Андрей Смирнов
Время чтения: ~31 мин.
Просмотров: 0

Kanser Tedavi Yöntemleri, Yan Etkileri Nelerdir? Kanser Nasıl Tedavi Edilir?

Tıp dili ile artrit olan kireçlenmeler, dizin eklem kıkırdağının parlak ve pürüzsüz halinin deforme olması ve eklemin gerçekleştirdiği fonksiyonel hareketin işlevini yitirmesine neden olmaktadır. Kireçlenmeler kıkırdak ile birlikte menüsküsleri de yırtmaktadır. Kemik çıkıntıları gibi problemler bu gibi sorunların ardından gerçekleşmektedir.

Kireçlenmenin olduğu dizde ağrı, sızı, tutukluk ve bunun gibi problemler başlar. Zaman ile dizdeki eklemsel hareketler kısıtlanır. Kireçlenmenin ilerleyen süreçlerinde ise bacaklar eğrilmeye başlamaktadır. Eğrilmeler başlamadan, dizdeki ağrı, sızı ve tutukluk durumlarında doktorunuza başvurmanız sağlığınız için önem arz etmektedir.

Diz Kireçlenmesinin Belirtileri

Eklemlerde gerçekleşen ağrı, sızı, tutukluk bu hastalığın ilk göstergesidir. Ancak bazı durumlarda hastalık hiçbir belirti bile vermeden ilerleyebilir. Bazı durumlarda ise hastalık belirtilerinin açık olmasına rağmen röntgen sonuçları düşünüldüğü gibi çıkmayıp, normal sonuçlar verebilir. Hatalığın ilerleyen aşamalarında eklem hareketi oldukça yavaşlar. Bir süre sonra eklem hareketi kısıtlanmaya uğrar ve merdivenlerden inip çıkmak oldukça zorlaşır.

Bazı zamanlarda ise kireçlenme, topallamalara sebep olmaktadır. Eklem içinde, dizin arka ve eklemin ön kısımlarında gerçekleşen kireçlenmeler iltihaplı şişkinliklere yol açabilir. Kireçlenmenin ilerlediği ve herhangi bir müdahalede bulunulmadığı dizlerin ise bükülmesi oldukça zor ve sancılı olmaktadır.

Bu gibi durumlarda ise diz kireçlenmesine konulması gereken tanı şu şekildedir. Rahatsızlığa sahip kişinin ifadesi, röntgenleri ve muayene sonuçları alınarak tespit edilir. Eğer eklemdeki bağların ve menüsküslerin durumunun incelenmesi gerekiyorsa doktorunuz sizden MR isteyebilir.

Diz Kireçlenmesi İçin Tedavi Uygulamaları

Diz kireçlenmesinde uygulanması gereken tedavi yöntemi hastanın şikayetine göre şekil almalıdır. Yapılan radyolojik tespitler ile elde edilen sonuçlar, hastanın şikayetlerinden önce gelmemelidir. Hastanın normal yaşantısına dönebilmesi için ihtiyaç duyduğu sade ve basit tedavi yöntemi en doğru yol olacaktır. Ancak tedavi için hastanın da verilen sağlık rehberine uyması gerekmektedir.

Öncelikle hastanın kilo vermesi gerekmektedir. Hasta eğer ideal kiloya inerse dize binen yük o kadar azalacaktır. Yük azalacağı için hem hastalık zor ve acılı geçmez hem de tedavi süresi aza çekilmiş olur. Kilo veren hastanın tedavisi daha kolay yapılmaktadır. Ancak kilo verirken de dikkatli olunmalı, bir diyetisyene başvurulmalıdır. Düzensiz beslenme ile kilo vermek oldukça sağlıksız bir durumdur.

Kilo verilmesinden sonra tedavi için hastanın yapması gerekenlerden biride egzersizlerdir. Kireçlenmesi olan hastalar bir takım egzersizler ile kireçlenmeyi minimuma çekebilirler. Kireçlenme problemi ile karşılaşan hastalar yürüyüş yapabilir. Ancak tıp dünyasında da bu konu karışıktır. Kimi doktorlar yürüyüş yapmanın kireçlenme hastalığından muzdarip olan kişilere zarar vereceğini söylerken kimi doktorlar ise bunun tam tersini söylemektedir. Buradaki en önemli kriter ise ağrı ve sızıdır. Yürüyüş yapacaksanız eğer sizi zorlamayacak mesafeler arasında yürümeniz sizin için daha iyi olacaktır. Eğer yürüme zorluğu çekiyorsanız zorlamamanız sizin için daha iyi olacaktır. Ayrıca tenis,golf gibi sportif aktiviteler, bisiklet veya salon bisikleti gibi faaliyetlerle de uğraşabilirsiniz.

Kireçlenme tedavisinde ise akla gelen ilk ilaç ağrı kesicilerdir. Aspirin gibi basit yapıdaki ağrı kesiciler ilk zamanlarda oldukça etkili ilaçlardır. Ayrıca romatizma ilaçları da ağrı ve sızının kesilmesinde büyük etmenlerdir.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi kireçlenme hastalığının ilk evreleri olan ve özellikle diz kapağının altında gerçekleşen kireçlenme vakalarına etki etmekte olumlu sonuçlar vermektedir. Bazı zamanlarda çok uzun süreli ve kapsamlı bir fizik tedavi önerilmektedir. Genellikle 10 seans üzerinden yapılan fizik tedavi uygulamaları, ilk 5 seansın da olumlu gelişme görülmez ise devam edilmemektedir.

Fizik tedavinin yetersiz kaldığı alanlarda ise diz protezleri devreye girmektedir. Diz protezi, diz içindeki eklemi oluşturan 3 kemiğin eklem yüzeylerinin kesilerek buraya yerleştirilen metal ve plastik parçaların takılmasıdır.

Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozukluğu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hâkim olur.

Eklem hareketleri sesli hisle gelir (kıtırtı) duyulur. Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler, diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.

Eklem kireçlenmelerinin tedavisi

Kireçlenmenin tedavisinde asıl amaç,ağrıyı azaltmak ve eklem hareketlerini düzeltmeye yöneliktir. Fizik tedavi programlarıyla, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikayetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların güçlenmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak söz konusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için kilonun kontrolü ve baston faydalıdır.

Yaşlanma ile birlikte görülen, genellikle kalça, diz ve omurga mafsallarında ortaya çıkan ağrılı sertliklerdir. Bu sertliklerin sebebi, mafsal yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bilhassa kırk yaşın üzerinde, az hareket isteyen, statik işlerde çalışan kimselerde görülen kireçlenme, namaz kılan ve hareketli işlerde çalışan insanlarda seyrek rastlanır.

Eklem kireçlenmelerine karşı ne yapmalı?

İleri yaşlarda, eklemlerde tekrarlayan mekanik zorlamalarla oluşan organik değişikliklere verilen isim. Kireçlenmenin en önemli özelliği, eklem yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bu değişiklikler, ağırlık yüklenen eklemlerde daha sık görülür. Genellikle kırk yaş, insan organizmasında kemik sistemi için bir dönüm noktasıdır. Bu zamandan sonra kemiklerde küçük değişiklikler başlar. Harabiyet, yeni kemik oluşum yeteneğinin kaybolması, ostaoporoz (kemiklerdeki kalsiyum içeriğinin azalması) bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle yaşlılarda, bütün eklemlerde bir dereceye kadar kireçlenme mevcuttur. Ancak şu unutulmamalıdır ki, normal bir eklem, normal şartlarda, bozulmadan yüz sene bile çalışabilir. Ancak eklemin normal yapısını zorlayan ve çalışma şartlarını ağırlaştıran durumlarda kireçlenme belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

Kireçlenmenin sebep olduğu şikâyetler

Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozukluğu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hâkim olur. Eklem hareketlerinde kıtırtı sesleri duyulur.

Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler

Diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.

Kireçlenmenin mutlak bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemlerle ve yapılacak tedavilerle, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikâyetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların gelişmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak söz konusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için baston ilk tavsiye edilecek konudur. Baston, sağlam taraftaki ele verilir.

Eklem kireçlenmesi (osteoartrit) nedir? Eklem kireçlenmesi, eklemlerde kıkırdak kaybına bağlı olarak oluşan iltihabi hastalığın adıdır. İnsanda en sık karşılaşılan eklem rahatsızlığıdır.

Eklem kireçlenmelerinin nedenleri nelerdir? Yaşla eklemlere binen stresin oluşturduğu deformasyonlar, eklem içi kırıklar, yaralanmalar ve geçirilen iltihaplar bu hastalığa yol açan etmenlerdir. Bu sebeple de “yaşlılık romatizması” olarak da bilinir. Kalça çıkığı da ilerleyen dönemde kireçlenme nedenidir. Zorlama hastalığı arttırırken egzersiz ve spor ise azaltır.

Eklem kireçlenmesi neden yaşla ilgilidir? Yaşlanan bedenimizde ömrünü tamamlayan veya yaralanma neticesinde ölen hücreler çoğunlukla yerini yenilerine bırakırlar. Fakat eklem kıkırdağı (yenilenme-rejenerasyon) potansiyeli olmayan bir dokudur. Hastalığın seyri buna paralel olarak daralan eklem mesafesi, eklemi oluşturan kemiklerin birbirine yakınlaşması ve yakın temasına neden olur.

Kireçlenmenin sebep olduğu şikâyetler nelerdir? Eklemi oluşturan kemiklerin yakın temas ve sürtünmesi ağrı ile belirti verir. Dökülen kıkırdak dokusunu ortamdan uzaklaştırılmak için oluşan iltihap ve şişlikle karşılaşılır. Bu dönemi eklemden gelen kıtırtı (sürtünme sesleri), şişlik, çarpılma ve şekil bozukluğunun oluştuğu dönem takip eder. Topallama ve ağrı sebebiyle değişik yürüyüş şekilleri oluşur.

Kireçlenmenin en sık görüldüğü yerler nereleridir? Sıklıkla bel, diz, ayak bileği, kalça eklemi gibi yük altında çalışan eklemlerde olsa da omuz, dirsek, el bileği, el eklemleri hatta çene ekleminde de olabilir.

Eklem kireçlenmelerinin tedavi yöntemleri

Tedavi, hastalığın evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Erken dönem hastalarda eklemlerin içini temizleme (debridman) amaçlı artroskopik işlemler uygulanır. Eklemlerde çarpılma, şekil bozukluğu olanlar, basit kemik ameliyatları ile düzeltilir.

Tedavi yöntemleri içinde protezin yeri…

Protez ile tedavi ne zaman gerekli olur? Tedavi hastalığın evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Eklem kireçlemesi ileri dönemde ise bozulan eklemi protez ile değiştirmek etkin bir tedavi yöntemidir. Protez, ameliyatla yerleştirilen ve bir organın işlevini üstlenen malzemeye denir. Protez ile ağrı, hareket kısıtlılığı ve eklemlerde şekil bozuklukları düzeltilip, hastaların baston ve benzeri yardımcı malzemelere gerek duymadan yürümeleri sağlanır.

Uzmanlar eklem ağrıları olanlara ayrıca şu önerilerde bulundu:

– İdeal kilonuzda kalın. Kilo almamaya özen gösterin.

– Doymuş yağ ve kızartmalardan uzak durun, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini tüketin…

– İdeal kilonuzda kalın. Kilo almamaya özen gösterin.

– Doymuş yağ ve kızartmalardan uzak durun, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini tüketin.

– Düzenli egzersiz yapın.

– Günde en az 8 saat uyuyun.

– Stresin sizi etkisi altına almasına izin vermeyin. Stresle başa çıkmak için çeşitli teknikler kullanın.

Ahmet Maranki’den eklem ağrıları için masaj yağı

Bu yağları eşit miktarlarda bir kapta karıştırarak eklem yerlerinize sürün. Streç filmle sarın.

Uyarı: Hardal, biberiye ve kekik yağları yakıcı yağlardır. Zeytinyağı, badem ve ceviz yağı gibi yumuşatıcı yağlar ile karıştırılmadan sürüldüğünde cildinizi yakar, zarar verir.

Hemoroidinin evrelerine göre şikayetleri ve tedavi seçenekleri farklıdır:

Hemoroidin tedavisi iç- dış hemoroid olmasına, hangi aşamasında olduğuna yaptığı şikayetlere göre planlanır. Muayene, özellikle anoskop muayenesi yapılarak teşhis kesinleştirilir ve dışarı çıkıp çıkmadığına göre, damarların dolgunluğuna ve kanamasına göre tedavi planlanır.

    • 1. ve 2. derecede  iç hemoroidler normal gözle  (inspeksiyon), parmak muayenesi(rektal tuşe) ile tespit edilemezler. İmkan varsa anoskop ile görülebilir.. Anoskop muayenesi; muayene masasında kolaylıkla yapılabilen, 1 dakika bile zaman almayan bir işlemdir. Bu hemoroidlerde hiç bir  tedavi gerekmez. Hemoroide sebep olan kabızlık, ishal, ıkınma, tuvalette uzun oturma, hareketsizlik, uzun süre oturma ve ayakta kalma, obesite gibi faktörleri ortadan kaldırmak yeterli olur.
    • 1. ve 2.derecede hemoroidler kanama yaptıklarında mutlaka görülmesi gerekir. Daha önce belirttiğim gibi imkan varsa anoskopla kanama yapan hemoroidler kolaylıkla görülebilir.  Aksi taktirde kolonoskopi ya da rektosigmoidoskopi ile görmek gerekir. Bu durumdaki hemoroidlerde sebepleri ortadan kaldırmanın ve  dışkılama alışkanlığını düzeltmenin yanı sıra ilaç tedavisi gerekir.
    • İlaçla geçmeyen 2. derecede iç hemoroidlerde ve 3. dereceye gelmiş iç hemoroidlerde artık müdahale gerekir. Bu durumda lastik bant ligasyonu ve infrared koagülasyon ideal tedavidir.
    • Akut tromboze ve ödemli hemoroidlerde öncelik ilaç tedavisindedir. Hemen ameliyat ya da müdahale yapılırsa komplikasyonlar daha fazla oluşur. Özellikle kanama ve darlık sık görülen komplikasyondur.
  • 4. derecede iç hemoroidlerde ve dış hemoroidlerde cerrahi müdahale gereklidir. Pek çok yöntem uygulanabilir. Eski klasik yöntemler çok ağrı yaptığından, günlerce evde yatmak zorunda bıraktığından giderek daha az uygulanmaktadır.

THD Ameliyatı (Transanal haemorrhoidal dearterialisation)

HAL (Hemoroidal Arter Ligasyonu) yöntemi olarak da bilinmektedir. Kalem ucu imageşeklindeki özel bir proktoskop kullanılarak yapılır. Proktoskopun bir ucunda daha geniş görüş sağlayacak ve iğneyi rahat manüple (hareket kabiliyeti veren) edecek bir alan vardır.  Proktoskopun distal ucunda  dopler cihazı yerleştirilmiştir. Uç kısmında da beyaz LED ışık kaynağı olduğundan daha iyi görüş sağlanır.

Proktoskopi ve dopler yardımıyla makat kanalı içindeki atardamarlar bulunur ve bu atardamarlara dikiş atılarak kan akışı engellenir. Kan gidemeyen meme beslenemez, büzüşerek yok olur. Burada hemoroid memeleri çıkarılmaz. Hemoroidlerde fibroziz ve nekrosiz dediğimiz olaylarla gerileme sağlanılır.

En önemli avantajı:  Anal kanalın anotomisi (yapısı) ve fizyolojisi (çalışması) bozulmaz. Bu nedenle gaz dışkı kaçırma, darlık gibi komplikasyonlar neredeyse hiç görülmez. Böylesi bir avantaj hiç de küçümsenecek bir avantaj değildir.

Diğer cerrahi yöntemlere göre çok daha az ağrı vardır. Daha çok anüsün içindeki ödemden dolayı dolgunluk ve dışkılama isteği vardır. Mukozayı kesip doku çıkarma yoktur. Bu da daralma, kanama risklerini azaltır. Yine de bazen hafif kanamalar görülebilir. Daha önce belirttiğimiz gibi hiç bir yöntemde tekrarlamaz diye bir garanti verilemez. THD de bu oran oldukça azdır. Yapılan çalışmalarda nüks yaklaşık % 6 oranında görülmüştür. Nüksün azaltılması için hemoroide sebep olan etkenler ortadan kaldırılması gereklidir. 12 aylık takipte başarı oranı % 90 ları bulmaktadır.

imageEn önemli sorun (hasta açısından) anüs etrafında skin tag dediğimiz deri oluşumları için ek müdahale gerekliliğidir. Bekçi memeler de denilen bu oluşumlara tıbben müdahale gerekmez fakat hastayı rahatsız edebilir.

% 85 hastada mukopeksi dediğimiz dışarıya sarkan mukoza ve iç hemoroid memelerini yukarıya asmak gerekebilir.

6-8 hafta geçmeden kesin sonuç alınamaz.

Komplikasyonlar: Sıklıkla erken dönemde ilk 30 günde görülür. Şikayetler 30 günün sonunda çoğunlukla geçer.

*Ağrı, * Ateş, *Tenesmus (dışkı olmadığı halde dışkılama  isteği)  *Kanama (nadir), *İdrar yapamama, *Hemoridal damarlarda tromboz (pıhtılaşma), * Anal enfeksiyon, fistül, *Anal fissür.

Lazer Tedavisi (Lazer Hemoroidoplasti)

Anüsün hemen içine doğru, mukoza sınırından 3-4 mm.lik kesi ile içeriye laser cihazının probuyla (uç kısmı) girilir. Lazer uygulanarak hemoroid damarı yapıştırılır. Genel anestezi ile yapılması tercih edilir. Teknoloji gerektirdiğinden pek çok merkezde yoktur. Teknoloji ek maliyet getirmektedir. Kanama, ağrı burada da olma ihtimali % 10’u bulur. Diğerlerinden farklı olarak uygulanan damarlarda pıhtı oluşabilir, oluşan pıhtı ağrıya sebep olur.

Longo Ameliyatı (Stapler Hemoroidopeksi)

Stapler denilen zımba benzeri alet yardımıyla yapılır. Stapler hemoroidopeksi tekniği de denir. Özel bir aletle dışarıya doğru sarkan iç hemoroid memeleri çepeçevre kesilerek aynı anda yine çepeçevre aletle dikilir. Genel anestezi altında yapılır.

Kesme ve dikme mevcut olduğundan dikiş açılması, kanama, fistül oluşması gibi bir takım riskler vardır. Bu komplikasyonların bir kısmı örneğin fistül nadir de olsa ciddi bir seyir gösterebilir. Tenesmus dediğimiz devamlı dışkılama hissi vardır. % 10 gibi prolapsus yani sarkma devam edebilir. Nüks ihtimali bu yöntemde de vardır. En önemli komplikasyonlarından biri de sonradan gelişen darlıktır ve çözümü zordur.

Klasik cerrahi yöntemler (Hemoroidektomi)

Tümüyle cerrahi işlemlerdir. Pek çok yöntemler vardır.

*Akut, tromboze, prolabe olmuş (sarkmış) hemoroidlere cerrahi tedavi yerine ilaç tedavileri yapılmalıdır.

*Alınan hemoroid pakeleri arasında sağlam alan (anoderm) olmalıdır.

*İnce, eriyen dikişler kullanılır. Dikiş almak gerekmez.

*Dokular aşırı gerilmemeli, çekiştirilmemeli,

*Tüm hastalıklı hemoroid pakeleri ille de çıkarılmamalı. Bir seansta 3 ten fazla hemoroid memesi alınmamalı. Alınırsa anal darlık riski oldukça artar. Bu durumu genellikle hastalar ‘doktor bazı memeleri unutmuş’ diye ifade ederler. Oysa darlık gibi önemli ve can sıkıcı bir komplikasyonu önlemek için yapılan ve yapılması gereken bir uygulamadır.

*Ameliyat sonrası en kısa zamanda şekilli dışkı yapması sağlanmalıdır. Hasta dışkı yapmaktan korkmamalı, dışkılamasını ertelememelidir.

Milligan Morgan yöntemi:.En sık kullanılan yöntemlerdendir. Dış kısımdaki pililerden iç kısma kadar olan hemoroid memeleri kesilir, kesilen yer dikilerek kapatılabilir. Burada da keserek doku çıkarma vardır. Bu nedenle kanama, darlık gibi komplikasyonlar daha sıktır.

Ferguson Hemoroidektomi: ABD. de sık kullanılan bir yöntemdir. Eksternal ve internal hemoroidal oluşumlar cerrahi kesi ile çıkarılır. Oluşan açıklık dikişle kapatılır. İyileşme süresi 4 haftayı bulur.

Whited ameliyatı:  Anüs çepeçevre hemoroid memeleriyle birlikte kesilir. Ve mukaza (iç tabaka) deriye dikilir. İki önemli komplikasyonu vardır. Mukaza dışarı taşacağından makakta devamlı ıslaklık vardır. Diğer bir komplikasyon ise ciddi makat darlığı oluşma riski yüksektir.

Komplikasyonları: *Kanama, *Anal stenoz (makat daralması), * gaz dışı kaçırma (daha nadir olarak ve kaslara müdahale yapılırsa görülür), * Enfeksiyon ve sepsis (kana mikrop yayılması)

Merhabalar ben genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Seher Şirin İstanbul Bakırköy’de bulunan kliniğimde hasta kabul ediyorum. Bana ulaşmak için 0212 572 72 65 arayabilir ya da aşağıda yer alan WhatsApp butonuna tıklayarak yazabilirsiniz.

Osteoartrit nedir?

Artrit, eklemlerde ağrı ve iltihaplanmaya neden olan bir durumdur. Osteoartrit (OA) en sık görülen tiptir. Uzun süreli (kronik), dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Dejeneratif, zamanla kötüleştiği anlamına gelir. Çoğunlukla orta yaşlı ve yaşlı yetişkinleri etkiler. OA eklem kıkırdağının parçalanmasına neden olur. Herhangi bir eklemde oluşabilir. Ancak en sık elleri, dizleri, kalçaları veya omurgayı etkiler.

Osteoartrite ne sebep olur?

OA birincil veya ikincil olarak adlandırılabilir. Primer OA’nın bilinen bir nedeni yoktur. İkincil OA, başka bir hastalık, enfeksiyon, yaralanma veya deformiteden kaynaklanır. OA eklemdeki kıkırdağın parçalanmasıyla başlar. Kıkırdak aşındıkça, kemik uçları kalınlaşabilir ve kemik büyümeleri oluşturabilir. Bu büyümelere kemik mahmuzları denir. Kemik mahmuzları eklem hareketini sınırlayabilir. Eklem boşluğunda kemik ve kıkırdak parçaları yüzebilir. Kemikte sıvı dolu kistler oluşabilir. Bunlar ayrıca eklem hareketini sınırlayabilir.

Kimler osteoartrit için risk altındadır? OA’nın risk faktörleri şunları içerir:

  • Kalıtım. Bazı genetik problemler OA’ya neden olabilir. Bunlar, hafif eklem kusurlarını veya çok gevşek eklemleri içerir.
  • İlave yük. Fazla kilolu olmak zamanla diz gibi eklemlere baskı uygulayabilir. Yaralanma veya aşırı kullanım. Diz gibi bir eklemin ciddi şekilde yaralanması OA’ya yol açabilir. Yaralanma, zamanla aşırı veya yanlış kullanımdan da kaynaklanabilir.

Kireçlenme belirtileri nelerdir?

OA’nın en yaygın semptomu, bir eklemin aşırı kullanımı veya hareketsizliğinden sonra ağrıdır. Semptomlar genellikle yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Semptomlar her insanda biraz farklı şekilde ortaya çıkabilir. Bunlar şunları içerebilir:

  • Eklem ağrısı
  • Eklem sertliği, özellikle uyku veya hareketsizlikten sonra
  • Zamanla eklemde daha az hareket
  • Kıkırdak aşındıkça (daha sonraki aşamalarda) hareket ettirildiğinde eklemde bir taşlama hissi

Kireçlenme semptomları diğer sağlık durumları gibi olabilir. Teşhis için sağlık uzmanınıza başvurduğunuzdan emin olun.

Osteoartrit nasıl teşhis edilir? Süreç sağlık öyküsü ve fizik muayene ile başlar. Ayrıca röntgeniniz de olabilir. Bu test, kemik ve diğer vücut dokularının görüntülerini oluşturmak için az miktarda radyasyon kullanır.

Kireçlenme nasıl tedavi edilir?

Tedavi semptomlarınıza, yaşınıza ve genel sağlığınıza bağlı olacaktır. Ayrıca, durumun ne kadar şiddetli olduğuna da bağlı olacaktır. Tedavinin amacı eklem ağrısı ve sertliğini azaltmak ve eklem hareketini iyileştirmektir. Tedavi şunları içerebilir:

  • Egzersiz yapmak. Düzenli egzersiz, ağrıyı ve diğer semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir. Bu germe ve kuvvet egzersizlerini içerebilir.
  • Isı tedavisi. Eklemi ısıyla tedavi etmek ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Fiziksel ve mesleki terapi. Bu tür terapiler eklem ağrısını hafifletmeye, eklem esnekliğini artırmaya ve eklem gerginliğini azaltmaya yardımcı olabilir. Atel ve diğer yardımcı cihazları kullanabilirsiniz.
  • Kilo kontrolü. Sağlıklı bir kiloyu korumak veya gerekirse kilo vermek semptomları önlemeye veya hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • İlaçlar. Bunlara ağrı kesiciler ve antiinflamatuar ilaçlar dahildir. Bunları ağızdan hap olarak alabilirsin. Ya da bir kremle cildinize sürebilirsiniz.
  • Eklemlere yağlayıcı enjeksiyonları. Bu sıvılar normal eklem sıvısını taklit eder.
  • Eklem ameliyatı. Ciddi hasarı olan bir eklemi onarmak veya değiştirmek için ameliyat gerekebilir.

Tüm tedavilerin riskleri, faydaları ve olası yan etkileri hakkında doktorunuzla konuşun.

Osteoartritin olası komplikasyonları nelerdir? OA, eklemlerin zamanla kötüleşmesine neden olduğundan, sakatlığa neden olabilir. Ağrı ve hareket problemlerine neden olabilir. Bunlar, normal günlük aktiviteleri ve görevleri daha az yapmanızı sağlayabilir.

Osteoartrit ile yaşamak OA için bir tedavi olmamasına rağmen, eklemlerin çalışmaya devam etmesine yardımcı olmak önemlidir. Ağrı ve iltihabı hafifletebilirsiniz. Sağlık uzmanınızla birlikte bir tedavi planı üzerinde çalışın. Plan ilaç ve terapi içerebilir. Yaşam kalitenizi artırabilecek yaşam tarzı değişiklikleri üzerinde çalışın. Bunlar şunları içerebilir:

  • Kilo kaybetmek. Ekstra ağırlık, kalçalar ve dizler gibi ağırlık taşıyan eklemlere daha fazla baskı uygular.
  • Egzersiz yapmak. Bazı egzersizler eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bunlara yüzme, yürüme, düşük etkili aerobik egzersiz ve hareket açıklığı egzersizleri dahildir. Germe egzersizleri de eklemlerin esnek kalmasına yardımcı olabilir.
  • Aktivite ve dinlenmeyi dengelemek. Eklemlerinizdeki stresi azaltmak için aktivite ve dinlenme arasında geçiş yapın. Bu, eklemlerinizi korumaya ve semptomlarınızı hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Yardımcı cihazları kullanma. Bastonlar, koltuk değnekleri ve yürüteçler, belirli eklemlerdeki stresi önlemeye ve dengeyi iyileştirmeye yardımcı olabilir.
  • Uyarlanabilir ekipman kullanma. Ulaşıcılar ve yakalayıcılar, erişiminizi genişletmenize ve gerilmeyi azaltmanıza izin verir. Giyinme yardımcıları daha kolay giyinmenize yardımcı olabilir.
  • İlaç kullanımını yönetmek. Bazı iltihap önleyici ilaçların uzun süreli kullanımı mide kanamasına neden olabilir. Bu riski azaltmak için bir plan oluşturmak için sağlık uzmanınızla birlikte çalışın.

Kireçlenme hakkında önemli noktalar

  • Osteoartrit, kronik bir eklem hastalığıdır. Çoğunlukla orta yaşlı ve yaşlı yetişkinleri etkiler.
  • Eklem kıkırdağının parçalanmasıyla başlar.
  • Risk faktörleri arasında kalıtım, obezite, yaralanma ve aşırı kullanım yer alır.
  • Yaygın semptomlar ağrı, sertlik ve eklemlerin sınırlı hareketini içerir.
  • Tedavi ilaçlar, egzersiz, ısı ve eklem enjeksiyonlarını içerebilir. Ciddi şekilde hasar görmüş bir eklemi onarmak veya değiştirmek için ameliyat gerekebilir.

Miyop Tedavisi

Miyop halk arasında son derece yaygın görülen bir sağlık problemidir ve yaygınlığı da gün geçtikçe artmaktadır. Peki miyop nedir nasıl tedavi edilir? Miyop gözün uzakta ki nesneleri net olarak görememesi, bulanık görmesi durumudur. Miyop hastalığının ana tedavi seçenekleri şunlardır: gözlük, kontakt lensler ve refraktif cerrahi.  Yüksek derece miyopluk; retina dekolmanı, miyopik retinopati ve glokom gibi görme kaybına neden olan hastalıklara yol açabilir. Miyop hastalığının bir halk sağlığı problemi olarak ortaya çıkması yani bu kadar sık görülmesi alternatif tedavi yollarının araştırılmasının da önünü açmıştır. Araştırılan tedaviler yalnızca gözlük veya kontakt lens kullanımından ibaret olmayıp, bunların yanı sıra atropin ve pirenzepin gibi farmasötik ajanların da kullanılmasını içerir. Miyopi için büyük ameliyatlardan daha çok, nispeten kısa süreli ve önemli yan etkileri olmayan tedaviler içeren terapiler önerilmektedir. Bazı özel terapiler yetişkinlerde başarılı olamasa bile bebeklerde ve çocuklarda çok başarılı olabilmektedir. Bu yüzden tedavi sürecinden önce kişinin miyopunun iyi analiz edilmesi ve buna göre davranılması gerekmektedir. Her tedavi, herkeste başarılı olmaya bilir. Kişiye özel tedavi geliştirmek gerekebilir.

Miyop hastalığının çözümü için genellikle gözlük ve kontakt lensler kullanılmaktadır. Yakın zamanda ise refraktif cerrahi popüler bir seçenek haline gelmiştir. Bu tedaviler miyopik refraktif hatayı düzeltir ancak göz büyümesini yavaşlatmaz veya aşırı eksenel uzama ile ilgili fizyolojik değişiklikleri engelleyemezler. 

Dünya Sağlık Örgütü; miyopluğun da içinde olduğu, önlenebilir körlük kategorisinde bulunan hastalıkları ortadan kaldırmayı ilk 5 önceliği arasında belirlemiştir.

Miyop Progresyonunu Yavaşlatacak Tedaviler 

Miyopluk hastalığına sahipseniz muhtemelen hastalık sürecini yavaşlatmak için yapılabilecek şeylerin olup olmadığını merak ediyorsunuz. Miyopluk hastalığının ilerlemesini yavaşlatırsanız her sene daha büyük numaraları gözlükler kullanmanıza gerek kalmayacaktır. Özellikle bebeklerde ve çocuklarda bulunan miyop hastalığında miyopu kontrol altına almak çok önemlidir. Miyopiyi yavaşlatmak için bazı tedavi yöntemleri ve seçenekleri vardır. Miyopi progresyonunu yavaşlatmak için şu anda mevcut olan tedaviler arasında gözlük mercekleri, kontakt lensler ve farmasötik maddeler bulunur. Bu tedavilerin çoğunda metodolojik sınırlamalar vardır ve sonuçları dikkatle yorumlanmalıdır.  Şu anda, dört tedavi türü miyopiyi kontrol altında tutmak için umut verici olmaktadır. Bu tedavi çeşitleri şunlardır:

  • Atropin göz damlası
  • Multifokal kontakt lensler
  • Ortokeratoloji (orto-k)
  • Çok odaklı gözlükler

Atropin Göz Damlası

Atropin göz damlası, uzun yıllardır miyopi kontrolü için etkili sonuçlar vermektedir. Ancak bu göz damlalarının kullanımı da bazı dezavantajlara sahiptir. Topikal atropin gözlerin odaklama mekanizmasını tamamen rahatlatan bir ilaçtır. Fakat bu ilacın en büyük dezavantajı göz bebeğini büyük oranda genişletmesidir. Genişleyen göz bebeği, ışığa aşırı duyarlı olma gibi sorunlara yol açmaktadır. Atropin göz damlaları ile miyopi progresyonunu kontrol altına alan çalışmaların sonuçları, en azından tedavinin ilk yılında etkileyiciydi. 1989 ve 2010 yılları arasında yayınlanan dört kısa süreli çalışmada; atropinin, özellikle bebeklerde ve çocuklarda %81 oranında miyopi azalmasına yol açtığı görüldü. Bununla birlikte ilave araştırmalar tedavinin ilk yılında sonra atopinin, miyopi kontrolü etkisinin devam etmediğini ve kısa vadede atropin kullanımının işe yaradığını ancak uzun vadede sonuç vermediğini gösterdi. Ancak ilginçtir ki bu ilaç için yapılan bir çalışma sonrası düşük dozda verilen atropinin uzun vadede de işe yaradığı görülmüştür.  Düşük konsantrasyonda atropin (0.01) içeren damlalar miyop tedavisi için olumlu sonuçlar verebilmektedir. Yine de birçok göz doktoru bebeklerde ve çocuklarda, atropin içeren ilaçlar vermeye gönülsüzdür. Bunun sebebi ilacın sürekli kullanımının uzun vadede ki etkileridir.

Ortokeratoloji

Ortokeratoloji, hastanın uyanık olduğu esnada geçici olarak miyopluk ve diğer görme problemlerini gidermek için uyku sırasında giyilen özel olarak tasarlanmış geçirgen kontakt lenslerin kullanılmasıdır; bu sayede gün boyunca gözlük ve kontakt lens takmaya ihtiyaç kalmamaktadır. 2012 yılında yayınlanan araştırmada orto-k kontakt lensler ve klasik gözlüğün miyopi üstünde ki sonuçları karşılaştırıldı. Orto-k kontakt lenslerin aksiyal uzamayı baskıladığı sonuçlarına ulaşıldı. Yani klasik gözlüklere göre orto-k kontakt lensler daha kalıcı bir tedavi sağlıyordu. Bu araştırma 43 miyop çocuğun üstünde yapıldı ve beş yıllık süren bir araştırmanın eseriydi.

Çok Odalı Kontakt Lensler

Multifokal kontaklar, presbiyopiyi düzeltmek için lensin farklı bölgelerinde farklı güçlere sahip olan özel objektiflerdir. Araştırmacılar ve göz hekimleri, konvansiyonel veya modifiye multifokal yumuşak kontakt lenslerin miyop tedavisi için etkili bir araç olduğunu keşfettiler.

Refraktif Cerrahi Seçenekleri:

  • PRK: PRK’da lazer, korneayı düzleştiren ve ışık ışınlarının retina üzerine daha doğru odaklanmasına izin veren bir işlemdir, kornea tabakasının alt katmanına uygulanır. İyileşme süresi LASIK’e göre daha uzun sürmektedir. Bu refraktif işlemden sonra gözde 2 ila 5 gün arası ağrı ve acı olabilir. Bu işlem genellikle pek uygulanmaz. Yalnızca kornea tabakası yeterli seviyede kalın olmayan kişiler için PRK tedavisi uygulanmaktadır. Bunun sebebi kornea tabakası yeterince kalın değilse LASIK tedavisi uygulanamamasıdır.
  • LASIK: En yaygın refraktif cerrahi prosedürüdür.  Kornea yüzeyinde ince bir kapak oluşturulur, lazer bazı kornea dokularını çıkarır ve ardından kapak orijinal konumuna geri getirilir.

Yalancı Miyop:

Yalancı miyopluk gözde ki kasların yorulması veya üveit gibi sorunların ortaya çıkması halinde gelişebilir. Yalancı miyop, sık görülebilen bir hastalıktır. Yalancı miyop tedavisi genellikle göz damlaları ve gözlük kullanımını içerir. Yakalandığınız göz sorununun yalancı miyop mu, yoksa gerçek miyop mu olduğunu anlamak için bir doktora gözükmeniz gerekmektedir.

Miyop Tedavi Fiyatları:

Miyop tedavisi fiyatları hastalığın seyrine ve hastanın göz yapısına göre değişiklik göstermektedir. Genellikle ameliyat tedavisi, diğer tedavi yöntemlerine göre daha maliyetlidir. Ayrıca çok odaklı kontakt lens kullanılarak yapılan miyop tedavisi de son derece maliyetli olabilmektedir. Miyop ameliyatı fiyatları genellikle 1500 ila 6000 Tl arasında olmaktadır. Arada ki fiyat farkının bu kadar fazla olmasının sebebi, hastanın derecesine ve kullanılacak yönteme göre fiyatın değişkenlik göstermesidir. Ayrıca miyop ameliyatı ücreti hastanenin sunduğu imkanlara göre de değişiklik göstermektedir.

Kaynaklar

Yorum ekle

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации