Андрей Смирнов
Время чтения: ~38 мин.
Просмотров: 0

Kireçlenme Nedir, Neden Olur? Kireçlenme Belirtileri Nelerdir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kireçlenme (osteoartrit), eklemlerdeki kıkırdak dokusunun deformasyonu ile ilişkilidir ve vücudun her ekleminde meydana gelebilir. Kıkırdak, normal eklemlerde kemiklerin uçlarını örten sağlam bir yapıdır. Osteoartrit, eklemdeki kıkırdağın sertleşmesine ve elastikiyetini kaybetmesine neden olur. Zamanla kıkırdak yıpranabilir, bunun sonucunda eklemler kayganlığını yitirerek, hareket etme kabiliyetini büyük ölçüde kaybeder. Kıkırdak bozulduğunda, tendonlar ve bağlar gerilerek ağrıya neden olur. Durum kötüleşirse kemikler birbirine sürtünebilir.

  • Hastanın ağrısının giderilmesi,
  • Hareketlerdeki kısıtlamanın ve günlük yaşam aktivitelerindeki zorlukların gideirlmesi,
  • Hastalığın ilerlemesinin engellenmesi.

Tedavide ilk basamak hastanın eğitimidir. Hasta öncelikle hastalığı konusunda bilinçlendirilmelidir. Ağır egzersizlerden ve zedelenmiş eklemin aşırı kullanılmasından sakınılmalıdır. Kilo verilmesi ile birlikte aşırı yük taşıyan eklemlerde osteoartrite bağlı şikayetler azalır. Ağrılı dönemlerde hastaya istirahat önerilir.

image

Düzenli Egzersiz

Kapsamlı egzersiz programları ile eklemi çevreleyen kaslar güçlendirilir. Böylece ekleme binen yükün azaltılması sağlanmış olur. Ancak uygulanacak egzersiz programının mutlaka hekiminiz veya fizyoterapi uzmanınız tarafından düzenlenmesi gerekir. Yanlış uygulanan hareketler eklemlerinizdeki hasarı arttırabilir. Doğru uygulamaya bir örnek olarak, dizdeki kuadriseps kasını güçlendirmek, osteoartrit durumunda diz ağrısının azaltılmasına yardımcı olur.

Fizik Tedavi

Eklem işlevini, esnekliği artırmak ve kas gücünü güçlendirmek için uzmanlar tarafından uygulanan fizik tedavi, kireçlenme tedavisini olumlu yönde etkileyecektir. Sıcak ve soğuk uygulanan kompresler, osteoartritten kaynaklanan ağrıları ve rahatsızlıkları gidermeye yardımcı olur.

Destekleyici Medikal Cihazlar

Destekleyici veya yardımcı cihazlar, osteoartritli eklemler üzerindeki baskıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Cihaz kullanımı eklemin anatomisine göre farklılık gösterebilir. Örneğin diz destekleri bağların ve tendonların stabilize edilmesine ve ağrıyı azaltılmasına yardımcı olur. Bastonlar veya koltuk değnekleri belirli eklemlerdeki baskıyı azaltır ve yük dağılımını sağlar. Omurga osteoartritinin semptomları ise, daha sıkı bir şilte ve sırt desteği veya boyunluk ile hafifletilebilir.

image

İlaçlar

Kireçlenme durumunda eklem ağrısı ve eklem sertliği, anti-enflamatuar ilaçlarla giderilebilir. Ağrı giderici kremler veya spreyler de doğrudan ağrılı bölgeye uygulandığında ağrıların azalmasına yardımcı olur. Etkilenen ekleme steroid veya hyaluronik asit enjekte edilmesi kalıcı ağrıların azalmasına yardımcı olabilir.

Osteoartrit ağrısı şiddetli olduğunda ve diğer tedaviler işe yaramadığında, bazı doktorlar narkotik gibi daha güçlü ağrı kesiciler verecektir. Fakat bu tedavi yöntemlerinin hiçbiri osteoartritin neden olduğu eklem hasarının ilerlemesini tersine çevirmeyecek veya yavaşlatmayacaktır. Ancak kireçlenme belirtilerini baskılamaya yardımcı olur.

Alternatif Gıda Takviyeleri

Yapılan bilimsel çalışmalarda glukozamin ve kondroitin takviyelerinin, osteoartritli hastalarda ağrıyı hafifletebileceği gösterilmiştir.

Glukozamin, glikozaminoglikan zincirlerinin biyosentezi ve diğer kıkırdak proteoglikanlarının üretimini tetikleyen bir aminosakkarittir. Yapılan çalışmalarda glukozamin takviyesi almanın kollajen parçalanmasını azaltabileceğini göstermektedir. Ancak muhtemel yan etki risklerinden kaçınmak ve maksimum faydayı sağlamak için bitkisel formdaki glukozamin takviyelerinin seçilmesi uzmanlarca tavsiye edilmektedir.

SAM-e, osteoartrit için potansiyel faydaları olan başka bir takviyedir.

Yan etkileri olabileceği ve ilaçlarla etkileşime girebileceği için, aldığınız takviyeleri doktorunuza bildirmeyi unutmayın ve sadece güvenilir kaynaklardan üretilen GMP ve kalite sertifikalarına sahip firmaların ürünlerini tercih edin.

Kireçlenmede Beslenme

Süt Ürünleri : Osteoartrit tedavisinde süt, yoğurt ve peynir gibi az yağlı süt ürünleri ve kemik gücünü artırdığı tespit edilen kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinler tüketilebilir. D vitamini, kalsiyum emilimi için gereklidir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Yapraklı yeşil sebzeler gibi diğer kalsiyum ve D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeniz faydalı olacaktır.

Brokoli : K ve C vitaminleri bakımından zengin olan brokoli, araştırmacıların kireçlenme belirtilerinin ilerlemesini önlemeye ve yavaşlatmaya yardımcı olabileceği düşünülen sülforafan adı verilen bir bileşik içerir. Brokoli, kemik yapıcı faydaları ile bilinen kalsiyum açısından da zengindir.

Yeşil Çay : Yeşil çay, iltihabı azaltan ve kıkırdak yıkımını yavaşlatan antioksidanlar olan polifenolleri içerir. Araştırmalar ayrıca, yeşil çayda Epigallokateşin-3-gallat (EGCG) adı verilen bir başka antioksidanın, romatoid artritli kişilerde eklem hasarına neden olan moleküllerin üretimini engellediğini göstermiştir.

C Vitamini Açısından Zengin Besinler : Turunçgiller, portakal, greyfurt ve misket limonu gibi yiyecekler C vitamini açısından zengindir. Araştırmalar, iltihaplı artriti önlemede ve kireçlenme durumunda sağlıklı eklemleri korumak için doğru miktarda C vitamini takviyesi almanın yardımcı olduğunu gösteriyor.

Sarımsak : Araştırmalar, allium ailesine ait besinlerle yani düzenli olarak sarımsak, soğan ve pırasa gibi yiyecekler yiyen kişilerin daha geç kireçlenme belirtisi gösterdiğini göstermiştir. Araştırmacılar, sarımsakta bulunan bileşik diallil-disülfinin insan hücrelerindeki kıkırdağa zarar veren enzimleri sınırlayabileceğini düşünmektedirler.

Aleo Vera : Alternatif tıpta en çok kullanılan bitkilerden biridir. Antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Artrit ağrısı için yaygın olarak kullanılan nonsteroid anti-enflamatuvar ilaçların (NSAID’ler) olumsuz gastrointestinal etkilerine sahip değildir. Topikal olarak cilt üzerine de uygulanabilir.

Boswellia : Geleneksel ve alternatif tıpta kullanılır. Anti-enflamatuar özellikleri vardır. Hindistan’a özgü Boswellia ağaçlarının sakızından elde edilir. Deneylerden elde edilen sonuçlar, Boswellia’nın kireçlenme nedeniyle oluşan ağrı, sertlik ve işlev kaybını iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Akupunktur

Osteoartritli bazı kişilerde anında ağrı kesimini sağladığı ve hastalığın belirtilerinin azalmasında önemli faydaları olduğu gösterilmiştir.

Ameliyat

Osteoartritli bazı kişilerde anında ağrı kesimini sağladığı ve hastalığın belirtilerinin azalmasında önemli faydaları olduğu gösterilmiştir.

  • Hasarlı kıkırdağı temizlemek veya dokuları onarmak için atroskopi yöntemi düşünülebilir. Artroskopi; fiberoptik cihazlar kullanılarak eklemlerin içlerini görüntülü muayene ederek eklem içinde meydana gelen hastalık ve yaralanmaların tanı ve tedavisini sağlayan bir yöntemdir.
  • Osteotomi; dejenerasyona uğramış eklemin kesilmesi ve yeniden şekillendirilmesi işlemidir. Bu yöntem, dejenerasyona uğramış kısım üzerindeki baskıyı kaldıracak ve kemiklerin hizalanmasını düzeltecektir.
  • Protez: Hasarlı eklem, anatomik olarak aynı fakat yapay olanla değiştirilir. Protezler eklemler gibi normal bir eklemin tüm hareketine sahip değildir, ancak eklem işlevselliğini önemli ölçüde iyileştirmektedir.
  • Eklem Füzyonu: Hasarlı eklem çıkarılır ve eklemin iki kemiği birleştirilir. Bu işlem, eklem replasmanının etkili olmadığı alanlarda daha sık yapılır.

Kireçlenmede Süreç Nasıl Yürütülür? Kireçlenmede Yaşam Kalitemizi Nasıl Arttırabiliriz?

Kireçlenme (osteoartrit) ve semptomlarını yönetmek için bazı stratejiler geliştirebiliriz. Bunlar;

Otokontrol becelerini öğrenmek: Kireçlenme dahil diğer kronik rahatsızlıkları olan kişilerin, artritin yaşamlarını nasıl etkilediğini anlamalarına ve semptomlarını kontrol etme ve yaşam kalitelerini arttırma konusundaki çabalarını artırmalarına yardımcı olan seminerleri ve eğitim sınıflarını takip etmesi faydalı olabilir.

Fiziksel olarak aktif olmak: Uzmanlar, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika, orta düzeyde fiziksel aktivite yapmasını tavsiye ediyor. Yürüme, yüzme veya bisiklete binme önerilen orta, düşük etkili aktivitelerdir. Düzenli fiziksel aktivite, kalp hastalığı, felç ve diyabet gibi diğer kronik hastalıkların gelişme riskini de azaltır.

Doktorunuza danışmak: Sağlık uzmanınızla düzenli olarak görüşmek ve önerilen tedavi planınızı takip etmek, kireçlenmenin kontrolünde aktif bir rol oynar. Bu özellikle diyabet veya kalp hastalığı gibi başka kronik rahatsızlıkları olan hastalar için önemlidir.

Kilo vermek: Fazla kilo veya obezite durumuna sahip kişiler için kilo vermek eklemler üzerindeki baskıyı azaltır. Özellikle de kalça ve dizler gibi ağırlık taşıyan eklemler için bu önemlidir. Sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve bunu sürdürmek, eklem ağrılarını hafifletir ve eklem işlevini iyileştirebilir.

Eklemlerinizi koruyun: Eklem yaralanmaları ve eklem üzerinde stres yaratmak kireçlenmeye neden olabilir. Bu gibi durumlardan kaçınıp, eklemlerinizi korumak kireçlenme riskini en aza indirir.

Kaynakça

Oops… Slider with alias ilginizi çekebilir not found.

Reflü Belirtileri

Reflü Belirtileri

Mide asidinin insanların tüketmekte olduğu yiyecekleri sindirmekte etkilidir. Fazla salgılanması sonucunda midenin giriş kısmında ve yemek borusunun alt kısmında bulunan kapakçığı etkiler. Bu durum sonucunda da insanların kapakçığının esnekliğini kaybetmesine neden olur. Yenilen yiyeceklerin sindirilmesi için üretilen asit miktarında fazla olması durumunda yenilen yiyeceklerin ve içeceklerin tekrardan yemek borusuna kaçarak ağza gelmesi ile sonuçlanacaktır. Bu durum da kişilerin yaşamını olumsuz yönde etkileyecek bir durum oluşturur.

Kapakçığın bir kere esnekliğini kaybederek mideye girmiş olan yiyeceklerin sindirilmeden tekrardan ağza gelmesi ömür boyu devam edecek bir durum olacaktır. Hastanın yaşamında yapacak olduğu değişiklikler sayesinde bu durumun oluşmasını engelleyecektir. Hastaların yediği besinlerin tekrardan ağza gelmesi, acı ya da ekşi bir tadı olan mide sıvısının ağza gelmesi ve göğüs bölgesinde aşırı bir yanma oluşması durumunda kişilerde reflü olduğu anlaşılmaktadır. Reflü oluşması halinde hastaların önlem alması gerekmektedir. Reflü meydana geldiğinde kapakçığın tam olarak mideye giren besinler sonucunda kapanmayıp yiyeceklerin geri kaçması durumunda yemek borusunda ciddi hasar olmasına, yemek borusu kanseri ya da mide kanserine yakalanma riskine neden olur. Hastanın yaşamını ciddi oranda düşürecek olan reflünün diğer belirtileri şunlardır:

  • Dil üzerinde acı tat;
  • Göğüs ağrısı;
  • Ses kısıklığı;
  • Kuru öksürük;
  • Boğaz ağrısı;
  • Kusma;
  • Hazımsızlık;
  • Mide bulantısı;
  • Geğirme;
  • Boğazda gıcık hissi;
  • Yutma güçlüğü;
  • Şişkinlik;
  • Ağız kokusu;
  • Diş çürüğü;
  • Sık sık hıçkırık.

Hastalarda oluşan reflünün sebepleri bulunmalıdır. Bu sebepler hastanın hayatından çıkartılmalıdır. Mide asidinin yemek borusundan yukarı çıkarak ağza gelmesi durumunda ses telleri ciddi oranda etkilenir. Ses tonu değişikliği ve ses kısıklığı ortaya çıkar. Göğüs üzerinde yanma oluşması sonucunda kalp krizi belirtilerine benzeyecek belirtilerin ortaya çıkması söz konusu olur.

Reflü sonucunda hastanın kalbinde baskı olduğu ve ortaya çıkan ağrının sol kola ve sırt bölgesine vurması sonucunda hastalarda kalp krizi geçirdiğini düşünmesine neden olacaktır.

Önlem alınmaması ve hastanın reflüsünün artması durumunda uyku esnasında nefes sorunları yaşayacaktır. Bu durum kişinin sık sık uykudan nefes alamaması nedeniyle uyanmasına neden olur.

Hastaların ilerleyen dönem içerisinde solunum problemleri yaşamasına da neden olacaktır. Sıklıkla nefes darlığı gelişecek ve bunun sonucunda da birçok hastanın astım krizleri ortaya çıkar.

Hasta özellikle çok fazla yemek tüketmesi ile birlikte tetikleyecek bir durum ortaya çıkmasına neden olur. Hastanın sürekli olarak kendisini yorgun hissedecek ve halsizlik oluşmasına neden olur. Yaşam standartlarını değiştirmesi, çok fazla yemek tüketmemesi, daha çok belirtilerin ortaya çıkmaması için sindirimi kolay olan yiyecekler tüketmesi gerekiyor.

Nefes borusunun da mide asidi sonrasında etkilenmesi ile bilinmektedir. Bu ortaya çıkması durumunda nefes alıp verme sorunları ortaya çıkacaktır. Nefes alırken bir hırıltı oluşması ve hastanın sık sık öksürmesine de neden olur.

Reflü Nedenleri

Bayanlarda sıklıkla gebelik dönemi içerisinde reflü meydana gelmektedir. Bunun nedenlerinin başında bayanların hormonlarında ciddi oranda artma nedeniyle ve bebeğin anne karnında büyümesi sonucunda mideye ayrıca bağırsaklara baskı yapması sonucunda reflü oluşumuna neden olacaktır. Gebelik sonucunda ortaya çıkacak olan hastalık belirtileri sıklıkla doğum sonrasında yok olur. Hastalığın oluşma nedenleri ayrıca şunlardır:

  • Hızlı kilo almak;
  • Sigara tüketimi;
  • Asitli içecekler içimi;
  • Ağır kaldırmak.

Reflünün oluşmasında kişilerin fazla kilolu olmaları da çok etkili olmaktadır. Reflü tedavisi içerisinde her zaman hastanın ideal kilosuna kavuşması gerekmektedir. Hastanın reflü krizi yaşamasına neden olan durumların başında siyah çay tüketimi, asitli içecekler içmesi, alkol, kafeinli içecekler ve yemeklerinde baharat kullanması görülmektedir.

Reflüye neden olan durumları hastanın ortadan kaldırması için her daim sindirimi kolay olan yiyecekler tüketmeleri tavsiye edilmektedir.

Reflü Tedavisi

Hastalık belirtileri ortaya çıkması sonucunda doktor kontrolünde uygulanacak olan ilaçların mide asit salgılaması üzerinde etkili olur. Hastanın çoğu yaşam koşullarına dikkat etmesi, mide için sindirilmesi zor olan besinleri tüketmemesi sonucunda ilaç tedavisi ile birlikte iyileşmesi mümkün olacaktır. Fakat %30 civarında hastanın ömür boyu mide asidini azaltacak ilaçlar kullanması gerekebilir. Hastanın beslenmesine dikkat etmesi, yaşam standartlarını değiştirmesine rağmen belirtiler ortadan kalkamaması durumunda ise hastanın genel cerrah uzmanları tarafından tedavisinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Cerrahi müdahale ile yemek borusunun altında olan kapakçığın tekrardan esnekliğini kazanması ve yenilen yiyeceklerin yemek borusuna kaçması sağlanmaktadır. Fakat cerrahi müdahale geçirmiş bir reflü hastasının beslenmesine dikkat etmemesi sonrasında bir süre sonra tekrardan nüks etmesi de görülecek bir sorun olarak hastanın karşısına çıkar.

Atardamarlar sağlıklı bir bünyede esnek bir yapıya bürünmüştür.Vücudun yapısına göre şekil almaktadır, bazı durumlarda genişler bazı durumlarda ise daralarak hareket eder,bu sayede damardan aktarılan kanın miktarı ayarlanmış olur. Çeşitli durumlardan dolayı atardamar duvarları zarar görebilir ya da farklı bir hal alabilir bu durumda kan akış miktarı azalır yada çoğalır.Damar duvarlarının sertleşmesine hastalığın adı yani damar sertliği adı verilmektedir.

Damar sertliği, diğer hastalıklara nazaran teşhisinde geç kalındığında kalıcı hasarlara ve hatta ölüme bile neden olabilmektedir…Kalp krizinin ve beyin kanaması gibi hastalıkların başlangıcı olarak bilinmektedir bu yüzden vücutta taşıdığı risk çok daha fazladır.Batılı ülkelerde hastalığın görülme oranı diğer bölgelere göre çok daha fazladır.

Hastalığın Nedenleri Nelerdir? Hastalığın nedenleri kontrol edilemeyen sebeplere bağlıdır.Bu aileden gelen genetik yapı ile alakalıdır.Bu hastalıktan yaşlılar daha çok etkilenmektedir.Zayıf bünye onarım konusunda sıkıntı yaşamakta ve tedavi aşamasında da yetersiz kalmaktadır. Damar sertliği’nin neden olduğu rahatsızlıklar genel olarak orta yaş sonrası dönemde daha çok görülmektedir.Kalp krizi,40 yaş üstü insanlarda diğer yaşlara oranla çok daha fazladır.Eşit şartlarda ve bünyelerde erkek cinsinin damar sertliği hastalığına yakalanması daha sık görülür.Menopoz öncesi bayanlarda bu rahatsızlığın görülmesi nadirdir bu da hormonal bir olaydır.Menopoz sonrasında ise kadınlık hormonu östrojenin azalması sonucu kadınlarda bu hastalık meydana gelir ve tedavi aşamasında hormonal destek sağlanır.Bu hastalıkta tansiyon önemli bir yere sahiptir.Yüksek tansiyon görülen hastalarda tedavi süreci daha uzun sürmektedir ki zaten hastalığın başlangıç aşaması da yüksek tansiyondur…Sigara kullanan bir insanda damar sertliği ve kalp hastalıkları kaçınılmazdır.Aşırı tüketilen sigara bünyeye olumsuz bir şekilde etki etmektedir.Sigaralı ortam,beslenme düzensizliği ve düzenli yapılmayan spor hastalığın tetikleyicisidir…

Belirtileri Nelerdir? Hastalık kendini ilk aşamada direkt olarak belli etmez kontroller sonrası damar kapaklarında görülen zedelenmeler hastalığın ilk aşamasıdır.Damar sertliği eğer kalpte başlarsa bu çok daha tehlikelidir buna bağlı olarak kalp kası düzenli olarak kasılıp gevşemekte zorluk çeker.Kalp ritmi bozuklukları ve göğüs sıkışması hastalığın en büyük belirtileridir.Göğüs sıkışmaları birçok insanda görülebilir fakat hastalık aşamasında bu sıkışmalar sürekli ve büyük ağrılar şeklinde yaşanır.

Bacaklarda görülen damar sertliği kasılmalara ve kramplara neden olur bunun için de düzenli egzersiz en büyük yardımcıdır,kalp için de aynı şey söylenebilir düzenli yapılan spor bu hastalığı sizden uzak tutacaktır…

Tedavisi Nasıl Yapılır? Anjiyo denilen ultrason yöntemi ile damarlar kontrol altında incelenir ve tıkanıklık varsa ilk olarak bunun tespiti yapılır. Bazı hastalara efor testi uygulanır. Tedavi hastalığın boyutuna göre yani damarların durumuna göre belirlenir,eğer daralma çok fazla değilse hastaya ilaç tedavisi uygulanır ve tedavi bu şekilde sonuca ulaştırılır,daha ciddi durumlarda ise bypass ameliyatı gerçekleştirilir.Hastalıktan korunmak ya da tedavi sürecini hızlandırmak adına sigaralı ortamdan uzak durmak ve düzenli spor yapmak gibi programlar uygulanır. Yüksek tansiyonu kontrol altına almak ve beslenme listesi vermek de tedavi süreci içerisinde yer almaktadır.Daha önce kalp krizi geçirmiş hastalara farklı ilaç tedavisi uygulanmaktadır bu da yeni bir kalp krizi rahatsızlığını önlemek amaçlı uygulanır.

Yazar: Ali ERSOY

Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozukluğu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hâkim olur.

Eklem hareketleri sesli hisle gelir (kıtırtı) duyulur. Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler, diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.

Eklem kireçlenmelerinin tedavisi

Kireçlenmenin tedavisinde asıl amaç,ağrıyı azaltmak ve eklem hareketlerini düzeltmeye yöneliktir. Fizik tedavi programlarıyla, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikayetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların güçlenmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak söz konusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için kilonun kontrolü ve baston faydalıdır.

Yaşlanma ile birlikte görülen, genellikle kalça, diz ve omurga mafsallarında ortaya çıkan ağrılı sertliklerdir. Bu sertliklerin sebebi, mafsal yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bilhassa kırk yaşın üzerinde, az hareket isteyen, statik işlerde çalışan kimselerde görülen kireçlenme, namaz kılan ve hareketli işlerde çalışan insanlarda seyrek rastlanır.

Eklem kireçlenmelerine karşı ne yapmalı?

İleri yaşlarda, eklemlerde tekrarlayan mekanik zorlamalarla oluşan organik değişikliklere verilen isim. Kireçlenmenin en önemli özelliği, eklem yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bu değişiklikler, ağırlık yüklenen eklemlerde daha sık görülür. Genellikle kırk yaş, insan organizmasında kemik sistemi için bir dönüm noktasıdır. Bu zamandan sonra kemiklerde küçük değişiklikler başlar. Harabiyet, yeni kemik oluşum yeteneğinin kaybolması, ostaoporoz (kemiklerdeki kalsiyum içeriğinin azalması) bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle yaşlılarda, bütün eklemlerde bir dereceye kadar kireçlenme mevcuttur. Ancak şu unutulmamalıdır ki, normal bir eklem, normal şartlarda, bozulmadan yüz sene bile çalışabilir. Ancak eklemin normal yapısını zorlayan ve çalışma şartlarını ağırlaştıran durumlarda kireçlenme belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

Kireçlenmenin sebep olduğu şikâyetler

Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozukluğu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hâkim olur. Eklem hareketlerinde kıtırtı sesleri duyulur.

Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler

Diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.

Kireçlenmenin mutlak bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemlerle ve yapılacak tedavilerle, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikâyetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların gelişmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak söz konusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için baston ilk tavsiye edilecek konudur. Baston, sağlam taraftaki ele verilir.

Eklem kireçlenmesi (osteoartrit) nedir? Eklem kireçlenmesi, eklemlerde kıkırdak kaybına bağlı olarak oluşan iltihabi hastalığın adıdır. İnsanda en sık karşılaşılan eklem rahatsızlığıdır.

Eklem kireçlenmelerinin nedenleri nelerdir? Yaşla eklemlere binen stresin oluşturduğu deformasyonlar, eklem içi kırıklar, yaralanmalar ve geçirilen iltihaplar bu hastalığa yol açan etmenlerdir. Bu sebeple de “yaşlılık romatizması” olarak da bilinir. Kalça çıkığı da ilerleyen dönemde kireçlenme nedenidir. Zorlama hastalığı arttırırken egzersiz ve spor ise azaltır.

Eklem kireçlenmesi neden yaşla ilgilidir? Yaşlanan bedenimizde ömrünü tamamlayan veya yaralanma neticesinde ölen hücreler çoğunlukla yerini yenilerine bırakırlar. Fakat eklem kıkırdağı (yenilenme-rejenerasyon) potansiyeli olmayan bir dokudur. Hastalığın seyri buna paralel olarak daralan eklem mesafesi, eklemi oluşturan kemiklerin birbirine yakınlaşması ve yakın temasına neden olur.

Kireçlenmenin sebep olduğu şikâyetler nelerdir? Eklemi oluşturan kemiklerin yakın temas ve sürtünmesi ağrı ile belirti verir. Dökülen kıkırdak dokusunu ortamdan uzaklaştırılmak için oluşan iltihap ve şişlikle karşılaşılır. Bu dönemi eklemden gelen kıtırtı (sürtünme sesleri), şişlik, çarpılma ve şekil bozukluğunun oluştuğu dönem takip eder. Topallama ve ağrı sebebiyle değişik yürüyüş şekilleri oluşur.

Kireçlenmenin en sık görüldüğü yerler nereleridir? Sıklıkla bel, diz, ayak bileği, kalça eklemi gibi yük altında çalışan eklemlerde olsa da omuz, dirsek, el bileği, el eklemleri hatta çene ekleminde de olabilir.

Eklem kireçlenmelerinin tedavi yöntemleri

Tedavi, hastalığın evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Erken dönem hastalarda eklemlerin içini temizleme (debridman) amaçlı artroskopik işlemler uygulanır. Eklemlerde çarpılma, şekil bozukluğu olanlar, basit kemik ameliyatları ile düzeltilir.

Tedavi yöntemleri içinde protezin yeri…

Protez ile tedavi ne zaman gerekli olur? Tedavi hastalığın evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Eklem kireçlemesi ileri dönemde ise bozulan eklemi protez ile değiştirmek etkin bir tedavi yöntemidir. Protez, ameliyatla yerleştirilen ve bir organın işlevini üstlenen malzemeye denir. Protez ile ağrı, hareket kısıtlılığı ve eklemlerde şekil bozuklukları düzeltilip, hastaların baston ve benzeri yardımcı malzemelere gerek duymadan yürümeleri sağlanır.

Uzmanlar eklem ağrıları olanlara ayrıca şu önerilerde bulundu:

– İdeal kilonuzda kalın. Kilo almamaya özen gösterin.

– Doymuş yağ ve kızartmalardan uzak durun, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini tüketin…

– İdeal kilonuzda kalın. Kilo almamaya özen gösterin.

– Doymuş yağ ve kızartmalardan uzak durun, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini tüketin.

– Düzenli egzersiz yapın.

– Günde en az 8 saat uyuyun.

– Stresin sizi etkisi altına almasına izin vermeyin. Stresle başa çıkmak için çeşitli teknikler kullanın.

Ahmet Maranki’den eklem ağrıları için masaj yağı

Bu yağları eşit miktarlarda bir kapta karıştırarak eklem yerlerinize sürün. Streç filmle sarın.

Uyarı: Hardal, biberiye ve kekik yağları yakıcı yağlardır. Zeytinyağı, badem ve ceviz yağı gibi yumuşatıcı yağlar ile karıştırılmadan sürüldüğünde cildinizi yakar, zarar verir.

Hormon bozukluğu belirtileri, nedenleri ve hormon bozukluğu tedavisini sizler için açıkladım. Artık hormon bozukluğundan korkmanıza gerek yok!

Bedeninizin işleyişini hormonlarınız belirler ve hormonlarınızı doğru seviyelerde tutmak sağlıklı yaşamanız için oldukça önemlidir.

Ama ne yazık ki artık dünya değişiyor ve hormon bozukluğu yapan çok daha fazla sebep var. Bunu kız çocuklarının daha erken regl olması veya erkek çocuklarında sık görülen göğüs büyümesi problemini inceleyerek basit bir biçimde anlayabilirsiniz.

Ayrıca sevgili takipçilerim bana ulaşıp hormon bozukluğu ile ilgili bir yazı hazırlamamı rica etti. Madem bu konu merak ediliyor ve sürekli bir problem oluşturuyor, size açıklamanın zamanı geldi demektir.

Bu yazıda hormon bozukluğu belirtileri, hormon bozukluğu nedenleri ve hormon bozukluğu tedavisine değinecek, sorularınızı cevaplayacağım.

Hazırsanız başlıyoruz!

Hormon bozukluğu neden olur?

Hormon bozukluğu neden olur? sorusunu cevaplamadan önce hormonlar hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum. Sonra asıl konumuza geri döneceğim.

Hormonlar bedeninizdeki dokuların birbirleriyle haberleşmesi, işlevini yerine getirebilmesi ve doğru çalışabilmesi için gerekli olan uyarıcı, sinyal iletici ve düzenleyici moleküllerdir.

Eğer sistemin bir noktasında bozukluk oluşursa zincirleme olarak hormonu kontrol eden diğer hormonlarda bozukluktan etkilenir ve vücutta genel işlev bozukluğu meydana gelir.

Örnek olarak erkeklerde, aşırı yağlanma testosteron hormonunun parçalanmasını ve östrojene dönüşmesini sağlayan aromataz aktivitesini arttırır. Dolayısıyla kan östrojen seviyesi artar, bu sebeple erkekte kadın tipi değişiklikler oluşur. Sonrasında östrojene bağlı yağlanma birçok farklı hormonun düzeyini değiştirir.

Yani hormonlar aslında kan değerlerini izlediğimiz, basit etkiler oluşturan moleküllerden çok bedeninizdeki birçok farklı yapıyı etkileyen ve işlevinin devam etmesini sağlayan önemli bir dişli çark sisteminin parçalarıdır.

Peki hormon bozukluğunun neden olduğunu biliyor musunuz?

Son zamanlarda artan bu bozukluğun sebeplerinden bahsetmek istiyorum. Çünkü bozukluğun sebeplerini öğrenmeniz hem belirtileri daha iyi anlamlandırmanıza hem de tedaviyi daha kolay uygulamanıza yardım edecek.

Endokrin sistem hastalıkları

Endokrin sistem hastalıkları hormon bozukluğunun en önemli sebebi. Direkt olarak hormon üretimi ile ilişkili olabilecek bu hastalıklar tek bir hormondan öte, zincirleme olarak birçok farklı hormonun dengesini bozar.

En önemli endokrin sistem bozuklukları,

  • Birçok farklı sistemin kanseri (bazı kanser tipleri ayrıca aşırı miktarda hormon üretilmesine sebep olur),
  • Polikistik over,
  • Hipotiroidi ve hipertiroidi,
  • Direkt endokrin organların hastalıkları (hipogonadizm gibi),

olarak sıralanabilir.

Hormonları bozan kimyasallar

Bazı kimyasalları, son zamanlarda hormon bozukluğu sıklığının artmasındaki en büyük sorumlular olarak nitelendirebilirim. Bu maddeler kaba olarak üç farklı şekilde etki eder.

İlk etki mekanizması bazı kimyasalların hormonları taklit etmesi ile sağlanır. Özellikle kozmetik ve kişisel bakım ürünlerindeki bu maddeler hormon gibi davranarak, alıcıları kandırır ve hormon etkisi oluşturur. Genç kızların erken ergenliğe girmesinin yegane sebebi budur.

İkinci etki mekanizması kimyasalların hormonları algılayan alıcıları etkisiz hale getirmesi ile ilgilidir. Bu durum bedeniniz tarafından kanda düşük hormon düzeyleri olarak yorumlanabilir. Dolayısıyla beden normalden çok daha fazla hormon salgılayabilir.

Üçüncü mekanizma ise kimyasalların hormon metabolizması üzerine etki etmesi ile alakalı. Hormon metabolizmasını değiştiren kimyasallar ile bedeniniz kandaki mevcut hormonları daha hızlı ve daha yavaş parçalayabilir. Uzun vadede bu durum normalden az veya fazla hormon sinyali oluşmasına neden olur.

Hormonları bozan kimyasallardan bazıları şunlar:

  • Tarım ilaçları: Tiroid hormonu düzeyleri ile yakından ilişkilidir. Çocuklarda dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu (ADHD) yapabilir.
  • Bisfenol A: Plastik ürünlerde bulunur. Östrojen gibi davranır. Diyabet, kadınsal özelliklerin artışı, bağışıklık sistemi zayıflaması, kadınlarda kanser riski artışı ve erkeklerde infertilite (kısırlık) ile yakından ilişkilidir.
  • Ftalatlar: Birçok kozmetik ve gıda paketinde bulunuyor. Erkek cinsiyet hormonları (testosteron) bloke edici etkileri mevcut. Bu sebeple ftalatlar erkek cinsiyette, sperm kalitesi azalmasına neden olur. Her iki cinsiyet için IGF-1 düzeylerini azaltabilir.
  • Dioksinler: Hayvansal gıdalarda sık bulunur. Özellikle yağlı dokularda birikir. Tiroid hormonlarının düzeylerini bozabilir ve erkeklerde cinsiyet hormonlarının azalmasına sebep olabilir.
  • Triklosanlar: Özellikle antibakteriyel sabunlarda ve diğer temizleyici ürünlerde bulunur. Yakın zamanda ABD’de yasaklandı ama ülkemizde kullanılıp, kullanılmadığı meçhul. Allerji ve astım gibi atopik problemlere ve tiroid hormon bozukluğuna sebep olabilir.

Tabi listeyi çok daha fazla uzatabiliriz. Ama hormon bozukluğu tedavisinde kaçınmanız gereken ürünlerden bahsederken, bu kimyasallara ayrıca değineceğim.

Genetik hastalıklar

Bazı kişiler hormon bozukluğuna sebep olan hastalıklara doğuştan sahip olabilirler. Çoğu zaman bu hormon bozukluğu ciddi boyutlara ulaştığı için tanı erken konulur ve tedavi gerçekleştirilir.

Ayrıca hormon bozukluğuna sebep olan genetik hastalıkların doğduktan hemen sonra ortaya çıkmasına gerek yoktur.

Diyabet, hipotiroidi gibi bazı problemler hayatın belli bir döneminde ortaya çıkabilir. Bu sebeple ailede hormonal bozukluk öyküsü olan kişiler daha fazla dikkatli olmalıdır.

Yaşam tarzı ve beslenme problemleri

Yaşam tarzı ve beslenme problemleri hormon bozukluğu yapabilen bir diğer risk faktörüdür. Özellikle beslenme bedeninize aldığınız kimyasal miktarını değiştirmesi, hormon üretimini kontrol etmesi bakımından önemli olmakla beraber yaşam tarzı da hormonal sistemi yakından etkiler.

Aşırı kalori içeren, işlenmiş besin tüketimine bağlı, doğal olmayan ürünlerin tercih edildiği ve yoğun karbonhidratlı bir beslenmeye sahipseniz hormonal bir problemle karşılaşma riskiniz daha fazladır.

Aynı şekilde hareketsiz, aşırı alkol (madde veya tütün) kullanılan, stresli ve düzensiz uykuya sahip bir yaşam tarzı hormonal bozukluk yaşama riskinizi arttırır.

Artık hormon bozukluğu neden olur? sorusunun cevabını biliyorsunuz. Beni takip edin, çünkü size günlük hayatta yaşamış olabileceğiniz hormon bozukluğu belirtilerinden bahsedeceğim.

Hormon bozukluğu belirtileri

Hormonal sistem birçok farklı hormonu içerisine alıyor. Dolayısıyla hormonal sistemin bozuklukları da birçok farklı belirti gösterebilir.

Bu belirtilerin tamamını sıralamamız imkansız ama bazı belirtiler karşımıza sık çıkıyor ve bu belirtileri bilmeniz hastalıklardan hızlı bir şekilde şüphelenip hekiminize başvurmanız için oldukça önemli.

En sık karşılaştığımız hormon bozukluğu belirtileri,

  • Yoğun sivilce,
  • Sıcak basması veya aşırı üşüme,
  • Aşırı kıllanma veya ciddi tüy dökülmesi,
  • Hızlı kilo alma veya hızlı kilo verme,
  • Aşırı terleme,
  • Ciddi yorgunluk, halsizlik, odaklanamama,
  • Libido (cinsek istek) kaybı,
  • Aşırı aç veya tok hissetme,
  • Uyku problemleri (uykusuzluk veya sürekli uyku hali),
  • Bilişsel bozukluk (odaklanamama, unutkanlık),

olarak sıralanabilir.

Bu hormon bozukluğu belirtileri tabi ki birçok hastalık ile karışabilir. Dolayısıyla bedeninizi dinlemeniz ve eğer kendinizi kötü hissediyorsanız hekiminize danışmanız en önemli unsur.

Hormon bozukluğu tedavisi

Hormon bozukluklarının geniş bir çerçevede sıralandığından daha önce bahsettim. Aynı şekilde hormon bozukluğu problemlerinin durumuna göre özel tedaviler mevcut ve bu hususları sizi muayene eden hekime bırakıyorum.

Bir hekim olarak benim odaklandığım husus ise hormon bozukluğu tedavisini doğal ve basit yöntemler ile gerçekleştirmek ve değişiklikler ile tekrar yaşanmasını engellemek.

Aşağıda size hastalarıma sık önerdiğim doğal hormon bozukluğu tedavi yöntemlerini sıraladım.

Kişisel bakım ve kozmetik ürünlerini azaltın

Kişisel bakım ve kozmetik ürünleri genel olarak östrojeni taklit eden birçok farklı kimyasal içerir. Bu sebeple çocuklarda erken ergenlik, kadınlarda doğurganlığın bozulması, adet düzensizliği ve erkeklerde kadın tipi yağlanma, sperm kalitesi azalması gibi problemlere neden olur.

Dolayısıyla şampuandan, traş sonrası losyona, duş jelinden, makyaj malzemelerine kadar geniş yelpazedeki kişisel bakım ve kozmetik ürünlerini azaltın.

Anti-bakteriyel sabunlardan kaçınmalısınız. Çünkü birçok antibakteriyel sabun hala triklosan ve benzeri kimyasallar içeriyor.

Nemlendirici olarak sağlıklı yağları (özellikle hindistan cevizi yağı), şampuan ve duş jeli için organik sabunları tercih edin. Makyaj malzemesi kullanımını azaltın. Çünkü siz her zaman güzelsiniz ?

Ayrıca güneş koruyucular kadınların ciltlerini yaşlanma etkisinden korumak için sürekli kullandığı ürünler arasında.

Ama birçok güneş koruyucu ciddi hormonal sistemi bozan kimyasalları içerir. Dolayısıyla kesinlikle ama kesinlikle yüksek faktörlü güneş koruyucuları tavsiye etmiyorum.

Plastik ürünleri dikkatli seçmek

Hala birçok plastik ürün BPA ve ftalat içeriyor. Dolayısıyla sağlık açısından ciddi bir risk potansiyeli mevcut.

Bu sebeple plastik ürün alırken üzerindeki etiketleri iyi incelemeniz ve “BPA yoktur” ibaresi aramanız oldukça önemli.

Birçok BPA içeren ürün üzerinde “BPA içerir” ibaresi koymuyor. Çünkü bu satışlarını düşürebilir. Dolayısıyla üzerinde BPA içeriği ile ilgili bilgi vermeyen ürünleri kesinlikle almamalısınız.

Ayrıca tek tehlike tamamı plastik kaplama olan ürünler değil. Birçok konserve ürünün içerisinde BPA’ya rastlandığını biliyoruz. Dolayısıyla konserve ürünleri mümkünse tüketmemelisiniz.

İşlenmiş gıdalar ve diğer besinler

Doğal olmayan ürünler tarım ilacı, antibiyotik ve ağır metale maruz kalır. Bu durum sizin ciddi miktarda hormon bozan faktöre maruz kalmanıza sebep olabilir.

Özellikle uzak durmanızı istediğim besinler,

  • Yüksek karbonhidrat içeren şekerli ürünler,
  • Tatlandırıcı içeren besinler,
  • Sanayi tavukçuluğu ürünleri,
  • Kontrolsüz üretilen hayvan ürünleri (et, süt ve benzeri),
  • Büyük balıklar (aşırı civa içeriği sebebiyle),
  • Genetiğiyle oynanmış ürünler,
  • Aşırı soya içeren ürünler,

olarak sıralanabilir.

Bu sebeple doğal ve uygun koşullarda üretilmiş besin öğelerine ağırlık vermeniz oldukça önemli. Organik ürünler ile ilgili ayrıntılı bir yazım mevcut. Okumak için organik ürün rehberi adlı yazıma gidebilirsiniz.

Ayrıca doğru ürünü seçmeniz yeterli değil. Çünkü doğru besinleri doğru şekilde tüketmek ancak hormonlarınızı korumanız için uygun ortamı size sağlar. Sağlıklı beslenme bir başlık altında incelenebilecek bir husus değil. Daha ayrıntılı bilgi için sağlıklı beslenme yazıma gidebilirsiniz.

Doğru supplementleri kullanmayı bilin

Bedeninizdeki birçok farklı yapı hormonlarınızı kontrol eder. Bu sebeple eksikliği iyi anlayıp doğru şekilde tamamlamalısınız.

Genel olarak,

  • Sindirim sistemini düzenlemek için probiyotik ve prebiyotik ürünler,
  • Hormon yapımını düzenlemek için sağlıklı yağlar,
  • Vitamin D,

alımını ihtiyaç halinde düşünmelisiniz.

Yaşam tarzı değişikliği yapın

Bedeniniz maruz kaldığınız kimyasallar, yedikleriniz ve içtikleriniz kadar yaşam tarzınızdan da etkilenir. Özellikle doğru miktarda uyumanız, stres seviyelerini kontrol etmeniz oldukça önemli.

Bu sebeple hormon bozukluğu yaşayan hastalarım için tavsiye ettiğim yaşam tarzı değişiklikleri,

oluyor.

Hormon Bozukluğu Belirtileri, Nedenleri ve Hızlı Tedavi Yöntemleri: Özet

Hormon bozukluğu artık birçok kişinin muzdarip olduğu bir konu ve hafife alınmayacak kadar önemli. Bu sebeple hormon bozukluğu nedenlerini iyi bilmeli, belirtilere karşı tetikte olmalı ve doğal tedavi yöntemlerine hakim olmalısınız.

Durumu kısaca tekrarlamak istiyorum. Hormon bozukluğu nedenleri,

  • Kimyasallar,
  • Kötü beslenme,
  • Kötü yaşam tarzı,
  • Genetik hastalıklar,
  • Endokrin problemler,

olarak sıralanabilir. Hormon bozukluğu belirtileri ise,

  • Yoğun sivilce,
  • Sıcak basması veya aşırı üşüme,
  • Aşırı kıllanma veya ciddi tüy dökülmesi,
  • Hızlı kilo alma veya hızlı kilo verme,
  • Aşırı terleme,
  • Ciddi yorgunluk, halsizlik,
  • Cinsel istek kaybı,
  • Aşırı aç veya tok hissetme,
  • Uyku problemleri (uykusuzluk veya sürekli uyku hali),
  • Bilişsel bozukluk (odaklanamama, unutkanlık),

olarak sıralanabilir. Hormon bozukluğu tedavisi ise,

  • Kimyasallardan (kozmetik, plastik ürünler, temizleyiciler) uzak durma,
  • Doğru beslenme (doğal, doğru kaynaklar ile, yeterli),
  • Yaşam tarzı değişiklikleri (stressiz, iyi uyunan, bağımlılık olmayan),
  • Doğru supplementleri alma (probiyotik ve prebiyotik, sağlıklı yağlar),

olarak sıralanabilir. Tabi ki bunun yanında medikal tedaviyi aksatmamalısınız.

Artık hormon bozukluğu neden olur? sorusunun cevabını biliyor, hormon bozukluğu belirtilerini tanıyor ve hormon bozukluğu tedavisinde nasıl değişiklikler yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.

Hormonlarınızı korumaya hazır mısınız? Bence hiç zaman kaybetmeyin!

image

Dr. Can Çiftçi Hakkında

Eğitimini Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tamamlayan Dr. Can kar amacı gütmeyen ve tarafsız bir girişim olan Fitekran.com sitesini 2013 yılında kurdu. Obezite, onkoloji beslenmesi, fitoterapi, sporcu sağlığı, nadir hastalıklar, fonksiyonel tıp ve patofizyoloji ile ilgilenen Dr. Can kendi kliniğinde fitoterapi uzmanı ve konsültan hekim olarak çalışmaktadır.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации