Андрей Смирнов
Время чтения: ~36 мин.
Просмотров: 0

Fissür Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Ve Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

image Makat çatlağı ameliyatı sonrası iyileşme süresi  içerisinde bazı sorunlar ve alınacak bazı önlemler yanında makat çatlağı ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gerekenler vardır. Makat çatlağı yani anal fissür, makat bölgesini örten deride yırtık yada çatlak oluşma durumudur. Kaşıntı, şişme, akıntı, ağrı, kanama şeklinde kendini belli eder. Genelde çatlak yüzeyde başlar ve hızla iyileşir. Bazı çatlaklar ise derinleşerek alttaki kas yapısına iner. Makat çatlağının oluşma süresi 6 haftayı geçer ise kronik makat çatlağı oluşmuş demektir. Makat çatlağı tedavi edilmez ise makat apsesi, makat fistülü, makat darlığı gibi bir çok hastalık gelişebilir. Bir çok hasta durumunun ciddiyetinin farkında değildir. Utanarak bir çok kişi doktora gitmediği için tedavi yapılmadan bir ömür boyu bu hastalıkla mücadele etmektedir. Kendi kendilerine uyguladıkları ilaç ve krem tedavileri ile bu hastalıkla baş etmeye çalışırlar. Bu durum bazı hastalarda hastalığın ilerlemesine ve çok daha ciddi durumlara yol açar. Hastalık ameliyatlı yada ameliyatsız tedavi edilebilir. Bazı hastalara tedavi amaçlı botoks yöntemi bile uygulanabilmektedir. Fakat ciddi yırtıklar ancak ameliyatla iyileşebilir.

Makat Çatlağı Ameliyatı

Bu ameliyat  hastadaki çatlağın durumuna göre bir çok çeşitli yöntemle yapılır. Öncelikle hastaya lavman yapılarak bağırsaklar boşaltılmaktadır. Bu ameliyat sırasında işlemin çok daha iyi yapılabilmesini sağlar. Ameliyatlar hastanın durumuna ve ameliyatın ne şekilde yapılabileceğine göre genel anestezi yada belden uyuşturma yani spinal anestezi, yöntemi ile yapılır. Makat çatlağı ameliyatları genelde şu şekildedir: 1-Fissürektomi Çatlağın cerrahi olarak kesilerek çıkartılması işlemine denmektedir. 2-Makat Genişletilmesi Anal dinatasyon da denen yöntem ile makat girişi genişletilir. Genişletilme istenilenden fazla olur ise gaz kaçırma yada dışkı kaçırma ameliyat sonrası riskleri arasındadır. Bu nedenle ameliyatın iyi bir cerrah tarafından yapılması gereklidir. 3-Makat İç Kısmının Kesilmesi Lateral internal sfinkterotomi de denen ameliyat açık yada kapalı olmak üzere iki şekilde yapılır. Genelde genel anestezi yöntemi ile yapılan ameliyat en çok tercih edilen yöntemler arasındadır. 4-Basınç Kontrollü Sfinkterotomi Anal manometri adı verilen bir alet ile makat kaslarının basıncını ölçerek yapılan bir ameliyat şeklidir. Bu sayede ameliyat sonrası risklerden olan gaz ve dışkı kaçırma problemi aza indirilmektedir. 5-Fissürektomi ve Kaydırma Tekniği Çatlak çıkartılarak çevre dokular bu bölgeye kaydırılmaktadır. 6-Lazerle Fissürün Yakılması Lazer yardımı ile ameliyathanede çatlak yakılarak iyileştirilme yoluna gidilir. 7-Radyo frekans ile Sfinkterotomi Radyo frekans ile çatlak ve makat iç kası kesilir. image

Makat Çatlağı Ameliyatı Sonrası İyileşme Süresi

Makat çatlağı ameliyatı bir çok şekilde yapılmaktadır. Ameliyat sonrası bir çok sorun ve alınması gereken önlemler vardır.  Öncelikle ameliyat sonrası ağrı bir kaç gün içerisinde geçebilir. İyileşme süresi bir kaç gün ile bir kaç haftayı bulabilir. İşe bir kaç gün ile bir hafta sonrasında dönülebilir. Tam anlamıyla iyileşme hastaya göre değişmektedir. İyileşme süresi operasyonun büyüklüğüne göre değişim gösterebilir. Hastanın şeker, tansiyon, karaciğer, böbrek hastası olma durumunda iyileşme süresi normale göre değişim göstermektedir. Tam anlamı ile iyileşme basit operasyonlarda bir kaç hasta iken diğerlerinde bir iki ayı bulabilir. Hasta basit operasyonlarda aynı gün, diğerleri ise bir gün  hastanede yatırılarak taburcu edilir.

  • Makat ağrısı kontrol edilmelidir. Hastane çıkışında ağrı olması çok normaldir. Ağrı kesici ilaç kullanımı ameliyat sonrası gereklidir. Bu yüzden doktorunuz size ağrı kesici ilaç reçete edecektir.
  • Ameliyat sonrasında oturma banyosu yapılmalıdır. Makatta şişlik ve ağrı için faydalıdır. Makat çevresindeki ameliyattan sonra oluşan ödemin çok daha çabuk atılmasını sağlar. Gün içerisinde bir kaç kez 15-20 dakikalık ılık su ile oturma banyosu yapılması yararlıdır. Deniz suyu, papatya suyu, lavanta yağı eklenmiş yada çay ağacı yağı gibi antiseptik özellikteki yağların eklendiği banyo suları çok daha etkilidir.
  • Ameliyat sonrası ilk hafta makatta şişlik olması operasyon ile alakalıdır. Ameliyat sonrası ilk bir aylık dönemde makatta şişlik ve meme oluşması beklenir ve bu son derece normaldir. Gün içerisinde bir kaç kez buz ile kompres yapmakta fayda vardır. Bu uygulama beş dakikayı geçmemelidir.
  • Makat sarkması yada hemoroid dokularının yeterli miktarda çıkarılmaması sonucu makat sarkması devam edecektir. Mutlaka ameliyat sonrası bir hafta yada 15 gün sonrasında kontrol randevusu oluşturarak doktorunuza giderek kontrol yaptırmalısınız. Ameliyat sonrası kontrol edilmesi ilerde yaşanabilecek sorunların önlemi açısından çok önemlidir.
  • Ameliyat sonrasında 5-6 hafta süre ile damlama şeklinde kanama olması çok normaldir. Sızar şekilde yada aşırı kanama olur ise mutlaka ameliyatınızı yapan doktora başvurmalısınız. 
  • Ameliyat sonrası kabızlık şikayeti olmaması için doktorunuz size dışkı yumuşatıcı ilaç verecektir. Kabızlık çektiğiniz taktirde bu ilacı kullanabilirsiniz. Fakat ilaç gereksiz yere alınır yada verilen miktardan fazla alınır ise ishal sorunu ortaya çıkabilir. Buda ameliyat yerinde gereksiz ödeme ve ödem nedeni ile ağrıya neden olur. Bunun yerine iyileşme süresinde bakliyatlar gibi bağırsak hareketlerini arttıracak gıdalar alınmasında yarar vardır. 
  • Makatta akıntı ameliyat sonrası 4-6 hafta boyunca olması normaldir. Ameliyat yeri tam olarak kapanana kadar sarımsı, sümük gibi bir akıntı gelebilir. Seton tekniği denen bir teknikle yapılan ameliyat sonrasında bu akıntının 3 ay ile 12 ay arasında gelmesi normal sayılmaktadır. Normal bir makat çatlağı ameliyatında akıntının gelme sıklığı bir ayı bulabilir. Damla damla şeklinde akıntı olabilir.
  • Makatta kaşıntı akıntıdan dolayı yaşanabilir. Deriyi akıntı tahriş edebilir. Bu nedenle pet konmalı ve deri kuru tutulmaya çalışılmalıdır. Kuru tutulmayan deride özellikle mantar enfeksiyonunun oluşması görülebilir.
  • Makat çatlağı ameliyatı sonrası iyileşme süresi içerisinde bir çok problem ve sorun yaşanmaktadır. En önemlisi  gaz ve dışkı kaçırmadır. Bu durum ameliyat sonrası oluşan riskler arasındadır. Ameliyat kararını almadan önce mutlaka ameliyatınızı yapacak doktorun işinde uzman olmasına dikkat etmelisiniz. Özellikle makat genişletilmesi gereğinden fazla olur ise bu sorun çok yaşanır. Ameliyat sonrasında mutlaka kontrole gidilmeli ve iyileşme süresi bitiminde de doktorunuza giderek her şeyin normal göründüğünden emin olmalısınız.
  • Ameliyat kararı alan kişiler genelde hastalığın başında doktora gitmeyerek çatlağın büyümesine neden olan kişilerdir. Bir çok kişi hastalığın ilk başında doktora utandığı için gitmez ve ne zaman ki hastalık iyice ilerler ve dayanılmaz hal alır, ondan sonra doktora giderler. Tedavi için çok geç kalınmış ve tek çare ameliyattır. Ameliyat sonrasında dikkat edilmesi gerekenler vardır.

Makat Çatlağı Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Ameliyat sonrası iyileşme süresi içerisinde yukarıdaki önerilere mutlaka uyulmalıdır. Makat bölgesinde şişlik oluşmaması ve oluşan şişliğin giderilmesi için mutlaka oturma banyosu yapılmalıdır. Banyo suyu dayanılacak kadar sıcak yada ılık olmalıdır. İçerisine antiseptik yağlardan konulmasında fayda vardır.
  • Ameliyat sonrasında kabız olmamaya çok dikkat etmeliyiz. Fakat dışkı yumuşatıcı ilaç alımı da doktor kontrolünde olmalıdır. Bunun yerine bağırsak fonksiyonunu arttırıcı gıdalar yenmelidir. Gaz için doktorunuz gaz çıkarmanıza yardımcı ilaç takviyesi verecektir.
  • Ameliyat sonrası baklagiller, meyve, tahıllar, bol sebze, özellikle haşlanmış olması çok daha faydalıdır, kuru yemiş gibi bol miktarda vitaminli gıdalar alınmalıdır.
  • Ameliyat sonrası zararlı olan çay, kahve, alkol, sigara, tuz, asitli içecekler, mayonez, ketçap, hamburger, kızartmalar gibi yiyecek ve içeceklerden uzak kalınmalıdır.
  • Ameliyat sonrası tuvalet kağıdı kullanımı önerilmemektedir. Bunun yerine bebek temizlik malzemeleri, su, ıslak mendil gibi temizlik malzemeleri ile bir müddet tuvalet temizliği yapılmalıdır.
  • Ameliyat sonrası iyileşme süresi içerisinde hafif yürüyüşler yapılmalıdır. Kasların çalışmasında ve gaz çıkarmada çok etkilidir. 
  • Tuvalet temizliğine özen göstermeli ve iç çamaşırları ütülenmelidir.
  • Doktor kontrolü kesinlikle ihmal edilmemelidir. Bir iki hafta sonra genelde kontrol randevusu verilir. 
  • Kanama çok olursa, halsiz, bitkin hissederseniz, bayılma gibi durumlarda mutlaka ameliyatınızı yapan doktorunuza başvurmalısınız.

Konuyla alakalı Bebeklerde Makat Çatlağına Ne İyi Gelir yazımız ilginizi çekebilir.

Anüs bölgesi ameliyatlarından sonra görülen sorunlar son yıllarda giderek yaygınlaşan botox tedavisi sayesinde giderek daha az yapılmaktadır. Özellikle kalıcı gaz ve dışkı kaçırmak konusunda tedirginlik yaşayan hastalar botox tedavisini tercih etmektedir. Anal bölge hastalığı olsa da hemoroid ameliyatlarından daha kolaydır ve sonrası genellikle ciddi bir sorun yaşanmaz. Ameliyatın açık yada kapalı yapılmasına bağlı olarak değişen sürede ağrı olur. Kapalı yapıldığında 2-3 gün açık yapıldığında 10-15 gün ağrı olur. Ağrı hemoroid ameliyatlarından sonraki kadar değildir.

Makat Г‡atlaДџД± AmeliyatД± SonrasД±

Kanama çok seyrek görülen bir durumdur, az miktarda kanama olsa da ciddi kanama çok seyrektir ve daha çok açık yapılan ameliyatlardan sonra görülür. Gaz ve dışkı kaçırma seyrek görülen bir durumdur ama seyrek görülse de çok ciddi bir sorundur.

Makat Г‡atlaДџД± AmeliyatД± SonrasД± Beslenme

Aslında dikkat edilmesi gereken bir şey yoktur, ilk gün kabız kalmayacak şekilde beslenilmelidir yoksa ilk dışkılama çok ağrılı olur. 2 hafta kadar (açık yöntemde 4-6 hafta) acı tüketmek rahatsız edeceğinden acı yenmemelidir.

Makat Г‡atlaДџД± AmeliyatД± SonrasД± KaЕџД±ntД±

sД±k rastlanan bir durumdur ama genellikle sorun yaratmadan kendiliДџinden dГјzelir. Seyrek olarak uzun sГјrebilir bu gibi durumlarda pruzon veya benzeri bir merhemle iki gГјnde tamamen dГјzelir.

Anal Fissür Ameliyatı Sonrası Gaz Kaçırma

En ciddi sorundur ancak oldukça seyrektir. Ameliyattan sonra en çok korkulan yan etki gaz ve dışkı tutamama yan etkisidir. Binde bir-iki ihtimalle görülse de hastaların en büyük kabusudur. Anüs cerrahisi konusunda tecrübeli ellerde bu yan etki hiç görülmüyor denecek kadar seyrek rastlanan bir durumdur. Kliniğimizde yapılan 10,000 fazla makat hastalıkları ameliyatı sonrası bu yan etkiyi sadece 2 vakamızda gördük. unlardan biri 79 yaşındaydı ve 8 ayın sonunda gaz kaçırma sorunu büyük oranda düzeldi. Diğeri 45 yaşında bir erkek hastaydı 2 ay sonra sorunu tamamen düzeldi. Sonuç olarak ameliyat da belirli kurallara uyulursa kalıcı gaz ve dışkı tutamama ihtimali yok denecek kadar azdır.

Gaz Kaçırma Tedavisi

Anal bölge ameliyatları (fissür, fistül, hemoroid gibi) sonrası görülen hayati önemi olmayan ama ciddi sosyal sorun yaratan bir şikayettir. Özellikle namaz kılan kişiler abdestlerinin bozulması sebebiyle daha fazla sıkıntı yaşarlar. Çünkü gaz kaçırma yanı sıra dışkı da kaçabilmektedir. Dışkı kaçırma belirgin olabileceği gibi çamaşırı kirletme şeklinde de olabilmektedir. Tedavisinde ameliyatla deforme olan alana dolgu maddesi enjeksiyonu yapmaktayız. Geçici veya kişinin göbeğinden aldığımız yağ dokusuyla kalıcı dolgu uygulamaktayız. Geçici dolguda dudakları büyütmek amacıyla kullanılan hyaluronik asit kullanıyoruz. Botox uygulamasında dışkı ve gaz kaçırma çok seyrektir ve % 100 ihtimalle ek bir şey yapmaya gerek kalmadan kendiliğinden düzelir. https://www.sehersirin.com/makat-hastaliklarinda-beslenme/

https://www.sehersirin.com/makat-catlagi-kremi-anuflex/

Anal FissГјr Ameliyattan Sonra Tekrarlar mД±

Evet bu da istenmeyen sonuçlardandır ancak oran korkulacak kadar değildir, klasik cerrahi kitaplarında bu oran yüzde birler düzeyinde verilmektedir. Yine burada da yapan cerrahın tecrübesi önem arz etmektedir. Anüs bölgesi hastalıklarına yoğunlaşmış proctoloji uzmanlarının yaptıklarında tekrar ihtimali yok denecek kadar azdır.

Botoxla tedavide yukarıda sayılan sorunların hiçbiri görülmez. Cerrahi işlemden sonra gaz kaçırma gibi dışkı kaçırma korkusu da hastalarda korku yapmaktadır ancak dışkı kaçırma ihtimali gaz kaçırma ihtimalinden de düşüktür, botox ta ise gaz veya dışkı kaçırma ihtimali yoktur, asla bu tür sorunlar kalıcı olarak yaşanmaz.

Zaten giderek daha fazla istenmesinin, önerilmesinin ve uygulanmasının en önemli nedeni budur. Çünkü sağlık sorunu olduğu kadar sosyal bir sorundur ve yaş ilerledikçe kaçırma ihtimali de giderek yükselmektedir. Ayrı bir sayfada daha ayrıntılı bir şekilde işlenmişti ama botoxla fissür tedavisi 1 dakika gibi kısa sürede uygulanabilmekte, hastaların % 95 inde tam düzelme sağlamaktadır. Botoxun etkisi geçtikten sonra hastalığın yeniden olma ihtimali % 5 civarı yani normal toplum kadardır.

ilaçla Fissür Tedavisi

Bu sayfada daha çok kronikleşmiş düzeylerden söz ettik, kronikleşmeden önce ilaç kullanmak en doru yaklaşımdır. Beşeri, ilaçlardan anestol merhem ve rectoderm merhem kullanılabilir. Özellikle rectoderm merhemde görülen yan etkiler sebebiyle hastalar tarafından zor tolere edilmektedir. Fissür başladıktan sonraki ilk 2-3 haftalık dönemde fissür bitkisel kremleri tercih edilebilir, Anuflex gibi bitkisel içerekli merhemlerde bu tür yan etkiler yaşanmamaktadır. Anuflex Krem denemeden diğer yöntemleri uygulatmayın.

Anuflex Krem Tedavisi

Bitkisel aktiflerle hem anestolün uyuşturucu hem de rectodermin kas gevşetici etkisi aynı merhemde bir araya getirilmiştir. Tamamen bitkisel aktiflerden oluşmuştur, tamamı bilimsel testlerle etkisi kanıtlanmış bitki özleriyle üretilmiştir. Tek ilaçla iki ilaç etkisi elde edilebilir. Anuflex kullanmadan daha ağır ve pahalı yöntemlere geçmeyin.

Anuflex Krem NasД±l KullanД±lД±r

Kullanımı kolaydır, tuvalete girildiğinde dışkılamadan 3 dakika önce anüsün iç kısmına nohut kadar anuflex sürülür, tuvalet yapılır, işlem bittikten sonra yine nohut kadar anuflex sürülür ve tuvaletten çıkılır. Anuflex kulanmadan önce ılık su oturma banyosu yapmak daha iyi olur.

Anuflex krem fiyatlarД±

Türkiye’de satış fiyatı 49 TL görünüyor.

Anuflex Nereden AlД±nД±r

TГјm eczanelerden veya Гјretici firmanД±n resmi satД±Еџ sitesinden alД±nabilirВ http://satis.hairpharma.com.tr/25-anuflex

https://www.makatcatlagi.net/makat-catlagi-ameliyati

Omur Kırığı Nedir?

İnsanın orta aksı omurgasıdır: Omurga önemli statik görevleri yerine getirir ve iç organları ve omuriliği korur ve hareket kabiliyeti sağlar. Sağlıklı insanlarda omurga yüksek bir stabiliteye sahiptir ve omur kırılması için çok şiddetli kuvvet uygulanması gerekir. Omurga toplamda yedi adet boyun, on iki adet göğüs, beş adet bel, beş adet birbirine bağlı sakral kemik ve dört ile beş adet arasında kuyruk sokumu omurundan oluşur. Karmaşık bir tendon ve kas aparatı ile birlikte omurga çok işlevsel, elastiki bir sistemdir ve birçok yükü karşılar.

Özünde çok sağlam olan omurların kırılması için dışarıdan aşırı bir travma etkisine maruz kalmalıdırlar (araba, bisiklet ve motosiklet kazaları, sığ suya balıklama atlama, düşme, spor, şiddet). Kırılma sadece dışarıdan alınan çok şiddetli kuvvet etkisiyle meydana gelir. Kas aparatı çok şiddetli darbeleri karşılayamaz. Düşme anında ise omurga tek taraflı frenlenir. Omur darbeye maruz kalır ve kırılır. Bir omur kırığı meydana gelir (Vertebra Fraktürü). Kırık spinöz çıkıntıda, omurda veya omur arkında meydana gelebilir.

Omur kırığı için şu sinonimler kullanılır: omur kırığı, omur gövde kırığı, kompresyon fraktürü, bükülme fraktürü, çökme fraktürü. 1994 yılında Avusturyalı cerrah ve omurga cerrahisinin öncülerinden olan Friedrich Paul Magerl (*21 Mayıs 1931, Steiermark) tarafından göğüs- ve bel omurgasındaki yaralanmaların değerlendirilmesi için bir sınıflandırma bulunmuştur, bu sınıflandırma günümüzde de değerlendirme için kullanılmaktadır.

Tip A: Kompresyon yaralanmaları. Bu esnada omur bastırılır. Bu özellikle omurun ön kısmında meydana gelir.

Tip B: Distraksiyon yaralanmaları. Omur dönme gücü ile çaprazlama kırılır. Bu tür yaralanmalar çoğunlukla omurun arka kısmında meydana gelirler.

Tip C: Rotasyon yaralanmaları. Bunlar dönme anında meydana gelirler. Bu yaralanmalarda uzunlamasına giden tendonlar ve çoğu zaman diskler de hasar görür.

Omur Kırıkları – En Sık Bel Omurgasında Görülür

Almanya’da yılda yaklaşık 250.000 omur kırığı (omur fraktürü) vakası meydana gelir, bunlar arasında omur gövde kırıkları da yer alır. Genç insanlarda çoğunlukla trafik veya spor kazaları buna yol açarken, daha yaşlı insanlarda omur kırıkları özellikle osteoporoz nedeniyle zayıflamış kemik yapılarından dolayı meydana gelir. Kaza sonucu kırıkların yüzde 20’sinde iki veya daha fazla omur hasar görür. Her ikinci hastada (%54,4) yan yaralanmalar görülür. Nörolojik hasar görme riski yaralanmanın şiddeti ile birlikte önemli ölçüde artar, buna göre hastaların yaklaşık yüzde 53’ünde Miyelopati bile görülür. Omur kırıkları en sık bel omurgasında veya göğüs omurgasında meydana gelirler.

Omur Kırığı Nedenleri

Travmatik omur kırıklarından söz ettiğimizde sıklıkla “kaza” veya “dikkatsizlik” sözcüklerini de birlikte kullanırız. Biri merdivenlerden düşmüştür. Biri bir darbeye maruz kalmıştır veya biri suyun sığ olduğunu bilmediği için suya balıklama atlamıştır. Biri beden eğitimi dersinde matın üzerinde talihsiz bir takla atmıştır veya biri yollar buz tuttuğunda veya sonbaharda ıslak yapraklar üzerinde kayıp düşmüştür. Bir kaza anında omur kırığının oluşması için yüzlerce olasılık vardır (buna kendiniz neden olun veya olmayın). Boyun omurgası ile göğüs omurgası, göğüs omurgası ile bel omurgası ve bel omurgası ile sakrum arasındaki geçiş noktaları özellikle hasar görme tehlikesi taşırlar.

Travma kırıkları dışında osteoporoz, kemik kanseri veya iskelet metastazları; spondilit (kemik iltihaplanmaları), kemik yumuşaması (osteomalazi) ve romatizma gibi patolojik kırıklar da meydana gelebilir. Bu durumlarda omur kırığı yaralanma olmadan oluşur.

Omur Kırığı – Belirtileri

Kırığın konumuna göre hasar gören omur gövdesi üzerinde ve komşu omurga bölgesinde ağrılar görülür. Daha büyük yaralanmalar kesinlikle çok şiddetli ağrı belirtileri ile birlikte görülür. Bir omur kırığı omuriliği sıkıştırdığında motor hareketlerde kayıplar veya duyu hassasiyeti bozuklukları meydana gelebilir.

Hastalar çoğu zaman omurga yaralanmalarından sonra – sıklıkla hareket kabiliyetinde kısıtlamalar ile birlikte – aniden ortaya çıkan sırt ağrıları hissederler. Hasar gören yapılara göre ayrıca duyu bozuklukları, örneğin karıncalanma veya uyuşma da görülebilir. Bunlar kollara ve bacaklara yansırlar. Boyun travmalarından sonra belirtiler bazı durumlarda günler sonra meydana gelirler.

Hastalar çoğu zaman omur kırığı komşu yapıları sıkıştırdığında doktora giderler. Bu durumlarda uzuvlarda felç veya duyu hassasiyeti bozuklukları gibi belirtiler görülür.

Omur Kırığı Tanısı – Hekim Kırığı Böyle Tespit Eder

Tanı koyma işleminde hasta-hekim görüşmesi – yani anamnez görüşmesi düzenlenir. Bunu bu kadar sık tekrarlamamızın ve vurgulamamızın nedeni, bu görüşmenin önemini içselleştirmenizi istediğimizdendir. Lütfen hekimin size vakit ayırdığından ve sizi dinlediğinden emin olun. Ayrıca siz de bu görüşmeye vakit ayırın! Uzman hekiminize düştüğünüz, kaza geçirdiğiniz veya başka potansiyel bir nedeni olabileceğini anlatın. Felç belirtileri, uyuşmalar veya idrar veya gayda tutma bozuklukları olup olmadığını kesinlikle söyleyin. Hekim size daha önce iskelet sistemine yönelik hastalıklar geçirip geçirmediğinizi soracaktır – lütfen net ve hekime yardımcı olacak cevaplar verin, böylece hekimin kesin tanı koyabilmesini sağlarsınız. Çünkü sadece kesin tanı koyulduğunda, hekim başarılı bir tedavi uygulayabilir ve size yardımcı olabilir.

Anamnez görüşmesinden sonra fiziksel ve nörolojik muayene düzenlenir. Hekim bu muayeneler sonucunda bir şüpheli tanı koyduktan sonra görsel tarama talep eder.

Röntgen çekimleri, bilgisayarlı tomografi (BT) ve/veya MR (manyetik rezonans tomografisi) yardımı ile hekim omur kırığını görüntüleyebilir ve net bir şekilde ne tür kırık olduğunu ve gerçekten hangi boyutta olduğunu tespit edebilir. Bu zeminde hekim ve hasta omur kırığının tedavisine karar verirler. Çoğu zaman kemik yoğunluğu ölçümü veya nöro-fizyolojik muayenelerin düzenlenmesi de gerekir.

Klinik muayene hekim yürümenin veya ayakta durmanın mümkün olup olmadığına bakar, yani hareket kontrolü düzenler. Nörolojik kayıpların olup olmadığını görmek için beyin sinirleri, duyu hassasiyeti ve motor hareket kabiliyeti kontrol edilir.

Tanı koyma işlemine dair şunları bilmenizde fayda var: Prensipte hekim ya stabil ya instabil omur kırıkları tanısı koyar. Stabil kırıklarda yumuşak dokular ve tendonlar zarar görmemiştir ve spinal kanal daralmamıştır. Güzel olanı omurga kırıklarının yüzde 85’i stabil kırıktır. Bunlar normal koşullarda ameliyatla müdahale edilmeden iyileşirler. İlgili omurga bölümlerinde farklı yönlerden etki eden kuvvet nedeniyle deformasyon oluştuğunda instabil kırıktan söz edilir. Bunlar arasında örneğin Distraksiyon yaralanmaları (tip B) ve rotasyon yaralanmaları (tip C) yer alır. İnstabil omur kırığı felce bile yol açabilir.

Omur Kırığının Tedavi Başarısı Birçok Faktöre Bağlıdır

Tedavi istirahate alınma ve fizyoterapiden stabilizasyon, omur protezi veya kifoplasti ve kafesleme – (yer tutucu) İmplant ameliyatlarına kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.

Bir veya birden fazla omur gövdesindeki kırık şiddet derecesine göre tedaviye karar verilir. Omur gövdelerinin hafif zedelenmesi, yumuşak doku yaralanmaları ve düz, stabil kırıklar genelde ameliyat edilmezler. Yaralanmaya göre istirahate alma, masaj, fizyoterapi, ısı veya soğuk uygulamaları kapsayan konservatif tıp terapileri iyi iyileşme olasılığına sahiptir.

Bazı vakalarda omur gövdesi protezleri veya yukarıda belirtilen tedavi şekillerinin bir kombinasyonu uygulanması gerekir. Hangi metodun kullanılacağı ise yaralanmanın türüne (örn. stabil veya instabil kırık) ve hastanın yaşına bağlıdır.

Kaymış kırık kenarları veya parçalanmış kemikler eşliğindeki komplike omur kırıklarında farklı ameliyat yöntemleri vardır. Mikro cerrahi yardımıyla nöral (sinirsel-) yapıların üzerinden yükleri alırız. Bazı vakalarda stabilizasyon tedbirleri (spondilodez) uygulanır. Bu esnada ilgili omurga bölümünde blokaj (sabitleme, füzyon, plaka yerleştirme) uygularız. Burada başka tedavi yöntemleri de uygulanabilir.

Cerrahi tedavideki amaç omurgayı mümkün olduğunca kısa sürede, sinirlerin üzerinden hızlıca baskıyı almak için omurgayı düzeltmek ve stabilize etmektir.

İyileşme Öngörüsü – Omur Kırığından Sonra Ağrısız Bir Yaşam Sürebilirsiniz

Maalesef omur kırığından sonraki nekahet dönemine ilişkin kesin kurallar yoktur. Bunu böyle net söylememek de sorumsuzluk olur. Biraz şans ve – tabii ki – sırtı koruyacak davranış şekilleri tedaviden sonra ağrısız veya az ağrılı yaşayabilmek için önemlidir. Genel olarak şunlar söylenebilir: Omur kırığındaki nekahet süresi yaralanmanın şiddetine bağlıdır. Stabil omur kırıkları normal koşullarda birkaç hafta veya ay içerisinde daha fazla kaymadan, kemik sağlamlığına ulaşırlar. Yani nispeten hızlı iyileşir ve “ayağa kalkarsınız” ve ideal koşullarda devamında oluşan hasarlar olmadan yaşamaya devam edebilirsiniz.

İnstabil omur kırıklarından sonra nekahet dönemi yarım sene veya daha uzun sürebilir. Maalesef iyi bir iyileşme sürecine rağmen ağrılar ve hareket kısıtlamaları geriye kalabildiğini söylemek durumundayız. Bir omur kırığının iyileşme süresi her vakada farklıdır. İyileşme sürecine hastanın yaşı, yaralanma boyutu ve ardından uygulanan tedavi yöntemleri gibi çok faktör etki eder.

Bu nedenle şunu aklınızdan çıkartmayın: KENDİNİZE DİKKAT EDİN! Riskli sporlar yapanlar uygun koruyucu kıyafetler ve araç gereçler kullanmalıdırlar. Ne de olmasa motosiklete binmek, snowboard’la kaymak veya ata binmek omur kırıkları için yüksek risk barındırdıkları bir sır değildir. Motosiklete kesinlikle HİÇBİR ZAMAN uygun koruyucu kıyafetler ve araç gereçler olmadan binilmemelidir. Riskli sporlarda sırt koruyucularının kullanılması çoğu zaman kötü olayları önleyebilir.

Avicenna Klinik Size Yardım Etmekten Mutluluk Duyar

Google Haritaları ile devam

2000 yılından bu yana Avicenna Kliniği Berlin merkezde bulunmaktadır. Hekimlerimizin her biri kendi branşında (nöroloji cerrahisi, omurga cerrahisi, anestezi, ortopedi) en az 25 yıllık uluslararası tecrübeye sahiptirler.

Şiddetli sırt ağrıları çekiyorsanız, omurga fıtığınız varsa veya bundan şüpheleniyorsanız ve kliniğimize başvurmak istiyorsanız, aşağıda belirtilen iletişim kanallarını kullanınız:

Avicenna Klinik Paulsborner Str. 2 10709 Berlin

Telefon: +49 30 236 08 30 Faks: +49 30 236 08 33 11 E-posta: info@avicenna-klinik.de

Bize her daim telefon ile ulaşabilir, bir e-posta yazabilir veya geri aramamız için iletişim formunu doldurabilirsiniz. Her hastaya, omurga uzmanı (nöroloji cerrahı) olan bir klinik hekimimizden randevu verilir. MR-görüntüleri (yanınızda getirebilirsiniz veya kliniğimizde çekilir) ve detaylı bir muayene nezdinde, hekim sizinle tüm tedavi ve ameliyat olanaklarını konuşur. İsterseniz hekimlerimize sadece (ikinci) görüş almak için de danışabilirsiniz.

Eğer Berlin’de yani bizde tedavi ve/veya ameliyat olmaya karar verirseniz, bizde kaldığınız süreyi sizin için mümkün olduğunca konforlu kılmak isteriz. Kliniğimizde insan olarak odak noktamızda durursunuz. Burada sizlere – ameliyathanemizden hasta odalarına kadar her alanda en modern donanımı sunarız.

Kliniğimiz en yeni, itinalı, minimal-invaziv tedavi yöntemlerine ağırlık vermiştir. Sizinle beraber size en uygun tedavi şeklini bulmaya çalışırız. Asıl tedavi kapsamlı bir hasta-hekim görüşmesinden, detaylı muayeneden ve kesin Tanı konduktan sonra başlar. Her hasta böylece kendisine bireysel olarak en uygun şekilde uyumlandırılmış tedavi yöntemi ile tedavi edilir.

Tıbbi hizmetlerin yanı sıra bizim için insani yakınlık da çok büyük önem arz eder. Yatılı tedaviniz süresince bakım personelimiz 7/24 emrinizdedir. Ayrıca çalışanlarımız İngilizce, Arapça, Bulgarca, Rusça, Lehçe, Türkçe ve Fransızca gibi birçok dile hâkimdir. Güvenliğinizi sağlar ve isteklerinizi, örf adetlerinizi ve dini inançlarınızı saygıyla karşılarız.

Ekibimiz en yetkin uzmanlardan oluşur. Hepsi birlikte sizi en kısa sürede iyileştirmek için çalışırlar.

Dikiş alma işlemi ağrısız, basit, kısa ve risksiz bir işlemdir. Ameliyatlarda iki çeşit dikiş kullanılır: Emilen ve Emilmeyen Dikişler. Emilen Dikişler (Absorbable sütur) kendiliğinden erir ve alınması gerekmez. Örneğin: vicryl, pagesorbe, catgut, PDS..vb. Emilmeyen Dikişler (Non-absorbable sütur) erimez ve bir süre sonra alınması gerekir. Örneğin: ipek, prolen, naylon..vb. Bazı emilmeyen dikişler ise alınmaz ve ömür boyu vücutta kalır, örneğin kanayan damarların bağlanmasında kullanılan ipek dikişler ve fıtıklarda kullanılan prolen sütürler.

Bazı ameliyatlarda dikiş alınma süreleri şöyledir:

  • Göbek Fıtığı ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Safra kesesi ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Apandisit ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Karın germe ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Varikosel ameliyatında dikiş alınma süresi: ortalama bir haftadır
prolen
ipek
vicryl
tel zımba – stapler
klipsler
Ameliyatta sık kullanılan dikiş örnekleri

Son zamanlarda deri insizyonları için otomatik tabancayla metal deri zımbaları (tel klips) uygulanmaktadır. Bu yöntemin avantajları ise hızlı, kolay, enfeksiyon oranı düşük ve standart bir şekilde her merkezde uygulanabilmesidir. Metal klipsler özel bir aletle sökülüp alınabilir. Klipsler emilmeyen dikiş sınıfına girer ve belli bir süre sonra alınması gerekir. Kapalı (laparoskopik) ameliyatlarda atılan metal veya naylon klipsler ise alınmaz.

Estetik dikişlerde genelde cilt altı emilen süturlar kullanılır. Bu dikişlerin alınmasına gerek yok ve zamanla kendiliğinden erir ve kaybolur.

Ameliyat dikişleri kaç günde düşer?

Dikişlerin alınma zamanı yaranın iyileşme süresine bağlıdır. Dikişler tercihen doktor kontrolü altında alınması uygundur. Dikişlerle ilgili komplikasyon, yara yeri enfeksiyonu, yara dudaklarının tam kavuşmaması vb. durumlarda dikişler daha uzun sürede alınabilir veya aşamalı olarak (atlanarak) alınır.

Dikiş alınmazsa ne olur?

Bazı durumlarda (özellikle emilmeyen dikişlerde) dikişlerin uzun süre kalması sorunlara yol açabilir. Bu sorunlar arasında ciltte renk değişimi, iltihap ve fistül oluşumu yer alır. Çok uzun süre bekleyen dikişler yaranın içine gömülebilir veya cildin altında kalabilir. Bu dikişleri almak için bazen ufak cerrahi müdahale bile gerekebilir.

Dikiş alınması için kullanılan malzemeler (makas, bistüri, pens, penset vb pansuman malzemeleri) steril olmalıdır. Aksi takdirde yaranın iltihaplanması cerrahi bölgenin açılmasına neden olabilir.

Genel olarak dikişlerin alınma Süreleri şöyledir

  • Yüz bölgesi: 3-5 gün
  • Baş, Boyun bölgesi: 5-7 gün
  • Kol-bacak (Ekstremite): 6-10 gün
  • Eklem bölgeleri: 10-14 gün
  • Gövde (Göğüs, Karın, Sırt ve Bel) bölgesi: 6-14 gün

İlgili Makale

Göbek Deliği ağrısı hakkında bilinmesi gerekenler

Ameliyat Dikişleri Nasıl Alınır

Pansumanı zamanı

Yara; deride veya bir başka organda doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Yara pansuman aşağıdaki sıklıkla yapılır:

  • Çok temiz ameliyatlar: pansuman yapılmaz (örneğin beyin ameliyatları, transplantasyon vb)
  • Temiz ameliyatlar: bir defa (örneğin guatr ameliyatı)
  • Normal ameliyatlar: toplamda 2-3 defa veya günaşırı (örneğin apandisit, kıl dönmesi)
  • Kirli ameliyatlar: günlük ve günde birden fazla pansuman gerekebilir (örneğin açık ve enfekte yaralar).

Su Geçirmez Pansuman — Bu pansumanlarda steril yara bezinin üzerinde yapışkan naylon mevcuttur. Böylece uygulandıktan sonra suyun yara bölgesine geçmesini engeller. Bu pansumanı kullanan hastalar rahatlıkla banyo yapabilir ve duş alabilir. Bu pansuman türleri bazı eczanelerde ve medikalllerde satılmaktadır. Ayrıca yarının üzerine sıkılan bazı spreyler kullanılabilir. Spreyle yaranın üzerinde ince su geçirmez bir film tabakası oluşturur. Örneğin opsite sprey, askina sprey, 3m cavilon, vb.

Su Geçirmez Pansuman yara bandı

Ameliyat sonrası dikiş açılması durumlarında ise yaranın durumuna göre karar verilir. Erken dönemde (1-2 gün) açılan dikişlerin yerine yeni dikişler atılabilir. Geç dönemde (5-6 gün) tekrar dikiş atılması gerekmeyebilir. Bu duruma müdahale eden doktor karar verir.

Yara iyileşmesi

Vücutta oluşan yaralar ya normal doku (rejenerasyon) ya da skar dokusu ile kapanır.

Yara Çeşitleri

  • Akut yaralar: <1 ay içinde oluşmuş yaralardır. Bunlar; yanıklar-donuklar, sıyrıklar, kesi bölgeleri.</li>
  • Kronik yaralar: >1 aydan daha uzun süre yara devam ediyorsa kronikleşmiştir. Bunlar; bacak ülserleri (arteriyel yetmezlik, venöz yetmezlik, lenfatik yetmezlik, vaskülitik yaralar), bası ülserleri, diabetik yaralar, kanser nedenli yaralar.

Yara iyileşmesinin aşamaları

  1. Kanama dönemi (Hemoraji)
  2. İltihap dönemi (İnflamatuar)
  3. Çoğalma dönemi (Proliferatif)
  4. Şekillenme dönemi (Remodeling)
Yara iyileşmesinin aşamaları

İlk kanama döneminden sonra bölgede biriken trombositlerden trombüs oluşur. Bunlardan salınan growth faktörler makrofaj ve nötrofiller için kemotaktik etkilidir. Makrofaj ve nötrofiller nekrotik doku ve bakterilerin yaradan uzaklaşması için çalışır.

Yara İyileşmesi ekibinin, orkestrasının şefi Makrofajlardır.

3. Gün makrofajlardan salınan TGF-B fibroblastları yaraya çeker. Bu olayla proliferatif faz başlar. Makrofajlardan salınan growth faktörler aynı zamanda anjiogenezis ve yeni kapiller oluşumunu stimüle eder. Fibroblastlar kollagen üreterek ekstrasellüler matrikse salar bu, yara gerilimini sağlar. Remodeling yaralanmadan 2-3 hafta sonra başlar ve 1 yıla kadar sürer.

Remodeling sırasında yara gerilimi (Tensile strength) kollagen sayısında artış olmadan kollagen gerilim kuvvetinin artması ile artar. Ancak bu travma geçirmemiş kollagenin gerilim kuvvetine hiçbir zaman ulaşamaz. Tensile strength travma öncesinin ancak % 70- 80 ine ulaşabilir.

Haberler Sağlık Haberleri Kıl Dönmesi Ameliyatı Nasıl Yapılır? Kıl Dönmesi Ameliyatı Sonrasında İyileşme Süresi Ne Kadar? 30.03.2021 – 17:40 | Son Güncellenme: 30.03.2021 – 17:40Güncelleme: 30.03.2021 – 17:40

İnsan yaşam kalitesini düşüren en önemli hastalıkların başında kıl dönmesi olarak bilinen rahatsızlıktır. Kıl dönmesi, özellikle bel bölgesindeki ağrılar nedeniyle oturma, hareket etme gibi günlük yaşamda çok sık yapılan eylemleri ciddi bir şekilde etkilemektedir. Kıl dönmesi ameliyatı nasıl yapılır? Kıl dönmesi ameliyatı sonrasında iyileşme süresi ne kadar? İşte, merak edilen tüm detaylar.

image

Kıl dönmesi, cildin yüzeyine çıkamayan kılların belirli bir yerde toplanması sonucunda derinin altında toplanması ve dışarı çıkmaması durumunda bölgede iltihap oluşturmasına verilen isimdir. Kılların düzenli olarak ciltten çıkması gerekir. Çıkmanın olmaması durumunda belirli bir bölgede toplanarak kuyruk sokumu ismi verilen bölgede ağrılara neden olur. Kıl Dönmesi Ameliyatı Nasıl Yapılır? Kıl dönmesi ameliyatları son derece titiz bir şekilde gerçekleştirilir. Yaygın olarak yapılan kıl dönmesi ameliyatları yapılmaktadır. Bunun nedeni ise kıl dönmesi hastalığının tek çözüm yolu cerrahi müdahale olmasıdır. Ameliyat belirlenen bölgede küçük bir kesik açılarak yapılır. Ameliyatın ardından kesik dikiş ile kapatılır. Bu kapatmanın ardından yaranın temizlenmesi ve olağan pansumanı gerçekleştirilir. Günümüzde teknolojik imkanların gelişmesi ile kıl dönmesi ameliyatları lazerle de gerçekleştirilebilmektedir. Kıl dönmesi ameliyatları lokal anestezi ile yapılır. Anestezi ve yatmayı gerektirmeyen ameliyatlar arasında gelmektedir. Açılan yara çok küçüktür bu nedenle de yaranın kapanması da bu derecede kolay olur. Kıl dönmesi ameliyatları genel olarak 20-30 dakika gibi kısa bir zamanda gerçekleştirilir. Olağandışı durumlarda ameliyatların uzaması söz konusu olabilmektedir. Kıl Dönmesi Ameliyatı Sonrasında İyileşme Ne Kadar Sürer? Kıl dönmesi ameliyatının ardından iyileşme süresi 7 – 14 gün arasında değişim gösterebilmektedir. Kıl dönmesi ameliyatlarının ardından yaranın titizlikle korunması gerekir. Eğer bu koruma sağlanamazsa iyileşme süresi uzayabilir veya iyileşme sürecinde olumsuz etkilerle enfeksiyonlara neden olabilir. Kıl dönmesi ameliyatlarının ardından yapılan pansumanlar çok önemlidir. Düzenli olarak pansumanlar yaptırılmalı ve yaranın durumu takip altında tutulmalıdır. İyileşme sürecinde tuvalete çıkma durumları da etkili olabilmektedir. Genel olarak hastaların tuvalet ihtiyaçları sırasında tam olarak oturmamaları önerilmektedir. İyileşme sürecinde en önemli uyulması gerekenler ise doktorların verdiği tüm programlara uyulması ve ilaçların düzenli olarak kullanılması gerekir.

Şiddetli Sevgi: Flört Şiddeti | Av. Cansen Erdoğan anlatıyor“Ailene benimle birlikte olduğunu söyleyeceğim! Abine aramızdakileri anlatacağım! Gönderdiğin fotoğrafları İnternet’te yayınlayacağım! Okulda kimseyle konuşmayacaksın! Arkadaşlarınla görüşmeni istemiyorum! Oraya gidemezsin! Bensiz hele bir git, görürsün sen dünya kaç bucakmış…” Bu sözler tanıdık geldi mi? Av. Cansen Erdoğan flört şiddeti kavramını, hangi davranışların flört şiddeti kapsamına girdiğini ve flört şiddetinin ceza hukukundaki yerini Pembenar izleyicileri için anlattı. daha fazla video içinimage

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации