Андрей Смирнов
Время чтения: ~29 мин.
Просмотров: 0

Kemik erimesi (Osteoporoz) nedir? Kemik erimesinin nedenleri, belirtileri ve tedavi yolları

image
Ani ortaya çıkan kemik ağrıları kanser gibi önemli bazı hastalıkların belirtisi olabilir.

Erken tedavi önemli

Doç. Dr. Merter Yalçınkaya, hastalık tanısının konar konmaz tedavi planına başlanması gerektiğini belirterek, “40 yaş üzerindeki bir kişide herhangi bir travma olmadan ortaya çıkan kemik ağrısı denildiği zaman akla gelmesi gereken rahatsızlıklar sıralamasında kemik kanseri ya da kemik metastazını neyse ki ilk sıralarda düşünmüyoruz. Osteopeni ve osteoporoz gibi metabolik durumlar, osteonekroz gibi kemik kanlanma problemleri, kemik enfeksiyonları, stres kırıkları, ankilozanspondilit ve romatoidartrit gibi romatizmal rahatsızlıkları olası nedenler olarak gözden geçirmeliyiz ve tanısını koyar koymaz tedavilerini planlamalıyız. Ancak bu rahatsızlıkları tespit edemiyorsak, kemik kanseri ve kemik metastazı durumlarını mutlaka gündeme almalı ve inceleme stratejilerimizi buna göre planlamalıyız” diye konuştu.

REKLAM

MultiplMiyelom ve Lenfomaya dikkat

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Merter Yalçınkaya, sözlerine şu şekilde devam etti:

  • “Akciğer ve karaciğerden sonra metastazın en sık görüldüğü 3’üncü yer iskelet sistemidir. Sıklıkla 40 yaş üzerinde görülen kemik metastazlarında, metastazın kaynağı en sık meme, prostat, akciğer, böbrek ve tiroid dokularıdır. Polikliniğe kemik ağrısı ile gelen ve ilgili kemiğin çekilen röntgeninde şüpheli bir lezyon görünümünün olduğu 40 yaş üzerindeki bir kişide ayırıcı tanılar arasında ilk 3 sırayı kemik metastazı, multiplmiyelom ve lenfoma almaktadır. Bu hastalıkları takip eden ayırıcı tanının diğer elemanları ise kemik kanseri, sakral yetmezlik kırıkları, postradyasyon ya da Paget sarkomu, kemiğin dev hücreli tümörü, hiperparatirodizm ve histiositozis sendromlarıdır.”

Hasta şikayetleri dikkate alınmalı

Hasta şikayetlerinin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Merter Yalçınkaya, “Böyle bir şüphe halinde öncelikli olarak yapılması gereken PET-CT çekilmesini istemek olmamalıdır. Doğru tedavi, doğru anamnez almak ile başlar, yani hastanın hikayesini iyi almadan yola çıkılmamalı. Kemik ağrısının karakteri, kilo kaybı, yorgunluk, iştah azalması, ailede kanser öyküsünün varlığı, idrar yaparken kan gelmesi, nefes darlığı gibi durumların varlığını çok iyi sorgulamak gerekir. Ardından fizik muayene bulguları not edilmelidir. Önemli olabilecek fizik muayene bulguları arasında kol ya da bacakta şişlik, topallama, eklem hareketlerinde azalma, nörolojik bulguların olması, meme-prostat-tiroid-karın muayenesinde ele kitle gelmesi, gaytada kan görülmesi ve bölgesel lenf bezlerinde büyüme yer almaktadır” açıklamasında bulundu.

REKLAM

Tahliller eksiksiz yapılmalı

Fizik muayene bulgularından sonra tahlillerin eksiksiz yapılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Yalçınkaya, şu ifadeleri kullandı:

  • “Hikâye alınması ve fizik muayenenin ardından eksiksiz bir tahlil listesine ihtiyaç duyulmaktadır. Eğer bir hastada kemik metastazı şüphemiz varsa, sonuçlarına gereksinim duyulabilecek tahliller şunlardır: Tam kan sayımı, serum immünelektroforez, idrarda Bence Jonesproteinüri araştırılması, tiroid fonksiyon testleri, idrar tahlili, kalsiyum, fosfor, alkalenfosfataz”

Tetkiklerin ardından tanı konabiliyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Yalçınkaya, laboratuvar ve radyolojik incelemelerin tamamlanması sonrasında kemik metastazına neden olan organ kökeninin yüzde 85 olasılıkla tespit edilebildiğini kaydederek, “Tahlilleri takiben radyolojik incelemelere geçilebilir. Böyle bir hastada ağrılı kemiğin iki yönlü radyografisi, tüm vücut kemik sintigrafisi, toraks-batın-pelvis bölgelerinin bilgisayarlı tomografisi ön planda istenmelidir. Kemik metastazı şüphesinde ağrılı kemiğin MR ile incelenmesine, kemiğe metastaz yapan organın kökenini araştırmak için değilse bile ortopedik onkolojik tedavi planlaması için ihtiyaç duyulabilir. MR ile kemiğe metastaz yapan organın kökenini araştırmak ancak tüm vücut MR taranması ile yapılabilir ve bu yöntem henüz rutin inceleme listesine girmiş durumda değildir. Düşünülenin aksine, rutin inceleme listesine henüz girmemiş bir diğer yöntem PET-CT’dir. Kemik metastazı şüpheli durumlarda PET-CT’ye ihtiyaç duyulan yerler kesinlikle vardır ancak araştırma basamaklarının ilk sırasında olmadığı bilinmelidir” şeklinde konuştu.

REKLAM

Köken bulunamazsa biyopsisi gerekiyor

“Bu köken detaylı araştırmaya rağmen bulunamazsa böyle bir durumda kemik biyopsisi uygulamak gerekir” diyen Doç. Dr. Yalçınkaya, şunları söyledi:

  • “Hasta hikayesinin kusursuz alınması, eksiksiz bir fizik muayene yapılması, tüm laboratuvar ve radyolojik incelemelerin tamamlanması sonrası kemik metastazına neden olmuş olan organın kökeni yüzde 85 olasılıkla tespit edilebilir. Yüzde 15 olasılıkla bu köken detaylı araştırmaya rağmen bulunamaz. Böyle bir durumda kemik biyopsisi uygulamak gerekir. Kemik biyopsisinin ortopedik onkoloji eğitimi almış ve ortopedik onkoloji konseptine bütünüyle hakim olan hekimlerin ellerinde güvenle alınabileceği, biyopsinin gerekli onkolojik tedavilerin devam ettirilebileceği merkezlerde alınması gerektiği asla unutulmamalıdır”

Kist ve Tümör iki ayrı şekilde ele alınmalıdır. Kist tıp dünyasında en yaygın kullanılan terimlerin başında yer alır. Vücudun farklı bölgelerinde oluşabilir. Kistler iyi huylu yada kötü huylu olma gibi farklı özelliklere sahiptir.

Kistlerin iç kısımları hava ya da sıvıyla dolu olabildiği gibi yarı sıvı halde de olabilir. Başlangıçta Milimetrik boyutlarda olan kistler zaman içerisinde büyüme gösterebilir.

İnsan vücudunun hassas bölgelerinde oluşum gösteren kist çeşitleri bazen tehlike arz edebilir. Bu nedenle kist şüphesi olan kişilerde detaylı araştırılmaya gidilmesi gerekir.

Vücuttaki dokular üzerinde oluşan bu kistler, aslında dokunun normal bir parçası olarak kabul edilmez. Bu sebeple de vücutta birtakım değişikliklere yol açabilir.

Kistlerin birçoğu iyi huylu olduğundan dolayı genel anlamda ciddi bir tehlike oluşturmazlar. Büyüme oranları da çok hızlı olmadığı için zaman içerisinde farklı bir hastalığa dönüşme oranı düşüktür.

image

Tümör (Ur) Sadece insana dokularına değil hayvan ve bitki dokularında da meydana gelen anormal şişliklere ur yani tümör adı verilir.

Tümör çeşitleri de tıpkı kistler gibi iyi huylu ya da kötü huylu olarak farklı gruplara ayrılır. İyi huylu olan tümörler zararsız olarak bilinir. Çıktıkları dokunun özelliklerine sahip olur.

Kötü huylu tümör çeşitleri ise çıktıkları dokuya beraber çevre dokuları da tahrip ederler. Zaman içerisinde de yavrulama yoluyla vücudun diğer organlarına sıçrama gibi bir durum söz konusudur.

Kötü huylu tümörler zaman içerisinde büyük oranda gelişme göstererek hastaları ölüme kadar dahi sürükleyebilir.

Günümüzde hangi dokuzda meydana geldiği belli olmayan tümör çeşitleri de vardır. Bu tümörler halk arasında ve tıp dünyasında kanser olarak bilinir.

Kist ve Tümör Arasındaki Fark Nedir?

Oluşma şekilleri itibariyle benzerlik gösterse dahi tümör ve kist aslında iki farklı kavramdır. Kistlerin çoğunda kanser belirtisi görülmez. İyi ve kötü huylu olarak farklı grupları olsa dahi çok zararlı değillerdir.

İnsan vücudunda en yaygın görülen kist çeşitleri ise yumurtalık ve derinin hemen alt kısımlarında gelişme gösterir. Bunlara yağ kistleri de denir.

Tümör ise vücudun herhangi bir yerinde meydana gelebilen anormal dokular olarak adlandırılır. Kötü huylu olan tümörler genellikle kanser dokularıdır.

Kist ve Tümör Tanısı Nasıl Konur?

İnsanların vücudunda anormal bir şekilde meydana gelen her değişiklik için detaylı araştırma yapılması tavsiye edilir.

İlk muayene hastanın öyküsü ile başlar. Muayenelerin uzman hekimler tarafından yapılması en önemli detayların başında yer alır.

Özkaya Tıp Merkezi’nde yaşadığınız her bedensel sorun için çözüm bulabilecek uzman hekimlerin yer aldığı geniş bir kadro vardır.

Hastanın öyküsünde seyreden değişiklik çeşitlerine göre şüpheli bölgeden bazı tetkikler talep edilir.

Bu tetkikler ultrason, grafi, tomografik inceleme ya da emar olabilir. Hangi tetkikin yapılacağına alanında uzman olan hekimler karar verir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Her ikisinde de vücudun bazı bölgelerinde şişlikler meydana gelebilir.
  • Şişlikler her zaman belirgin olmaz. Bazen dokularda şekil bozukluğu şeklinde de görülebilir.
  • Kemik ve kas dokularında meydana gelen kitleler özellikle de iyi huylu olanların bir kısmı doğuştan oluşabilir. Bu tarz kitleler yaşa bağlı olarak büyüme gösterip sonradan fark edilmesine sebep olabilir.
  • Patolojik bir tanı konulabilmesi için bazen cerrahi müdahaleler yapılması gerekebilir.
  • Kist ve tümör çeşitleri genellikle bulgu vermez. Ancak bazı belirtiler bu noktada şüphe duymanızda etkili olabilir.
  • Adet düzensizliği, zaman zaman lekelenme ya da adetten kesilme kadınlarda en belirgin olan belirtiler arasında yer alır.
  • Kasık ve karın ağrısıyla beraber karın bölgesinde meydana gelen şişlikler bu noktada şüphe etmek için oldukça etkilidir.
  • Cinsel birliktelik sırasında yoğun bir şekilde ağrı hissetmek kist ve tümör için şüphe duyulmasına etki eden faktörler arasında yer alır.
  • Sindirim ve idrar şikayetleri de yine belirtiler arasındadır.

Kist Ve Tümör Nasıl Tedavi Edilir?

Kist ve tümör tedavisinde farklı teknikler tercih edilebilir. Özellikle kitlelerin iyi huylu ya da kötü huylu olduğunu net bir şekilde anlamak için yapılan tetkikler uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesinde de etkili olur.

İyi huylu olan kistlerde bazen ilaç tedavisi yeterli olsa dahi genel olarak cerrahi operasyon yapılması uygun görülür.

Yapılacak cerrahi operasyonun türünü hastanın öyküsü, genel sağlık durumu ve mevcut kronik hastalıklarıyla beraber yaş gibi detaylar belirler. 

İyi Yaşam

Son yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde beyin tümörleri artık daha erken ve sıklıkla teşhis ediliyor. Beyin tümörü belirtileri tümörün yerleşim yeri ve büyüklüğüne bağlı olarak farklı şekillerde görülebiliyor. Yeni teknolojiler sayesinde tümörün tam olarak çıkarılabildiğini söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Hamamcıoğlu, beyin tümörleri belirtileri ve erken teşhisin önemini anlattı. İşte ‘beyin tümörü nedir? Beyin tümörü belirtileri neler?’ sorularının yanıtları

1 Beyin tümörleri yeni doğandan başlayarak her yaşta görülebilir. Ancak en sık erişkin yaş grubunda rastlanır. Her yıl 100 bin kişiden beş ila yedisinde beyin tümörü görülüyor. 2 İnsan vücudunda çok az tümörün oluşum sebebi biliniyor. Beyin tümörlerinin neden oluştuğu konusunda yoğun araştırmalar yapılıyor. Günümüzde bir hücrenin tümör oluşturacak şekilde kontrolden çıkması ve aşırı çoğalması ile tümör haline gelmesine neden olan en önemli unsurun genetik faktörler olduğu kabul ediliyor. Bunun dışında radyasyon, kanserojen kimyasal maddeler ve virüsler de suçlanıyor. Bazı beyin tümörleri kalıtsal olabiliyor.
3 Bir tümör ne kadar erken tanı alırsa tedavi şansı daha çoktur. Pek çok kötü huylu tümör daha küçük boyutta iken ameliyat edilebilirse diğer tedavilere verdiği yanıt da o derece iyidir. 4 Her baş ağrısı beyin tümörü demek değildir. Beyin tümörleri kafatası içinde yer kaplar ve basınç artışına neden olur. Bu durumda oluşan baş ağrıları daha sıkıcı, şiddetli, zor geçen ve diğer bazı belirtilerle (kusma, görme ve işitme bozuklukları, kol ve bacaklarda güçsüzlükler, dengesizlik gibi) beraber seyreden ağrılardır.
5 6 Ani, şiddetli ve kolay geçmeyen, patlayıcı tarzdaki baş ağrıları çok önemlidir ve kafa içinde ani kanamaların belirtisi olabilir. Hemen tetkik edilmelidirler. Bazı ağrılar da şiddetli olmamasına rağmen uzun süreli ve sıkıcı tarzda olurlar ki kafa içindeki bir tümör oluşumunu düşündürebilir. Baş ağrılarının büyük kısmı migren, tansiyon yüksekliği veya stres kaynaklıdır.
7 Beyin tümörleri çok çeşitlidir. WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’nün sinir sistemi tümörleri sınıflandırmasına göre, insan sinir sisteminde 7 ana grup altında 30’dan fazla farklı türde tümör görülebiliyor… Genel olarak kafatası içindeki tümörlerin hepsi beyin ve sinirle ilişkili dokulardan kaynaklanmaz. Bazıları beyin zarlarından, kan damarları ve diğer hücrelerden oluşabilir ya da vücuttaki başka kanserler kafatası içine yayılım yapabilirler. 8 Bir beyin tümörünün büyük olması tehlikeli veya kötü huylu olması anlamına gelmez. Bazı iyi huylu tümörler belirti vermeden çok büyük boyuta ulaşabilir. Bazen de çok küçük bir tümör beynin çok tehlikeli bir yerinde olabilir.
9 Bazı doğumsal tümörler ve iyi huylu kitleler aralıklı tetkikler ile takip edilebilirler. Mutlaka ameliyat edilmeleri gerekmez. 10 Günümüzde ileri MR incelemeleri ile iyi huylu/kötü huylu tümörler çok yüksek bir doğrulukla ayırt edilebilir. Bunun yanı sıra PET CT/MR gibi yardımcı yöntemler de kullanılabilir. Ancak bir tümörün cinsi ancak dokusunun patolojik olarak incelenmesi ile net olarak isimlendirilebilir.
11 Beyin dokusundan kaynaklanan tümörlerle ilgili en önemli sorun, bu tümörlerin ameliyat sırasında normal beyin dokusundan ayırt edilememesi ve tümör sınırlarının tam olarak anlaşılamaması olabiliyor. Diğer cerrahi branşlardan farklı olarak beyin cerrahisinde, tümörün etrafından geniş bir sağlam doku ile çıkartılması mümkün değil, çünkü beyinde milimetrik düzeyde bile olsa normal doku kaybı hastanın konuşma, hareket ve diğer birçok fonksiyonunda kayba yol açabiliyor.

Haberler – Sağlık

“Kadın hastalığı” olarak görülen kemik erimesi hakkında merak ettiğiniz her şey haberimizde… Kemik erimesi (osteoporoz) nedir? Kemik erimesinin sebepleri nelerdir? Osteoporoz’un belirtileri ve korunma yolları…

  • Yazıları büyüt
  • Yazıları küçült
  • Standart boyut

Yunanca osteon/kemik ve poros/küçük delik kelimelerinden oluşan osteoporoz yani kemik erimesi sıklıkla kadınlarda görülen bir hastalıktır. Her yıl kemik erimesi nedeniyle 2 milyon kırık meydana gelmektedir. Peki kemik erimesi nedir? Kemik erimesinin nedenleri, belirtileri ve korunma yolları hakkında merak edilen tüm detayları haberimizde bulabilirsiniz…

KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) NEDİR?

Kemik erimesi, vücut çok fazla kemik kaybettiğinde, çok az kemik yaptığında veya her ikisinde birden meydana gelen bir kemik hastalığıdır. Osteoporoz kemiği zayıflatır ve kemiklerin kırılma riskini artırır.

Osteoporoz tam anlamıyla bir sünger gibi sıkıştırılabilir anormal gözenekli kemiklere yol açar. İskeletin bu bozukluğu kemiği zayıflatır ve kemiklerde sık kırıklara neden olur.

Normal kemik, hepsi de kemiğe gücünü veren protein, kollajen ve kalsiyumdan oluşur. Osteoporozdan etkilenen kemikler, normalde bir kemiğin kırılmasına neden olamayacak kadar nispeten küçük yaralanmayla bile kırılabilir. Osteoporoz ile ilişkili kırıklar hemen hemen iskelet sisteminin her kemiğinde meydana gelmesine rağmen, omurga, kalçalar, kaburgalar ve bilekler osteoporozdan kaynaklanan kemik kırıklarının en fazla görüldüğü alanlardır.

Yaşlılarda kalça kırıkları özellikle tehlikeli olabilir çünkü iyileşme sürecinde gerekli olan uzun süreli hareketsizlik, her ikisi de ölümcül sonuçlara yol açabilen kan pıhtılarına veya pnömoniye yol açabilir.

Osteoporozdan etkilenen tahmini 8.9 milyon Amerikalı’dan en az % 80’i kadındır. Uzmanlar, kadınların kemiklerinin daha hafif ve daha az yoğun olduğu ve kadın bedenlerinin menopozdan sonra kemik kütlesi kaybını hızlandıran hormonal değişiklikler yaşadığı için kadınların daha duyarlı olduğuna inanıyorlar.

KEMİK ERİMESİNİN NEDENLERİ

Osteoporozun kesin nedeni bilinmese de, kemiğin gözenekli hale geldiği süreç iyi anlaşılmıştır. Yaşamın erken dönemlerinde, kemik parçalanır ve sürekli olarak yenilenir, bu kemiğin yeniden şekillenmesi olarak bilinen bir süreçtir. Kemik yoğunluğu genellikle bir insanda 20’li yaşların sonlarında doruğa ulaşır.

Kemik kaybı genellikle 30’lu yaşların ortasında başlar. Kemikler, kalsiyumun yerini değiştirebildiğinden daha hızlı kaybetmeye başlar. Kemiklerde şekillenme daha az gerçekleşir ve kemikler incelmeye başlar.

Kadınlar için, kemik yoğunluğu kaybı menopozdan sonraki ilk beş ila yedi yıl içinde hızlanmakta ve daha sonra tekrar yavaşlamaktadır. Bilim adamları, kemik kaybındaki bu hızlı postmenopozal artışın, vücudun kemiklerdeki kalsiyumu korumaya yardımcı olan estrojen üretimindeki keskin bir düşüşten kaynaklandığına inanmaktadır.

Bazı kemik yoğunluğu kaybı yaşlanmanın doğal bir parçası olmasına rağmen, bazı kadınlar kemik erimesi ile ilişkili kemik kırıkları için daha yüksek risk altındadır. İnce veya küçük bir iskelet sistemine sahip olan kadınlar, sigara içenler, orta dereceden fazla içenler veya hareketsiz bir yaşam tarzı yaşayanlar gibi daha yüksek risk altındadır. Ailede kalça kırığı öyküsü olan ve özellikle de 40 yaşından önce yumurtalıklarının çıkarıldığı kadınlar da bu duruma daha yatkındır.

KEMİK ERİMESİNİN BELİRTİLERİ

KEMİK ERİMESİNDE TANI NASIL KONUR

Kemik erimesinde tanı, kemik mineral yoğunluğunun kantitatif ölçümü ile konulmaktadır. Kemik dansitometresi adı verilen bu teknik son derece kolay, ekonomik ve hasta için zahmetsizdir. Kemik kitlesi hakkında doğru ve kesin sonuç verir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) osteoporoz tanısı ve kırık riskinin belirlenmesi ile ilgili kriterler belirlemiştir. Bu kriterler, kemik mineral yoğunluğu ölçülen kişilerden elde edilen değerlerin, 25 yaşındaki genç bir kadının ölçümleri ile karşılaştırılmasını esas alır.

KEMİK ERİMESİNİ ÖNLEMENİN YOLLARI

Kemiklerinizi hayatınız boyunca sağlıklı tutmak için iyi beslenme ve düzenli egzersiz şarttır.

Protein

Protein, kemiğin yapı taşlarından biridir. Ve çoğu insan beslenirken bol miktarda protein alırken, bazıları alamazlar. Vejeteryanlar beslenmelerinde soya, kuruyemiş, baklagiller, süt ve yumurta gibi uygun gıdalarla yeterli protein alabilirler. Yaşlılar ise çeşitli nedenlerle daha az protein tüketebilirler. Protein takviyesi bir seçenektir.

Vücut ağırlığı

Düşük kilolu olmak kemik kaybı ve kırılma olasılığını arttırır. Aşırı kilonun da kolda ve bilekte kırık riskini artırdığı bilinmektedir. Bu nedenle, uygun bir vücut ağırlığını korumak, genel olarak sağlık için olduğu gibi kemikler için iyidir.

Kalsiyum

18 ile 50 yaş arası erkekler ve kadınların günde 1.000 miligram kalsiyum alması gerekir. Kadınlar 50 yaşına geldiğinde ve erkekler 70 yaşına geldiğinde bu günlük miktar 1.200 miligrama yükselir. Aşağıdaki gıdalar önemli kalsiyum kaynaklarıdır:

Beslenmenizde yeterli miktarda kalsiyum almadığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum takviyesi almayı düşünün. Bununla birlikte, çok fazla kalsiyum böbrek taşı riskini artırır. Yine de, bazı uzmanlar, özellikle takviyelerde çok fazla kalsiyumun kalp hastalığı riskini artırabileceğini öne sürmektedir. Uzmanlar takviyelerden ve diyetten elde edilen toplam kalsiyum alımının, 50 yaşından büyükler için günde 2000 miligramdan fazla olmamasını tavsiye etmektedir.

D vitamini

D vitamini vücudunuzun kalsiyum emilimini artırır ve kemik sağlığını korur. Güneş ışığı önemli D vitamini kaynağıdır. İnsanlar güneş ışığından yeterli miktarda D vitamini alabilirler. Günde 15 dakika sadece yüz bölgesinin bile güneş ışığına maruz kalması, vücudun yeterli D vitamini oluşturma ve depolaması için yeterlidir. Bununla birlikte deri tarafından D vitamini yapımı yaşla birlikte azalır. Bu nedenle D vitamininden zengin olduğu bilinen balık, yumurta sarısı gibi gıdaların tüketiminin düzenli yapılması gereklidir.

Kemiği güçlendiren ilaçlar

Eğer kemik erimeniz varsa, bifosfonat grubu bir ilaç reçete edilebilir. Bifosfonatlar kemik kaybını ve kırık riskini azaltıp, kemik yoğunluğunun bir ölçüde artırılmasını sağlayabilir. Ağızdan alınan formları mide ve barsak sorunlarına yol açabilir. Enjekte edilen bifosfonatlar, grip benzeri belirtilere yol açabilir.

BOYUN AĞRILARI VE BOYUN FITIĞI TEDAVİSİ

Boyun ağrıları günümüzde özellikle ofis çalışanlarının sık karşılaştığı sorunlar arasındadır.

Kemik iliği kanseri, ilik içerisinde yer alan hücrelerin anormal bir şekilde bölünmesi, dolayısıyla da sayılarını artırması sonucunda ortaya çıkar. Lösemi ve lenfoma da kemik iliğindeki hücrelerin artışıyla meydana gelen kanserler olmakla beraber, en sık görülen kemik iliği kanseri multipl miyelomdur.

Multipl Miyelom, asıl görevi vücuda giren mikroorganizmaları tanımak ve bu mikroorganizmaların etkisiz hale getirilmesini sağlayan antikorları üretmek olan plazma hücrelerindeki anormal artışla meydana gelen bir kanserdir.

Hastalık kemik ağrıları, tekrarlayan enfeksiyonlar, böbrek sorunları, halsizlik, kilo kaybı gibi belirtiler görülür. Belirtileri kontrol altına almaya yönelik çeşitli ilaçlar kullanılsa da tam iyileşme sağlayan bir tedavisi yoktur.

KEMİK İLİĞİ KANSERİ NEDİR?

Kemik iliği kanseri, kemik iliğinin kan oluşturan kök hücrelerinden kaynaklanan kanser türüdür. Kemiğin merkezinde bulunan süngere benzeyen bir malzeme olan kemik iliğinin derinliklerinde, kırmızı kan hücrelerine, beyaz kan hücrelerine ve trombositlere dönüşebilen kök hücreler bulunur. Kemik iliği kanseri, ilikteki hücrelerin anormal bir şekilde büyümeye başlamasıyla meydana gelir. Kemik iliğinde başlayan kansere kemik iliği kanseri veya kan kanseri denir. Bu grup kanserlerden en sık görüleni multiple miyelomdur. Diğer kanser türleri de kemik iliğine yayılabilir, ancak bunlar kemik iliği kanseri olarak adlandırılmaz. Kemik iliği kanserlerinden en başında multiple myeloma, lösemi ve lenfoma şekilde sıralanabilir.

MULTİPL MİYELOM NEDİR?

En sık görülen kemik iliği kanseri türü, multipl miyelomdur. Bu kanser türü sıklıkla omurga, kafatası, kalça ve kaburga gibi vücudun çok sayıda bölgesini etkilediği için anatomik olarak multipl miyelom olarak adlandırılır. Plazma hücresi adı verilen kan hücrelerinden gelişir. Bu hücreler, vücudu yabancı istilacılardan korumak için antikor üreten beyaz kan hücreleridir. Kemik iliği çok fazla miktarda plazma hücresi üretmeye başladığında tümörler oluşur. Bu tümörler kemik kaybına ve enfeksiyonlarla mücadele edilmesinde sorunlar oluşturur.

​​KEMİK İLİĞİ KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hastalık erken evrelerde, herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. Genellikle hastanın rutin olarak yaptırdığı kan veya idrar testinden sonra hastalıktan şüphelenilir. Kanser ilerlediğinde aşağıdakiler de dahil olmak üzere çok çeşitli şikayet ve belirtilere neden olur:

Kemiklerde ağrı ve hassasiyet. Genellikle sırt, kaburga veya kalça kemikleri etkilenir. Ağrı ya da hassasiyet sıklıkla süreklidir ve kişinin vücudunun hareket ettiği anlarda ağrılar artabilir.

Kolay kırılan zayıf kemikler. Multipl miyelom, kemikleri zayıflatabilir ve kemiklerin kırılma olasılığını arttırır. Omurga, kol ve bacaklardaki uzun kemikler bu durumdan en sık etkilenen kemiklerdir. Hasta, kendisine bu evrede dikkat etmek zorundadır. Herhangi bir kemik kırılma durumunda, hasta aylarca iyileşemeyebilir.

Omurilik sıkışması. Omurganın kırıkları omurlarda çökmeye, ağrıya ve bazen de omurilikte sıkışmaya neden olur. Bu durum bacaklarda uyuşma, güç kaybı, mesane ve bağırsak kontrolünde kayıp gibi ciddi problemlerle kendini gösterir. Omurilik sıkışması acil bir durumdur ve derhal tedavi edilmesi gerekir.

Kansızlık. Multipl miyelom, kemik iliğindeki kırmızı kan hücre üretimini etkileyebilir ve bu da kansızlığa yol açabilir. Kansızlık miyelom tedavisinin bir yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir. Kansızlık durumunda halsizlik, yorgunluk ve nefes darlığı gibi belirtiler görülür.

Tekrarlanan enfeksiyonlar. Hastalık, bağışıklık sistemini etkileyerek vücudun enfeksiyon ve hastalıklara karşı doğal bağışıklığını engeller. Bu sebeple hastalarda sık tekrarlayan ve uzun süren enfeksiyonlar görülür.

Hiperkalsemi. Etkilenen kemiklerden çok fazla kalsiyum kan dolaşımına salındığı için hiperkalsemi yani kan kalsiyum düzeyinde yükseklik görülebilir. Aşırı susuzluk, sık sık idrara çıkma ihtiyacı, kabızlık, karın ağrısı, zihinsel karışıklık ve sersemlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Hiperkalsemi acil tedavi gerektiren bir durumdur ve sayılan belirtiler görülürse hemen acil yardım istenmelidir.

Böbrek sorunları. Multipl myeloma böbrek yetmezliğine ve ağır böbrek hasarına neden olabilir. Böbrek yetmezliğinde; kilo kaybı, iştahsızlık, ayak bilekleri, el ve ayaklarda şişme, halsizlik, nefes darlığı, ciltte kaşıntı, dirençli hıçkırıklar gibi belirtiler görülür.

Olağan dışı kanamalar. Bazı hastalarda cilt altında morluklar, sık sık burun, diş eti kanamaları ve ağır adet kanamaları gibi beklenmeyen kanamalar görülebilir. Bunun nedeni kemik iliğindeki aşırı kanser hücrelerinin, trombosit adı verilen kanın pıhtılaşmasından sorumlu hücre üretimini engellemesidir.

Kan akışkanlığında azalma. Bazı insanlarda multipl miyelom kanın normalden daha kalın olmasına neden olabilir. Bu durum sıklıkla miyelom hücrelerinin ürettiği fazla proteinlerden kaynaklanır. Hiperviskozite olarak bilinen bulgu; baş dönmesi, nefes darlığı, baş ağrısı, kanama ve görmede bulanıklık gibi şikayetlere neden olur.

KEMİK İLİĞİ KANSERİ EVRELERİ NELERDİR?

Hastanın uygun ve başarılı bir tedavi görebilmesi için, hastalığın evresi ve kanserin büyüme hızı gibi faktörlerin bilinmesi gerekir. Multipl miyelomu evrelemek için kan hücresi sayısı, kanda ve idrarda bulunan protein miktarı, kan kalsiyum seviyesi ve diğer tanı test sonuçlarının incelenmesi gerekir. Multipl miyelom evrelemesi için diğer kanserlerde kullanılan TNM evreleme sistemi kullanılmaz. Bunun yerine 2 farklı evreleme sistemi tercih edilir.

Durie-Salmon Sistemi’nde kandaki monoklonal immunoglobulin, kalsiyum ve hemoglobin seviyelerinin yanı sıra kemik lezyonlarının sayısını dikkate alınır. Bu evreleme sisteminin kullanımı yaygın değildir.

Daha yaygın olarak tercih edilen internasyonal evreleme sistemi, iki ana faktöre dayanır. Bunlar kandaki albumin ve beta-2 mikroglobulin seviyeleridir.

Multipl miyelom her iki sisteme göre evre 0, evre I, evre II ve evre III olmak üzere dört evreye ayrılır.

KEMİK İLİĞİ KANSERİ TANISI NASIL KONUR?

Bazı durumlarda, başka bir sebeple yapılan kan testi sırasında tesadüfen multiple miyelom tespit edilebilir. Diğer durumlarda, hastanın belirti ve şikayetlerine dayanarak hastalıktan şüphelenilir. Daha sonra kesin tanı için bazı testlere ve görüntüleme yöntemlerine başvurulur.

Kan testleri: Kan testi yapılarak miyelom hücrelerinin ürettiği M proteini ve beta-2-mikroglobulin olarak adlandırılan maddeler tespit edilebilir. Beta-2-mikroglobulin kanserin saldırganlığı hakkında ipuçları verebilir. Böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için kan testleri, kan hücresi sayımı, kan kalsiyum ve ürik asit seviyeleri tanı koymada faydalı olabilir.

İdrar testleri. idrarda tespit edildiklerinde Bence Jones proteini olarak adlandırılan M proteinleri idrar analiziyle gösterebilir.

Kemik iliği örneği alınması. Kemiğe yerleştirilen uzun bir iğne ile kemik iliğinden numune alınır. Bu işleme kemik iliği aspirasyon biyopsisi denir. Alınan numune miyelom hücreleri varlığı açısından laboratuvarda incelenir.

Görüntüleme yöntemleri. Multipl miyelom ile ilişkili kemik problemlerini tespit etmek için röntgen filmi, MR, BT veya PET gibi çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.

KEMİK İLİĞİ KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Tedavi ile belirtileri hafifletmek, hastalığın komplikasyonlarını kontrol altına almak, hastanın durumunu sabitleştirerek ve multipl miyelomun ilerlemesini yavaşlatmak mümkündür. Herhangi bir belirti göstermeyen hastalarda tedaviye ihtiyaç olmayabilir. Fakat hastanın düzenli aralıklarla periyodik kan ve idrar testleri yapılarak takip edilmesi gerekir. Belirli veya bulgular varsa ya da takipler sırasında hastalıkta ilerleme tespit edilirse tedaviye başlanır. Multipl myelomda kullanılan çeşitli tedavi seçenekleri bulunur.

Hedefe yönelik tedavi: Hedefe yönelik ilaç tedavisi, kanser hücrelerinde belirli anormalliklere odaklanır. Bu ilaçlar koldan bir damar yoluyla veya ağızdan hap şeklinde verilebilir.

Biyolojik tedavi: Bu grup ilaçlar, miyelom hücreleri ile savaşmak için vücudun bağışıklık sistemini kullanır. Biyolojik tedavi kanser hücrelerini tanımlayan ve saldıran bağışıklık sistemi hücrelerini güçlendirir.

Kemoterapi: Miyelom hücreleri ile birlikte sağlıklı vücut hücrelerine de zarar verir ve hızlı büyüyen hücreleri öldürür. Kemoterapi ilaçları damardan veya hap şeklinde ağızdan verilebilir. Kemik iliği nakli yapılacaksa öncesinde yüksek doz kemoterapi ilaçları kullanılır.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации