Андрей Смирнов
Время чтения: ~37 мин.
Просмотров: 0

Dizde Kireçlenme Neden Olur? Dizde Kireçlenmenin Bitkisel Tedavisi Nedir?

16/11/2021 17:09 KAYNAK: KARAR

Bel bölgesinde kademeli olarak kalsiyum birikmesinden kaynaklanan bel kireçlenmesi; hareketlerde kısıtlanma, ağrı ve şişkinliğe neden olur. Vücudun farklı bölgelerinde de oluşabilen kireçlenme, bir organın işlevini engellerse sorun olur. İşte, bel kireçlenmesinin tedavisi…

Vücuttaki kalsiyum en çok dişlerde ve kemiklerde kullanılır ve fazla gelen kalsiyum vücuttan atılamazsa belirli bölgelerde toplanarak kireçlenme oluşturur. Az miktarda olduğunda belirti ve rahatsızlık vermeyen bu durum ilerleyen durumlarda yaşam şartlarını olumsuz yönde etkileyebilir.

KİREÇLENME NEDİR?

Kireçlenme, vücut dokunuzun bir bölgesinde kademeli olarak kalsiyum birikmesidir. Vücudunuz tarafından emilen kalsiyumun çoğu, en çok ihtiyaç duyulan yerde kemiklerinize ve dişlerinize gider. Fazla kalsiyum genellikle idrarla atılmak üzere kan dolaşımında çözülür, ancak vücut dokularının bir bölgesinde belirli bir miktarın toplanması normaldir; bu kalsiyum toplanması dokuyu sertleştirir.

Kireçlenme, vücudun yaralanmaya karşı koruyucu tepkisi olabileceği gibi enfeksiyona, travmaya veya otoimmün bozukluklara karşı doğal enflamatuar reaksiyonun bir parçası olabilir. Ayrıca, tümörler (kanserli veya kanserli olmayan), tümör dokusu içinde kireçlenmeye neden olabilir.

Bazen kan kalsiyum seviyeleri anormal hale gelir ve vücudunuzun kalsiyum seviyesini kullanma veya düzenleme yeteneğinin tehlikeye atıldığı metabolik bir bozukluğun varlığına işaret eder.

BEL KİREÇLENMESİNİN BELİRTİLERİ

Kireçlenme genellikle hiçbir belirti vermez. Bunun yerine, kireçlenme en sık X ışınlarında, örneğin mamogramlarda keşfedilir. Bazı kireçlenme normaldir, ancak hastalığa bağlı kireçlenme bile tespit edeceğiniz semptomlara neden olmayabilir.

Bununla birlikte, kireçlenmeye neden olan altta yatan bozukluğun veya sürecin etkilerini hissedebilirsiniz. Bu semptomlar, etkilenen organ sistemine ve belirli bozukluğa bağlı olacaktır. Kireçlenmeyle ilişkili en yaygın semptomlardan bazıları kemik çıkıntıları, kalluslar ve dişlerdeki tartarı içerir. Tedavi edilmeden bırakıldığında, bir mineral metabolizması bozukluğu (vücudunuzun kalsiyum kullanma yeteneğiyle ilgili sorunlar) dokularda kireçlenmeye neden olabilir.

KİREÇLENME BELİRTİLERİ NELER?

Mineral metabolizması bozukluğuyla ilişkili olabilecek veya olmayabilecek kireçlenme semptomları yaşayabilirsiniz. Bazen bu semptomlardan herhangi biri şiddetli olabilir:

* Kemik ağrısı

* Kemik mahmuzları (bazen cildinizin altında yumrular olarak görülebilir)

* Göğüs kitlesi veya yumru

* Göz tahrişi veya azalmış görme

* Artmış kemik kırıkları

* Kas zayıflığı veya krampları

* Bacak eğriliği veya omurga eğriliği gibi yeni deformiteler

* Aşamalı zayıflık

* Dişlerdeki tartar

CİDDİ BİR DURUMU GÖSTEREBİLECEK KİREÇLENME BELİRTİLERİ

* İşitme kaybı

* Kas seğirmesi, spazmlar veya nöbetler

* Kusmalı veya kusmasız bulantı

* Şiddetli kemik ağrısı

* Şiddetli baş ağrısı

* Şiddetli olabilen ani karın, pelvik veya bel ağrısı

BEL KİREÇLENMESİ NEDENLERİ

Kireçlenmeler, iltihaplanma veya hiperkalsemi olarak bilinen yüksek kan kalsiyum seviyelerinden kaynaklanabilir. Kireçlenme, kas-iskelet sistemi yaralanmalarına normal iyileşme yanıtının bir parçası olabilir. Kalsifikasyonlar genellikle arteriyosklerozdan (arterlerin sertleşmesi) etkilenen arterlerde, iyi huylu ve kötü huylu göğüs süreçlerinde, kemik veya kıkırdak yaralanma bölgelerinde ve bazen kanserlerde bulunur. Diğer dokular, kronik enflamasyonu takiben veya ölü dokunun mineralleşmesi (distrofik kireçlenme) yoluyla kireçlenebilir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELER?

Birkaç faktör anormal kireçlenme gelişme riskini artırır. Risk faktörleri olan her insan kireçlenmeyecektir. Kireçlenme için risk faktörleri şunları içerir:

* Alkolizm

* Otoimmün bozukluklar

* Kalsiyum metabolizması bozukluğunun genetik geçmişi

* İnflamatuar reaksiyonlara neden olan iç doku yaralanmaları

* Tedaviler

KİREÇLENME NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Kireçlenme genellikle tedavi edilemez ve geri döndürülemez. Bununla birlikte, gözün korneasının bir kireçlenmesi olan kalsifik bant keratopatisi tedavi edilebilir. Ek olarak, kireçlenmenin komplikasyonları olan veya bununla ilişkili bozukluklar genellikle tedavi edilebilir. Tedaviler, kalsiyum metabolizması bozukluğunun kendisine bağlı olarak değişir.

Güncelleme:  16/11/2021 17:10

İlgili Haberler
Borderline kişilik bozukluğu nedir, neden olur? İşte borderline belirtileri
Yetişkinlerin yanı sıra yeni doğan bebeklerde de görülebiliyor
Beyin kanaması ile ilgili elzem bilgiler: Bulantı, kusma, şiddetli baş ağrısı varsa dikkat!
Hemoglobin nedir? Sağlıklı bir insanda hemoglobin değeri kaç olmalı?
Diş eti şişmesine ne iyi gelir? Diş eti şişkinliğine karşı evde yapılabilen doğal yöntemler
Bebekler ne zaman görmeye başlar? Yeni doğan bebekler dünyayı nasıl görür?

Böbrek Kumu Nedir?

Böbrek kumu nedir

Böbrek kumu halk arasında böbrek taşı dökme olarak da bilinmektedir. Böbrek kumu minik boyutlarda olan böbrek taşlarıdır.

  • Sistin;
  • ürati;
  • fosfat;
  • oksala;

kristallerinin erimemiş şekilde idrar içine atılmasına böbrek kumu dökmek ismi verilebilir. Böbrek taşları böbrek kumlarının birleşmesinden meydana gelir. Bundan dolayı da böbrek kumu dökmek aslından böbrek taşı düşürmek ile aynı anlamdadır. İnsanlar büyük boyutlarda taşları düşürebildiği gibi, çok küçük olan taşları da düşürebilir. Böbrek taşı hastaları ve taşı olmayan kişiler belli dönemler belli miktarlarda kristaller dökmektedir. Bu kristallerin toplanması halinde ve bu şekilde düşürülmeye çalışılması halinde yoğun ve şiddetli ağrılar yaşanabilir. Böbrekten kum dökecek ya da taş dökecek olan kişilerin kısa süre içinde bir hekim ile görüşmesi gerekmektedir.

Yapılacak olan tedavi neticesinde kum ve taş dökme olayı kısa sürede sonlanır. Böbrekte olan kumu dökecek olan kişilerin bol miktarda su içmesi, A vitamini alması ve bitkisel olan kürlerden yararlanması gerekmektedir. Böbrekler de var olan kumu bitkisel kürler kısa sürede dökerken ağrılarında ortadan kalkmasına yardımcı olur.

Böbrek Kumu Dökme Belirtileri Nelerdir?

Böbrekten atılacak olan kumların önemli olan belirtisi ağrıların oluşmasıdır. Bu ağrılar kişilere göre bıçak saplanırcasına ya da kolik tarzda olabilir. Yan kısımlarda hissedilen ağrılar kasık bölgelerine kadar inebilir. Ağrının yanı sıra böbrekte kum belirtisi idrarda gözlemlenen kanamadır.

Bu kanama ağrı olmadan da hissedilebilir. Böbrekte bulunan kumun üreter kanallarına düşmesinden sonra hastalara idrara çıkma ile alakalı olan sorunlar ortaya çıkmaya başlar. İdrara sıkışma, idrar kanallarında sızı ve yanma üreter kanalda bulunan böbrek kumundan kaynaklı olarak ortaya çıkar.  Böbrekte kum belirtisi ve kumu döken kişilerdeki ayırt edici belirti kusma ve bulantı olarak ortaya çıkar. Kum kanallarda tıkanmaya sebep olursa böbrek iltihabı ya da enfeksiyonu oluşur. Enfeksiyonun ya da iltihabın oluşmasından sonra yüksek ateş meydana gelir. Ayriyeten sindirim sistemine sıkıntılar meydana gelir. Böbrek kumun dökülmesinin süresi hastalara göre farklılıklar gösterebilir.

Hastaların üriner yapıları ve var olan kumum büyüklüğüne göre değişmektedir. Baz hastalarda kum dökme esnasında herhangi bir ağrı oluşmazken bazılarında ciddi düzeyde ağrılar meydana gelebilir. Küçük boyuttan olan kum tanecikleri birkaç gün içinde düşer. Büyük olan ve taş olarak adlandırılanlar ise cerrahi işlem gerektirebilir.

Böbrek Kumları Neden Oluşur?

Böbrekte kum,  ürik asit, kalsiyum ve oksalat tarzı maddelerin insan vücudundan ve idrarda olması gerekenden daha fazla bulunmasından kaynaklı olarak meydana gelmektedir. İdrar içinde bulunan ve erime özelliğine sahip olan oksalat ve kalsiyum tuzlarının erimemesi sonucunda idrar birikme oluşur. Bu birikme sonucunda da kum dökme meydana gelir. Vücutta ve idrarda oksalat oluşumuna sebep olan etklenler bulunmaktadır. Bunlar;

  • Şeker hastalığı
  • İdrarın asidinin azalması
  • Sarılık
  • Lösemi
  • Mide sorunları
  • Sinirlilik
  • Bağırsak sorunlarıdır.

Bu sorunların oluşmasından kaynaklı olarak kristaller oluşur. Bu kristaller bazen hiçbir belirti ve ağrı vermeden dökülebilir. Bazı durumlarda ise idrarda kanama, idrarda yanma, idrara çıkarken sızı, yanlarda ve kasıklarda ağrı şeklinde kendini belli eder. Ağrılar özellikle şiddetli ve kolik şeklinde oluşur.  Böbrek kumu dökecek olan kişilerin oluşan ağrılar için ve böbrek kumunu dökmesi için hekim ile görüşmesi en uygun olan davranış olacaktır.

Ayrıca kum ve taş ağrılarını en az seviyeye indirgemek için bitkisel olan kürler, çaylar, içecekler ve yiyecekler tercih edilmelidir.

Böbrek Kumunda İlaçlı Tedavi Nasıl Yapılır?

Böbrek kumu dökme belirtisinin ortaya çıkmasından sonraki süreçte var olan ağrılara ve diğer sıkıntılara göre hareket edilmelidir. Küçük boyutlarda olan kumlar kendiliğinden kolay şekilde vücuttan atılabilir. Vücuttan atılamayan büyük kumlar da boyut tespitinin yapılması gerekir.

İlk olarak film çekilir ve böbrekte olan kumların boyutları tespit edilir. Kumlar kendiliğinde düşebilecek olan boyutlarda ise üretereskopi tekniğinin yardımı ile idrar borusundan hastanın mesanesine giriş yapılır. Kumlar bu sayede daha küçük boyutlara getirilmek adına kırılır veya direk olarak olduğu yerden çıkartılır. Daha büyük ve sıkıntılı durumlarda böbrek ameliyatı gerekebilir. Böbrek kumları ve taşları için uygulanması gereken en önemli şey bol düzeyde su içilmesidir. Su içmek aksatılırsa ve en az düzeyde sağlanırsa, böbreklerde var olan kumlar yani sistin, ürat, fosfat ve oksalat kristalleri su olmadığından dolayı eriyemez hale gelir. Eriyemeyen kristaller zaman içinde birleşerek katılaşır ve daha büyük böbrek taşlarını ortaya çıkartır. Bu kristallerin eriyebilmeleri ve daha kolay şekilde düşebilmeleri tamamen su ile gerçekleşecektir.

Ne kadar çok su tüketilirse böbrek bu kumları bir o kadar hızlı şekilde ayrıştırır ve idrar yolu ile atar. Su tüketimin günlük 2,5 litreyi geçmesi önemlidir.

Böbrek Kumunda İlaçlı Bitkisel Nasıl Yapılır?

  • Böbrekte kum ve böbrek oluşan taş için en ideal bitkisel çözüm limon suyudur. Limon suyunun yanı sıra turp ve kereviz suyu da günlük olarak tüketilebilir. Bu suların taze şekilde sıkılıp içilmesi kum ve taş oluşumunu engellemek adına gereklidir.
  • Böbrek kumu için bitkisel çaylar tüketilmelidir. Gül, rezene, menekşe, keten tohumu tarzındaki çaylar kumların kolay şekilde dökülmesini sağlar.
  • Lahana yaprağı kısa sürede böbreklerde bulunan kumun dışarı atılmasına destek olur. Kaynatılan lahana yaprağını soğumadan böbreğinize bastırmanız gerekir.
  • Avokado yaprağı özellikle böbrek taşları konusunda fayda sağlar. Böbrek kumu ve taşları için avokado yaprağını sıcak su ile demleyin ve 10 dakika beklettikten sonra süzün. Bu karışım günlük taze olarak yapılıp içilmelidir. Ayrıca avokado yaprağını bal ile karıştırarak tüketebilirsiniz. Avokado yaprağı mesanenin kanallarının rahatlamasına olanak sağladığı için kumun idrar yolu ile daha hızlı şekilde atılmasını sağlayacaktır.
  • 1 litre suyun içinde lahana yaprağı, kiraz sapı, avokado yaprağı ve mısır püskülü atılır ve kaynatılır. 15 dakika boyunca kaynatılan bu karışım süzülerek kenara alınır. Hazırlanan karışım günde 3 kez yemeklerden önce tüketilir. Her gün taze şekilde yapılmalıdır.
  • Acıbakla vücutta birikmiş olan tuzun atılması açısından tüketilmelidir. Beleyici özelliği bulunan acı bakla idrar sökülmesine ve idrar yollarının temizlenmesine olanak sağlar. Bu sayede böbrek kumun dışarıya atılması da kolaylaşır.

Böbrek Kumu Konusunda Dikkat Edilecek Noktalar

Böbreklerinde kum ve taş olan kişilerin dikkat edecekleri en önemli noktalardan bir tanesi de tuz tüketimidir. Fazla tüketilen tuz insan vücudunda su kaybına sebep olur. Kesinlikle tuzun en az düzeyde tüketilmesi gerekir. Kum ve taş sorunu olan kişilerin günlük olarak tuz alım miktarları 4 gramı geçmemelidir.

Sodyumlu gıdalar yerine potasyumu yoğun olan gıdalar tercih edilmelidir. böbreklerin sıcak tutulması da kumun çabuk dökülmesi ve oluşmaması açısından önemlidir.  Böbreklerin sıcak tutulması için sıcak su torbası kullanımı yapılabilir. Sıcak su torbası böbrek ağrılarının da en aza inmesine olanak sağlar. Özellikle kola, gazlı olan içeceklerden ve sitrar içeriği bulunan meşrubatlardan uzak kalınması gerekir.

Taze şekilde sıkılmış olan meyve suları kesinlikle tercih sebebi olmalıdır. Oksalat değeri yüksek olan çikolata, patates, kepek, çilek, ıspanak, kola ve çay tüketimi de en aza indirgenmelidir.

Çağımızın vebası olma yönünde gittikçe yaygınlaşan insülin direnci ya da metabolik sendrom tehlikesi yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarına göre sinsi bir şekilde ortaya çıkıyor ve diyabet başta olmak üzere şişmanlık gibi ciddi sağlık sorunları ile sonuçlanıyor.

Hareketsiz yaşıyorsanız, yoğun stres altındaysanız, beslenme düzeninizde bozukluk varsa bu tehlikeden payınızı almanız kaçınılmaz olabilir ve bir çok sağlık sorunu ile başa çıkmak zorunda kalabilirsiniz.

İnsülin direnci, şeker, yüksek tansiyon, trigliserid yüksekliği ve şişmanlık gibi olumsuz durumlara neden olabilir. Özellikle göbek bölgesinde yağlanma ve kilo vermede zorluk ile kendisini belli edebilir.

Kimileri ne yapsa kilo veremez. Hangi zayıflama yöntemi uygulanırsa uygulansın hücrelerinizin bu hormona direnci varsa zayıflamak mümkün olmaz. O nedenle kilo vermek isteyenler için en önemli adım doktor muayenesidir. Peki ama nedir, nasıl oluşur?

İnsülin Direnci Nasıl Kırılır?

Ne olduğunu ve ne işe yaradığını açıklamadan evvel insülin hormonu ne işe yarar sorusunun cevabını vermek faydalı olacaktır. Bu bölümde konu ile ilgili merak edilen her sorunun cevabını bulabileceksiniz. Nedir, direnci kırmak için ne yapılır, nasıl beslenmek gerekir gibi her sorunun cevabı bu bölümde yer alıyor.

Pankreas tarafından üretilen bu hormon, karbonhidrat içeren besinlerdeki glikoz ya da şekerin vücut tarafından kullanılmasını  ya da sonrası için depolanmasını sağlayan bir hormondur. Kan şekerini çok yüksek (hiperglisemi) ve çok düşük (hipoglisemi) seviyelerden koruyarak dengeler.

İnsülin Direnci Nedir?

Şehir hastalığı, sendrom X ya da uygarlık hastalığı olarak da isimlendirilir. Yemek yendikten sonra pankreastan salgılanan insülin kandaki şekerin hücre içine girmesini sağlar.

Kan şekerinin dengelenmesi için reseptör adı verilen yapıların bu hormona bağlanması ve aktifleşmesi gerekir. Aksi durumda kanda yeterli miktarda olsa bile görevini yapamaz ve kandaki şeker hücre içine giremez.

İnsülin Direnci Tedavisi

Direnç oluştuğunda kandaki şekerin hücre içine girmesi zorlaşmaktadır. Başka bir ifade ile kandaki şekerin hücre içine girmesindeki zorluk ya da hormonunun görevini yapmasındaki bozukluk olarak tanımlanabilir.

Tamamen olmasa da büyük oranda sağlıklı beslenme ile ilişkili bir hastalıktır. O halde bu konuda beslenme düzeninizin sağlıklı beslenme kuralları çerçevesinde şekillenip şekillenmediğini kontrol etmelisiniz.

Hücrelere şeker giremediğinde beyne şeker ihtiyacı sinyali gider ve hücrelere şeker girmesi için ilgili hormon salgılanır. Bu döngü bu şekilde devam eder ve daha fazla salgılanır.

Aşırı salgılanması durumunda ise kan şekerinin birden düşmesine neden olur. Ani şeker düşmesi ise vücutta bazı olumsuz durumlara neden olur? Peki ama belirtileri nelerdir ve nasıl anlaşılabilir?

İnsülin Direncinin Belirtileri

Sinsi bir şekilde ilerler ve önceleri belirti vermez. Peki ama nasıl anlaşılır? Hastalığın ilerlemesi sonrasında ise aşağıdaki belirtiler görülebilir:

  • Halsizlik ve yorgunluk,
  • Sağlıklı olmayan bir yemek sonrasında (ağır ya da basit şeker içeren yiyecekler içeren) ağırlık ve uyku hali,
  • Göz kararması,
  • Titreme,
  • Açlık,
  • Karaciğer yağlanması,
  • Dikkat bozukluğu,
  • Soğuk terleme,
  • Yüksek tansiyon,
  • Kilo artışı ve özellikle göbek yağlarındaki artış,
  • Kan yağlarında yükselme,
  • Trigliserid yüksekliği,
  • Yemek sonrası baygınlık hissi,
  • Şeker yeme krizi,
  • Yüksek kolesterol,
  • Vücut kitle indeksi değerinin 30 üzerinde olması,
  • Erkeklerde bel çevresinin 101 cm’den, kadınlarda ise bu değerin 87,5 cm üzerinde olması.

Yukarıda verilen bulgular daha çok metabolik sendrom ile ilgilidir. Yani kan yağlarının yükselmesi ile kalp rahatsızlıkları da ortaya çıkabilir.

  • Kan testi sonucunda yüksek insülin seviyesi,
  • Karaciğer ve pankreasta yağlanma,
  • Yüksek düzeydeki iltihap miktarları,

böyle bir problemin geliştiğine delalet edebilir. Peki ama bu hastalığı tetikleyen nedenler nelerdir?

Neden Oluşur?

Yapılan araştırmalar problemin nasıl ve hangi sebeplerle oluştuğunu ortaya koyma açısından pek yeterli değil gibi gözüküyor. Ancak bazı faktörlerin bu sinsi ilerleyen soruna neden olduğu bazı çalışmalarla belirlenmeye çalışılmaktadır. Uzmanların üzerinde düşündüğü bu nedenler aşağıda listelenmiştir:

✓ Fazla kilo ve obezite

✓ Beslenme bozuklukları, dengesiz beslenme ve ihtiyaçtan çok kalori alımı

✓ Yüksek kalorili, yüksek karbonhidratlı ya da basit şeker içeren beslenme düzeni

✓ Hareketsiz yaşam tarzı ve teknoloji bağımlılığı

✓ Vücut geliştirmek ve kas yapmak için anabolik steroid kullanımı

✓ Stres ve mutsuzluk durumları

Zararları

Kandaki fazla şeker hücrelerin gösterdiği direnç nedeniyle insülin salgılansa bile hücrelere geçemez ve vücutta depolanır. Böylece kilo almak kolaylaşır, karaciğer yağlanır ve kalp rahatsızlıkları ortaya çıkabilir.

Oluşan direnç nedeniyle hücrelere şeker giremediği için beyne sinyalin ulaşmasıyla birlikte daha fazla kan şekeri hormonu salgılanır.

Aşırı salınan bu hormon pankreasın dengesini bozar ve yıpratır. Öyle bir an gelebilir ki görevini yapamaz hale geldiği için pankreas yetmezliği ve diyabet ortaya çıkabilir. Diğer zararları;

  • Özellikle bel bölgesinde biriken yağlı bir görünüm,
  • Kilo almaya yatkınlık,
  • Sürekli acıkma
  • Kan yağlarındaki düzensizlik
  • Tansiyonun yükselmesi
  • Kalp hastalıkları ve felç riskinin yükselmesi
  • Şeker hastalığına yakalanma

olarak sıralanabilir.

Nasıl Teşhis Edilir?

Öncelikle bu hormona karşı bir direnci gelişip gelişmediğine bir uzman karar verebilir. O nedenle dahiliye uzmanı ya da endokrinoloji uzmanı tarafından muayene edilmeniz gerekiyor. Yukarıda bahsedilen belirtiler değerlendirilerek bazı ölçümler ve testler yapılabilir.

  • Bel çevresi ölçümü (Kadınlarda 87 cm altı, erkeklerde 101 cm altı olmalıdır.)
  • Açlık kan şekeri (Erkek ya da kadın 110 mg/dl altında olmalıdır.)
  • HDL yani iyi kolesterol değerleri (Erkeklerde 40 mg/dl, kadınlarda ise 50 mg/dl üzerinde olmalıdır.)
  • Trigliserid değerleri (Erkek ya da kadın 149 altında olmalıdır.)
  • (Sistolik) Maksimum kan basıncı (Erkek ya da kadın 130 mmHg altında olmalıdır.)
  • (Diyastolik) Minumum kan basıncı (Erkek ya da kadın 130 mmHg altında olmalıdır.)
  • Vücut kitle indeksi ise normal değerlerde olmalıdır.

Yukarıdaki tüm faktörler bağlamında bir değerlendirme yapılarak bu hastalığa sahip olup olmadığınız ortaya konabilir.

Nasıl Hesaplanır?

Sizin için bir insülin direnci testi geliştirdik. Aşağıda bazı sorular yer alıyor. Bu sorulara cevap vererek hücrelerinizin bu dirence sahip olup olmadığı hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz. İşte o test soruları:

  1. Gün içinde kola ya da hazır meyve suyu içiyor musunuz?
  2. Gün içinde cips ya da patlamış mısır yer misiniz?
  3. Bel bölgesinde yağlanma var mı?
  4. Göbek bölgesinde yağlanma var mı?
  5. Hareketsiz bir yaşamın var mı?
  6. Trigliserid değerin normalin üzerinde mi?
  7. Kolesterolün yüksek mi?
  8. Açlık kan şekerin normalden yüksek mi?
  9. Yemeklerden sonra uyku hali oluyor mu?
  10. Yemeklerden sonra halsizlik oluyor mu?
  11. Yemek yedikten bir müddet sonra baş ağrısı oluyor mu?
  12. Kilo vermekte zorlanıyor musun?
  13. Şekerli gıdalar ya da tatlılar yemeyi istiyor musun?
  14. Vücut kitle indeksin 30’un üzerinde mi?
  15. Dikkat dağınıklığı sorununuz var mı?
  16. Tansiyonun normalden daha mı yüksek?
  17. Midende sürekli kazınma hissi var mı?
  18. Koltuk altında ya da kasık bölgende esmerleşme var mı?
  19. İyi kolesterol düzeyin normal değerinden daha mı düşük?
  20. Yemek yedikten sonra soğuk terleme ya da titreme hissi oluşuyor mu?

Sizin için hazırladığımız bu sorulara “Evet” ya da “Hayır” olarak cevap verilebiliyor. Eğer bu ölçeği okuyup cevapladığınızda evet sayısı ne kadar çoksa bu hastalığa sahip olma riski o kadar fazla demektir ve hemen endokrinoloji ya da dahiliye uzmanı ile görüşüp muayene olmanız erken teşhis için hayati öneme sahiptir.

Eğer evet sayısı 10’dan fazlaysa risk değeriniz yüksektir. Ancak bu tıbbi olarak kesin bir yöntem değildir. Bu testi çözerek kesin bilgiye ulaşmanız mümkün değildir. Yapmanız gereken tam teşekküllü bir hastanede muayene olmaktır.

İnsülin Direnci Testi

Hücrelerde gelişen direnci teşhis etmek için yukarıdaki sorular size doktor tarafından sorulur ve verdiğiniz cevaplar değerlendirilir. Ancak bunlarla bu hastalığın varlığını kabul etmek demek bilimsel açıdan tahminden öteye geçemez. İşte bu durumda devreye HOMA adı verilen insülin direnci testi girer.

HOMA testi nasıl yapılır ve ne gerekir? Öncelikle yaklaşık 9 saatlik bir açlık sonrasında kan şekeriniz ve ensülin düzeyi ölçülür. Bu iki değer birbiri çarpıldıktan sonra 405’e bölünür. Ortaya çıkan değer HOMA-IR değeri olarak bilinir. HOMA-IR ise hastalığın düzeyi hakkında bilgi verir. Peki bu değer kaç olmalıdır? İşte cevabı:

HOMA-IR > 2,5  ise yani bulunan değer 2,5 üzerinde ise hücrelerinizin bu hormona karşı direnç gösteriyordur ve ciddi bir direnç söz konusudur. Özellikle diyabet hastalarında değerin ölçülmesi tedavinin doğru olması açısından önemlidir.

Sağlıklı bir insanda test değerleri 2,5 altında olmalıdır.

Tedavisi

Bu bölümde hücrelerin oluşturduğu insülin nasıl kırılır, tedavide kullanılan ilaçlar, ensülin direnci bitkisel tedavisi, İbrahim Saraçoğlu’nun bu konudaki önerileri, ensülin direnci diyeti nasıl olur konularına odaklanacağız.

İlk yapılması gereken sağlıklı beslenme hakkında daha dikkatli olmaktır. Kişi  ne kadar sağlıklı beslenirse bu hastalık da o ölçüde kırılır. O nedenle sağlıklı beslenme önerileri rehberine bakabilirsiniz.

Tedavinin başarılı olmasında beslenme, egzersiz ve takviye kullanımı önemli etkilere sahiptir. Bu faktörlerle ilgili araştırma sonuçlarından faydalanarak direnç kırılabilir.

İnsülin Direncini Kırmak İçin Neler Yapılabilir?

✓ Bilgisayar, cep telefonu, televizyon gibi teknoloji araçlardan uzak durmalısınız. Zira bu araçlar uzun süre hareketsiz kalmanıza neden olabilir.

✓ Spor salonuna yazılarak düzenli spor ve egzersiz yapabilirsiniz.

✓ Hareketsiz bir yaşam tarzınız varsa yemek sonralarında 30 dakika yürüyüş yapabileceğiniz gibi,  1 saat spor salonunda yüzebilirsiniz.

✓ Gıdalardaki protein oranlarına dikkat ederek protein oranı yüksek besinlerle beslenebilirsiniz. Bununla ilgili olarak yüksek proteinli besinler ile ilgili makalemizi okuyabilirsiniz.

✓ 2014 yılında yapılan bir araştırmanın raporunda, proteinli gıdalarla beslenmenin ve düşük karbonhidrat diyetinin trigliseridi azalttığı, iyi kolesterolü artırdığı, hipertansiyonun ciddiyetini hafiflettiği ve ensülin direncini kırabildiği (1) belirtilmiştir.

✓ Paketlenmiş gıdalardan uzak durmalısınız. Örneğin bisküvi, çikolata, patlamış mısır, gofret gibi hazır yiyecekler şeker ve karbonhidrat içerdikleri için kan şekeri dengesini bozarlar ve dirence neden olabilirler.

✓ Stresi yenmelisiniz. Sizi mutsuz eden insanlara mesafe koyabilirsiniz, boş kalmak insanı depresyona sürükler, kendinize hoş vakit geçireceğiniz bir uğraş bulabilirsiniz. Spor, tiyatro, sinema, kitap okuma, internet vs.

✓ Fazla kilonuz varsa hemen diyetisyene gidin ve sizin için hazırlanış özel bir sağlıklı beslenme listesi takip edin.

✓ Margarin, patates kızartması, cips, kraker, bisküvi, poğaça, kek ve kurabiye gibi trans yağ içeren besinlerden uzak durmalısınız. Bu yiyecekler ayrıca iyi kolesterolü düşürürken, kötü kolesterolü yükselten gıdalardır.

✓ Hayvansal yağlar ise dengeli tüketilmelidir ve aşırıya kaçmamalıdır.

✓ Portakal, şeftali, havuç, greyfurt, armut, tam tahıllı ürünler, kuru erik, baklagiller, bezelye, nohut ve özellikle sebze gibi lifli yiyecekler artırılmalıdır.

✓ İnsülin direncini kırmak için glikoz içeren gıdalardan uzak durulmalıdır. Beyaz ekmek, karpuz, mısır cipsi, hamur işleri, pirinç ve patates ise sınırlandırılmalıdır.

✓ Çaya şeker atıyorsanız ya çayı bırakın ya da şekersiz için.

✓ Sabahları protein açısından zengin, geç acıktıran yiyecekler tüketebilirsiniz. Örneğin tereyağlı omlet, suda pişmiş yumurta, lor peyniri, tuzsuz zeytin, yeşil çay ve 1-2 dilim tam buğday ekmeği tüketilebilir.

✓ Bal, pekmez gibi yiyecekler kan şekerinin fırlamasına neden olur. O nedenle glisemik indeks diyeti yaparak bu dertten kurtulabilirsiniz ya da direnci kırabilirsiniz.

✓ İnsülin direncine iyi gelen besinler glisemik indeksi düşük besinlerdir. Başka bir ifade ile kan şekerini birden yükselten gıdalar yerine kana daha yavaş karışan ve kan şekerini nispeten daha yavaş yükselten gıdalar tercih edilmelidir.

✓ Alkol ve sigara kesinlikle kullanılmamalıdır. Hatta etrafınızdan biri sigara içerken siz de aynı ortamda nefes alıyorsanız yine insilün direnci oluşabilir.

✓ İnsilün direncini kırmak için bitkisel çözüm olarak bazı bitkisel takviyeler kullanılabilir. Özellikle kırmızı portakal normal portakala göre 4 kat daha fazla  C vitamini içerir ve kötü kolesterolü azaltır.

✓ Kırmızı portakal dışında yeşil çay ve deniz yosunu takviyesi de ensülin direncini azaltabilir.

✓ Önerilen takviyelerin başında çinko, krom, glukomannan, üzüm çekirdeği ekstresi, balık yağı, C ve E vitamini takviyeleri gelmektedir.

✓ EPA VE DHA içeren omega 3 takviyeleri damarları açarak trigliseridi azaltabilir. Ayrıca koenzim Q10 ve D vitamini takviyesi de tavsiye edilmektedir.

İnsülin Direnci Diyeti Nasıl Olmalıdır?

Öğün atlamaya olanak tanımayan, glisemik indeks değerleri düşük, karbonhidrat ve şeker açısından fakir ve protein oranı yüksek gıdalardan oluşan bir beslenme diyeti direnci kırmak için çok faydalı olur.

✓ Bu programın bir diyetisyen tarafından size özel olarak hazırlanması gerektiğini unutmayın lütfen.

İnsülin direnci diyeti örneği aşağıda sunulmuştur:

Sabah Kahvaltısı: 

  • 1 adet haşlanmış yumurta, üzerine baharat serpiştirin.
  • Maydanoz, biber, domates ve salatalıktan oluşan zeytinyağlı karışım
  • 1 bardak yeşil çay
  • 1 tablet alfalipoik asit takviyesi
  • 4 yemek kaşığı lor peyniri
  • 1 dilim tam buğday ekmeği
  • 10 adet zeytin

Öğün Arası:

  • 1 kase yoğurt
  • 1 adet kuru erik

Öğle Yemeği

  • 5 adet köfte
  • Havuç salatası ve yeşillik
  • 1 kase yayla ya da sebze çorbası
  • 4 yemek kaşığı haşlanmış kara buğday

Öğün Arası

  • 1 adet kırmızı portakal ya da yeşil elma
  • 10 adet çiğ badem ya da 4 adet çiğ ceviz
  • Haftada 3 günü geçmeyecek şekilde 1 fincan kahve

Akşam Yemeği

  • 1 kase sebze çorbası ya da kırmızı mercimek çorbası
  • 1 kase kadar haşlanmış ıspanak ya da brokoli
  • 2 adet fırında pişirilmiş tavuk budu ya da 5 adet köfte ya da 100 gram hindi eti
  • İstenirse bol zeytinyağlı yeşillik (kıvırcık ya da marul)
  • 4 yemek kaşığı bulgur pilavı

Uyumadan 2 Saat Önce

  • 1 adet balık yağı takviyesi ve üzüm çekirdeği ekstresi
  • 1 bardak süt ya da kefir
  • Ya da 1 kase yoğurt

Yukarıdaki örnek diyet programı size uygun olmayabilir. O nedenle doktora danışmadan ve onayını almadan kesinlikle uygulamayınız.

Bonus: Hareketli ol, düzenli egzersiz yap, sağlıklı beslen, şeker içeren gıdalardan uzak dur, beyaz ekmek yeme, günde 3 dilim sınırını aşma ve  insülin direncini kır.

Bu Yazıyı Okuyanlar Şu Yazıları da Okudu:

Kol kireçlenmesi, tıp dünyasında osteoartrit adı ile anılan bu hastalık halk dilinde ise kireçlenme olarak adlandırılmaktadır. Kireçlenme rahatsızlığı kişilerde oldukça sık rastlanan bir eklem hastalığıdır. Bu hastalık hastaların eklem bölgelerinde, şişliğe, hareket esnasında değişik eklem bölgelerinden değişik sesler gelmesine ve hareketsizliğe sebep olur.

Kireçlenme veya diğer adıyla osteoartrit kol eklemlerinde yer alan kıkırdak doku işlevlerini yitirerek incelir. Bu nedenle de kıkırdağın çevresinde osteofit adı verilen kemik çıkıntıları meydana gelir. Kol ekleminin şişmesi nedeni ile bağ bölgeleri kalınlaşarak eklemi koruma altına almak amacıyla kasılmaya başlar. Meydana gelen bu oluşumlar neticesinde eklemler olması gerektiği şekilde yapılanarak kendilerini yenileyemezler. Bu durumlarda ise kireçlenme rahatsızlığı meydana gelmiş olur.

Kol Kireçlenmesine Kimlerde Rastlanır:

  • Menopoza girmiş bayanlarda
  • Sürekli olarak ağır ve yorucu işlerde çalışanlarda
  • Romatizmal eklem rahatsızlığı veya eklemlerinde iltihaplı hastalık olanlarda
  • İleri ve orta yaşlı insanlarda
  • Özellikle bayanlarda
  • Oldukça kilolu kişilerde
  • İrsi olan eklem rahatsızlığı olan kişilerde
  • Kalıtsal olarak ailesinde bu hastalığı taşıyan kişilerde rastlanabilmektedir.

Kol Kireçlenmesi semptomları nelerdir?

  • Genel olarak kişiler bu hastalığın farkına varamazlar veya meydana gelen ağrıları umursamadıklarından dolayı bu hastalık ilerleyerek ileri derecelere varabilmektedir. Kol kireçlenmelerinin belirtileri genellikle şu şekillerde meydana gelmektedir.
  • Kol kireçlenmelerinde eklem bölgelerinde ağrı ve sertlikler meydana gelir ve hastada kireçlenme ileri düzeyde ise oluşan ağrılar oldukça şiddetli ve devam eden ağrılar olarak seyreder.
  • Kireçlenme sonucu kolda hareket kısıtlılığı ve eklemlerde ağrı ve sertlikler meydana gelir ve hastalar normal kol hareketlerini uygulayamazlar. Bu nedenle hareket esnasında eklemlerinden çıtırtı sesi duyabilirler.
  • Kollarda meydana gelen şişlikler eklemlerin içinde yer alan sıvıların çoğalması nedeni ile şişlikler meydana gelmektedir.

Yukarıda sıraladığımız belirtiler kişilere göre değişebilmektedir. Bazı hastalarda bu belirtiler hafif bir şekilde seyrederken bazı hastalarda ise oldukça şiddetli ağrılarla kendisini gösterebilmektedir. Şayet bu belirtilerin bazıları mevcut ise, muhakkak bir hekime danışmanızda fayda vardır. Kol kireçlenmelerinde hekim tedavisi oldukça önemlidir. Verilen ilaç tedavisi ile hastalarda her hangi bir iyileşme sağlanamamışsa rehabilitasyon ve fizik tedavi uygulamaları hastalar için önerilmektedir. Ancak tıbbi tedavilerin yanı sıra hastaların evde kendilerinin uygulayabileceği doğal ve bitkisel tedavi şekilleri de vardır. Bu bitkisel tedavi yöntemlerinden bir kaçına birlikte göz atalım.

Kol Kireçlenmesine İyi Gelen bitkisel tedavi:

  • 1 tutam doğranmış havuç, bir çimdik tarçın, bir çimdik karabiber ve bir çimdik toz zencefil 2 yarım su bardağı suyun içinde kaynatılarak içilir. Hazırladığımız bu karışıma devam edilerek bir ay süresince her gün 2 defa hazırlanarak tüketilir.
  • 1 adet yeşil soğan doğranarak 1 çay bardağı suyun içinde kaynatıldıktan sonra içilir. Bu karışımdan her gün üç kez hazırlanarak içilmesi kireçlenmeye oldukça iyi gelecektir.
  • Yarın çay bardağı nane ve yarım çay bardağı karahindiba 2 çay bardağı suyun içine ilave edilerek kaynatılarak her gün düzenli olarak 3 kez içilmesi önerilmektedir. Ayrıca hindiba bitkisi kaynatılarak süzülür ve lapası kireçlenme olan bölgedeki eklemlerin üzerine konulup her iki saatte bir değiştirilerek uygulanabilir.
  • Kaynar suyun içine 1 tutam yabani elma çiçeği ilave edilerek demlenmeye bırakılır ve süzülerek dinlendirilir. Ardından süzülmüş sıvı ile kaynatılarak süzülmüş ıhlamur suyu ile karıştırılarak her gün düzenli olarak üç kez bir su bardağı kadar içilerek tüketilir.

Benzer Konu :

Kol Ezilmesine Ne İyi Gelir?

Kol Şişmesine Ne İyi Gelir?

Kol Zedelenmesine Ne İyi Gelir?

Kol İle İlgili Diğer Konular İçin Tıklayınız

Çeşitli faktörlerle ortaya çıkabilen bir eklem iltihabı rahatsızlığı olan osteoartrit veya artroz ya da halk arasında bilinen adıyla kireçlenme ileriki yaşlarda sıkça görülür. İnsan vücudunun her bölgesinde ortaya çıkabilir. Peki kireçlenme nedir? Kireçlenme nedenleri ve belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? İşte çağımızın en çok karşılaşılan hastalıklarından biri olan kireçlenme ile ilgili tüm detaylar…

KİREÇLENME NEDİR?

Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği’ne göre; dejeneratif eklem hastalığı olan osteoartrit veya artroz halk arasında kireçlenme olarak bilinmektedir. 50 yaş üzerindeki kişilerde en sık görülen eklem hastalığıdır. Kireçlenme vücuttaki herhangi bir eklemi etkileyebilir. En sık etkilediği eklemler eller, kalça, diz ve omurgadır.

Osteoartritte eklem kıkırdak yapısında bozulma oluşur. Bunun sonucu olarak eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda değişiklikler meydana gelir. Kemikteki büyümeler ve eklem kenarındaki çıkıntılar eklemlerin normal yapısını bozarak, hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olur.

KİREÇLENME NEDENLERİ NELERDİR?

  • Vücuda giren enfeksiyonlu hücrelere karşı bağışıklığın zayıflaması bu hücrelerin kemiklere kadar yerleşmesi,
  • İki kemik arasındaki dokuların genetik veya bağışıklık bozukluğu sırasında kayba uğraması,
  • Kemiklere yerleşen iltihabın kalıcı olması,
  • Kalsiyum oranının kemiklerden çok kanda fazlalaşması
  • Obezite
  • Eklemlerdeki tekrarlayan hareketler veya yaralanmalar (kırık, daha önce cerrahi işlem uygulanmış olması veya yıpranma gibi)
  • Bazı mesleklere bağlı olarak uzun süre ayakta kalma, sürekli eğilme, ağır kaldırma veya başka hareketler

KİREÇLENMENİN BELİRTİLERİ

  • En dikkat çeken belirtisi şiddetli eklem ağrılarıdır.
  • Eklem ağrılarına bağlı gelişen hareket kısıtlılığı
  • Eklemden tıkırtı ya da çıtırtı gibi seslerin gelmesi
  • Kaslarda esneme de zorlanma ve kalınlaştığını fark etmek.
  • Bacak bacak üstüne atmakta zorlanma.
  • Merdiven çıkarken, spor yaparken veya da namaz kılarken diz, dirsek ve beli hareket ettirirken çıkan sesler ve devamında yaşanan ağrılar kireçlenmeye işaret eder.
  • Ekleme uygulanan en ufak basınçta bile hissedilen hassasiyet

KİREÇLENME TEŞHİSİ NASIL KONUR?

  • Direkt radyografi (Röntgen filmi): Eklem röntgen filmlerinin çekilmesi kireçlenme tanısını koyarken yardımcı olur. Ancak, röntgen filmlerinde osteoartrite ait bulguların olması o eklemde yakınmaların olacağı anlamına gelmeyeceği gibi yakınmaların hangi şiddette olduğunu da göstermez.
  • Kan testleri: Osteoartrit tanısını koyduran bir kan testi yoktur ancak bazıları kireçlenmeyi diğer romatizmal hastalıklardan ayırt etmede yardımcı olurlar.
  • Eklem sıvısının incelenmesi: Özellikle eklem şişliği olan hastalarda eklem sıvısının incelenmesi kireçlenmenin başka hastalıklardan ayırımında gerekli ve faydalı olabilir.

KİREÇLENME NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tedavide ilk basamak hastanın eğitimidir. Hasta öncelikle hastalığı konusunda bilinçlendirilmelidir. Ağır egzersizlerden ve zedelenmiş eklemin aşırı kullanılmasından sakınılmalıdır. Kilo verilmesi ile aşırı yük taşıyan eklemlerde kireçlenmeye bağlı şikayetler azalır. Ağrılı dönemlerde hastaya istirahat önerilir.

Düzenli egzersiz: Eklemi çevreleyen kaslar güçlendirilir. Böylece ekleme binen yükün azaltılması sağlanmış olur. Ancak uygulanacak egzersiz programının mutlaka hekiminiz tarafından düzenlenmesi gerekir.

Fizik tedavi uygulamaları: Doktorunuzun önerisiyle etkilenen ekleme sıcak ya da soğuk uygulamaları, ağrı kesici akım tedavileri ve derin ısıtıcı tedaviler uygulanabilir. 

İlaç tedavisi: Osteoartritte ağrı kesici ve iltihap dağıtıcı ilaçlar hastalığın belirli dönemlerinde doktor kontrolü altında kullanılmaktadır. Kıkırdağı güçlendiren ilaçların kullanımı da son yıllarda artmaktadır. 

Eklem içi enjeksiyon: uzman hekiminizin önermesi halinde eklem şişliğinin olduğu dönemlerde eklem içine kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Bunun yanı sıra eklem içine eklem kayganlığını arttıran ilaçlar enjekte edilebilir. Şu ana kadar saydığımız tedavilerden fayda görmeyen ve hastalığı günlük yaşam aktivitelerini ileri derecede bozan hastalara cerrahi tedavi (ameliyat) önerilebilir.

ÖNE ÇIKAN HABERLER

  • Omicron varyantı belirtileri değişiyor!
  • Varis neden oluşur? İşte belirtileri
  • Dünya genelinde Covid’den ölenlerin sayısı 6 milyonu aştı
  • 65-72 yaş arası doktorlar için yeniden atama ilanı
  • Koronavirüste son durum açıklandı

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации