Андрей Смирнов
Время чтения: ~37 мин.
Просмотров: 0

Reflüye Bitkisel Çözüm-Reflü Hastalığına İyi Gelen Bitkiler İbrahim Saraçoğlu – Dailymotion Video

BOYUN KİREÇLENMESİNE BİTKİSEL TEDAVİ

Sağlık, Şifalı Bitkiler   13 Mayıs 2016

Boyun kireçlenmesi bilgisayar başında oturan kişilerin sıkça karşılaştığı problemlerden birisidir. Boyun kireçlenmesi, boyundaki omurların aralarında bulunan disklerin hasar görmesi ya da yıpranması sonucu ortaya çıkan bir çeşit sağlık sorunudur. Bu yıpranma omurilik kanalını ve içinden geçen sinirleri sıkıştırarak, sinirler üzerinde baskı oluşturur. Bu baskı sonucunda kişiden kişiye farklılık gösteren sağlık sorunlarını ortaya çıkarır. Bu sorunların başında; boyunda ve kollarda şiddetli ağrı ve uyuşma oluşur. Bu problemler genelde 40-50 yaşlar arasında ya da daha sonra görülmeye başlar. Yani yaş ilerledikçe görülme oranı daha yüksektir. 

Boyun Kireçlenmesinin Nedenleri Nelerdir?

Boyunda oluşan kireçlenme omurgadaki disk, eklem ve kemiklerin zamanla tahrip edici boyutta yıpranarak aşınmaya uğramasıdır. Boyun kireçlenmesinin birçok nedeni mevcuttur. Bunlar;

  • Duruş bozukluğu
  • Bilgisayar başında fazla vakit geçirme
  • Sakatlık, düşme ya da kaza sonucunda meydana gelen rahatsızlıklar
  • Enfeksiyonlar

Genel olarak boyun kireçlenmesinin nedenlerini belirlemek bazen pek mümkün olmayabilir.

Boyun Kireçlenmesi Belirtileri

Boyun kireçlenmesinin ilk aşamada boyun bölgesinde şiddetli ağrılar meydana gelmektedir. Rahatsızlık ilerledikçe ortaya çıkabilecek problemler şöyle;

  • Yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • Kol ve omuzda uyuşma
  • Uyku zorlukları ve bölünmesi
  • Boyun bölgesinde kas spazmı
  • Eklemlerde şişme
  • Asabilik ve sinirlilik hali
  • Aşırı hassasiyet
  • Boyunda başlayıp zaman içerisinde omuz ve kollara yayılan şiddetli ağrılar
  • Sersemlik hali

Yukarıda bahsettiğimiz belirtiler oldukça ciddi riskli belirtiler denilebilir. Bu sebeple hiç vakit kaybetmeden derhal uzman doktora başvurulması gerekir.

Kireçlenmeye Karşı Bitkisel Kür Tarifi

Çınar ağacı yaprağı kireçlenme tedavisine birebir etkilidir. Ancak çınar ağacı yaprağının birçok çeşidi mevcuttur. Bu tedavi için en uygun olan çınar yaprağı, geniş ve yırtıkları fazla olanı makbuldür. Aşağıdaki resimdeki gibi…

Bitkisel kürde kullanılması gereken çınar ağacı yaprağı.

Çınar yaprağının olgun, yeşil ya da kurutulmuş olması gerekir. Bu kür bitki çayı olarak hazırlanır ve düzenli kullanımda etkili sonuçlar elde edilmesinde fayda sağlamaktadır.

Çınar yaprağını suda yıkayın ve parçalara ayırın. 1 bardak su için 2 adet büyük boy çınar yaprağı yeterli olacaktır. Klorsuz suyu kaynatın ve içerisine parçalara ayrılan çınar yapraklarını ilave edin. Kısık ateşte 1 dakika kadar demlenmeye bırakın ve ocağın altını kapatın. Demlenme süresi tamamlandıktan sonra süzün ve ılık olarak için. Günde 2 defa içilmesi gerekir. Yemeklerden önce ve yatmadan önce 1’er bardak tüketilmesi gerekir. İki içim arasında en az 3 saat fark olmalıdır.

Çınar ağacı yaprağı kürüne hiç aralıksız 30 gün boyunca devam edilmelidir. Her defasında taze olarak hazırlayın ve tüketin. Şikayetlere göre tekrarlayabilirsiniz.

BOYUN KİREÇLENMESİNE BİTKİSEL TEDAVİ için yapılan yorumlar;

  1. yasin dedi ki: 26 Ocak 2017, 22:07

    çınar yaprağı alerji yaptı bende başka ne kullanabilirim…

  2. Emine dedi ki: 12 Nisan 2017, 14:39

    Ben Çınar yaprağı kürünü uyğuladım,1,ay sonrasında kafamın içinde çıtır çıtır sesler gelmeye başladı benim el eklemlerin dede şekil bozukluğu var Çınar yaprağı kürünü tekrar kullanılabilir mıyım kaç gün sonra kullanmam lazım aynı çıtırtılar ellerimi yumruk yaparkende oluyor 55 yaşındayım bana yardımcı olursanız sevinirim tşk ederim

  3. Bilmiş Kadınlar dedi ki: 25 Nisan 2017, 11:18

    Sayın Emine hanım, vücudunuzu dinlediğinizde farkettiğiniz belirtiler (çıtırtı gelmesi vs.) kişiden kişiye göre farklılık gösteren nedenlerden ortaya çıkabilen ve yine tedavisi adına farklı yöntemler kullanılabilmesi gereken durumlar olabilmektedir. Bu durumda önerim uzman bir hekim’e danışmanız. Zira konusunda uzman bir hekimin yapacağı tetkik yada tetkikler sonucunda durumun ne olduğuyla bilgi sahibi olacak ve gerekliyse tedavi uygulayabileceksiniz. Ayrıca, doğal yöntemler ile tedavi uygulamalarında da sorununuzn ne olduğu yine uzman bir hekim tarafından teşhis edilirse, size neyi kullanmanızın (bitkisel olarak) zararlı olup olmayacağı konusunda da fikir vermiş olacaktır. Sağlık uzmanlarının önerileri, bitkisel olsun veya olmasın herhangi bir tedavi uygulanmadan önce bir hekime görünmeniz yönündedir. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

  4. Bilmiş Kadınlar dedi ki: 25 Nisan 2017, 11:35

    Sayın Yasin bey, Anti-inflamatuar özellikleri olması, kas sertiliğini azaltması ve kan dolaşımını hızlandırdığı için Zerdeçal kullanabilirsiniz. 1 bardak süt ile 1 çay kaşığı zerdeçal karıştırıp, ardından 5 dakika kısık ateşte ısıtıp, soğumasını bekledikten sonra içebilirsiniz günde 2 kez bunu tekrarlayabilirsiniz. Ayrıca zerdeçal kapsülü de kullanabilirsiniz, fakat doğru doz için mutlaka doktorunuza danışınız. Uzman bir hekime danışmadan kullanmamanızı tavsiye ederim.

    Ayrıca Sarmısak ta anti-inflamatuar ve analjezik özellikleri bulunması nedeniyle etkili olabiliyor. 2-3 ezilmiş sarmısağı ısıtıp ardından soğumaya bırakın ardından sarmısak ile sorunlu gölgeye 5-10 dakika hafif masaj uygulayın. Fakat ilk olarak mutlaka konusunda uzman bir hekime görünmenizde fayda var. Sorununuzun size özel teşhisiyle birlikte nelerin sizde yan etki göstereceği, neleri kullanmamanız gerektiği ile ilgili bilgi sahibi olmalısınız.

  5. Emine karaçoban dedi ki: 19 Ağustos 2017, 23:49

    Merhaba, doktora gittim emar çekildi boyunda fıtığı ve kireçlenme olduğunu öğrendim şu an fizik tedavi oluyorum ama aynı çıtırtılar devam ediyor,sizin bir tavsiye nız varmı, tşk ederim.

  6. nihalcik dedi ki: 13 Ekim 2018, 11:46

    sürülen varmı ?

Bir cevap yazın

Vücut mekanizmasında önemli bir görevi bulunan kalp kası rahatsızlıklarına karşı kalbi ve vücudu korumak veya ortaya çıkan hastalıkla mücadele etmek amacıyla bitkilerden destek alınmaktadır.

Kalbe İyi Gelen Bitkiler

Vücut mekanizmasında yer alan en önemli organlardan biri olan kalp kası düzenli olarak durmadan pompalamakta olduğu kan vasıtasıyla insanları hayata bağlamakla kalmaz vücutta yer alan bütün organların, dokuların ve hücrelerin çalışmasına destek verir. Vücut fonksiyonları açısından oldukça önemli bir yere sahip olan kalp kasının çalışması; beslemekle görevli olduğu bütün organların işlevlerini yerine getirerek aksatmadan çalışmalarını sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenden ötürü oluşabilecek herhangi bir kalp rahatsızlığının oluşma ihtimali bile insanların endişe ve korku duymasına neden olmaktadır.

Bilhassa zamanımızda gerek çevresel faktörler gerekse coğrafi konum ve hayat şartlarının zorluğu kalp rahatsızlıklarını ön plana çıkarmıştır. Bilhassa günlük hayatın yoğun işleyişine bağlı olarak hazır gıdalara, konservelere, yağlı ve karbon hidrat yüklü besinlere olan yüksek eğilim veya bu gibi unsurlara bağlı olarak ortaya çıkan obezite sorunu; kalp kasının çalışma sisteminde bir takım bozukluklar oluşmasına neden olabilmektedir.

Kalbe iyi gelen bitkilere şu şekilde örnek verebiliriz;

  • Kekik kardiyavatik sistem konusunda oldukça faydalı bir bitkidir. Sofranızdan eksik etmemeniz tavsiye edilir.
  • Çörek otu; sadece kardiyolojik sistem açısından değil pek çok hastalık konusunda korunmayı sağlaması bakımında düzenli tüketilmesi gereken bitkiler arasında yerini almıştır.
  • Gingkgo Biloba bitkisi; kan dolaşımını dengeleyerek kardiyolojik açıdan büyük önem kazanır.
  • Sarımsak hem kan şekerini düşürür hem de kardiyolojik açıdan kişinin korunmasını sağlar.
  • Enginar; mevsiminde haftada bir tüketilmesi tavsiye edilen bir sebzedir. Kardiyolojik korunmayı sağladığı gibi pek çok rahatsızlığın önüne geçer.
  • Biberiye; kardiyavitik etkisi sebebiyle koruyucu tedavi edici özellikler taşımaktadır.

Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Yanlış beslenme alışkanlıkları kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Sağlıksız beslenmeye bağlı olarak oluşabilen diğer sorunlar zaten vücut mekanizmasının aktiviteleri konusunda yoğun bir performansla çalışan kalbin zorlanmasına ve bir yerden sonra farklı sorunlar yaşanmasına neden olacaktır. Bu rahatsızlıklar bazı durumlarda iyice ilerleyene kadar belirti vermez, kötü bir sürpriz yaparak birden bire ortaya çıkabilirken bazı durumlardaysa şiddetli kalp ağrıları, omuza, göğüs bölgesine ya da sırta vuran ağrılarla kendini gösterirler.

Kalp Hastalıkları Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Kalp kasını koruyan veya rahatsızlıklara karşı tedaviye destek olan bitki kürlerinden bazılarına şu şekilde örnek verebiliriz:

  • Yavşan ve kedi otlarıyla hazırlanan bitkisel tedavi kalp ve damar rahatsızlıkları konusunda önemli destekler vermektedir. Bu kürü hazırlamak için belirtilen otlar eşit miktarda kaynamakta olan suda demlenerek, bir süzgeçten geçirilir ve içine biraz bal karıştırılır. Şurup niyetine kullanılacak bu kürü yemek yedikten sonra iki kaşık içilir.
  • Yukarıda hazırlanan kürden artan posalara pelit otunun tozu eklenir macun kıvamını alana kadar yoğrulur ve ufak haplar haline getirilir. Yemek yedikten sonra günde üç tane hap gibi yutulur.
  • Oğul otuyla hazırlanan bu kür de otu çay gibi demlenir. Dinlendirdikten sonra süzülerek içilir.

İyi Gelen şeyler

Dünya Sağlık örgütleri tarafından yapılan detaylı araştırmalar sonucunda yaşanmakta olan ölüm vakalarında ilk sıranın kalp kası rahatsızlıklara ayrıldığı gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan ölüm olaylarının yüzde yirmi beşi kalp kası rahatsızlıkları kökenli olmaktadır. Maalesef ki kalp rahatsızlıklarına bağlı yaşamını yitiren kadınlar kendi cinsleri arasında ilk sıraya yerleşmektedir. Bu korkutucu sonuç karşısında; kalp kasını koruyarak bu gibi sorunların önlenmesi için yapılması gerekenler arasında ilk sırayı düzenli bir şekilde kalbe iyi gelen bitkilerle beslenme alışkanlığının kazanılması gelmektedir.

Bilhassa tansiyon hastaları, vücutlarında kolesterol oranı yüksek olan kişiler, diyabetik hastalar ve aile geçmişinde kalp kası rahatsızlıkları bulunanların bu korkutan ve hayati açıdan büyük önem taşıyan rahatsızlıklara yakalanma ihtimali oldukça fazladır. Bu sebeple insanların bu gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşmaması açısından bol miktarda sebze ve meyve tüketmeleri; lifli yiyecekler yemeleri, düzenli beslenmeleri büyük önem taşımaktadır. Kalp kası sağlığına iyi gelen şeyleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yeşil çay pek çok rahatsızlığı önlediği gibi kalp kası konusunda da oldukça önem kazanmaktadır. Damarlarda yer alan yağ birikimlerini önler ve kolesterol oranını düzenler.
  • Kızılcık hem kardiyolojik korunmaya destek verir hem de kanda oluşan şekerin dengelenmesini sağlar.
  • Portakal; kan damarlarını ve kardiyolojik sistemi korur.
  • Siyah kabuklu ve çekirdekli üzüm; kardiyolojik rahatsızlıklar karşısından korunma sağlamaktadır.
  • Bol miktarda su içmeye gayret edin
  • Tuzdan ve tuzlu gıdalardan mümkün olduğu kadar uzak durun.
  • Balık ve yağı en az haftada iki kere tüketilmelidir.
  • Zeytinyağı bu konuda mutlaka olması gerekenler arasında yerini almıştır. Her gün bir şekilde iki kaşık almaya özen gösterin
  • Hurma kardiyolojik sistemi korumaktadır.
  • Kivi kardiyovasküler rahatsızlıklara karşı koruma özelliği bulunan bir meyvedir. Mevsimi geldiğinde her gün iki veya üç tane yemeye özen gösterin.
  • Bol miktarda egzersiz en azından yürüyüş yapmaya dikkat edin.
  • Sigara içiyorsanız bu olumsuz alışkanlığınızdan kurtulun.

21/11/2019 14:10

Kireçlenme, eklemlerde görülen en yaygın hastalıklardandır. Kireçlenme en çok el, kalça, diz ve omurga da meydana gelmektedir. Kişinin yaşam kalitesini de olumsuz etkileyen bu durum nasıl geçer? İşte bilmeniz gerekenler…

Kireçlenme, genellikle 50 yaş üzeri kişilerde görülen bir eklem rahatsızlığıdır. Kireçlenme her ne kadar başlangıçta çok önemsenme de tedavi edilmezse ciddi sorunlara neden olur. Bu rahatsızlığınızı evinizde uygulayacağınız egzersizlerle hafifletebilirsiniz. İşte tüm bilgiler…

BELİRTİLERİ

NEDENLERİ

SAĞLIKLA İLGİLİ DİĞER BİLGİLER İÇİN TIKLAYIN

NEYE DİKKAT ETMELİ?

NASIL GEÇER?

İlaç: Kireçlenmenin tedavisinde hasta doğrudan ilaç kullanır ya da eklem bölgesine ilaç uygulaması yapılır. Bazı hastalarda diz protezini geciktirmek için enjeksiyon uyglanır.

Cerrahi: Eklemde ciddi hasar varsa cerrahi yöntem tercih edilir. Diz ve kaçlaya protez takılır ya da sinir basısı engellenir. Hastalık çok ilerlemişse de kemik düzetici ameliyatlar yapılmaktadır. Eklemin aşınmış bölgesine binen yük ortadan kaldırılır ve yük sağlam tarafa aktarılır.

BİTKİSEL TEDAVİ

1 su bardağı sıcak su içerisine yarım yemek kaşığı çınar yaprağı ekleyin ve kaynatın. Akşam yemeklerden önce ve gece uyumadan önce bu karışını tüketin. Karışımın taze olmasına dikkat edin.

İlgili Haberler
Göz altı morlukları nasıl geçer? Göz altı morlukları neden olur?
Öksürüğe ne iyi gelir? Öksürük nasıl geçer? Evde hazırlanacak tarifler
Nefes darlığı neden olur? Nefes darlığı nasıl geçer?
Karın şişkinliği nasıl geçer? Karın şişkinliğine ne iyi gelir?
Migrene ne iyi gelir? Migren belirtileri nelerdir?
Hamilelikte mide yanması nasıl geçer? Hamilelikte mide yanmasına ne iyi gelir?
Ayak mantarı nasıl geçer? Ayak mantarına ne iyi gelir?
Dil yarası neden olur? Dil yarası nasıl geçer?
Mide yanmasına ne iyi gelir? Mide yanması nasıl geçer?
Baş dönmesi nasıl geçer? Baş dönmesi neden olur?
Ayak ağrısı nasıl geçer? Ayak ağrısına ne iyi gelir?
Bademcik iltihaplanması nasıl geçer? Bademcik iltihaplanmasına iyi gelecek şeyler

Eklemlerde olan kıkırdakların hasar görmesi sonucu meydana gelen şikayettir. Kireçlenme oluşmasının yaşın ilerlemesi, fazla kilo gibi nedenleri vardır. Peki kireçlenme nedir? Kireçlenmeye ne iyi gelir? Kireçlenme neden olur? Tüm merak edilenleri sizler için araştırdık…

Kireçlenme Nedir?

Vücudun en fazla kullanılan eklemler olan bilek, parmak ve dizde daha fazla görülen kireçlenme eklemlerin hasar görmesi veya yıpranması nedeniyle meydana gelir. Halk arasında kireçlenme olarak bilinse de tıbbi ismi  “artroz” yada “osteoartrit”dir. Kemiklerin birbirine bağlayan eklemlerde kıkırdaklar bulunur. Bu kıkırdakların görevinden biri karşılıklı kemik yüzeylerinin üstünü kapatarak ağrısız ve sorunsuz hareket sağlamaktır. Yaşın ilerlemesi ile  eklemlerin dokusu aşınır ve hasar görür. Bazı durumlarda  doku yer yer dökülür ve altında yer alan kemik meydana çıkar. Halk arasında kireçlenme olarak bilinse de, bu hastalıkta eklemlerde kireç birikmesi olmaz.

Kireçlenme’nin Belirtileri Nelerdir?

Bu hastalığın en büyük belirtisi eklemlerde ağrı oluşmasıdır.  Çoğunlukla hareket halinede ağrı meydana gelir. Dinlenme sırasında ağrı hissedilmez.  Fakat kireçlenmenin artmasıyla ağrı devamlı hale gelebilir.

Eklemlerde meydana gelen şişlik, şekil bozukluğu, kemik çıkıntıları da belirtiler arasındadır.

Bazı hastalar hareket halinde eklemlerinden ses çıkması şikayetini dile getirir. Bu da diğer bir belirtidir.  Kireçlenmenin ilerlemesi ile hareket etmekte zorlanma ortaya çıkar.  Bu belirti hastanın hareket etmeye başladığı anda daha belirgindir. Harekete devam ettikçe, hareket etmekte zorlanma azalır. Ayrıca soğuk ve nemli hava bu şikayeti daha da artırır. İlerleyen zamanla beraber özellikle dizde meydana gelen deforme sonucu bacakların şekli bozulur ve bacaklar içe doğru eğilir. Dizde kitlenmeler de meydana gelir, bunun sebebi eklem içinde serbest kalan kıkırdak yada kemik parçalarıdır.

Kireçlenmelerin başlıca belirtileri şunlardır:

  • Eklemlerde ağrı
  • Hareket etmede zorlanma
  • Eklem sıvısının artması ve buna bağlı şişlik
  • Eklem kaslarının incelmesi
  • Şekil bozukluğu
  • Dizde takılma, kitlenme 

Kireçlenme En Çok Hangi Eklemde Görülür?

Vücudun ağırlığını taşıyan eklemlerde daha fazla görülür.  Bu nedenle diz kireçlenmenin en çok görüldüğü eklemdir. Kalça, el parmakları, omurga ve ayak parmaklarında kireçlenme görülen diğer eklemlerdir.

Kireçlenmenin görüldüğü eklemler

Kimlerde Kireçlenme Görülür

Bu hastalığın en sık görüldüğü yaş grubu 65 yaş üzeridir. Bunun yanında fazla kilolu olan kişiler de risk grubunda yer alır. Kadınlarda kireçlenme, erkeklere oranla daha fazla görülür.  Kadınlarda daha fazla görülmesinin nedeni tam bilinmez ama menopozun etkili olabileceği fikri tartışılır. 

Profesyonel tenis ve futbol oynayan sporcularda, uzun mesafe koşucularında da özellikle diz eklemlerinde kireçlenme görülür.

Tüm bunların dışında eklem ve kıkırdakların zarar göreceği hastalıklar, yaralanmalar, tedavi olmamış menisküs, hasar gören bağlar, vücutta ürik asit toplanması, eklem içi kanamalar, mikroplu, mikropsuz iltihaplanmalar, Yanlış şekilde ağır yük kaldırmak da kireçlenme riskini oluşturur.

Kireçlenme Genetik midir?

Bu hastalığın oluşmasında genetik faktörlerin etkisi olduğu gözlenmektedir.

Kireçlenme Varsa Hangi Doktora Gidilmelidir?

Artroz yani kireçlenme hastalığında ortopedi ve travmatoloji bölümüne gidilmelidir.

Tanı Nasıl Konur?

Kireçlenme tanısı için doktor hastanın öyküsünü dinler ve fiziksel muayene eder.  Geçmişte yaşanan kaza, ameliyat ve yaralanma doktora belirtilmelidir. Genellikle röntgen grafisi tanı için yeterli olur. Bazen MR gerekli görülebilir. Kireçlenme hastalarının kan tahlillerinde bir anormallik olmaz, fakat başka hastalıkları ayırt etmek için tahlil istenebilir.

Tedavi Nasıl Olur?

Kireçlenme olan kişiler erken tanı ve tedavi ile şikayetlerinden kurtulabilir. Doktorun uygun gördüğü ağrı kesiciler ve anti-inflamatuar olan ilaçlar şikayetleri büyük ölçüde azaltır. Bu ilaçlar doktorun verdiği süre zarfında kullanılmalıdır. Uzun süre kullanılan ilaçlar böbrek ve midede yan etkiler doğurabilir.

İlaçların yanında eklem içine hyalüronik asit enjeksiyonu yapılabilir. Bu tedavi çoğu hastayı bir yıla yakın süre rahatlatır.

Eklem içine kortizon enjekte etmekte diğer bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi ağrılı ve şiş dizleri rahatlatır.

Cerrahi Yöntemler

Tüm bu tedavi yöntemleri çare olmaz ise cerrahi yöntemlere başvurulabilir.

 Artroskopik temizlenme olarak bilinen yöntemle eklem içine girilir ve saçaklanmış kıkırdakların temizlenmesi, serbest dolaşan parçaların düzeltilmesi var ise menisküs yırtıklarının onarılması yapılır. İleri derecede kireçlenmelerde faydalı olmaz.

Kemik düzeltici cerrahi işlemler ie orta derecede olan kireçlenmelerde yapılır. Hedef eklemin hasar görmüş kısmının maruz kaldığı yükü sağlam tarafa aktarmaktır.

Eklem dondurulması yöntemi hasar görmüş eklem yüzlerini çıkarılır ve iki kemiğin birbirine kaynaması sağlanır. Bu yöntem el, omurga gibi eklemlerde uygulanır.

Protez yöntemi ise kireçlenmenin en etkili cerrahi tedavisidir. Bu yöntemle aşınmış olan eklem yüzeylerine seramik, plastik veya metal maddeler ile eklem yapılmasıdır. Çoğunlukla kalça, diz ve omuz eklemlerinde tercih edilir. Çoğunlukla 65 yaş üzeri hastalara uygulanır. 

Kireçlenme Olan Hastalar Nelere Dikkat Etmeli?

Kireçlenme rahatsızlığı olan kişiler yaşam şartlarını değiştirmesi gerekir. Hastaların dikkat etmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Kireçlenme olan eklemi zorlamaktan kaçınılmalıdır. 
  • Koşma, sıçrama gerektiren sporlar tercih edilmemelidir.
  • Yürüyüş, yüzme gibi sporlar yapılabilir.
  • 2 kilodan fazla ağır yük kaldırmaktan kaçınılmalıdır.
  • Merdiven inip çıkma, çömelme gibi hareketler azaltılmalıdır.
  • İdeal kiloya ulaşılmalıdır.
  • Hasarlı eklemi zorlamadan uygun egzersizler yapılmalıdır
  • Yumuşak tabanlıklar ve uygun ayakkabılar tercih edilmelidir.
  • Baston kullanarak ekleme binen yük azaltılabilir.
  • Eklem ağrısı olan bölgeye sıcak veya soğuk kompres uygulanabilir.
  • Kireçlenme olan kişiler doktora sormadan koşu bandı, kondisyon bisikleti kullanmamalıdır.

Kireçlenme ye Ne İyi Gelir?

Omega 3

Omega 3 yağ asitlerinin iltihap önleyici ve iltihabı azaltıcı etkisi vardır. Bu özelliği sayesinde kireçlenme kaynaklı ağrıları azaltmada yardımcı olur. Omega 3 denildiğinde ilk akla gelen besin balıktır. Balığın yanı sıra keten tohumu, ceviz, zeytinyağı da  Omega 3 yağ asitlerinden zengin besin kaynaklarıdır.

İltihap önleyici besinler

Bazı besin kaynaklarının iltihabı azaltıcı etkisi olduğu araştırmalarda kanıtlanmış durumda.  İltihabın azalmasıyla kireçlenme kaynaklı ağrılarda önemli ölçüde azalıyor. 

Sarımsak, soğan, tere, kereviz, limon, turp ve kuşburnunun iltihabı azaltıcı etkisi vardır. Bu besinleri yemeklerde, salatalarda veya çay olarak tüketerek etkilerinden yararlanabiliriz.

Zerdeçal

Zerdeçalın etkileri saymakla bitmiyor. Zerdeçal,Asya’da bulunan ve hint safranı olarak bilinen zencefilgiller familyasından  sarı çiçekli ve büyük yapraklı otsu bir bitkidir. Curcumin zerdeçalın aktif bileşenlerindendir. İçerisinde bulundurduğu anti-inflamatuar (iltihap önleyici) sayesinde güçlü bir antioksidandır.Ağrı kesici özelliğe sahiptir. Eklem ağrılarına, diş ağrılarına, adet dönemi ağrılarına önerilir. İltihap kurutucu özelliği sayesinde vücuttan iltihabı uzaklaştırır. Bu özellikleri sayesinde kireçlenme kaynaklı şikayetleri yok eder.

Zerdeçal özü takviyesi olarak kullanılabileceği gibi, zerdeçallı çay yapılarak da tüketilebilir.

Zencefil

Zencefil iltihabı önlemek ve kurutmak için kullanılan en eski bitkilerden biridir. İçeriğinde bulunan zengin antiinflamatuar sayesinde iltihaplanmayı önler.

Bu özelliği sayesinde de kireçlenme kaynaklı şikayetleri önler. Ayrıca hareket kısıtlanması olan kireçlenme hastalarının eklemlerini rahatlatır ve ağrısız, kolay hareket etmelerini sağlar.

Zencefil çay olarak tüketilebilir. Şiddetli ağrılı dönemlerde 2-3 fincan zencefil çauı içilebilir.

Yeşilçay

Yeşil çay içeriği sayesinde kıkırdak dokusunun hasarını önler. Düzenli içilen yeşil çay sayesinde kireçlenme oluşması önlenebilir.

Okaliptüs yağı

Okaliptus yağı, içeriğinde barındırdığı tannik asit sayesinde kireçlenme kaynaklı ağrıları giderir. Okaliptus yağı ile ağrıyan bölgeye masaj yapılır ve ardından sıcak kompres uygulanır. Böylelikle yağ etkisini daha hızlı gösterir. Bu yağ aynı zamanda egzama tedavisinde de kullanılır.

Keten tohumu

Kireçlenme tedavisinde Omega 3 yağ asitlerinin öneminden bahsetmiştik. Keten tohumu, Omega 3 yağ asitleri bakımından oldukça zengin bir kaynaktır.Omega-3 zenginidir. Keten tohumu barındırdığı Omega-3 sayesinde iltihaplı hastalıklarla savaşır, ağrıları giderir.

Keten tohumu çay olarak  kullanılabilir, 1 tatlı kaşığı keten tohumu, 1 su bardağı kaynar suda demlenerek çay olarak içilebilir.

Öğütülmüş halde de kullanılabilir, sadece taze öğütülmüş olmasına dikkat etmek gerekir.

Kuşburnu

Oldukça zengin bir içeriğe sahip olan kuşburnu, içinde Omega 3 yağ asitleri de barındırır.Kuşburnunu dizde kireçlenme, kıkırdakta incelme, kıkırdak yapısında bozulmaya bağlı ağrıları gidermede etkilidir.  Dizde oluşan sıvı kaybında da önemli ölçüde iyi geldiği araştırmalar sonucu bulunmuştur.

6-7 adet kuşburnunu ezerek çatlatın ve kaynar suyun içine atın. Yaklaşık 10 dakika demlenmeye bırakın ve bu çayı tüketin.

Bamya tohumu

Bamya Tohumu Yaraları

Bamya  ve bamya tohumu zengin içeriği sayesinde kireçlenme ve sıvı kaybına iyi gelir.

Yumurta kabuğu 

Yumurta kabuğu, içinde bol miktarda polimer barındırır.Ayrıca tam bir protein deposudur. Bu özellikler sayesinde kireçlenmeye çok faydalıdır. Ancak yumurtanın doğal, organik yumurta olması önemlidir. Katkısız, doğal yumurta haşlanır ve ince toz haline getirilir. Yumurta kabuğundan hazırlanan bu toz hergün bir çay kaşığı tüketilir. Tercihe göre süt ile karıştırılabilir. Kolay tüketebilmek için çok ince toz haline getirilmesi gerekir.

Çınar yaprağı

Çınar yaprağı

Heybetli, muhteşem görüntüsüyle sokaklarımızı, parklarımızı süsleyen çınar ağacının yaprağı sağlığa oldukça faydalıdır. Özellikle kemik sağlığına faydaları saymakla bitmez. Ayrıca ağrı kesici, romatizma tedavisi, kireçlenme, sıvı kaybı, ödem söktürücü, saç sağlığı, yara ve yanıkları iyileştirme özellikleri vardır.  Çınar yaprağının faydalarından yararlanmak için doğru çınar yaprağını kullanmanız gerekir. Çınar yaprağı derin yırtıkları olan, yapraklar olmalıdır. Bütün çınar yaprakları kullanılmamalıdır. Taze veya kurutulmuş çınar yapraklarından çay yapılır ve bu çay tüketilir. Saç ve cilt bakımı için bu çay haricen uygulanır. 

Çınar yaprağı çayı, hamilelere, emziren annelere, kronik hastalara önerilmez. 

Çınar yaprağı çayı nasıl yapılır?

1 adet çınar yaprağı parçalara bölünür. Bir bardak su kaynatılır ve içine çınar yaprağı atılır. Çınar yaprağı 1 dakika kaynatılır. Ardından bu çay tüketilir.

Kireçlenmeye iyi gelen kürler

Sıvı kaybını önleyen bamya kürü

Malzemeler

12- 15 adet bamya tohumu 

Bir yemek kaşığı doğal bal

Bir yemek kaşığı saf zeytinyağ

Yapılışı

Bamya tohumu toz haline getirilir. Ardından bal ve zeytinyağ ile karıştırılır. Bu kür hergün 1 çay kaşığı tüketilir. Kür bir hafta uygulanır sonrasında bir hafta ara verilir. Aradan sonra tekrar küre başlanır. Bu döngüyle 2-3 ay devam edilir.

Limon kürü

Malzemeler

20 tane limon

10-12 diş sarımsak

Bir yemek kaşığı toz zencefil

Bir kaşık kapari

Yapılışı

Yumurta kabuklarını temizleyin ve 10 dakika ısınmış fırında, fırınlayın. 10 dakika fırınlanmış yumurta kabuklarını toz haline getirin.

Sarımsakları ezin ve bir kavanoza yerleştirin. Ezilmiş sarımsakların üzerine limonların suyunu sıkın. Kapariyi toz haline getirin ve kavanoza ekleyin. Ardından toz zencefili ekleyin.  En son olarak toz haline getirilmiş yumurta kabuklarını karışıma ekleyin. Kavanozun ağzını kapatın ve buzdolabında 10 gün bekletin. 10 gün sonra hergün bir çay bardağı bu karışımdan tüketin. Bu kürde yumurtaların organik, katkısız yumurta kabuğu olması önemlidir.

Limon kürü 2

Malzemeler

3-4 adet limon kürü

Zeytinyağı

Yapılışı

Limon kabuklarını küçük küçük doğrayın ve cam bir kaba yerleştirin. Limon kabuklarının üzerine çıkana kadar zeytinyağ ekleyin. Zeytinyağının saf olması çok önemli. Karışımın ağzını kapatın ve güneş görmeyen bir yerde bir hafta bekletin. Elde edilen bu karışımı kireçlenme olan bölgeye masaj yaparak düzenli bir şekilde  uygulayın.

UYARI!

Bu yazı bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır, tedavi amaçlı değildir. Herhangi bir sağlık sorununda önce doktora başvurunuz…

imageEgzersiz yapılması ile eklemlerin çevresindeki kas bağları güçlendirilir ve eklemin hareket güvenliği artırılır. Yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi egzersiz yaklaşımları yararlıdır. Egzersiz yaptıktan sonra saatlerce süren ağrı, eklem ve bağlara aşırı yüklenildiğini gösterdiği için egzersize ara verilir. Daha sonra tekrar daha az yoğunlukta başlanıp kademeli olarak artırılır. Yoga ve tai chi gibi meditasyon teknikleri nefes terapileri ile birleştirilerek stresi azaltmada yararlı olabilir. 8 haftalık yoga programının uygulandığı bir araştırmada diz eklem kireçlenmesinde yararı olduğu gösterilmiştir. Ağrılı eklemin zorlanmaması gereklidir. Ağrı tedavisinde yardımcı olarak soğuk veya sıcak uygulamalardan faydalanılabilir. Kas spazmı ve ağrıyı gidermede soğuk uygulama, sertlik yakınmasını azaltmada sıcak uygulamalar yararlı olabilir. Soğuk uygulama özellikle dizdeki şişlik ve ağrıda yararlı olup 20-30 dakika kadar beze sarılı buz kalıbının uygulanması ile buz kalıbı yoksa donmuş sebze ile uygulama şeklinde yapılabilir. Aşırı kilolu olmak iskelet sisteminin taşıyacağı yükü artırdığı için eklemlerde harabiyete neden olur. Özellikle kalça ve diz eklemlerinde kireçlenme ve ağrı daha sık görülür. Şişmanlığın önlenmesi, aşırı kilonun bir kısmının verilmesi eklemler üzerine olan baskıyı belirgin olarak azaltarak yararlı olur. Sağlıklı zayıflama için doktor ve diyet uzmanı kontrolünde egzersiz ve diyet planlaması yararlıdır. Soğukluk veya sıcaklık hissi veren ağrı kremlerinin eklem komşuluğundaki cilde uygulanması ile yakınmalarda azalma sağlanabilir. Ağrı kremlerinin en başarılı olduğu eklemler diz ve parmak eklemleridir. Ağrılı eklem üzerine baskıyı azaltmak için baston kullanılabilir. Yürürken kalça veya diz üzerine olan baskının azaltılmasını sağlar. Baston, sorunlu eklemin karşı kısmında bulunan kolda taşınır. El eklemlerinde sorun varsa, mutfak gibi ortamlarda kullanmak için tutma-yakalama cihazlarından yardım alınabilir. Bu tür cihazlar için kataloglardan yardım alınabilir.

ÖNERİLEN BESİN TAKVİYELERİ • Kondroitin: Kıkırdak, kemik ve tendonlarda bulunan kondroitin, kıkırdağın parçalanmasına neden olan enzimleri engeller. Ağrı ve iltihabı azaltıp eklemlere destek olur. Nonsteroidal, antienflamatuvar ilaçlara (NSAİİ) olan ihtiyacı azaltır. Eklem kireçlenmesinin ilerlemesine engel olabilir. Kondroitin, genellikle glikozamin ile birlikte günde 1.200 mg dozda önerilir. Birkaç hafta süren düzenli kullanımdan sonra yararlı etkileri ortaya çıkmaktadır. • Glikozamin: Eklemlerdeki kıkırdak dokunun ana bileşenidir. Kıkırdakların suyu emmesini sağlar ve eklemlerde kayganlık oluşturur. En az 6-8 hafta süreyle günde 1.500 mg kullanılmalıdır. • S-Adenozilmethiyonin (SAMe): Kıkırdak oluşumu ve kıkırdak dokunun onarılmasında yer alan bir besin bileşenidir. Ağrı ve enflamasyonu azaltıp kıkırdak oluşumunu uyarır. NSAİİ gibi etkili olup, nadiren ishal ve gastrointestinal bozukluklar gibi yan etkileri görülebilir. Naproksen ile karşılaştırılmasında SAMe etkisinin yavaş başladığı ve yararının görülmesi için uzun süre geçmesi gerektiği saptanmıştır. Günde 400- 1.200 mg alınması önerilir. Günlük 2 veya 3’e bölünmüş dozlarda toplamda 600-1.200 mg önerilmektedir. • Bromelain: İltihabı azaltıcı etkili ve eklem hareketilliğini artıran bir enzimdir. 200-2.000 mg dozlarda alınması önerilir. Uyarı: Aspirin, warfarin (kumadin) gibi pıhtılaşmaya karşı kullanılan ilaçların etkinliğini artırabilir. • Omega yağ asitleri: Omega-3 kaynağı olan balık yağı ve omega-6 kaynakları olan evening primrose veya boraj yağının, ağrı ve enflamasyonu azaltmak ve eklemlerde kayganlık oluşturmak üzere günde 2-4 gram dozda alınması önerilir. • B3 vitamini: Günde 3-4 kez 250-500 mg B3 vitamini (niasinarnit) desteği ile osteoartroz yakınmalarının azaldığı bildirilmiştir. • Hyalüronik asit: 70’li yaşlara gelindiğinde bağ dokusunda bulunan ve birleştirici özelliği olan hyalüronik asidin 40’lı yaşlara göre %80 oranda azaldığı bilinmektedir. Enjeksiyonluk uygulamaların yanı sıra dahilen kullanımı da yarar sağlamaktadır. 8 hafta boyunca günde 80 mg hyalüronik asit desteği alan hastalarda dizlerde emin azaldığı bildirilirken, bir başka çalışmada ise 200 mg hyalüronik asit desteğinin ağrıyı azaltmada etkili olduğu rapor edilmiştir. • Vitamin ve mineraller: C vitamini takviyesinin osteoartroz gelişimini azalttığı bilinmektedir. Kıkırdak dokusunda gelişebilecek bozuklukları önlemek veya ertelemek amaçlı güçlü antioksidan etkili bileşiktir. Günde 1.000-3.000 mg C vitamini takviyesi önerilir. C vitamini ile birlikte E vitamini takviyesi de alınması antioksidan etkiyi artırabilir. Osteoartroz tedavisinde, günde 12.5 mg pantotenik asit takviyesi ile 2 haftalık bir kullanımdan sonra önemli yarar kaydedilmiştir. Kolajen sentezi ve kıkırdak doku için A vitamini, E vitamini, piridoksin ile çinko, bakır ve boron da gerekli olan besin öğeleridir. Takviyeleri ile kıkırdak sentezi ve onarımı gerçekleşir. Günde 6 mg boron, 1 mg bakır, 45 mg çinko, 50.000 IU A vitamini ve 50 mg piridoksin alınması önerilir. Düşük K vitamini seviyeleri de osteoartroz riskini artırmaktadır. Yeşil çay, ıspanak, lahana ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesinin yanı, sıra, besin desteği olarak günde 0.5 mg vitamini içeren preparatlar önerilir. Ancak kan pıhtılaşmasına karşı ilaç kullananların hekim tavsiyesi ve kontrolünde vitamini desteği alması önerilir.

ÖNERİLEN BİTKİSEL İÇERİKLİ TAKVİYELER • Akgünlük sakızı (Bosweilia serrata): Hindistan’da yetişen ve yüzyıllardır reçinesi artritte kullanılan bir bitkidir. Boswellik asit ana bileşenidir. Osteoartroz hastalarında klinik araştırmalarda özellikle dizde ağrıda azalma ve şişkinlikte azalma yanında dizin esnekliğinin artığı ve hastaların yürüyüş mesafesinde artış olduğu bildirilmiştir. Ağrı ve iltihabı baskılamak için günde 3 kez 400 mg Boswellik asit içeren preparatın alınması önerilir. • Şeytantırnağı kökü (Devil’s claw): Harpogophytum procumbens bitkisinin kökleridir. Ana etkili bileşiği harpagozittir. Günde en az 60 mg harpagozit içeren standart ekstresinin alınması önerilir. Kuru köklerinden, tablet veya kapsül formunda ise, günlük en az 2.000 mg alınması, %2.5 harpagozit içeren standardize kuru ekstresinden ise günde 3 kez 750-1.000 mg alınması önerilir. • Söğüt kabuğu, zerdeçal, zencefil: 1-2 gram söğüt kabuğu 250 ml su içinde hafif ateşte 15-20 dakika kaynatılır, süzülür. Osteoartroz, romatoid artrit, hafif ateş, sırt, bel ve baş ağrısı durumunda günde 3 kez bir çay fincanı içilmesi önerilir. 1.5-3 gram zencefil kökü veya zerdeçal ile hazırlanacak olan çay da yemeklerden sonra gün de 3 kez içilebilir. Gastrik ülser, reflü ve safra taşı olan hastalara tavsiye edilmemektedir. • Avocadoesoybean unsaponifiable (ASU): Avokado ve soya yağından oluşan bu karışım eklem harabiyetine neden olan olayların azaltılmasında yararlıdır. Avrupa’da diz ve kalça ekleminin kireçlenmesinde yaygın olarak kullanılır. 3 yıl ASU kullanımıyla eklem harabiyetinin azaltıldığı ve hastaların yarar gördüğü saptanmıştır. Soya ve soya ürünlerini alırken/tüketirken GDO’suz olmasına, yani genetiği değiştirilmiş organizma içermemesine, yerel tohumlardan organik olarak üretilmiş olmasına dikkat ediniz. • Kuşburnu: Bir metaanalizde eklem kireçlenmesine bağlı gelişen eklem ağrılarını azalttığı sonucuna varılmıştır?” Günlük 5.10.5 gram kuşburnu tozu önerilmektedir.

imageTOPİKAL UYGULAMA • Kapsaisin: Kapsaisin, kırmızıbiber ekstresinin ana bileşenidir. %0.025-0.075 kapsaisin içeren kremlerin kullanılması önerilir. Mentol içeren sıvı yakı veya jeller de topikal olarak ovularak uygulanabilir. Uyarı: Krem kullanımından sonra eller iyice yıkanmalı ve uzun süre gözlerle temastan kaçınılmalıdır. BİTKİSEL KOMPRESLER VE BANDAJLAR • Arnica montana (öküzgözü) çiçekleri ile eklem sargısı hazırlama: Eklem ağrıları, romatoid şikayetler, burkulma, ezik, bağ dokusunda yırtılma için önerilebilecek tentür karışımı ile kompres yapılabilir. 100 gram çiçek, 100 ml %70 etanol içinde iki hafta bekletilir. Hazırlanan bu tentür 300 ml sıcak su içine eklenir ve karıştırılır. Birkaç tane pamuklu bez sıcak karışım içine daldırılır ve ağrılı olan eklem yerine sıcak kompres yapılır. Kronik eklem hastalıklarında sabah ve geceleri olmak üzere 2 kez uygulama yapılır. Elastik bandaj ile sarılır.

imageZencefil kökü ile kompres uygulaması: Müzmin eklem hastalıkları, romatizma, omuz ve sırt ağrıları için zencefil kökü ile kompres uygulanabilir. 3 tatlı kaşığı ince kıyılmış zencefil kökü veya 2 tatlı kaşığı ince toz edilmiş kök, 500 ml kaynar su içinde demlenir. Pamuklu bez daldırılır ve 20 dakika yaş kompres uygulaması yapılır. Kompres soğur veya kurursa yenisi ile hemen değiştirilir.

Yazar: Enes Eker

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации