Андрей Смирнов
Время чтения: ~33 мин.
Просмотров: 0

Hiponatremi (Kanda Sodyum Düşüklüğü) Nedir? Nedenleri Belirtileri Tedavisi

Kanda enfeksiyon nedir Kanda enfeksiyon çıkması Sepsis nedir

Vücut ağır enfeksiyon ile mücadele ederken, düşük kan basıncına ve zayıf kan dolaşımına sahip kişilerde kanda iltihaplanma meydana gelebilir. Yani kan dolaşımı yolu ile vücuda yayılan kanda enfeksiyon haline tıp dilinde sepsis denir. Acil müdahale gerektiren durumlarda şok geçiren hastalar için kanda sepsis testi veya C-reaktif protein testi yapılır. 

Kanda virüs bakteri mantar ve parazit gibi enfeksiyonlar dokulara ve organlara zarar verebilir. Aşırı kan kaybı veya vücudun savunma sistemi yetersizliği bu durma sebep olabilir. Kanda enfeksiyon belirtileri olan bir hastanın derhal hiç vakit kaybetmeden tıbbi destek alması gerekmektedir. Kanda enfeksiyon neden olur ve kanda enfeksiyon belirtileri nelerdir makalemizde bulacaksınız.

Bebeklerde enfeksiyon sepsis

Küçük bebeklerde enfeksiyon belirtileri olarak yüksek ateş varsa hemen tedavi edilmelidir. Bebeklerde enfeksiyon ve yüksek ateş bağışıklık sistemini tam gelişmediği içindir meydana gelir.

Kanda enfeksiyon belirtileri Sepsis Belirtileri

  • Düşük kan basıncı
  • Zayıf kan dolaşımı
  • Yüksek ateş
  • Bazı durumlarda normal veya düşük ateş
  • Üşüme ve titreme
  • Hızlı kalp atışı taşikardi
  • Hızlı nefes alış verişi
  • Baş dönmesi
  • Gerginlik
  • Bilinç bulanıklığı
  • Mide bulantısı ve kusma
  • İshal
  • Eklem ağrıları
  • Kas ağrıları
  • Deride kızarıklık küçük kırmızı noktalar
  • Deri döküntüsü ve kaşınma

Kanda enfeksiyon çıkması nedenleri

Kanda enfeksiyon, bilinen bir hastalığa sahip kişilerde hastalık nedeni ile veya tedavi sonunda şok bir durum olarak ortaya çıkabilir. Kanda enfeksiyon bulunması bir çok risk faktörü içinde değerlendirilir.

  • immün sistemi gelişmemiş çok küçük kişiler
  • immün sistemi görevini iyi yapamayan çok yaşlı kişiler
  • Bağışıklık immün sistemini baskılıyan ilaçlar
  • Organ nakli olan hastalar
  • Kemoterapi tedavisi
  • Yoğun ilaç tedavisi alan hastalar
  • Steroid, sentetik hormon alan sporcular
  • Deride ciddi yanık hasarı olan kişiler
  • Aşırı kan kaybı olan yaralanmalar
  • Şeker hastalarında
  • Siroz hastalarında
  • Menenjit veya zatürre geçirmiş kişiler
  • Akciğer enfeksiyonunun karın bölgesine yayılması
  • Uriner sistem böbrek mesane idrar yolları enfeksiyonları
  • Cerrahi müdahale ve ameliyat
  • Virüs bakteri mantar parazit

Kanda enfeksiyon değerleri

Kanda enfeksiyon CRP normal değeri 0-0,5 miligram arasındadır. CRP yüksekliği vücutta iltihap enfeksiyon olduğuna işaret eder, fakat iltihabın nerede olduğu hakkında bilgi vermez. Hastalık hikayesi olan kişilerde kanda iltihaplanma nedeni hastalığa bağlı olarak ilerleyebilir yüksek kolestrol, diabet, yüksek tansiyon, obezite, kalp hastalıkları gibi, 1-3 miligram CRP orta düzey risk, 3 miligram CRP yüksek riskli, 10 miligram CRP kalp damar pıhtı felç ve kalp hastalıkları riski taşır. Fakat bu etkenlerden bağımsız olarak kanda enfeksiyon CRP yüksekliği, göğüs, akciğer ve sindirim sistemindeki kötü huylu tümör ve kanser türlerinde görülebilir.

Kanda enfeksiyon testi nasıl yapılır

  • Beyaz kan hücrelerinin kan sayımı
  • Kan kültürü testi 24 saat
  • Kandaki bakterilerin mikroskop ile inceleme
  • Mukus ve idrar testi
  • Omurga sıvısı testi
  • Göğüs filimi zatürre için
  • CT tarama görüntüleme testi
  • Kanda oksijen ölçümü
  • Kalp ritim hızı

Kanda enfeksiyon sepsis testi

Kanda sepsis testi veya C-reaktif protein testi, acil müdahale gerektiren durumlarda şok geçiren hastalar için kullanılır. Karaciğerde üretililen C- reaktif protein vücudun savunma mekanizmasını arttıran bir protein türüdür. C-reaktif protein yüksek değerlerde olması vücutta yüksek iltihap olduğuna işaret eder.

Kanda enfeksiyon tedavisi

Tıbbi yöntemler

  • Geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi
  • Maske ile oksijen tedavisi
  • Kan akışını hızlandıran ilaçlar
  • Tansiyon yükselten ilaçlar
  • Virüslere karşı ilaç tedavisi
  • Kan nakli
  • Kortizon ilaçları
  • İnsülin ilaçları
  • Serum takviyesi
  • Ozon tedavisi
  • Yoğun bakım desteği
  • Cerrahi müdahale

Bitkisel ve doğal yöntemler

  • Kan yapıcı meyveler
  • Kan yapıcı sebzeler
  • Tahıllı besinler tüketin
  • Doymuş hayvansal yağları azaltın
  • Sigarayı bırakın
  • Alkol almayın
  • Düzenli egzersiz yapın
  • Uykunuzu tam alın
  • Tansiyon kontrol altında tutun

Beyaz dut kurusu İbrahim Saraçoğlu kan temizleme yöntemi

Kuru beyaz dut kürü kandaki CRP seviyesini düşürmek için faydalı olmaktadır. Yarım litre suya 6 adet dut kurusu atılır, kaynamaya başlayınca, 5-6 dakika daha kaynatıp ocağı kapatın. Ilık hale gelince süzün yarısını sabah diğer yarısını da akşam aç karna için. Bu işlemi 25 gün boyunca her gün yeniden tekrarlayın.

Ayrıca İbrahim Saraçoğlu kan temizlemek için bitkisel kür detoks uygulamaları yapmak isterseniz devam eden tıbbi tedavinizi kesmeden ve doktorunuza danışın.

Hiponatremi Kanda Sodyum Düşüklüğü nedir? Nedenleri nelerdir? Kanda sodyum eksikliğinin belirtileri ve önleme yolları nelerdir? Tedavisi

Kanda sodyum düşüklüğüne sahip olmak ne anlama geliyor?

Sodyum, hücrelerin içindeki ve çevresindeki suyun dengesini korumaya yardımcı olan önemli bir elektrolittir. Düzgün kas ve sinir fonksiyonu için önemlidir. Ayrıca kararlı kan basıncı seviyelerinin korunmasına yardımcı olur.

Advertisement

image

Kanınızdaki yetersiz sodyum hiponatremi olarak da bilinir. Su ve sodyum dengesiz olduğunda ortaya çıkar. Başka bir deyişle, kanınızda ya çok fazla su var veya yeterli miktarda sodyum yok.

Normalde sodyum seviyeniz litre başına 135 ila 145 milisvalent (mEq / L) arasında olmalıdır. Hiponatremi, sodyum seviyeniz 135 mEq / L’nin altına düştüğünde ortaya çıkar.

Kandaki düşük sodyum belirtileri

Düşük kan sodyum belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Sodyum seviyeleriniz kademeli olarak düşerse, herhangi bir belirti görmeyebilirsiniz. Çok hızlı bir şekilde düşerse, belirtileriniz daha şiddetli olabilir.

Advertisement

Sodyumun hızla kaybedilmesi tıbbi bir acil durumdur. Bilinç kaybına, nöbetlere ve komaya neden olabilir.

Düşük kan sodyumunun yaygın semptomları şunları içerir:

  • zayıflık
  • yorgunluk veya düşük enerji
  • baş ağrısı
  • mide bulantısı
  • kusma
  • kas krampları veya spazmları
  • karışıklık
  • sinirlilik

Kandaki düşük sodyum nedenleri

Birçok faktör kanda sodyum düşmesine neden olabilir. Vücudunuz çok fazla su ve elektrolit kaybederse sodyum seviyeniz çok düşebilir. Hiponatremi ayrıca belirli tıbbi durumların bir belirtisi olabilir.

Düşük sodyumun nedenleri:
  • şiddetli kusma veya ishal
  • antidepresanlar ve ağrı kesici ilaçlar da dahil olmak üzere bazı ilaçların alınması
  • diüretik almak (su hapları)
  • egzersiz sırasında çok fazla su içmek (bu çok nadirdir)
  • dehidrasyon
  • böbrek hastalığı veya böbrek yetmezliği
  • karaciğer hastalığı
  • konjestif kalp yetmezliği dahil kalp problemleri
  • adrenal bezlerinizin vücudunuzdaki sodyum, potasyum ve su dengesini düzenleme yeteneğini etkileyen Addison hastalığı gibi adrenal bez bozuklukları
  • hipotiroidizm (az aktif tiroid)
  • primer polidipsi, aşırı susuzluğun sizi çok fazla içmesine neden olan bir durum
  • ecstasy kullanmak
  • Vücudunuzun suyu tutmasını sağlayan uygunsuz antidiüretik hormon (SIADH) sendromu
  • Diyabet insipidus, vücudun antidiüretik hormon üretmediği nadir bir durum
  • Yüksek kortizol seviyelerine neden olan Cushing sendromu (bu nadirdir)

Kimler riski altındadır?

Bazı faktörler düşük kan sodyum riskinizi artırır, bunlar arasında:

  • ihtiyarlık
  • idrar söktürücü kullanımı
  • antidepresan kullanımı
  • yüksek performanslı bir sporcu olmak
  • daha sıcak bir iklimde yaşamak
  • düşük sodyum diyeti yemek
  • kalp yetmezliği, böbrek hastalığı, uygunsuz anti-diüretik hormon sendromu (SIADH) veya diğer rahatsızlıklar

Düşük sodyum riski altındaysanız, elektrolit ve su alımınız konusunda daha dikkatli olmanız gerekebilir.

Kanda sodyum testi

Kan testi, doktorunuzun düşük sodyum seviyelerini kontrol etmesine yardımcı olabilir. Düşük kan sodyum belirtileriniz olmasa bile, doktorunuz temel bir metabolik test isteyebilir. Bu, kanınızdaki elektrolit ve mineral miktarlarını test eder. Herhangi bir semptomu olmayan bir kişide düşük kan sodyumu tanımlanabilir.

Advertisement

Seviyeleriniz anormalse, doktorunuz idrarınızdaki sodyum miktarını kontrol etmek için bir idrar testi isteyecektir. Bu testin sonuçları doktorunuzun düşük kan sodyumunuzun nedenini belirlemesine yardımcı olacaktır:

Kan sodyum seviyeleriniz düşük, ancak idrar sodyum seviyeleriniz yüksekse, vücudunuz çok fazla sodyum kaybediyordur. Hem kanınızdaki hem de idrarınızdaki düşük sodyum seviyeleri vücudunuzun yeterli miktarda sodyum olmadığı anlamına gelir. Vücudunuzda çok fazla su olabilir.

Düşük kan sodyum tedavisi

Düşük kan sodyumunun tedavisi nedene bağlı olarak değişir. Şunları içerebilir:

  • sıvı alımının azaltılması
  • diüretiklerin dozajının ayarlanması
  • baş ağrısı, bulantı ve nöbet gibi belirtiler için ilaç almak
  • altta yatan durumların tedavisi
  • intravenöz (IV) sodyum çözeltisi aşılamak
  • Düşük kan sodyumunun önlenmesi
  • Su ve elektrolit seviyenizi dengede tutmak, kan sodyumunun düşmesini önlemeye yardımcı olabilir.

Eğer bir sporcuysanız, egzersiz sırasında doğru miktarda su içmek önemlidir. Ayrıca rehidrasyon içeceği içmeyi de düşünmelisiniz. Bu içecekler sodyum dahil elektrolitler içerir. Terleyerek kaybedilen sodyumun yenilenmesine yardımcı olurlar. Bu içecekler, kusma veya ishal nedeniyle çok fazla sıvı kaybederseniz de yararlıdır.

Tipik bir gün boyunca, kadınlar 2.2 litre sıvı içmeyi hedeflemelidir. Erkekler 3 litreyi hedeflemelidir. Yeterince su içtiğinizde, idrarınız soluk sarı veya berrak olur ve susuz hissetmezsiniz.

Aşağıdaki durumlarda sıvı alımınızı arttırmanız önemlidir:

  • sıcak havalarda
  • yüksek irtifada
  • hamilelikte veya emziriyorsanız
  • kusuyorsanız
  • ishal varsa
  • ateşiniz varsa
  • Saatte 1 litreden fazla su içmemelisiniz.
Diğer elektrolit bozuklukları: Hipernatremi

Hipernatremi nadirdir. Bir kişi suya sınırlı erişim veya bozulmuş susuzluk mekanizması nedeniyle yeterli su almadığında ortaya çıkar. Diyabet insipidusundan daha az görülür. Serum sodyum seviyeniz 145 mEq / L’yi aştığında ortaya çıkar.

Hipernatremi şunlara neden olabilir:

  • karışıklık
  • nöromüsküler uyarılabilirlik
  • hiperrefleksi
  • nöbetler
  • koma

image

Sağlıklı Yaşam

“Ülkemizde en az 1,7 milyon yetişkin kanda enfeksiyon belirtileri nedeni ile hastanenin yolunu tutuyor. Hastanede ölen 3 hastadan 1’i bu nedenden dolayı yaşamını yitiriyor. Sepsis hastalığı olarak da bilinen Kanda Enfeksiyon nedir tüm detayları ile derledik.”

Sepsis, vücudun bir enfeksiyona verdiği yanıtın neden olduğu ciddi bir tıbbi durumdur. Bakteriyel enfeksiyonlar sepsisin en yaygın nedenidir. Sepsis yaşamı tehdit edici olabilir.

 Kanda Enfeksiyon Belirtileri Nelerdir?

 Kanda enfeksiyon görülmesi Sepsis olarak adlandırılır. Sepsis, vücuttaki yaygın inflamasyonun (şişmenin) bir sonucudur. Sepsis sırasında iltihaplanma ve kan pıhtılaşması, uzuvlara ve hayati organlara kan akışının azalmasına neden olur. Organ yetmezliğine ve hatta ölüme kadar gidebilir.

 Normalde bağışıklık sisteminiz, enfeksiyonları önlemek için bakteri, mantar, virüs ve parazitlerle savaşır. Tıp uzmanları neden olduğundan emin değiller, ancak bazen bağışıklık sisteminiz istilacı mikroplarla savaşmayı bırakır ve kendi kendine savaşmaya başlar. Enfeksiyon ilerlerse, ölüm oranı %50’ye varan septik şok olarak bilinen bir duruma yol açabilir.

 Sepsis’in belirli bir uyarı işareti yoktur. Genellikle semptomların bir kombinasyonunu içerir. Bu semptomları kendinizde veya sevdiğiniz bir kişide fark edebiliyorsanız, hızlı bir şekilde tıbbi tedaviye başvurabilir ve septik şoka girmekten kaçınabilirsiniz.

 Kanda enfeksiyon olmasının bazı belirtileri vardır. Bunlar;

Hızlı kalp atış hızı,

Ateş veya hipotermi (çok düşük vücut ısısı),

Titreme veya titreme,

Sıcak veya nemli/terli cilt,

Karışıklık veya oryantasyon bozukluğu,

Hiperventilasyon (hızlı nefes alma) veya nefes darlığıdır.

Diğer insanlara bulaşan bir hastalık değildir. Ancak bir enfeksiyon sepsise yol açabilir ve bazı enfeksiyonlar diğer insanlara bulaşabilmektedir. Viral veya bakteriyel bir enfeksiyon geliştirdiğinizde, ateşiniz oldukça yükselir. Spektrumun diğer ucunda vücut ısınız düştüğünde hipotermi vardır. Herhangi bir önemli sıcaklık değişikliği, yüksek veya düşük, sepsis belirtisi olabilir. Zatürre, boğaz ağrısı ve hatta küçük bir kesik gibi enfeksiyonlar vücudun belirli bölgelerinde semptomlar gösterecektir. Örneğin bir idrar yolu enfeksiyonu ( İYE ), idrar yaparken yanmaya veya mesanenizde genel bir rahatsızlığa neden olur. Kafanız karışmış, unutkan veya aşırı yorgun hissetmeye başlayabilirsiniz.

  Kanda Enfeksiyon Neden Olur?

 Bakteriyel enfeksiyonlar sepsisin en yaygın nedenidir. Sepsis ayrıca mantar, parazit veya viral enfeksiyonlardan da kaynaklanabilir. Enfeksiyonun kaynağı, vücuttaki çeşitli yerlerden herhangi biri olabilir. Nedenlerin başında;

 Karın: Apandisit enfeksiyonu ( apandisit ), bağırsak sorunları, karın boşluğu enfeksiyonu ( peritonit ) ve safra kesesi veya karaciğer enfeksiyonları,

 Merkezi sinir sistemi: Beyin veya omurilik enfeksiyonları,

 Akciğerler: Zatürre gibi enfeksiyonlar,

 Cilt: Bakteriler, yaralar veya cilt iltihabı yoluyla veya intravenöz (IV) kateterler (sıvı vermek veya boşaltmak için vücuda yerleştirilen tüpler) ile yapılan açıklıklardan cilde girebilir. Gibi durumlar selülit (cildin bağ dokusu iltihabı) Ayrıca sepsis neden olur.

 İdrar yolu (böbrekler veya mesane): İdrar yolu enfeksiyonları, hastanın idrarı boşaltmak için idrar sondası varsa özellikle olasıdır.

 Tedavisi Kaç Gün Sürer?

 Bir yüksek ya da düşük beyaz kan hücresi sayımı, Bir düşük trombosit sayısı, kanda çok fazla asit, görüldüğünde teshis konmuş olur. Kan enfeksiyonunda en önemli durum hızlı tanı ve hızlı tedavidir. Şiddetli sepsis tanısı konan hastalar genellikle özel tedavi için hastanenin yoğun bakım ünitesine yerleştirilir. Doktor önce enfeksiyonun kaynağını ve türünü belirlemeye çalışacak, kan ve idrar testleri ile X-ışınları veya BT taramaları alacaktır. Ayrıca enfeksiyonu tedavi etmek için hastaya antibiyotik verecektir.

 Kan basıncının çok düşmesini önlemek için IV (intravenöz veya damar içi) sıvılar verilir. Bazı durumlarda, hastanın yeterli kan basıncına ulaşması için vazopressör ilaçlara (kan damarlarını sıkılaştıran) ihtiyacı olabilir. son olarak, organ yetmezlikleri meydana gelirse, hasta uygun destekleyici bakım alacaktır (örneğin, böbrek yetmezliği için diyaliz, solunum yetmezliği için mekanik ventilasyon yapılır. Tedavinin genel süresi hastanın durumuna göre değişir.

False

Siroz, hepatit ve alkol bağımlılığı gibi nedenlerden dolayı karaciğerin deformasyona uğrayarak sağlıklı ve yumuşak dokusunun skar olarak adlandırılan sert ve işlevsiz bir hale gelmesi sonucunda oluşan ciddi bir sağlık problemidir. Eğer tedavi sürecine geç kalınırsa hastalık karaciğerin büyük bir bölümüne yayılarak kişide karaciğer yetmezliğine neden olur.

Başlangıç evresinde fark edilir derecede belirti görülmese de hastalığın ilerleyen dönemlerinde güçsüzlük, yorgunluk, iştahsızlık ve şiddetli ağrılar oluşabilir. Siroz tedavisine geç kalındığında karaciğerde oluşan hasar iyileştirilemeyeceği için erken teşhisin önemi büyüktür. Hastalığa erken müdahale edildiğinde neden olan problem giderilerek doku hasarı önlenebilir. Bunun yanında bazı siroz türlerinde ilaç tedavisi uygulanabilirken bazı vakalarda karaciğer nakli yapılması gerekebilir.

Karaciğerde sürekli hücre hasarlarının oluşması sonucunda meydana gelen siroz hastalığı karaciğerin sağlıklı dokusunu öldürerek işlevselliğini bozan bir sağlık problemidir. Oluşan hasarlar ilerledikçe karaciğerde kan akışını engelleyen skar adlı sert bir doku oluşturur. Bunun sonucunda karaciğerde yapısal bozukluklar oluşarak besin, ilaç ya da zararlı maddelerin işlenmesi gibi hayati fonksiyonlarda azalma meydana gelir. Erken müdahale edildiğinde çoğunlukla kontrol altına alınabilen siroz eğer uzun süre boyunca tedavi edilmezse ölümcül bir hastalık olan karaciğer yetmezliğine dönüşebilmektedir.

Bir kişinin siroz hastası olmasına alkol başta olmak üzere sağlıksız beslenme alışkanlığı ya da çeşitli sağlık problemleri neden olabilmektedir. Alkole bağlı meydana gelen siroz, kişinin 10 yıl ve üzeri aşırı alkol tüketimi nedeniyle karaciğer hücrelerinin yapısal bozukluğa uğraması sonucunda gelişir. Sirozun oluşmasını tetikleyen başlıca faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Uzun süre aşırı alkol tüketimi
  • Şeker hastalığına bağlı oluşan karaciğer yağlanması
  • Vücutta aşırı demir birikmesi
  • Hepatit C ya da hepatit B gibi nedenlerden dolayı karaciğerde doku hasarlarının oluşması
  • Karaciğerde aşırı yağ birikmesi sonucunda meydana gelen iltihaplara bağlı oluşan NON-alkolik steatohepatit hastalığı
  • Wilson Hastalığı
  • Karaciğerde alfa-1 antitripsin adlı enzimin eksikliği
  • Galaktozemi ve glikojen hastalığı gibi kalıtsal metabolizma rahatsızlıkları
  • Alagille sendromu
  • Frengi ve brusella gibi enfeksiyon hastalıkları
  • Kistik fibroz
  • Otoimmün hepatit, primer biliyer siroz ve primer sklerozan kolanjit gibi bağışıklık sistemi hastalıkları
  • Safra kanalının tıkanması
  • Metotreksat ve izoniazid gibi ilaçların uzun süre kullanılması
  • Kronikleşen kalp krizi ya da kalp yetmezliği gibi rahatsızlıklardan dolayı karaciğerde ödem oluşumu
  • A vitamini ve parasetamol gibi ilaçların yüksek dozda kullanımı
  • Zararlı kimyasal maddeler ve diğer çevresel toksinler
  • Parazitler nedeniyle oluşan enfeksiyon hastalıkları

Siroz hastalığının karaciğerde oluşan nodüllerin türüne göre 3 farklı çeşidi bulunmaktadır.

Mikronodüler Siroz

Karaciğerde çapı en fazla 3 mm olan nodüllerin oluştuğu siroz türüdür. Alkole bağlı meydana gelen siroz mikronodüler grupta yer almaktadır.

Makronodüler Siroz

Karaciğerde oluşan nodüllerin çapı 3 mm ile 5 mm arasında olduğunda bu makronodüler siroz olarak adlandırılmaktadır. Kronik viral hepatit nedeniyle gelişen siroz bu gruba dahildir.

Karışık Tip Siroz

Çoğu sirotik hastalıkta karaciğerin hem mikronodüler hem de makronodüler siroz türüne ait belirtileri gösterdiği durumu ifade etmektedir.

Uzun süre alkol tüketimi ya da çeşitli viral enfeksiyonlar nedeniyle karaciğer dokusunda yıpranma ve skar doku oluşumları görülebilir. Buna bağlı olarak karaciğer büzüşerek sertleşir ve siroz hastalığı meydana gelir. Karaciğer dokusundaki sertleşme karaciğere besin aktarımını sağlayan portal damarın tıkanmasına ve basıncının artmasına neden olur. Bunun sonucunda da yemek borusu ve midede damar genişlemeleri ya da kanama gibi bazı semptomlar oluşabilir. Siroz hastalığında görülen diğer belirtiler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Kişinin dinlendiği halde kendisini halsiz, güçsüz ve yorgun hissetmesi
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Nedensiz yere kilo kaybetme ve iştahsızlık

Bunlar sirozun başlangıç evresinde görülen genel semptomlardır. Hastalık ilerlediğinde yaşanan belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir.

  • Cilt ve göz renginde sararma
  • Kan kusma
  • Kanlı dışkı
  • Koyu renkli ve yoğun idrar
  • Cildin çeşitli bölümlerinde kaşıntı ve kızarıklık
  • En ufak bir darbe sonucunda kolaylıkla morarma ve kanama
  • Burun kanaması
  • Avuç içlerinde kızarıklık ve kaşıntı
  • Diş etlerinde kanama, morarma ve ağız içinde yaralar
  • Bacaklarda ödem oluşumu ve ağrı
  • Deri üzerinde kılcal kan damarların belirginleşmesi
  • Karında asitli ödem oluşumu
  • Kadınlarda adet kanamasının durması
  • Erkeklerde homonal değişikliklere bağlı olarak meme büyümesi, testislerde küçülme ve cinsel isteğin azalması
  • Hastalığın ilerleyen evrelerinde bilinç kaybı, konuşma bozuklukları ve uyku düzeninde bozukluk

Doktorlar siroz teşhisi yaparken öncelikle hastanın geçmişte yaşamış olduğu ya da şuan halen devam eden herhangi bir hastalığının olup olmadığını sormaktadır. Bunun yanında fiziksel muayene yapılarak karaciğer hastalığıyla ilgili belirtilerin varlığı kontrol edilmektedir. Eğer muayene sırasında siroz hastalığından şüphelenilirse kesin teşhis koyabilmek adına aşağıdaki test ve görüntüleme yöntemleri uygulanabilmektedir.

Kan Testleri

Karaciğerdeki enzim oranlarının belirlenmesi amacıyla hastaya karaciğer fonksiyon testi yapılabilmektedir. Ayrıca kan pıhtılaşmasının kontrolü ve albumin düzeyinin belirlenmesi için bazı kan testleri ve karaciğerde kanserli doku tespiti için de alfa feto protein ölçümü gibi testler uygulanabilmektedir.

Karaciğer Biyopsisi

Karaciğer dokusundaki deformasyonları belirlemek için ince bir iğne kullanılarak karaciğerden doku örneği alınır ve laboratuarda incelenir.

Endoskopi

Siroz hastalığının semptomlarından birisi olan şişmiş damarların varlığını tespit etmek amacıyla ucunda ışık ve kamera bulunan esnek bir tüp hastanın boğazından içeriye itilmektedir. Endoskop olarak adlandırılan bu cihazla kişinin yemek borusu ve midesi incelenerek herhangi bir anormallik olup olmadığı kontrol edilir.

Bu uygulamaların yanında karaciğer ultrasonografisi, manyetik rezonansla karnın görüntülenmesi ve karın tomografisi gibi bazı görüntüleme yöntemleri de teşhis aşamasında kullanılabilmektedir.

Siroz hastalığını tamamen tedavi edebilecek herhangi bir tedavi uygulaması bulunmamakla birlikte bazı yöntemler hastalığın semptomlarının ve komplikasyonların etkisini azaltabilmektedir. Hepatit C nedeniyle oluşan karaciğer enfeksiyonlarında iyileşme sağlayabilmek adına bazı anti-viral ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu tür ilaçlar sirozun daha ileri boyutlara ulaşmasını büyük ölçüde önleyebilir. Ayrıca siroza neden olan hastalığın ya da etkenin ortadan kaldırılması sirozun daha ciddi boyutlara ulaşarak karaciğer kanserine dönüşmesini de engellemektedir. Aşırı kilolu olan kişilerin uyun bir diyet programıyla zayıflaması ya da alkol bağımlılarının çeşitli sağlık kuruluşlarından destek alarak alkolü terk etmesi karaciğer hasarlarını önlemede büyük bir katkı sağlayacaktır. Eğer tedavi sürecine kalınırsa ve doku hasarları önlenemeyecek boyutlara ulaşırsa bu durumda yapılabilecek tek tedavi yöntemi karaciğer naklidir.

Siroz hastalığının ilerlemesini durdurmak ve semptomları hafifletmek amacıyla uygulanan genel tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir.

Doktorlar hastanın genel durumuna ve sirozun evresine göre çeşitli ilaçları verebilmektedir. Portal damar hipertansiyonunda beta blokerler ya da nitrat türevi tansiyon ilaçları reçete edilebilmektedir. Karın zarı iltihabının olduğu durumlarda ise damar içi antibiyotikler ve hepatik ensefalopati olan hastalara da lactulose veya düşük protein diyeti verilebilir. Bu tür ilaçların yanında siroz semptomlarını arttırıcı etkisinden dolayı hastaların ibuprofen ve parasetamol gibi ilaçları kullanmaması gerekir.

Sirozun tedavisine geç kalındığında ve karaciğerdeki doku hasarlarının artık kontrol altına alınamayacak boyutlara ulaştığı vakalarda doktorlar son çare olarak karaciğer nakli yapılmasını isteyebilir. Vücudun yeni nakledilen organı kabul etmemesine karşın üretilen bağışıklık baskılayıcı ilaçların geliştirilmesine bağlı olarak karaciğer transplantasyonları daha başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.

Ciddi bir karaciğer hastalığı olan siroz kişide aşağıdaki gibi bazı komplikasyonlara neden olabilmektedir.

Bacaklar ve Karında Şişlik

Portal damarlarda tıkanıklık nedeniyle meydana gelen basınç artışı karın bölgesinde asit birikmesine ve bacaklarda ödem oluşumuna neden olabilmektedir.

Dalak Büyümesi

Portal hipertansiyon dalak dokusunda deformasyonlar oluşturarak splenomegali olarak adlandırılan dalak büyümesine ve trombositlerin dalakta yığılmasına neden olabilir.

Kanama

Portal hipertansiyon nedeniyle küçük çaplı damarlarda daha fazla miktarda kan yığılması oluşabilir. Bunun sürekli hale gelmesi sonucunda küçük damarlar bir süre sonra genişleyerek patlar. Buna bağlı olarak da o bölgede ciddi kanamalar, varis ve pıhtılaşma gibi sorunlar görülebilir.

Kilo Kaybı

Siroz hastalığı dokuların beslenmesi için gerekli olan besin maddelerinin işlenmesini ve iletilmesini zorlaştırıcı bir etki yapmaktadır. Bu da kişinin hızlı bir şekilde zayıflamasına neden olur.

Enfeksiyonlar

Siroz kişinin bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalık olduğu için vücut enfeksiyonları önlemede zorlanır. Özellikle karında sıvı birikmesi sonucunda bakteriyel bir enfeksiyon hastalığı olan karın zarı iltihabı meydana gelebilir.

Sarılık

Karaciğer yapısal bozukluğa uğradığında zararlı bir toksin madde olan bilirubini kandan uzaklaştıramaz ve bunun sonucunda da sarılık hastalığı oluşur. Bilirubin adlı maddenin kanda yoğunlaşması göz ve cildin sararmasına neden olmaktadır.

Kemik Hastalıkları

Siroz kemiğin doğal yapısını bozarak dayanıklılığını azaltıcı bir etki yapmaktadır. Buna bağlı olarak da kemik kırıkları ve çeşitli rahatsızlıklar görülebilir.

Şifalı bitkiler birçok hastalığın tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Siroz hastalığında da hem karaciğer dokusunu onarmak hem de hastalığın semptomlarını azaltmak amacıyla uygulanabilecek bazı bitkisel yöntemler vardır. Ancak bu tür bitkisel uygulamalar yapılırken ileride zarar görmemek adına kesinlikle doktora danışmak gerekir.

Kereviz Kürü

Siroz hastalığının başlangıç evresinde uygulandığında büyük oranda iyileşme sağlayan kereviz kürü aynı zamanda hastalık nedeniyle oluşan belirtileri de hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu uygulama için öncelikle bir adet kerevizi güzelce yıkayın ve kabuklarıyla birlikte halkalar halinde doğrayın. 2 su bardağı sıcak suyun içerisine doğradığınız kerevizleri atın ve yaklaşık 10 dakika boyunca kaynatın. Kereviz kürünü sabah ve akşam yemeklerinden 30 dakika önce için. Bu kürü içeceğiniz zaman taze olarak yapın ve 3 ay boyunca düzenli olarak haftada 3 gün uygulayın.

Kibrit Otu Çayı

Bir bardak sıcak suyun içerisine 1 tutam kurutulmuş kibrit otunu ekleyin ve kısık ateşte 5 dakika boyunca kaynatın. Hazırladığınız kibrit otunu 1 ay düzenli olarak akşam yemeklerinden 2 saat önce için.

Çilek

Uzmanlar çileğin karaciğerde oluşan deformasyonların iyileşmesinde en etkili gıdalardan birisi olduğunu belirtmektedir. Siroz belirtilerini azaltmak amacıyla sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 kez 5-6 tane çileği ezerek tüketebilirsiniz. Eğer çilek yemeyi sevmiyorsanız meyve sıkacağıyla suyunu sıktıktan sonra tüketerek de faydalı içeriğinden yararlanabilirsiniz.

Tarçın

Bir bardak sıcak suya bir dal çubuk tarçın ekledikten sonra kaynatın ve her yemekten sonra bunu için.

Sirke

Siroz hastalığına iyi gelen ürünlerden birisi de güçlü bir antioksidan olan sirkedir. Bir bardak suya 2 çorba kaşığı elma sirkesi ekleyerek elde ettiğiniz karışımı öğünün ardından için. Sirkeyle yapabileceğiniz bir diğer uygulama da sirke buğusudur. Bir tencere suyun içerisine yaklaşık yarım bardak sirke ekledikten sonra kaynatın ve bunun buğusunu soluyun.

Kişniş

Bir miktar kişnişi havanda ezerek lapa haline getirin ve bunu karında şişlik bulunan bölgenin üzerine sürün. Yaklaşık yarım saat beklettiğinizde karaciğer bölgesinde oluşan şişliklerde azalma olacaktır.

Menekşe Kökü

Kurutulmuş menekşe kökünü kaynattıktan sonra süzün ve elde ettiğiniz sudan her gün bir bardak için. Menekşe kökü karaciğeri güçlendirmede etkili bir ürün olsa da kullanımı bazı hassas bünyelerde alerjik reaksiyonlara neden olabileceği için doktorunuza danışmadan tüketmeniz tavsiye edilmemektedir.

İğde

Karaciğerde hücre yenilenmesini hızlandırması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi yönüyle siroz hastalığında tercih edilen gıdalardan birisi de iğdedir. Bir miktar iğdenin kaynatılmasıyla elde edilen sudan her gün bir bardak içmek siroz hastalığının önlenmesine büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.

Kantaron Çiçeği

Başlangıç evresinde olan siroz hastalığında tedavi sürecinin hızlanmasına yardımcı olan bitkisel ürünlerden birisi de kantaron çiçeğidir. Bir bardak kaynar suyun içerisine bir tutam kurutulmuş kantaron çiçeği ekleyin ve yaklaşık 10 dakika boyunca demlenmeye bırakın. Demleme işleminin ardından çayın posasını süzerek için. Kantaron çiçeği çayını 1 ay boyunca düzenli olarak günde 1 bardak tükettiğinizde etkili sonuçlar almanız kolaylaşacaktır.

Eklem Romatizmasının Belirtileri Nelerdir? Romatoid Artrit Nedir? Eklemlerin, fonksiyon göremeyecek derecede iltihaplanmasına neden olan, ağrı verici kronik bir autoimmün hastalığıdır. Eklemlerde ağrı, şişlik, yorgunluk, sabahları eklemlerde hareketsizlik gibi belirtiler gösterir. Romatoid artrite genellikle  45- 65 yaş aralığında rastlanır ve kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülür. Romatoid artrit ömür boyu süren kronik bir rahatsızlıktır.

Romatoid artrit en çok görülen iltihabi eklem hastalığıdır. Erken dönemde tanı ve tedavi yapılmadığı takdirde bir çok soruna yol açar. Kadınlarda daha çok görülür. 10 sene sonra hastaların üçte biri çalışamaz hale gelir. 25 sene içinde hastaların yarısında engellilik gelişir.

Herhangi bir eklemde görülen ağrı ve şişlik gibi belirtiler bir haftayı geçiyorsa mutlaka bir uzman doktora başvurulması gerekir. Söz konusu yakınmaların altı haftadan uzun sürmesi durumunda kalıcı artrit tanısı konulur ve ileri düzey tedaviye başlanır. Teşhisin erken konması ve tedaviye başlaması halinde eklemlerdeki hareket kısıtlığı engellenebilmektedir.

Eklemlerin çevresindeki dokunun iltihabıyla başlayan, kıkırdak, kemik, tendon ve bağlarda tahribata neden olan romatoid artrit sistemik bir rahatsızlık olduğu için kalp, göz ve deri gibi organları da etkileyebiliyor.

Eklem Romatizmasının Nedenleri

Romatoid artritin genellikle genetik yatkınlığı olan kişilerde meydana gelen anormal bir immün yanıt olduğu bilinmektedir. Fakat hastalığı neyin tetiklediği tam olarak anlaşılamamıştır. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda sigara kullanımının bu hastalığa zemin hazırlayan en önemli risk unsuru olduğu belirtilmektedir

İsveç ‘te yapılan bir araştırmaya göresigara romatoid artridin en yaygın ve en sert vakalarının üçte birinden, genetik sebeplerden kaynaklanan vakaların da yarısından sorumlu olmaktadır.

Eklem Romatizmasının Belirtileri

imageRomatoid Artrit hastalarında ilk görülen belirtiler bir ya da birkaç eklemin tutulmasıyla kendini belli eder. Hastanın eklem hareketleri ağrılı olur. Tutulan eklemlerde şişlik, ısı artışı ve hassasiyet vardır. Eklemlerdeki şişlik eklemlerde sertlik hissine neden olur. Bu durum özellikle sabahleyin kalkıldığında kendini daha çok hissettirir. Sabah tutukluğu denilen durum 1-2 saat kadar devam edebilir.

Romatoid artrit hastalığının başlangıcında tutulan eklemler çoğunlukla kollar ve bacaklardaki eklemlerdir. El ve el bileği eklemleri en çok tutulan eklemlerdir.

Başlangıç aşamasında eklemlerde hafif hareket kısıtlanması görülmesine rağmen eklem sertliği, ağrı ve şişlik hastanın sıkı bir yumruk yapmasına mani olur ve elin kavrama gücü azalır. Hastalığın seyriyle birlikte eklem hareketleri daha da kısıtlanır. Yıllar sonra eklemin etrafındaki kaslar zayıflar ve kasları kemiğe bağlayan tendonlar kopmaya ve el de dışa doğru dönmeye başlar.

Ayaklardaki tutulma eldeki tutulmaya benzer. El ve ayak dışında omuz, diz, kalçada da tutulmalar olmaktadır. Dizde meydana gelen tutulma şişlikle, ısı artışıyla kendini belli eder ve çabucak farkedilir. Ancak vücut yüzeyinden daha derinde oldukları için omuz ve kalça tutulmaları kolay bir şekilde anlaşılamayabilir.

Diz ve kalçada hızlı bir şekilde ilerleyen sorunlar yürümeyi güçleştirir ve ağrılı olmasına yol açar. Meydana gelen hasara göre baston, yürüteç, tekerlekli sandalye gündeme gelebilir.

Belirtiler kısaca özetlenecek olursa;

• Sabahları eklemlerde hareketsizlik olması,

• Eklemlerde hassasiyet, ağrı ve şişliğin olması,

• Ağrı ve şişliğin iki el bileği veya iki diz gibi simetrik bir şekilde görülmesi,

• Ve bu tür şikayetlerin 6 haftadan uzun görülmesi halinde romatoid artritin varlığından söz edilebilir.

• Romatoid artrit halsizliğe neden olabilir. İştahsızlık, zayıflama, enerji azlığı, kansızlık ve bazen hafif ateş olabilir.

• Uzun dönemde eklemler zarar görür ve eklemlerde şekil bozuklukları meydana gelebilir.

• Romatoid artrit hastası olan kişilerde cilt altında nodül denilen sertlikler olabilir.

Eklem Romatizmasının Tedavisi

Romatoid artritin kesin tedavisi yoktur. Kullanılan ilaçlar hastalığın semptomlarını kontrol altına alır. Özellikle biyolojik ilaçlarla eklem harabiyetinin durdurulması ve fiziksel fonksiyon kaybınının önlenmesi gerçekleştirilmektedir..

İngiltere`de yapılan bir araştırmaya göre AID adı verilen bir enzim romatoid artritte önemli rol oynamaktadır. Londra Tıp Fakültesince yapılan çalışmada romatoid artrit hastalarının eklemlerinden alınan doku örnekleri, bağışıklık sistemleri baskılanan farelerin derilerinin altına yerleştirilmiş ve 4 hafta içinde doku örneklerinin eklemleri tahrip edici bir enzim ürettikleri tespit edilmiştir. Activation-induced cytidine deaminase (AID) denilen bu enzimin hastalığın tedavisinde kullanılacak yeni ilaçların üretilmesinde önemli rol oynayabileceği belirtiliyor.

———

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации