Андрей Смирнов
Время чтения: ~27 мин.
Просмотров: 0

Kireçlenme (Osteoartrit) Nedir? Kireçlenme Teşhisi ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kireçlenme Neden Olur

Eklem hastalığı olarak bilinen ve çok yaygın bir hale gelen kireçlenme hastalığı kronik bir durum içerisindedir. Her yaştan insanın karşısına çıkabilecek bir durum olduğu gibi genel anlamda yaşı ilerlemiş kişilerde daha sık yaşanan bir olaydır. Kireçlenme kemik uçlarını örten kıkırdağın bozulmasını sonucu yaşanan bir durumdur. Bu bölge kemiklerin birbiri ile etkileşim haline girdiği ve hareketi sağlayan alandır. Kıkırdakların eski işlevini kaybetmesi sonucu kemiklerde hareket zorluğu yaşanabilmektedir. Kemikler korunmasız bir şekilde kalarak birbirine sürtünmeye başlarlar. Kıkırdakta gerçekleşen bu sorunun ardından hareket alanları kısıtlanır ve eklem yerleri eskisi kadar rahat kullanılamaz. Merdivenleri ve ya yürüme anında bir takım problemler oluşturur. Kireçlenme nedenleri içerisinde kıkırdağın eski işlevini gösterememesi ve yıpranması çok ciddi problemlere yol açabilmektedir. Sürtünme sonrasında zayıflayan kemikler kolay bir şekilde kırılabilir ve kemik sıvısı içerisinde hareket edebilir. Bu hareket karşısında tahriş ve ağrı meydana gelebilir. Kemik uçlarının zarar görmesi, çatlaması hatta kırılması ile çevre dokularda bunlardan etkilenebilir. Ağrılı bir yaşam süreci geçirilmesi mümkündür. Kireçlenme nedenleri ile iltihap oluşumu gerçekleşir ve eklem zarı zarar görebilir.

Kireçlenme Belirtileri Nelerdir

Kireçlenme insan yaşamını olumsuz etkileyen ve ağrılı bir dönem geçirmenizi sağlayan durumdur. Kireçlenme belirtileri belirlenirken ilk önce hangi eklemin zarar gördüğü ve durumun ciddiyeti önem kazanır. Genel anlamda kendini gösteren belirtiler sabah uyanma anı ve dinlenme sonrasında tutulma gerçekleşmesidir. Bu işlevin ardından ağrı kendini gösterebilmektedir. Kireçlenmeden etkilenen eklemlerin başında bel, diz, ayak ve kalça bulunmaktadır. Belirtilen eklemlerde kireçlenme problemi yaşanması ile merdiven çıkmada, herhangi bir şeyi yerinden kaldırmada, yürüme esnasında zorlanmalar meydana gelebilmektedir. Bir diğer yaygın kireçlenme eklemleri boyun ve parmaklardır. Elde ve ya parmaklarda çeşitli problemler yaşanması ile birlikte nesneleri yerinden kaldırırken ve ya bir cismi kavrarken sorunlar yaşanabilmektedir. Kalem tutmakta dahi işler zorlaşabilmektedir.

Kireçlenme Nedenleri Nelerdir

Kronik bir rahatsızlık olan kireçlenmenin birden çok sebebi bulunmaktadır. Kalıtım ve yaşam tarzından ziyade birkaç sebebin bir araya gelmesi ile kireçlenme oluşabilmektedir. Kireçlenmenin kalıtım ile ilişkilendirilmesi önemlidir. Vücudumuzun kıkırdağı oluşturan protein üretimini tam olarak yerine getirmeyen yapıların çalışmaması ve ya zarar görmesi ile eklem bozuklukları yaşanabilmektedir. İnsanlar içerisinde pek görülme ihtimali olmasa bile yaşandığı zaman aralığında 20’li yaşların içinde baş gösterebilmektedir. Yaşanan bireylerde protein üretimi gerçekleşmediği için kemikler sürtünmeye başlar ve yıpranmalar meydana gelir.

Diğer bir genetik bozuklukta kemiklerin bir araya gelememesi yani eklemlerin sürekli olarak birleşememesi ile kıkırdaklarda çok daha çabuk bir süre içerisinde yıpranırlar ve sorun yaratmaya başlarlar. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta ise kireçlenmenin oluşma ihtimali bulunan genler taşınmasına rağmen kireçlenme olunacağı anlamına gelmemektedir. Kireçlenmenin oluşması adına yaşam biçiminizin de büyük bir önemi bulunmaktadır. Beslenme bozukluğu, uyku düzeninin yanlışlığı, sigara alkol kullanımı, spor gibi alışkanlıklar kireçlenmenin nedenleri arasındadır.

Kilo alımı sonucu da kireçlenme yaşabilmektedir. Vücudumuzun yükünü taşıyan kalça ve dizimiz fazla ağırlık gelince zorlanmaya başlar. Eklem yerlerine normalde daha fazla yük binmesi sonucu kireçlenme oluşumu hız kazanmaktadır. Alınan her bir kilo eklem yerlerine bunun birkaç katı olarak baskı olarak geri dönmektedir. Bunun sebebi de yer çekiminin var olmasından ötürü ağırlık aşağıya farklı basmaktadır. Fazla kiloları olan insanlar uzun yıllar boyunca bu şekilde yaşayarak eklem yerlerine zarar vermektedir. Obezite hastalığına yakalanan kişiler kireçlenme hastalığına daha kolay yakalanabileceği gibi genetik faktörlerinde bir araya gelmesi sonucu hastalık daha kötü bir şekilde seyir edebilmektedir.

Yaralanma ve aşınma problemleri yaşayan kişiler de kireçlenme ile karşı karşıya kalabilmektedir. Sürekli olarak eklem yerlerinden ameliyat olan bireyler, spor ve ya mesleklerinden ötürü dizlerini kırarak hareket eden ve ameliyat olan kişilerde meydana gelmektedir. Spor olarak sert ve ya eklem yerlerini sık bir şekilde kullanan kişiler tendonlarını ve bağlarını sakatlayabilmektedir. Bu durumda kıkırdakların aşınmasına sebep olabilmektedir. Omuzlarına normalde daha fazla yük binen kişiler artan, baskılar ve tekrarlanmaları sonucunda yaralanmalar yaşayabilmektedir. Diğer türlü de kireçlenmeye yol açabilmektedir.

Bir diğer kireçlenme nedeni ise yanlış egzersiz yapımıdır. Spor ile uğrana kişiler ters bir hareket yapınca iş sakatlanmaya kadar gitmektedir. Çoğu insan bunu bahane ederek kendini spordan uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Sağlıklı bir yaşam isteyen insanlar düzenli beslenme ve spor yaparak kendilerini daha dinç tutabilirler. Gerek dışarıda gerekse evinizde düzenli aralıklar ile spor yapmanız tamamen size fayda sağlayacaktır. Spor yaparken dahi dikkat etmeniz gereken bazı durumlar bulunmaktadır. Kaldıracağınız ağırlık, koşacağınız yol, bunlara uygun kıyafet ve daha bir çok durum söz konusudur. Koşuya karar vermenizin ardından uygun bir ayakkabı almamanız bile eklemlerinize ciddi Basklar oluşturabilmektedir. Kireçlenmenin diğer nedenleri arasında çeşitli hastalıkların etkileri de olabilmektedir. Romatid, tiroid bezlerinin aşırı çalışması ve ya az çalışması, diyabet rahatsızlığı çeken kişiler, metabolizma hastalıkları kireçlenmeyi tetiklemektedir.

Halk arasında kireçlenme olarak bilinen hastalık ya da tıbbi adı ile “artroz” veya “osteoartrit” eklemlerde meydana gelen aşınma ve yıpranma sonucu ortaya çıkar. Kemiklerimizi birbirine bağlayan eklemlerimizde, karşılıklı kemik yüzeyleri üzerini kaplayan ve ağrısız ve kaygan hareketi sağlayan eklem kıkırdağı bulunur. Yıllar içinde bu parlak ve düzgün yüzeyli doku aşınır, eskir ve yer yer dökülerek altındaki kemik ortaya çıkar. Yaygın inanışın aksine, artrozda eklemlerde kireç birikmesi söz konusu değildir. image

En çok hangi eklemler tutulur?

Artroz en sık yük taşıyan eklemlerde görülür. En fazla diz eklemi olmak üzere, kalça, el parmakları ve omurga sık olarak tutulur. Buna karşın, özel bir yaralanma olmadığı müddetçe bilek, omuz, dirsek gibi eklemlerin tutulumu nadirdir.

Artroz’un belirtileri nelerdir?

Artrozun en önemli bulgusu ağrıdır. Önceleri eklemi kullanmakla artıp dinlenmekle geçen ağrılar, hastalık ilerledikçe kalıcı hala gelebilir. Eklemlerde şişlik, kemik çıkıntılar ve şekil bozuklukları ortaya çıkar. Kemik yüzeylerin birbirine sürtünmesi sonucu kıtırtı şeklinde sesler duyulabilir. Eklemlerin hareket açıklığı azalır ve tutulan eklemde işlev kaybı ortaya çıkar. Hareketin başlangıcında ağrı ve eklem sertliği daha fazladır. Hareket tekrar tekrar yapıldığında sertlikte bir miktar düzelme olur. Bu araba motorunun ısındıktan sonra daha iyi çalışmasına benzetilmiştir. Hastaların yakınmaları soğuk ve nemli havalarda daha da artar. Diz eklemindeki en önemli belirti ağrıdır. Bunun dışında hareket kısıtlılığı, eklem sıvısının artmasına bağlı şişme, eklem çevresi kasların incelmesi ve diz eklemindeki aşınmaya bağlı olarak şekil bozukluğu görülebilir. Zaman içinde diz deforme olarak bacaklar içe doğru eğrilir. Eklem içinde serbest gezen kıkırdak veya kemik parçalarına bağlı olarak dizde takılma ve kilitlenme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Risk faktörleri nelerdir?

Artroz için en önemli risk faktörü yaştır. 65 yaşın üzerindeki kişilerin üçte birinde röntgen grafileri ile saptanan artroz bulguları vardır. Obezite en önemli faktörlerden birisidir. Yaştan bağımsız olarak obez kişilerde artroz riski erkeklerde 2 misli, kadınlarda 3 misli artar. Bilinmeyen nedenlerden dolayı kadınlarda artroz erkeklere oranla iki misli daha sık görülür. Ailevi birtakım faktörlerin de olduğu düşünülmektedir. Elit düzeyde futbol ve tenis oynayanlar ve uzun mesafe koşucularında da, diz eklemlerinden hiçbir yaralanma veya ameliyat geçirmemiş olsalar bile artroz riski yüksektir. Bunun nedeninin aşırı kullanım olduğu düşünülmektedir. Bu risk faktörleri dışında eklem kıkırdağına zarar verebilecek bütün hastalık ve yaralanmalar, artroza zemin hazırlayabilir. Eklemi ilgilendiren kırıklar, tedavi edilmemiş menisküs ve bağ yaralanmaları, gut hastalığında eklemde ürik asit birikmesi, mikroplu ve mikropsuz iltahaplar, hemofili hastalığında tekrarlayan eklem içi kanamalar gibi birçok nedene bağlı olarak eklemde artroz meydana gelebilir.

Artrozdan korunmak için ne yapılmalıdır?

Eklemlerde artroz oluşmasını önlemek için en önemli faktör obeziteden kaçınmaktır. Yürüme sırasında vücut ağırlığının 3 ila 6 misli diz eklemine biner, bu nedenle bir kilo fazla bile olsa bu dize 6 kg olarak yansıyacaktır. Aşırı kiloların eklemde oluşturduğu anormal yükler, kıkırdak dokusunda geri dönüşü olmayan hasarlara yol açar ve beklenenden çok daha erken yaşta artroz görülmesine neden olur. Hastalık başladıktan sonra da kilo vermek çok önemlidir, kilo vererek hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve yakınmalar azaltılabilir. Düzenli ve zorlayıcı olmayan egzersizler eklem sağlığı için önemlidir. Haftada 5 kez 20-30 dakikalık düşük yoğunluklu egzersiz, hem genel sağlık hem de eklem sağlığı için faydalıdır. Yüzme, yürüyüş, bisiklet, golf gibi sporlar ileri yaşlarda bile yapılabilir. Eklem yaralanmaları uygun şekilde tedavi edilmelidir. Eklemi ilgilendiren kırıklar doğru tedavi edilmeli, menisküs ve çapraz bağ yaralanmaları zaman geçirmeden düzeltilmelidir. Yaptığımız ve yurt dışında yayımlanan bir çalışmada, tedavi edilmemiş ön çapraz bağ yırtıklarından 10 yıl sonra eklemde artroz riskinin çok yüksek oranda arttığını saptadık. Osteoporozu (Kemik erimesi) engellemek için uygun Kalsiyum desteği ve gerektiğinde hormon kullanımı önemlidir. Osteoporoza bağlı gelişen kemiklerin şekil bozuklukları, (örneğin bacak eğrilikleri), eklemin bir bölgesine aşırı yük bindirip erken aşınmalara yol açabilir. Belirli meslekler ve sporlarda, tekrarlayıcı zorlayıcı hareketler ve uygun olmayan pozisyonlarda uzun süre kalmak, eklem sağlığını olumsuz etkiler. Uzun süreli çömelme pozisyonunda çalışan ve ağır kaldıran madencilerde diz ekleminde, haltercilerde bel ve köprücük kemiğinin uç ekleminde, kırıcı delici kullanan işçilerin omuz ekleminde aşınmalar görülebilir.

Tanı nasıl konulur?

Artrozun tanısı oldukça kolaydır. Doktorunuz size bazı sorular sorduktan sonra muayene eder. Bu sırada, geçirilmiş olan kaza, yaralanma ve ameliyatlarınızı mutlaka doktorunuza bildirmeniz gerekir. Çoğu zaman basit bir röntgen grafisi ile tanı konabilir. Erken artroz durumlarında röntgen grafileri normal olabilir, bu durumda MRG (manyetik rezonans görüntüleme) yararlı olabilir. Artrozda genellikle kan testleri normaldir, ancak başka hastalıkları ayırd edilmesi için kan testleri gerekli olabilir. image

Artrozun seyri nasıldır?

Artrozun yarattığı hasarı geri döndürüp eklemi normal haline getirecek bir tedavi yöntemi günümüzde yoktur. Hastalık yıllar içinde ilerler, birden fazla eklem tutulabilir. Belirtilerin şiddeti dalgalanmalar gösterir, aktivite ile artışlar olup, dinlenme ve ilaçlarla sessiz dönemler olabilir.

Hastalar ne yapmalıdır?

Artrozlu hastaların tedavisinde hekimler kadar hastaların da önemli katkıları olmalıdır. Bunun için hastaların yapması gerekenler aşağıda sıralanmıştır.

  1. Yaşam stili değişimleri : artrozlu eklemi aşırı zorlamak yakınmaları artıracaktır. Bu nedenle, koşma, sıçrama, darbe gerektiren sporlar bırakılıp, yüzme, bisiklet, yürüyüş golf gibi sporlar tercih edilmelidir. Çömelme, merdiven inip çıkma gibi aktiviteler azaltılmalı ve 2 kg’ın üzerinde yük taşımaktan kaçınılmalıdır.
  2. Obezite hastalığın ilerleme hızını etkileyen en önemli faktördür. Şişman kişilerde kilo verme ile hem hastalığın belirtileri hafifler hem de ilerlemesi yavaşlar.
  3. Uygun egzersiz: Hasarlı eklemi aşırı zorlamaktan kaçınarak yapılacak uygun egzersizler kasları güçlendirmek ve eklem hareket açıklığını korumak açısından faydalıdır. Özellikle omurgayı ilgilendiren artrozlarda egzersizin önemli rolü vardır.
  4. Baston kullanımı, yük taşıyan eklemlerin artrozunda, hasarlı ekleme binen yükü azalttığı için faydalıdır. Yumuşak tabanlıklar ve uygun ayakkabı seçimi faydalı olabilir. Basit dizlik ve bileklik gibi yardımcı cihazlar hasta konforunu artırır.

Tıbbi tedavi

Hastalığın erken dönemlerinde tıbbi tedavi ile hastalığı belirtileri kontrol altında tutulabilir. Ağrı kesici ve anti-inflamatuar adı verilen ilaçlar ile hastaların yaşam kaliteleri artırılabilir. Bu ilaçların uzun süreli kullanımında mide ve böbrek yan etkileri açısından dikkatli olunmalıdır. Eklem içi hyalüronik asit adı verilen maddenin enjeksiyonu, hastanın şikayetlerinde 6 ay-1 yıl süreyle rahatlama sağlayabilir. Viskosuplemantasyon adı verilen bu tedavi, eklem kayganlığını artırıp hareketi sağlarken ağrıları da azaltabilir. Çok düşük orandaki bir alerjik reaksiyon dışında ciddi bir yan etkileri yoktur. Glukozamin ve Kondoitin sülfat adı verilen maddeler, eklem kıkırdağının yapı taşlarıdır. Henüz ilaç olarak kabul edilemeyen bu maddeler besin desteği olarak satılmaktadır. Çeşitli çalışmalarda birbiri ile çelişen sonuçlar elde edilmişse de, genel kabul edilen görüş, uzun süreli kullanımda bu maddelerin şikayetleri baskılamada etkili olduğu yönündedir. Etkilerinin başlaması 2 ayı bulabilir, kan sulandırıcı ilaçlar ile birlikte kullanımında dikkatli olunmalıdır. Eklem içi kortizon enjeksiyonu çok şiş, ağrılı dizlerde alevlenmeyi azaltabilir. Tekrarlayan enjeksiyonlarda uzun dönemde eklemdeki aşınmayı hızlandırabilir. Fizik tedavi yöntemleri ile kısa süreli de olsa rahatlama sağlanabilir, ancak bu tedavi hastalığın doğal seyrini değiştirmez.

Cerrahi tedavi

Tıbbi tedavi yöntemleri fayda etmez ya da zaman içinde etkisiz hale gelirse cerrahi tedavi gündeme gelir. Cerrahi tedavi seçenekleri aşağıda sıralanmıştır;

Artroskopik Temizleme

Hastalığın erken dönemlerinde kullanılır. Kapalı ameliyat yöntemi ve küçük kesilerden bir kamera yardımı ile eklem içine girilip, yıkama, saçaklanmış kıkırdakların temizlenmesi, serbest cisimlerin çıkartılması ve menisküs yırtıklarının düzeltilmesi gibi işlemler yapılır. Hastaların şikayetlerinde 6 ay ila 5 yıl arasında süren bir rahatlama sağlar. Hastalığın doğal seyrini değiştirmez, ileri derecede hasarlı eklemlerde faydasızdır.

Kemik Düzeltici Ameliyatlar

Hastalık orta derecede ilerlemişse yük taşıyan eklemlerde yapılır. Amaç, eklemin aşınmış bölgesine binen aşırı yükü ortadan kaldırıp, yükü sağlam tarafa aktarmaktır. Bunun için kemik kesilerek düzeltilir ve uygun açıya getirilerek tespit edilir. Tespit için genellikle metal-plak vidalar kullanılır. Protez yapılmasının uygun olmadığı genç hastalarda zaman kazanmak için tercih edilir, 5-7 yıllık bir rahatlama sağlar.

Eklemlerin Dondurulması (Artrodez)

Hareket kaybının çok önemli olmadığı bazı eklemlerde (örneğin ayak bileği, omurga ve elin küçük eklemleri) uygulanır. Aşınmış olan eklem yüzleri çıkartılarak iki kemiğin birbirine kaynaması sağlanır. Ağrı tamamen geçer ancak ilgili eklemde hareket olmaz. Hareketin önemli olduğu kalça diz dirsek omuz gibi eklemlerde uygulanmaz.

Eklem Protezleri

Aşınmış olan eklem yüzlerinin metal-plastik veya seramik maddeler ile kaplanarak yeni bir eklem oluşturulmasıdır. En sık diz, kalça ve omuz eklemlerinde uygulanır. Artrozun günümüzde bilinen en etkili tedavisidir. Protez ameliyatından 2-3 ay sonra ağrılar tamamen kaybolur ve kişi desteksiz olarak günlük yaşam aktivitelerine geri döner. Protezlerin günümüz teknolojisi ile ömürleri 15-20 yıl arasındadır, daha sonrasında aşınma ve gevşeme sorunları nedeniyle değiştirilmeleri gerekir. Bu nedenle ideal hasta grubu 65 yaş üzerindedir, ancak gerektiği durumlarda çok daha erken yaşlarda protez yapılabilir. Protez sonrasında sıçramalı koşmalı sporlar ve zorlayıcı aktivitelerin yapılması uygun değildir.

Protezler hakkında daha ayrıntılı bilgi için bu sitedeki total diz artroplastisi ve kalça artroplastisi bölümlerine başvurabilirsiniz.

© Prof. Dr. Reha Tandoğan – Op. Dr. Asım Kayaalp

16/11/2021 17:09 KAYNAK: KARAR

Bel bölgesinde kademeli olarak kalsiyum birikmesinden kaynaklanan bel kireçlenmesi; hareketlerde kısıtlanma, ağrı ve şişkinliğe neden olur. Vücudun farklı bölgelerinde de oluşabilen kireçlenme, bir organın işlevini engellerse sorun olur. İşte, bel kireçlenmesinin tedavisi…

Vücuttaki kalsiyum en çok dişlerde ve kemiklerde kullanılır ve fazla gelen kalsiyum vücuttan atılamazsa belirli bölgelerde toplanarak kireçlenme oluşturur. Az miktarda olduğunda belirti ve rahatsızlık vermeyen bu durum ilerleyen durumlarda yaşam şartlarını olumsuz yönde etkileyebilir.

KİREÇLENME NEDİR?

Kireçlenme, vücut dokunuzun bir bölgesinde kademeli olarak kalsiyum birikmesidir. Vücudunuz tarafından emilen kalsiyumun çoğu, en çok ihtiyaç duyulan yerde kemiklerinize ve dişlerinize gider. Fazla kalsiyum genellikle idrarla atılmak üzere kan dolaşımında çözülür, ancak vücut dokularının bir bölgesinde belirli bir miktarın toplanması normaldir; bu kalsiyum toplanması dokuyu sertleştirir.

Kireçlenme, vücudun yaralanmaya karşı koruyucu tepkisi olabileceği gibi enfeksiyona, travmaya veya otoimmün bozukluklara karşı doğal enflamatuar reaksiyonun bir parçası olabilir. Ayrıca, tümörler (kanserli veya kanserli olmayan), tümör dokusu içinde kireçlenmeye neden olabilir.

Bazen kan kalsiyum seviyeleri anormal hale gelir ve vücudunuzun kalsiyum seviyesini kullanma veya düzenleme yeteneğinin tehlikeye atıldığı metabolik bir bozukluğun varlığına işaret eder.

BEL KİREÇLENMESİNİN BELİRTİLERİ

Kireçlenme genellikle hiçbir belirti vermez. Bunun yerine, kireçlenme en sık X ışınlarında, örneğin mamogramlarda keşfedilir. Bazı kireçlenme normaldir, ancak hastalığa bağlı kireçlenme bile tespit edeceğiniz semptomlara neden olmayabilir.

Bununla birlikte, kireçlenmeye neden olan altta yatan bozukluğun veya sürecin etkilerini hissedebilirsiniz. Bu semptomlar, etkilenen organ sistemine ve belirli bozukluğa bağlı olacaktır. Kireçlenmeyle ilişkili en yaygın semptomlardan bazıları kemik çıkıntıları, kalluslar ve dişlerdeki tartarı içerir. Tedavi edilmeden bırakıldığında, bir mineral metabolizması bozukluğu (vücudunuzun kalsiyum kullanma yeteneğiyle ilgili sorunlar) dokularda kireçlenmeye neden olabilir.

KİREÇLENME BELİRTİLERİ NELER?

Mineral metabolizması bozukluğuyla ilişkili olabilecek veya olmayabilecek kireçlenme semptomları yaşayabilirsiniz. Bazen bu semptomlardan herhangi biri şiddetli olabilir:

* Kemik ağrısı

* Kemik mahmuzları (bazen cildinizin altında yumrular olarak görülebilir)

* Göğüs kitlesi veya yumru

* Göz tahrişi veya azalmış görme

* Artmış kemik kırıkları

* Kas zayıflığı veya krampları

* Bacak eğriliği veya omurga eğriliği gibi yeni deformiteler

* Aşamalı zayıflık

* Dişlerdeki tartar

CİDDİ BİR DURUMU GÖSTEREBİLECEK KİREÇLENME BELİRTİLERİ

* İşitme kaybı

* Kas seğirmesi, spazmlar veya nöbetler

* Kusmalı veya kusmasız bulantı

* Şiddetli kemik ağrısı

* Şiddetli baş ağrısı

* Şiddetli olabilen ani karın, pelvik veya bel ağrısı

BEL KİREÇLENMESİ NEDENLERİ

Kireçlenmeler, iltihaplanma veya hiperkalsemi olarak bilinen yüksek kan kalsiyum seviyelerinden kaynaklanabilir. Kireçlenme, kas-iskelet sistemi yaralanmalarına normal iyileşme yanıtının bir parçası olabilir. Kalsifikasyonlar genellikle arteriyosklerozdan (arterlerin sertleşmesi) etkilenen arterlerde, iyi huylu ve kötü huylu göğüs süreçlerinde, kemik veya kıkırdak yaralanma bölgelerinde ve bazen kanserlerde bulunur. Diğer dokular, kronik enflamasyonu takiben veya ölü dokunun mineralleşmesi (distrofik kireçlenme) yoluyla kireçlenebilir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELER?

Birkaç faktör anormal kireçlenme gelişme riskini artırır. Risk faktörleri olan her insan kireçlenmeyecektir. Kireçlenme için risk faktörleri şunları içerir:

* Alkolizm

* Otoimmün bozukluklar

* Kalsiyum metabolizması bozukluğunun genetik geçmişi

* İnflamatuar reaksiyonlara neden olan iç doku yaralanmaları

* Tedaviler

KİREÇLENME NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Kireçlenme genellikle tedavi edilemez ve geri döndürülemez. Bununla birlikte, gözün korneasının bir kireçlenmesi olan kalsifik bant keratopatisi tedavi edilebilir. Ek olarak, kireçlenmenin komplikasyonları olan veya bununla ilişkili bozukluklar genellikle tedavi edilebilir. Tedaviler, kalsiyum metabolizması bozukluğunun kendisine bağlı olarak değişir.

Güncelleme:  16/11/2021 17:10

İlgili Haberler
Borderline kişilik bozukluğu nedir, neden olur? İşte borderline belirtileri
Yetişkinlerin yanı sıra yeni doğan bebeklerde de görülebiliyor
Beyin kanaması ile ilgili elzem bilgiler: Bulantı, kusma, şiddetli baş ağrısı varsa dikkat!
Hemoglobin nedir? Sağlıklı bir insanda hemoglobin değeri kaç olmalı?
Diş eti şişmesine ne iyi gelir? Diş eti şişkinliğine karşı evde yapılabilen doğal yöntemler
Bebekler ne zaman görmeye başlar? Yeni doğan bebekler dünyayı nasıl görür?

Halk arasına kireçlenme olarak bilinen osteoartrit, artritin en yaygın şeklidir ve ‘’dejeneratif eklem hastalığı’’ veya “yıpranma artriti’’ olarak da adlandırılır. Vücutta tüm eklemler üzerinde etkili olabilir, ancak hareketli eklemlerde daha sık görülen bir hastalıktır.

Kireçlenme, bir veya daha fazla eklem kıkırdağının yıpranması ve ilerleyen süreçlerde yapı bütünlüğünün bozulup, yok olmasından kaynaklanır. Bu değişiklikler genellikle yavaş gelişir ve hastalığın ilerlemesiyle sonraki süreçlerde kötüleşir. Kıkırdak, eklemlerin kemikleri arasında bir yastık görevi gören, eklemlerdeki uç noktaları örten ve bu bölgelerde sürtünmeyi en aza indiren kaygan bir protein maddesidir. Sağlıklı kıkırdak, hareketin şokunu emer. Kıkırdak hasara uğradığında ve kıkırdak kayıpları başladığında eklem uçları birbirine sürter ve zamanla bu sürtünme eklemlere kalıcı olarak zarar verir.

Kireçlenme (Osteoartrit) Riskini Arttıran Faktörler

Kireçlenme riskini artırabilecek faktörler şu şekilde sıralanabilir;

Yaş: Eklem ve kıkırdak deformasyonları, yaşın ilerlemesi ve vücuttaki protein bütünlüğünün bozulması ile birlikte hız kazandığı için kireçlenme riski de artar.

Cinsiyet: 50 yaşını aşmış kadınlarda kireçlenme görülme olasılığı, erkeklere oranla daha fazladır.

Kalıtımsal Faktörler: Kireçlenmeye sahip aile üyeleri olan kişilerde kireçlenme görülme riski daha yüksektir. Bu da bize osteoartritin kalıtım yoluyla diğer aile bireylerine aktarılabileceğini göstermektedir.

Mekanik Faktörler: Eklem yapıları üzerinde tekrarlanan travma, eklem üzerinde stres yaratır ve eklemin yük taşıma yeteneğini bozar. Bu durum kıkırdak yıkımına neden olarak osteoartrite yol açar.

Kemik Deformitesi: Kemik ve eklemler doğum esnasında, gelişimsel problemler sonucunda veya düşme, yaralanma gibi çeşitli travmalar sonucunda hasara uğrayabilir. Bunun sonucunda osteoartrit ile karşılaşma riski normal bireylere kıyasla artış gösterebilir.

Obezite: Fazla vücut ağırlığı taşımak, özellikle de kalça ve dizler gibi ağırlık taşıyan eklemlere daha fazla baskı uygular ve eklem stresini arttırır. Bu stres, ilgili eklemde kireçlenme riskini artırır. Ayrıca vücutta bulunan fazla yağ dokusu, eklemlerinizin içinde ve çevresinde zararlı iltihaplanmalara neden olabilecek proteinler üretir.

Bazı hastalıklar: Gut, romatoid artrit, lupus, diabetik nöropati, paget hastalığı, septik artrit ve doğuştan kalça çıkıklığı gibi hastalıklar eklem ağrılarına sebep olur ve kireçlenme riskini artırırlar. Hemokromatoz, avasküler nekroz gibi hastalıklar da kireçlenme riskini arttırır.

Kireçlenme Kimlerde Görülür?

Kireçlenme, orta yaş ve daha üst yaş gruplarında daha sık şekilde görülür. Orta yaşın altındaki kişilerde kireçlenme çok seyrek olarak görülmektedir. Kireçlenme, ilerleyen yaşlarda daha sık ortaya çıkar ve 50 yaşından sonra kadınlarda daha sık görülür. Ancak bunun tersine el osteoartriti, kalça osteoartriti yaşlılara göre gençlerde daha yaygındır.

Yapılan araştırmalara göre kireçlenme riski bazı ırklara göre değişiklik göstermektedir. Japon popülasyonunda daha yüksek osteoartrit indeksi varken, Güney Afrikalı insanlar, Doğu Hintliler ve Güney Çinliler daha düşük oranlara sahiptir.

Kireçlenme Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

  • Ağrı
  • Sertlik
  • Hassasiyet
  • Eklemlerden ses gelmesi

durumunda doktorunuzdan randevu almalısınız.

Uzman bir doktora başvurduğunuzda kireçlenme belirtilerinin gözden geçirilmesi, fiziksel muayene ve görüntüleme teknikleri gibi süreçler izlenmeli ve teşhis edilmelidir.

Tedavi yöntemleri arasında egzersiz, ilaçlar ve bazen ameliyat yer alır. Bununla birlikte kireçlenme tedavisinde glukozamin gibi gıda takiyeleri de yoğunlukla kullanılmaktadır. Sizin için en doğru tedavi yöntemine doktorunuz karar verecektir.

Kaynakça

Oops… Slider with alias ilginizi çekebilir not found.

Kireçlenme, kalsiyumun vücut dokusunda, kan damarlarında veya organlarda birikmesiyle oluşur. Bu birikim, vücudunuzun normal işlemlerini sertleştirip bozabilir. Kalsiyum kan dolaşımında taşınır. Ayrıca her hücrede bulunur. Sonuç olarak, kireçlenme vücudun hemen hemen her yerinde ortaya çıkabilir.

National Academy of Medicine Trusted’a (eski adıyla Tıp Enstitüsü) göre, vücudunuzda ki kalsiyumun yaklaşık olarak %99’u dişlerde ve kemiklerde. Diğer %1’lik kalsiyum ise, kan, kaslar, hücrelerin dışındaki sıvıda ve diğer vücut dokularında bulunur.

Bazı bozukluklar kalsiyumun tipik olarak ait olmadığı yerlerde birikmesine neden olur. Zamanla artarak sorunlara neden olabilir. Vücudunuzda ekstra kalsiyum birikimi varsa komplikasyonları önlemek için tedaviye ihtiyacınız olabilir.

Dr. Aidin Salih’in Kireç Temizliği Programı

Kireçlenmeye Genel Bakış

Kireçlenme kendi başına semptomlara neden olmaz. Sıklıkla diğer nedenlerle çekilen röntgenlerde algılanırlar. Altta yatan başka bir sağlık probleminiz varsa doktorunuzla konuşun. Örneğin, kalp hastalığınız, böbrek hastalığınız varsa veya sigara içiyorsanız kireçlenmeye duyarlı olabilirsiniz.

Sertleşmiş kalsiyum birikintileri beyindeki ve kalpte ki hayati süreçleri etkileyebilir. Kan damarlarınızdaki kireçlenme koroner kalp hastalığına neden olabilir.

Kireçlenme riskine yol açabilecek sağlık sorunlarını yönetmenin en iyi yolları hakkında doktorunuza danışın.

Dip Not:

Kireçlenme vücut dokusunda kalsiyum birikimidir. Yapı, yumuşak dokularda, arterlerde ve diğer alanlarda sertleşmiş tortular oluşturabilir. Bazı kireçlenmeler acı verici semptomlara neden olmaz, bazıları ise ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Tedavi, yatakların yeri, ciddiyeti ve altında yatan nedene bağlıdır.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации