Андрей Смирнов
Время чтения: ~34 мин.
Просмотров: 0

Menisküs Yırtılması Nedir? Neden Olur? Belirtileri Nelerdir? Bitkisel Tedavisi

3 dakika

Tenisçi Dirseği için 5 Doğal Tedavi

Son Güncelleme: 22 Şubat, 2022

Tenisçi dirseği, dirsek tendonlarının şişmesidir ve bu tıbbi durum sadece sporcularda meydana gelmez. Bu hasarı hafifletmek için uygulanan tedavide sıklıkla bir uzmanın yardımı gerekse de, şişkinliği ve eklem ağrısını hafifletmeye yardımcı olmak için bazı doğal ilaçları kullanabilirsiniz.

Tenisçi dirseği nedir?

Daha çok tenisçi dirseği olarak bilinen lateral epikondilit, dirseklerin aşırı kullanılması sonucu oluşan bir dirsek hastalığıdır. Genelde, tenis oynayan sporcular bu hastalıktan muzdariptir.

Bununla birlikte, bu eklemi sürekli kullanmanızı gerektiren herhangi bir aktivite yapıyorsanız, siz de tenisçi dirseğinden muzdarip olabilirsiniz. Tenisçi dirseği hastalığında ön kol kaslar ve dirseğin dış kısmı arasındaki tendonlarda şişme oluşur.

Belirli hareketleri sık sık tekrarladığınızda şişme, dirsekte ağrı ve hassasiyet yaşamanız olasıdır. Bu problemin tedavisi için insanlar genellikle ağrı çok şiddetli olduğunda fizyoterapiye; hatta ameliyata ihtiyaç duyar.

Tenisçi dirseği tedavisi için doğal yöntemler

Doğal yöntemler de tenisçi dirseği problemini rahatlatmak için harika bir seçenektir. Hatta hastalığın hafif aşamalarında tamamen kontrol edilmesine yardımcı olabilir. İşte en etkili 5 doğal tedavi yöntemi:

1. Tenisçi dirseği için zencefil kompresi

Zencefil, faydalı özellikleri sayesinde doğal tıpta farklı hastalıkları tedavi etmek için uzun zamandır kullanılmaktadır. Zencefil, soğuk algınlığı giderir ve antienflamatuar özellikleri sayesinde kasların ve tendonların şişmesini azaltır.

Malzemeler

  • 4 yemek kaşığı rendelenmiş zencefil (60 gr)
  • 1 adet pamuklu bez
  • 1 bardak sıcak su (200 ml)

Nasıl yapılır?

  • 4 yemek kaşığı olana kadar zencefilleri rendeleyin.
  • Daha sonra, zencefilleri beze sarın ve bir dakika boyunca sıcak suda bekletin.
  • Ardından bezi sudan alın ve soğumaya bırakın.
  • Etkilenen bölgeye 15 dakika boyunca uygulayın ve bir rahatlama fark edene kadar tekrarlayın.

Ayrıca okuyun: Zencefil Suyunun 5 Faydasını Keşfedin

2. Hidroterapi

Tenisçi dirseği tedavisi olarak kullanılan hidroterapi, etkilenen bölgeye sıcak ve soğuk su kompresleri yapmaktan ibarettir. Sıcak su ağrıyı hafifletir ve kan dolaşımını hızlandırırken, soğuk su ise kaslar ve tendonlardaki şişkinliği azaltır.

Malzemeler

  • 1 adet hava geçirmez torba
  • 2 adet ince havlu
  • 2 adet kap
  • Buz küpleri
  • 2 bardak su (500 ml)

Nasıl yapılır?

  • Bir kapta yeterli miktarda suyu ısıtın ve bir torbaya boşaltın.
  • Torbayı bir havlu ile sarın.
  • Başka bir havluya ise buz küplerini sarın.
  • 3 dakika boyunca dirseğinize sıcak su kompresi yapın.
  • Sıcak su kompresini çıkarıp 1 dakika boyunca soğuk su kompresi uygulayın.
  • Yarım saat dönüşümlü olarak sıcak ve soğuk su kompresi yapmaya devam edin.

3. Zerdeçal

Kurkumin, zerdeçalın içinde bulunan antienflamatuar özelliklere sahip olan bir maddedir. Kurkumin de aynı zencefil gibi doğal bir ağrı kesici olarak kullanılır. Bunun yanı sıra, vücuttaki yaraları daha hızlı iyileştirmeye yardımcı olacak pek çok antioksidan içerir. Bu nedenle eklemleri tedavi etmek için yaygın olarak kullanılır.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı toz zerdeçal (15 gr)
  • 1 bardak süt (250 ml)
  • ½ yemek kaşığı bal (12 gr)

Nasıl yapılır?

  • Bir bardak süt ile bir yemek kaşığı zerdeçalı karıştırın.
  • Karışımı kısık ateşte ısıtın ve içerisine bal ekleyin.
  • Sabahları ve geceleri bir fincan olmak üzere en az iki hafta boyunca tüketmelisiniz.

Bu yazımızı da okuyun: Sivilce İzleri İçin 5 Farklı Zerdeçal Maskesi

4. Mayasıl otu

Mayasıl otu, şişkinliği azaltmak için alternatif tıpta yaygın olarak kullanılmaktadır. Çok miktarda antienflamatuar ve analjezik özelliklere sahiptir. Kullanım kolaylığı sayesinde, çay ya da kompres olarak uygulayabilirsiniz.

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı dövülmüş mayasıl otu (30 gr)
  • 1 bardak su (250 ml)
  • Tatlandırıcı

Nasıl yapılır?

  • Bir bardak suyu ısıtın ve kaynamak üzereyken içerisine iki yemek kaşığı mayasıl otunu ekleyin.
  • Ocaktan alın ve bekletin.
  • Soğuduktan sonra karışımı süzün.
  • Tatlandırıcı kullanarak günde en az iki fincan tüketin.

5. Sarımsak kompresi

Sarımsak, kan dolaşımını aktive etmek ve kardiyovasküler hastalıkları tedavi etmek için oldukça faydalıdır. Ayrıca, büyük miktarda antioksidan, antienflamatuar bileşikler ve kükürt içerdiğinden, dirsek ağrılarının giderilmesi için doğal bir çözümdür.

Malzemeler

  • 5 diş sarımsak
  • Havlu

Nasıl yapılır?

  • Sarımsakları soyun.
  • Macun kıvamı elde etmek için sarımsakları dövün.
  • Etkilenen bölgeye uygulayın ve üzerini havlu ile kapatın.
  • 20 dakika bekletin.

Dirsekler pek çok kas yaralanmasından muzdarip olabilir. Ani hareketlerden kaçınmak ve gerekli tüm önlemleri almak en iyisidir. Bununla birlikte, bir yaralanma durumunda, acınızı nasıl azaltacağınızı bilmeniz gerekir.

Doğal tedavi yöntemleri ağrıyı hafifletmeye ve şişkinliği azaltmaya çok yardımcı olur. Bu nedenle önce bu tariflerden birini deneyebilirsiniz. Eğer ağrınız hafiflemiyorsa mutlaka bir doktora danışın.

İlginizi çekebilir …

Verem ( Tüberküloz ) Belirtileri

image

Tüberküloz ( Verem ), ciğerleri ağırlıklı bir şekilde etki altına almış olan bulaşıcı ve oldukça ciddi bir hastalık türüdür. Tüberküloza yol açan bakteriler öksürükler ve hapşırmalar yolu ile havaya salınmakta olan küçük damlalar aracılığıyla bir kişiden diğerine yayılır. İnsan vücudunda tüberküloza neden olan bakteriler barınabilir. Bağışıklık sistemi bu sorundan gelecek olan hastalıkların genelde önüne geçer. Bundan dolayı uzman hekimler bir ayrım yapar;

Gizli Tüberküloz; Bu sorunda bir TB ( tüberküloz ) enfeksiyonu bulunur ama bakteriler insan vücudunda aktif olmayan bir durumda kalarak hiçbir belirti ortaya çıkartmaz. Aktif TB veya TB enfeksiyonu olarak da adlandırılan Latent TB, bulaşıcı değildir.  Hastalık aktif TB’a dönüşebilir, bu sebeple latent TB sorunu olan kişi açısından tedavi önemlidir. Tüberküloz yani verem hastalığı belirtileri ve yayılımını kontrol etmeye yardımcı olur. 

Aktif Tüberküloz; bu sorunda kişi hasta olur ve başkalarına bu hastalığı bulaştırır. TB bakterileri ile enfekte olduktan sonra ilk birkaç hafta içinde ortaya çıkabilir ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir.

Verem hastalığının belirtileri yani tüberküloz belirtileri kendini aşağıdaki gibi belli eder;

  • Öksürük süresi 3 veya daha fazla sürer.
  • Kan tükürme
  • Göğüs ağrısı veya nefesle veya öksürük ağrıları
  • İstenmeyen kilo kayıpları
  • Yorgunluk
  • Ateş
  • Gece terlemeleri
  • Titreme
  • İştah kaybı

Tüberküloz yani verem böbrek, omurga ya da beyin gibi vücudun diğer bölümlerini de etki altına alabilir. Tüberküloz akciğerlerin dışına çıktığı zaman belirtiler ile semptomlar ilgili organlar açısından değişi gösterir. Örneğin;  omurganın tüberkülozu kişiye verem belirtileri açısında sırt ağrısı ortaya çıkartabilir.  Böbreklerdeki tüberküloz idrar yaparken kan ortaya çıkartabilir.

  • Verem kan dolaşımı yolu ile vücudun diğer bölgelerinde yayılma gösterebilir.
  • Kemiklere bulaşan verem omurga ağrısı veya eklem yıkımını ortaya çıkartabilir.
  • Verem beyine bulaşan TB menenjitlere sebep olabilir.
  • Karaciğer ve böbrek de enfekte eden verem atık filtrasyon işlevlerini bozabilir. İdrar içine kan bulaşmasına sebep olabilir.
  • Verem kalbe enfekte olur ise kalbin kan pompalama yeteneğinde bozulmalara neden olabilir. Kalpte tampon ismi verilen ve ölümcül olan bir durum meydana gelebilir.

Tüberküloz belirtileri nelerdir kapsamında yukarıda bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler ışığında vakit kaybetmeden uzman hekime başvurmak gerekir. Uzman gerekli olan muayenelerden, test ve tetkiklerden sonra gerekli tedavi planlama sürecine geçer. Tedavi sürecinde hasta kişilerin uzman hekimin söylediği her detaya en ince ayrıntısına kadar uyması oldukça önemlidir. Bu sayede kısa sürede tedavi başarılı sonuçlar verir.

Tüberküloz Tanısı

Verem belirtileri nelerdir kapsamında uzman hekimler öncelikli olarak akciğerleri dinlemek adına stetoskop kullanır ve lenf bezlerinde şişme olup olmadığını kontrol eder. Ayriyeten belirtilerin ve hastaların tıbbi hikâyelerinin yanında hasta kişinin TB’ye maruz kalma risklerini değerlendirmek testler ister. Verem teşhis yöntemleri arasında, tüberküloz bakteri özütü olan küçük bir PPD tüberkülin enjeksiyonunun ön kolun hemen altında yapılan bir deri testi yer alır. Enjeksiyon bölgesinde 2 ila 3 gün sonra kontrol yapılması gerekir. Bölgede sert, kırmızı renkli bir şişme belirli bir boyuta kadar gelmişse TB bulunması olası bir durumdur. Cilt testi yüzde yüz doğruluk yöntemleri içinde bulunmaz. Bu testte de bazen yanılmalar ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra tüberkülozu tanımlamak adına mevcut olan diğer testler de bulunur. Kan testleri, balgam testleri ve göğüs röntgeni tüberküloz bakterilerinin varlığının test edilmesi için kullanılabilir. Çocuklarda ise düzenli tüberkülozun tanısının koyulması oldukça zordur. Çocuklarda neler yapılacağı konusunda uzman hekimler ailelere gerekli bilgileri verecektir. Çocuklarda tedavisi konusunda önceden planlamalarda yapılır.

Tedavileri

Verem vakalarının birçoğunda en doğru ilaç kullanıldığında ve doğru uygulamalar yapıldığında iyileşmeler ortaya çıkar. Antibiyotik tedavisinin tipi ve uzunluğu kişilerin yaşlarına, genel sağlık durularına, uyuşturucuya potansiyel dirençlilik durumuna, TB’nin latent ya da aktif olup olmadığına ve enfeksiyonun yer aldığı bölgeye (akciğer, beyin, böbrek ) bağlı olarak değişir. Gizli TB’li insanlarda yalnızca bir tür antibiyotiklere ihtiyaç duyulurken, aktif TB hastaları sık sık birden daha çok ilaç kullanımı yapar. Antibiyotik ilaçların uzun döne alınması gerekir. Tıbbi açıdan antibiyotiklerin alı süreleri 6 aydır. Kullanılan ilaçlar toksit olabilir, yan etkiler nadir şekilde meydana gelse bile bazı durumlarda ciddi şekilde ortaya çıkabilir. Olası yan etkiler uzman hekime bildirilmeli ve aşağıdakileri içermelidir;

  • Sarılık
  • Koyu idrar
  • Ateş
  • İştah kaybı
  • Kusma
  • Mide bulantısı

Tüberküloz ortadan kalksa bile yapılacak olan tedavi planının tamamının tamamlanmış olması çok önemlidir. Tedavi sürecini sağlık bir şekilde tamamlayan herhangi bir bakteri kullanılan ilaçların desteği ile dirençli hale gelebilir. Bundan dolayı ilerleyen zaman diliminde ÇİD-TB’nin gelişmesi ortaya çıkabilir. Aktif veremin yayılımını önlemek adına birkaç genel önlem alınmalıdır. Bunlar;

  • Okula gitmemek gerekir.
  • İş yaşamına ara vermek gerekir.
  • Diğer kişiler ile aynı odada uyumamak gerekmektedir.
  • Maske kullanmak gerekmektedir.
  • Ağız bölgesini kapatmak gerekir.

Veremin Aşısı

Bazı ülkelerde çocuklarda aşılama yapmak adına BCG enjeksiyonları verilir. ABD’de ise genel kullanım açısından tavsiye edilmez. Özellikle aşılama yetişkin kişilerde etkili sonuçlar vermez ve deri testini olumsuz yönde etkiler. Yapılması gereken en önemli detay uzman tarafından reçete ile verilen ilaçların düzenli, önerilen dozda ve aksatılmadan kullanılmasıdır. Tedavi aşamasında hasta kişilerin olası yan etkiler, farklı semptomlar ve durumlar ile karşılaşması halinde hemen uzman hekime başvurması gerekir. Bu sayede daha sağlıklı şekilde tedavi süreci geçirilir.

Kaynaklar

Böbrek ağrısı belirtileri böbrekte var olan hastalığa göre değişebilir. En belirgin olan belirtleri arasında yanlarda, belde, kasıkta ve sırtta ağrıdır.

Böbrek Ağrısı Belirtileri

Böbrek taşı olarak bilinen üreter yolu taşları böbreklerden dış idrar kanallarına kadar her bölgede mevcut olabilir. Özellikle idrar kesesi ile böbrek arasında bulunan idrar borusunda bu taşlar ile karşılaşmak mümkündür. Böbrek ağrısına en çok sebep olan böbrek taşları dışında böbreklerde ağrı yapan birçok sebep bulunur. Böbrek ağrıları bazı kişilerde sızlama şeklinde meydana gelirken bazı kişilerde de kıvrandırıcı, şiddetli ve hastaneye yatacak kadar zorlu bir şekilde meydana gelir.

Böbrek ağrısı özellikle sorunun bulunduğu bölgede şiddetli düzeyde hissedilir. Bu ağrılar bazen 1 saat sürebilirken bazen de kısa sürede gelip geçici bir ağrı olarak meydana gelir.

Özellikle sırt bölgesinde, yanlarda, kasıklarda, cinsel organda ve kalça kısmında ağrıya sebep olur. Böbrek ağrıları var olduğu sebebe göre idrar yollarında da belirti ile ortaya çıkar. Özellikle idrarda kanama, idrara çıkamama, idrar anında zorlanma ve sızı bu belirtilerin içinde yer alır. Tıkanmış olan idrar yolları böbreklerin iltihaplanmasına sebep olarak yaşamsal açıdan tehlikeler doğurur. Bu tarz durumlarda kesinlikle uzman ile görüşülmelidir. Böbrek ağrısı şiddetine ve kuvvetine göre kusma, mide bulantısı ve kusma hissi doğurur.

Özellikle böbrek taşı olan kişilerde kusma ve mide bulantısı sık şekilde ortaya çıkmaktadır. Her ne sebepten olursa olsun böbrek ağrısı çeken kişilerin bir doktora başvurması ve tedavi için geç kalmaması gerekir. Böbrek ile alakalı hastalıklardan dolayı tedavi olmayan kişilerde yaşamsal açıdan oldukça ciddi riskler oluşabilir.

Böbrek Ağrısı Nerede Hissedilir?

Böbrek ağrısı belirtileri ve ağrı yan kaburgalarda oluşarak kasık bölgesine kadar ilerler ve burada devam eder. Böbrek ağrısı insan vücudunda hızlı şekilde başlar sızı şeklinde de devam eder. Başlayan ağrılar ile birlikte mide bulantıları meydana gelir.  Kusma ve hareket etme esnasında titreme olarak devam eder. Böbrek ağrısı belirtileri ve nerde hissedildiği ile alakalı şüphesi olan kişilerin zaman kaybı yaşamadan doktora başvurması gerekir. Böbrek ağrısı konusunda hızlı şekilde tanı koyup tedaviye başlamak oluşacak olan hastalıkların önüne geçer.

Böbrek ağrısı belirtileri ile alakalı şüpheleniyorsanız ve hareket ettiğinizde ağrının boyutu değişiyorsa farklı bir sıkıntı olabilir. Ayakta çok durma sonucunda, ani hareketler sonucunda, çarpma sonucunda, düşme sonucunda ve ağır eşya kaldırma sonucunda oluşan ağrılar böbrek ağrısı kesinlikle değildir. Ayrıca sabah kalkıldığında ağrı mevcutsa ve uyurken ağrı oluşumu varsa bunlarda böbrek ağrısı değildir.

Bu tarz sıkıntılar genelde diğer organlardan kaynaklanan sorunların belirtileridir. Bu tarz belirtilerde de mutlaka doktora başvurulması ve gerekli olan tedavinin en doğru şekilde yapılması gerekir. Böbrek ağrısı birçok nedenden kaynaklandığı için uzman bir üroloji doktoru tarafından muayene olmak gerekir. Ayrıca hangi sebepten olursa olsun yapılacak olan tedavi kapsamında ilaçların düzenli ve aksatılmadan kullanılması gerekir. Böbrek ağrısı belirtileri oluşan kişiler doktora başvurduktan sonra bu arılar için doğal tedavi şekillerini de kullanabilir.

Yalnız bu şifalı bitkilerin kullanımında da aksatılmadan ve saatin kürlerin kullanılması gerekir. Aksatılan ve birkaç yapılıp bırakılan kürler fayda sağlamaz.

Böbrek Neden Ağrır?

Böbrek ağrısının ve böbrek ağrısı belirtilerinin tek bir sebebi bulunmamaktadır. Bu nedenlerden bazıları;

Böbrek taşı; böbrek taşı ile alakalı olarak çekilen tüm ağrılar böbrekten kaynaklanmaz. Taş böbrekte durduğu ve oynamadığı sürece kesinlikle ağrı yapmaz. Böbrekten çıkıp hareket etmeye başladığında şiddetli ağrılara sebep olur. Böbrek taşı idrar yoluna doğru ilerleme yaptığında böbrek ağrısı belirtilerin en belirgin olanı ortaya çıkar. Bu ağrı oldukça kuvvetli, keskin ve sızılı olabilir. Oluşan ağrı sürekli olarak devam etmez ve böbrek taşı olan kişi yerinde durmakta zorlanır. Ağrının şiddetine göre kişilerde bulantı ve kusma gözlemenebilir.

İdrar yolları hastalıkları; idrar yollarında oluşan ur, enfeksiyon, iltihap ve diğer sıkıntılar böbrek ağrısı belirtileri içinde yer alır.

Böbrek apsesi; bu hastalık kronik ve akut şekilde oluşabilir. Her iki türlü de hastalarda böbrek ağrısı belirtisi olarak ortaya çıkar. Ayrıca kusma ve yüksek ateş yapar. Özellikle bel ve sırt kısmında oluşan ağrılar oldukça şiddetli olabilir. Böbrek apsesi tedavi edilmediğinde ciddi düzeyde yaşamsal tehlikeler oluşturur. Tedavisi ve kontrolleri en doğru şekilde yapılmalıdır. Ayrıca böbrek apsesi konusunda uzman olan doktorlardan yardım alınması bu hastalıkta önemli olan bir detaydır.

Böbrek büyümesi; böbrek boşluğuna idrarın yerleşmesinden kaynaklı olarak zaman içinde böbrekler büyümeye ve şişmeye başlar.  Bu sıkıntının oluşması ile kişilerde böbrek ağrıları oluşur. Aynı böbrek taşı belirtisi gibi ortaya çıkan ağrılar fark edildiği an doktora başvurulması gerekir. Geciktirme ya da tedavi olmama durumunda ciddi sorunların yaşanmasına sebep olur.

Böbrek Ağrısı Hangi Hastalıkların Habercisi Olabilir?

Böbrek ağrısı belirtileri sadece üşütme ve böbrek taşı ile alakalı olmayabilir. Ortaya çıkan ağrılar başka hastalıkların haberci olabileceğinden dolayı ağrı hissedildiği an beklemeden uzman doktora başvurulmalıdır. Böbrek tedavilerin mutlaka en doğru şekilde yapılması gerekir. İki böbreği de çalışmayan kişilerin yaşama şansı bulunmaz. Böbrek ağrıları sonucu ortaya çıkabilecek olan hastalıklar içinde;

  • Böbreklerin yüzeyinde oluşabilecek olan bazı kist çeşitleri ( Bu kistler iyi huylu ya da kötü huylu olabilir. )
  • Böbreklerde oluşan kanser türleri
  • Böbrekte oluşabilecek olan büyüme
  • İdrar yollarında olabilecek olan ur, enfeksiyon ya da farklı hastalıkları
  • Doğuştan böbrek ile alakalı olan sorunların
  • At nalı ismi verilen böbrek rahatsızlıkları
  • Böbrekte oluşabilecek olan bakterilerin oluşumuna ve enfeksiyonun varlığı
  • Böbrekteki damarların tıkanmış olması
  • Geçirilmiş olan cerrahi operasyonlar sonucunda oluşan idrar yolu daralması
  • İdrar yolunun tıkanmasına sebep olan böbrek tümörü

İçerik gizle 1 Çene Ağrısı Neden Olur? 2 Çene Ağrısı Belirtileri Nelerdir? 2.1 Çene Ağrısı Komplikasyonları 3 Çene Ağrısı Teşhisi 4 Çene Ağrısı Tedavisi 4.1 Çene Ağrısı Nasıl Önlenir?

Çene ve yüz ağrısı, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir sorundur. Çene ağrısı için pek çok potansiyel neden olduğu için, doğru teşhis hayati önem taşımaktadır. Doktorlar, ağrı kesici tedavileri en iyi şekilde sağlamak için kesin nedeni belirlemek gerekir.

Çene Ağrısı Neden Olur?

Çene ağrısının çeşitli olası sebepleri vardır ve bunlar fiziksel yaralanma, sinir problemleri veya kan damarı sorunları ile ilgili olabilir.

En sık bildirilen çene ağrısı nedeni temporomandibular eklem bozukluğu, yani çene eklemi rahatsızlığıdır. Bu rahatsızlık insanların yüzde 12’sini etkiliyor. Neredeyse yüzde 5’i sorunun şiddeti nedeniyle tıbbi tedaviye ihtiyaç duyar. Çocuk doğurma çağındaki kadınlar bu rahatsızlığa daha yatkındırlar.

Bu hastalık temporomandibular eklem bozukluklarını ve çene hareketinden sorumlu kasları tanımlar. Bu kaslar çiğneme kasları olarak bilinir.

Çene veya yüz ağrısının bilinen diğer nedenleri arasında aşağıdakiler bulunur:

  • Diş gıcırdatma, sıkma veya ağzı çok geniş açma: Çoğu zaman dişleri gıcırdatma veya sıkma uyku esnasında olur ve diş hasarına ve çene ağrısına neden olabilir. Aynı zamanda artan duygusal stres dönemlerinde de görülebilir.
  • Osteomiyelit: Vücuttaki bir enfeksiyonun kemik ve ilişkili dokuları etkilediği bir hastalıktır. Kemik iltihabı olarak da bilinir.
  • Artrit: Osteoartrit ve osteoartroz gibi artrit hastalıkları, kemik yüzeyinin aşınmasına neden olur.
  • Sinovit veya kapsülit: Bunlar, eklemin veya bağ dokusu astarının iltihaplandığı hastalıklardır.
  • Diş hastalıkları: Bunlar, dişeti hastalıkları, diş boşlukları, hasar görmüş dişler veya apseler içerebilir.
  • Sinüs problemleri: Bunlar burun boşluklarını etkiler.
  • Gerilim tipi baş ağrısı: Gerilim baş ağrısı genellikle stres yüzünden oluşur ve yüz ağrısına neden olabilir.
  • Nöropatik ağrı: Sinirler hasar gördüğünde ve beyne ağrı sinyalleri gönderdiğinde, bu uzun süreli ağrı oluşturur. Bu ağrı sürekli olabilir veya zaman zaman ortaya çıkabilir.
  • Vasküler ağrı: Vücudun bir bölümüne kan temini kesildiğinde bu tür ağrı oluşur. Buna dev hücreli arterit ve karotid arter diseksiyonu içeren hastalıklar neden olur.
  • Nörovasküler ağrı: Bu tür ağrı, hem sinirleri hem de kan damarlarını etkileyen, migren ve küme baş ağrıları gibi rahatsızlıklardan kaynaklanır.

Ağrı ayrıca, duygusal stres, uyku bozuklukları, belirli besin öğelerinden yoksunluk veya yorgunluk gibi yaşam tarzıyla ilgili faktörlerden kaynaklanabilir.

Çene ve yüz ağrısına neden olabilecek diğer hastalıklar, romatoid artrit, hipotiroidizm, Lyme hastalığı, multipl skleroz, lupus, fibromiyalji ve bazı zihinsel sağlık hastalıkları içerir.

Çene Ağrısı Belirtileri Nelerdir?

Çene ağrısı semptomları nedene bağlı olarak değişir. Bunlar aşağıdakileri içerebilir:

  • Çenenizi kullandığınızda kötüleşen yüz ağrısı
  • Eklem ve kas hassasiyeti
  • Hareket kısıtlılığı
  • Çene hizalama sorunları
  • Çeneyi açarken ya da kapatırken tıkırtı veya tak sesi gelmesi
  • Kulakların çınlaması
  • Kulak ağrısı
  • Baş ağrısı (kulak ağrısıyla ya da olmadan) ve gözlerin arkasında basınç
  • Baş dönmesi
  • Çenenin kilitlenmesi
  • Keskin ve donuk ağrı
  • Ağrıya aşırı duyarlı olma
  • Vertigo
  • Diş ağrısı
  • Gergin tipi baş ağrısı
  • Sinir tipi ağrı, yanma gibi
  • Ateşlenme
  • Yüz şişmesi

Diğer semptomlar olabilir ve bunlar çene ağrısının kökenine bağlıdır.

İnsanlar acılarının sebebini gidermek için tıbbi müdahale istemektedir, böylece bir tedavi planı belirlenebilir. Bu kadar çabuk davranmak, uzun vadeli komplikasyonların oluşmasını önlemeye yardımcı olabilir. Diş hekimleri, ağız cerrahları ve doktorlar çene ağrısını değerlendirebilirler.

Çene Ağrısı Komplikasyonları

Komplikasyonlar, çene ağrısının nedeni ve kullanılan tedaviler de dahil olmak üzere ağrınız ile ilişkili diğer faktörlere bağlı olarak değişir. Bunlar aşağıdakileri içerebilir:

  • Dental komplikasyonlar
  • Cerrahi komplikasyonlar
  • Enfeksiyon
  • Kronik ağrı
  • Duygusal rahatsızlık
  • Yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler

Çene Ağrısı Teşhisi

Doktor çene ağrısının nedenini teşhis ve tedavi edebilmek için bazı testleri isteyebilir.

Aşağıdaki testler, çene ağrısı nedeni hakkında daha fazla bilgi edinmelerine yardımcı olabilir:

  1. Sinirlerin, boyun kemiklerinin, çene, ağız ve kasların değerlendirilmesi de dahil olmak üzere fizik muayene
  2. Tıbbi geçmiş ve ağrı geçmişi değerlendirilmesi
  3. Ağrıya neden olan hastalıkların teşhisinde kullanılan bir eritrosit sedimantasyon hızı kan testi gibi bazı laboratuvar testleri
  4. Röntgen veya MR gibi belirli radyolojik görüntüleme prosedürleri
  5. Psikolojik ve psikiyatrik tarama

Bir klinisyen, çene ağrısına belirli bir hastalık nedeniyle olduğundan şüphelenirse başka testlere ihtiyaç duyulabilir.

Çene Ağrısı Tedavisi

Çene ağrısı nasıl geçer?” Çene ağrısı tedavisi, altında yatan nedene bağlıdır. Tedavi yöntemleri çeşitlidir ve aşağıdakileri içerebilir:

  • Çene ağrısına bir enfeksiyon sebepse, antibiyotikler
  • Hasar görmüş kemiğin çıkarılması, etkilenen bir sinirin tedavisi veya sorunun teşhis edilmesi için cerrahi
  • Ağız koruyucusu alet kullanılması
  • Fizyoterapi
  • Etkilenen kasları rahatlatmaya yardımcı olan kas gevşeticiler veya sakinleştiriciler
  • Bazen ağrılı rahatsızlıkları tedavi etmeye yardımcı olan antidepresanlar
  • Topikal kapsaisin, bazı sinirle ilişkili hastalıkların tedavisinde yardımcı olur.
  • İltihaplanma veya şişmeyi azaltmak için steroid enjeksiyonları
  • Herpes zoster gibi viral enfeksiyonları tedavi etmek için antiviral terapi
  • Ağrı kesici ilaç
  • Oksijen tedavisi ve küme baş ağrısı tedavisinde bazı reçeteli ilaçlar
  • Migren tedavisinde bazı kan basıncı ilaçları
  • Kök kanalı tedavisi, dişler içindeki enfeksiyonları tedavi etmek için bir prosedür
  • Ağrı anormal veya enfekte dişten kaynaklıysa diş ekstraksiyonu
  • Lokal anestezik enjeksiyonlar
  • Etkilenen kasları germek ve yatıştırmak için esneme
  • Gevşeme terapisi
  • Aşırı çene hareketi ve çiğnemeyi önlemek için yumuşak gıdalarla beslenmek
  • Nemli ısı uygulaması veya soğuk terapi
  • Masaj veya akupunktur
  • Boyun ve sırtın zorlanmasını önlemek için doğru duruş

Çene ağrısı tedavisinde diğer tedaviler mevcuttur ve bunların kullanımı ağrı nedeni ile belirlenir. Doktorlar hasta için en iyi tedavi seçeneklerini belirler.

Çene Ağrısı Nasıl Önlenir?

Çene ağrısını neyin tetiklediğini bilmek, ağrının geri gelmesini önlemenin bir yoludur.

Bazı temel önleyici tedbirler yararlı olabilir ve bunlar arasında şunlar bulunur:

  • Gevrek gıdalar, sakız çiğnemek, tırnak yemek veya diğer sert nesneleri kemirmekten kaçınmak
  • Çorba veya makarna gibi yumuşak veya sıvı gıdalar yemek
  • Kafeinden kaçınmak
  • Yemekleri daha küçük ısırıklarla yemek
  • Masaj, meditasyon ve aerobik egzersiz denemek
  • Gerekirse kalsiyum ve magnezyum takviyelerini almak
  • Esnemeden kaçınmak
  • Sırt üstü ya da yan yatmak, mide üstü uyumaktan kaçınmak
  • Diş gıcırdatmaktan kaçınmak
  • Omuz çantasını çok uzun süre taşımayın ve sık sık kol değiştirin.
  • Doğru duruş kullanmak
  • Düzenli diş bakımına gitmek

Bu önleyici tedbirlerin bireysel olarak güvenli olup olmadığını öğrenmek için doktorunuza danışınız.

Ne zaman doktora gitmeli:

Aşağıdakiler gibi semptomlar yaşayan insanlar, çene ağrısı için tıbbi bakım aramaya ihtiyaç duyabilirler:

  • Ev ilaçlarının çene ağrısı tedavisinde başarısız olması
  • Günlük rutine müdahale eden çene ağrısı
  • Düzensiz çene hareketi
  • Çeneyi hareket ettirince ses çıkması
  • Boyun veya sırt ağrısı
  • Göz ağrısı
  • Baş ağrısı
  • Kulak çınlaması
  • Diş problemleri (kırılma ya da aşınma)

Çene ağrısının altında yatan sağlık sorununun teşhisi ve tedavisi için çene ağrısı hakkında diş hekimi veya doktora danışılmalıdır.

BENZER KONULAR Hastaların Kısaca Basur Dediği Hastalıklar Bu hastalıkları anlatmadan önce, o bölgenin yapısı ve fonksiyonları ile ilgili bilgiler vermek istiyorum. Anüs denilen kısım, mide barsak kanalının… Anjiyografi Nedir? İnsan vücudunda bir çok çeşitte ve kalınlıkta damar bulunmaktadır. Bu damarların içerisine yüksek yoğunluklu bir madde verilerek tomografilerinin çekilmesine anjiyografi… Tıkalı Damarlar Anjiyo İle Mutlaka Açılmalı Mı? Kalp rahatsızlığı olan hastaların sıklıkla sordukları soruların başında, tıkalı olan her daması anjiyo ile mutlaka açmak gerekir mi? Önceki yazılarımızın… Çocuklarda Anjiyo Hakkında Bilgiler Dünyada ve ülkemizde birçok çocuk doğuştan kalp hastası olarak doğmaktadır. Ülkemizde çocuklar için yapılan kalp ameliyatları az bir hastanede yapılmasına… Safra Yolu Kisti Nedenleri, Tanısı ve Tedavisi Safra Yolu Kisti Sebepleri Safra yolu kistlerinin nasıl oluştuğuna dair henüz mevcut bir neden bulunamamıştır. Ancak, yapılan bilimsel araştırmalar pankreatik… Sistit Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Tanısı ve Tedavisi Sistit, oldukça yaygın görülen alt üriner sistem enfeksiyonudur; mesanenin iltihaplanmasına, özellikle de mesanenin duvarına atıfta bulunur. Sistit normalde ciddi bir… image 03.10.2020

Başlangıçta soğuk algınlığı olarak düşünebilirsiniz, olabilir de; fakat yeni koronavirüs hastalığı COVID-19 olma ihtimaliniz de var.

İşte COVID-19 hakkında bilmeniz gerekenler

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), Çin’de gerçekleştirdiği COVID-19 çalışmalarına göre 20 Şubat 2020 tarihinden itibaren laboratuvar ortamında onaylanmış olarak vakalarının;

  • %80’i hafif ve orta dereceli,
  • %14’ü ciddi ve
  • %6’sı da kritik olarak görülmüştür.

Açıkçası hafif derecede geçirilen COVID-19 hafif derecede geçirilen soğuk algınlığı gibi değildir. Belirtileri ciddi olacaktır. Takviye oksijene ihtiyacınızı gerektirmesi dışındaki tüm semptomlar (belirtiler) sizi bu kategoriye (hafif-orta derece) koyacaktır. Ciddi vakalar oksijen desteğine ihtiyaç duyacaklar, kritik vakalar ise solunum veya çoklu organ yetmezliği yaşayanlar olarak sınıflandırılmışlardır. Hastalığın belirtileri, tedavileri ve zamanlamaları hastanın hangi kategoriye girdiğine göre değişir.

Öyleyse COVID-19’un her bir kategori için günden güne nasıl etkilediğini anlatalım

COVID-19 hastalığının belirtilerinin görülmesi virüsle ilk karşılaşmadan itibaren 2 ila 14 gün içerisinde gerçekleşir. Bunlar soğuk algınlığı veya mevsimsel grip belirtilerine benzeyebilir. Çoğu hasta (yaklaşık %50 kadarı) ilk başlarda ateşlenir. Dünya Sağlık Örgütü ve Çin müşterek misyonunun gözlemlerine göre, “hastaneye yatan” COVID-19 hastalarının yaklaşık %88’inde ateşlenme görüldü. Çin dışındaki başka bir çalışmada ise hastanelere başvuran hastaların sadece %44’ünde ateşlenme görüldü, fakat devamında %89’u ateşlenme belirtileri gösterdiler.

Bazı vakalarda solunum yolları belirtilerinden birkaç gün önce mide bulantısı, kusma ve/veya karın ağrısı gibi sindirim sistemi belirtileri de görüldü.

COVID-19 solunum yolu hastalığına sebep olduğu için bu belirtileri standart kabul edemeyiz. Yani çoğu hastada virüs akciğerlere girer ve orada çoğalır. Virüs, enfeksiyonun ilk günlerinde akciğer hücrelerini istila etmeye başlar. Özellikle de hava kanallarının temizliğini sağlayan hareketli tüysü kamçılara sahip çıkıntılara zarar verir. Hücreler enfekte oldukları zaman ölürler ve parçalanarak mevcut atıklara karışırlar. Bu yüzden vücudun, akciğerleri ve soluk borusunu korumasını engellerler. İnflamasyon (iltihaplanma) hasara sebep olur ve hasarlar da daha fazla iltihaplanmaya neden olur. Bu döngü sağlık dokuyu ciddi şekilde tahrip eder ve bu iltihaplanma en sık rastlanan kuru öksürüğün ve aynı zamanda nefes darlığı ve balgam oluşmasının da açıklaması olabilir.

Bu süre zarfında ortaya çıkabilecek diğer semptomlar halsizlik, boğaz ağrısı, baş ağrısı ya da kas-eklem ağrıları ve burun akıntısıdır.

5. günden itibaren, ek rahatsızlıkları olan hastaların nefes almakta zorlandıkları görülebilir ve genellikle bir hastanın hastaneye gitmesi 7. günü bulabilir.

Hafif vakalar, genellikle bu süre zarfında iyileşirler, fakat orta, ciddi ve kritik vakalarda farklı risklerde pnömoni (zatürre) gelişimi gerçekleşir. Bu hastaların iyileşmesi, birkaç gün veya haftalar sürebilir.

Bazı ciddi ve kritik vakalarda belirtiler akut solunum sıkıntısı sendromunu (ARDS) gösterebilir.

ARDS, akciğerlerde sıvı birikmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. İltihaplanma, enfeksiyonu hedefleyen bağışıklık hücrelerini harekete geçirir. Genellikle bu hücreler enfekte bölgelere yönlendirilirler. Ancak bazen bağışıklık sistemi aşırıya kaçar ve bu da bağışıklık hücrelerinin, sağlıklı hücrelerde dahil olmak üzere, yollarındaki herhangi bir şeyi öldürmeye başladıkları zamandır. ARDS, %30-40 ihtimalle ölümcül olabilir ve kritik vakalarda ileri düzeyde yaşam desteği gerektiren solunum yetmezliğine yol açabilir. Bu durumdaki hastalar büyük ihtimalle yoğun bakım ünitelerine gönderilir.

ARDS tedavisi, akciğerler yeterince çalışamadığından dolayı oksijen desteği ve mekanik ventilasyon (solunum cihazı) desteği gerektirir. Amaç; kan dolaşımına daha fazla oksijen sağlamaktır.

Bu tedavi işe yaramadığında daha fazla oksijen alabilmek için akciğerlerde aşırı sıvı birikmesi meydana gelir. Çoğu COVID-19 ölümlerinin sebebi budur ve bir hasta bu evreden kurtulsa bile kalıcı akciğer hasarına sahip olabilir.

Daha önce SARS da akciğerlerde hasarlara sebep oldu ve bazı hastalarda bal peteği şeklinde görünümlere sebep oldu ve bu lezyonlar yeni tip korona virüsten etkilenen insanlarda da görüldü.

Yapılan ilk çalışmalarda bu hastalıktan ölümlerin çoğu 14 ila 19 gün içerisinde gerçekleşiyor. İyileşme ve taburcu olma zamanı ise ortalama iki buçuk haftadır. Fakat bazı çok kritik vakaların taburcu olması ayları bulabilir.

İyileşme sürecindeki bir hasta, halen hastalığı bulaştırabilir. Bu insanlar, doktorlarıyla ve halk sağlığı uzmanlarıyla riskli olup olmadıkları konusunda iletişim halinde olmalıdır.

Halen etkili bir aşı bulunamadığından hastalıktan korunmanın en etkili yolu, yakalanmaktan kaçınmaktır.

Çoğu vaka hayatta kalır. Bu yüzden evinizde kalın ve panik yapmayın.

COVID-19, kişiler arasında öksürme ve hapşırma yoluyla kolaylıkla yayılabilir. Bu yüzden sık sık ellerinizi yıkayın ve hasta insanlarla yakın temaslardan kaçının. Günlük kullanım alanlarınızı temizleyin ve dezenfekte edin.

COVIDKovid-19 ciddiye alınmalıdır

*

KORONAVİRÜS DOSYAMIZ

– Koronavirüs hakkında son dakika haberleri – Dünya ve Türkiye’de durum

– Koronavirüs (COVID-19) salgınında SAĞLIK ÇALIŞANLARI neden ve nasıl desteklenmeli?

– Dışarıda yemek yerken koronavirüsten korumanın 7 yolu

– Koronavirüs salgınında başarılı ve başarısız ülkeler ve yapılması gerekenler

– Kanser hastalarının Coronavirus hakkında bilmesi gerekenler

– Epidemi ve Pandemi nedir? Arasındaki farklar nelerdir?

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации