Андрей Смирнов
Время чтения: ~43 мин.
Просмотров: 0

İştahsızlık Neden Olur, Nasıl Geçer? İştahsızlığa Ne İyi Gelir?

Kulak Ağrısına Ne İyi Gelir

Kulak ağrısı; soğuk algınlığı, yüksek sese maruz kalma, kulak kiri gibi nedenlerle kulağın ortasında bulunan östaki borusunun tıkanmasıyla meydana gelir.

Aniden gelişen ve basınç şeklinde hissedilen zonklama, yanma ve keskin bir ağrı şeklinde kendini gösterir.

Ağrıları iyice arttıran kulak iltihabı, orta kulakta ya da kulak arkası kemikte görülür. Grip, kızamık, grip, bademcik iltihabı gibi hastalıklar orta kulakta iltihaplanmaya sebep olabilir.

Orta kulak iltihabı ilerlediği takdirde kulak arkasındaki kemiğe yayılarak; hastada ateş, kulak ağrısı ve akıntısı, halsizlik ve işitmede azalma gibi belirtiler gösterir. Bu derece ilerlemiş iltihaplanmanın çaresi cerrahi müdahaledir. Bu nedenle ilaçla tedavi edilebilecek boyutta iken mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Çoğunlukla bebeklerde görülmekle birlikte yetişkinlerde de görülmektedir.

Kulak Ağrısına Neden Olan Faktörler

Dış kulak, iç kulak ya da orta kulaktaki bir rahatsızlık, kulak ağrısı çekmenize neden olabileceği gibi; özellikle baş, boyun ve diş gibi bölgelerde var olan başka rahatsızlıklar da kulak ağrısına neden olabilmektedir. Kulak ağrısına neden olan faktörler şu şekilde açıklanabilir:

Alerjiler: Vücut, alerjik bir durum ile karşılaştığında koruyucu tepki olarak sinüs boşluğunda mukus üretimi başlatır. Sümüksü bir madde olan mukus, kulak zarına baskı yaparak ağrıya neden olabilir.

Enfeksiyonlar: Kulağın kendi yapısını oluşturan dış, orta ve iç kulakta yaşanan enfeksiyonlar ya da vücudun diğer bölgelerindeki rahatsızlıklar kulakta tıkanma yaparak iltihaplanmaya ve kulak ağrısına yol açabilir.

Basınç Travması (Baro travma): Basınç seviyesinde meydana gelen değişmeler kulak ağrısına neden olan faktörlerdendir. Yükseklik arttığında, yer seviyesinin altına inildiğinde, su altına dalış yapıldığında kulağın, iç kulakla dış kulak arasındaki basınç farkını eşitleyememesinden dolayı kulak ağrısı yaşanır.

Kulak Zarının Hasar Görmesi: Kulağı temizlerken meydana gelen hasarlar, kulağa gelen güçlü bir darbe, şiddetli bir silah sesi ve çok yüksek desibeldeki seslerin kulak zarına verdiği zarar kulak ağrısına yol açar. 

Çene Kemiği Problemi: Diş gıcırdatma ya da çenede oluşan kireçlenme sebebiyle çenede oluşan bir sorun kulak ağrısı yaratabilir.

Kulak Kanalında Egzama: Kulak içi cildin yağlı bölgelerinden biri olduğundan dolayı egzama görülebilir. Egzamalı bölge tahriş olur, iltihaplanır ve kızarıklık oluşur. Bu durum da kulak ağrısına neden olabilmektedir.

Kulak Ağrısı Tedavi Yöntemleri

Birçok faktörün sebep olabileceği kulak ağrısını yaşamak dayanılmaz hale gelebilir. Bu durumda ağrının tedavi edilmesi ve kontrol altına alınması için uygulanacak yöntemler vardır. İşte kulak ağrısına ne iyi gelir sorusunun cevapları:

Tıbbi Tedavi Yöntemleri

Kulak ağrısı şikâyeti ile ilgili bir uzmana başvurduğunuzda önce sorunun kaynağını belirlemek için gerekli tetkikler yapılacaktır. Sorun kulağın kendi yapısındaki dış kulak, iç kulak ya da orta kulaktaki iltihaplanmadan kaynaklanıyorsa, bölgedeki iltihabın doğal yolla temizlenmesi için bir tedavi uygulanacaktır.

Hastaya verilen, antibiyotikler, burun açıcı spreyler, ağrı kesici ilaçlar, burun içi ve orta kulakta bulunan iltihabı gideren ilaçlar şikayetlerin geçmesini sağlayan tedavi yöntemleridir.

Kulak kirinden kaynaklı durumlarda, hastaya verilen kirin yumuşamasını sağlayan kulak damlası doktorun uygun gördüğü süre boyunca hasta tarafından kullanılır. Yumuşayan kirler hastane ortamında uzman tarafından kulak yıkama işlemi ile temizlenir.

Hastalığın ilerlemesi ve ilaçlı tedaviyle başarı sağlanamayacak durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Vücudun diğer bölgelerinden kaynaklı enfeksiyonlarda ise ilgili uzman tarafından gereken tedavi uygulanarak hasta sağlıklı hale getirilir.

Evde Kulak Ağrısı Geçirme Yöntemleri

Eğer kulak ağrınızı kendiniz geçirmek istiyorsanız ya da doktora gideceğiniz süreye kadar ağrılarınızı dindirmek istiyorsanız kulak ağrısına evde çözüm yöntemleri de mevcut.

Isı Yöntemi: Vücudunuzda yaşadığınız pek çok ağrıyı dindiren ısı, kulak ağrısında da yardımcınız oluyor. Teflonda ısıtıp havluya sardığınız bir fincan tabağı, ütü ile ısıtılan havlu ya da en düşük ayarda uzak tutularak ısısından faydalanılan saç kurutma makinesi ile ağrınızın azalmasını sağlayabilirsiniz.

Doğal Kulak Damlaları: Kulak kanallarına damlatarak kullanacağınız doğal kulak damlaları, bölgedeki tıkanıklığın kısa sürede açılmasını sağlayarak ağırınızı geçirir. Damla kullanımında önemli olan nokta, belirtilen damla sayısından fazla damlatmamanızdır.

Esnemek ve Sakız Çiğnemek: Ağrıyı doğrudan kesen yöntemler olmamakla birlikte, esnemek ve sakız çiğnemek östaki kanallarının açılmasını sağlamak için fayda gösteren bir yöntemdir.

Kulak Ağrısına Evde Bitkisel Çözüm

Tıbbi ilaçların hazırlanmasında en büyük rolü oynayan doğa ürünleri faydalarına göre ağrılarınıza çözüm üretebileceğiniz şifa kaynaklarıdır. Her bir doğa ürünü farklı bir hastalığa iyi gelir. Tüm ağrılarınıza deva olan doğa, kulak ağrınıza da deva olmaktadır. Kulak ağrınızda yardımcı olacak kulak ağrısına bitkisel çözüm önerilerini şöyle sıralandırabiliriz:

Soğan Kürü Mucizesi

Soğan antiseptik ve anti bakteriyel özellikler içerdiği için kulak ağrısında birinci çözüm noktası olarak görülüyor.

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu kulak ağrısı için soğan suyu uygulanmasının kesin çözüm olduğunu; bir damla çiğ soğan suyunun direk kulağa damlatılarak ya da kulak temizleme çubuğunun pamuğuna damlatılarak kulağa sürülmesi halinde, 2 dakika içinde ağrılarınızdan kurtulabileceğinizi belirtiyor.

Şikâyetin durumuna göre günde bir defa kullanabilirsiniz.

Sarımsak: Analjezik ve antibiyotik özellikleri ile bildiğimiz sarımsağın bir dişini rendeleyerek iki yemek kaşığı susam yağına ekleyin. Bir süre beklettikten sonra kulağınıza damlattığında, sarımsağın enfeksiyon giderici özelliği ile ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz.

Kulak Ağrısına Ne İyi Gelir Ahmet Maranki

Prof. Dr. Ahmet Maranki birçok hastalığa bitkisel çözümler sunuyor. Tamamen bitkisel olarak hazırladığı karışımlar ile şifa sağlayan Maranki; ilaç üretmediklerini, bitkisel tedaviler sunduklarını belirtiyor.

Eğer siz de kulak ağrısı şikâyeti için Ahmet Maranki’nin önerilerinden faydalanmak istiyorsanız, kendisinin çok titiz bir sistemle çalıştığını göreceksiniz.

Öncelikle ağrı sebebinizin doktor tarafından teşhis edilip edilmediğini soran yetkililer bir teşhis varsa ona göre ürün yönlendirmesi yapıyorlar.

Eğer elinizde teşhis yoksa analiz yaptırabileceğiniz şubelerinden birine giderek hem kulak ağrısı hem de diğer şikayetleriniz için Ahmet Maranki’nin bitkisel çözümleri ile ilgili bilgi ve ürün alabilirsiniz. Bitkisel çözümlerin her zaman etkili olduğunu fakat önemli olanın doğru teşhise doğru bitkisel ürünler olduğunu unutmayınız.

Genel Tanıtım

Üst Solunum Yolu Hastalıkları Nelerdir?

Kış hastalıklarının çoğunluğunu enfeksiyon; yani mikrobik hastalıklar oluşturur. Kış aylarında havanın soğuması, hava kirliliğinin artması, toplu ve sıkışık ortamlarda yaşanılması, özellikle çocukların maruz kaldığı soğuk algınlığının sürekli bulaşması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kış mevsiminde çocuklarda soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, sinüzit ve larenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra bronşit ve zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarında da artış olur.

Bu virüslerin havaların soğumasıyla birlikte hızlı yayılmasının sebebi virüslerin cansız yüzeylerde dahi 48-72 saate kadar canlılıklarını sürdürebilmesidir. Virüslerin bulaşması direkt temasla ya da damlacık yoluyla olabiliyor. Kişinin hapşırması, öksürmesi hatta sadece nefes alıp vermesiyle damlacık şeklinde viral partiküller havada asılı kalıyor. Her virüsün partikül boyutu farklı oluyor. Küçük partiküle sahip virüsler alt hava yollarına çok daha kolay ulaşabiliyor.

Kış aylarında viral enfeksiyonları beş yaşındaki bir çocuk basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi geçirebilirken, yeni doğmuş bir bebek hastalığı bronşit ya da zatürre tablosunda geçirebiliyor. Çünkü yenidoğanların bağışıklık sistemi henüz gelişmemiş olduğundan daha dikkatli korunması gerekiyor. Alt ve üst solunum yolu hastalıkları konusunda bağışıklık problemi ve alerjisi olan kişiler biraz daha risk altında. Alerjisi olan çocuklarda solunum yolları daralıp tıkanıyor ve üzerine çok kolay bakteriyel ve viral kolonizasyonlar gerçekleşebiliyor.

Hastalıkları iyi tanımak, antibiyotik kullanımı konusunda doğruları bilmek, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak, ateş ölçme ve düşürme tekniklerini öğrenmek bu dönemin hem çocuk hem de aile açısından daha rahat geçirilmesini sağlıyor.

En Sık Görülen Hastalıklar Şunlardır;

Rinit (Nezle)

Nezle ya da soğuk algınlığı olarak bilinen rinit, üst solunum yollarını özellikle de burnu tutan bir hastalık. Okul dönemindeki çocukların yılda ortalama 3-5 kez bu hastalığı geçirmesi normal kabul ediliyor. Hastalığa virüsler yol açıyor ve damlacık yoluyla yani hapşırma ya da öksürme sırasında ortama yayılan tükürük parçacıkları nedeniyle meydana geliyor. Bu damlacıklar hem ortama yayılıyor hem de eller ve eşyalar üzerine bulaşarak, temas yoluyla geçiş yapıyor.

Grip

Grip, “İnfluenza virüs” denilen virüslere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Grip mikropları damlacık yoluyla bulaşıyor, öksürük ve hapşırıkla yayılıyor. Belirtiler virüsün tipine göre değişiyor. Bazı durumlarda tablo biraz daha ağır seyredebiliyor ve çocuk kendini daha hasta hissediyor.

Orta Kulak İltihabı (Otit)

Üst solunum yolu hastalıklarıyla birlikte, burundaki tıkanıklık kulağı da etkiliyor ve çoğunlukla orta kulakta enfeksiyon oluşuyor. Enfeksiyon, ağrı ve ateşe neden oluyor. Çocukluk çağında nezle ve gripten sonra en sık görülen hastalık grubunu oluşturuyor. Üç yaşına kadar olan çocukların üçte ikisi en az bir kez orta kulak iltihabı geçiriyor. 10 yaşından sonra bu sıklık azalıyor.

Orta kulak iltihabı okula devamsızlığın en önemli nedenlerinden biri oluyor. İşitme kaybına yol açma tehlikesi nedeniyle bu rahatsızlığı önemsemek gerekiyor. Sıklıkla nezle ve grip enfeksiyonları nedeniyle meydana gelen orta kulak iltihapları, geniz etinin büyük ve orta kulağın havalandırma borusu olan östakinin daha kısa, düz ve geniş olmasından da kaynaklanabiliyor.

Sinüzit

Alın kemiği, üst çene kemiği ve burun etrafındaki kemiklerin içindeki hava dolu boşlukların iltihabına sinüzit deniyor. Üç yaşına kadar olan çocukların yüzde 6-13’ünün sinüzit geçirdiği biliniyor. Çocuklar üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğinde ve direncin düşmesiyle bu enfeksiyonlar ağız içerisinde havalanmayı sağlayan boşluklara giden kanalcıkları kapatıyor. Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğazda bademciklerin şişmesi, farenjit geçirilmesi sinüslerin havalanmasını engelliyor. Dolayısıyla kapalı alanlarda enfeksiyon gelişiyor.

Farenjit 

Farenjit, kışın en çok görülen hastalıklardan biri. Çoğunlukla viral kökenli olsa da bakteriyel de olabiliyor. Vücut direnci, soğuk algınlığını yenemediği zaman ortaya çıkıyor.

Akut Faranjit (Tonsilit)

Damlacık yoluyla bulaşan akut faranjit öksürük, burun akıntısı, ateş ve halsizlikle başlıyor. Şikayetler giderek artıyor ve çocuğun genel durumu bozuluyor.  Zamanında ve doğru tedavi edilmezse bademciğe bağlı orta kulak iltihabına, streptekoklara (bulaşıcı ve daha çok bademcikte bulunan mikrop türü) bağlı bir enfeksiyon ise kalp romatizmasına yol açabiliyor.

Larenjit

Larenjit, krup ve halk arasında kuşpalazı olarak da biliniyor. Boğaz bölgesindeki lariksin iltihaplanmasına denir.

Bronşiyolit

Enfeksiyonun uç hava yollarını tuttuğu bu hastalık daha çok 6 ay-2 yaş arasındaki çocuklarda görülüyor.

Bronşit

Sık görülen bu hastalık genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu yapan virüslerin ana bronşlara yerleşmesiyle ortaya çıkıyor. Dolayısıyla basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu çok nadir de olsa günler içerisinde bronşite dönüşebiliyor.

Pnömoni (Zatürre)

Akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolması olarak tanımlanabilecek zatürre, daha çok kalp hastalığı ya da önceden geçirilmiş akciğer hastalığı olan çocuklar ile erken doğumlarda görülüyor. Virüsler ya da bakteriler yoluyla bulaşan bir hastalık olan pnömonide çocukta ciddi bir solunum sıkıntısı ve hasta görüntüsü oluyor. Hastalığa bakteriler neden olursa antibiyotik kullanımı gerekiyor.

Çocuklarda Solunum Yolu Hastalıklarında Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Çocuğun taze meyve suları ve bitki çayları gibi seçeneklerle bol sıvı tüketmesi, ılık banyo ile rahatlatılması gerekiyor. Bu dönemde iştahı olmayan çocuğun yemeye zorlanmaması tavsiye ediliyor
  • Mümkün oldukça bulunulan ortamın havalandırılması, serin tutulması ve çocuğun açık havaya çıkartılması da iyileşme sürecini hızlandırıyor
  • Hasta çocuk okula gönderilmemeli. Bu konuda okul yönetimi ve aileler gerekli hassasiyeti göstermeli
  • Evde sigara içilmemeli
  • Viral enfeksiyonlar 3-5 gün içinde iyileşmeye başlar
  • İyileşme görülmezse mutlaka bir doktora başvurmak gerekiyor.

Belirtiler

Üst Solunum Yolu Hastalıkları Belirtileri Nelerdir?

Rinit (Nezle)

Virüsün vücuda girmesinden 12-36 saat sonra rinit belirtileri ortaya çıkıyor. Burun akıntısı ve tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma, kuru öksürük, baş ve boğaz ağrısı, halsizlik ve hafif ateş olarak sıralanabilecek bu belirtilerin yanı sıra, gözlerde yanma, yaşarma ve kızarıklık da görülebiliyor.

Grip

Virüslerin yol açtığı hastalıkta tablo nezleye göre biraz daha ağır seyrediyor. Titreme, yüksek ateş, baş ve kas ağrıları görülebiliyor. Baş ağrısı, göz hareketlerine bağlı olarak artıyor. 38.5 derecenin üzerinde seyreden ateş genellikle üç gün sürüyor, sekiz güne kadar uzadığı da görülebiliyor. Çocukta gribe bağlı olarak göğüste ağrı, bulantı, kusma, karın ağrısı şikayetleri de ortaya çıkıyor.

Orta Kulak İltihabı (Otit)

Mikrobun yaptığı enfeksiyonların sebep olduğu ödem, kulakta sıvı birikimine ve ağrıya yol açıyor. Kulakta ağrı ve akıntı, ateşle seyreden işitme azlığı görülebiliyor.

Sinüzit

Sinüsler bulundukları yerlere göre farklı bulgular veriyor. Ama temel belirtisi göz üzerinde, burun kenarında ve gözlerin altında basınçtan kaynaklanan ağrı oluyor. Lokalize bir baş ağrısına ses tonunda değişiklik, ateş, öksürük ve geniz akıntısı da eşlik edebiliyor.

Farenjit

Kuru öksürük, boğaz ağrısı, boğazda yanma hissi, hafif ateş görülüyor. Üç günden sonra ateş, boğazda yanma hissi, yutkunmada güçlük gibi şikayetler devam ediyorsa mutlaka doktora başvurularak bakteriyel enfeksiyon olup olmadığının araştırılması gerekiyor.

Akut Faranjit (Tonsilit)

Bademcik iltihabında aşağıdaki belirtilerin hepsi veya birkaçı bulunabilir;

  • Ateş (39-40 dereceyi bulabilir), üşüme, titreme
  • Bademciklerin şiş, kırmızı olması
  • Kulak ağrısı
  • Boğaz ağrısı
  • Yutkunmada zorlanma, ağrı veya rahatsızlık hissi
  • Halsizlik, kırgınlık, vücutta yaygın ağrı, eklem ağrıları
  • Boyundaki lenf bezlerinde şişme, hassasiyet, ağrı
  • Baş ağrısı  
  • İştahsızlık
  • Kötü ağız kokusu
  • Ses değişiklikleri

Çocuklarda Bu Belirtilerle Birlikte Ayrıca

  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Karın ağrısı da eşlik edebiliyor.
Larenjit

Ani başlayan boğuk, havlama tarzı öksürük, ses kısıklığı ve kaba kalın ses en tipik belirtileri arasında yer alıyor.

Bronşiyolit

Solunum sıklaşıyor ve hırıltılı oluyor, öksürük artıyor, burun tıkanıyor. Ateş ise çocuğu virüse karşı direncine bağlı olarak görülmeyebiliyor.

Bronşit

Daha büyük çocuklarda yoğun balgam, hırıltılı, sık solunum ve öksürük nöbetleriyle kendini belli ediyor. Ateş çoğunlukla 38 dereceyi aşmıyor. Tanı, çocuğun klinik tablosuna ve röntgen görüntülerine göre konuluyor.

Pnömani (Zatürre)

Özellikle havaların soğuması ile birlikte zatürre hastalığının görülme sıklığı da artıyor. Basitçe, bu hastalığın belirtileri, diğer üst solunum yolu enfeksiyonları ile aynı oluyor. 

Öksürük, ateş, titreme, baş ağrısı, halsizlik, karın ağrısı ve karında şişkinlik görülüyor. Ancak öksürük daha şiddetli ve balgamlı, ateş ise daha yüksek ve inatçı bir seyir izliyor.

Tedavi Yöntemleri

Üst Solunum Yolları Hastalıkları Tedavi Yöntemleri

En sık görülen hastalıkların, tedavi yöntemleri ise aşağıdaki gibidir;

Rinit (Nezle)

Hastalığın özel bir tedavisi bulunmamaktadır. Belirtilere yönelik ilaçlar veriliyor. Ağrı ve ateş varsa reçetesiz temin edilebilen şuruplar kullanılabilir.

Ateş, soğuk algınlığına eşlik ettiğinde küçük çocuklara zarar vermeyen ateş düşürücü ilaçlar verilebiliyor. Burun akıntısı ve tıkanıklığına yönelik serum fizyolojik damla ya da spreyler tercih edilebiliyor. Antibiyotiğin yararsız olduğu bu tip rahatsızlıklarda çocuğun bol sıvı alması ve dinlenmesi gerekiyor.

Grip

Grip aşısının her yıl grip mevsimi başlamadan önce, Ekim-Kasım aylarında uygulanması öneriliyor. Ancak gecikildiğinde Mart ayına kadar yaptırılmasında fayda oluyor. İlk kez yapılacak ise bir ay ara ile iki doz, daha önceki yıllarda uygulanmış ise bir kez yaptırılıyor.

Grip aşısı, altı ay ile üç yaş arası yarım doz, daha büyük çocuklarda ise tam doz uygulanıyor. Tavuk yumurtasından elde edilen aşının, yumurta alerjisi olanlara yapılmaması gerekiyor.

Orta Kulak İltihabı (Otit)

Antibiyotiklerin tedavide etkin olduğu biliniyor. Komplikasyonları çok önemli çünkü kalıcı sağırlık veya komşu organ enfeksiyonlarına sebep olabiliyor. Örneğin, tespit ya da tedavi edilemeyen otitlerde yüzdeki temporal kemiklerin içindeki hava keseciklerinin iltihabı olan mastoidit komplikasyonu çok sık görülüyor.

Sinüzit

Belirtiler üç günden uzun sürer ve şiddetli olursa antibiyotik önerilebiliyor. Sinüzitin tedavi edilmemesi, yeterli dozda ilaç alınmaması sonucu orta kulak iltihabında olduğu gibi beyin ya da kafatası içerisindeki organlara komşu olduğu için menenjit riski bulunuyor. Komşu organların iltihaplarına zemin hazırlamaması için tedavi edilmesi gerekiyor.

Faranjit ve Akut Faranjit (Tonsilit)

Tedavinin mutlaka hekim kontrolünde ve uygun antibiyotikle yapılması gerekiyor.

Larenjit

Soğuk buhar tedavisinden yararlanılıyor. Ses teli iltihapları nefes alma zorluğu yaptığı için mutlaka hekime başvurmak gerekiyor. Orta ve ileri aşamada kortizonlu ilaç tedavisi uygulanabiliyor. Nadiren antibiyotik tedavisi gerekebiliyor.

Bronşiyolit

Kış aylarında özellikle RSV virüsünün yol açtığı bu enfeksiyon 4-5 gün içinde iyileşiyor. Ancak küçük çocuklar bağışıklık sistemlerinin zayıf olması nedeniyle bu tür durumlarda bakteriyel enfeksiyonlara da açık hale geliyor. Hasta çocukların iyi takip edilmesi gerekiyor.

Bronşit

Özgül bir tedavi bulunmuyor. Çoğunlukla kendiliğinden düzeliyor. Balgam sökmeye yardımcı ilaçlar, nefes açıcılar kullanılabiliyor. Mutlaka doktor kontrolü gerekiyor. Klinik seyirde genel durumu bozulan veya iyileşme belirtileri geciken çocuklarda ise (zatürre şüphesi varsa) antibiyotik desteğine başvuruluyor.

Pnömoni (Zatürre) 

Solunum yetmezliği bulguları varsa tedavi mutlaka hastanede yapılıyor. Ancak hastanın genel durumu ve klinik bulguları uygunsa hasta belirli aralıklarla kontrole giderek evde takip edilebiliyor.

Diz ağrısı, birçok farklı sebebe bağlı olarak hemen hemen hepimizin yaşayabileceği ağrılardan biri, biliyorsunuz. Zira kendisi, kemik erimesi, kireçlenme gibi uzun soluklu rahatsızlıkların yan etkisi olarak ortaya çıkabildiği gibi ansızın gerçekleşen yaralanmalar, kazalar sonucu da meydana gelebiliyor. Hal böyle olunca diz ağrısı yaşamanın belirli bir yaşı, zamanı olmuyor.

Eğer sizin ya da bir yakınınızın da dizleri şu sıralar ağrıyorsa, yürürken rahatsızlık duyuyor, dizlerinizi güçsüz hissediyor ya da ağrı yüzünden ayağa bile kalkmak istemiyorsanız aşağıdaki çözümler tam size göre demektir.

Diz ağrısı konusunda vücudunuzu destekleyecek, diz ağrısına ne iyi gelir, diz ağrısı nasıl geçer gibi sorularınıza yanıt olacak doğal besin ve karışımlar hemen burada sizi bekliyor.

Diz ağrısı neden olur, diz ağrısının nedenleri nelerdir?

image

Diz ağrısına ne iyi gelir öğrenmeden önce bilmeniz gereken bir konu daha var aslında: Diz ağrısı neden olur? Eğer bu nedenlerden hangisi sebebiyle dizlerinizin ağrıdığını doktorunuza danışarak öğrenebilirseniz, tıbbi çözümler bulunabilir. Böylece diz ağrılarınız kronikleşmez, ağrılar daha ciddi bir hastalığa dönüşmeden önlenebilir. Hadi o zaman diz ağrısının nedenleri neymiş, birlikte öğrenelim.

Diz ağrısının en yaygın nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Fazla kilolar ve/veya obezite

Vitamin ve/veya mineral eksikliği

Hareketsizlik

Aşırı yoğun ve zorlayıcı egzersizler

Kireçlenme

Menisküs

Kemik erimesi

Romatizma

Yaşlılık

Diz enfeksiyonları

Ani yaralanmalar, burkmalar

Adalelerde zayıflık

Hamilelik

Diz ağrısı nasıl geçer, diz ağrısına ne iyi gelir?

image

Diz ağrısının en yaygın nedenlerini öğrendiğimize göre geçelim diz ağrısına ne iyi gelir sorusunun yanıtlarına. Eğer diz ağrılarınızın azalmasını, eklem, kas ve kemiklerinizin güçlenmesini istiyorsanız aşağıdaki bitkisel ve doğal çözümlere göz atabilirsiniz. Ancak tabii ki en doğru ve etkili bilgiyi ancak ve ancak doktorunuzdan alabilirsiniz, unutmayın.

Soğuk terapisi

Özellikle ani bir çarpma, düşme sonucu başlayan bir diz ağrısı söz konusuysa ağrıyan bölgeye soğuk uygulayarak bu ağrıları azaltabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken buzluktan çıkaracağınız birkaç parça buzu bir torbaya yerleştirmek, temiz bir bezle etrafını sarmak ve ağrıyan bölgenin üzerinde bir süre bekletmek. İşte bu kadar!

Bamya tohumu

Aktarlardan kolayca temin edebileceğiniz bamya tohumu, kemik, kas ve eklemlerin sağlığına önemli desteklerde bulunuyor. Özellikle dizlerde meydana gelen sıvı kayıpları nedeniyle ortaya çıkan ağrıları en aza indirdiği söylenen bamya tohumunun bu özelliğinden faydalanmak için tek yapmanız gerekenin bamya tohumu çayı tüketmek olduğunu söyleniyor. Düzenli olarak kullanıldığında diz ağrılarını hafifleten bu çayı 2 hafta düzenli olarak tükettikten sonra en az 1 hafta ara vermeyi ve sonrasında yeniden devam etmeyi unutmayın.

Bamya tohumu çayı nasıl hazırlanır, bamya tohumu başka ne işe yarar detaylı olarak öğrenmek isterseniz sizi hemen şöyle alabiliriz: Bamya Tohumunun Faydaları Nelerdir, Nasıl Kullanılır, Zararı Var mıdır?

Zencefil ve zencefil yağı

Zencefil, doğal ağrı kesici olarak bilinen maddelerden biri aslında. İçeriğinde bulunan antienflamatuvar ve antioksidan özellikler gösteren maddeler sayesinde ağrıların azalmasını sağlayan zencefili farklı şekillerde değerlendirebilirsiniz. Ağrıyan bölgeye aktarlardan temin edebileceğiniz zencefil yağını dikkatlice sürebilir, taze ta da toz zencefilin çayını demleyip içebilir ya da bal, zeytinyağı gibi malzemelerle karıştırarak tüketebilirsiniz. Yağı daha hızlı bir çözüm elbette ama çay ya da macun halinde düzenli olarak tüketmeniz de sağlığınıza daha kalıcı katkılar sağlayacaktır, aklınızda bulunsun.

Zerdeçal ve zerdeçal yağı

Tıpkı zencefil gibi zerdeçal da güçlü antioksidan ve antienflamatuvar özellikleri olan bir besin. Hal böyle olunca o da ağrılara karşı en büyük destekçilerimizden biri haline dönüşüyor ve “doğal ağrı kesiciler” arasına adını yazdırıyor. Onun bu özelliğinden faydalanmak için zerdeçalı yaptığınız birçok tarifin içine dahil edebilir, çayını demleyebilir, yağını ağrıyan bölgeye doğrudan sürebilir ya da bal, süt gibi malzemelerle karıştırarak tüketebilirsiniz.

Son zamanlarda çok popüler olan ve faydaları saymakla bitmeyen zerdeçal sütünü düzenli olarak tüketmeye de başlayabilirsiniz. “O da neymiş?” diyenleri hemen şöyle alabiliriz: Zerdeçal Sütü Nedir, Faydaları Nelerdir, Nasıl Hazırlanır?

Çınar yaprağı

Evet, bildiğiniz o güzelim ağacın yapraklarından söz ediyoruz. Çınar yaprağı, kemiklerin güçlenmesine katkıda bulunan en doğal malzemelerden biri aslında. Özellikle kireçlenme ve romatizmaya iyi geldiği bilinen çınar yaprağının bu etkilerinden faydalanmak için onu tıpkı çay demler gibi demleyebilir, elde ettiğiniz bu koyu renkli suyu ağrılı bölgelere sürüp bekletebilirsiniz.

Çınar yaprağının vücuda olan etkilerini daha detaylı öğrenmek isterseniz sizi hemen böyle alalım: Çınar Yaprağının Faydaları Nelerdir, Nasıl Kullanılır?

Önemli bir not: Eğer çok şiddetli ya da artık kronikleşmiş olan bir diz ağrınız varsa, farklı hastalıkların yan etkisi olarak diz ağrınız oluştuysa yukarıdaki besin ve karışımları kullanmadan önce, hiç vakit kaybetmeden doktorunuza gitmeli, alanında uzman doktorlarınıza danışarak kendiniz için en doğru tedavi yöntemlerini öğrenmelisiniz. Unutmayın, doğal, bitkisel çözümler ancak ve ancak destekleyici olabilir, tedavi edici olarak görmek ve adeta bir ilaçmış gibi kullanmak doğru değildir. Aman diyelim, kendiniz için iyi bir şey yapmak isterken farkına bile varmadan sağlığınıza zarar vermeyin.

Kalp Ağrısı

Genel olarak göğüs bölgesinde ya da kalp kasında herhangi bir ağrı oluştuğunda; akla ilk olarak kalp ile ilgili bir rahatsızlık geldiği için panik yaşanmaktadır. Neredeyse her insanın başına gelen bu kalp ağrıları çoğu durumlarda herhangi bir kardiyolojik sistem rahatsızlıklarıyla ilgili olmamaktadır. Neden oluştuğu ya da bu şikayetlerin altında hangi nedenlerin yattığının kesin olarak saptanması için ilk olarak hastaların belirtiler konusunda gereken bilince sahip olmaları gerekmektedir.

Bazı durumlarda kalp krizi belirtisi bile olan bu şikayetler bazen ise sıradan bir üşütme veya kas ağrısına dayalı olarak meydana gelebilmektedir. Göğüs kısmında yer alan sinir sıkışmaları, sarf edilen fazla eforlara bağlı olarak tansiyonun ve kan dolaşımın hızlanması, aşırı mutluluk ya da endişeler kalp kasında anlık ağrıların oluşmasına neden olabilmektedir. Aynı zamanda farklı rahatsızlıklara bağlı olarak bu sorun meydana gelebilmektedir. Akciğerlerde yaşanan rahatsızlıklar, kaburgalarda meydana gelen incinmeler ya da kırıklar, yemek borusunda oluşan her hangi bir problem kardiyolojik sistemde ağrılara yol açabilmektedir.

Gündeme gelen kalp ağrısının neden oluştuğu konusunda bir fikir sahibi olmak amacıyla ilk olarak paniğe kapılmadan ortaya çıkan belirtilerin incelenmesi gerekmektedir. Hastada ortaya çıkan şikayetler ışığında yapılan doktor muayenesi ve tetkikler sonucunda kalp ağrılarının neden kaynaklandığı ortaya çıkacaktır. Eğer bu şikayetlerin sık bir şekilde tekrarlanması halinde zaman kaybetmeden mutlaka bir doktora gidilmesi gerekmektedir.

Belirtileri

Kalp ağrıları bazı durumlarda herhangi bir belirti vermeden direk olarak göğüs bölgesinde ortaya çıkan ağrılar şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bunun yanında altında yatan nedenine göre farklı belirtiler de verebilmektedir. Bu rahatsızlıkların neden oluştuğunu anlamak için ortaya çıkan belirtilerinin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kalp Ağrısı

Bu ağrıların nasıl oluştuğu konusu oldukça önemlidir. Ağrının ne şekilde olduğu, nasıl oluştuğu, hangi durumlarda artış ve azalış gösterdiği oldukça önemli ayrıntılar oluşturmaktadır. Hasta sol tarafına yattığında, nefes alıp verirken artış gösterdiğinde, stresli veya psikolojik bir sorun sonrasında oluşması, yemek yerken veya efor sarf edilirken nasıl seyir ettiği  gibi önemli belirtiler bu rahatsızlıkların kardiyolojik sistemle ne kadar alakalı olduğu konusunda iyi bir yol gösterici olmaktadır. Genel olarak kalp ağrısı konusunda bu rahatsızlıklar birlikte gözlemlenen belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Halsizlik ve yorgunluk hissedilmesi
  • Göğüs bölgesinde ortaya çıkan ve sırt, boyun çene veya kola yayılabilen ağrılar
  • Nefes alıp vermede zorluk yaşanması
  • Solunum sisteminde yaşanan sorunlar
  • Terlemeler
  • Baş dönmeler
  • Öksürük nöbetleri
  • Yüzde oluşan kızarıklık veya morarmalar
  • Oksijensiz kaldığının hissedilmesi
  • Tıkanma duygusu
  • Cilt renginde olan değişmeler
  • Hazımsızlık sorunları
  • Yutkunmada yaşanan zorluklar
  • Ense kısmında veya başda ağrı oluşması
  • Tansiyonda yaşanan dengesizlikler; yükselmesi veya düşmesi
  • Çarpıntılar ortaya çıkması
  • Mide de bulantılar ve paralelinde kusmalar oluşması
  • Efor sarf ederken artan ağrıların ortaya çıkması
  • Hızlı bir şekilde nefes alıp verme
  • Geçici bilinç kayıpları
  • Baygınlık hisleri

Uygulanan Tedavi Yöntemleri

Kalp ağrıları konusunda uygulanacak olan tedavi yönteminin belirlenmesinde bu sorunu oluşturan kaynak erkin rol oynamaktadır. Bazı durumlarda herhangi bir damar veya kalp kası rahatsızlığı bu soruna kaynak olabilirken, bazı durumlarda sıradan bir üşütme veya farklı bir organda yaşanan hastalıklarına bağlı olarak kalp ağrıları oluşabilmektedir.

Bu konuda yapılacak tedavi genellikle kaynak odaklı olmaktadır. Genel olarak kalp ağrıları tedavisi konusunda uygulana ilk yöntem ilaçlarla yapılmaktadır. Bu ilaçlar kan sulandırıcı ilaçlar olabildiği gibi, oluşum nedenine göre kas gevşetici ilaçlar, iltihap sökücü ilaçlar, kanın akışkanlığını sağlayan ilaçlar veya tansiyon dengeleyen ilaçlar gibi farklı dallara ayrılmaktadır.

İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda eğer rahatsızlık kalp veya damar rahatsızlıklarıyla ilgili bir nedenden oluşmuşsa; bu gibi durumlarda anjiyografi, stent, balon veya bypass gibi ameliyat seçenekleri gündeme gelmeye başlamaktadır.

Kalp ağrılarının nedeni; kalp kasında veya kapaklarda oluşan bir sorun, damarlarda tıkanma, daralma veya genişleme gibi meydana gelen bir sorundan dolayı kaynaklanması halinde direk olarak cerrahi müdahale; tedavide tek seçenek haline gelmektedir.  

İyi Gelen Şeyler

Kalp ağrısı çekenlerin hayatlarında yapacakları bir takım değişiklikler ve düzenlemeler sayesinde bu ağrılardan korunmak veya oluşma riskini minimuma indirmek mümkün olmaktadır. Bu rahatsızlığa sahip olanların hayatlarında yapacakları bir takım düzenlemeleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Alkol ve sigardan uzak durmaları
  • Yüksek tansiyon, diyabet veya yüksek kolesterol gibi sorunları olan hastaların bu sorunlarının tedavisine önem vermeleri
  • Yağlı yemeklerden, kızartmalardan, hazır gıdalardan, konservelerden ve tuzdan uzak durmaları
  • Bol miktarda su içilmesi
  • Kilo problemi olan hastaların zaman yitirmeden kilo vermeleri gerekmektedir.
  • Her gün minimum olarak yarım saat yürüyüş yapmaları veya kardiyolojik sistem rahatsızlıkları konusunda faydalı olan egzersizler yapmaları
  • Stresli ve psikolojik baskılı ortamlardan uzak durmaları
  • Kahve, kola, çay gibi kafein içeren içecekler yerine doğal taze sıkılmış meyve suları veya bitki çayları kullanmaları 

Anasayfa » ANASAYFA » İştahsızlık Neden Olur, Nasıl Geçer? İştahsızlığa Ne İyi Gelir?

21. yüzyılın en büyük sağlık sorunu aşırı yemek ve pek çok kişi iştahını kontrol etmekte zorlanıyor. Aslında aşırı yemekten daha tehlikeli başka bir durum var. İştahsızlık ya da yeterince yememe…

Herkes dönem dönem iştahsızlık yaşar. Yeme isteğinin kaybolması, yiyeceğe ilgi duymama ya da mide bulantısı gibi sebeplerle iştah kaybı meydana gelir.

İştahın olmamasını, özellikle kilo vermek isteyenler olumlu karşılayabilir. Aslında öyle değil. Çünkü pek çok sağlık soruna davetiye çıkarabilir.

İştahsızlık zamanla yetersiz beslenmeden kaynaklanan besin eksiklikleri, halsizlik ve kilo kaybetme sonucunu doğurur.

image

“İştahsızlık sebepleri nelerdir”, “iştahsızlık için ne yapmalı”, “iştahsızlık yapan hastalıklar nelerdir”, “iştahsızlık nasıl giderilir”, “iştahsızlık tedavisi nelerdir” gibi iştahsızlık ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlatalım.

Yazının İçeriği 1. İştahsızlık nedir? 2. İştahsızlık nedenleri nelerdir? 3. İştahsızlık belirtileri nelerdir? 4. İştahsızlık nasıl tedavi edilir? 4.1. İştahsızlık evde doğal tedavi 5. İştah açan yiyecekler nelerdir? 6. İştah açan vitamin hapları 7. İştahsızlık için Öneriler 8. İştahsızlık sorunu için ne zaman doktora gitmek gerekir? 9. İştahsızlık tedavi edilmezse

İştahsızlık nedir?

İştahsızlık, fiziksel veya psikolojik nedenler gibi farklı durumlardan kaynaklanır. Enfeksiyonlar veya sindirim sorunları gibi faktörlerle geçici iştahsızlık yaşanabilir. Dediğimiz gibi geçicidir ve kişinin durumu düzeldiğinde iştahı eski haline döner.

Bazen kanser gibi ciddi hastalıkların ileri evrelerinde olduğu gibi uzun süreli bir tıbbi durumun belirtisi olarak iştahsızlık gelişir. Buna kaşeksi denir.

Uzun süreli iştahsızlık için kullanılan tıbbi terim ise anoreksidir. Anoreksi, zihinsel bir sağlık sorunu olarak yeme bozukluğuna dönüştüğünde anoreksiya nervoza adını alır. Anoreksiya nervoza psikolojik bir durumdur ve iştahsızlıktan çok farklıdır.

image

İştahsızlık nedenleri nelerdir?

Grip veya gastroenterit gibi viral veya bakteriyel enfeksiyonlar en sık rastlanan iştahsızlık sebebidir. Kişinin iştahı genellikle hastalık iyileşmeye başladığında geri gelir.

Kısa vadeli iştahsızlık nedenleri arasında şunlar bulunur:

  • Soğuk algınlığı
  • Grip
  • Solunum yolu enfeksiyonları
  • Bakteriyel veya viral enfeksiyonlar
  • Kabızlık
  • Mide bozulması
  • Sindirim sorunları
  • Asit reflü
  • Gıda zehirlenmesi
  • Alerjiler
  • Gıda intoleransları
  • Gebelik- genellikle sabahları iştahsızlık görülür
  • Hormonal dengesizlikler
  • Stres
  • İlaçların yan etkisi
  • Alkol veya uyuşturucu kullanımı

Ağızda yara gibi acı veren bir durum da iştahsızlık nedenidir. İştahsızlık sebeplerini şu şekilde açıklayalım.

image

Bakteriler ve virüsler

İştahsızlık, bakteriyel, viral, mantar veya diğer enfeksiyonlardan kaynaklanabilir. İştah kaybına neden olabilecek hastalıklar şunlardır:

  • Üst solunum yolu enfeksiyonu
  • Zatürre
  • Gastroenterit
  • Kolit
  • Cilt enfeksiyonu
  • Menenjit

Bu hastalıklar tedavi edildiğinde, iştah eski haline döner.

Tıbbi durumlar

Uzun süreli tıbbi durumlar, iştah kaybı yaşanmasına sebep olur. İştahsızlık, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve karın ağrısı ile ilgili olabilir.

İştah kaybına neden olabilecek tıbbi durumlar şöyledir:

  • İrritabl bağırsak sendromu ve Crohn hastalığı gibi sindirim koşulları
  • Addison hastalığı gibi hormonal bir durum
  • Astım
  • Şeker hastalığı
  • Kronik karaciğer veya böbrek hastalığı
  • Kanda yüksek kalsiyum seviyeleri
  • HIV ve AIDS
  • Tiroid veya hipotiroidi
  • Aşırı aktif tiroid veya hipertiroidizm
  • KOAH
  • Kalp yetmezliği
  • Mide veya kolon kanseri

İlaçların yan etkisi

İştahsızlık, kabızlık veya ishal gibi sindirim sorunları için kullanılan birçok ilacın ortak bir yan etkisidir. İştah kaybına neden olan ilaçlar ve tedaviler şunlardır:

  • Sedatifler
  • Bazı antibiyotikler
  • İmmünoterapi
  • Kemoterapi
  • Mide bölgesine radyasyon tedavisi

Yakın zamanda geçirilen bir ameliyattan sonra da iştahsızlık yaşanabilir. Bu his kısmen anestezi ilaçlarıyla ilişkilidir.

Kokain, esrar ve amfetaminler gibi yasadışı ilaçların kullanılması da iştah kaybı oluşturur.

image

Psikolojik nedenler

Psikolojik faktörler ve ruh sağlığının iştah üzerinde önemli bir etkisi vardır. Bu koşullar şunlardır:

  • Depresyon
  • Kaygı
  • Panik atak
  • Stres
  • Anksiyete
  • Bulimia veya anoreksiya nervoza gibi yeme bozuklukları

Yaş

İştahsızlık, yaşlılarda daha yaygın görülür. Bu, ilaç kullanımındaki artıştan ve yaşlandıkça vücuttaki değişikliklerden kaynaklanır. Bu değişiklikler aşağıdakileri etkiler:

  • Sindirim sistemi
  • Hormonlar
  • Tat veya koku alma hissi

Bazı kanserler

İştahsızlık ve kilo kaybı bazen pankreas, yumurtalık veya mide kanseri gibi bazı kanserlerin belirtisi olabilir.

İştahsızlığın yanı sıra, aşağıdaki belirtiler de görülecektir:

  • Mide ağrısı
  • Mide ekşimesi
  • Çabuk doymak
  • Cilt veya gözlerin sararması
  • Dışkıda kan

Bu semptomlardan biri görüldüğünde altta yatan sebebi bulmak için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Ciddi hastalıklar

Ciddi tıbbi durumu olan kişiler, hastalığın kendisinden veya kemoterapi tedavisi gibi tedavilerin yan etkisinden dolayı iştahsızlık yaşayabilir.

Ciddi hastalıkların sonraki aşamalarında bazı insanlar kaşeksi yaşar. Kaşeksi, kronik, yaşamı zorlayan hastalıkların neden olduğu kilo ve kas kaybı için kullanılan bir sağlık terimidir.

image

İştahsızlık belirtileri nelerdir?

Altta yatan hastalığa bağlı olarak değişen semptomlar, iştahsızlık ile birlikte ortaya çıkar. Sindirim sistemini etkileyen semptomlar, diğer vücut sistemlerini de içerir.

İştahsızlığa, aşağıdakiler gibi sindirim sistemini etkileyen diğer semptomlar eşlik eder:

  • Karın ağrısı veya kramp
  • Tat veya kokudaki değişiklikler
  • Kronik veya kalıcı ishal
  • Kabızlık
  • Göğüste ağrılı yanma hissi
  • Hazımsızlık
  • Sarılık
  • Bulantı ve kusma

Diğer vücut sistemleriyle ilgili yaşanabilecek semptomlar şöyledir:

  • Zamanla daha şiddetli hale gelen öksürük
  • Zor veya hızlı nefes alma
  • Genel hastalık hissi
  • Sinirlilik ve ruh hali değişiklikleri
  • Halsizlik veya uyuşukluk
  • Devam eden ateş
  • Kısmi veya tam koku kaybı
  • Hızlı kalp atışı (taşikardi)
  • Şiddetli yorgunluk
  • Açıklanamayan kilo kaybı

image

İştahsızlık nasıl tedavi edilir?

İştahsızlık tedavisi, durumun nedenine bağlı olarak değişir. İştahsızlığın sebebi bakteriyel veya viral bir enfeksiyonsa, enfeksiyon iyileştikten sonra iştah geri gelir. Genellikle özel bir tedaviye ihtiyaç yoktur.

İştahsızlık evde doğal tedavi

İştahsızlık, kanser veya kronik hastalık gibi hastalıklardan kaynaklanıyorsa, iştahın kendiliğinden geri gelmesini beklemeyin çünkü bu zor bir durumdur. 

“Peki iştahımızın artması için ne yapalım?” diye sorarsanız, “öncelikle sevdiğiniz yiyecekleri yemeye çalışın.” derim.

İştahı tetiklemek için, öğün aralarında atıştırın. Sık yapılan küçük öğünler iştahı uyarmaya yardımcı olur.

Yeni ve farklı yiyecekler deneyin. Ailenizin ve sevdiklerinizin katılacağı büyük sofralar kurun.

Hafif egzersiz, iştahı artırmaya yardımcı olur. Protein zengini yiyecekleri daha çok yemeye çalışın.

image

İştah açan yiyecekler nelerdir?

Aç olmadığınızda, yemek yemek gerçekten çok zor. Bazı yiyecekler sizin işinizi kolaylaştırır. İştahınızın açılmasına yardımcı olacak besinler şöyledir;

  • Yağsız et 
  • Süt ürünleri 
  • Yumurta 
  • Tahıl gevreği
  • Beyaz pirinç
  • Muz
  • Yoğurt
  • Kuruyemiş
  • Fasulye, nohut
  • Patates
  • Havuç
  • Sarımsak
  • Kırmızı biber
  • Greyfurt

image

İştah açan vitamin hapları

Vitamin ve mineraller, iştahı uyarmada etkilidir. Bazı durumlarda vitamin ve mineral eksiklikleri iştah kaybına neden olur. Doktora danıştıktan sonra iştahsızlık için aşağıdaki besin takviyelerini kullanabilirsiniz:

Çinko

Çinko eksikliği tat ve iştah değişikliğine neden olur. Vücutta oluşan çinko eksikliği için takviye almak, iştahın artmasına yardımcı olacaktır.

B1 vitamini(tiamin)

B1 vitamini eksikliği iştahın azalması, halsizlik ve kilo kaybına neden olur.

Balık yağı

Balık yağı iştah açar. Ayrıca sindirimi iyileştirir. Balık yağı, balığa alerjisi olmayan herhangi bir yetişkin tarafından güvenle kullanılabilir. 

İştahsızlık için Öneriler

  • Üç büyük öğün yerinde daha küçük ve sık öğünler yiyin.
  • Vücudun yeterli enerjiyi alması için yiyecekleriniz kalori ve protein açısından zengin olsun.
  • Smoothie ve proteinli içecekler gibi kalori almayı kolaylaştıracak yöntemler deneyin.
  • Yemeklerinize farklı baharat ve otlar gibi değişik lezzetler ekleyin.
  • Yemekleri dışarıda yiyerek zevkli hale getirebilirsiniz.
  • Sıvı kaybını önlemek için bol miktarda su için.
  • Kısa bir yürüyüş gibi hafif egzersizler bazen iştahı açar.

İştahsızlık sorunu için ne zaman doktora gitmek gerekir?

İştahsızlığın devam etmesi kilo kaybına ve dolayısıyla yetersiz beslenmeye neden olur. Durumun nedenini bulmak önemlidir çünkü uzun süreli iştahsızlığın tedavi edilmemesi, ciddi sonuçlar doğurur.

Sürekli ve aşırı iştahsızlık durumlarında tıbbi yardım almak gerekir. Hızlı kilo kaybı ile birlikte aşağıdaki belirtiler varsa doktora gitmek şarttır:

  • Karın ağrısı
  • Ateş
  • Nefes darlığı
  • Öksürük
  • Hızlı veya düzensiz kalp atışı

İştahsızlık tedavi edilmezse

İştahsızlık, geçici bir durumun sonucuysa doğal olarak kendiliğinden iyileşir. Tıbbi bir durumdan kaynaklanıyorsa ve tedavi edilmezse, aşağıdaki belirtiler meydana gelir:

  • Aşırı yorgunluk
  • Kilo kaybı
  • Kalp atışının hızlanması
  • Ateş
  • Sinirlilik
  • Halsizlik

İştahsızlık devam ederse, mutlaka doktora gidin.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KONULAR Kuersetin Nedir, Nelerde Bulunur, Faydaları Nelerdir? Lektin Nedir, Lektin İçeren Besinler Nelerdir? Beta Alanin Nedir, Ne İşe Yarar, Hangi Besinlerde Bulunur? Jelatin Maskesi Nasıl Yapılır? Jelatin Maskesinin Faydaları Yüksek Oranda C Vitamini Bulunan Meyveler Sebze ve Meyve Nasıl Ayırt Edilir? Meyve ile Sebze Arasındaki Farklar Doymuş Yağ Asitleri Nelerdir, Zararlı mı? Neem Tozunun Faydaları ve Bilinmesi Gereken Kullanımları Kilo Vermeyi Engelleyen Diyet Hataları Nelerdir? Diyet Sonrası Kilo Korumanın Yolları Nelerdir? Yeşil Kabak Faydaları ve Besin Değeri Nedir? İltihabı Önlemek için Anti İnflamatuar Beslenme Nasıl Olur? Mavi Lotus Çiçeği Nedir, Nasıl Kullanılır, Faydaları Neler? Yeşil Elmanın Şaşırtıcı Faydaları Nelerdir? Böbreklere Hangi Yiyecekler İyi Gelir? Böbrek Dostu Besinler Aloe Vera Nedir, Nasıl Kullanılır? Aloe Veranın Faydaları A Vitamini Eksikliği ve Fazlalığı Nedir, Neden Olur? Belirtileri ve Tedavisi D Vitamini Zayıflatır mı? D Vitamini ve Kilo Verme

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации