Андрей Смирнов
Время чтения: ~30 мин.
Просмотров: 0

Diz kireçlenmesine ne iyi gelir? Diz kireçlenmesine bitkisel çözüm önerileri

Genel Tanıtım

Kireçlenme Nedir?

Kireçlenme ya da tıp dilindeki adıyla osteoartrit, dünya çapında milyonlarca insanın yaşadığı kronik bir eklem rahatsızlığıdır. Kemiklerin uçlarını çevreleyen kıkırdak dokunun zamanla aşınması, yıpranması ile ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Zaman içerisinde kötü gidişatlar gerçekleşebilir, kemikler parçalanabilir ve eklem içinde birikmeye başlayabilir. Bu vücutta iltihabi bir süreci ve devamında ağrı ataklarını ortaya çıkarır.

40 yaş üstündeki bireylerde görülme sıklığı artmakla beraber, ağır yük taşımak gibi fiziksel hareketlerde bulunan insanlarda da çok sık rastlanılmaktadır. Eklem kireçlenmesi, eklem hastalıkları yaşanmasının önündeki en büyük sebeptir. Kireçlenmeden esas etkilenen eklemleriniz; diz, kalça, bel, boyun, başparmak eklemleridir.

Yaşın artması, obezite probleminin var olması, eklemlerin aşırı kullanımı ve genetik yatkınlık gibi faktörlerle risk ihtimali oldukça artmaktadır.

Hareket halinde kireçlenme ağrıları daha fazla hissedildiği için hastanın dinlenmesi kendini fazla yormaması, ağırlığa maruz kalacağı hareketlerden kaçınması tavsiye edilir.

Nedenleri

Kireçlenme Nedenleri Nelerdir?

Kireçlenme, eklemlerinizi çepeçevre saran kıkırdak dokunun aşınmasıyla ortaya çıkan bir problemdir. Ve bu doku tamamen aşındığı takdirde, kemik kemiğe sürtünme noktasına kadar gelebilir.

Obezite sorunu, sporcu yaralanmaları, kalıtımsal etkiler, eklemlerin aşırı kullanımı, yaş gibi faktörler kireçlenmeye neden olmaktadır. 

İdeal kilonuzu koruduğunuz takdirde, diz, kalça ve belinizde oluşabilecek kireçlenmenin önüne geçebilirsiniz. Ayrıca kilo kaybı kireçlenmenin ilerlemesini azaltabilir. Sporcu yaralanmalarında kireçlenme gelişme riski oldukça fazladır. 

Kıkırdak yapımında genlerden kaynaklı kalıtsal bir sorun mevcut olduğunda bu eklemlerin daha hızlı bozulmasına neden olabilir. Ayrıca bazı eklemlerin aşırı derecede fazla kullanımı kireçlenme riskini hayli artırmaktadır.

Yaşınız arttıkça kireçlenme problemi yaşama ihtimaliniz de eş zamanlı olarak artmaktadır.

Belirtiler

Kireçlenme Belirtileri Nelerdir?

Kireçlenme oldukça sinsi bir hastalıktır. Belirtiler yavaş yavaş gelişir ve zamanla kötüleşir. Hangi eklemin, hangi oranda etkilendiğine bağlı olarak belirtiler farklılık gösterir.

Kireçlenme Semptomları

Ağrı: Eklemlerde hareket ederken ya da hareketin sonrasında meydana gelen ağrılar.Sertlik: Sabahları uyandığınızda ya da uzun süre hareketsiz kaldığınızda eklem sertliği probleminden muzdarip olabilirsiniz.Hassasiyet: Eklemlerinize ve çevre bölgelerine hafif bir baskı uygulandığında bile o bölgenin hassasiyetini hissedebilirsiniz.Esneklik kaybı: Eklemlerinizi eskisi gibi esnek bir biçimde hareket ettiremeyebilirsiniz.Gıcırtı sesleri: Ekleminizi hareket ettirdiğinizde, gıcırdama, çatırdama seslerini işitebilirsiniz.Şişkinlik: Eklemlerinizin çevresinde hafif şişkinlik gözlemleyebilirsiniz.

Bu gibi belirtilerin devamlılığı ev işlerini, günlük rutinlerinizi yapmanızı sekteye uğratacaktır. Normalde çok basit olarak baktığımız işleri yapmak sizin adınıza bir işkence haline gelebilir. O yüzden belirtilerin devamında daha kötü hastalıklara neden olmaması için hızlı aksiyon almak adına doktorunuzla iletişim kurmanız büyük önem arz etmektedir.

Kireçlenme Vücudun Hangi Bölgelerini Etkiler?

Kireçlenme, bel, diz, ayak bileği, kalça eklemi gibi yük altında çalışan eklemlerde daha sık rastlansa da omuz, dirsek, el bileği, el eklemleri hatta çene kemiğinde bile rastlanılabilir.

Tanı Yöntemleri

Kireçlenme Şikayetleri Nelerdir?

Hastalığın en önemli belirtisi ağrıdır. Bu ağrılar hastanın dinlenmesi sonucu azalma gösterir. İleri yaşlarda görülen kireçlenmenin ağrıları kalıcı ve olabilir ve dayanılmaz bir hal alabilir. Ve günlük ritüellerinizi yapmanız zorlaşıp, işlev kayıplarına kadar sebebiyet verebilir.

Tedavi Yöntemleri

Kireçlenme Tedavisi

Kireçlenme geri döndürülemez bir rahatsızlıktır fakat tedavi yöntemleri ile ağrılarınızı azaltabilir ve daha iyi hareket etmeniz sağlanabilir ve hastalığın ilerlemesi engellenebilir.

  • Fizik tedavi uzmanı ile beraber eklemlerinizin etrafındaki kasları güçlendirmeye ve esnekliğinizi artırmaya yönelik hareketler üzerinde duracağınız bir egzersiz planı şekillendirilebilir. 
  • Kilo vermeniz, eklemlerinizde yaşanan gerilimin azalmasına olanak sağlayabilir.
  • Reçeteli anti-enflamatuar ve ağrı kesiciler ile eklemlerdeki ağrı ve şişkinliğin azaltılmasını sağlayabilirsiniz.
  • Hekiminizin tavsiye edeceği eklem koruma aksesuarları ile eklemlerinizin daha fazla gerilip acınızı artıracak hareketleri engelleyebilirsiniz.
  • Eklem içine yapılacak lokal enjeksiyon uygulamaları da uygun hastalarda tedavi seçenekleri arasındadır.
  • Diğer yöntemlerin etkisiz kaldığı durumlarda, cerrahi operasyonlar da seçenekler arasında bulunabilir.
  • Eklem protezi ameliyatıyla, hasarlı ekleminiz yerine plastik veya metal parçalar konabilir. 
  • Osteotomi ile beraber dizlerinizin yeniden hizalanması sağlanır ve bu operasyon sayesinde vücut ağırlığınız dizinizin yıpranmış kısmından uzaklaştırılmış olur.

imageEgzersiz yapılması ile eklemlerin çevresindeki kas bağları güçlendirilir ve eklemin hareket güvenliği artırılır. Yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi egzersiz yaklaşımları yararlıdır. Egzersiz yaptıktan sonra saatlerce süren ağrı, eklem ve bağlara aşırı yüklenildiğini gösterdiği için egzersize ara verilir. Daha sonra tekrar daha az yoğunlukta başlanıp kademeli olarak artırılır. Yoga ve tai chi gibi meditasyon teknikleri nefes terapileri ile birleştirilerek stresi azaltmada yararlı olabilir. 8 haftalık yoga programının uygulandığı bir araştırmada diz eklem kireçlenmesinde yararı olduğu gösterilmiştir. Ağrılı eklemin zorlanmaması gereklidir. Ağrı tedavisinde yardımcı olarak soğuk veya sıcak uygulamalardan faydalanılabilir. Kas spazmı ve ağrıyı gidermede soğuk uygulama, sertlik yakınmasını azaltmada sıcak uygulamalar yararlı olabilir. Soğuk uygulama özellikle dizdeki şişlik ve ağrıda yararlı olup 20-30 dakika kadar beze sarılı buz kalıbının uygulanması ile buz kalıbı yoksa donmuş sebze ile uygulama şeklinde yapılabilir. Aşırı kilolu olmak iskelet sisteminin taşıyacağı yükü artırdığı için eklemlerde harabiyete neden olur. Özellikle kalça ve diz eklemlerinde kireçlenme ve ağrı daha sık görülür. Şişmanlığın önlenmesi, aşırı kilonun bir kısmının verilmesi eklemler üzerine olan baskıyı belirgin olarak azaltarak yararlı olur. Sağlıklı zayıflama için doktor ve diyet uzmanı kontrolünde egzersiz ve diyet planlaması yararlıdır. Soğukluk veya sıcaklık hissi veren ağrı kremlerinin eklem komşuluğundaki cilde uygulanması ile yakınmalarda azalma sağlanabilir. Ağrı kremlerinin en başarılı olduğu eklemler diz ve parmak eklemleridir. Ağrılı eklem üzerine baskıyı azaltmak için baston kullanılabilir. Yürürken kalça veya diz üzerine olan baskının azaltılmasını sağlar. Baston, sorunlu eklemin karşı kısmında bulunan kolda taşınır. El eklemlerinde sorun varsa, mutfak gibi ortamlarda kullanmak için tutma-yakalama cihazlarından yardım alınabilir. Bu tür cihazlar için kataloglardan yardım alınabilir.

ÖNERİLEN BESİN TAKVİYELERİ • Kondroitin: Kıkırdak, kemik ve tendonlarda bulunan kondroitin, kıkırdağın parçalanmasına neden olan enzimleri engeller. Ağrı ve iltihabı azaltıp eklemlere destek olur. Nonsteroidal, antienflamatuvar ilaçlara (NSAİİ) olan ihtiyacı azaltır. Eklem kireçlenmesinin ilerlemesine engel olabilir. Kondroitin, genellikle glikozamin ile birlikte günde 1.200 mg dozda önerilir. Birkaç hafta süren düzenli kullanımdan sonra yararlı etkileri ortaya çıkmaktadır. • Glikozamin: Eklemlerdeki kıkırdak dokunun ana bileşenidir. Kıkırdakların suyu emmesini sağlar ve eklemlerde kayganlık oluşturur. En az 6-8 hafta süreyle günde 1.500 mg kullanılmalıdır. • S-Adenozilmethiyonin (SAMe): Kıkırdak oluşumu ve kıkırdak dokunun onarılmasında yer alan bir besin bileşenidir. Ağrı ve enflamasyonu azaltıp kıkırdak oluşumunu uyarır. NSAİİ gibi etkili olup, nadiren ishal ve gastrointestinal bozukluklar gibi yan etkileri görülebilir. Naproksen ile karşılaştırılmasında SAMe etkisinin yavaş başladığı ve yararının görülmesi için uzun süre geçmesi gerektiği saptanmıştır. Günde 400- 1.200 mg alınması önerilir. Günlük 2 veya 3’e bölünmüş dozlarda toplamda 600-1.200 mg önerilmektedir. • Bromelain: İltihabı azaltıcı etkili ve eklem hareketilliğini artıran bir enzimdir. 200-2.000 mg dozlarda alınması önerilir. Uyarı: Aspirin, warfarin (kumadin) gibi pıhtılaşmaya karşı kullanılan ilaçların etkinliğini artırabilir. • Omega yağ asitleri: Omega-3 kaynağı olan balık yağı ve omega-6 kaynakları olan evening primrose veya boraj yağının, ağrı ve enflamasyonu azaltmak ve eklemlerde kayganlık oluşturmak üzere günde 2-4 gram dozda alınması önerilir. • B3 vitamini: Günde 3-4 kez 250-500 mg B3 vitamini (niasinarnit) desteği ile osteoartroz yakınmalarının azaldığı bildirilmiştir. • Hyalüronik asit: 70’li yaşlara gelindiğinde bağ dokusunda bulunan ve birleştirici özelliği olan hyalüronik asidin 40’lı yaşlara göre %80 oranda azaldığı bilinmektedir. Enjeksiyonluk uygulamaların yanı sıra dahilen kullanımı da yarar sağlamaktadır. 8 hafta boyunca günde 80 mg hyalüronik asit desteği alan hastalarda dizlerde emin azaldığı bildirilirken, bir başka çalışmada ise 200 mg hyalüronik asit desteğinin ağrıyı azaltmada etkili olduğu rapor edilmiştir. • Vitamin ve mineraller: C vitamini takviyesinin osteoartroz gelişimini azalttığı bilinmektedir. Kıkırdak dokusunda gelişebilecek bozuklukları önlemek veya ertelemek amaçlı güçlü antioksidan etkili bileşiktir. Günde 1.000-3.000 mg C vitamini takviyesi önerilir. C vitamini ile birlikte E vitamini takviyesi de alınması antioksidan etkiyi artırabilir. Osteoartroz tedavisinde, günde 12.5 mg pantotenik asit takviyesi ile 2 haftalık bir kullanımdan sonra önemli yarar kaydedilmiştir. Kolajen sentezi ve kıkırdak doku için A vitamini, E vitamini, piridoksin ile çinko, bakır ve boron da gerekli olan besin öğeleridir. Takviyeleri ile kıkırdak sentezi ve onarımı gerçekleşir. Günde 6 mg boron, 1 mg bakır, 45 mg çinko, 50.000 IU A vitamini ve 50 mg piridoksin alınması önerilir. Düşük K vitamini seviyeleri de osteoartroz riskini artırmaktadır. Yeşil çay, ıspanak, lahana ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesinin yanı, sıra, besin desteği olarak günde 0.5 mg vitamini içeren preparatlar önerilir. Ancak kan pıhtılaşmasına karşı ilaç kullananların hekim tavsiyesi ve kontrolünde vitamini desteği alması önerilir.

ÖNERİLEN BİTKİSEL İÇERİKLİ TAKVİYELER • Akgünlük sakızı (Bosweilia serrata): Hindistan’da yetişen ve yüzyıllardır reçinesi artritte kullanılan bir bitkidir. Boswellik asit ana bileşenidir. Osteoartroz hastalarında klinik araştırmalarda özellikle dizde ağrıda azalma ve şişkinlikte azalma yanında dizin esnekliğinin artığı ve hastaların yürüyüş mesafesinde artış olduğu bildirilmiştir. Ağrı ve iltihabı baskılamak için günde 3 kez 400 mg Boswellik asit içeren preparatın alınması önerilir. • Şeytantırnağı kökü (Devil’s claw): Harpogophytum procumbens bitkisinin kökleridir. Ana etkili bileşiği harpagozittir. Günde en az 60 mg harpagozit içeren standart ekstresinin alınması önerilir. Kuru köklerinden, tablet veya kapsül formunda ise, günlük en az 2.000 mg alınması, %2.5 harpagozit içeren standardize kuru ekstresinden ise günde 3 kez 750-1.000 mg alınması önerilir. • Söğüt kabuğu, zerdeçal, zencefil: 1-2 gram söğüt kabuğu 250 ml su içinde hafif ateşte 15-20 dakika kaynatılır, süzülür. Osteoartroz, romatoid artrit, hafif ateş, sırt, bel ve baş ağrısı durumunda günde 3 kez bir çay fincanı içilmesi önerilir. 1.5-3 gram zencefil kökü veya zerdeçal ile hazırlanacak olan çay da yemeklerden sonra gün de 3 kez içilebilir. Gastrik ülser, reflü ve safra taşı olan hastalara tavsiye edilmemektedir. • Avocadoesoybean unsaponifiable (ASU): Avokado ve soya yağından oluşan bu karışım eklem harabiyetine neden olan olayların azaltılmasında yararlıdır. Avrupa’da diz ve kalça ekleminin kireçlenmesinde yaygın olarak kullanılır. 3 yıl ASU kullanımıyla eklem harabiyetinin azaltıldığı ve hastaların yarar gördüğü saptanmıştır. Soya ve soya ürünlerini alırken/tüketirken GDO’suz olmasına, yani genetiği değiştirilmiş organizma içermemesine, yerel tohumlardan organik olarak üretilmiş olmasına dikkat ediniz. • Kuşburnu: Bir metaanalizde eklem kireçlenmesine bağlı gelişen eklem ağrılarını azalttığı sonucuna varılmıştır?” Günlük 5.10.5 gram kuşburnu tozu önerilmektedir.

imageTOPİKAL UYGULAMA • Kapsaisin: Kapsaisin, kırmızıbiber ekstresinin ana bileşenidir. %0.025-0.075 kapsaisin içeren kremlerin kullanılması önerilir. Mentol içeren sıvı yakı veya jeller de topikal olarak ovularak uygulanabilir. Uyarı: Krem kullanımından sonra eller iyice yıkanmalı ve uzun süre gözlerle temastan kaçınılmalıdır. BİTKİSEL KOMPRESLER VE BANDAJLAR • Arnica montana (öküzgözü) çiçekleri ile eklem sargısı hazırlama: Eklem ağrıları, romatoid şikayetler, burkulma, ezik, bağ dokusunda yırtılma için önerilebilecek tentür karışımı ile kompres yapılabilir. 100 gram çiçek, 100 ml %70 etanol içinde iki hafta bekletilir. Hazırlanan bu tentür 300 ml sıcak su içine eklenir ve karıştırılır. Birkaç tane pamuklu bez sıcak karışım içine daldırılır ve ağrılı olan eklem yerine sıcak kompres yapılır. Kronik eklem hastalıklarında sabah ve geceleri olmak üzere 2 kez uygulama yapılır. Elastik bandaj ile sarılır.

Zencefil kökü ile kompres uygulaması: Müzmin eklem hastalıkları, romatizma, omuz ve sırt ağrıları için zencefil kökü ile kompres uygulanabilir. 3 tatlı kaşığı ince kıyılmış zencefil kökü veya 2 tatlı kaşığı ince toz edilmiş kök, 500 ml kaynar su içinde demlenir. Pamuklu bez daldırılır ve 20 dakika yaş kompres uygulaması yapılır. Kompres soğur veya kurursa yenisi ile hemen değiştirilir.

Yazar: Enes Eker

Sarılık tedavisi bebeklikten itibaren uygulanabilecek farklı metotlarla uygulanır. Her yaşta görülebilecek farklı hepatit enfeksiyonları ile mücadele etmek için alternatif tedavi seçenekleri doğmuştur.

Sarılığın Bitkisel Tedavisi Var Mı?

Fizyolojik sarılık görüldüğünde bunun için bebeklik veya çocukluk döneminde Fototerapi uygulaması oldukça yoğundur. Ancak bu durum yalnızca küçük yaşlarda görülmez. Bebeklerde bitkisel sarılık tedavisi uygulansa da ileriki yaşlarda daha fazla tercih edilir. Birçok kişinin daha çok tercih ettiği doğal tedavi metotlarını incelediğimizde bazı sonuçlar dikkat çekiyor. Yan etkisi olmayan ve sarılığı tüm belirtileri ile ortadan kaldıran bazı doğal bitkilerden söz etmek mümkün oluyor.

Tabi ki burada önemli olan hususlardan biri doğru bitkilerin doğru kullanımıdır. Zira karaciğer ve safra üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek yiyecekler ve bitkiler mevcuttur. Konusunun uzmanı olarak anılan Ahmet Maranki gibi başarılı isimler sarılık için bitkisel kür tarifi ile hastalarına önerilerde bulunmaktadır.

Bunları doğru ve düzenli olarak uygulamanız ise sarılığın bitkisel tedavisi için son derece doğru bir neticeye yol açacaktır. Hastalıklara iyi gelen bitkilerin genelde aynı çizgide yer aldığına şahit olabilirsiniz. Fakat doğanın bize armağanı olan çok sayıda bitkiden söz edeceğiz. Hepsinden önce sarılık tedavisinde bitkisel kürler etkili sonuçlar doğurur diyerek doğal tedavisinin mümkün olduğunu vurgulayalım.

Sarılık İçin Evde Uygulanabilecek Tedavi Yöntemleri

Sarılık için evde uygulanan kür tarifleri bilirubin seviyesine iyi gelen ve vücudunuzdan atmanızı sağlayan etkiler doğurur. Bitkiler birçok noktada sağlığımız için olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Hatta ilaç endüstrisinin dahi kimyasal bileşenlerden ziyade bitkisel içerikler kullanmaya başlaması buna dayanıyor.

Kürlerin uygulama miktarı sıklığı süresi
Limon Günde 2 Kez Birkaç Hafta
Şeker Kamışı Suyundan 1 Bardak Günde 2-3 Kez – 3 Hafta
Arpa Her Gün Belirtiler Gidene Kadar
Zerdeçal Günde 3 Kez 2-3 Hafta
Turp Günde 1 Kez 10 Gün

Sarılık Tedavisi İçin Kür Önerileri

Bebeklerde sarılık için doktorunuzun direktifleriyle kısa sürede belirtiler ortadan kalkacaktır. Ancak ileriki yaşlarda karaciğer yağlanması ile sonuçlanan bilirubin yüksekliği için iyi gelen bitkileri tercih edebilirsiniz. Bitkisel tedavi aşamasında yukarıdaki tabloda yer alan grafiğe bağlı kalarak aşağıdaki tarifleri uygulamanız tavsiye edilmektedir.

  • Limon

Bardağa damlatacağınız 5-6 damla limon suyunu, günde iki kez olmak şartıyla en az birkaç hafta içmelisiniz. Fakat bir gün tükettikten sonra bir gün ara vermeniz önerilir.Bu şekilde 2 haftalık süreçte toplam 7 gün içmeniz gerekir.

  • Şeker Kamışı

Şeker kamışı suyunu bir bardak olacak şekilde ayarlayın. Üzerine ekleyeceğiniz yarım limon suyunun taze olmasına özen gösterin. En az iki hafta tüketilmesi gerekir. Aynı zamanda her gün 2-3 kez içmelisiniz.

  • Arpa

Ölçüt olarak 1,5 litre su için 1 fincan arpa şeklinde malzeme listenizi temin edin. Ardından bu iki malzemeyi karıştırarak güzelce kaynatın. Limon suyu eklemeniz içerken tat olarak hoş bir tını bırakacaktır. Günlük 4-5 bardak içilmesinde bir sakınca yoktur. Sarılık belirtisinin ortadan kaybolmasıyla kürü uygulamayı bırakabilirsiniz.

  • Zerdeçal

Bir bardak için çay kaşığının çeyreği kadar zerdeçal kullanabilirsiniz. Suyun sıcak olması ile beraber karıştıracağınız karışımın faydasını görebilirsiniz. Günde 3 kez içerek ve bunu 1-2 hafta sürdürerek etkilerini görebilirsiniz.

  • Turp

Turp yapraklarını kaynar suda haşlayın ve çay formunda demlemeye bırakın. En az 10 dakika demlendikten sonra günde bir bardak içmeniz yeterli olacaktır. Ortalama 10 gün uyguladığınızda sonuçlarını görebilirsiniz.

  Yukarıda belirtilen tüm tarifler bitkisel tedavi uzmanlarınca verilmiştir. Sarılığın bitkisel tedavisi için kür tavsiyesi olarak uygulanabilir. Ancak uygulamadan evvel birini tercih edin ve damak tadınıza hitap ettiğinden emin olun. Kesinlikle belirtilen süreçler ve dozlar dahilinde kullanın. Daha fazlasını tüketmeyin. Tüketmeden evvel bitkisel tedavi açısından uzman olan birine ya da doktorunuza danışabilirsiniz. Tüm kürleri kesinlikle aynı anda uygulamayınız.

Yorum ekle

BOYUN KİREÇLENMESİNE BİTKİSEL TEDAVİ

Sağlık, Şifalı Bitkiler   13 Mayıs 2016

Boyun kireçlenmesi bilgisayar başında oturan kişilerin sıkça karşılaştığı problemlerden birisidir. Boyun kireçlenmesi, boyundaki omurların aralarında bulunan disklerin hasar görmesi ya da yıpranması sonucu ortaya çıkan bir çeşit sağlık sorunudur. Bu yıpranma omurilik kanalını ve içinden geçen sinirleri sıkıştırarak, sinirler üzerinde baskı oluşturur. Bu baskı sonucunda kişiden kişiye farklılık gösteren sağlık sorunlarını ortaya çıkarır. Bu sorunların başında; boyunda ve kollarda şiddetli ağrı ve uyuşma oluşur. Bu problemler genelde 40-50 yaşlar arasında ya da daha sonra görülmeye başlar. Yani yaş ilerledikçe görülme oranı daha yüksektir. 

Boyun Kireçlenmesinin Nedenleri Nelerdir?

Boyunda oluşan kireçlenme omurgadaki disk, eklem ve kemiklerin zamanla tahrip edici boyutta yıpranarak aşınmaya uğramasıdır. Boyun kireçlenmesinin birçok nedeni mevcuttur. Bunlar;

  • Duruş bozukluğu
  • Bilgisayar başında fazla vakit geçirme
  • Sakatlık, düşme ya da kaza sonucunda meydana gelen rahatsızlıklar
  • Enfeksiyonlar

Genel olarak boyun kireçlenmesinin nedenlerini belirlemek bazen pek mümkün olmayabilir.

Boyun Kireçlenmesi Belirtileri

Boyun kireçlenmesinin ilk aşamada boyun bölgesinde şiddetli ağrılar meydana gelmektedir. Rahatsızlık ilerledikçe ortaya çıkabilecek problemler şöyle;

  • Yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • Kol ve omuzda uyuşma
  • Uyku zorlukları ve bölünmesi
  • Boyun bölgesinde kas spazmı
  • Eklemlerde şişme
  • Asabilik ve sinirlilik hali
  • Aşırı hassasiyet
  • Boyunda başlayıp zaman içerisinde omuz ve kollara yayılan şiddetli ağrılar
  • Sersemlik hali

Yukarıda bahsettiğimiz belirtiler oldukça ciddi riskli belirtiler denilebilir. Bu sebeple hiç vakit kaybetmeden derhal uzman doktora başvurulması gerekir.

Kireçlenmeye Karşı Bitkisel Kür Tarifi

Çınar ağacı yaprağı kireçlenme tedavisine birebir etkilidir. Ancak çınar ağacı yaprağının birçok çeşidi mevcuttur. Bu tedavi için en uygun olan çınar yaprağı, geniş ve yırtıkları fazla olanı makbuldür. Aşağıdaki resimdeki gibi…

Bitkisel kürde kullanılması gereken çınar ağacı yaprağı.

Çınar yaprağının olgun, yeşil ya da kurutulmuş olması gerekir. Bu kür bitki çayı olarak hazırlanır ve düzenli kullanımda etkili sonuçlar elde edilmesinde fayda sağlamaktadır.

Çınar yaprağını suda yıkayın ve parçalara ayırın. 1 bardak su için 2 adet büyük boy çınar yaprağı yeterli olacaktır. Klorsuz suyu kaynatın ve içerisine parçalara ayrılan çınar yapraklarını ilave edin. Kısık ateşte 1 dakika kadar demlenmeye bırakın ve ocağın altını kapatın. Demlenme süresi tamamlandıktan sonra süzün ve ılık olarak için. Günde 2 defa içilmesi gerekir. Yemeklerden önce ve yatmadan önce 1’er bardak tüketilmesi gerekir. İki içim arasında en az 3 saat fark olmalıdır.

Çınar ağacı yaprağı kürüne hiç aralıksız 30 gün boyunca devam edilmelidir. Her defasında taze olarak hazırlayın ve tüketin. Şikayetlere göre tekrarlayabilirsiniz.

BOYUN KİREÇLENMESİNE BİTKİSEL TEDAVİ için yapılan yorumlar;

  1. yasin dedi ki: 26 Ocak 2017, 22:07

    çınar yaprağı alerji yaptı bende başka ne kullanabilirim…

  2. Emine dedi ki: 12 Nisan 2017, 14:39

    Ben Çınar yaprağı kürünü uyğuladım,1,ay sonrasında kafamın içinde çıtır çıtır sesler gelmeye başladı benim el eklemlerin dede şekil bozukluğu var Çınar yaprağı kürünü tekrar kullanılabilir mıyım kaç gün sonra kullanmam lazım aynı çıtırtılar ellerimi yumruk yaparkende oluyor 55 yaşındayım bana yardımcı olursanız sevinirim tşk ederim

  3. Bilmiş Kadınlar dedi ki: 25 Nisan 2017, 11:18

    Sayın Emine hanım, vücudunuzu dinlediğinizde farkettiğiniz belirtiler (çıtırtı gelmesi vs.) kişiden kişiye göre farklılık gösteren nedenlerden ortaya çıkabilen ve yine tedavisi adına farklı yöntemler kullanılabilmesi gereken durumlar olabilmektedir. Bu durumda önerim uzman bir hekim’e danışmanız. Zira konusunda uzman bir hekimin yapacağı tetkik yada tetkikler sonucunda durumun ne olduğuyla bilgi sahibi olacak ve gerekliyse tedavi uygulayabileceksiniz. Ayrıca, doğal yöntemler ile tedavi uygulamalarında da sorununuzn ne olduğu yine uzman bir hekim tarafından teşhis edilirse, size neyi kullanmanızın (bitkisel olarak) zararlı olup olmayacağı konusunda da fikir vermiş olacaktır. Sağlık uzmanlarının önerileri, bitkisel olsun veya olmasın herhangi bir tedavi uygulanmadan önce bir hekime görünmeniz yönündedir. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

  4. Bilmiş Kadınlar dedi ki: 25 Nisan 2017, 11:35

    Sayın Yasin bey, Anti-inflamatuar özellikleri olması, kas sertiliğini azaltması ve kan dolaşımını hızlandırdığı için Zerdeçal kullanabilirsiniz. 1 bardak süt ile 1 çay kaşığı zerdeçal karıştırıp, ardından 5 dakika kısık ateşte ısıtıp, soğumasını bekledikten sonra içebilirsiniz günde 2 kez bunu tekrarlayabilirsiniz. Ayrıca zerdeçal kapsülü de kullanabilirsiniz, fakat doğru doz için mutlaka doktorunuza danışınız. Uzman bir hekime danışmadan kullanmamanızı tavsiye ederim.

    Ayrıca Sarmısak ta anti-inflamatuar ve analjezik özellikleri bulunması nedeniyle etkili olabiliyor. 2-3 ezilmiş sarmısağı ısıtıp ardından soğumaya bırakın ardından sarmısak ile sorunlu gölgeye 5-10 dakika hafif masaj uygulayın. Fakat ilk olarak mutlaka konusunda uzman bir hekime görünmenizde fayda var. Sorununuzun size özel teşhisiyle birlikte nelerin sizde yan etki göstereceği, neleri kullanmamanız gerektiği ile ilgili bilgi sahibi olmalısınız.

  5. Emine karaçoban dedi ki: 19 Ağustos 2017, 23:49

    Merhaba, doktora gittim emar çekildi boyunda fıtığı ve kireçlenme olduğunu öğrendim şu an fizik tedavi oluyorum ama aynı çıtırtılar devam ediyor,sizin bir tavsiye nız varmı, tşk ederim.

  6. nihalcik dedi ki: 13 Ekim 2018, 11:46

    sürülen varmı ?

Bir cevap yazın

Anasayfa » Cilt Bakımı » Kremler » Kireçlenmeye İyi Gelen Kremler image

Kıkırdaklar, eklem bölgelerinde, iki kemik arasında bulunmaktadır. Kemiklerin birbirine sürtünmemeleri ve eklemlerin rahat hareket etmelerini sağlarlar. Ancak zaman içerisinde kıkırdaklarda yaşanan aşınmalar ya da kıkırdağın yırtılmasına bağlı olarak kıkırdak görevini yapamaz ve hareket sırasında kemikler birbirlerine sürtünmeye başlarlar. Bunun sonucunda da hareket sırasında eklemler ağrıları olacağı gibi iltihaplanma da meydana gelmesi muhtemeldir. Halk arasında kireçlenme olarak adlandırılan bu rahatsızlığın neden olduğu şikayetlerin giderilmesinde kullanılabilecek ilaçlar bu yazımızda anlatılmış olup uzman görüşü alınmadan kullanılmamaları tavsiye edilir.

Bengay Krem

image

Etken maddesi Metil salisilat, Mentol’dur. Bengay krem, vücutta iltihap ve ağrılara neden olan biyolojik faktörleri azaltan bir etkiye sahiptir. Ağrılı bölgelere uygulandığında, bu bölgelerdeki damarları genişleterek serinlik hissi verir ve bunu ilacın ağrı kesici özelliği takip eder. İlaç kullanıldığı bölgedeki sinir ve kasların gevşemesini sağlar. Ağrılı omuz tutulmasında, bel ağrılarında, romatizmal ağrılarda, hasar ve zedelenme kaynaklı ağrılı durumlarda, kas ağrılarında, sinir sıkışmalarında, eklem iltihabında, eklem çevresindeki dokulardaki iltihaplanmalarda, kireçlenme ağrılarında, eklem bölgesinde ağrılı şişliklerde, tendon ve tendon kılıfı iltihaplarında ağrı kesici ve iltihap giderici olarak kullanılır.

Kullanım Şekli

Doktorunuz tarafından başka şekilde kullanılması önerilmediği takdirde, ince bir tabaka halinde, ağrılı bölgeye sürülüp yavaşça masaj yapılarak yedirilmesi şeklinde kullanılır. İlaç, sorunlu bölgeye günde 2-3 kez uygulanabilir.

Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • İlacın etken maddesine karşı bir alerjisi olanların kullanması önerilmez.
  • Kozmetikler, güneş koruyucuları, losyonlar ve diğer cilt ürünleri bu ilaç ile birlikte kullanıldıklarında ciltte tahrişe neden olabilir.
  •  İlacı uyguladığınız yerdeki deride tahriş olan ve kızarıklık görülürse ilacın kullanımını durdurup doktora bilgi verilmelidir.
  • Egzamalı, enfeksiyonlu, kabartı ve isilik olan ciltlerde ve yaralı cilt bölgelerinde kullanılmaması gerekmektedir.
  • İlacı ağzınıza veya gözünüze temas ettirilmemesi, teması halinde ise bol su ile yıkanması gereklidir.
  • 10 günlük kullanımdan sonra, hastalık belirtilerinin devam etmesi hatta daha da şiddetlenmesi halinde ilacın kullanımı bırakılarak doktora bilgi verilmelidir.
  • Tedavi edilen cilt bölgesini bandajlanmaması, sıcağa maruz kalacak şekilde uygulamalar yapılmaması gerekmektedir.
  • 12 yaşından küçük çocuklarda kullanılmaması gerekmektedir.

Dolgit Krem

image

Etken maddesi İbuprofendir. Dolgit krem, vücuttaki iltihaplanmaya ve ağrıya sebep olan biyolojik etkenleri giderir. Kas romatizması, omurga veya eklemlerde aşırı zorlanmaya ve erozyona bağlı olarak gelişen hastalıkların (kireçlenme) tedavisinde kullanılır. Eklem çevresindeki yumuşak dokunun iltihaplanmasından kaynaklanan ağrılar ile kas gerginliği, ağrılı omuz tutulması, bel ağrısı, siyatik ağrısı, ve kaza veya spor yaralanmalarına bağlı burkulma-incinme-ezilmelerde oluşan şişlik ve ağrıların tedavisinde de endikedir.

Kullanım Şekli

Doktorunuz tarafından başka şekilde kullanılması önerilmediği takdirde, ilacı tedavi edilecek bölgeye ince bir tabaka halinde sürünüz ve hafif hareketlerle masaj yaparak emilmesini sağlayınız. İlaç günde 2-3 kez uygulanabilir.

 Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • İlacın etken maddesine karşı bir alerjisi olanların kullanması önerilmez.
  • İlacı ağzınıza veya gözünüze temas ettirilmemesi, teması halinde ise bol su ile yıkanması gereklidir.
  • Egzamalı, enfeksiyonlu, kabartı ve isilik olan ciltlerde ve yaralı cilt bölgelerinde kullanılmaması gerekmektedir.
  • Tedaviniz süresince, güneş koruyucuları ve losyonların, böcek kovucular ve diğer cilt ürünlerinin kullanılmaması gerekmektedir.
  • İlacınızı uyguladıktan sonra kuruması için birkaç dakika beklenmasi sonra giyinilmesi gerekmektedir.
  • 14 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır.

Tiyokas Jel

İlacın etken maddesi Deksketoprofen trometamol ve Tiyokolşikosid’dir. İlaç, ağrı kesici, iltihap giderici ve kas gevşetici olarak kullanılan bir ilaçtır. Ağrılı, iltihaplı ve kas gerginliği ile belirgin olan kas ve iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde, eklem kireçlenmesinden kaynaklanan rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır. Eklem çevresindeki keselerin iltihabında, kas kiriş kılıfı ile kas kiriş iltihabında, eklem çevresindeki yumuşak doku iltihabında, omurga rahatsızlıklarında, küçük kaza ve spor yaralanmalarından kaynaklanan burkulma, incinme ve ezilmelerde de kullanılmaktadır.

Kullanım Şekli

Doktorunuz tarafından başka şekilde kullanılması önerilmediği takdirde, ilacın ağrılı bölgeye yeterli miktarda sıkıldıktan sonra hafifçe masaj yaparak yedirlmesi gerekmektedir. Günde 2-3 defa uygulanabilir.

Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • İlacın etken maddesine karşı bir alerjisi olanların kullanması önerilmez.
  • İlacın emilerek kana karışma riski düşükte olsa da kalp ve dolaşım problemleri riskini arttırabilmesi mümkündür.
  • Diğer kas gevşeticiler ile birlikte kullanmaması gerekir.
  • Göz veya anal ya da genital bölgelerde kullanılmamalıdır.
  • Enfeksiyonlu, egzamalı, açık yaralı, kabartı ve isilik oluşmuş cilt bölgelerinde ve yanıklarda kullanılmamalıdır.
  • İlaçla birlikte, güneş koruyucuları ve losyonları ile böcek kovucular ve diğer cilt ürünlerinin birlikte kullanılmaması gerekmektedir.
  • İlacın kullanımı sırasında kaşıntı, kızarıklık, yanma, deri iltihabı ve egzama durumlarından herhangi birinin gelişmesi halinde ilacın kullanılması bırakılarak doktora bilgi verilmelidir.
  • İlacı uygulanmasından sonra kuruması için en az 10 dakika bekleyip daha sonra giyinilmesi gerekmektedir.
  • İlacın uygulandığı cilt bölgesinin hava almayacak şekilde kapatılmaması ve sıcağa maruz kalacak uygulamalar yapılmaması gerekmektedir.
  • 18 yaşın altındakilerde kullanılmaması gerekmektedir.

YAZAR BİLGİSİ BENZER KONULAR

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации