Андрей Смирнов
Время чтения: ~31 мин.
Просмотров: 0

Paget Hastalэрэ ve Alkalen Fosfataz Yьksekliрi – Prof.Dr.Metin ЦZATA

Giriş Yap Hoşgeldiniz! Hesabınızda oturum açın. Şifreni mi Unuttun? Yasal Uyarı ve Kullanım Sözleşmesi Şifre kurtarma Şifrenizi Kurtarın Email adresine yeni bir şifre gönderilecek. image Önceki İçerikSaman Nezlesi (Bahar nezlesi) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Sonraki İçerikNasır Nedir ? Nasıl Tedavi Edilir?

Genel Sağlık Kategorileri
imageKADIN ERKEK
Çocuk Sağlığı ve Hast.. Aile ve Toplum Sağlığı
Sağlıklı Yaşam Spor ve Egzersız
Diyet Kadın Hast.
Kadın Hast. Jinekoloji
Doğum Doğum
Kısırlık – Tüp Bebek Biyokimya
Hastalıklar
Ağız Hast. Akc. – Solunum Hast.
Bağırsak – Sindirim H. Bel Hastalıkları
Beyin/Nörolojik Hast. Böbrek Hast.
Bulaşıcı Hast. Kalp-Damar Hast
Deri/Cilt Hast. Enfeksiyon Hast..
Göz Hast. Hormonal Bozukluklar
İç Hastalıklar (Dahiliye) İdrar Yolu Hast.
İskelet – Kas sist. H Kalıtsal (Genetik) H.
Hematolojik (Kan) Hast. Karaciğer Hast.
Kemik – Ortopedik H. Kulak-Burun-Boğaz H.
Meme ve Hastalıkları Ruhsal – Sinirsel H.

Gündem ve Haberler

    0-12 ay   2-3 yaş
   12-18 ay   3-5 yaş
   18-24 ay   5-13 yaş
  • Günlük Kalori İhtiyaci
  • Vücut Kitle İndexi
  • Tahmini Doğrum Tarihi Hesap Aracı
  • Gebelikte İdeal Kilo Alım Hesap Aracı
  • Besin Kalori Değerleri
  • Sağlıklı Yaşam

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tanıtım yazıları Sağlıklı bir ayakta, bilekten başlayarak parmaklara kadar tüm kemik ve yumuşak dokuların, eklem ve bağların birbirleriyle uyum içinde çalışması gerekiyor. Ayaklardaki statik düzensizlikler ise dizlerde, tüm omurga sisteminde hatta baş bölgesinde dahi ağrıların oluşmasına neden oluyor. Kimi zaman ise kronik rahatsızlıklar ayak sağlığını tehdit edebiliyor. Ayak hastalıklarının tedavisinde ilk olarak yapılması gereken yöntemlerden birini ayağın biyometriğinin saptanması oluşturuyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları Doç. Dr. Semih Takka ve Op. Dr. Yener Erken en sık görülen ortopedik ayak sorunları hakkında bilgi veriyor. Morton Nöroması ve metatarsaljisi Dijital Nöroma, ayak tarak kemikleri arasındaki dijital sinirin sıkışmasıyla oluşan ağrıya verilen isim. Ağrı daha çok yürüme ile ortaya çıkıyor. Bu hastalığa yakalananlarda erken yorulma, uzun yol yürüyememe ve ayakkabı giyerken rahat edememe gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Tedavisinde cerrahi yöntemlerin kullanıldığı Dijital Nöroma’da sıkışan sinirler ameliyatla tedavi ediliyor. Diyabetik ayak ve diyabetik nöropati Diyabet’te kan şekerinin yüksek olması, vücudun göz, böbrek ve ayak gibi organ ve uzuvlarına zarar veriyor. Diyabetik ayakta diyabetten dolayı vücudun savunma sistemlerinde bozukluklar ve enfeksiyon oluşuyor. Kan akımının yavaşlaması, bacağa giden kanın azalmasına ve ayağın beslenmesinin bozulmasına neden oluyor.Yüksek kan şekeri, sinirlerin hasarlanmasına (Diyabetik Nöropati) ve ayağın özellikle taban bölümünde his kayıplarının oluşmasına neden oluyor. Bu durum, ayakta yara açılmasına zemin hazırlıyor. Dolaşımı bozulmuş ve sinirsel hasarı olan ayakta açılan yaralar, vücudun savunma sisteminin normal çalışmaması nedeniyle kolayca enfekte oluyor ve kronikleşiyor. Bu nedenle diyabeti olan hastaların yara açılmasını engelleyici önlemleri alması gerekiyor. Yara açılmış hastalara ise bu yarayı ortadan kaldırıcı tedavileri uygulanıyor. Halluks valgus ve bunion Halluks valgus hastalığının belirtileri arasında ayak başparmağının yana doğru eğilmesi ve başparmak ekleminin iç tarafında ikincil bir kemik çıkıntısının ortaya çıkması yer alıyor . Bu durum doğuştan taraklı ayaklarda, devamlı dar ayakkabı giyenlerde, bir parmak ekleminde dejeneratif artrit bulunanlarda ve düz tabanlığı olanlarda daha sık görülüyor. Hastalığın tedavisinde konservatif ve cerrahi tedaviler, başlangıç döneminde ise özel ortopedik ayakkabılar, destekler ve çeşitli ortezler kullanılıyor. Kullanılan alçı benzeri gece atelleri ve parmak arası makaralarla, parmak doğru pozisyonda tutularak, etraf doku rahatlatılıyor ve ağrı azaltılıyor. Özel yapılmış tabanlıklar ise başparmaktaki şekil bozukluğundan kaynaklanan yanlış basmayı düzeltiyor ve ayakta yük dengesini sağlamaya çalışıyor. Konservatif yöntemlerin başarısız olduğu veya ileri derece şekil bozukluğu olan hastaların cerrahisinde ise hastanın yaşı ve hastalığın boyutuna göre tedavi tekniği seçiliyor. Halluks rijitus Halluks rijitus, ayak başparmak ekleminin sertleşmesi durumuna deniyor. Bu hastalık yürüme esnasında ayak başparmağının bükülmesine engel oluyor. Genellikle 30 – 60 yaş arasındaki erişkinlerde görülen hastalık, sorunun ağırlığına göre ameliyatsız veya cerrahi tedavi seçenekleriyle ortadan kaldırılıyor. Düztabanlık ve posterior tibial tendon disfonksiyonu Ayağın fizyolojik kavisinin azalması veya bütünüyle kaybolmasına düztabanlık deniyor. Çocukluk çağında düz tabanlığı olmayan hastalarda sonradan edinilmiş düz tabanlığı ortaya çıkmasına Posterior Tibial Tendon Disfonksiyonu deniyor. Bu durumların tedavisinde yaşa, sorunun ağırlığına ve ağrı durumuna göre konservatif veya cerrahi tedaviler uygulanıyor. Stres kırıkları Tekrarlayan minor travmaların oluşturduğu kırıklara stres kırıkları deniliyor. Ayakta en sık tarak kemiklerinde görülüyor. Ayağın anatomik özelliklerinin dışında, yanlış ayakkabı kullanımıyla aşırı yürüyüş, sportif faaliyet ve ayakta şekil bozukluğu olması gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Hastalığın tedavisinde, hastalığa neden olan faktör ortadan kaldırılıyor ve konservatif yöntemlerden uygun olanı kullanılıyor. Aşil tendon sorunları Aşil tendonu, topuğu baldır kaslarına bağlayan vücudun en büyük tendonudur. Sıklıkla yırtıldığı için, atletlerde, koşan kişilerde ve günlük yaşamında gereğinden fazla aktivite değişikliği yapanlarda iltihaplanıyor. Bu duruma Aşil Tendiniti deniyor. Tedavisinde genellikle konservatif yöntemler tercih ediliyor. Ayak bileği burkulmaları Ayak bileği burkulmaları, ortopedide en sık görülen yaralanmalardan biridir. Burkulmalarda ayak bileği stabilitesini sağlayan ve ayak bileğinin iç ve dış kısmında yer alan bağlar zarar görüyor. Şiddetli burkulmalarda ise bazı kemik sorunları görülebiliyor. Ayak bileği burkulmasından sonra hemen soğuk uygulaması yapmak, üzerine basmamak, bir ortopedi uzmanına başvurmak ve burkulmaya eşlik eden bir kemik lezyonunun olup olmadığını belirlemek gerekiyor. Hastalığın tedavisinde ise sorunun ciddiyetine bağlı olarak ayak bileği ortezleri yani işlevini kaybetmiş uzuvların performansını artırmak amacıyla vücuda takılan yardımcı cihazlar, atel yani kırık ve çıkıkları tedavi etmede kullanılan, sert maddelerden yapılan ve üzerine sargı sarılan destekleyiciler ya da alçı tedavileri uygulanıyor. Akut dönemin ardından da fizik tedavi programının başlatılması ve zarar görmüş yapıların rehabilitasyonunun sağlanması gerekiyor. Bağ yaralanmaları ve ayak bileği instabiliteleri Ayak bileği burkulmalarının yaklaşık %10’u tekrarlayan ayak bileği dengesizliği (instabilite) ile sonuçlanıyor. Genellikle ilk burkulmada çoklu bağ yaralanması sonrası, ayağın ya da ilk burkulmanın tedavisi yetersiz olarak yapılmışsa, ayak bileği instabilitesi gelişiyor. Hasta, yolda yürürken dahi ayak bileği kolayca burkulabiliyor. Bu sorunlar spor aktiviteleri sonrası da sıklıkla ortaya çıkıyor. Hastalığın tanısında hasara uğramış bağın tespit edilmesi sonrası, eşlik eden kemik veya kıkırdak lezyonları araştırılıyor. Tedavide ise orta yaş üstü ve spor aktivitesi olmayan hastalarda konservatif tedavi ön planda düşünülüyor. Aktif spor hayatı olan genç hastalarda ise bağların ve eşlik eden lezyonların tamiri ve rekonstrüksiyonu planlanıyor. Plantar Fasit ve topuk dikeni Çok fazla koşma, zıplama gibi hareketler sonrası ayak parmaklarından topuk kemiğine doğru uzanan adele bantlarında ağrı olmasına Plantar Fasit deniliyor. Bu ağrı topuğun altında ve merkezinde hissediliyor. Gece boyunca dinlenmeden sonra sabah ilk adım atıldığında aniden şiddetleniyor. Hastalık uzun süre devam ederse fasyanın yani bağ dokusunun topuğa bağlandığı yerde kalsiyum tortusu şekilleniyor ve buna topuk dikeni adı veriliyor. İki hastalığın da tedavisine de sorunlara neden olan aktivitelerin durdurulması, topuk desteği ve tabanlık kullanımı ile başlanıyor. Özel germe egzersizleri ve ağrıyı giderici bazı ilaçlar kullanılıyor. Plantar Fasit’e bağlı kronik topuk ağrısının tedavisinde tek seanslık perkütan radyofrekans ablasyon tedavisi kullanılıyor. Bu yöntemle ağrının sinyalini gönderen sinir tahrip ediliyor. Hasta prosedür sonrası günlük yaşantısına devam edebiliyor. Tırnak batması Tırnak batması ayakta en sık görülen sorunlardan birisidir. Tırnak yatağının herhangi bir nedenden dolayı bozulması, tırnağın kendi yuvası içinde düzgün bir biçimde ilerlemesini bozuyor ve tırnak kendi yuvasına zarar veriyor. Tırnağın deriye baskı yapması sonucu enfeksiyonlar oluşuyor. Rahatsızlığın tedavisinde neden olan etken ortadan kaldırılıyor, enfeksiyonun tedavisi düzenleniyor ve tırnak yatak bozukluğu varsa düzeltiliyor.

KOAH Nedir? Kronik obstrüktif akciğer hastalığı ya da kısa adıyla KOAH, nefes borularının kronik, iltihabi ve ilerleyici bir hastalığıdır. Nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarma, göğüste tıkanma, hırıltılı solunum ve morarma gibi şikayetlerle kendini gösterir.

KOAH temel olarak kronik bronşit ve amfizem denilen hastalıkları kapsar. Bronşit, bronşların tahribat sebebiyle tıkanmasıdır. Amfizem ise hava keseciklerinin yırtılması durumudur. Bronşit ve amfizem, oksijen geçişini engellerek vücudun oksijensiz kalmasına yol açarlar. Uygulanan tedaviye rağmen hastalığın ilerleyici bir karakteri vardır. KOAH sadece akciğerleri etkilemez. Bitkinlik, yorgunluk, uyku bozuklukları, mental problemler, iş gücü kaybı ve sosyal yaşamda önemli kısıtlamalara da yol açar.

KOAH Neden Olur?

• Tütün ve tütün ürünleri, bazı mesleklerde maruz kalınan toz, duman, evlerde kullanılan odun, tezek ve kök benzeri yakıtlardan çıkan dumanın solunması akciğerlerde iltihaba yol açarak normalden daha erken yaşlanmasına sebep olur. KOAH’ın oluşumundan %45 sigara, %15 meslek ve %40 da maruz kalınan gaz ve toz sorumludur. Sigara içenlerde geç belirti veren KOAH tipleri de olduğu için bu kişilere Spirometri denilen cihazlarla hava yollarının darlığının saptanmasına yönelik testler yapılması gerekir.

• Sigara kullanımı KOAH’ın en önemli sebebidir. Hastalık, sigaraya erken başlayan, uzun yıllar ve fazla sayıda sigara içen kişilerde daha erken görülür ve ağır bir seyir izler. Sigara dumanı katran, karbon monoksit ve nikotin, amonyak, arsenik, hidrojen siyanür, formaldehid ve metan gibi zehirli 4000’den  fazla kimyasal madde içerir. Sigara dumanındaki katran akciğerlere zarar verirken, karbon monoksit kan dolaşımına girerek pıhtılaşmaya neden olur ve atardamarların iç duvarlarına zarar verir. Sigara içenlerin %20’si 50’li yaşlarda bu hastalığa yakalanmaktadır.

• 20 sene boyunca günde bir paket sigara içen bir kişinin, kronik bronşite yakalanma olasılığı %50, kronik obstrüktif akciğer hastalığı’na yakalanma ihtimali ise %20’dir.

• 40 yaş üstü, sigara içen veya tozlu ortamlarda bulunan kişilerde kronik öksürük, balgam ve nefes darlığı gibi şikayetlerden en az birinin olması halinde nefes ölçüm testinin yaptırılması gerekir.

• New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan araştırmaya göre sigara içenlerde potansiyel KOAH gelişiminin 3 aşaması bulunmakta, ancak hastalık tüm insanlarda birinci, ikinci ve üçüncü aşama şeklinde gelişmemektedir. İmmün yanıtı ve immün kontrolü arasındaki kişisel dengeden kaynaklanan nedenlerle bazı insanlar ilk aşamada duruyor, diğerleri ikinci aşamada ve bazılarında ise hastalık 3. aşamaya kadar ilerliyor ve akciğerlerde tahribat oluşuyor.

KOAH Belirtileri

KOAH başlangıçta sabahları öksürük, balgam ve tükürme gibi belirtiler gösterir. Bu öksürük, balgam ve tükürme, hastanın kısmen rahatlamasını sağlar. Öksürük önceleri sabah kalkınca görülürken ileri dönemlerde hasta tüm gün öksürmeye başlar. Balgam her geçen yıl daha koyu ve sarı-yeşil renkli, yapışkan bir görünüm alır. Belirtiler özellikle kış mevsiminde artış gösterir. Zaman içerisinde bu tür yakınmalara nefes darlığı ve göğüste hırıltı hissi eklenir. Efor sarf edildiğinde hasta çabuk yorulur. Belirtilerin şiddetlendiği aylarca sürebilen alevlenme dönemleri gelişir. Hastalık ilerlediğinde hastanın, çabuk tükenme, bitkinlik, nefes darlığı ve uykusuzluk sebebiyle günlük aktiviteleri giderek kısıtlanır ve sonunda oksijene ve yatağa bağımlı hale gelir.

Basit üst solunum yolu enfeksiyonları KOAH hastalarında daha ağır seyir izler. Daha kolay bronşit ve zatürre olurlar. KOAH hastasının zatürre riskine karşı önlem olarak grip aşısı ve zatürre aşısı olması da gerekir.

KOAH Komplikasyonları

KOAH başlangıç döneminde sadece akciğerleri etkiler, ancak hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise kalp hastalıkları, kas ve iskelet sistemi anormallikleri, nörolojik ve psikolojik bozukluklar, endokrin bozukluklar ve akciğer kanseri gelişimine yol açar.

KOAH Teşhisi

Akciğer röntgeni, solunum fonksiyon testleri ve atardamar kanında oksijen ve karbondioksit basınçlarının ölçülmesiyle kesin tanı kunulur.

KOAH Tedavisi

• KOAH’ın tedavisinde nefes yoluyla alınan ilaçlar, akciğer rehabilitasyonu, oksijen tedavisi ve basınçlı hava veren cihazlar (BPAP, CPAP) gibi yöntemler uygulanmaktadır.

• Tedavide hava yollarını genişletici ve hava yolundaki ödemi ve iltihabı azaltıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Genellikle birden fazla ilaç bir arada kullanılır. İlaçların yanı sıra hastanın kesinlikle sigarayı bırakması gerekir. Nebulizer vasıtasıyla hava yoluna çekilerek kullanılan ilaçlardan faydalanılır. İlerlemiş vakalarda hastalara evde oksijen tedavisi uygulanabilir, basınçlı cihazlarla hava yollarının açık kalması desteklenebilir. Kandaki oksijen basıncı 55’in altında olan hastaların devamlı oksijen kullanmaları gerekir. Evde oksijen kullanmak zorunda kalan hastaların yarısı zamanla yoğun bakıma ihtiyaç duymaktadır.

• KOAH tedavisinde kullanılan ilaçlar hastalığın alevlenmesini gidermede ve atakları önlemede etkili olmakla birlikte; hastalığı ortadan kaldırmazlar.

Diğer Tedaviler

Ozon Terapi: Astım, Amfizem, KOAH gibi solunum yolu hastalıklarında uygulanan bir yöntemdir. Ozon terapi kanın oksijen taşıma işlevini artırıcı etki gösterir. Dokuların daha çok oksijenlenmesini sağlayarak hipoksemi ve doku hipoksisini giderir. Ozonun endotel hücrelere etkisi sonucu düz kasların gevşemesiyle bronş spazmı çözülerek solunumun rahatlamasını sağlar.

• Ayrıca balgam sulandırıcı ve antioksidan etkisi olan Asetilsistein adlı maddeninin KOAH hastalarında yararlı olabileceği düşünülmektedir.

———

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Temporal Kemik MR beyin içinde bulunan hastalıkların teşhisi için kullanılan modern teşhis yöntemlerinden biridir.

Temporal MR kemik incelemesi birkaç durum için yapılan bir MR yöntemi olmaktadır. Bu yöntemin beyin kafatası kemiklerinde oluşan hasar veya beyin içinde bulunan hastalıkları bulmak için kullanılan bir yöntem olmaktadır. Temporal MR kemik incelemesi neden çekilir diye merak edenler için kısa bir açıklama yapmak gerekir ise beyin kemik yapısı veya travma durumları gözetlenebilmek için istenir. Sadece kafatası için olmayan kemik yapısında olan tüm sorunları keşfetmek için sağlıklı yada sağlıksız dokuların birbirinden ayrıma işlemi için çekilir.

Hangi Hastalara Uygun Görülmektedir

MR çekimi kendi içinde gruplara ayrılmaktadır. Beyin kafatası kemik yapısı için çekilen ve kulak ve omur ilik kemiğinin kontrolüne kadar olan kısımda inceleme yapan temporal MR kemik incelemesi denmektedir. Bu evre bazen kazalara bağlı olarak yapılması gereken bir işlem olurken bazı özel hastalıklar sonucunda da istenebilmektedir. Bu sebep ile bu durumun tam teşhisi uzman doktor tarafından yapılacaktır. Beyin kemik MR olarak da adlandırılır.  En çok gerekli görünen durumlar ise;

  • Kaza ve çarpmalarda kafaya alınmış olan darbeler nedeni ile tam teşhis koması ve iç kanama yada kanama söz konusu var mı diye önlem alabilmek için
  • Beyin içinde tümör oluşumu ile
  • Kulak zarı ve kulak kemik yapısında zedelenme durumlarında
  • Bazı özel durumlarda kafatası kemik yapısının ölçümü ve uygun olup olmadığı

Bu ve daha fazla neden bu MR çekimi için yeterli sebepler olmaktadır. Çekimi sırasında dikkat edilmesi gereken unsurlar bulunur. Bu unsurlar uzmana bildirilmeli ve bu dikkate alınması gerekmektedir.

Temporal MR Çekimi Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler

Temporal MR neden çekilir açıklamasını en detaylı yolları ile aktarmaya çalıştık. Fakat neden dışında çekilme aşamasında yaşanan zorluklar bulunmaktadır. Bazı özel durumların dışında çekim yapılırken dikkat edilmesi gereken ayrıntılar bulunur. Bu ayrıntıları tek tek aktarmak gerekir ise;

  • Öncelikle özel durumlar dışında gebelerin temporal MR kemik incelemesi yapılmaz
  • Üç aydan küçük bebeklerde fazla radrasyon sebebi ile uygun olmamaktadır.
  • Kalp pili kullanımı yine baz alınan bir durum olmaktadır.
  • Kapalı alan fobisi olanların
  • Şeker hastası ve tansiyon hastalarında uygun koşullar ve şartlar yerine getirilebildiği zaman çekimi uygun olmaktadır.

Kemik yapısı ve kafa tası için travma durumlarında görülen ve istenen bir MR olmakla birlikte özel durumlarda da istenebilir.

Bt Çekimi

Akciğer ve sinüs bölgesi detaylarını alabilmek bt tam detaylı çekim ile tüm sorunlu bölge tespiti yapılmaktadır. Bt ile el ayak ve omurga yapısı patalojik durum ve tanısı konar. Sonrasında ise bt sonucuna uygun teşhis ve tedavi yöntemi belirlenmektedir. Bt ile başta beyin olmak üzere tüm iç organ hasarlarının ve daha fazlasının tespiti yapılmakta ve inceleme altına alınabilmektedir.

RADYOLOJİ UZMANI Uzm. Dr. Nahas Hikmet KESKİNEĞE Mrtomografi.com’da yayınlanan tüm makaleler, Özel Ankara Cerrahi Tıp Merkezi uzmanlarının kontrolünde doğrulanır, düzenlenir ve yayına uygun hale getirilir. MRTomografi.com web sitesinde okuduğunuz makaleler ile ilgili tüm şikayetlerinizi, önerilerinizi ve düşüncelerinizi iletişim sayfamızdaki formu doldurarak gönderebilirsiniz.

İnsan vücudunun en önemli kısımlarından biri olan kafamız aynı zamanda en fazla sağlık sorununun ortaya çıktığı organlardan biridir. Bu yazımızda kafa kısmında ortaya çıkan şişlik probleminin nedenleri, belirtileri ile teşhis ve tedavisine dair detayları göreceğiz. İlk olarak kafada şişliğe neden olan faktörleri kısaca tanıyarak başlayalım.

Kafada Şişlik Neden Olur?

Öncelikle sorun basit bir kafa travması ya da en sık rastladığımız yağ kisti olabileceği gibi ciddi anlamda ölümcül risk içeren hastalıklar, tümörler ve diğer kistler olabilmektedir. Bu nedenle 1 haftadan uzun süreli şişlik probleminiz varsa ağrı yapsın ya da yapmasın mutlaka bir doktora başvurmalısınız. Kafada şişliğin en önemli nedeni yağ kisti olmasına karşın bazal hücre karsinomu, hemanjiom, Lyme ve Gut gibi hastalıklarda kafada şişliğe neden olabilir. Yukarıda da belirtildiği gibi en sık neden kafada yağ kisti olup, yazının devamında diğer nedenleri de göreceksiniz. Dilerseniz yaşadığınız sorunun resmini çekerek genel cerrahi uzmanına aşağıda yer alan form üzerinden gönderebilirsiniz. Op. Dr. Atilla Kaya tarafından incelenecek olan resminiz sonrasında size Email ile bilgi verecektir. Bunun için aşağıda yer alan butona tıklayınız.

image

Travma, Çarpma, Yaralanma

Kafada şişliklerin büyük bir bölümü geçici olup, kazalara bağlı olarak aniden ortaya çıkmaktadır. Çocuklarda sık görülen bu durum düşme, sert bir zemine çarpma ile aniden ortaya çıkmakta ve çoğunlukla ağrılı şişliklerdir. Bu şekilde travmalara bağlı olarak ortaya çıkan şişlikler 2-5 gün içerisinde kendiliğinden kaybolmaktadır. 1 Haftadan uzun sürmesi halinde çocuğunuzu mutlaka bir doktora muayene ettirmelisiniz.

Kafada Yağ Kisti (Lipom)

Yukarıda da belirtildiği gibi kafada şişlik probleminin en önemli nedeni yağ kisti dediğimiz lipom olmaktadır. Doktora giden hastaların %70-%80 gibi büyük bir bölümüne yağ kisti teşhisi konmaktadır. Yağ bezesi ile karıştırılmasına karşın bir birinden farklı sorunlardır. Yağ bezesi yumuşak ve dokunduğunuzda hareket ettirilirken, yağ kisti ise çocukların severek oynadığı misket benzeri bir yapıda olup, aynı şekilde o misketler kadar serttir.  Hastalar yaşadığı sorunun teşhis ve tedavisi için büyük ölçüde beyin cerrahına müracaat ederler. Beyin cerrahına müracaat eden hastaların büyük bir bölümü yağ kisti teşhisi konularak genel cerrahi uzmanına tedavi olması için yönlendirilir. Çünkü gerek yağ bezesi, gerekse yağ kisti tedavisi genel cerrahlar tarafından 5 dakikalık bir ameliyat ile yapılırlar. Bununla ilgili detayları yazımızın devamında göreceğiz.

Neden Olur? Saç problemleri arasında dökülme ve kepeklenmeden sonra insanların en çok şikâyet ettiği problem saçta yağlanma olmaktadır. Kıl köklerini dış etkenlerden korumak için her kılın etrafına bir tane yağ bezi konmuştur. Bizi yaratan Allah ne kadar güzel ve özel yarattığının bir göstergesi diyebilirim. Bu yağın dışarı çıkmasını sağlayan deliklerin tıkanması halinde yağ dışarı çıkamayarak kafa derisi altında birikmeye başlar. Bu durum diğer yağ bezi deliklerinin de tıkanmasına neden olur. Yani sorun ilk etapta bir kıl kökü iken zamanla bu 2-3 cm alana yayılarak yüzlerce kıl köküne yağ salgılayan deliklerin tıkanması demektir.

Nasıl Anlaşılır? İlk etapta hiçbir şekilde anlama imkânınız olmayacaktır. Bu şekilde aylar, yıllar yaşayabilirsiniz. Anlama sürece kafa derisinde şişlik ve çok nadirde olsa ağrı yapması ile kendisi gösterir. Şişlik 1 cm’den 4-5 cm’ye kadar değişebilmektedir. Yani sorunla yaşamaya devam ettiğiniz sürece yağ kisti de büyümeye devam edecektir.

Yağ Kisti Ağrı Yapar mı? Sorunun ne olduğunu anlamak ve diğerlerinden ayırmamızı sağlayan en önemli belirtilerden biri ağrı yapıp, yapmamasıdır. Yağ kisti ya da sorunla karşılaştırılan yağ bezesi normalde ağrı yapan bir sorun değildir. Fakat bu durum her insan için geçerli değildir. Yağ kistleri bazı durumlarda ağrı yapabilir. Deri altında yer alan beze ya da kist bir kapsül tarafından sarılmakta ve onu bir arada tutmaktadır. Bu kapsül zarar görmesi halinde beze ya da kist iltihaplanarak ağrıya neden olmaktadır. Çok sık olmasa da karşılaştığımız sorunlardan biridir. Aynı şekilde iltihabın olduğu yer sıcak olabilir. İltihaplanma dışında kistin büyümesi ile birlikte daha fazla baskı yapmaya başlayacaktır. Bu durumda yine ağrı ve can yanmasına neden olabilir.

Kanserleşir mi? Kafada görülen yağ kistleri için kanserleşme riski yoktur. Sadece vücudun belirli yerlerinde görülen yağ bezlerinde nadir de olsa kanserleşme riski bulunur. Liposarkom dediğimiz yağ bezesinin kanserleşmesi çok nadir görülmektedir.  Örnek vermek gerekirse 30 yıllık genel cerrahi uzmanı olan Op. Dr. Atilla KAYA bu güne kadar sadece 1 tane liposarkom ile karşılaştığını belirtmektedir. Tabii ki dikkatli olmalı ve fark edildiği anda tedavi olmalısınız.

Kafada Yağ Kisti Tedavisi Nasıl Yapılır?

Evet, arkadaşlar şimdi geldik en önemli hususlardan biri olan kafada yağ kisti tedavisinin nasıl yapılması gerektiğini göreceğiz. Öncelikle bu konuda deneyimli genel cerrahi uzmanlarından yararlanmalısınız. İmkânınız varsa tercih edeceğiniz doktor medikal estetik uzmanı olursa daha olur. Çünkü uygulanacak tedavide estetiğe de önem verilmelidir.

Saçı Tıraş Etmek Gerekmez: Bu konuda tecrübeli doktorlar ameliyat yapılacak alandaki saçları tıraş etmeye gerek görmezler. Çünkü 1 cm alanda yapılacak ameliyat için 3-4 cm genişliğinde saçı kesmek gerek erkekler, gerekse kadınlar için rahatsız edici olmaktadır. Özellikle kadın hastaların saçları uzun olduğu için tıraş edilen yerin uzaması yıllar alacaktır. Bu nedenle doktorunuza tıraş edip, etmeyeceğini mutlaka sormalısınız. IDEA Klinik genel cerrahi uzmanları tıraş etmeden, sonrasında pansumana gerek kalmadan başarılı bir şekilde yapmaktadır.

Yağ Kisti Ameliyatı Videosu

Aşağıda yer alan görüntü genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Atilla KAYA tarafından gerçek ameliyat esnasında çekilmiş olup, çok kısa sürede %100 etkili olarak yapıldığını görebilirsiniz. Doktora ulaşmak için 0212 572 72 65 numaralı telefonu kullanabilirsiniz.

Tedavi görütüsünü izlemek için bağlantıya tıklayınız. https://www.youtube.com/embed/pywpo81iyw8

Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Ameliyat deyince birçok insan haliyle korku ve endişeye kapılmaktadır. Ama bu korku yersiz, çünkü yağ kisti ameliyatı sadece o bölgede uyuşturma yapılarak 5 dakika içinde yapılan bir uygulamadır. Hastanede yatma, iş gücü kaybı gibi istenmeyen durumlar yaşanmaz. O nedenle korku ile sakın tedaviyi ertelememelisiniz. Çünkü sorun sürekli büyüme ve ilerleme eğiliminde olup, daha sıkıntılı günler yaşamanıza neden olacaktır. Erken süreçte tedavi olmanız halinde ödeyeceğiniz ücrette daha ekonomik olacaktır.

Yağ Kisti Tedavi Ücretleri Ne Kadar?

Bu konuyla son olarak yine çok merak edilen bir husus olan ücretlendirmeyi aktarmak istiyorum. Özel sağlık merkezlerinden hizmet almak isterseniz size önerim IDEA Klinik olarak Türkiye’nin en büyük 4 kenti olan İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da hizmet veren idea klinik öncelikle ücretsiz muayene imkânı sağladığını belirtmek istiyorum. Size en yakın merkezine randevu alarak gidebilirsiniz. Deneyimli genel cerrahi uzmanları ile görüşmek için herhangi bir ücret ödemezsiniz. Tedavi olmak istediğinizde ise ücretlendirme hastalığın yapısı ve SGK güvenceniz olup, olmamasına göre değişmektedir. Büyüklüğü 2 cm’ye kadar olanlarda SGK’lı hastalar için 400 TL olarak ücret alınmaktadır. Yukarıda verdiğim ücret bir noktadan sonra güncelliğini yitirebilir. Güncel ücretlere ulaşmak için aşağıda yer alan bağlantıya tıklayınız. https://www.ideaklinik.com/tedavi-ucretleri-bilgisi.html

Kafada Şişliğe Neden Olan Diğer Faktörleri Görün

Tekrar belirtmek gerekirse kafada şişliğin en önemli nedeni yağ kisti olmasına karşın tek başına yeterli bir sebep değildir. Bu nedenle diğer faktörleri de göz önünde bulundurmalısınız. Aşağıda şişliğe neden olan bazı hastalıklar yer almaktadır.

Hemanjiom (Damar Beni) : Bebekler hayata merhaba dediklerinde birçok hastalıkla doğabilmektedir. Onlardan biride damarsal hastalık olan hemanjiom yüz bölgesinde sıkça görmeye alışkınız. Zaten yüzümüz kafa bölgesine ait bir organ olduğu için hemanjiom sadece yüz ile sınırlı kalmadan saçlı deride de görülmektedir. Kırmızı yüzeysel ya da kabarık damar yapıları kolaylıkla fark edilmektedir. Bebeklerde doğuştan görülen bu hastalık 6 ile 10 yaşına kadar kendi kendine geçme olasılığı bulunmaktadır. Tam aksine geçmek yerine büyüme sürecine girerek daha da tehlikeli olabilir. Bu nedenle ebeveynler dikkatli olarak hastalığın durumunu takip ederek belirli zaman aralığında örnek aylık olarak karşılaştırmalıdır. Büyüme yoksa sorun yok ama tedavi olsa daha iyi olur, büyüme varsa onkoloji yanı sıra kalp ve damar cerrahi uzmanlarına müracaat ederek tedaviye başlarsınız. Tedavide ilaçlar yanı sıra Lazer ve varis tedavisinde kullanılan Aethoxysklerol isimli madde kullanılmaktadır. Yani ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilmektedir. Korku ve endişeye kapılmamalısınız.

Et Beni, Siğil

Saçlı deride şişliğe neden olan sorunlardan biride özellikle vücudumuzun her yerinde olan benler olmaktadır. Vücudumuzda daha çok yüzeysel olanlar görülmekte olup, kafa kısmında özellikle ensede ciltten kabarık et benleri görülmektedir. Aynı şekilde et beni ile benzer yapıda olan siğiller olabilmektedir. Siğil virüs olduğu için çoğunlukla diğer insanlardan bulaşmaktadır. Tedavisi yine ameliyatsız yöntemlerle sadece 5 dakika içinde yapılmaktadır. Lazer olarak bilinen fakat aslında Elektrokoagülasyon olan cihazla benler ya da siğilden kolayca kurtulursunuz. Bunun içinde genel cerrahi uzmanlarından hizmet almanızı öneririm. Cildiye uzmanı saçlı derideki ben ve siğiller için yetersiz kalabilir. IDEA Klinik ben aldırma hizmeti de vermektedir.

Hastalıklar Yanı Sıra İyi ve Kötü Huylu Kistler

Kafa derisinde ortaya çıkan şişliklerin nedeni büyük ölçüde kistler olmaktadır. Sayfanın giriş kısmında detaylıca ele aldığımız yağ kisti onlardan biridir. İyi ve kötü huylu olmak üzere birçok türü bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse Dermoid, Epidermoid ve Preauriküler onlardan bir kaçıdır. Aynı şekilde bazı hastalıklarda geçici ve uzun süreli şişliklere neden olabilir. Onların başında beyin tümörü gelmektedir. Gut ve Lyme hastalıkları yine önemli yer etmektedir. Yaşadığımız sorunun ne olduğu, neden olduğu ve tedavisi için mutlaka doktor ve sağlık merkezlerinde uzak durmamalıyız. Olaya basit bir şişlik şeklinde bakmamalıyız.

Kafada Şişlik İçin Hangi Doktora Gidilir?

Konumuzun sonuna gelirken yine önemli hususlardan birine doktor ve bölüm tercihine bakacağız. Evet, arkadaşlar kafasında şişlik problemi olan insanlar hangi doktora ya da sağlık merkezlerinin hangi bölümlerine randevu alması gerektiğine bakacağız. Bunun için beyin cerrahi ve genel cerrahi ön plana çıkmaktadır. Yaşadığınız sorunun durumuna göre bölüm tercih etmeniz gerekir. Bu konuda genel cerrahi uzmanlarından Op. Dr. Atilla Kaya bizlere destek olacaklar. Yaşadığınız sorunun resmini çekerek Atilla beye gönderin ve inceleme yaparak size bilgi verecektir.

Resim Çek Gönder, Sorunun Ne Olduğunu Öğren

Yaşadığınız sorunun ne olduğu, neden olabileceği ya da ne yapılması gerektiği ile ilgili merak ettiğin bilgilere ulaşmak için aşağıda yer alan formu kullanınız. Hastalığı (şişliği) yakından gösteren resim yükleyiniz. Gönderdiğiniz bilgileri genel cerrahi uzmanı Op. Dr. atilla Kaya inceleyerek formda belirtmiş olduğunuz Email adresinden yaşadığınız sorun ve tedavisine yönelik size detaylı bilgi verecektir.

image

Saç dökülmesi problemi yaşayanlar için bilimsel araştırmalar ışığında (PUBMED vb. kaynaklar incelenerek) bilgilendirme yapıyorum. Yaşadığınız sorunun teşhis ve tedavisi için mutlaka bir dermatoloji (cildiye) uzmanına muayene olmalısınız.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации