Андрей Смирнов
Время чтения: ~38 мин.
Просмотров: 0

Kalça Kırıkları Neden Olur? Kalça Kırılması Belirtileri – Sağlık Ocağım .NET

Kireçlenme (osteoartrit), eklemlerdeki kıkırdak dokusunun deformasyonu ile ilişkilidir ve vücudun her ekleminde meydana gelebilir. Kıkırdak, normal eklemlerde kemiklerin uçlarını örten sağlam bir yapıdır. Osteoartrit, eklemdeki kıkırdağın sertleşmesine ve elastikiyetini kaybetmesine neden olur. Zamanla kıkırdak yıpranabilir, bunun sonucunda eklemler kayganlığını yitirerek, hareket etme kabiliyetini büyük ölçüde kaybeder. Kıkırdak bozulduğunda, tendonlar ve bağlar gerilerek ağrıya neden olur. Durum kötüleşirse kemikler birbirine sürtünebilir.

  • Hastanın ağrısının giderilmesi,
  • Hareketlerdeki kısıtlamanın ve günlük yaşam aktivitelerindeki zorlukların gideirlmesi,
  • Hastalığın ilerlemesinin engellenmesi.

Tedavide ilk basamak hastanın eğitimidir. Hasta öncelikle hastalığı konusunda bilinçlendirilmelidir. Ağır egzersizlerden ve zedelenmiş eklemin aşırı kullanılmasından sakınılmalıdır. Kilo verilmesi ile birlikte aşırı yük taşıyan eklemlerde osteoartrite bağlı şikayetler azalır. Ağrılı dönemlerde hastaya istirahat önerilir.

image

Düzenli Egzersiz

Kapsamlı egzersiz programları ile eklemi çevreleyen kaslar güçlendirilir. Böylece ekleme binen yükün azaltılması sağlanmış olur. Ancak uygulanacak egzersiz programının mutlaka hekiminiz veya fizyoterapi uzmanınız tarafından düzenlenmesi gerekir. Yanlış uygulanan hareketler eklemlerinizdeki hasarı arttırabilir. Doğru uygulamaya bir örnek olarak, dizdeki kuadriseps kasını güçlendirmek, osteoartrit durumunda diz ağrısının azaltılmasına yardımcı olur.

Fizik Tedavi

Eklem işlevini, esnekliği artırmak ve kas gücünü güçlendirmek için uzmanlar tarafından uygulanan fizik tedavi, kireçlenme tedavisini olumlu yönde etkileyecektir. Sıcak ve soğuk uygulanan kompresler, osteoartritten kaynaklanan ağrıları ve rahatsızlıkları gidermeye yardımcı olur.

Destekleyici Medikal Cihazlar

Destekleyici veya yardımcı cihazlar, osteoartritli eklemler üzerindeki baskıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Cihaz kullanımı eklemin anatomisine göre farklılık gösterebilir. Örneğin diz destekleri bağların ve tendonların stabilize edilmesine ve ağrıyı azaltılmasına yardımcı olur. Bastonlar veya koltuk değnekleri belirli eklemlerdeki baskıyı azaltır ve yük dağılımını sağlar. Omurga osteoartritinin semptomları ise, daha sıkı bir şilte ve sırt desteği veya boyunluk ile hafifletilebilir.

image

İlaçlar

Kireçlenme durumunda eklem ağrısı ve eklem sertliği, anti-enflamatuar ilaçlarla giderilebilir. Ağrı giderici kremler veya spreyler de doğrudan ağrılı bölgeye uygulandığında ağrıların azalmasına yardımcı olur. Etkilenen ekleme steroid veya hyaluronik asit enjekte edilmesi kalıcı ağrıların azalmasına yardımcı olabilir.

Osteoartrit ağrısı şiddetli olduğunda ve diğer tedaviler işe yaramadığında, bazı doktorlar narkotik gibi daha güçlü ağrı kesiciler verecektir. Fakat bu tedavi yöntemlerinin hiçbiri osteoartritin neden olduğu eklem hasarının ilerlemesini tersine çevirmeyecek veya yavaşlatmayacaktır. Ancak kireçlenme belirtilerini baskılamaya yardımcı olur.

Alternatif Gıda Takviyeleri

Yapılan bilimsel çalışmalarda glukozamin ve kondroitin takviyelerinin, osteoartritli hastalarda ağrıyı hafifletebileceği gösterilmiştir.

Glukozamin, glikozaminoglikan zincirlerinin biyosentezi ve diğer kıkırdak proteoglikanlarının üretimini tetikleyen bir aminosakkarittir. Yapılan çalışmalarda glukozamin takviyesi almanın kollajen parçalanmasını azaltabileceğini göstermektedir. Ancak muhtemel yan etki risklerinden kaçınmak ve maksimum faydayı sağlamak için bitkisel formdaki glukozamin takviyelerinin seçilmesi uzmanlarca tavsiye edilmektedir.

SAM-e, osteoartrit için potansiyel faydaları olan başka bir takviyedir.

Yan etkileri olabileceği ve ilaçlarla etkileşime girebileceği için, aldığınız takviyeleri doktorunuza bildirmeyi unutmayın ve sadece güvenilir kaynaklardan üretilen GMP ve kalite sertifikalarına sahip firmaların ürünlerini tercih edin.

Kireçlenmede Beslenme

Süt Ürünleri : Osteoartrit tedavisinde süt, yoğurt ve peynir gibi az yağlı süt ürünleri ve kemik gücünü artırdığı tespit edilen kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinler tüketilebilir. D vitamini, kalsiyum emilimi için gereklidir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Yapraklı yeşil sebzeler gibi diğer kalsiyum ve D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeniz faydalı olacaktır.

Brokoli : K ve C vitaminleri bakımından zengin olan brokoli, araştırmacıların kireçlenme belirtilerinin ilerlemesini önlemeye ve yavaşlatmaya yardımcı olabileceği düşünülen sülforafan adı verilen bir bileşik içerir. Brokoli, kemik yapıcı faydaları ile bilinen kalsiyum açısından da zengindir.

Yeşil Çay : Yeşil çay, iltihabı azaltan ve kıkırdak yıkımını yavaşlatan antioksidanlar olan polifenolleri içerir. Araştırmalar ayrıca, yeşil çayda Epigallokateşin-3-gallat (EGCG) adı verilen bir başka antioksidanın, romatoid artritli kişilerde eklem hasarına neden olan moleküllerin üretimini engellediğini göstermiştir.

C Vitamini Açısından Zengin Besinler : Turunçgiller, portakal, greyfurt ve misket limonu gibi yiyecekler C vitamini açısından zengindir. Araştırmalar, iltihaplı artriti önlemede ve kireçlenme durumunda sağlıklı eklemleri korumak için doğru miktarda C vitamini takviyesi almanın yardımcı olduğunu gösteriyor.

Sarımsak : Araştırmalar, allium ailesine ait besinlerle yani düzenli olarak sarımsak, soğan ve pırasa gibi yiyecekler yiyen kişilerin daha geç kireçlenme belirtisi gösterdiğini göstermiştir. Araştırmacılar, sarımsakta bulunan bileşik diallil-disülfinin insan hücrelerindeki kıkırdağa zarar veren enzimleri sınırlayabileceğini düşünmektedirler.

Aleo Vera : Alternatif tıpta en çok kullanılan bitkilerden biridir. Antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Artrit ağrısı için yaygın olarak kullanılan nonsteroid anti-enflamatuvar ilaçların (NSAID’ler) olumsuz gastrointestinal etkilerine sahip değildir. Topikal olarak cilt üzerine de uygulanabilir.

Boswellia : Geleneksel ve alternatif tıpta kullanılır. Anti-enflamatuar özellikleri vardır. Hindistan’a özgü Boswellia ağaçlarının sakızından elde edilir. Deneylerden elde edilen sonuçlar, Boswellia’nın kireçlenme nedeniyle oluşan ağrı, sertlik ve işlev kaybını iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Akupunktur

Osteoartritli bazı kişilerde anında ağrı kesimini sağladığı ve hastalığın belirtilerinin azalmasında önemli faydaları olduğu gösterilmiştir.

Ameliyat

Osteoartritli bazı kişilerde anında ağrı kesimini sağladığı ve hastalığın belirtilerinin azalmasında önemli faydaları olduğu gösterilmiştir.

  • Hasarlı kıkırdağı temizlemek veya dokuları onarmak için atroskopi yöntemi düşünülebilir. Artroskopi; fiberoptik cihazlar kullanılarak eklemlerin içlerini görüntülü muayene ederek eklem içinde meydana gelen hastalık ve yaralanmaların tanı ve tedavisini sağlayan bir yöntemdir.
  • Osteotomi; dejenerasyona uğramış eklemin kesilmesi ve yeniden şekillendirilmesi işlemidir. Bu yöntem, dejenerasyona uğramış kısım üzerindeki baskıyı kaldıracak ve kemiklerin hizalanmasını düzeltecektir.
  • Protez: Hasarlı eklem, anatomik olarak aynı fakat yapay olanla değiştirilir. Protezler eklemler gibi normal bir eklemin tüm hareketine sahip değildir, ancak eklem işlevselliğini önemli ölçüde iyileştirmektedir.
  • Eklem Füzyonu: Hasarlı eklem çıkarılır ve eklemin iki kemiği birleştirilir. Bu işlem, eklem replasmanının etkili olmadığı alanlarda daha sık yapılır.

Kireçlenmede Süreç Nasıl Yürütülür? Kireçlenmede Yaşam Kalitemizi Nasıl Arttırabiliriz?

Kireçlenme (osteoartrit) ve semptomlarını yönetmek için bazı stratejiler geliştirebiliriz. Bunlar;

Otokontrol becelerini öğrenmek: Kireçlenme dahil diğer kronik rahatsızlıkları olan kişilerin, artritin yaşamlarını nasıl etkilediğini anlamalarına ve semptomlarını kontrol etme ve yaşam kalitelerini arttırma konusundaki çabalarını artırmalarına yardımcı olan seminerleri ve eğitim sınıflarını takip etmesi faydalı olabilir.

Fiziksel olarak aktif olmak: Uzmanlar, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika, orta düzeyde fiziksel aktivite yapmasını tavsiye ediyor. Yürüme, yüzme veya bisiklete binme önerilen orta, düşük etkili aktivitelerdir. Düzenli fiziksel aktivite, kalp hastalığı, felç ve diyabet gibi diğer kronik hastalıkların gelişme riskini de azaltır.

Doktorunuza danışmak: Sağlık uzmanınızla düzenli olarak görüşmek ve önerilen tedavi planınızı takip etmek, kireçlenmenin kontrolünde aktif bir rol oynar. Bu özellikle diyabet veya kalp hastalığı gibi başka kronik rahatsızlıkları olan hastalar için önemlidir.

Kilo vermek: Fazla kilo veya obezite durumuna sahip kişiler için kilo vermek eklemler üzerindeki baskıyı azaltır. Özellikle de kalça ve dizler gibi ağırlık taşıyan eklemler için bu önemlidir. Sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve bunu sürdürmek, eklem ağrılarını hafifletir ve eklem işlevini iyileştirebilir.

Eklemlerinizi koruyun: Eklem yaralanmaları ve eklem üzerinde stres yaratmak kireçlenmeye neden olabilir. Bu gibi durumlardan kaçınıp, eklemlerinizi korumak kireçlenme riskini en aza indirir.

Kaynakça

Oops… Slider with alias ilginizi çekebilir not found.

A A

14.07.2019 – 12:28

Kalça eklemi, ağırlığınızı taşıdığı için aşınma ve bozulmaya en sık uğrayan eklemlerdendir. Bu durum tıpta osteoartrit, günlük kullanımda kireçlenme olarak adlandırılır ve kalçanın en sık rastlanılan hastalığıdır. Doç.Dr.Serhat Mutlu Ve Op.Dr.Harun Mutlu konu hakkında bilgiler verdi.

Tüm eklemlerde olduğu gibi kalça ekleminin hem topu hem de yuvası kıkırdakla kaplıdır. Kıkırdak yapı bu iki kemiğin birbiri üzerinde ağrısız ve minimal sürtünme ile kaymasını sağlar. Kalça eklemi kireçlenmesi çeşitli sebeplerle bu eklemi oluşturan kemiklerin üzerini kaplayan kıkırdağın aşınması ve alttaki kemiklerin deforme olmasıdır.

Kalça eklemi kireçlenmelerini temel olarak ikiye ayırabiliriz. Daha sık karşılaştığımız birinci grupta doğumsal yada sonradan oluşan yapısal bir bozukluk (kalça çıkığı, artrit, travma vb) nedeniyle zaman içinde kalça eklemindeki kıkırdakların aşınması sonucu ortaya çıkan kireçlenmeler yer alırken, ikinci grupta idiyopatik olarak adlandırdığımız sebebi belirlenemeyen kalça kireçlenmeleri yer alır.

Kalça eklemi kireçlenmesi, genelde 60 yaşından sonra görülse de özellikle doğumsal kalça çıkığı ve çocukluk çağında geçirilen kalça eklemi hastalıkları sonrasında çok erken yaşlarda da ortaya çıkabilir.

Kalça kireçlenmesi belirtileri

En önemli şikayet ağrıdır. Ağrı sızı tarzında ve tutulan eklemde hissedilir. Ağrı hastalığın başlangıç döneminde hareket ile artar ve istirahat ile azalır. Hastalık ilerledikçe ağrı basit günlük aktiviteler sırasında bile sorun olabilir. Daha ileri dönemlerde gece uyku düzenini bozan sürekli ağrı oluşabilir. Eklemin hareket kabiliyeti kısıtlanabilir. Ağrının şiddeti her zaman sabit değildir. Hiçbir nedene bağlı olmaksızın iyi ve kötü günler hatta aylar olabilir. Bazı hastalar bunu hava durumuna bağlar ya da daha çok fiziksel aktivite ile ilişkili olduğunu düşünür.

Tanı nasıl konur?

Hastanın şikayetlerinin kalça ekleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı aslında iyi bir muayene ile anlaşılabilir. Ama kalça eklemi hastalıkları arasında ayırıcı tanı yapmak için genellikle röntgen filmi çektirilir. Bazı özel durumlarda manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi incelemesi gerekebilir. Özellikle MR incelemesi ile kireçlenmeye ait eklem patolojileri henüz röntgen filminde ortaya çıkmadan tespit edilebilir.

Tedavi yöntemleri

Başlangıç döneminde ağrı kesiciler, kıkırdağı koruyan veya iyileşmesine etki edebilen destekleyici ilaçlar, kilo kontrolü veya hasta kilolu ise zayıflama, iş ve günlük yaşamın yeniden düzenlenmesi ve gerekirse fizik tedavi, ağrının ve hastalığın ilerlemesini kontrol etmede faydalı olmaktadır. İlerleyen dönemlerde bir baston veya koltuk değneği ile kalçaya gelen yükün azaltılması önerilmektedir.

Hastalığın ilerlediği dönemde kesin tedavi cerrahi yöntemlerle olmaktadır. Uyluk kemiğinin üst bölgesinde kemiğe yapılan kesilerle, açısal problemlerin düzeltilmesi ve kıkırdağın sağlam kısmının eklemi oluşturmasının sağlanması (femoral osteotomiler) eskiden beri uygulanan ve uygun hastalarda iyi sonuçlar veren cerrahi yöntemlerdir. Bu tip cerrahi girişimler hastaların protez ameliyatını geciktirebilmektedir.

Kalça eklemi kireçlenmesi veya kıkırdak dokusunun erimesinin tedavisinde, günümüzde en etkili ve yaygın yöntem kalça protezi ameliyatlarıdır. Bu yöntemde bozulmuş olan kalça eklemi tümden çıkarılarak yerine yapay bir kalça eklemi takılır. Bu yapay eklem, leğen kemiğindeki yuvanın oyularak içine oturtulan metal kılıf, bu kılıfın içini döşeyen plastik veya seramik parça ile uyluk kemiği içine yerleştirilen bir metal sap ve sapın üzerine monte edilen metalik veya seramik bir topuzdan ibarettir. Yuvayı döşeyen ve topuzu oluşturan materyal metal-metal, metal-plastik, seramik-seramik olabilir. Seramik protezler dayanma süreleri uzun olduğundan genç hastalarda tercih edilir.

Kalça protezi ameliyatında genel kabul, ameliyatın 60-65 yaş üzerindeki hastalara yapılmasıdır. Bu tercihin nedeni zamanla protezin parçalarının aşınması veya kemik içerisindeki protezin gevşemesine bağlı olarak tekrar ameliyat gereksiniminin doğmasıdır. Ancak bu kabul genç hastalarda protez ameliyatı yapılamayacağı anlamına gelmemektedir. Son yıllarda gelişmiş teknolojilerin kullanımıyla protez malzemelerinin kalitesi ve dayanıklılıkları çok artmıştır. Günümüz protezleri, tekniğine uygun olarak yapıldığında 20-25 yıl süreyle kullanılabilmektedir. Genç yaşta şiddetli kalça eklemi kireçlenmesi olan hastaların daha aktif ve normale yakın yaşamaları için bu ameliyat büyük yarar sağlamaktadır.

Kalça protezi ameliyatı sonuçları

Kalça protezi ameliyatı %90’ın üzerinde başarıya sahiptir. Ameliyat öncesi hissettiğiniz acının azalması ve eklemdeki hareket açıklığının artmasını bekleyebilirsiniz fakat ameliyat öncesi yapamadığınız hareketleri yapabilmeyi beklemeyin. Koşma ya da basketbol gibi yüksek kontakta sahip aktiviteler hiçbir şekilde doktorun onayından geçmeyebilir. Fakat zamanla rahatça yüzebilir, golf oynayabilir, yürüyebilir veya bisiklet sürebilirsiniz.

Düşündüğümüz zaman en az grip kadar yaygın ve zor bir hastalık durumudur eklem ağrıları. Hasta olunca ayrı ağrır, spordan sonra ayrı. Gece ters bir pozisyonda uyuruz ayrı tutuluruz, ağır bir eşya kaldırdığımızda ise apayrı.

Bu yazımızda eklem ve kas ağrılarına iyi gelen bitki ve bitki çaylarına değineceğiz. Bazı bitkileri yağ olarak uygulayacağız bazılarını ise direkt demleyerek tüketeceğiz.

Siz de kas ağrısına ne iyi gelir diye düşünüyor, sık sık eklem ve kas ağrısı çekiyorsanız buyurun hemen böyle.

Şöyle bir bonus da bırakmış olalım: Kas ve Eklem Ağrılarından Kurtulmanın Doğal Yolu: Ev Yapımı Ağrı Kesici Krem

Sonunda ise ağrılardan kurtulmuş bir şekilde yaşantımıza devam edeceğiz. (:

En sevilenlerden birisi: Kuşburnu

Kuşburnunu çiçeğindeki bileşenlerin kas ağrılarını giderdiği bilinmektedir. Ayrıca uzun vadede kullanıldığında eklemlerde oluşan kireçlenmeyi azaltarak kireçlenmeye bağlı yaşanan ağrıların hafiflemesine de yardımcı olmaktadır.

Acısına aldırış etmeyin: Zerdeçal

Zerdeçalı özellikle çay olarak tüketmek eklemleri iltihaptan koruyarak ağrıları dindirmeye yardımcı olacaktır. Gün içerisinde oluşan ağrılarınız olduğunda sabah ve akşam olmak üzere iki kere zerdeçal çayı tüketebilirsiniz.

Kokusu da güzeldir: Anason çayı

Vücut üzerinde stres, yorgunluk dahil her türlü ağrıyı yatıştırma etkisi bulunan anason, özellikle baş ağrıları için çok güçlü etkilere sahiptir. Bunların haricinde vücuttaki kan dolaşımını hızlandırır ve kalbe daha temiz kanın pompalanmasını sağlar.

Bir bitki çatı değil ama: Ballı sıcak su

Ağrı kesici özelliği bulunan balı, sıcak su ile karıştırıp çay gibi tüketebilirsiniz. Tüm vücudu rahatlatacak ve özellikle geceleri rahat bir uyku uyumanızı sağlayacaktır.

Hafif bir masajla: Çörek otu yağı

corek otu yagi

Çörek otu yağı, A, B ve C vitaminleri içermektedir. Ayrıca bünyesinde potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko gibi bileşenleri barındırır. Çörek otu yağı, omega 3 yağ asitleri bakımından da oldukça zengindir. Ağrılı bölgelere masaj yaparak uygulayabilirsiniz.

Tohumdan gelen mucize: Hardal yağı

Esansiyel hardal yağı ise yine hardal tohumlarının su ile damıtılması yoluyla elde edilir. İçeriğinde bulunan farklı yapılardaki yağ asitleri, mineral ve vitaminler nedeniyle ağrılı bölgelerde bitkisel destek olarak kullanılabilir. Ayrıca kozmetik alanında da kullanılmaktadır.

Rengi yeter: Hatmi çiçeği çayı

Halk arasında hatmi çiçeği olarak bilinse de asıl adı gülhatmidir. Ağrı ve sızıları azaltmasının yanı sıra saymakla bitiremeyeceğimiz faydaları için sizi şöyle alalım. (:

Anneler haklıymış: Ihlamur

ihlamur cayi

Ihlamur çayı da eklem ve kaslara etki ederek ağrı kesici bir özelliği vardır. Ancak bir uyarı yapmamız gerek: Ihlamur çayından istenilen faydayı elde edebilmek için, piyasada satılan ıhlamurlardan yalnızca çiçeklerin bulunduğu paketlerin alınması gerekmektedir. Yeşil yapraklardan oluşan diğer paket alınmamalıdır. Çünkü, yeşil yapraklar, ıhlamur çayının vereceği faydayı büyük ölçüde engeller.

Hep kurabiye olmaz ki: Zencefil çayı

Zencefil Cayi

Zencefil çayı burada da karşımıza çıktı evet. Vücut ısısını yükselterek ağrıların iyileşmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır.

Bonus: Brokoli çorbası

Brokoliyi sevmeyen çoktur ama özellikleri saymakla bitmez desek haksız sayılmayız. Brokoli, lahana ailesi içinde yer alan ve oldukça güçlü vitaminleri içinde bulunduran bir sebzedir. İçerdiği vitamin ve bileşenlerin sayesinde eklemlerde oluşan iltihabı azaltarak ağrıların hafiflemesine yardımcı olur.

Artroz Nedir, Artroz Hastalığı (Kireçlenme) Artroz; halk dilindeki adıyla kireçlenme eklemlerin aşınma ve yıpranması sonucu dejenere olması ve hareketliliğinin azalması demektir. Genellikle 40 yaşın üstündekilerde görülmesi olayın bir eklem yaşlanması olabileceğini düşündürmektedir. Ancak daha erken yaşlarda da bir çok nedene bağlı olarak kireçlenme görüle­bilir. 50 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık % 75-80inde eklem kireçlenmesi vardır. Ancak kireçlenmenin ağırlığı ve yaygınlığı kişiden kişiye değişmektedir. Ancak bunların az bir kısmı (% 5-10) rahatsızlığı nedeniyle hekime başvurur. Bazen tesadüfen çe­kilen röntgen filimlerinde kireçlenme olduğu ortaya çıkar. Bugün kireçlenmenin hastalık olup olmadığı tartışılmaktadır. Olayın ek­lemlerin yaşlanması olarak kabul edilmesi gerekir. Kalça Artrozu Kireçlenme tüm ırk ve toplumlarda eşit oranlarda görülür. Kadın-erkek ayrılığı olmamakla birlikte tutulan bölgeler kadın ve erkekler arasında farklılık gösterir. Kadınlarda el, ayak, diz ve boyun daha sık tutulur. Erkeklerde ise kalça ve bel bölgesi daha sık tutulmaktadır. Şişman kişilerde daha sık görülmektedir. Ek­lemlerdeki kireçlenmenin ağırlığı ile klinik belirtilerin ağırlığı her zaman aynı değildir. Kireçlenmenin sebepleri: Kireçlenmeye yol açan bir çok neden vardır. A- Yaşlılık: Eklemlerin aşınıp yıpranmalarının nedenleri arasında ilk sayılacak neden yaşlılıktır. Nasıl ki cildimiz yaşlandıkça parlaklığını, gerginliğini yitirip, matlaşıyor ve donuklaşıyorsa vü­cudumuzun diğer dokularında da buna benzer değişiklikler olur. Özellikle eklemler vücudumuzun yükünü taşıdıkları ve devamlı hareket ettikleri için eklemlerde yaşlılığa bağlı değişiklikler daha erken ortaya çıkmakta ve kendini belli etmektedir. B- Hormonal bozukluklar: Kireçlenmesi olan hastaların şikayetlerinin menapozdan sonra artması hormonal düzensizliğin kireçlenmenin oluşmasında ve belirtilerinin ortaya çıkmasında et­kili olduğunu düşündürmektedir. Şeker hastalığı, büyüme hor­monu fazlalığı, tiroid hormonu fazlalığı ve azlığı ve böbrek üstü bezlerle ilgili rahatsızlıklar kireçlenmeye sebep olabilmektedir. C- Doğuştan olan eklemlerin şekil bozuklukları: Doğuştan kalça çıkığı ve diz ekleminin çarpıklıkları şeklinde olabilen doğuştan olan şekil bozuklukları erkenden kireçlenme gelişmesine neden olur. Doğuştan olma eklem yüzlerindeki eşitsizlikler ve düzensizlikler, omurgadaki eğrilik ve kamburluk, bacak boylarındaki eşitsizliklerde kireçlenme nedenidir. (Servikal Artroz) D- Travmalar: Ekleme yönelik travmalar (darbeler), ağır ve yorucu işte çalışma eklemleri etkiler. Bedensel olarak ağır işte çalışanlarda ve sporcularda kalça ve diz kireçlenmesi daha sıktır. Güreşçilerde boyun, haltercilerde bel kireçlenmesi sıktır.(Diz artrozu) E- Romatizmal hastalıklar, eklemlerin yapısını bozarak kireçlenmeye neden olurlar. F- Kırıklar: Sebep ne olursa olsun kırıklar iyi tedavi edilmezse kireçlenme gelişebilir, G- Çevresel faktörler: Olumsuz iklim koşulları ve sosyo ekonomik durumun iyi olmaması da kireçlenme nedenidir. (Artrozlar) H- Diyetle ilgili faktörler: Aşırı kilo ve düzensiz, dengesiz beslenme de kireçlenme nedenidir. I- Stres: Stresli kişilerde strese bağlı oluşan kas spazmı ekleme binen yükü artırarak kireçlenmeyi hızlandırır. Kireçlenme nasıl gelişir, Kireçlenme İçin Eklemlerin yüzeylerini bir kıkırdak tabakası örtmektedir. Sağlıklı kişilerde bu kıkırdak tabakası çok düzgün, parlak ve kaygandır. Ancak Kıkırdağın beslenmesi iyi olmayıp eklem sıvısından beslenmektedir. Kendilerini besleyen kan damarları yoktur. Dolayısıyla kendi kendilerini yenileyemezler. İleri yaşlarda yetersiz olan beslenme daha da bozulur. Kıkırdaklar yavaş yavaş parlaklığını ve kayganlığını yitirir ve yüzeylerinde çukurluklar oluşur. Kıkırdaktaki bu aşınma eklemin yapısını ve dayanıklılığını bozar. Zamanla kıkırdak tamamen kaybolabilir ve eklem yüzeyleri birbirine sürtünmeye başlar. Sürtünen kemikler birbirini aşındırarak olayın hızlanmasına sebep olur. Ekleme destek olunması amacıyla yeni kemik yapımı oluşur, kıkırdağın aşınması, yeni kemik oluşumu ve eklem hareketinin azalmasından ibaret olan bu duruma “kireçlenme” denilir. Zamanla ekleme komşu bağlarda ve eklem kapsülünde de yüklenmeler ortaya çıkar. Kapsül ve bağlar sertleşir. Eklemin hareketi daha da azalır. Ekleme komşu kaslar zayıflar ve sertleşir. Kireçlenme özellikle ağır yük taşıyan diz ve kalça eklemlerinde gelişmektedir. Kireçlenme belirtileri ve Kireçlenme hastalığı Kireçlenmenin belirtileri ekleme göre kısmen değişir. Ancak bazı ortak belirtileri vardır. A- Ağrı: Kireçlenmede ilk belirti genellikle ağrıdır. Ağrının nedenini her zaman bulmak kolay değildir. Çoğu zaman eklem sıvısının artışı, ekleme komşu kaslarda sertleşme ve zorlanmalar, bağlarda zorlanma ve kemiklerin içindeki basınç artışı ağrı nedeni olarak suçlanmaktadır. Ağrı her zaman yoktur. Genellikle kireçlenmesi olan ekleme aşırı yük bindirilmesi, cereyanda kalma gibi ikinci bir olay olduğu zaman kireçlenmeli eklemde ağrı ortaya çıkar. Ve çoğu zaman ikinci olay ortadan kaldırıldığı zaman kireçlenme devam etse bile hastanın ağrısı ortadan kaybolur. B- Hareket tutukluğu: Ağrı ile birlikte çoğu zaman eklemde hareket tutukluğu olur. Hareket tutukluğu tipiktir. Hasta yürümek üzere ayağa kalktığında başlayan ağrı ve tutukluk bir süre hareket ettikten sonra azalır veya kaybolur. Yalnız akşama doğru ağrılar tekrar artar. Sabah yataktan kalkınca ve uzun süren yoculuktan sonra eklemdeki tutukluk çok belirgindir. C- Eklemden ses duyulması (Krepitasyon): Kireçlenmeli eklemde hareketler esnasında elle hissedilebilen veya bazen kulakla duyulabilen bir ses ortaya çıkar. Yalnız eklemden duyulabilen seslerin tamamının kireçlenme ile ilgisi yoktur. (Lomber Artroz) D- Şişlik ve hassasiyet: Eklemde her zaman olmamakla birlikte bazen şişlik vardır. Şişliğin nedeni kemik büyümesi veya sıvı artışı olabilir. Ayrıca eklemde hassasiyet vardır. E- Kas zayıflığı: Ekleme komşu kaslarda zayıflama vardır. Ağrı nedeniyle eklem kullanılmadığı için ekleme komşu kaslarda atrafi denilen zayıflık gelişir. Zayıflık kireçlenmenin dahada hız­lanmasına neden olur. F- Lokal ısı artışı: Kireçlenmeli eklemde her zaman olmasa bile zaman zaman ısı artışı görülebilir. (bel kireçlenme) G- Eklemde şekil bozukluğu: Kireçlenme olan eklemde hastalığın ileri dönemlerinde eklemde çarpıklıklar şeklinde şekil bozuklukları görülebilir. Kireçlenmesi olan hastaların kan tahlilleri genellikle normaldir. Röntgen filimlerinde ise eklem aralığında daralma, eklem yüzeylerinin beyazlaşması, kemik çıkıntıları, kemiklerde zayıflama, ekleme komşu kemik kısımlarında kistler görülür. Kireçlenmenin tedavisi 1- Hastanın eğitimi: Kireçlenme genellikle yaşlı hastalarda gelişmektedir. Yaşlıların psikososyal yapılarında da bazı olumsuz, değişiklikler olur. Uykusuzluk, sıkıntı, hastalık hakkında endişe ve kuruntu gibi şikayetlerin ortaya çıkmasına bağlı olarak hastanın ağrı eşiği düşer. Hastanın mevcut şikayetlerinin ireçlenmeye bağlı olmayıp pisikolojik yapısıyla da ilgili olduğunu unutmamak ve o yöndende tedavisi gerektiğini kabul etmek gerekir. Hastanın mutlaka iyice değerlendirilip iyi bir Şekilde tanınması gerekir. Hastalığın ne olduğu, tedaviden ne beklenildiği, ağrının her zaman olmayacağı gibi konularda hasta ikna edilmelidir. Hastalık hakkında sormak istediği şeyleri sormasına imkan vermeli ve kafasında herhangi bir soru işareti kalmaması sağlanmalıdır. Böylece ağrı eşiği yükselen hastanın ağrılarında bariz bir düzelme olacaktır. (diz kireçlenme) 2- İstirahat: Özellikle ağrılı dönemde hasta istirahat ettirilir. Ancak istirahat ve aktivite arasındaki denge çok iyi ayarlanmalıdır. Hastanın tamamen hareketsiz kalması da iyi değildir. İstirahat süresi içinde dahi hafif hareketlerle eklem çahştırılmalı ve kas güçsüzlüğü önlenilmelidir. Ağrısı çok olanlarda istirahat yatak istirahati şeklinde olabilir. 3- Fizik tedavi programı: Fizik tedaviden en fazla faydalanan hastalıkların başında kireçlenmeler gelir. Fizik tedavi programı içinde yüzeysel ve derin lokal ısıtıcı araçlar, elektırik akımları, masaj ve egzersiz uygulanır. Özellikle egzersiz başlangıçta hafif sonralara biraz daha ağır olabilir. Yürüyüş önerilebilir. Özellikle kilolu hastalar için uzun süreli olmamak kaydıyla yürüyüşler fay­dalıdır. Gerek ısıtıcı araçlar, gerekse masaj ve egzersizler ekleme komşu kasların, kemiklerin ve eklemin bağlarının güçlenmesine neden olur, eklemin hareketliliğinin artmasını sağlar. (boyunda kireçlenme) 4- Haç tedavisi: Kireçlenmesi olan hastalara romatizma ilaçla­rı, ağrı kesici ilaçlar, kas gevşetici ilaçlar ve gerekirse vitamin ve sakinleştirici ilaçlar verilebilir. İlaç dozu ve kullanım süresi çok iyi ayarlanmalıdır. İlaç özellikle ağrılı dönemde verilmeli diğer za­manlar egzersiz ve diğer fizik tedavi imkanlarından faydalanıl-malıdır. Özellikle uzun süreli kullanılan ilaçların yan etkileri ko­nusunda hasta uyarılmalıdır. Son yıllarda eklem kıkırdağının ta­mirini sağlayan eklem içine veya kas içine enjekte edilen ilaçlar 5- Kaplıca tedavisi: Kaplıca tedavisi kireçlenmesi olan hasta­lara önerilebilir. Ancak kaplıcaya girmeden önce diğer vücut sis­temleri gözden geçirilmeli ve ondan sonra kaplıcaya ve süresine karar verilmelidir. 6- Cerrahi tedavi: Tedaviye cevap vermeyen ileri derecede ki­reçlenmesi olan eklemlerde cerrahi olarak kireçlenme temizlenir. Eklemdeki şekil bozukluğu giderilir. Gerekirse eklemin yerine protez eklem takılarak eklemin hareketliliği sağlanır ve ağrı giderilir. Kireçlenmesi olan hastalara tavsiyeler İfade ettiğimiz gibi eklemde kireçlenme başladıktan sonra o eklemin eski haline dönmesi imkansızdır. Ancak kireçlenme olsa bile hastanın ağrılarını tamamen gidermek ve kireçlenmeyi ya­vaşlatmak mümkündür.(belde kireçlenme) Özellikle diz ve kalça kireçlenmeleri sık görülen bir şekil olup oluşmasınada önemli rolü olan şişmanlıktır. Ayrıca hastalığın ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle mutlaka kilo verilmeli az ve düzenli, dengeli beslenme tavsiye edilmelidir. Özellikle yaşlılarda hareketle kilo vermek zor olduğu için mutlaka az yeme konusun­da ısrarlı olunmalıdır. Kalça ve diz kireçlenmesi olanlarda,uzun süre ayakta kalmak doğru değildir. Hanımlar günlük ev işleri esnasında tabure ve ben­zeri yardımcı araçları kullanarak bazı işlerini oturarak yapmalıdır­lar. Yine bu tür hastalarda baston ve koltuk değneği faydalı ola­caktır. Kireçlenmesi olan hastalarda eklemlerin kan dolaşımı da et­kilendiği için çok üşürler. Bu nedenle de çok giyinirler ve çok ter­lerler. Terin üzerlerinde soğuması bu hastaların şikayetlerini artı­rır. Bu nedenle giyinmelerine dikkat etmeleri ve hafif kolay giyilip çıkarılan giysiler tercih etmeleri önerilir. Kireçlenmesi olsun olmasın yaşlı hastalara mutlaka hergün düzenli egzersiz programı tavsiye edilmelidir. Bir diğer husus ta belli bir yaş grubundan sonra eklemlerde ufak tefek ağrıların olabileceği ve kabul edilmesi gerektiği de has­aya hatırlatılmalıdır.

Böbreklere iyi gelen yiyecekler bitki, meyve ve sebzelerden oluşur. Kullanımları konusunda dikkatli olmak gerekir. Beslenme programına dahil edilerek kullanılır

Böbreklere İyi Gelen Yiyecekler

Böbrek idrar yolunda ve kan içinde birikmiş olan toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına olanak sağlar. Toksinlerin zaman içinde zehirleme özellikleri bulunur. Böbreklerin fonksiyonlarını yerine getirmemesi durumunda toksinler vücuttan atılmayacaktır. Bu da zehirlenmelere ve ölümlere bile yol açabilir. Bunun içinde böbrek sağlığına dikkat etmek gerekmektedir.

Böbrek hastalıkları zaman içinde böbrek fonksiyonlarının tamamen yok olmasına sebep olabilir. Bunu yaşamamak adına beslenmeye ve sıvı alımına dikkat etmek gerekir. Özellikle doğal olan bitkiler ve kürler bu anlamda fayda sağlamaktadır. Böbrek rahatsızlığına ve hastalıklarına iyi gelecek olan kürlerin ve bitkilerin birçok çeşidi bulunur.

Özellikle Ahmet Maranki kürleri, ibrahim Saraçoğlu kürleri böbrek büyümesine, böbrek iltihabına, böbrek kistlerine, böbrek taşına ve böbrek rahatsızlığına iyi gelmektedir.  Ayrıca kaplıcalar, şifalı sular, şifalı yiyecekler böbrek taşı dökmeye yardımcı olmaktadır. Bunların yanı sıra böbreğe iyi gelen yiyecekler konusunda da dikkatli olmak gerekir. Çünkü sağlıklı şekilde yaşama devam etmek için düzenli ve dikkatli beslenmek şarttır.

Böbrek hastalığına karşı korunmak için yediklerimize dikkat ederken periyodik sağlık kontrollerini de yaptırmak gerekir.

Böbrek Hastalıklarına İyi Gelen Bitki Karışımları Nelerdir?

Böbrek ağrısına, böbrek taşlarına iyi gelen bitkiler arasında en faydalı zencefil ve limondur. Özellikle taş düşmesine ve erimesine fayda sağlarlar. Taş düşürme konusunda fayda sağlayan bitkilerin düzenli ve aksatılmadan kullanılması gerekmektedir. Bu bitkiler arasında;

Ayı üzümü; ayı üzümünün yaprakları kuru halde çay demler gibi demlenerek kullanılabilir ya da meyvesi pişirilerek ve pişirilmeden tüketilebilir. Özellikle antiseptik özelliğinden kaynaklı olarak idrar yollarına iyi gelir.

Kızılcık; kızılcık birçok hastalığa iyi gelirmi, eski dönemlerden bu yana bağırsak sorunlarında, mide sorunlarında, idrar yolları sorunlarında ve böbrek iltihapları sorunlarında kullanılmaktadır. İdrarda bulunan asit seviyesini dengelediğinden dolayı özellikle böbrek taşı eritme konusunda fayda sağlar.  Taş ve diğer böbrek sorunları için bu bitkiyi marmelat, reçel ve meyve suyu olarak kullanabilirsiniz.

Yaban mersini; bu bitkinin meyvesi pişmiş ya da pimemiş şekilde tüketilebilir. Yaprakları harika bir tada sahip olduğu için çay gibi kolay şekilde demlenebilir. Meyvesi reçel yapılarak da tüketilebilmektedir. Anti septik özelliği olduğundan dolayı kesinlikle 3 haftadan daha fazla kullanılmamalıdır. Bu meyve ciddi düzeyde yan etkiler oluşturabildiği için kesinlikle doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Dulavrat otu; böbrek için üretimi yapılan ilaçların hemen hemen hepsinde kullanılan bir ottur. Dikenli bir yapıya sahip olan bitki için idrar söktürücü özelliği bulunduğu söylenir. Ayrıca bakterileri ve mantarları engeller, kan temizler, kireçlenme problemlerinin önüne geçer, romatizmaya fayda sağlar ve gut hastalığına iyi gelir. Böbrek taşı dökme konusunda zorlanan kişilere fayda sağlar.

Isırgan otu; İdrar sorunlarına, ödem sıkıntılarına, egzamaya gut hastalığına ve böbreklere iyi gelir. Özellikle çay olarak tüketilebilir.

Karahindiba; böbrek hastalıklarına, cilt sorunlarına ve mide sorunlarına fayda sağlar.

Asya ginsengi; böbrekler için sık şekilde kullanılan bitkiler arasında yer alır. Ülkemizde çok bilinmese de dünya çapında sık şekilde tercih edilir.

Pirinç; pirinçte az düzeyde potasyum bulunur. Bu özelliğinden dolayı böbrekler pirincin filtreleme işlemlerini kolay şekilde yapabilmektedir.

Böbrek Hastalarına İyi Gelen Yiyecekler Nelerdir?

Yoğurt; mayalanma ile elde edilen süt ürünleri probiyotik olduğundan dolayı böbrek sağlığı için oldukça faydalıdır. Yoğurt ve buna benzeyen ürünler yaralı olan bakteriler içerdiğinden dolayı böbreklerin bağışıklık kazanmasına olanak sağlar.

Maydanoz; birçok hastalığa fayda sağlamaktadır. Böbrek taşlarının ortadan kaldırılmasına fayda sağlarken idrar söktürme özeliği de taşımaktadır. Maydanoz böbrek sağlığına, iyi gelirken böbreklerin hızlı şekilde çalışmasına olanak sağlar. Özellikle vücutta bulunan toksin maddelerinin atılmasını sağlayarak zayıflama konusunda etkilidir. Maydanozda bulunan yararlı maddeler birbirleri ile etkileşir ve böbrekleri temizler.

Kabak çekirdeği; antioksidan özelliğe sahiptir. Vitamin ve mineral açısından zengin olduğundan dolayı yararlı olan bir gıdadır. Böbrek sağlığını serbest olan tüm radikallerden korumaktadır.

Zerdeçal; birçok ilacın içinde bulunan zerdeçal antiseptik özelliği ile böbrek sağlığının korunmasını sağlar.

Zencefil;  pişmiş ya da çiğ olarak tüketilebilir. Kanı temizleme özelliği bulunan zencefil böbrekleri toksinlerden de arındırmaktadır. Özellikle şeker hastalarının böbrek sağlığın için sık şekilde kullanması gerekir.

Adaçayı; böbreklerin çalışmasına, sinirlerin yatışmasına, mide bulantısının kesilmesine, bağışıklığın güçlenmesine, kan dolaşımının hızlanmasına, sindirim sisteminin düzenlenmesine fayda sağlar. 1 bardak sıcak suyun içine atılacak olan bir tutam adaçayı demleme usulü hazırlanmalıdır. Gün içinde 1 bardak tüketilmelidir. Özellikle yemeklerden sonra tüketilmesi böbreklerin çalışmasına katkı sağlar.

Kırk kilit otu; kum rahatsızlıklarına, taş sorunlarına, böbrek hastalıklarına ve mesane sorunlarına iyi gelir. Özellikle kum ve böbrek taşı sorunu yaşayan kişilerin çayını tüketmesi gerekir. Böbrek taşı oluşumunun önüne geçen kırk kilit otu var olan taşlarında düşmesine olanak sağlar.

Ayrık otu; idrar söktürücü olan ayrık otu özü kullanılmalıdır. İdrar söktürmenin yanı sıra böbrek iltihaplarının kurumasına, böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine olanak sağlar.

Böbrek Sağlığı İçin Su Tüketimi

Böbreklerin sağlıklı ve en düzgün şekilde çalışabilmesi için bol düzeyde su tüketimi yapılması gerekir. Böbrekler oldukça fazla kılcal damarlardan meydana gelmiştir. Bu damarlar her kalp atışında insan vücudunda olan kanın filtrelenerek zehirli olan maddelerden temizlenmesine olanak sağlar.

Zararlı ve zehirli olan maddelerin tamamı gün içinde tüketilen su ile ve böbreklerin işlevleri ile insan vücudunda kolay bir şekilde atılır. Fazla düzeyde su tüketilmemesi sonucunda zararlı olan tüm maddeler böbrekler ile atılmaz ve böbrek fonksiyonlarının bozulmasına sebep olur.

Böbrek sağlığının en doğru şekilde korunabilmesi için erkek ve kadınların gün içinde 2,5 litre üzerinde su tüketimi yapması gerekmektedir. İnsan vücudunun % 60’ı su olduğu için suyun sağlık açısından önemli bir yeri bulunur.

Özellikle yaz aylarında terlemenin fazla olmasından dolayı su tüketimi çoğaltılmalıdır. Yalnız böbrek sağlığı için 4 litre üzerinde su tüketimi zararlara yol açabilir. 4 litre üzerinde yapılacak olan su tüketimi böbreklerin yorulmasına sebep olur. Yorulan böbrek filtreleme işlemini yerine getiremez ve görevlerini tam anlamı ile yapamaz.

Böbrek Sağlığı İçin Meyve ve Sebze Tüketimi

Yükse düzeyde protein içeren meyve ve sebzeler vücutta bulunan üre miktarının çoğalmasına sebep olur. Bu şekilde böbreklerin üzerinde bulunan yük çoğalır ve fonksiyonları bozulmaya başlar. Üre miktarının çoğalması ile böbrekler bu ürelerin dışarı atılmasını sağlar. Dışarı atılma işleminde böbrekler zorlanacağı için vücutta bulunan diğer maddeleri dışarıya atamaz.

Protein ile alakalı olan alımları kontrol altına almak, bol düzeyde meyve tüketmek ve sebze tüketimi yapmak üre oranının düşmesini sağlar. Bu sayede de böbrek ferahlar ve daha kolay şekilde fonksiyonlarını yerine getirir. Beslenme böbreklerin sağlıklı şekilde görevini yerine getirmesi için önemlidir. Düzenli ve sağlıklı şekilde beslenme programı oluşturmak için uzman olan bir hekimden yardım alınabilir.

Sorun ve hastalık ile alakalı olarak ortaya çıkacak olan her türlü belirtide mutlaka uzmana başvurmak gerekir. Çünkü böbreklerde oluşan sorunlar yaşamsal açısından ciddi sorunlara yol açar. Ölüm ile sonuçlanabilecek olan bu sorunların önüne geçmek için mutlaka erken tanı yapılması gerekmektedir. Erken tanı tüm hastalıkların tedavisinde fayda sağlar.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации