Андрей Смирнов
Время чтения: ~36 мин.
Просмотров: 0

KOAH Hastalığının Bitkisel Tedavisinde En Etkili Tarifler Nelerdir?

Üveit göz dokularını yok edecek olan inflamatuar adı verilen bir hastalığa neden olan tedavi edilmediği zamanlarda ciddi görme kaybına neden olacak olan görmeyi azaltacak bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık gözlerde meydana gelen sorunlardan kaynaklanmaktadır.

Üveit Nedir?

Üveit

Gözlerimizin şekli ufak bir topu andıracak şekilde yuvarlak olmaktadır. İç tarafında jolemsi bir tabaka bulunmaktadır. Buna “vitreus” adı verilen jolemsi bir madde ile dolu olmaktadır. Vitreus kısmı bir boşluktan oluşur ve bu boşluğun etrafında da üç tane katman bulunmaktadır. Orta kısmında uvea adı verilmekte olan bir tabaka bulunmaktadır. Üveit ise orta tabaka da yer almakta olan inflamasyon nedeniyle bir iltihaplanma oluşur. İşte buna Üveit adı verilmektedir. Uvea kısmında damarlar bulunmaktadır. Bu damarlar göz kısmında var olan kanın akışını sağlamakta olan toplardamalar, atardamalar, kılcal damarlardan oluşmaktadır. Bu kısım gözün bütün kısımlarını beslemekte olan bölümdür. Ve bunun iltihaplanması sonucunda gözlerimiz oldukça zarar görmektedir. Bu kısım iltihaplandığı zaman:

  • Gözlerde aşırı bir ışığa karşı aşırı bir hassasiyetin oluşmasına neden olacaktır;
  • Görme yetimizde bulanıklığın oluşması;
  • Ciddi oranda bir ağrının oluşması söz konusu olacaktır;
  • Uçuşan cisimler meydana gelir;
  • Göz kızarıklığı yoğun olarak kendisini gösterecektir.

 Bu rahatsızlığın olmasında birçok neden sıralanmaktadır. Başlıca nedenleri arasında Behçet hastalığı, romatizmal ya da sindirim rahatsızlıkları, bazı bakteriler, virüsler ve mantarlar nedeniyle bu rahatsızlık oluşacaktır. 

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Üveit belirtileri olması durumunda bir göz doktoruna gitmek gerekmektedir. Görme hasarını önlemek için hızlı bir şekilde tedavinin uygulanması gerekmektedir. Hastanın gözlerine sıcak kompresler uygulaması sonucunda hafifletecektir. Gözler çok hassas olmasına neden olacağı için güneşe çıkacağınız zaman güneş gözlüğü kullanmanız tavsiye edilmektedir. Şişme ve ağrıların azalması için doktor tarafından göz damlaları veya oral yolla almanızı sağlayacak olan bir takım reçeteler sizlere verilebilir. Bu hastalığın iltihaplanma sonucunda meydana gelecek olduğu için antibiyotik ilaçlar ve antiviral ilaçlar ile iltihabın yok olmasını sağlayacaktır. Enflasmasyonun azalması için NSAİİ ilaçların kullanılması şart olacaktır. İlaçların yeterli olmadığı zamanlarda bağışıklık sistemini güçlendirmeye yarayacak ilaçları kullanacaklardır.

 Nasıl Beslenmek Gerekir?

 Her zaman için aklınızda bulunması gerekiyor ki bu hastalığı yaşamaktaysanız antioksidan bakımından zengin olan bazı vitaminler almanız gerekmektedir. Daha çok bu vitaminler A, C, E ve B vitaminlarinin olması gerekmektedir. Magnezyum ihtiyacınızın olacağı gibi kalsiyum ihtiyacınız da günlük olarak almanız gereken mineraller olmaktadır. Bu mineraller her zaman için sizlerin sağlığınızı son derece olumlu bir şekilde etkileme konusunda faydası olacaktır. Balık yağı son derece önemli olacaktır. İnsanların bağışıklık sistemini güçlendirme konusunda Omega 3 yağ asitlerini kullanmak her zaman için yeterli olacaktır. Somon balığı ya da uskumru balığı gibi soğuk su balıkları da gözleri güçlendirme konusunda son derece faydalı olacaktır. Lutein her zaman için göz sağlığınızı olumlu yönde etkileyecek olan bir antioksidan olması ile de bilinmektedir. 

Şifalı otlar, Bitkisel tedavi de üveit hastalığını önlemek amacı ile kullanılacak olan ve son derece faydalı olan bir besin takviyesi olacaktır. Antioksidan bakımından son deece zengin olan ve bağışıklık sisteminin de güçlenmesini sağlayacak olan zerdeçal her zaman için kullanılması gerekmekte olan bir ilaç olmaktadır. Üveitin kronik belirtilerini azaltma konusunda son derece faydalı olacaktır. Zerdeçal özellikle kanlı olan gözlerin kanlanmasını yok etmesi konusunda da son derece faydalı olmaktadır.

İlaç olarak doktor tarafından iltihabın kurumasında yardımcı olacak Homeopatik adlı ilaçlar son derece faydası olması ile bilinmektedir. Her zaman için çok ciddi bir rahatsızlık olması nedeniyle sizlerin de doktor tarafından değerlendirilmeniz ve doktorunuzun verecek olduğu ilaçları zamanında kullanmanız gerekmektedir. Her zaman için bu ilaçlar insan sağlığına son derece faydalı olması ile bilinmektedir. Bu nedenle de doktorunuz üveit hastalığınız ilerlemeden önce sizlere verecek olduğu ilaçlar sayesinde iltihabın kurumasına ve sizlerin gözlerinizde bir hasar olmamasını da sağlayacaktır.

Kaynaklar

Yorum ekle İçerik gizle 1 Gut Nedir? 2 Gut Sebepleri Nelerdir? 3 Gut Belirtileri Nelerdir? 3.1 Asemptomatik Hiperürisemi 3.2 Akut Gut 3.3 Aralıklı veya İnter Kritik Gut 3.4 Kronik Tofüslü Gut 4 Gut Teşhisi ve Tanı Testleri 5 Gut Hastalığı Tedavisi

Gut; ilk olarak MÖ 2640 yıllarında eski Mısırlılar tarafından saptanan bir hastalıktır. M.Ö. 5. yüzyılda, efsanevi Yunan doktoru Hipokrat, gut hastalığını rahatsızlık ve belirli yaşam tarzı alışkanlıkları arasındaki bağlantıları belirterek, “gevşetilmeyen hastalık” olarak adlandırdı.

Uzun geçmişine rağmen, gut hastalığı, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Artan sayıda insan son derece acı verici bir durumdan muzdarip olmaktadır. Gut ayrıca kardiyovasküler ve metabolik hastalık insidansında artış ile ilişkilendirilmiştir.

Artrit’in bu karmaşık formu, ani ve şiddetli ağrıların başlangıcı ile karakterizedir.

Neyse ki, gut tedavi edilebilir bir hastalıktır ve ağrılı semptom riskini azaltmak için alınabilecek önleyici tedbirler vardır.

Gut Hakkında Hızlı Bilgiler:

Gut hastalığı ile ilgili bazı önemli noktalar aşağıda kısaca listelenmiştir. Daha ayrıntılı ve destekleyici bilgi makalenin devamında yer almaktadır.

  • Gut, kan dolaşımında ürik asit fazlasının neden olduğu bir artrit
  • Gut semptomları eklemlerde ürik asit kristallerinin oluşumundan kaynaklanmaktadır.
  • Bu hastalık en sık ayak başparmak tabanındaki eklemi etkiler.
  • Gut atakları genellikle gece yarısı uyarı olmadan ortaya çıkar.
  • Klinik şiddette değişen dört aşamalı gut vardır.
  • Hiperürisemi bulunan herkeste gut oluşmaz. Bir kişide hiperürisemi varsa, gut atakları gerçekleşmez.
  • Gelişmiş gut vakaları, böbrek taşlarının oluşumuna neden olabilir.
  • Doktorlar genellikle gut testinde ortak sıvı testleri uygularlar.
  • Çoğu gut hastası belirli ilaçlarla tedavi edilir.

Gut Nedir?

Gut, iltihaplı artritin ortak bir formudur. Artrit, eklemleri ve kas-iskelet sistemini etkileyen bir hastalıktır. Erkeklerde iltihaplı artritin en sık görülen formudur ve menopozdan sonra kadınlarda erkeklere göre etkilenme oranına daha çok maruz kalırlar.

Hastalık ani ve şiddetli ağrılar, kızarıklıklar ve eklemlerde hassasiyet ile kendini belli eder ve çoğunlukla ayak başparmağının tabanında bulunur. Büyük ayak parmağını etkilediğinde, gut “podagra” olarak anılabilir.

Sıvı metabolik süreçlerin bir ürünü olan ürik asit vücuttaki dokularda ve sıvılarda iğne benzeri kristaller şeklinde çökeldiğinde ortaya çıkar. Toksik olarak bilinen ürik asit tortulları derilerin altında yumrular oluşturabilir. Ürik asit kristalleri böbreklerde de toplanabilir. Bazen de böbrek taşlarına neden olabilir.

En fazla etkisiz hale getiren gut, eklemlere ve böbreklere kalıcı hasar verebilir. Bununla birlikte, hastalığın bu ileri safhaya ulaşması için herhangi bir uygun tedavi yapılmaksızın, normalde 10 yıl kadar uzun bir zaman alır.

Gut Sebepleri Nelerdir?

Gut hastalığı neden olur?” Hastalık başlangıçta kandaki aşırı ürik asit (hiperürisemi) nedeniyle oluşur. Ürik asit, pürinlerin parçalanması yoluyla vücutta üretilir. Örneğin; et, kümes hayvanları ve deniz ürünleri gibi belirli gıdalarda yüksek miktarda bulunan belirli kimyasal bileşiklerdir.

Normalde ürik asit kanda eritilir ve böbrekler vasıtasıyla idrarla vücuttan atılır. Aşırı miktarda ürik asit üretilirse veya yeterli miktarda atılırsa, eklemlerde ve çevredeki dokuda iltihaplanma ve ağrı oluşturan iğne benzeri kristaller oluşabilir ve formüle edilebilir.

Hiperürisemi olasılığını ve dolayısıyla gutu artıracak bir takım faktörler vardır:

  • Yaş ve cinsiyet: Erkekler, kadınlardan daha fazla ürik asit üretirler. Menopozdan sonra kadınların ürik asit seviyeleri erkeklerinkilere yaklaşır.
  • Genetik: Ailede gut öyküsü, hastalığın gelişme ihtimalini artırır.
  • Yaşam tarzı seçimleri: Alkol tüketimi, ürik asitin vücuttan atılmasına müdahale eder. Yüksek pürin içeren beslenmenin vücuttaki ürik asit miktarını da arttırdığı bilinir.
  • Kurşuna maruz kalma: Kronik kurşun maruziyeti, bazı gut vakaları ile bağlantılı bulunmuştur.
  • İlaçlar: Bazı ilaçlar vücuttaki ürik asit düzeylerini artırabilir. Bunlara bazı diüretikler ve salisilat içeren ilaçlar dahildir.
  • Vücut ağırlığı: Kilolu olmak, metabolik bir atık ürün olarak ürik asidin daha fazla üretilmesi nedeniyle gut riskini arttırır. Yağ hücreleri, pro-inflamatuar sitokinler ürettiği için vücut yağının daha yüksek seviyeleri de sistemik inflamasyon düzeylerini arttırır.
  • Diğer sağlık sorunları: Renal yetmezlik ve diğer böbrek problemleri, vücutta artmış ürik asit seviyelerine yol açacak şekilde atık ürünlerin etkin bir şekilde alınma yeteneğini azaltabilir. Gut ile ilişkili diğer hastalıklar arasında yüksek tansiyon (hipertansiyon), diyabet ve hipotiroidizm yer alır.

Gut Belirtileri Nelerdir?

Gut semptomları ve bulguları çoğunlukla gecenin  bir yarısında ortaya çıkar. Başlıca semptomlar, rahatsızlık, inflamasyon ve kızarıklık olarak görülen yoğun eklem ağrısıdır. Gut, sık sık ayak başparmağının geniş eklemini etkiler. Ancak aynı zamanda ayak bilekleri, dizler, dirsekler, bilekleri ve parmakları da etkileyebilir.

Asemptomatik Hiperürisemi

Bir kişinin dışa dönük belirtileri olmaksızın hiperürisemi (yüksek ürik asit seviyeleri) olması mümkündür. Bu aşamada, ürat kristalleri dokuda birikmekle birlikte hafif bir hasara neden olsa da, semptomatik tedavi gerekli değildir. Asemptomatik hiperürisemi olan insanlara, ürik asit birikimine katkıda bulunan olası faktörleri gidermek için adım atmaları önerilebilir.

Akut Gut

Bu evre, biriken ürat kristalleri aniden akut inflamasyona ve yoğun ağrıya neden olduğunda ortaya çıkar. Bu ani ataklar normalde 3-10 gün içinde azalır. Ataklar, bazen stresli olaylar, alkol ve uyuşturucular ve soğuk hava ile tetiklenebilir.

Aralıklı veya İnter Kritik Gut

Bu evre, akut gut saldırıları arasındaki dönemdir. Sonraki alevlenmeler aylarca ya da yıllarca ortaya çıkmayabilir. Ancak, zamanla tedavi edilmezse daha uzun sürebilir ve daha sık ortaya çıkabilir. Bu süre zarfında, dokuda daha fazla ürat kristali çöker.

Kronik Tofüslü Gut

Bu son evre, eklemlerde ve böbreklerde kalıcı hasar olabileceği hastalığın en zayıflatıcı şeklidir. Hasta, kronik artritten muzdarip olabilir ve parmak eklemleri gibi vücudun daha serin bölgelerinde büyük ürat kristallerine sahip olabilir.

Gut hastalığı tedavi edilmezse, yaklaşık 10 yılda kronik tofüslü gut aşamasına ulaşılır. Düzgün tedavi gören bir hastanın bu evreye ilerlemesi pek olası değildir.

Gut Teşhisi ve Tanı Testleri

Gut hastalığı belirtileri ortaya çıktığında diğer hastalıklarla benzerlik göstermesi nedeniyle teşhis koymak zor olabilir. Hiperürisemi, gut gelişen insanların çoğunda görülürken, parlama sırasında görülmeyebilir. Bunun üzerine, hiperürisemi hastalarının çoğunluğunda gut gelişmez.

Doktorların uygulayabileceği bir tanı testi, etkilenen bölgeden bir iğne ile sıvının çıkarıldığı eklem sıvı testidir. Ardından sıvı, herhangi bir ürat kristali olup olmadığını görmek için incelenir.

Eklem enfeksiyonları da gutla benzer belirtilere neden olabileceğinden, doktor bakteri nedenini gidermek için eklem sıvısı testi yaparken bakteri analiz edilebilir.

Doktorlar kandaki ürik asit seviyelerini ölçmek için kan testi yapabilirler. Ancak belirtildiği gibi, yüksek ürik asit seviyesine sahip insanlar her zaman gut yaşamazlar. Aynı şekilde, bazı insanlarda kandaki ürik asit düzeyinde artış olmadan gut belirtileri oluşabilir.

Sonunda, doktorlar eklemler etrafında veya bir tophus içinde ürat kristalleri arayabilirler.

Gut ile kolayca karışan bir hastalık psödoogudur. Psödogut (yalancı gut) semptomları gut’un semptomlarına çok benzerdir. Aradaki fark, eklemlerin ürat kristallerinden ziyade kalsiyum fosfat kristallerinden rahatsız edilmesidir. Bu, psödoograftın gut tedavisine farklı yaklaşım gerektiği anlamına gelir.

Gut Hastalığı Tedavisi

Gut hastalığı nasıl tedavi edilir?” Gut vakalarının çoğunluğu ilaçla tedavi edilir. İlaç, gut ataklarının semptomlarını tedavi etmek, gelecek semptomları önlemek ve böbrek taşları ve tophi gelişimi gibi gut komplikasyonları riskini azaltmak için kullanılabilir.

Sık kullanılan ilaçlar arasında nonsteroid antienflamatuar ilaçlar (NSAID’ler), kolşisin veya kortikosteroidler bulunur. Bu, guttan etkilenen bölgelerdeki iltihaplanmayı ve ağrıyı azaltır ve genellikle oral yoldan alınır.

İdrar maddeleri aynı zamanda ürik asit (allopurinol gibi ksantin oksidaz inhibitörleri) üretimini azaltmak ya da böbreğin vücuttan ürik asidi çıkarma kabiliyetini arttırmak için de kullanılabilir.

Gut hastalığı ile nasıl başa çıkılır?” Gelecekte ataklara karşı önlem almak ya da ilk etapta gut oluşumunu önlemek için izlenebilen birçok yaşam tarzı ve beslenme rehberi bulunmaktadır. Bunlar şöyledir:

  1. Yüksek miktarda sıvı alımı (günde 2-4 litre)
  2. Alkolden kaçınmak
  3. Sağlıklı vücut ağırlığını korumak
  4. Dengeli beslenmek
  5. Balık, et ve kanatlı hayvan alımını sınırlamak

Gut hastalığına ne iyi gelir?” Guttan kurtulmak için sağlıklı bir vücut ağırlığı elde etmeye ve sürdürmeye çalışan herkes düşük karbonhidratlı diyetlerden kaçınmalıdır. Bunun nedeni, karbonhidratın yetersiz alınması, vücudun yağ depoları düzgün şekilde yakamadığı, keton olarak adlandırılan maddelerin kan dolaşımına bırakıldığı anlamına gelmesidir. Bu kandaki ürik asit seviyesini artırabilen bir durumla sonuçlanır.

Kandaki ürik asit seviyelerinin aşırı yükselmediğinden emin olmak için yüksek oranda pürin içeren gıdalardan kaçınmanız önemlidir. Dikkat çekilmesi gereken yüksek pürin içeren gıdaların listesi:

  • Hamsi
  • Kuşkonmaz
  • Sığır böbrekleri
  • Beyin
  • Kuru fasulye ve bezelye
  • Et suyu
  • Ringa balığı
  • Karaciğer
  • Uskumru
  • Mantarlar
  • Sardalya
  • Deniz tarağı
  • Uykuluk

Kuşkonmaz, baklagiller, bazı diğer bitki esaslı gıdalar ve mantarlar da pürin kaynaklarıdır. Ancak bilimsel araştırmalar, bunların gut ataklarını tetiklemediğini ve ürik asit seviyelerini etkilemediğini ileri sürmektedir.

Çeşitli epidemiyolojik çalışmalar, pürin açısından zengin sebzeler, tam tahıllar, fındık ve baklagiller ve daha az şekerli meyveler, kahve ve C vitamini takviyeleri gut riskini azaltırken; kırmızı et, fruktoz içeren içecekler ve alkol riski artırdığını göstermiştir.

Gut hastalığında ürik asit rolü açıkça tanımlanmış ve anlaşılmıştır.

BENZER KONULAR image Şişkinlik Belirtileri ve 7 Sebebi Nedir? Ne İyi Gelir? Şişkinlik çoğu zaman çok iyi olmayan beslenme seçimlerimizle ilişkili olsa da, bir dizi başka nedenin sonucu olarak da ortaya çıkabilir…. image Anjiyografi Nedir? İnsan vücudunda bir çok çeşitte ve kalınlıkta damar bulunmaktadır. Bu damarların içerisine yüksek yoğunluklu bir madde verilerek tomografilerinin çekilmesine anjiyografi… Sinüzit Boyun Ağrısı Yapar Mı? Ne Yapmalı? Eğer boyun bölgenizde ağrı veya sertleşme varsa, buna neyin sebep olduğunu öğrenerek doğru bir tedavi yöntemi uygulayabilir ve böylelikle bazı… Sinüs Enfeksiyonu Erken Belirtileri Nelerdir? Sinüs enfeksiyonu; sinüs boşluğu duvarları iltihaplanarak, boşluk içinde mukus biriktiğinde oluşur. Sinüs enfeksiyonlarının çoğu, mevsimsel alerjiler ve soğuk algınlığı sonucu… Anjiyo Balon Patlatma – Balon Anjiyoplasti Hakkında Kalp damarlarında görülen darlıktan ve tıkanmalardan dolayı genişletme işlemine anjiyo ile balon adı verilmektedir. Kalbe giden damarların kan akımının rahatlaması… Sinüzite Karşı Cırtatan Otu Yağı Kullanımı Sinüzit tedavisi için pek çok bitkisel uygulama bulunuyor. Bunlardan biri olan cırtatan otu yağı, acı kavun olarak da bilinmektedir. Ancak… 3 dakika Vişne suyu ürik asidi azaltmaya ve ağrıyı yatıştırmaya yardımcı olur, ananasın içindeki bromelain de enflamasyonu azaltır.

Son Güncelleme: 27 Kasım, 2018

Gut hastalığı artritin çok ağrılı bir çeşididir ve ürik asidin kanda birikmesinden dolayı meydana gelir. Bu ürün ise pürin adı verilen maddelerin parçalanmasından meydana gelir. Pürin de vücudun bütün dokularında ve kırmızı et, karaciğer, fasulye ve kurutulmuş bezelye gibi yiyeceklerin içinde bulunabilir. Sağlıklı bir insanda, ürik asit kanda böbrekler tarafından filtrelenerek çözülür ve vücuttan ürin olarak atılır. Fakat, böbrekler fonksiyonunu yerine getiremediğinde ve etkili bir şekilde ürik asidi dışarı atamadığında, bu madde kristalleşir ve eklemlerde birikerek gut hastalığını oluşturur.

Bu kronik hastalık eklemleri etkilemektedir ve bundan muzdarip olan kişilerin yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu sebepten ötürü, gut hastalığına sahip olan kişiler acıyı ve iltihabı azaltmak için sürekli bir tedavi arayışı içindedirler.

Gut hastalığı ile ilgili önemli noktalar

Genelde, gut hastalığından muzdarip olan kişilerin ilk semptomları hastalık ayak baş parmağını etkilemeye başladığında görülmeye başlar. Bu parmak narin, kırmızı, sıcak ve şişkin bir hale gelecektir.

Ayrıca, vücudun şu bölgelerinde de acı ve iltihap gün geçtikçe artacaktır ve yayılacaktır:

  • Ayak kemeri
  • Bilekler
  • Topuklar
  • Dizler
  • Bilekler
  • Parmaklar
  • Dirsekler

Bu hastalığın ilk aşamasında, gut hastalığının atakları gün geçtikçe artabilir ya da hasta tarafından hiç farkedilmeyebilir. Zaman geçtikçe, semptomlar daha gözle görülür bir hale gelecektir ve acılar daha uzun sürmeye başlayacaktır, bunları kontrol etmek için ise tedavi gerekmektedir.

Eğer aşağıdaki durumlar sizin için geçerliyse gut hastalığından muzdarip olmanız daha muhtemel bir durumdur:

  • Erkek iseniz.
  • Ailenizde gut hastalığına dair bir geçmiş var ise.
  • Obez veya fazla kiloluysanız.
  • Alkol tüketiminiz var ise.
  • Pürin bakımından yüksek yiyecekleri tüketiyorsanız.
  • Çevreden dolayı kurşun elementine maruz kalıyorsanız.
  • Eğer organ nakli yaptırdıysanız.
  • Diüretik, aspirin, siklosporin veya levodopa gibi ilaçlar kullanıyorsanız.
  • Niyasin alıyorsanız.

Gut hastalığını teşhis etmek zor olabilir çünkü semptomları diğer sağlık sorunlarına çok benzemektedir. Bu problemin varlığını kesinleştirmek için, doktorunuz ürik asit kristallerin varlığına karar vermek için iltihaplanmış eklemlerden bir sıvı örneği almalıdır.

Lütfen bunu da okuyun: Ürik Asit Oranlarını Azaltmanın 6 Yolu

Gut hastalığı için doğal reçeteler

Doktor, hastaya gut hastalığı teşhisi koyduğunda, verdiği tedavi ibuprofen gibi steroid yapısında olmayan anti enflamatuvar ilaçları (NSAIDs) ve prednizon ve kolkisin gibi kortikosteroidleri de içermektedir.

İlaçlar acıyı yatıştırabilir ve ileride oluşabilecek acıları, yanmaları önleyip hastanın yaşam kalitesini arttırabilir. Buna rağmen, bu ilaçlar her gün tüketilmek için önerilmemektedir. Çünkü uzun vadede sağlığınızda yan etkilere yol açabilirler.

Bu risklerden kaçınmak ve sağlığınıza etki etmeden bu hastalıkla savaşmak için bazı doğal tedaviler de bulunmaktadır.

Yazımızın bu kısmında özellikle gut hastalığını tedavi etmek için anti-enflamatuvar ve acı rahatlatıcı özellikleri bir arada taşıyan doğal bir tedaviyi sizinle paylaşacağız.

Sonuçları da ilaç kullanmaya çok benzer. Fakat vücudunuzun diğer kısımlarında ilaçlardan ötürü oluşabilecek yan etkileri düşünüp endişelenmek zorunda kalmayacaksınız.

Malzemeler

  • 1 bardak vişne suyu
  • 1 adet ananas
  • 1-2 yemek kaşığı kimyon
  • 2.5 cm zencefil kökü ya da 1 ½ çay kaşığı toz zencefil
  • Bal

Bu yazımıza da bir göz atın: Eklem Ağrısı için 5 Doğal İltihap Sökücü

Nasıl Yapılır?

  • Ananasın sapını ayırıp soyun. İdeal olarak, içinin posasını kullanmalısınız fakat ayrıca bromelain içeren sapın da faydalarından yararlanabilirsiniz.
  • Ananası büyük parçalara bölün ve blenderden geçirip püre haline getirin.
  • Vişne suyunu, kimyonu ve zencefili ekleyin.
  • Karışımı bir bardağa koyun ve üzerini kapatın.
  • Bunu buzdolabına koyun ve 10 gün boyunca beklemeye bırakın.
  • Önerilen süre geçtiğinde, karışıma zencefilin ve kimyonun tadını güzelleştirmek için küçük bir miktar bal ekleyebilirsiniz (isteğe göre).
  • Bu harika içecek üzeri düzgünce kapalı olduğu sürece 1 ay boyunca buzdolabında kalabilir.
  • Gut hastalığını tedavi için en iyi sonuçları almak istiyorsanız her gün içmelisiniz.

Mucizevi besin değerleri ve içeriği sayesinde bu içecek çeşitli türlerdeki artrit ve kaslar ve eklemlerle ilgili ağrılara da çok iyi gelmektedir. Bu içeceği her gün tüketmek vücudunuza çok sağlıklı bir besin kaynağı olacaktır.

İlginizi çekebilir …

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet hastalığı genel olarak kanda glukoz (şeker) seviyesinin normalin üzerine çıkması durumudur. Buna bağlı olarak idrarda şekere rastlanır.

Şeker Hastalığının Belirtileri

-Sık idrara çıkma

-Ağızda kuruluk, tatlılık hissi ve buna bağlı olarak aşırı su içme isteği

-Normalden fazla yemek yeme ve doymama hissi

-Halsizlik ve yorgunluk hissi

-Hızlı ve istemsiz kilo kaybı

-Bulanık görme

-Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma şeklinde rahatsızlık hissi

-Yaraların normalden daha geç iyileşmesi

-Ciltte kuruluk ve kaşıntı

-Ağızda aseton benzeri koku oluşumu

Gizli Şeker

Gizli şeker tıpta “bozulmuş glukoz toleransı” adı ile bilinir. Şeker hastalığı değildir. Şeker yükleme testi ile tespit edilir. Kan şekeri açlıkta 100 mg/dL’yi geçmemiştir. Ancak şeker yüklemesini takiben 2. saatte ölçülen kan şekeri 140-199 mg/dL arasındadır. Bu hastaların ileride şeker hastası olma ihtimali yüksektir.

Tip I Diyabet

Genellikle 30 yaşından önce başlar. Hastalar, normal kiloda veya zayıftır. Tip I diyabette mutlaka insülin kullanılmalıdır. Çünkü Tip I diyabetlilerde vücutta insülin üretilmemektedir.

Tip II Diyabet

Genellikle 40 yaşından sonra başlar. Diyabet hastalarının büyük çoğunluğu Tip II diyabettir. Tip II diyabete yakalanma konusunda herkes risk altındadır.

-Ailesinde diyabetli olanlar,

-Şişman kişiler,

-4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlar,

-Stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir.

-Ayrıca pankreasın kronik iltihabı, pankreas tümörleri ve ameliyatları ile hipertiroidi, akromegali gibi bazı hormon hastalıkları Tip 2 diyabete yol açabilir.

1- Hücre Zarı Kalınlaşmasının Sebep Olduğu Tip II Diyebetin Tedavisi

Tip II diyabette insülin salgısı normal bile olsa kişi yine de şeker hastası olabilir. Normalde kandaki şeker, hücre zarından geçerek hücreye girer ve yakılarak enerji elde edilir. 

Eğer Hücre zarında kalınlaşma meydana gelmişse kandaki şekerin hücreye geçişi zorlaşır ve kandaki şeker miktarı artar. Bu da Tip II diyabetin belki de toplumdaki en yaygın biçimidir.

Halbuki bu durumdaki kişiler normalde diyabet hastası değildirler. Hücre zarı kalınlaşması tedavi edildiğinde diyabet rahatsızlıkları da tedavi edilebilir.

-Kaynamış 1 bardak suyun içine 1 ya da 2 çay kaşığı sarı kantaron otu konulur ve çay demler gibi 10 dakika demlenir.  2 hafta içip 1 hafta ara vererek 6 ay boyunca sabah-akşam aç karnına birer bardak içilirse bu hastalıktan tamamen kurtulmak mümkün olabilir. Tedavi süresince diyabet hapları kullanılmaz. 

Şeker hastaları ekmekten, unlu gıdalardan ve tatlılardan mutlaka uzak durmalıdırlar.

Uyarılar:

-Hamileler bu kürü uygulamamalıdır!

-Kalp damar hastaları sarı kantarondan uzak durmalıdırlar.

-Eğer yüksek tansiyonunuz varsa sarı kantaronu kullanmayın.

-Sarı kantaron birçok ilaçla etkileşime girdiği için etkisi azalmakta ya da tedavi edici özelliği kalmamaktadır. Bu nedenle tedavi sürecinde hiçbir reçeteli ya da bitkisel ilaç kullanmayın.

-Eğer antibiyotik veya antidepresan ilaçlarından birini kullanıyorsanız, sarı kantaron yağını bu ilaçları bıraktıktan 2 gün sonra kullanmaya başlayın. Aksi durumda ciddi sıkıntılara neden olur.

-Kortizon içeren ilaçlar kullanıyorsanız sarı kantaronu bu ilaçları bıraktıktan 1 ay sonra kullanmaya başlayın.

2- Stres Kaynaklı Şeker Yükselmesinin Tedavisi

Tip II diyabet hastalarında strese bağlı olarak açlık ve tokluk şekerlerinde anormal yükselişler olabilir. Bu durumda olan diyabet hastaları yukarıdaki kürü uygularlarsa şekerleri stres öncesi seviyelere geri dönebilir.

Ben 1 yıl kadar strese maruz kalmıştım. Açlık şekerim 120’lerden 200’e, tokluk şekerim de 200-230’lardan 400-500 seviyesine yükselmişti. Yukarıdaki tedaviyi uygulayarak bir ay kadar sonra açlık şekerimi 130’lara, tokluk şekerimi de 190-230’lara düşürdüm.

-Kaynamış 1 bardak suyun içine 1 ya da 2 çay kaşığı sarı kantaron otu konulur ve çay demler gibi 10 dakika demlenir. 1 ay boyunca sabah-akşam aç karnına birer bardak içilir.

Yüksek Kan Şekeri İçin Doğal Tedaviler

1- Defne Yaprağı Çayı

3 su bardağı suyu kaynattıktan sonra ocağın altını kapatın. Kaynamış suyun içine 10 tane defne yaprağı koyun ve 2 saat demleyin.

Yemeklerden yarım saat önce yarım bardak için. 2 hafta bu şekilde devam ettikten sonra 2 hafta ara verin. Daha sonra 2 hafta yine bu şekilde devam edin.

Defne Yaprağı çayı aynı zamanda kolestrolünüzü, kötü kolestrolünüzü (LDL) ve trigliseridinizi de %20-40 arasında düşürecektir. İyi kolestrolünüzü (HDL) de bir miktar yükseltecektir.

2- Palamut Çayı

Kaynamakta olan yarım litre klorsuz suya 6-7 adet meşe palamudu koyulur. Suya koymadan önce meşe palamutlarını ezin ya da bıçakla ikiye kesin. Ağzı kapalı olarak 10 dakika kısık ateşte kaynatın ve günde bir defa aç karnına için. Palamut çayına 1 ay devam ettikten sonra 2 hafta ara verin.

Bu çayı her gün taze hazırlayın. İçine limon, şeker veya bal ilave edilmemelidir.

3- Biberiye Çayı

1 su bardağı suyu kaynattıktan sonra ocağın altını kapatın. Kaynamış suyun içine 1 tutam biberiye koyun ve 10 dakika demleyin. Günde sadece 1 kere için. 1 hafta içtikten sonra 1 hafta ara verin.

4- Zeytin Yaprağı ve Limon Çayı

1 su bardağı suyu kaynattıktan sonra içine 2-3 dilim limon koyun. 5 dakika kaynattıktan sonra ocağın altını kapatın. Kaynamış suyun içine 8-10 tane zeytin yaprağı ekleyin ve 10 dakika demleyin. Kahvaltılardan 1 saat önce için. Yüksek kan şekerini düşürmede etkili olduğu söylenir. 1 ay devam edin.

Epilepsi Hastalığı Nedir? Öncelikle epilepsi, hastanın tekrar tekrar nöbetler geçir geçirmesine neden olan bir beyin rahatsızlığıdır.

Halk arasında sara olarak bilinir. Hastanın maruz kaldığı nöbetler, beyindeki nöron kümelerinin veya sinir hücrelerinin yanlış sinyaller göndermesiyle gerçekleşir.

Böyle bir durumda epilepsi hastası değişik duygulara ve hislere sahip olabilir ve değişik davranışlar sergileyebilir. Şiddetli kas spazmları veya bilinç kayıpları olabilir.

Bu hastalığın beyin hasarı ve anormal beyin gelişimi gibi pek çok nedeni bulunmakta.

Fakat çoğu durumda nedeni tam olarak tespit edilememektedir.

Hastaya epilepsi hastalığı teşhisi konulabilmesi için beyin taraması ve bir takım değişik testler uygulanır.

Teşhis konduğu taktirde vakit kaybetmeden tedavi sürecini başlatmak gerekir.

Epilepsi hastalığının tam olarak bir tedavisi de yoktur.

Fakat ilaçlarla nöbetlerin kontrolü sağlanabilmektedir.

Eğer ilaç tedavisi hastada karşılık bulmazsa ameliyat ya davagal sinir stimülatörleri tarzı cihazlardan yardım alınabilmektedir.

Ayrıca bazı özel diyet uygulamaları epilepsi hastalığı olan çocuklarda olumlu sonuçlar verebilmektedir.

Epilepsi (Sara) Hastalığı Belirtileri

Epilepsi hastalığı başlangıç aşamasında oldukça zor tespit edilir.

Kişinin epilepsi nöbet geçirip geçirmediği sadece kişiyi dikkatlice gözlemleme sayesinde fark edilebilir.

Aksi halde fark edilemeyebilir.

Kişinin epilepsi olduğu nasıl anlaşılır? Belirtileri nelerdir?

Aslında epilepsinin beynin hangi bölgesinde olduğuna göre belirtileri değişebiliyor. Belirtiler bir anda ortaya çıkıyor ve şunları içerebiliyor:

  • Giysilerini, etrafındaki eşyaları toplama benzeri davranışlar sergileme,
  • Kısa süreli bir göz kararması ve daha sonrasında bilinç karışıklığı oluşması,
  • Kişinin ağzının köpürmesi,
  • Bir anda çırpınmaya başlaması,
  • Göz hareketlerinde değişiklikler,
  • Mesane veya bağırsak kontrolünün kaybedilmesi,
  • Vücudun tamamını kapsayan bir titreme hali,
  • Açıklanamayan bir korku hali,
  • Sebepsiz yere ani bir öfkelenme,
  • Panik, sevinç ya da kahkaha gibi değişik ruh hallerinin oluşması,
  • Bir anda düşme,
  • İstemsizce diş sıkma,
  • Acı ya da metalik bir tat aldığını hissetme,
  • Göz seğirmesi ve kolların sarkıtılması gibi kontrol edilemeyen kas hareketleri.

Yukarıda belirttiğimiz belirtiler birkaç saniye içinde olup bitebileceği gibi 15 dakika kadar da devam edebilir. Az da olsa daha uzun sürdüğü de olur.

Hastalar nöbet geçirmeden önce bazı belirtiler verebilir ki bunlar uyarı niteliğindedir.

Endişe veya korku, mide bulantısı, vertigo, lekeler, parlak ışıklar ya da gözlerin önünde yanıp sönen dalgalı çizgiler tarzı görsel belirtiler nöbet öncesi uyarılar olarak kabul edilir.

Epilepsi (Sara) Hastalığının Nedenleri

Epilepsi hastalığı neden meydana gelir? Epilepsi hastalığı nöbetleri sağlıklı insanlarda da çeşitli koşullar altında gözlemlenebilir.

Fakat saraların nedeni biliniyorsa bu durum sekonder ya da semptomatik epilepsi olarak isimlendirilir. Bu bakımdan idiyopatik (birincil) epilepsi; hastalığın herhangi bir nedene dayanmaması durumudur.

Böyle bir durumda hastalığın kalıtsal olduğu ve aileden geldiğini düşündürür.

Şu ana kadar pek çok araştırma yapılmış, fakat herhangi bir gen hücresiyle epilepsi arasında kuvvetli bir bağ kurulamamıştır.

Semptomatik epilepsi veya sekonder epilepsinin en yaygın nedenleri şunlardır:

  • Beyin tümörleri,
  • Beyini besleyen kan damarlarıyla alakalı sorunlar, beyin damarı hastalıkları.
  • Ciddi şiddetli kafa yaralanmaları,
  • Menenjit gibi beyine zarar verebilecek enfeksiyonlar,
  • Uyuşturucu kullanımı ve alkol kullanımı,
  • Doğum sırasından bebeğin oksijensiz kalması, doğum sırasında göbek kordonunun sıkışması ya da bükülmesi,
  • Beynin bütün bölgelerinin tam manasıyla gelişememesi…

Bahsettiğimiz sorunların bazıları çocukluk çağında epilepsi rahatsızlığı oluşturabilir. Ancak sekonder epilepsi özellikle 60 yaşın üstündeki kişilerde daha yaygın görülmektedir.

Doktorlar epilepsi nöbetlerine nelerin sebep olduğunu çeşitli testler ve beyin taraması ile tespit etmeye çalışacaklardır. Bunun sonucunda da bir tedavi programı hazırlayacaklardır.

Epilepsi (Sara) Hastalığının Tedavisi

Epilepsi hastalığı tedavi edilir ve nasıl geçer? Epilepsi hastalarının çoğu bu süreci tek başlarına kontrol edebilmektedirler.

Tedavi planı genel sağlık durumuna, nöbet belirtilerinin ciddiyetine, hastanın terapilere nasıl cevap verdiğine göre değişebilmektedir.

Epilepsi hastalığına karşı uygulanan bazı tedavi yöntemleri şunlardır:

  • Antikonvülsan, antiepilektik, antiseptik ilaçlar: bu ilaçlar bazı hastalarda sara nöbetlerini ortadan kaldırabildiği gibi bazı hastalarda ise nöbet sayısını azaltabiliyor. İlaçların etkili olup olmadığını belirleyebilmek için reçetesine uygun ve tam vaktinde alınması gerekir.
  • Vagal sinir stimülatörü: bu, bir cihazdır ve ameliyat ile göğüs üzerinden derinin altına yerleştirilir. Bu sayede boyundan geçen sinir elektrikle uyarılır. Bu da nöbetin önlenmesine yardımcı olabilir.
  • Ketojenik diyet: eğer hastalar ilaç tedavisine cevap vermezse çoğu zaman ketojenik diyet uygulanır. Bu, yüksek yağlı, düşük karbonhidratlı bir diyet türüdür.
  • Epilepsi ameliyatı: ameliyat ile beyindeki nöbet geçirilmesine sebep olan alana müdahale edilir.

Eğer çocuğunuz ya da siz ilk defa epilepsi nöbeti geçirdi iseniz olayın olası nedenlerini bulmak için çocuk doktoruna ya da aile hekimine müracaat edilmelidir. Doktorlarınız nöbetlerinizi kontrol altında tutarak tedaviyi deneyleyebilir ya da nörologlara sevkinizi yapabilir.

Epilepsi (Sara) Hastalığına İyi Gelen Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Epilepsi hastaları çeşitli bitkisel çözümlerden yararlanarak nöbetlerinin sayısını veya etkisini azaltabilirler.

  • Misket limon: c vitamini zehirli maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur ve vücudun bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine fayda sağlar. Saf limon suyu kan dolaşımını hızlandırır ve bütün bunların sonucu olarak epilepsi hastalığının iyileşmesine yardımcı olur.
  • Kavun: çeşitli kavun türleri epilepsi rahatsızlığının en etkili tedavi yöntemlerinden birisi kabul edilir. Kavun, sinir sistemini etkilediği ve radikalleri vücuttan uzak tuttuğu için en iyi tedavi yöntemlerinden birisidir.
  • Hardal tohumu: gerek düzenli olarak yemeklerde hardal tohumu kullanmak gerekse hardalın tohumlarından elde edilen yağı düzenli olarak kullanmak epilepsi hastalarına yardımcı olmaktadır.
  • Çarkıfelek: çarkıfelek çiçeği krysin olarak adlandırılan bir kimyasal madde içeriyor. Bu madde, beyinde bulunan gama aminobütirik asit miktarını arttırıyor. Bütün bu özellikleri sayesinde hem nöbetlerin azaltılmasına yardımcı oluyor hem de anksiyete riskini azaltıyor.
  • Sarımsak: antioksidan, antiinflamatuar ve antispazmodik özellikleri olan sarımsak, vücutta bulunan zararlı serbest radikallerin yok edilerek sinir sisteminin düzgün çalışmasına yardım sağlar. Bu sayede de epilepsi nöbetlerini önlemeye etki eder.
  • Papatya çayı: papatya çayı, antioksidan ve temizleyici özelliğine sahiptir. Doğal bir yatıştırıcı olarak sinirleri yatıştırmaya yardımcı olur ve epilepsi hastalığının belirtilerini zayıflatabilir.
  • Fesleğen: fesleğenin insanı kendinden alan hoş kokusu yatıştırıcı, detoks ve sakinleştirici etkisi yaratıyor. Bu yüzden pek çok hastalığın tedavisinde kullanıldığı gibi epilepsi hastaları için de oldukça etkili oluyor.
  • Bektaşi üzümü: antioksidan, mineral ve C vitamini bakımından oldukça güçlü olan Bektaşi üzümü ile birlikte Bektaşi üzümü suyu epilepsi rahatsızlıklarının belirtilerinin hafifletilmesinde, epilepsi nöbetlerinin önlenmesinde faydalı olabilmektedir.

Epilepsi Tedavisi İçin Evde Yapılabilecekler

Epsom tuzu: araştırmalar göre epsom tuzu epilepsi hastalarının nöbetlerini azaltabimektedir. Epsom tuzu içeriğinde bulunan magnezyum sülfat beynin fizyokimyasal yapısını değiştirebilemte, bu sayede de nöbetleri azaltabilmektedir.

Hindistan cevizi yağı: Hindistan cevizi yağında orta zincirli trigliseritler bulunur ve bunlar beyin hücrelerinde terapötik etki yaparlar. Ayrıca beyin hücreleri için enerji temin ederek epilepsi belirtilerini hafifletirler. Bu yüzden de epilepsi rahatsızlığının tedavisinde oldukça fazla kullanılırlar.

Susam yağı: susam yağını masaj olarak uygulamak epilepsi için oldukça iyi gelmektedir. Avuç içlerine bir miktar susam yağı alınıp şakaklara, ayaklara masaj yapıldığı taktirde vücut rahatlayacaktır.

Süt: kalsiyum beyin sağlığı için en etkili besinlerden birisidir. Günlük süt tüketilmesi, beynin düzenli olarak mineralle beslenmesini sağlar. Bir taraftan da vücudun sulu tutulması gerçekleştirilir.

Çeşitli yağlar: lavanta, papatya, ylang ylang yağlarının günlük kullanımı yatıştırıcı etki ederek kaygı ve stres düzeyini azaltır.

Bütün bunlarla birlikte epilepsi nöbetlerinden korunmanın en etkili yolu nöbetleri tetikleyen unsurlardan uzak durmaktır.

Özellikle geceleri olmak üzere düzenli ve yeterli uyumak, gevşeme tekniklerini öğrenerek stresten uzak durmaya çalışmak, alkol ve uyuşturucudan sakınmak, ilaçları tam zamanında, eksiksiz almak, uyarıcı ışıklı alanlardan uzak durmak, televizyon, bilgisayar başında az vakit geçirmek, sağlıklı beslenmek epilepsi nöbetlerinin etkisini azaltacaktır.

image

Dr. Yulia Yusipova bitkisel tedavi uzmanı olarak bitkilerin faydaları üzerinde araştırmalar yapmaktır. Saglikfit.com için ele aldığı makaleler bu araştırmaların gölgesinde hazırlanmaktadır.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации