün olduğunca düz tutmaktır. Kanın aşağı indiğini ve ödemin azaldığını fark edeceksiniz. Bu pozisyonda 5 dakikadan fazla durmak çok zordur ama biraz pratik yaptıkça her seferinde daha uzun süre dayanabilirsiniz.
  • Soğuk kompres uygulayın (dondurulmuş herhangi bir şey olabilir). Cildinizle doğrudan temas edip yakmaması için bir bezle sarılı şekilde uygulayın. Isındığında buzluğa geri koyun, böylece daha sonra tekrar tekrar kullanabilirsiniz.
  • Burkulma, tendon iltihabı, veya ağrınız varsa dönüşümlü olarak soğuk ve sıcak sirke uygulaması yapın. Eşit miktarda sirke ve suyu ocakta 5 dakika ısıtın. İçine havlu batırın ve bileğinizi bu havluyla sarın. Birkaç dakika bekletin ve aynı işlemi bu sefer soğuk sirkeyle uygulayın. İşlemi 3 kez tekrar edin.
  • Şişmiş bileğinizin üzerine salatalık dilimi koyup bir tülbentle veya bandajla sarabilirsiniz. Salatalık sıvıyı emer ve iyileşme sürecini hızlandırır.
  • Şişmiş bilekler için etkili bir egzersiz: yere oturun ve ayaklarınızı gergin halde uzatın. Bileklerinizi saat yönü ve aksi yönde 15’er kez çevirin. Kan dolaşımınızı hızlandıracaktır.

İlginizi çekebilir …

Merhabalar ben kalp damar cerrahisi uzmanı Op. Dr. Orhan Coşkun bu yazıda varis tedavisi ile ilgili bilgilere yer vereceğim. Damar genişlemesi tedavisi mümkün ve küçük istisnalar dışında mutlaka tedavi edilmesi gereken bir damarsal bir hastalıktır. Tedavi edilmemesi halinde artan şikayetleri ile günlük hayatı çekilmez hale getirebilir. Bu yazıda varis nedir neden olur? Gibi konuları ele almayacağım. Zira bu konuda hazırladığım geniş bir yazı bulunuyor. Menüden kolayca ulaşabilirsiniz.

Varis Tedavisi Sizi Korkutmasın! Çünkü Çok Kolay Evet, arkadaşlar gelişen teknoloji ile birlikte tedaviler 10 dakika gibi kısa bir sürede hem de ameliyatsız yöntemlerle yapılabilmektedir. Günlerce hastanede yatmadan, narkoz korkusu yaşamadan, günlerce işinizden, okulunuzdan geri kalmadan sağlığınıza kavuşabilirsiniz. Dikkat: Belirtmiş olduğum olanaklar sadece ameliyatsız tedavilerde geçerlidir.

Varis Nasıl Geçer?

Tedavi yöntemlerine geçmeden önce önemli bir soruya yanıt vermek istiyorum. Birçok insan hastalığın kendi kendine geçmesini beklemektedir. Birçoğu ise tehlikenin farkında olmadan ülser oluşumuna doğru gitmektedir. Bu nedenle varis nasıl geçer, tedavi olmak gerekir mi? Sorusuna yanıt vermek istiyorum.

Hamile Değilseniz Tedavi Olmanız Gerekir

Damar genişlemesi 1-2 istisna dışında kendi kendine geçen bir sorun değildir. Nedir bu istisna derseniz? Başlıkta da belirtildiği gibi birincisi gebelik olacaktır. Hamilelik esnasında kadınlarda varisler oluşabilir. Bunun nedeni artan kan değeri, bebeğin yaptığı baskı ve hormonlarla alakalıdır. Bu süreçte ortaya çıkan damar genişlemeleri doğum sonrası geçme olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle yeni doğum yapan anneler birkaç ay bekleyebilir. Zaten gebelik esnasında tedavisi yapılmamaktadır.

Kılcal Damarlar Kozmetik Bir Sorundur

Bir diğer istisna ise sadece kılcal damarları olan insanlar tedavi olmak zorunda değildir. Ama muayene olarak sorunun sadece kılcal damarlar olduğunu teşhis ettirmesi gerekir. Çünkü çoğu zaman toplardamar ve kılcal damar genişlemesi aynı anda olabilmektedir. Tabii ki estetik açıdan kötü görüntü sizin için sorun değilse tedavi olmayabilirsiniz. Ama benim önerim 10 dakika gibi kısa bir sürede kötü görüntü ve şikayetlerinden kurtulmanız yönünde olacaktır.

Ameliyatsız Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Alt yapı ve uzmanlık açısından gelişmiş merkezlerde uygulanan birden fazla ameliyatsız yöntem bulunmaktadır. Bunlar lazer, radyofrekans, köpük, skleroterapi ve yapıştırma şeklindedir. Yazının devamında tüm bu yöntemlerin ne olduğu ve nasıl yapıldığını tedavi esnasında çektiğimiz videolarla görme imkânı bulacaksınız.

Lazer

Evet, arkadaşlar ilk olarak lazer ile başlamak istiyorum. Çünkü bu yöntem ameliyatsız varis tedavisinde ilk geliştirilen yöntemdir. Bilmeniz gereken en önemli hususlardan biri cilt üzerinden ve damar içerisinden uygulanan iki şekli vardır. Cilt üzerinden uygulanan sadece kılcal damarların tedavisinde etkilidir. Damar içerisinden uygulanan EVLA (EndoVenoz Lazer Ablasyonu) ise retiküler (orta) ve varikoz ven (kalın varislerin) tedavisinde uygulanmaktadır.

Exotherme Lazer İle Kılcal Damar Tedavisi

Cihaz olarak onlarca farklı marka ve model bulunmaktadır. Kliniklerimizde Exotherme kullanıyoruz. Diğer cihazlara göre daha gelişmiş olduğunu söyleyebilirim. Zoom özelliği ile tedavisi yapılacak olan kılcal damarları daha net görme ve uygulama imkânı sağlıyor. Cihazın başlığına bütünleşmiş olan Saphire soğutma sistemi ile cilt belli bir soğuklukta tutulmaktadır. Böylece ek bir soğutucu jel kullanmaya gerek kalmıyor. Aşağıda yer alan video’da cihazı ve uygulamasını görebilirsiniz.

Yüzdeki Kılcal Damarlarda da uygulanır Örümcek ağına benzediği için (Spider Veins) olarak adlandırılır. Sadece bacaklarda olmaz. Aynı zamanda yüz bölgesinde de sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Yüz bölgesindeki kılcal damarların tedavisi Exotherme laser ile kolayca yapılabilmektedir.

EndoVenoz lazer Ablasyonu (EVLA)

Evet, arkadaşlar Exotherme ile kılcal damarları tedavi ederken yazının giriş kısmında da belirttiğimiz gibi orta ve kalın varislerde cilt üzerinden uygulanan yöntemin etkili olmadığını belirtmiştik, burada çözüm olarak karşımıza EVLA ya da diğer yöntemler çıkmaktadır. Şuan konumuz lazer olduğu için kısa adı EVLA olan (EndoVenoz Lazer Ablasyonu) ile devam edelim.

EVLA’nın uygulanışı genelde hastanelerin ameliyathanelerinde yapılmaktadır. Çünkü aynı zamanda ultrasonda kullanılması gerekir. Tespit edilen varisli damara cilt üzerinde çok küçük bir delik açarak ulaşılır. Örnek vermek gerekirse serum yolu gibi düşünebilirsiniz. Bu delikten lazer kateteri sorunlu damarın içine sokularak ultrason yardımı ile ilerletilir. Gerekli noktaya varılması ile birlikte cihaza enerji verilerek kateterin ucundaki yaklaşık 1 cm’lik kısım içerisinde bulunduğu damarı yüksek ısı ile tahrip etmektedir. Aşağıda yer alan animasyon videoda tedavinin uygulanışı gösterilmektedir.

RadyoFrekans

Lazer dünya genelinde hayatımıza ameliyatsız varis tedavi uygulamasını sokarken aynı zamanda gelişmeler içinde umut ışığı olmuştur. Çünkü lazer sonrası kısa adı Radyofrekans olan RF geliştirildi. Yine laser gibi cilt üzeri ve damar içerisinden uygulanan 2 tekniği bulunmaktadır. Laser uygulamasına göre daha gelişmiş olduğu söylenebilir. Uygulaması büyük ölçüde benzerlik taşımaktadır. Radyofrekans ucu çok ince bir kalem gibidir. Tespit edilen kılcal damarlara 1 mm aralıklarla dokunmak şeklinde etki eder.

EndoVenoz RadyoFrekans Ablasyonu (EVRF)

EVRF’de yine EVLA gibi damar içinden ultrason yardımı ile yapılmaktadır. Yine sorunlu damara ulaşmak için dikişe gerek kalmayacak kadar küçük bir delik açılır. Lazer kateterinin etki eden kısmı 0,5 – 1 cm iken EVRF’nin etki eden kısmı yaklaşık 7 cm yani tedaviyi daha kısa sürede tamamlamayı sağlar. Laser tek seferde 1 cm uygularken Radyofrekans ile tek seferde 7 cm genişliğindeki damarı tedavi eder.

Köpükle Varis Tedavisi

Yazının geri kalan kısmında gördüğümüz lazer ve radyofrekans yöntemleri genelde pahalı cihazlarla uygulanan yöntemlerdir. Şimdi ise köpük haline getirilerek kullanılan bir ilaçla devam edeceğiz. Aethoxysklerol madde dediğimiz ilaç ülkemizde de sıkça kullanılmaktadır. 3’lü musluk dediğimiz bir alet yardımı ile ilaç + hava karıştırılarak köpük haline getirilmektedir. Hazırlanan köpük varisli damarlara (kılcal damarlarda dahil) enjekte edilerek uygulanmaktadır.

Tedavi Süreci 1-6 Seans Sürebilir

Köpükle varis tedavisinde önemli bir hususu aktarmak istiyorum. Hastalığın durumuna göre tedaviniz 1 ile 6 seans sürebilir. Bunun nedeni damar içine enjekte edilen ilacın günlük dozu ile alakalıdır. Günlük belli bir dozu aşmaması gerekir. Bu nedenle hastalığınız çok ileri ise tek seans yeterli olmayabilir. Seanslar bir sonraki gün ya da hafta şeklinde olabilir. Varis tedavi ücretleri seanslara göre belirlenmez. Hastalığın tamamen ortadan kaldırılmasına bağlı olarak belirlenir.

Skleroterapi

Yukarıda görüntülerini de izlediğiniz köpük ile skleroterapi hemen hemen aynıdır. Tek fark ilacı köpürtmek yerine saf halde kullanmaktır. Özellikle daha ileri derece genişlemiş damarlarda tercih edilebilir.

Mikro Skleroterapi

Yazının giriş kısmında da belirttiğim gibi köpük ya da diğer bir tabirle skleroterapi kılcal damarlar dahil retiküler ve varikoz venlerde uygulanabilmektedir. Kılcal damarlarda yapılan tedaviye ise mikro skleroterapi denmektedir. Aşağıda yer alan videoda 10 saniye içerisinde örümcek ağı gibi görünen kötü görüntüden nasıl kurtulunduğunu görebilirsiniz.

Yapıştırma Yöntemi

Son zamanlarda uygulanışı hızla artan yöntemlerden biri de yapıştırma yöntemi diyebilirim. Damarı ısı ya da ilaçla tahrip etmek yerine yapıştırıcı madde enjekte ederek kapatmayı amaçlamaktadır. EVLA ve EVRF’de olduğu gibi yine sorunlu damara çok ince bir iğne ile girilerek hazırlanan yapıştırıcı enjekte edilmektedir. EVLA ve EVRF göre yan etkileri daha az diyebilirim.

Ameliyatsız Varis Tedavi Avantajları Nelerdir?

Günümüzde varis tedavileri 2 şekilde yapılmaktadır. Ameliyat ya da son 15 yıl içerisinde hızla yaygınlaşmış olan ameliyatsız uygulamalarla, burada seçim size bırakılmaktadır. İlk yapmanız gereken doktorunuzun hangi yöntemin uygulayacağını öğrenmektir. Zira devlet hastanelerinde uygulamalar büyük ölçüde ameliyat ile yapılmaktadır. Bunun nedeni hasta yoğunluğu ile açıklanmaktadır.

Hastanede Yatmak Gerekmez

Ameliyat ile yapılan tedavilerde hastanın toplardamarı çıkarıldığı için minimum 2-3 gün hastanede yatması gerekebilir. Ameliyatsız yöntemlerde ise sadece 30 dakika zaman ayırmanız yeterlidir.

Narkoz Korkusu Yok

Ameliyatlar genelde narkoz dediğimiz genel anestezi ile yapılır. Ameliyatsız yöntemlerin birçoğu anestezi bile gerektirmez. Sadece EVLA ve EVRF bölgesel uyuşturma ya da hafif uyku dediğimiz sedasyon ile yapılır.

İş Gücü Kaybı Olmaz

Ameliyat ile yapılan tedavilerde hastanın iyileşme süreci zaman almaktadır. Bu nedenle ciddi anlamda iş göremezlik durumu ortaya çıkacaktır. Bu hem çalışanlar hem de eğitim görenler için ciddi sıkıntı demektir. Ameliyatsız tedavilerde ise hiçbir şekilde iş gücü kaybı yaşanmaz. Hasta isterse öğlen yemek molasında gelerek tedavisini olur, işine dönebilir.

Tedavi Ücreti Çok Ekonomiktir

En güzel yönlerinden biri de ödeyeceğiniz tedavi ücretinin ameliyata göre daha ekonomik olmasıdır. Çünkü hastanede yatma ya da ameliyathane gerektirmediği için ek masraflar oluşmaz. Hem de SGK mensubu hastalara %50 indirim imkânı sağlanır. Böylesine avantajlı şartlarda mutlaka sağlığınıza kavuşmanızı öneririz.

image

Merhabalar, ben kalp ve damar cerrahisi uzmanı Op. Dr. Orhan Coşkun, İstanbul’da ameliyatsız varis tedavisi hizmeti veriyorum. Varis hastalığı, teşhis ve tedavisi ile ilgili sorularınızı iletebilirsiniz.

Kireçlenme nedir Tıp dilindeki ismi osteoartrit olan bu hastalık eklemlerdeki kıkırdak yıkılmalarından oluşan eklem ağrılarına ve eklem tutulmalarına verilen isimdir. Kireçlenme bilinen en eski ve en yaygın hastalıklardandır. Kıkırdak eklemleri kaplayan önemli bir dokudur, kemiklerin birine sürtünmesini engeller ve bir yastık görevi görür. Bu dokunun yıkılma sebeplerinden en önce geleni fazla kilolu olmaktır. Eklemde bir yaralanma geçmişi olması , kas zayıflıkları, sinirlerde hasar , genetiksel faktörler, romatizmal hastalıklar bu hastalığın diğer bilinen sebeplerinde sayılabilir. Kıkırdak  yaş ilerledikçe zayıflayan bir yapıdır bu yüzden yaşlılarda daha sık görülür. Kireçlenme sebepleri

  • Yaşlanma
  • Fazla kilo
  • Eklem zayıflığı
  • Kıkırdak yıpranması
  • Genetik bozukluklar ve kusurlu genler
  • Yaralanmalar , zorlanmalar sonucu eklemlerde fazla aşınmalar
  • Eklem sıvısındaki Hyalüronan sıvısı azlığı
  • Yanlış egzersizler
  • Yanlış ayakkabı seçimleri

Kireçlenme vücudun nerelerinde görülür El parmaklarında kireçlenme: El parmaklarında kıkırdak hasarları şişliğe ağrıya hata kemiksi çıkıntılara neden olabilir. Çağımızda klavye, joystick, mouse,gamepad kullanan nesilde aynı zamanda el işi yapan insanlarda örgü örenlerde fazlası ile görülür.El parmak boğumlarının uç yada orta kısımlarında şişliklerle kendini belli eder bazen bu şişliklikler 40 yaşından sonra bile oluşabilir. Bu kireçlenmeler çoğu zaman çok ağrımadığı için ciddiye alınmaz tedavi edilmezler. Omurgada kireçlenme: Bel kemiği disklerindeki orantısızlığı, kemiklerin fazla büyümesi sırtta tutulma ve ağrıya yol açabilir. Ağrı yorulma belirtileriyle beraber artar. Gece yatıldığında beliniz yerinden çıkıyormuş gibi ağrı yapabilir fakat ağrı 30 dakika dinlenmeden sonra kesilir sabah nispeten daha rahat kalkılır. Sabahları kısa bir süre tutukluk oluşsa bile bu kısa zamanda geçer. Omurga ağrıları kol ve bacaklarda güçsüzlük hissi yaratabilir. Dizlerde kireçlenme: Ayak hareket ettiğinde ağrı ve sürtünme daha fazla hissedilebilir. Merdiven inip çıkmak sandalyeden kalkmak normalden daha fazla zor gelir. Ayağa ilk kalkmada hafif olan ağrı gittikçe daha fazla dayanılmaz hale gelir. Kalçada kireçlenme: Kalçanın dış bölümünden yada uyluklardan, kasığınızdan ağrıyı hissedebilirsiniz. Bazı insanlar baldırlarında bile bu ağrıyı hisseder bu ağrı yürürken topallamanıza neden olabilir. Rahat oturma bağdaş kurma yerinden kalkma zor yapılır. Kalçadan anormal sesler gelebilir sürtünme hissedilir. Ayakta kireçlenme: Genelde kadınlarda topuklu ayakkabı giyilmesi ile kendini gösterir ayağın baş parmağında biten büyük eklemde bir ağrı hissedilir , yürümek rahatsızlık verir ayakta kemik çıkıntıları ve şekil bozulmaları görülebilir. Kireçlenmeden korunma Kireçlenme aslında yaşlılıkla daha kendini gösteren bir hastalıktır, 50’li yaşlardan sonra giderek hayatımızı zorlaştırıcı bir hal alır. Genellikle kadınlarda görülmekle beraber genç ve erişkin nüfusun da %10 unu etkiler kısaca çok sık görülen bir hastalıktır. Kireçlenmenin ne yazık ki kesin bir tedavisi yoktur. Korunmak için şu önlemler alınabilir.

  • Darbe ve kırıklardan mümkün olduğunca kaçınmak
  • Aşırı şişmanlamamak
  • Uzun süreli kortizon ilaç kullanımından kaçınmak
  • Bacaklardaki şekil bozukluklarının düzelttirilmesi
  • Rahat ayakkabı kullanmak
  • Özellikle diz eklemini fazla zorlamamak
  • Ütü yaparken yüksek iskemlelere oturup yapmak
  • Doğru yöntemlerle spor ve egzersiz yapmak

Kireçlenme tedavisi Fizyoterapi: Bu hastalıkta fizyoterapistlerin asıl görevi sizin günlük yaşamınızı daha rahat sürdürebilmeniz için gereçler sunmak, vücut direncinizi arttırmak ve sizi bu hastalığa karşı bilinçlendirmektir. Bunu başarmak için hareket mesafenizi arttırmak için kas gücünüzü arttırmaya çalışırlar, Ayakkabı içi destekler, koltuk değnekleri  bastonlar gibi yardımcı araçlar önerirler. Sıcağı ve soğuğu çeşitli eklemlerde nasıl kullanacağınızı öğretirler örneğin sıcak kas spazmlarını ve acıyı azaltır soğuk ağrılı bölgeyi uyuşturur ağrıyı azaltır. Koruma prensiplerini öğretiler. Aerobik egzersiz: Düzenli egzersiz yapmak kireçlenme kontrolünde çok önemlidir. Tutulmuş eklemdeki baskıyı azaltmakta yardımcı olur baskı azalınca ağrı azalır ve hareketler daha kolaylaşır bu genel sağlığınız için çok iyidir. Kalçalar ve diziniz iyi durumda ise yürüyüş de size çok iyi gelebilir. Kilo kontrolü: Kilo vermek eklemler üzerindeki baskıyı kaldırır hareketleri kolaylaştırır ve ağrıyı azaltır , hem kendinizi daha rahat hissedersiniz hem genel sağlığınız iyileşir. Daha iyi görünür ve hissedersiniz. Kilo vermek az kalorili yemek ve düzenli egzersiz ile başarılır. Gerekirse bir diyetisyenden yardım alınmalı bilinçli bir spor eğitmeni eşliğinde spor yapılmalıdır. Kendinizi eğitin: Bu hastalık hakkında bulabildiğiniz her sağlık makalesini okuyun. Kendinizi bilinçlendirmek sizi iyileşmenize bir adım yaklaştıracaktır. Alternatif tedavilere tıbbi tedavilere başvurmadan önce geçmeniz önerilmez. Yapamadığınız faaliyetlere özenmek yerine kendinizi daha rahat hissettiğiniz faaliyetlere sporlara yönelin. İlaç tedavisi: Sizin için en uygun ilaç tedavisine doktorunuz karar verecektir. Kireçlenme tedavisini kontrol etmek için bir sürü ilaç kullanılır bunlar ağrı duyulunca alınır

  • Uyuşturucu içermeyen ağrı kesiciler voltaren, dolarex, cataflam, apranax, majezik, etol gibi bunlar iltihap giderici ilaçlardan daha güvenilirdir
  • Kortizon içermeyen ağrı kesiciler, bunlar ne yazık ki ülsere neden olabileceğinden yanında mide koruyucu ilaçlar da alınır
  • Kortizon enjeksiyonu yılda en fazla 3-4 kere alınır çünkü kıkırdak harabiyetine sebep verebilirler
  • Hyalüronan sıvısı enjeksiyonları, temel tedavilere ağrı kesicilere cevap vermeyen hastalar için yeni bir tedavi yöntemi olarak sayılabilir. İyileşme süreci yavaştır ancak ağrılar tedavi sonunda azalmaktadır başarı oranı etkileyicidir.

Topikal Lokal ağrı kesiciler: Derinin üzerine sürülürler anlık ağrı hissine çözümdür fakat genel tedavi sürecine etki etmezler ağrı oradadır yanlızca sinirler uyuşur yada tahriş hissi ile şaşırtılır. Ameliyat: Çoğu hasta için ameliyata hiçbir zaman gerek duyulmaz ciddi eklem hasarı olan hastalarda tercih edilir. Kemik yapısı ve anatomisinin kıkırdağa yük bindirmemesi için yapılan müdahalelerden oluşur. Bazı durumlarda eklem yüzeyi yeniden kaplanır yada protez eklenebilir. Eklem cerrahileri son yıllarda çoğu hasta için yüz güldürücü sonuçlar vermektedir 03 Temmuz 2018/ Kategori : Sağlıklı Bilgiler / image Önceki Yazı Sonraki Yazı

Kıkırdak; Eklemlerin üzerini kaplayarak kemiklerin birbirine sürtünmesini engelleyen, kemik kadar sert olmayan, kolajen ve elastik liflerden oluşan sağlam, esnek, damarsız ve sinirsiz bağdokusudur.

Hiyalin kıkırdak, fibröz kıkırdak ve elastik kıkırdak olmak üzere 3 farklı tipten oluşur.

KIKIRDAK HASARI NEDEN OLUŞUR?

1.Fazla Kilo: Kilo fazlalığı kalça, diz ve ayak bileğine aşırı yük bindirdiğinden kıkırdakların daha hızlı aşınması ve yıpranmasına neden olur. Şişmanlığa neden olan sorun metabolik (şeker hastalığı gibi) ise bu sıkıntının giderilmesi gerekir. Bu nedenle kilo verin ve verdiğiniz kiloyu koruyun.

2.Travma: Kıkırdak hasarları yaralanmaya bağlı da oluşur. Bu yaralanma küçük olabilir ancak zaman içinde eklemi etkileyen kuvvetler ile büyüyebilir. Tespit edilen kıkırdak yaralanmaları hemen uygun şekilde (PRP, mikrokırık, kök hücre v.b) tedavi edilmelidir.

3.Eklem İnstabilitesi (dengesizliği): Eklemin içinde veya çevresinde olan herhangi bir bağ yaralanması eklemin aşırı hareketine ve sürtünmesine neden olacağından kıkırdak hasarı oluşturur. Bağ yaralanması tespit edildiğinde kıkırdağı korumak için: bağ tamiri, bağ rekonstrüksiyonu (yeni bağ oluşturmak), PRP v.b. yöntemler ile tedavisi yapılmalıdır.

4.Beslenme: Kıkırdağın daha güçlü olması ve oluşan hasarları daha kolay onarabilmesi için bazı besinlere özellikle ihtiyaç duyar. Özellikle günlük yeteri kadar protein (et, yumurta, bakliyat) alımı, C vitamini (portakal, limon, çilek) ve E vitamini (mısır, buğday, soya, badem fıstık) alınması gerekir. Bu besinler kıkırdak yapımında ve korunmasında önemli rol alır.

5.İlaçlar: Eklem içine yapılan veya uzun süreli ağızdan alınan kortizonun kıkırdak üzerine olumsuz etkileri olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle eklem içine kortizon yapılması pek önerilmez ve uzun süreli ağızdan kortizon alınması, gerekli durumlarda mutlaka kıkırdak koruyucu ilaçlar (glukozamin ve kondrotin sülfat) ve besinler (protein C ve E vitamini) ile desteklenmelidir.

6. Dizilim Bozukluğu: Eğer doğuştan veya sonradan kemiklerde oluşan eğrilik var ise bu kemiğin alt ve üst kısmındaki eklemlerde dizilim bozukluğu yaratır. Bu dizilim bozukluğu da kıkırdağın aşırı yüklenme sonucu bozulmasına neden olur. Kıkırdağı korumak adına bu dizilim bozukluğunun uygun şekilde düzeltilmesi gerekir.

7.Avasküler Nekroz (AVN): Ekleme giden kan damarlarının herhangi bir şekilde (travma, kortizon kullanımı, metabolik hastalıklar, alkol) tıkanması ile kıkırdağın kansız kalması sonucu erimesidir. Tedavide kan damarlarını açıcı bazı ilaçların kullanılması ve gerekirse kemik ve kıkırdağa delikler (drilleme) açılarak canlandırılması gerekir.

8.Genetik: Son olarak yaş ve genetik yatkınlık rol alır. Genetik yatkınlık için yapılabilecek herhangi işlem yoktur. Yaş ilerledikçe kıkırdaklar yıpranır ve daha dayanıksız hale gelir.

AMELİYATSIZ TEDAVİ:

Kıkırdak hasarlarında tedavinin amacı hastanın günlük yaşantısına ağrısız ve eklem fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmesini sağlamaktır. Tedavi kararı, hastanın aktivite düzeyine, yaşına, sebebe ve hasarın derecesine göre ameliyatlı veya ameliyatsız olarak değişir.

Kıkırdak hasarının hafif olduğu durumlarda ameliyatsız tedavi uygulanabilir. Bu tedavi şekli hastanın ağrısını gidermeye yöneliktir. Bu tedavi şekli: ödem çözücüler (ağrı kesiciler) kıkırdak koruyucular (glukozamin&kondrotin ve omega-3) diz içi enjeksiyonlar (hyaluronik asit, PRP), kilo verme ve Fizik Tedaviyi içerir.

Hyaluronik Asit

Hyaluronik Asit (HA) viskoelastik bir maddedir ve kayganlaştırıcı etkisi vardır. Özel olarak jel şeklinde hazırlanmış olan bu madde bir enjektör yardımı ile diz içine yapılır. Birer hafta ara ile 3 doz veya yeni nesil ilaçlarla tek doz yapılabilir. Bu işlem, hastanın ağrısına göre 6 ayda bir tekrarlanabilir. HA etkisi hemen başlamaz. Enjeksiyonu takip eden birkaç günlük sürede aşırı aktiviteden kaçınmak gerekir.

Bu enjeksiyonların lokal şişlik, alerji, enfeksiyon ve kanama gibi riskleri vardır.

Glukozamin

Glukozamin-Kondrotin Sülfat destekleyici tedavidir. Tablet şeklinde olması kullanım kolaylığı sağlar. Bu tedavinin kıkırdak hasarını ve kireçlenmeyi önlediğine dair bilimsel veriler olmamakla beraber bu tedaviyi uygulayan hastalarda ağrının azaldığı bildirilmiştir.

PRP (Platelet Rich Plasma)

Hastanın kendisinden alınan tam kandan özel bir makine yardımı ile yüksek konsantrasyonlu trombosit denen kan hücrelerinin ayrıştırılmasıdır. Ayrıştırılan bu hücrelerin eklem içine iğne yardımı ile enjekte edilmesidir.

PRP oldukça yaygın kullanılmaktadır ancak uygulama şekli, miktarı ve endikasyonları tam olarak aydınlatılmış değildir. Genellikle 2-8ml, 1-2-3 haftalık aralarla uygulanır.

Diyabet, sistemik hastalık, yaş ve hastanın kullandığı ilaçlar genellikle PRP etkinliğini etkiler.

Eklem içi kıkırdak hasarlarını giderilmesinde, kas-kiriş hastalıklarında, bağ yaralanmalarında kullanılması oldukça yaygın olmakla beraber, farklı yöntemlerle ve farklı hasta grupları ile yapılmış olan çalışmalar nedeni ile henüz standart bir tedavi elde edilememiştir.

Birçok hekim çok farklı sonuçlar elde etmiş olmasına rağmen hekimin kendi tecrübesi bu uygulamada önemlidir.

Fizik Tedavi ve Egzersiz:

Eklem etrafındaki kaslarını güçlendirmek eklem kıkırdağına binen yükü azaltacağından egzersiz oldukça faydalıdır. Ayrıca günlük yaşamınızda yapacağınız bazı değişiklikler de örneğin; baston kullanmak, merdiven yerine asansör kullanmak, kilo vermek, yüzmek veya suyun içinde yürümek ağrıyı azaltacaktır. Ağrının arttığı dönemlerde istirahat etmek ve buz uygulamak, ağrının olmadığı zamanda ise sıcak uygulama, açma ve germe egzersizleri fayda sağlar.

Bu nedenle yaşa uygun sporlar düzenli olarak yapılmalıdır.

Kök Hücre (Lipogems)

Karın veya üst bacak iç kesiminden alınan yağ hücrelerinden özel işlemler sonucu elde edilen kök hücrelerinin kıkırdak hasarı olan ekleme yapısal destek ve onarım için verilmesi işlemidir. İşlem ameliyathane şartlarında genel veya lokal anestezi altında tek seansta 3 aşamalı olarak (yağ dokusunun alınması, özel işlemlerden geçirilmesi, hasarlı olan dokuya verilmesi) yapılmakta ve 1 saatten kısa sürmektedir.

Özellikle evre3-4 kıkırdak hasarı olan eklemlerde iyi sonuç verdiği bildirilmiştir.

Bunu Paylaş: image Yenidoğanlardaki Burun Tıkanıklığı Çok Ciddi Hastalıkların Belirtisi Olabilir! image Çocuklarda Göz Muayenesi image Laparoskopik Cerrahi

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации