Андрей Смирнов
Время чтения: ~24 мин.
Просмотров: 0

Korona virüsü hastalarının iyileşmesi ne kadar sürüyor?

İnme ve beyin hasarına bağlı gelişen felç hayatı temelinden sarsıcı bir durumdur. Neden olduğu fiziksel ve psikolojik hasar yanında iyileşme de uzun, sabır isteyen ve pek çok güçlüğün aşılmasını gerektiren bir süreçtir. Bu dönemde ortaya çıkan belirtilerden hangilerinin normal, hangilerinin istenmeyen ek bir sorunun işareti olduğu, hangi belirtinin iyileşmeyi gösterdiği hasta ve hasta yakınları tarafından sıklıkla sorulmaktadır.

İnme Sonrası İyileşme Oranları

İnme geçiren hastalar ilk birkaç günkü hayati tehlike içeren dönemi atlattıktan sonra beyin hasarının yerine, büyüklüğüne ve kişinin önceki sağlık durumuna göre farklı oranlarda iyileşme gösterirler. Ortalama olarak %10 hasta tam iyileşme gösterebilir, %25 hastada küçük problemler kalır. %40 hasta orta-ağır fonksiyon bozuklukları ile mücadele etmek durumunda kalır. %10 inme hastası ise sürekli bakım ihtiyacı duyar.

Beyin Kanaması ve Damar Tıkanmasına Bağlı İnme İyileşme Süresi

Damar tıkanması veya beyne pıhtı atmasına bağlı oluşan inmelerde rehabilitasyon süreci 6. aya kadar sürebilir. Tüm inmelerin %15-20’sini oluşturan beyin kanamaları ise genelde daha hızlı iyileşir, 3 ay gibi bir sürede toparlanma olabilir. Beyin sapı inmelerinde ise iyileşme açısından 1 yıl ve daha uzun süre gerekebilir. Elbette bu süreler ortalama değerlerdir; belli bir kişinin iyileşme süresi kesin olarak bilinemez. İnmeden yıllar sonra bile yoğun ve iyi planlanmış rehabilitasyon ile yeni düzelmeler sağlanabilir.

Prof. Doktor Engin Çakar

image

İyileşme sürecini izlemeyi kolaylaştıran bir yöntem hasta ve hasta yakınlarının inmenin yol açtığı güçlükler hakkında açık sözlü olmasıdır. Böylece iyileşme için gerçekçi hedefler daha rahat ortaya konulur. Başlangıçtaki güçlükler tam olarak bilindiğinde rehabilitasyon dönemi boyunca elde edilen faydaların izlenmesi kolaylaşır.

İyileşme Belirtileri Takibi için Tedavi Günlüğü Tutulması Yardımcıdır

Hasta veya hasta yakınının fizik tedavi boyunca bir iyileşme günlüğü tutması kendileri için sürecin daha kolay yönetilmesini sağlayabilir. Hasta açısından önemli olan alanlarda her gün ne kadar küçük olsa da görülen yeni iyileşmelerin not edilmesi moral kazandırabilir. Örneğin önceki gün el bileğini hiç hareket ettiremeyen bir hasta el bileğini ilk defa hareket ettirdiğinde bu bir iyileşme belirtisidir. Daha önce kas kasılması nedeniyle parmakları tam açılamazken eklem hareket açıklığı ve germe egzersizleri gibi yöntemlerin ardından pasif hareketlerin açılması olumlu yönde atılan bir adımdır. Hareketsiz kalmak felçli taraf el ve kolda ağrı ve ödeme yol açabilir. Fizik tedavi seansları ile günden güne ödemin azaldığı, ağrısız daha rahat hareket edildiği hasta ve hasta yakınları tarafından fark edilebilir.

İnmeden sonra desteksiz ilk defa oturulan gün oturma süresi ve hissettirdikleri ile not edilebilir. Oturmada yaşanan güçlük, örneğin baş dönmesi, yorgunluk, denge bozukluğu fark edilirse sonraki denemelerde bu sorunları çözmeye yoğunlaşılabilir. Pratik yaparak inmeye bağlı pek çok sorun aşılabilir. Günden güne desteksiz oturma süresi artar. Hasta ayağa kalkar, ilk adımlarını atar. Yürümeye yönelik egzersizler uygulanır. Yardımsız yürümenin ilk defa başarıldığı an hasta ve ailesi için önemli bir andır; bağımsız yaşama dönüşün göstergelerinden biridir.

Kas Sertliği ve Ağrı İyileşme Belirtisi midir?

Felçli hastanın kol ve bacaklarında gerçekleşen istemsiz kasılmalar, refleks hareketler ve ağrının iyileşme belirtisi olup olmadığı sıklıkla sorulmaktadır. İnme sonrası bir taraf kol ve bacakta ilk günlerde hiç hareket olmayabilir. Sonra genelde bir miktar hareketle beraber kaslarda normalden fazla sertlik (spastisite) oluşur. Spastisite felçli tarafa belli bir gerim kazandırması açısından yararlı olabilir; diğer taraftan yoğun spastisite oluşursa istemli hareketleri ve günlük yaşamı engelleyebilir. Bu nedenle kas sertliği – spastisite felçli hastalar için başlangıçta bir iyileşme göstergesi olabilir. Rehabilitasyonda spastisite dönemini aşmak, felçli kişide istemli kas kontrolünü yeniden sağlamak hedeflenir. Esas iyileşme belirtisi kişinin kontrollü bir şekilde gerçekleştirdiği hareketlerdir. Uyuşma, yanma, ağrı gibi rahatsız edici hisler ise genel olarak iyileşme belirtisi değildir. Ağrı varsa buna yol açabilecek omuz çıkığı, kas zedelenmesi, sinir sıkışması, damar içinde pıhtı oluşumu gibi nedenler araştırılır. İnme hastalarında santral ağrı denilen beyin kaynaklı tedavisi güç ağrılar oluşabilir.

Kırık, kemiğin çeşitli sebeplerden dolayı yapısal bütünlüğünün bozulmasıdır. Darbe sonrası veya kendiliğinden olabilir. Kırık çeşidi üçe ayrılır:-Kapalı kırık: Kemik bütünlüğü bozulmuştur. Ancak deri sağlamdır.-Açık kırık: Deri bütünlüğü bozulmuştur. Kemik uçları dışarı çıkabilir, beraberinde kanama ve enfeksiyon riski taşırlar.-Parçalı kırık: Kemik birden fazla yerden kırılmıştır.Kırık meydana geldiği zaman bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar;-Bölgenin hareket edilmesi ile artan yoğun ağrı,-Şekil bozukluğu,-Bölgede ödem ve kanama sonucu morarma,-İşlev kaybı,-Hareketlerde kısıtlama,-Şişlik.Alçı Çıktıktan Sonra DikkatUzun süren alçı uygulamalarında kemik ve kaslar uzun süre hareketsiz kaldığı için zamanla tembelleşir ve zayıflar. Alçı çıkarıldıktan sonra bazı şikayetlerin görülmesi normaldir. Hareketsizlik ve kullanmama kemiğin zayıflamasına yol açar. En kısa zamanda bir fizik tedavi merkezine giderek zayıflayan kas ve kemiklerinizi çalıştıran egzersizler yapmanızı ve gereken fizik tedaviyi almanızı tavsiye ederim. Çünkü;Kırıklarda fizik tedaviye erken başlamak çok önemlidir. Bu sayede kırık, iyileşme sürecinde tam fonksiyon için gereken eklem hareket açıklığı ve kas gücü büyük oranda sağlanabilir. Özellikle eklemi ilgilendiren kırık veya bağ ameliyatlarından 24 – 48 saat sonra devamlı pasif hareket cihazları ile harekete başlanmaktadır. Ağrı azalır azalmaz etkin ve sürekli fizyoterapiye devam edilir. Eklemi ilgilendirmeyen kırıklarda da kas gücünü devam ettirici, çevre eklem hareketlerini koruyucu fizyoterapiye hemen başlanabilir. Uzun süreli alçı uygulaması gerektiren hastalarda alçı içinde kalan kasların gücünü manuel kuvvetlendirme yaparak alçı sonrası normal aktiviteye dönüş süresini ciddi biçimde kısaltabiliriz. Zayıflayan kasların kuvvetlendirilmesi manuel olarak yapılabildiği gibi, kum torbası veya esnek olan dirençli lastiklerle yapılabilir. Kuvvetlendirmede uygulanan direnç ve ağırlıkların şiddeti tedrici olarak arttırılmalı ve hastada ek bir komplikasyon yaratılmamalıdır.Eklemde meydana gelen kısıtlılıklarda (limitasyon) ise başta germe olmak üzere Avrupa’da çok kullanılan ve son yıllarda ülkemizde de uygulanmaya başlanan manuel terapi yöntemleri vardır. Bu yöntemler eklemi mobilize etmeye ve limitasyonları açmaya yarar. Chiropractic (kayropraksi), Osteopati ve Cyriax ülkemizde en sık uygulanan yöntemlerdir. Çok tercih edilme sebepleri genelde ağrısız ve çabuk sonuca ulaştırabilmeleridir. Dolaşımı aktivite etmek için fizik tedavi uygulamaları kullanılır. 37 dereceyi aşmayan girdap banyoları, parafin, sıcak su torbaları bunlardan birkaç tanesidir.Ağrıyı azaltmaya yönelik de elektroterapi uygulamalarından TENS’i kullanabiliriz. Tedavi duruma göre 1-3 ay arası devam eder.Şartlar ne olursa olsun tedavi sürecine hastanın aktif katılımı çok önemlidir ve tedavi süresince kurallara ve ev programlarına uyulmalıdır. Gereken fizik tedaviyi görmediği ve egzersizleri yapmadığı takdirde eklem hareket kısıtlığı mutlaka olacaktır. Bununla birlikte eğer kolu alçılı vaziyette bu yazıyı okuyan okurlarımız varsa her alçı sonrası yukarıdaki tablonun yaşanmadığını, ihtiyaçların ve uygulamaların kişiden kişiye değiştiğini de hatırlatmak isterim.

Koronavirüse yakalanıp atlatanların eski sağlıklarına kavuşmaları hastalığı ne kadar ağır geçirdiklerine bağlı olarak değişiyor. Yoğun bakıma yatırılan Kovid-19 hastalarının eski güçlerini geri kazanmalarının bir yıl geçebileceği ifade ediliyor.

image BBC Türkçe 20 Nisan 2020 Pazartesi, 09:32

Kovid-19 sadece birkaç ay önce ortaya çıkmış bir hastalık. Ancak şimdiden hastalığa yakalananların eski sağlıklarına kavuşmalarının uzun zaman aldığını söyleyebiliyoruz.

Koronavirüse yakalanan bir kişinin iyileşme süresi, hastalığı ne kadar ağır geçirdikleriyle doğru orantılı. Pekçok kişi için Covid-19’un sıradan bir gripten farkı olmuyor.

Ancak hastalığı ağır geçirenlerde Kovid-19 kalıcı izler bırakabilir.

Yaş, cinsiyet ve sağlık durumu virüsü kapan kişinin hastalığa nasıl tepki vereceği konusunda belirleyici etkenler arasında.

Hastaların geçtiği tedavi sürecinin ne derece ağır olduğu da iyileşme süresini etkileyen bir diğer etken.

HAFİF ATLATANLAR

Covid-19’a yakalananların çoğu sadece kuru öksürük ve ateş belirtilerini yaşıyor. Ancak eklem ağrıları, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı da görülen semptomlar arasında.

Öksürük başta kuru oluyor. Ancak bazı hastalar, hastalığın ilerleyen evrelerinde balgam da atmaya başlayabiliyor. Bu balgamlarda virüsün öldürdüğü akciğer hücreleri bulunuyor.

Bu semptomlar istirahat ve bol sıvı tüketimiyle tedavi ediliyor. Tedavi sürecinde ağrı kesici olarak parasetamol tavsiye ediliyor.

Kovid-19’u hafif geçirenler kısa sürede eski sağlıklarına kavuşuyor.

Ateş bir haftadan kısa bir sürede düşse de öksürük şikâyetleri bir süre daha devam edebiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Çin’deki veriler üzerinden yaptığı bir araştırma, hafif Kovid-19 hastaları için iyileşme süresinin yaklaşık iki hafta olduğu belirtilmişti.

AĞIR HASTALAR

Kimileri için hastalık çok daha ciddi bir hâl alabiliyor. Enfeksiyonun yedi ile 10’uncu gününde hastanın durumu ağırlaşabiliyor.

Durumun ağırlaşması ani bir şekilde yaşanabiliyor. Nefes darlığı başlıyor ve akciğerlerde yanma hissi ortaya çıkıyor. Bunun nedeni virüsle savaşmaya çalışan bağışıklık sisteminin sağlıklı akciğer hücrelerini de hedef almaya başlaması oluyor.

Hastalığı bu şekilde geçirenlerin hastanede oksijen desteği alması gerekebiliyor.

Pratisyen hekim Sarah Jarvis, “Nefes darlığının iyileşmesi uzun zaman alabilir… Vücut, enflamasyonu tedavi etmeye çalışacaktır. Bu durumlarda eski sağlığa kavuşmak iki ila sekiz hafta sürebilir” diyor.

Jarvis hastalığı bu şekilde geçirenlerde uzun süre halsizlik gözlemlenebileceğini de ifade ediyor.

Yoğun bakıma yatırılanlar

WHO, virüse yakalanan her 20 kişiden birininyoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyacağını varsayıyor.

Yoğun bakımdaki hastalar ilaçlarla uyutuluyor ve solunum cihazlarına bağlanabiliyor.

Nedeni ne olursa olsun, yoğun bakım tedavisi gören bir hastanın nekahat dönemi ve tamamen iyileşmesi çok uzun zaman alabiliyor.

Yoğun bakımdan çıkarılan hastalar önce normal odalara alınıyorlar, ardından da nekahate evde devam ediyorlar.

Yoğun bakımda tedavi edilen Kovid-19 hastaları, yitirdikleri kas gücünü geri kazanmak için fizik tedavi terapileri alıyor.

Yoğun Bakım Tıp Fakültesi Dekanı Doktor Alison Pittard, yoğun bakımda yatımış bir kişinin eski sağlığına kavuşmasının 12 ile 18 ay sürebileceğini belirtiyor.

Uzun süre hastane yatağında yatmak, kas kaybına yol açabiliyor. Yoğun bakım yatış döneminde kaslarını yitiren ve güçsüz düşen hastaların, kuvvetlerini yeniden kazanmaları gerekiyor.

Bazı hastalar, yeniden yürüyebilmek için fizik tedaviye ihtiyaç duyuyor.

Yoğun bakımda alınan ilaçlar nedeniyle hastalar deliryuma girebiliyor, psikolojik sorunlar yaşayabiliyorlar.

Cardiff ve Vale Üniversitesi’nden fizyoterapist Paul Twose, “Bu hastalık özelinde bir sorun daha söz konusu. Viral yorgunluk kesinlikle çok önemli bir etken” diyor.

İtalya ve Çin’den bildirilen vakalarda tüm vücutta bitkinlik, en ufak harekette nefes darlığı, bir türlü geçmeyen öksürük nöbetleri ve düzensiz solunum rahatsızlıkları raporlanmıştı.

Hastalığı ağır geçirip atlatan bu kişilerde sürekli bir halsizlik de söz konusuydu.

Ancak genel sonuçlara ulaşmak da kolay değil.

Bazı Covid-19 hastaları yoğun bakımda görece kısa süre geçirirken bazı hastalar haftalarca solunum cihazına bağlı kalıyor.

KORONAVİRÜS KALICI İZLER BIRAKABİLİR Mİ?

Hastalığın çok yeni olmasından dolayı elde uzun vadeli etkileri incelemede kullanılacak herhangi bir veri yok.

Bağışıklık sistemi aşırı çalışıp akciğerlere hasar veren hastalarda, akut solunum sıkıntısı sendromuna (ARDS) rastlanabiliyor.

Fizyoterapist Twose, “Beş yıl sonra dahi fiziksel ya da psikolojik sorunlar yaşanabileceğini gösteren veriler elimizde mevcut” diyor.

Warwick Tıp Fakültesi’nden Doktor James Gill ise hastalığı atlatanların iyileşme sürecinde mutlaka psikolojik destek de almaları gerektiğini vurguluyor.:

“Nefes almakta güçlük çektiğinizde doktor size ‘Solunum cihazına bağlamamız lazım. Sizi uyutacağız. Ailenizle vedalaşmak ister misiniz?’ diye soruyor. Bunları yaşayan hastalarda tavma sonrası stres bozukluğuyla karşılaşmamız şaşırtıcı değil.”

Bazı durumlarda hastalığı hafif atlatanlarda dahi sürekli halsizlik gibi kalıcı izler oluşma ihtimali de gözardı edilmiyor.

Kaç kişi iyileşti?

Dünya genelinde kaç kişinin Kovid-19’a yakalanıp iyileştiğini söylemek pek mümkün değil.

Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre 19 Nisan itibarıyla virüse yakalanan 2,5 milyona yakın kişiden 600 bini iyileşti.

Ancak her ülke farklı yöntemlerle veri topluyor. Bazı ülkeler iyileşen hasta verilerini yayınlamıyor. Ayrıca hastalığı hafif atlatanlar kayıtlara dahi girmiyor.

Matematiksel modellemeler, Kovid-19’a yakalananların yüzde 99 ila 99,5’inin iyileşeceğine işaret ediyor.

VİRÜSE YENİDEN YAKALANMAK MÜMKÜN MÜ?

Virüse yakalanan bir kişinin geliştirdiği bağışıklığın süresi konusunda elde çok fazla bilgi yok.

Ancak genel kanı, virüse yakalanıp iyileşenlerin yeterli ölçüde bağışıklık geliştirmiş olması gerektiği yönünde.

Virüse ikinci kez yakalandığı bildirilen ender sayıdaki kişinin testleriyle ilgili sorunlar yaşanmış olabileceği ifade ediliyor.

Özellikle Kovid-19 aşısı üzerinde çalışanlar için bu soru hayati öneme sahip. Geliştirilecek olan aşının ne kadar dayanıklı olacağı konusu, virüse karşı bağışıklığın süresine bağlı.

En Çok Okunan Haberler

  • Çatıda biriken kar yığınları çığ gibi düştü
  • ‘Erdoğan yanıltıldı mı?’
  • Zamlı doktor maaşları ne kadar oldu?
  • Fetullah Gülen’in yeğenine tahliye
  • ‘Çaycı Hüseyin’e dolandırıcılık şoku
  • ‘Bar’ cinayeti: 8 kişi gözaltında
  • UEFA’dan Şampiyonlar Ligi şartı!
  • Mersin’de eğlence mekanında çıkan kavgada 1 kişi öldü
  • Gazi’nin kadınlarla gayrı resmi toplantısı
  • Polonya, Çekya ve Slovakya liderleri Kiev’e gidecek

Haberler – Sağlık

Akciğer hastalarının Covid-19 pandemi sürecinde hayli tedirgin olduklarına dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Görgülü, ”Hastalık tekrarı ya da kalıcı hasar endişesi oldukça yaygın.” diyerek tam iyileşme ve kalıcı hasar durumu hakkında bilgi verdi.

  • Yazıları büyüt
  • Yazıları küçült
  • Standart boyut

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Görgülü, Covid-19 pandemisi nedeniyle, akciğerlerinde rahatsızlığı olan pek çok vatandaşın tedirgin olduğunu hatırlatarak, ”Hastalığın bu denli korkutucu olmasının en büyük sebebi elbetteki, akciğeri diğer pek çok enfeksiyon hastalıklarına göre daha yoğun ve hızlı bir şekilde etkilemiş olması, tablonun solunum yetmezliği ve yoğun bakım sürecine ilerlemesinden kaynaklanmaktadır. Enfeksiyon tedavisi tamamlanmış olsa dahi, sonrasında akciğer için kalıcı hasar veya tekrarlayabilecek sorun olup olmayacağı hasta için büyük endişe sebebi olmaktadır.” dedi.

Zatürrenin büyük oranda, PCR (sürüntü testi) yerine, akciğer tomografisi ile tanı aldığına vurgu yapan Dr. Görgülü, “Akciğer tutulumu kısa sürede pek çok odağa yayılabilmektedir Covid zatürresi geç başvuru veya hiç tedavi alamama durumunda başka enfeksiyonların oluşumuna zemin hazırlamakta ve hastanın solunum yetmezliğine gidişi hızlanmaktadır.” diye konuştu.

TAMAMEN DÜZELME GÖRÜLMESİ SEVİNDİRİCİ

Neredeyse dört aydır takip edilen ve büyük çoğunluğunda akciğer tutulumu, Covid zatürresi olan hastaların tedavi sonrası takiplerinde pek çok önemli detay bulunduğunu ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Görgülü, ”Kısa süreli de olsa, uzun dönem yansımalarını henüz açıklama şansımız bulunmasa da, öncesinde akciğer hastalığı (KOAH, astım vs) olan kişiler dahil, akciğerde tamamen düzelme ve iyileşme olduğunu görmüş olmamız sevindirici ve umut vericidir.

Medikal ilaç tedavisinin virüs yükünü azaltma ve enfeksiyonu kontrol altına almaktaki etkisi yadsınamamakla birlikte, taburculuk ve ilaç tedavisi sonrası uygulanan birtakım ilaç dışı yöntemler, akciğerin kalıcı hasarının önlenmesinde ciddi yol kat etmemizi sağlamıştır.” diye konuştu.

EN BÜYÜK RİSK: İŞLEV BOZUKLUĞU YA DA KÜÇÜLME

Özellikle solunum sıkıntısı ve inatçı öksürükle gelen, oksijen seviyesinde düşme belirlenen hastaların radyolojik değerlendirmesinde yaygın olarak akciğer tutulumu tespit edildiğini belirten Dr. Görgülü, ”Hastanın takibi süresinde erken dönemde düzelme göstermiyor. Hasta kendini iyi hissettiği, nefes darlığı azaldığı halde, akciğer lezyonları izlenmeye devam etmekte, ortalama 40 gün içinde istediğimiz gerilemeyi görmekteyiz.

Burada en önemli mevzu ise, pek çok akciğer hastalıklarında da rastlayabildiğimiz, akciğerin o bölgesinde fonksiyon kaybı ve hacim azalmasına yol açan fibrozis tablosunun oluşmasını önlemeye yönelik uygulamalardır.” ifadelerini kullandı.

SPEKÜLATİF YORUMLARDAN UZAK DURUN

Dr. Görgülü, söz konusu takip süresince, başlangıç aşamasındaki en önemli adımın, hastanın korkularına ve sorularına açıklayıcı, tatmin edici cevaplar vererek güven ortamında iş birliği sağlanması olduğunun altını çizerek, ”Sosyal kaosa sebep olmuş bu durum nedeniyle; gerek basın, gerek sosyal medya, gerekse çevreden duyulan her türlü spekülatif yorum, hastanın hem tedaviye inancını azaltır.

Ayrıca; her duyduğu yöntemi denemesi gerektiğine dair zihin kargaşasına yol açar. Hastalığı geçirdiğini, artık atlattığını düşünürken, bu kez de asla akciğerlerinin eskisi gibi olamayacağına dair yaşanan korkuyla hiçbir ilerleme kaydetmiş sayılmayız.

Solunum sıkıntısı belirgin olan, nefes alırken yorulan, hastalık sürecini yoğun bakımda geçirmemiş dahi olsa artık nefes almaya korkan hastalarımıza, ev tedavisinde oksijen desteği uygulamak önemli fayda sağlamaktadır. Bunun dışında ve her zatürresi mevcut hastada mutlaka solunum fizyoterapisi uygulamaktayız.” önerilerinde bulundu.

Solunum fizyoterapisi hakkında detaylı bilgi veren Dr. Görgülü şu ifadeleri kullandı;

”Özellikle hastalık döneminde belirgin, sonrasında da efor kısıtlılığı sebebiyle kullanımı azalan solunum kasları ve diyaframın eski performansına yakın çalışması, akciğerin her bölgesinin solunuma katılması için yapılan, yardımcı aletlerden ve özel egzersizlerden yardım aldığımız, bizim için daha pek çok akciğer hastalığında önemli bir paramedikal-ilaç dışı tedavi yöntemidir.”

KALICI HASAR OLMAMASI İÇİN EGZERSİZ YAPIN

Dr. Görgülü, sağlıklı akciğerlere sahip olmak için pandemi sürecinde neler yapılması gerektiğine yönelik tavsiyelerde de bulundu;

”Sokağa çıkmanın kısıtlı olması, hastaneden çıktıktan sonra evde “hastayım, yatmam lazım” düşüncesinde hareketsiz kalınması, en ufak bir yürüme, açık havaya çıkılma durumda maske takma zorunluğunun olması, akciğer kullanımında istediğimiz seviyeye ulaşmamızı zorlaştırmaktadır.

Uygulama şansı olanların yüzme, gerekirse önce hafif tempoda koşu bandı veya eliptik bisikletle çalışması, diyaframı çalıştıran derin soluk alıp verme egzersizlerinin uygulanması, triflo gibi yardımcı cihazlarla çalışılması, hatta bazen sadece balon şişirme egzersizinin bile uygulanması takip edilen hastalarda akciğerde kalıcı hasar oluşumuna ciddi engel olduğunu göstermiştir.”

KONTROLÜ AKSATMAYIN

Hastaların özellikle bilmeleri gereken en önemli konulardan birinin, akciğer tomografi bulguları olduğunu da aktaran Görgülü, ”2-3 aydan erken tam düzelme görülmez” hatırlatmasında bulunarak, ”Bu durumda, hastaların normal mobil hayata geçmeye başladıkları başlangıç döneminde, efora bağlı nefes darlıklarının ve öksürüklerinin olabileceği, zamanla azalarak geçmesi ve akciğer sağlığının korunması için “bundan yoruluyorum” diyerek bırakmanın değil, üzerine gitmenin önemli olduğu ve mutlaka doktorunun önerdiği dönemlerde kontrol muayenelerini yaptırmaları büyük önem arz etmektedir.” ifadelerini kullandı.

DHA

İçindekiler gizle

  1. Kırık Kemiğin İyileşme Sürecindeki Belirtileri Nelerdir?
  2. Kırık Kemik Ne Kadar Sürede Kaynar?
  3. Kemik İyileşme Belirtileri:
  4. Kırık Kemiğin İyileşme Süresi:

Kırık Kemiğin İyileşme Sürecindeki Belirtileri Nelerdir? Kırık Kemik Ne Kadar Sürede Kaynar? Kemik İyileşme Belirtileri nelerdir?

Kırık Kemiğin İyileşme Sürecindeki Belirtileri Nelerdir?

Kırık Kemiğin İyileşme Sürecindeki Belirtileri, kırılan bir kemik doğru bir şekilde alçıya alındıktan sonra belli bir süre sonra iyileşmeye başlar.

Kırık Kemik Ne Kadar Sürede Kaynar?

Kırık Kemik Ne Kadar Sürede Kaynar, aslında bu sorunun cevabı kişinin yapısına bağlıdır.

Kırık Kemik, İnflamatuvar, Tamir ve Remodelizasyon olarak üç bölümde incelenir.

İnflamatuvar, döneminde kemiğin uç noktalarında hemotom oluşur. Priost yırtılmış ise dokular iyice sarılmaktadır. Kemiğin iyileşme dönemi çok önemlidir.

Tamir döneminde kırık uçların bir araya gelmesi sağlanır ve 48 saat içerisinde bu işlem tamamladıktan sonra son aşama olan Remodelizasyon dönemi başlar.

Remodelizasyon, döneminde kemik kendisini bağlayarak tamamlamaya ve iyileşmeye başlar.

image

Kemik İyileşme Belirtileri:

Kırık kemiğin iyileşme belirtileri:

  • Isınma
  • Bölgede kaşınma
  • Sıcaklık ve ara sıra ağrılar olur.

Kırık Kemiğin İyileşme Süresi:

Kırık Kemiğin İyileşme süresi, Kemiğina süresi yapılan tedaviye ve kişinin yaşına göre değişiklikler gösterebilir. Kemiğin bulunduğu bölgeye göre ve kırık tipine göre değişebilir. Protein eksikliği yaşayan kişilerde kemiğin iyileşmesi daha uzun sürmektedir.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации