Андрей Смирнов
Время чтения: ~48 мин.
Просмотров: 0

Demans Hastalığı Nedir? Demans Türleri Belirtileri Evreleri ve Tedavisi

Dorsalji; sırt bölgesinde bulunan kaslar, kemikler veya diğer dokularda meydana gelen yaralanma veya hastalıklardan ötürü oluşan ağrılara verilen isimdir.

Bu yazıda; dorsalji nedir, dorsaljinin nedenleri ve risk faktörleri nelerdir, dorsalji belirtileri nelerdir, dorsalji tedavisi nasıl yapılır sorularının kapsamlı yanıtını bulabilirsiniz.

İçindekiler:
  • Dorsalji Nedir?
  • Dorsalji Tipleri Nelerdir?
  • Dorsalji Nedenleri Nelerdir?
  • Dorsaljinin Risk Faktörleri Nelerdir?
  • Dorsalji Belirtileri Nelerdir?
  • Dorsaljinin Teşhisi Nasıl Yapılır?
  • Dorsalji Tedavisi Nasıl Yapılır?
  • Dorsaljiyi Nasıl Önleyebilirsiniz?

image

Dorsal kelimesi latince kökenli bir kelimedir ve “sırt” anlamına gelir. Dorsalji ise çeşitli nedenler sonucunda sırtta oluşan ağrıya verilen genel bir isimdir.

Dorsalji (dorsalgia); sırt bölgesinde bulunan kaslar, kemikler veya diğer dokularda meydana gelen yaralanma veya hastalıklardan ötürü oluşan ağrıdır. Kelime karşılığı sırt ağrısıdır.

Dorsaljiye yol açan dokular şunlar olabilir:

  • Omurga kemikleri
  • Sırt kasları
  • Sırt bölgesindeki tendonlar
  • Sırt bölgesindeki bağlar
  • Çeşitli sinirler

Sırt bölgesinde ortaya çıkan ağrı farklı şekillerde ifade edilebilir. Yüzeyel veya derin, sırtın bir bölümünde bulunan (lokalize), yaygın, ani başlayan (akut) veya uzun süreli (kronik) ağrı şeklinde olabilir.

Dorsaljinin oluşmasına yol açan onlarca farklı neden bulunmaktadır. Genellikle nedenlerin bir kombinasyonu sonucunda sırt ağrısı ortaya çıkar. Nadiren tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Dorsalji tüm dünyada doktora başvuruların en yaygın nedenlerinde biridir. İnsanların çoğu hayatlarının bir döneminde sırt ağrısı çekerler.

Sırt ağrısı omurga seviyesine göre farklı bölgelerde bulunabilir. Omurganın belirli bölümlerine bağlı olarak 6 tip dorsalji vardır. Bunlar:

  • Servikal (boyun)
  • Servikotorasik
  • Torasik (göğüs)
  • Torakolomber
  • Lomber (bel)
  • Lumbosacralis

Dorsaljinin ciddiyeti, altta yatan nedene ve etkilenen omurga bölümüne bağlı olarak değişiklik gösterir. Sırt ağrısının nedenini doğru bir şekilde belirlemek tedavi için en önemli adımdır.

Dorsalji; köken aldığı seviye, ağrının hızı ve köken aldığı dokulara göre çeşitlere ayrılmaktadır. Genellikle omurga seviyelerine göre çeşitlere ayrılır.

Dorsaljinin omurga seviyelerine göre çeşitleri ve açıklamaları şunlardır:

Servikal Dorsaljinin en sık görüldüğü bölgelerden biridir. Servikal bölgede (boyun bölgesi) ortaya çıkan ağrıyı tanımlar. Servikal omurgadaki sinir köklerinin etkilenmesine bağlı olarak kollar, eller ve ayaklarda karıncalanma veya uyuşma ortaya çıkabilir.
Servikotorasik Servikotorasik veya servikodorsal, boyun ve üst göğüs bölgesinden köken alan sırt ağrılarını tanımlamak için kullanılır.
Torasik Göğüs kafesinin hemen arkasına düşen bölümde ortaya çıkan ağrılar için torasik dorsalji ifadesi kullanılır.
Torakolomber Göğüs ve bel bölgesinin birleşimindeki omurga alanında ortaya çıkan ağrılar torakolomber olarak isimlendirilir. Bu bölge insan omurgasının zayıf bölümlerindendir ve pek çok ağrının ortaya çıktığı bir bölümdür.
Lomber Dorsaljinin en yaygın tip lomberdir. Lomber bölge, insan vücudunun bel bölgesidir. Bu bölge insan vücudunun en sık kullanılan bölümlerinden biridir ve zamanla yıpranmaya bağlı olarak ağrı oluşumları ile karşılaşılır.
Lumbosakral Bel bölgesi ile kuyruk sokumu bölgesini tarif etmek için lumbosakral ifadesi kullanılır. Lomber bölgeye göre daha az sıklıkta ağrı gelişir.

Dorsaljinin sınıflandırılması için farklı seçenekler mevcuttur. Bu seçeneklerden biri de ağrının süresine göredir.

Ağrı süresine göre dorsaljinin tipleri şunlardır:

  • Akut: 6 haftadan daha kısa süreli
  • Subakut: 6 ila 12 hafta arasında
  • Kronik: 12 haftadan daha uzun süreli

Sırt ağrısının ortaya çıkmasına yol açabilecek dokulara göre de çeşitlendirme yapılabilmektedir. Dorsaljiye yol açan dokular şunlar olabilir:

  • Omurga kemikleri
  • Sırt kasları
  • Sırt bölgesindeki tendonlar
  • Sırt bölgesindeki bağlar
  • Çeşitli sinirler

Dorsaljinin tiplendirilmesi oldukça önemlidir. Altta yatan nedenin tespit edilebilmesi ve nedene yönelik tedavi adımlarının uygulanabilmesi için dorsaljinin çeşitleri bilinmelidir.

Sırt bölgesinde ağrıya neden olabilecek birçok farklı neden vardır. Bu nedenlerden bazıları kemiklerden kaynaklıyken bazıları kaslardan kaynaklıdır.

Vücudun günlük hareketleri ve uygun olmayan vücut duruşu gibi nedenler de dorsaljinin oluşumuna yol açabilir.

Dorsalji nedenleri şunlardır:

  • Tekrarlayan ağır kaldırmalar
  • Ani ve uygun olmayan hareketler
  • Kas kasılmaları
  • Disk hasarı
  • Disk şişmesi veya yırtılması
  • Osteoartrit
  • Spinal stenoz
  • Artrit oluşumuna yol açan hastalıklar
  • İskelet düzensizlikleri
  • Skolyoz
  • Osteoporoz
  • Omurga kırıkları
  • Travmalar
  • Spondilozlar
  • Çeşitli enfeksiyonlar
  • Miyofasiyal ağrı sendromu
  • İç organlardan yansıyan ağrılar
  • Çeşitli tümörler
  • Omurgaya metastaz yapmış tümörler
  • Psikolojik travmalar

Dorsaljiye yol açan onlarca farklı neden bulunmaktadır. Bazı nedenler yaş guruplarına göre daha sık ortaya çıkabilmektedir.

Dorsaljinin yaş gruplarına göre en sık nedenleri şunlardır:

Çocukluk dönemi
  • Duruş bozuklukları
  • Skolyoz
  • Enfeksiyonlar
  • Tümörler
Adölesan dönem
  • Adölesan kifozu
  • Travmalar
  • Skolyoz
  • Enfeksiyonlar
Erişkin dönem
  • Travmalar
  • Fıtıklar
  • Ankilozan spondilit
  • Yumuşak doku romatizması
Yaşlılık dönemi
  • Osteoartrit (kireçlenme)
  • Osteoporoz
  • Tümörler

Dorsaljiye yol açan bir diğer önemli neden de strestir. Stres faktörlerine bağlı olarak omurganın her iki yanındaki kaslar gerilebilir ve buna bağlı olarak ağrı oluşabilir.

Sırt ağrısı her yaştan ve her cinsten insanı etkileyen genel bir sağlık problemidir. Doktora başvuruların en sık nedenlerinden biridir.

Kişilerde bazı faktörlerin bulunması dorsalji gelişme ihtimalini arttırır. Bu faktörler dorsaljinin risk faktörleridir.

Dorsaljinin oluşma ihtimalini arttıran risk faktörleri şunlardır:

  • İleri yaş
  • Fazla ağırlık kaldırmak
  • Yanlış şekillerde ağırlık kaldırmak
  • Dengesiz hareketler
  • Egzersiz eksiklikleri
  • Kas ve kemik hastalıklarına sahip olmak
  • Çeşitli psikolojik koşullara sahip olmak
  • Dengesiz beslenmek
  • Kalsiyum eksiklikleri
  • Sigara tüketimi

Yetersiz ve dengesiz beslenmek, ağırlık kaldırırken yanlış tekniklerin kullanılması ve gereğinden fazla ağırlık kaldırılması nedeniyle dorsaljinin oluşma ihtimali artmaktadır.

Dorsaljiye bağlı olarak ortaya çıkacak belirtiler, altta yatan nedene ve kişinin özelliklerine bağlı olarak değişiklikler gösterebilmektedir.

Dorsaljinin yaygın belirtileri şunlardır:

  • Sırt ağrısı
  • Bel ağrısı
  • Boyun ağrısı
  • Pozisyon değiştirirken zorlanma
  • Ayağa kalkarken zorlanma
  • Eğilirken zorlanma
  • Gündelik faaliyetleri yaparken zorlanma
  • Sırtta kas kasılması
  • Ağrının lokalize ve şiddetli olması

Dorsaljiye bağlı olarak ortaya çıkan ağrı hareket ile artar ve dinlenmekle azalır. Eğilme, kaldırma, ayakta durma veya yürümek ile kötüleşen bir ağrı paterni vardır.

Dorsalji oluşumuna yol açan neden kas kasılmaları olabilir. Kas kasılmaları genellikle bir hafta içerisinde geçen ağrılar ile karakterizedir.

Diğer bir önemli belirti ise, ellerde ve kollarda uyuşmadır. Sinir hasarı veya sıkışmasına bağlı olarak ellerde, kollarda veya ayaklarda karıncalanma ve uyuşma ile karşılaşılır.

Dorsaljiye bağlı olarak ortaya çıkan sırt ağrılarının çoğu birkaç hafta içerisinde ev tedavileri ve kişisel bakım önerileri ile yavaş yavaş iyileşir.

Sırt bölgenizdeki ağrılarınız uzun süreliyse ve giderek artma eğilimindeyse bir doktora gitmeniz faydalı olacaktır. Özellikle şu belirtilere sahipseniz kısa sürede bir doktora görünmelisiniz:

  • Şiddetli ağrılar
  • Dinlenme ile geçmeyen ağrılar
  • Ağrı, dizlerinize veya ayaklarınıza ulaşıyorsa
  • Ellerde, kollarda veya ayaklarda uyuşmalar veya hissizlik
  • Ateş yüksekliğinin eşlik etmesi
  • Açıklanamayan kilo kaybı

Doktorunuz şikayetlerinizi dinleyecek ve ön teşhisine bağlı olarak sizlere bazı sorular soracaktır. Sonrasında muayenenizi yapacaktır.

Bazı durumlarda ek testler ve görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlar:

  • Kan testleri
  • Hormon testleri
  • İdrar testi
  • Röntgen
  • Bilgisayarlı tomografi
  • Manyetik rezonans görüntüleme

Yapılacak muayeneler, testler ve görüntülemeler ışığında dorsaljiye yol açan neden tespit edilecektir. Daha sonra nedene yönelik tedavi adımlarına geçilecektir.

Dorsaljinin tedavisi için öncelikle altta yatan neden bilinmelidir. Yazımızın önceki bölümlerinde değindiğimiz üzere, bu ağrıya yol açabilecek onlarca farklı neden mevcuttur.

Doktorunuz altta yatan nedeni teşhis edecek ve sonrasında altta yatan nedene yönelik tedavi adımlarını uygulayacaktır.

Dorsalji tedavisinde uygulanacak adımlar konusunda şunları bilmelisiniz:

  • Tedavinin ilk adımı ağrıyı gidermektir.
  • Bu amaçla çeşitli ağrı kesici ilaçlar reçete edilebilir.
  • Kas kasılmaları için ısı uygulaması ve kas gevşeticiler reçete edilebilir.
  • İnflamatuar hastalıklar için çeşitli antiinflamatuar ilaçlar reçete edilebilir.
  • Altta yatan nedene yönelik ek ilaçlar reçete edilebilir.
  • Bazı durumlarda besin desteği veya vitamin ürünleri verilebilir.

Dorsalji tedavisi için egzersizler önemli bir yer tutar. Doktorunuz ağrılarınızı giderecek ilaçlarla beraber sizlere egzersiz önerilerinde de bulanacaktır.

Egzersiz tedavisi şunları içerebilir:

  • Masajlar
  • Germe egzersizleri
  • Gevşeme egzersizleri
  • Tetik nokta egzersizleri
  • Isı uygulamaları
  • Omurga manipülasyonları

Egzersizlerin yanı sıra kuvvetlendirme çalışmaları ve yürüyüş de önerilebilir. Doktorunuzun önerilerine kulak vermeniz oldukça önemlidir.

Bazı durumlarda daha ciddi tedavi yaklaşımları gerekebilir. Bel fıtığı, travmalar, osteoporoz vs gibi hastalıklar için farklı tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.

Dorsaljinin nedenine bağlı olarak son basamak tedavi olarak cerrahi tedaviler uygulanabilir. Çeşitli ameliyatlar ile altta yatan nedenin tedavi edilmesi amaçlanabilir.

Dorsalji tedavisi büyük oranda altta yatan nedene bağlıdır. Doktorunuz altta yatan nedeni tespit edecek ve nedene yönelik tedavi adımlarını uygulayacaktır.

Dorsaljinin oluşmasına yol açan nedenleri bilerek ve risk faktörlerine yönelik koruyucu yaklaşımlar sergileyerek dorsaljiyi önleyebilirsiniz.

Dorsaljiyi önlemek için şu önerileri uygulayabilirsiniz:

  • Düzenli olarak düşük seviyede aerobik egzersizler yapabilirsiniz.
  • Sırtınızı zorlayacak işlerden uzak durmalısınız.
  • Cisimleri kaldırırken dikkatli olmalısınız.
  • Sırt kaslarınızı kuvvetlendirmek için egzersizler yapmalısınız.
  • Yürüş ve yüzme en etkili egzersizler arasındadır.
  • Esnekliğinizi arttırmak için egzersizler yapmalısınız.
  • Sağlıklı kilonuzu korumalısınız.
  • Fazla kilolarınızdan kurtulmalısınız.
  • Sigarayı ve alkolü bırakmalısınız.
  • Sırtınıza en uygun yatakta uyuyunuz.

Dorsaljiyi önlemenin en etkili yöntemlerinden biri, ağırlık kaldırırken gerekli teknikleri bilmek ve fazla ağırlık kaldırmamaktır.

Sırt ağrısının çok yaygın bir problem olduğunu bilmelisiniz. Genellikle birkaç hafta içerisinde geçen sırt ağrıları meydana gelmektedir. Daha uzun ve daha ciddi ağrılar için doktorunuza danışınız.

Dorsalji tedavisi için duruş bozukluklarını düzeltiniz. Doğru oturma ve doğrulma tekniklerini öğreniniz. Ağır yük kaldırmamaya özen gösteriniz.

Anasayfa » Sağlık » Uyuz Hastalığı Ve Tedavisi image

Uyuz hastalığı, uyuz nasıl tedavi edilir, uyuz nasıl bulaşır, uyuz nasıl geçer, halk arasında bilinen adı ise  “gidişik” hastalığı bir tür parazitin deri altına yerleşerek kaşıntıya neden olduğu bilinen bir tür cilt yani deri hastalığıdır. Bu cilt hastalığına neden olan parazit çok küçüktür ve asla göz ile görünmez bulaşıcı bir hastalık olan uyuz insandan insana bulaşabilir.

Uyuz hastalığı genel olarak ellerde, koltuk altlarında, karın bölgesinde ve el ayak parmak aralarında sıkça bulunur ve kaşıntıya sebeb olur bu kaşıntı insana çok büyük rahatsızlık verir. Aşırı şekilde kaşımak sonucu iltihapa neden olabilir. Uyuz hastalığı nasıl olur sorusuna kısaca cevap vermek gerekirse uyuz hastalığına sebep olan parazitin deri altına yerleşerek kaşıntıya neden olan bir cilt hastalığıdır. Uyuz hastalığına neden olan parazit çok küçüktür ve asla gözle görülmez.

Uyuz 0,2 mm boyunda bir parazittir. Kesinlikle sadece cilt temasıyla bulaşır diye birşey yok tabiki. Genellikle gençlerde cinsel temasla ve aynı giysileri giymekle bulaşabilir. Uyuz hastalığına yol açan mikrop açık hava solunumu yaptığı için cildin derinliklerine dalamaz. O yüzden sadece cilt katmanları arasına tünele benzeyen birtakım yollar açabilir. Uyuz parazitleri, giysilerde 3 gün süresince yaşayabilir.

Uyuz hastalığının tedavisi basit ve kolaydır genel olarak krem şeklinde verilen ilaçlarla hastalıktan kurtulmak mümkündür. Burada dikkat edeceğiniz konu kremi kullanmadan önce vücudun temiz olması ayrıca banyodan sonra ise iyice kurulandıktan sonra kremi kullanmaya özen göstermelisiniz. Size verilen ilaçı gece kullanmanız tavsiye edilir çünkü uyuz hastalığı geceleri dahada şiddetlenir.

Uyuz hastalığı tedavi edilen bir hastalık olmasına rağmen tekrardan nüksetme durumu vardır. Bu hastalıktan korunmak için mümkün oldukça

  • Uyuz hastalığına yakalanan kişilerin özel eşyalarını asla kullanmayın.
  • Hastanın bütün eşyaları kaynar suda yıkanmaları ve ütülenmelidir.
  • Uyuz olan kişiler ile yakın temastan kaçının,elini sıkmak bile bulaşması için yeterlidir.
  • Evde yıkanması zor olan eşyaları mutlaka ilaçlayınız.
  • Hasta olan kişilerin mümkün oldukça kalabalık ortamlara girmesi tavsiye edilmez.
  • Sık sık banyo yapılmalı ve bütün kıyafetler banyodan sonra değiştirilmelidir.

Uyuz tedavisinde kullanılan kremlerin çeşidi çok olsa da en etkili krem metrin deri merhemidir. Uyuz mikrobu Vücutta çok uzun süre yaşayabilir, ama insanların bu kaşıntıya karşı dayanması çok zordur dayanılmaz bir kaşıntı hissi oluşur. Uyuz kremi tamda bu devrede çok etkili ve rahatlatıcı etki göstererek kaşıntıyı ortadan kaldırır. Uyuz kremi yetişkinlerde tüm vücuda özellikle genital bölgeye, koltuk ve tırnaklara sürülerek bir tüpün tamamı bitirilecek şekilde sürülür ve ortalama 8 saat beklendikten sonra banyo yapılır. Uyuz kremi kullanıldığında uyuz hastalığı kesin olarak yok edilir. Eğer işinizi garanti altına almak istiyorsanız 10 gün sonra 2. defa aynı şekilde uyuz kremi tekrar kullanabilirsiniz. Uyuz tedavisinde kremi bütün aile bireylerinin kullanıması genel olarak tavsiye edilir. Uyuz kremi sürdükten sonra

Uyuz tedavi edilebilen bir hastalıktır. Uyuz tedavisi ne kadar sürer soruna cevap vermek gerekirse uyuz tedavisi ortalama olarak bir ay sürmektedir.

Uyuz tedavi kullanılan bir yöntem ise tuzlu sudur. Ülkemizde sıkça görülen bir diğer uyuz hastalığı da arpa uyuzudur. Kısa sürede uyuz belirtileri görülmeye başlar. Bu uyuz hastalığına yakalandığınızda tuzlu su ile yıkanmak çoğu zaman sorunun ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Uyuza tuzlu su uygulamak çok eskiden beri kullanılan bir yöntemdir.

Uyuz hastalığı asla endi kendine geçmez bazen kuluçka döneminde kaşıntı azalması insanlarda iyileştiği hissi uyandırsa da uyuz kuluçka dönemimden sonra tekrar rahatsızlık verir mutlaka uyuz kremleri kullanmak ve bir doktora görünmek gerekmektedir.

Kükürtlü sabun uyuz hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Uyuz hastalığına yakalana kişiler bütün vücudunu kükürtlü sabun ile yıkadıklarında kaşınma hissi ortadan kalkacaktır. Kükürt pek çok deri hastalığına iyi geldiği gibi uyuz tedavisinde de çok etkilidir. Ayrıca arap sabunu ile karıştırılarak kullanmak mümkün.

Uyuza karşı sirke kullanmak diğer uyuz tedavisinde kullanılan bitkisel yöntemlerden biridir. Bir miktar kekik sirke ile beraber kaynatılır ve günde defa defa sürülür.

Uyuz hastalığına iyi gelen bitkiler ve uyuz hastalığı bitkisel tedavi yöntemleri ile uyuz hastalığından kurtulabilirsiniz. Sizlere uyuz hastalığı nasıl geçer, uyuz hastalığına iyi gelen bitkiler, uyuz için şifalı bitkiler nelerdir bilgi vermeye çalışacağım.

  • Taze kekik yaprakları ile cilt ovalanır
  • Teze nane yaprakları ile cildin her yeri ovalanır
  • Kekik ve sirke uyuz tedavisinde etkili bir yöntemdir. Bir miktar kekik ve sirke kaynatılarak vücuda sürülür.
  • Sabun otu kaynatılarak vücuda sürülür. Kaşıntı olan bölgeye sürenizde yeterlidir.
  • Sarımsak ezilerek bir miktar sirke ile beraber vücuda sürülerek kullanılır.

Sizlere bu yazımda uyuz nedir, uyuz nasıl tedavi edilir, uyuz belirtileri nelerdir uyuz nasıl geçer konuları hakkında bilgi vereye çalışırken uyuza iyi gelen bitkisel yöntemlerden bahsetmeye çalıştım. Unutmayın uyuz tedavi edilmezse belli bir süre sonra tekrar ortaya çıkar. Uyuz hastalığı kendiliğinden geçer mi diye düşünmek yerine bir doktora tedavi olarak kısa sürede uyuz hastalığını kökten yok edebilirsiniz…

BENZER KONULAR Kalsiyum İçeren Besinler, Sebzeler, Meyveler ve Bitkiler İdrar Yolu Enfeksiyonu Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nedir? Sivrisinek Kaşıntısı Nasıl Geçer Yağlardan Kurtulmak İçin Etkili Yöntemler ve Öneriler Kızlık Zarı Muayenesi Dikimi Ve Fiyatları Böbrek Ağrısı Nasıl Geçer? Böbrek Ağrısı Geçiren Öneriler

Demans nedir, nasıl bir hastalıktır? Demans türleri, evreleri ve belirtileri nelerdir? Demansın nedenleri ve tedavisi hakkında bilgi.

Kaynak: pixabay.com

Demans nedir?

Demans çoğunlukla yanlık anlaşılan bir tıbbi durumdur. Bazı insanlar bunamanın yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olduğuna inanırken diğerleri unutkanlığa ilişkin herhangi bir belirtinin bunamanın kanıtı olduğuna inanmaktadır. Bu yargılardan hiçbiri doğru değildir.

Advertisement

Demans, Alzheimer hastalığından farklı mıdır yoksa demans Alzheimer hastalığının tüm biçimidir mi? Başka bir hastalığa bağlı hafıza kaybı varsa, bu durum Alzheimer hastalığına dönüşüyor mu? Kişiye bunama tanısı konursa ne beklenebilir?

Demansın nedeni nedir?

Demans, Alzheimer hastalığı, vasküler demans, frontotemporal demans ve diğer bozuklukları içeren birçok farklı durumu kapsayan geniş bir terimdir. Demans teşhisi için basit unutkanlık yeterli değildir, zira bu tanıyı onaylamak için en az iki bilinç alanındaki (beyin fonksiyonu) problemlerin kanıtına ihtiyaç vardır. Bunama olası semptomları veya belirtileri, hafıza kaybı, cümle tamamlama zorluğu ya da doğru sözcüğü bulma, görevleri yerine getirme zorluğu, öğeleri veya kişileri tanımada güçlükler de dahil olmak üzere konuşma sorunları içerir. Demans hastası yemek hazırlama, ev işlerini yapma ya da faturaları ödemek konusunda sorun yaşayabilir. Soruları veya hikayeleri düzenli olarak tekrarlayabilir veya randevuları unutabilirler. Bilinen ortamlarda kaybolabilirler. Sinirlilik veya ajitasyon da dahil olmak üzere kişilik değişiklikleri meydana gelebilir. Bazı vakalarda demans hastası halüsinasyonlar görebilir (ya da gerçekten orada bulunmayan şeyleri görürsünüz).

Demans nasıl teşhis edilir?

Demansı teşhis etmek için doktorlar tarafından test yapılır. Tarama değerlendirmeleri bazen bir tanıyı doğrulamak için yeterlidir, ancak bazen daha derinlemesine bir değerlendirme gereklidir. Kan testi ve görüntüleme çalışmaları çoğunlukla tiroid hastalığı veya bazı vitamin eksiklikleri gibi tersinir koşulların mevcut olmadığını teyit etmek için tamamlanır.

Demansın evreleri nelerdir?

Demans evreleri hafif, orta ve şiddetli kategorilere ayrılır. Hastalar, hangi belirtileri yaşadıklarına bağlı olarak aynı anda iki farklı aşamaya düşmüş gibi görünebilir. Demansın farklı evreleri, birinin durumunun ne kadar hızlı ilerlediğini ve hastaların ne kadar süre bir aşamada kalabileceğini tahmin edebilmek için kullanılamaz. Her hastanın hastalığının farklı ilerlemesi vardır.

Advertisement

Kaynak: pixabay.com

Demansın ilk belirtileri ve ilerleyen belirtileri nelerdir?

Demansın erken belirtileri arasında basit unutkanlık, maddeleri kaybetme ve daha önce çaba sarf edilmeyen görev veya faaliyetleri yerine getirme sorunları olabilir. Öğrenmeyle ilgili zorluk sıklıkla bunamanın en erken belirtilerinden biridir. Erken Alzheimer hastalığı veya diğer demans hastalarına sahip birçok hasta, herhangi bir probleminin olduğundan habersizdir. Hastalık ilerledikçe, davranış değişiklikleri belirginleşebilir. Hastalar giyinme veya banyo kullanma gibi temel görevleri yapmakta güçlük çekerler. Bazı hastalar, adresleri, telefon numaraları veya doğum tarihleri ​​gibi kendileri hakkındaki bilgileri karıştırmaya başlarlar. Çevrelerinde olanı anlamada güçlük çekebilirler.

Bazı hastalar yemek yemeyi hatırlamakta güçlük çekerler ve belirgin kilo kaybı geliştirebilirler. Demansın geç evrelerinde, hastalar çoğunlukla aile üyelerini tanıyamazlar ve etkili iletişim kurma yetenekleri belirgin şekilde bozulur. Artık kendileri için etkili bir bakım yapamazlar ve günlük yaşamdaki tüm etkinlikler için yardıma ihtiyaç duyarlar. Zaman içinde, hastalar yürümeyi veya oturmayı bile unutabilir.

Demans için risk faktörleri nelerdir?

Demansın risk faktörleri yaş ve aile öyküsüdür. Demans yaşı ve ailenin demans öyküsü değiştirilemeyen risk faktörleridir. Alzheimer hastalığına eşlik eden anormal genler belirlenmiştir, ancak Alzheimer hastalığının gelişmesinde nadiren yer alırlar. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol veya diyabet gibi durumlar ya Alzheimer hastalığının veya çoklu enfarktüslü bunama riskinin artmasına neden olur. Bazı ilaçlar demansa benzeyen hafıza problemlerine yol açabilir.

Demans tedavisi nedir?

Alzheimer hastalığı ve diğer bunama için tedavi seçenekleri sınırlıdır. Alzheimer hastalığının semptomlarını iyileştirmeye yönelik ilaçlar mevcut olsa da, bu ilaçların etkisi sınırlıdır. Fiziksel egzersizin, bilinci korumaya yardımcı olarak bazı yararlar sağladığı gösterilmiştir. Sosyal etkinliklere katılmak da bir miktar yardımcı olabilir. Bugüne kadar Alzheimer hastalığında sürecini tersine çeviren herhangi bir tedavi saptanmamıştır.

Demans önlenebilir mi?

Demans gelişimini kesinlikle önleyecek bir yol bulunmamakla birlikte, riski azaltabilecek farklı etkinlikler tespit edilmiştir. Bunlara normal tansiyon, normal kolestrol ve normal kan şekeri dahil olmak üzere sağlıklı bir bedeni korumaktır. Fiziksel olarak aktif kalmak, tütün kullanımından veya alkol tüketiminden kaçınmak, sağlıklı kilo vermek ve kafa travmalarını önlemek de önerilir.

Demansta olan bir hastanın ömrü ne kadardır?

Alzheimer hastalığı ABD’de en yaygın ölüm nedeni olarak listelense de, Alzheimer hastalığı olan hastalar genellikle hareket yetersizliğinden kaynaklanan enfeksiyonlardan dolayı ölürler. Pnömoni, mesane enfeksiyonları ölümle sonuçlanabilir. Demans hastalarının demanslarının altında yatan nedene bağlı olarak yaşam beklentileri çok değişkendir. Yaşam beklentisi, yalnızca 1 – 2 yıldan 15 yıldan fazlaya kadar olabilir; hastalığın ortalama süresi tanıdan sonra 4-8 yıl arasındadır.

Advertisement

Demans çeşitleri nelerdir?

Alzheimer demansı / Alzheimer hastalığı, (AD)

Alzheimer demansı / Alzheimer hastalığı, (AD) demansın en yaygın şeklidir. Sebep henüz tespit edilmemiştir. AD’li hastalarda beynin belirli bölgelerinde tanımlanan amiloid plaklar (anormal bir protein birikimi) bulunurken, bu plakların hastalığa neden olup olmadığı veya hastalığın bir sonucu olup olmadığı belirsizdir. Çoğu Alzheimer hastalığı vakası 65 yaşından sonra başlamakla birlikte, bazı vakalarda 40-50 yaşlarında semptomların başladığı da görülmüştür. Bu erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı daha sonraki başlangıçlı AD’den daha hızlı ilerleyebilir.

Vasküler bunama

Vasküler bunama demansın en yaygın ikinci nedeni olup, beyinde meydana gelen felçten kaynaklanmaktadır. Genellikle, bu inmeler fark edilmemiş olabilir ve hastalar zayıflık, görme kaybı veya uyuşma gibi semptomlar dışında belirti göstermezler. Tedavi edilmeyen yüksek tansiyonu veya kalp hastalığı olan hastalar, vasküler bunama geliştirme riski altında olabilir.

Frontotemporal demans

Frontotemporal demans, beynin frontal ve temporal loblarındaki belirgin atrofi veya küçülme ile ilişkilidir. Unutkanlık ve kelime bulma sorunlarına ek olarak, hastalar belirgin kişilik değişiklikleri, dürtüsellik veya zayıf yargıya sahip olabilirler. Frontotemporal demansı olan bazı hastaların, kaslarında koordinasyonsuzluk veya sertleşme olabilir.

Lewy cisimcikli demans / Lewy cisimcik hastalığı

Kaynak: pixabay.com

Lewy cisimcikli demans / Lewy cisimcik hastalığı, belirli proteinlerin anormal kümeleri olan, nöronların içinde biriken Lewy cisimciklerinden kaynaklanır. Unutkanlık ve diğer kognitif düşüş belirtileri bu durumun başlıca özelliklerinden biridir, ancak hastalar da onlara çok gerçekçi görünen halüsinasyonlar geliştirebilirler. Lewy cisimcikli demans hastalığı olan bazı hastalarda tremor ve yavaşlık gibi Parkinson hastalığına benzeyen semptomlar görülür.

Creutzfeldt-Jakob hastalığı

Creutzfeldt-Jakob hastalığı, anormal bir proteinin beyin hücrelerinin tahrip olmasına yol açan nadir bir durumdur. Çoğu vakanın altında yatan bir sebep olmakla birlikte, bazı hastalarda bu bozukluğun bir aile öyküsü vardır. Daha az sıklıkla, hastalar anormal bir proteine ​​maruz kalabilirler. Deli dana hastalığı, dışarıdan etkilenmenin bir örneğidir. Bu durum sadece birkaç yıl içinde hızla ilerleme eğilimindedir ve genellikle anormal kas hareketleriyle ilişkilidir.

Karışık demans

Karışık demans, iki (veya daha fazla) demans türü belirtisi olan hastalar anlamına gelir. Alzheimer hastalığı ve vasküler demans, karışık demansın en yaygın örneğidir.

Normal basınçlı hidrosefali

Normal basınçlı hidrosefali; ventriküllerin veya beynin içindeki sıvı dolu alanların anormal bir genişlemesidir ve beyindeki bölgeler üzerinde baskı oluşturur. Bu, yürüme, bellek ve idrar akışını kontrol etme (idrarını tutamama) yeteneği ile ilgili sorunlara neden olur. Bunun beyin görüntüleme (MR veya CT taraması) ile tanımlanabilmesine rağmen, teşhisi doğrulamak için daha fazla test gerekebilir. Teşhis konulursa, bu durum fazla sıvıyı boşaltmak için şönt yerleştirilerek tedavi edilebilir.

Huntington hastalığı, etkilenen bireylerde kora olarak adlandırılan karakteristik anormal hareketlere neden olur. Bu hareketlerle teşhis edilebilir.

Alkol Demansı

Alkol Demansı, hastaların fazla alkol kullanımında ve B vitaminlerinden birinde eksiklik geliştiğinde ortaya çıkar. Bu olduğunda, beyin hücreleri normal şekilde çalışamaz ve hafıza kaybı meydana gelebilir. Buna Korsakoff sendromu denir. Alkoliklerde sık görülmesine rağmen, diğer nedenlerden beslenme yetersizliği olan hastalar da bu bozukluğu geliştirme riski altındadır.

Diğer koşullardan kaynaklanan demanslar beyindeki değişiklikler ve buna bağlı bilişsel düşüşe neden olabilir. Bunlar arasında Parkinson hastalığı, HIV (AİDS), multipl skleroz, Wilson hastalığı, menenjit (beyin kaplamalarının enfeksiyonu), beyindeki kan pıhtıları ve kalp krizi yer alır. Beyin tümörü olan bazı hastalarda bunama benzeri bellek sorunları gelişebilir. Bazı ilaçlar hafıza problemlerine neden olabilir. Ek olarak bazı hafıza kaybı hastaları ilaçlarını yanlış alabilir.

Deliriyum

Deliriyum, konfüzyonla çok hızlı bir şekilde ortaya çıkan ve altta yatan hastalık veya alkol veya uyuşturucudan kaynaklanan toksisite ile ilişkili bir durumdur. Birçok durumda deliriyum tersine çevrilebilirken, durumun fark edilmesi ve hemen tedavi edilmesi önemlidir.

Advertisement

Demans çocuklarda nadirdir, ancak Down Sendromlu bireyler erken yaşta bunama gelişme riski altındadır. Niemann-Pick hastalığı, Lafora hastalığı veya Batten hastalığı gibi metabolik hastalıklar, çocuklarda demansa yol açabilir, ancak genellikle hafıza problemlerinin gelişmesinden önce diğer birçok semptomlarla ilişkilendirilir.

Demanslı hastaya bakmak

Demanslı hastanın bakımını yüklenen kişi için güçlü bir destek ağı oluşturulması önemlidir. Bunun için hem hastanın bakımına yardımcı olmak hem de bakıcıya aralıklarla rahatlama sağlamak gerekir. Erken aşamalarda, pek çok bakıcı, hastaya hatırlatma görevini üstlenen bir yardımcı veya rehber gibi işlev görür. Hastalığın ilerleyen evrelerinde, bakıcılar banyo etme, tuvalete gitmek de dahil olmak üzere hastaya temel bakım sağlamak zorunda kalabilirler.

Siroz, hepatit ve alkol bağımlılığı gibi nedenlerden dolayı karaciğerin deformasyona uğrayarak sağlıklı ve yumuşak dokusunun skar olarak adlandırılan sert ve işlevsiz bir hale gelmesi sonucunda oluşan ciddi bir sağlık problemidir. Eğer tedavi sürecine geç kalınırsa hastalık karaciğerin büyük bir bölümüne yayılarak kişide karaciğer yetmezliğine neden olur.

Başlangıç evresinde fark edilir derecede belirti görülmese de hastalığın ilerleyen dönemlerinde güçsüzlük, yorgunluk, iştahsızlık ve şiddetli ağrılar oluşabilir. Siroz tedavisine geç kalındığında karaciğerde oluşan hasar iyileştirilemeyeceği için erken teşhisin önemi büyüktür. Hastalığa erken müdahale edildiğinde neden olan problem giderilerek doku hasarı önlenebilir. Bunun yanında bazı siroz türlerinde ilaç tedavisi uygulanabilirken bazı vakalarda karaciğer nakli yapılması gerekebilir.

Karaciğerde sürekli hücre hasarlarının oluşması sonucunda meydana gelen siroz hastalığı karaciğerin sağlıklı dokusunu öldürerek işlevselliğini bozan bir sağlık problemidir. Oluşan hasarlar ilerledikçe karaciğerde kan akışını engelleyen skar adlı sert bir doku oluşturur. Bunun sonucunda karaciğerde yapısal bozukluklar oluşarak besin, ilaç ya da zararlı maddelerin işlenmesi gibi hayati fonksiyonlarda azalma meydana gelir. Erken müdahale edildiğinde çoğunlukla kontrol altına alınabilen siroz eğer uzun süre boyunca tedavi edilmezse ölümcül bir hastalık olan karaciğer yetmezliğine dönüşebilmektedir.

Bir kişinin siroz hastası olmasına alkol başta olmak üzere sağlıksız beslenme alışkanlığı ya da çeşitli sağlık problemleri neden olabilmektedir. Alkole bağlı meydana gelen siroz, kişinin 10 yıl ve üzeri aşırı alkol tüketimi nedeniyle karaciğer hücrelerinin yapısal bozukluğa uğraması sonucunda gelişir. Sirozun oluşmasını tetikleyen başlıca faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Uzun süre aşırı alkol tüketimi
  • Şeker hastalığına bağlı oluşan karaciğer yağlanması
  • Vücutta aşırı demir birikmesi
  • Hepatit C ya da hepatit B gibi nedenlerden dolayı karaciğerde doku hasarlarının oluşması
  • Karaciğerde aşırı yağ birikmesi sonucunda meydana gelen iltihaplara bağlı oluşan NON-alkolik steatohepatit hastalığı
  • Wilson Hastalığı
  • Karaciğerde alfa-1 antitripsin adlı enzimin eksikliği
  • Galaktozemi ve glikojen hastalığı gibi kalıtsal metabolizma rahatsızlıkları
  • Alagille sendromu
  • Frengi ve brusella gibi enfeksiyon hastalıkları
  • Kistik fibroz
  • Otoimmün hepatit, primer biliyer siroz ve primer sklerozan kolanjit gibi bağışıklık sistemi hastalıkları
  • Safra kanalının tıkanması
  • Metotreksat ve izoniazid gibi ilaçların uzun süre kullanılması
  • Kronikleşen kalp krizi ya da kalp yetmezliği gibi rahatsızlıklardan dolayı karaciğerde ödem oluşumu
  • A vitamini ve parasetamol gibi ilaçların yüksek dozda kullanımı
  • Zararlı kimyasal maddeler ve diğer çevresel toksinler
  • Parazitler nedeniyle oluşan enfeksiyon hastalıkları

Siroz hastalığının karaciğerde oluşan nodüllerin türüne göre 3 farklı çeşidi bulunmaktadır.

Mikronodüler Siroz

Karaciğerde çapı en fazla 3 mm olan nodüllerin oluştuğu siroz türüdür. Alkole bağlı meydana gelen siroz mikronodüler grupta yer almaktadır.

Makronodüler Siroz

Karaciğerde oluşan nodüllerin çapı 3 mm ile 5 mm arasında olduğunda bu makronodüler siroz olarak adlandırılmaktadır. Kronik viral hepatit nedeniyle gelişen siroz bu gruba dahildir.

Karışık Tip Siroz

Çoğu sirotik hastalıkta karaciğerin hem mikronodüler hem de makronodüler siroz türüne ait belirtileri gösterdiği durumu ifade etmektedir.

Uzun süre alkol tüketimi ya da çeşitli viral enfeksiyonlar nedeniyle karaciğer dokusunda yıpranma ve skar doku oluşumları görülebilir. Buna bağlı olarak karaciğer büzüşerek sertleşir ve siroz hastalığı meydana gelir. Karaciğer dokusundaki sertleşme karaciğere besin aktarımını sağlayan portal damarın tıkanmasına ve basıncının artmasına neden olur. Bunun sonucunda da yemek borusu ve midede damar genişlemeleri ya da kanama gibi bazı semptomlar oluşabilir. Siroz hastalığında görülen diğer belirtiler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Kişinin dinlendiği halde kendisini halsiz, güçsüz ve yorgun hissetmesi
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Nedensiz yere kilo kaybetme ve iştahsızlık

Bunlar sirozun başlangıç evresinde görülen genel semptomlardır. Hastalık ilerlediğinde yaşanan belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir.

  • Cilt ve göz renginde sararma
  • Kan kusma
  • Kanlı dışkı
  • Koyu renkli ve yoğun idrar
  • Cildin çeşitli bölümlerinde kaşıntı ve kızarıklık
  • En ufak bir darbe sonucunda kolaylıkla morarma ve kanama
  • Burun kanaması
  • Avuç içlerinde kızarıklık ve kaşıntı
  • Diş etlerinde kanama, morarma ve ağız içinde yaralar
  • Bacaklarda ödem oluşumu ve ağrı
  • Deri üzerinde kılcal kan damarların belirginleşmesi
  • Karında asitli ödem oluşumu
  • Kadınlarda adet kanamasının durması
  • Erkeklerde homonal değişikliklere bağlı olarak meme büyümesi, testislerde küçülme ve cinsel isteğin azalması
  • Hastalığın ilerleyen evrelerinde bilinç kaybı, konuşma bozuklukları ve uyku düzeninde bozukluk

Doktorlar siroz teşhisi yaparken öncelikle hastanın geçmişte yaşamış olduğu ya da şuan halen devam eden herhangi bir hastalığının olup olmadığını sormaktadır. Bunun yanında fiziksel muayene yapılarak karaciğer hastalığıyla ilgili belirtilerin varlığı kontrol edilmektedir. Eğer muayene sırasında siroz hastalığından şüphelenilirse kesin teşhis koyabilmek adına aşağıdaki test ve görüntüleme yöntemleri uygulanabilmektedir.

Kan Testleri

Karaciğerdeki enzim oranlarının belirlenmesi amacıyla hastaya karaciğer fonksiyon testi yapılabilmektedir. Ayrıca kan pıhtılaşmasının kontrolü ve albumin düzeyinin belirlenmesi için bazı kan testleri ve karaciğerde kanserli doku tespiti için de alfa feto protein ölçümü gibi testler uygulanabilmektedir.

Karaciğer Biyopsisi

Karaciğer dokusundaki deformasyonları belirlemek için ince bir iğne kullanılarak karaciğerden doku örneği alınır ve laboratuarda incelenir.

Endoskopi

Siroz hastalığının semptomlarından birisi olan şişmiş damarların varlığını tespit etmek amacıyla ucunda ışık ve kamera bulunan esnek bir tüp hastanın boğazından içeriye itilmektedir. Endoskop olarak adlandırılan bu cihazla kişinin yemek borusu ve midesi incelenerek herhangi bir anormallik olup olmadığı kontrol edilir.

Bu uygulamaların yanında karaciğer ultrasonografisi, manyetik rezonansla karnın görüntülenmesi ve karın tomografisi gibi bazı görüntüleme yöntemleri de teşhis aşamasında kullanılabilmektedir.

Siroz hastalığını tamamen tedavi edebilecek herhangi bir tedavi uygulaması bulunmamakla birlikte bazı yöntemler hastalığın semptomlarının ve komplikasyonların etkisini azaltabilmektedir. Hepatit C nedeniyle oluşan karaciğer enfeksiyonlarında iyileşme sağlayabilmek adına bazı anti-viral ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu tür ilaçlar sirozun daha ileri boyutlara ulaşmasını büyük ölçüde önleyebilir. Ayrıca siroza neden olan hastalığın ya da etkenin ortadan kaldırılması sirozun daha ciddi boyutlara ulaşarak karaciğer kanserine dönüşmesini de engellemektedir. Aşırı kilolu olan kişilerin uyun bir diyet programıyla zayıflaması ya da alkol bağımlılarının çeşitli sağlık kuruluşlarından destek alarak alkolü terk etmesi karaciğer hasarlarını önlemede büyük bir katkı sağlayacaktır. Eğer tedavi sürecine kalınırsa ve doku hasarları önlenemeyecek boyutlara ulaşırsa bu durumda yapılabilecek tek tedavi yöntemi karaciğer naklidir.

Siroz hastalığının ilerlemesini durdurmak ve semptomları hafifletmek amacıyla uygulanan genel tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir.

Doktorlar hastanın genel durumuna ve sirozun evresine göre çeşitli ilaçları verebilmektedir. Portal damar hipertansiyonunda beta blokerler ya da nitrat türevi tansiyon ilaçları reçete edilebilmektedir. Karın zarı iltihabının olduğu durumlarda ise damar içi antibiyotikler ve hepatik ensefalopati olan hastalara da lactulose veya düşük protein diyeti verilebilir. Bu tür ilaçların yanında siroz semptomlarını arttırıcı etkisinden dolayı hastaların ibuprofen ve parasetamol gibi ilaçları kullanmaması gerekir.

Sirozun tedavisine geç kalındığında ve karaciğerdeki doku hasarlarının artık kontrol altına alınamayacak boyutlara ulaştığı vakalarda doktorlar son çare olarak karaciğer nakli yapılmasını isteyebilir. Vücudun yeni nakledilen organı kabul etmemesine karşın üretilen bağışıklık baskılayıcı ilaçların geliştirilmesine bağlı olarak karaciğer transplantasyonları daha başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.

Ciddi bir karaciğer hastalığı olan siroz kişide aşağıdaki gibi bazı komplikasyonlara neden olabilmektedir.

Bacaklar ve Karında Şişlik

Portal damarlarda tıkanıklık nedeniyle meydana gelen basınç artışı karın bölgesinde asit birikmesine ve bacaklarda ödem oluşumuna neden olabilmektedir.

Dalak Büyümesi

Portal hipertansiyon dalak dokusunda deformasyonlar oluşturarak splenomegali olarak adlandırılan dalak büyümesine ve trombositlerin dalakta yığılmasına neden olabilir.

Kanama

Portal hipertansiyon nedeniyle küçük çaplı damarlarda daha fazla miktarda kan yığılması oluşabilir. Bunun sürekli hale gelmesi sonucunda küçük damarlar bir süre sonra genişleyerek patlar. Buna bağlı olarak da o bölgede ciddi kanamalar, varis ve pıhtılaşma gibi sorunlar görülebilir.

Kilo Kaybı

Siroz hastalığı dokuların beslenmesi için gerekli olan besin maddelerinin işlenmesini ve iletilmesini zorlaştırıcı bir etki yapmaktadır. Bu da kişinin hızlı bir şekilde zayıflamasına neden olur.

Enfeksiyonlar

Siroz kişinin bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalık olduğu için vücut enfeksiyonları önlemede zorlanır. Özellikle karında sıvı birikmesi sonucunda bakteriyel bir enfeksiyon hastalığı olan karın zarı iltihabı meydana gelebilir.

Sarılık

Karaciğer yapısal bozukluğa uğradığında zararlı bir toksin madde olan bilirubini kandan uzaklaştıramaz ve bunun sonucunda da sarılık hastalığı oluşur. Bilirubin adlı maddenin kanda yoğunlaşması göz ve cildin sararmasına neden olmaktadır.

Kemik Hastalıkları

Siroz kemiğin doğal yapısını bozarak dayanıklılığını azaltıcı bir etki yapmaktadır. Buna bağlı olarak da kemik kırıkları ve çeşitli rahatsızlıklar görülebilir.

Şifalı bitkiler birçok hastalığın tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Siroz hastalığında da hem karaciğer dokusunu onarmak hem de hastalığın semptomlarını azaltmak amacıyla uygulanabilecek bazı bitkisel yöntemler vardır. Ancak bu tür bitkisel uygulamalar yapılırken ileride zarar görmemek adına kesinlikle doktora danışmak gerekir.

Kereviz Kürü

Siroz hastalığının başlangıç evresinde uygulandığında büyük oranda iyileşme sağlayan kereviz kürü aynı zamanda hastalık nedeniyle oluşan belirtileri de hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu uygulama için öncelikle bir adet kerevizi güzelce yıkayın ve kabuklarıyla birlikte halkalar halinde doğrayın. 2 su bardağı sıcak suyun içerisine doğradığınız kerevizleri atın ve yaklaşık 10 dakika boyunca kaynatın. Kereviz kürünü sabah ve akşam yemeklerinden 30 dakika önce için. Bu kürü içeceğiniz zaman taze olarak yapın ve 3 ay boyunca düzenli olarak haftada 3 gün uygulayın.

Kibrit Otu Çayı

Bir bardak sıcak suyun içerisine 1 tutam kurutulmuş kibrit otunu ekleyin ve kısık ateşte 5 dakika boyunca kaynatın. Hazırladığınız kibrit otunu 1 ay düzenli olarak akşam yemeklerinden 2 saat önce için.

Çilek

Uzmanlar çileğin karaciğerde oluşan deformasyonların iyileşmesinde en etkili gıdalardan birisi olduğunu belirtmektedir. Siroz belirtilerini azaltmak amacıyla sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 kez 5-6 tane çileği ezerek tüketebilirsiniz. Eğer çilek yemeyi sevmiyorsanız meyve sıkacağıyla suyunu sıktıktan sonra tüketerek de faydalı içeriğinden yararlanabilirsiniz.

Tarçın

Bir bardak sıcak suya bir dal çubuk tarçın ekledikten sonra kaynatın ve her yemekten sonra bunu için.

Sirke

Siroz hastalığına iyi gelen ürünlerden birisi de güçlü bir antioksidan olan sirkedir. Bir bardak suya 2 çorba kaşığı elma sirkesi ekleyerek elde ettiğiniz karışımı öğünün ardından için. Sirkeyle yapabileceğiniz bir diğer uygulama da sirke buğusudur. Bir tencere suyun içerisine yaklaşık yarım bardak sirke ekledikten sonra kaynatın ve bunun buğusunu soluyun.

Kişniş

Bir miktar kişnişi havanda ezerek lapa haline getirin ve bunu karında şişlik bulunan bölgenin üzerine sürün. Yaklaşık yarım saat beklettiğinizde karaciğer bölgesinde oluşan şişliklerde azalma olacaktır.

Menekşe Kökü

Kurutulmuş menekşe kökünü kaynattıktan sonra süzün ve elde ettiğiniz sudan her gün bir bardak için. Menekşe kökü karaciğeri güçlendirmede etkili bir ürün olsa da kullanımı bazı hassas bünyelerde alerjik reaksiyonlara neden olabileceği için doktorunuza danışmadan tüketmeniz tavsiye edilmemektedir.

İğde

Karaciğerde hücre yenilenmesini hızlandırması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi yönüyle siroz hastalığında tercih edilen gıdalardan birisi de iğdedir. Bir miktar iğdenin kaynatılmasıyla elde edilen sudan her gün bir bardak içmek siroz hastalığının önlenmesine büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.

Kantaron Çiçeği

Başlangıç evresinde olan siroz hastalığında tedavi sürecinin hızlanmasına yardımcı olan bitkisel ürünlerden birisi de kantaron çiçeğidir. Bir bardak kaynar suyun içerisine bir tutam kurutulmuş kantaron çiçeği ekleyin ve yaklaşık 10 dakika boyunca demlenmeye bırakın. Demleme işleminin ardından çayın posasını süzerek için. Kantaron çiçeği çayını 1 ay boyunca düzenli olarak günde 1 bardak tükettiğinizde etkili sonuçlar almanız kolaylaşacaktır.

image

Toplumda en yaygın oluşan sağlık problemlerinden biri de toplar damar genişlemesi yani varis hastalığıdır. Ülkemizde ve dünyada yaşamını sürdüren insanların çoğunda bulunmaktadır. Varis 3 çeşidi olan bir rahatsızlıktır . Kılcal, orta ve büyük varis olarak adlandırılır.

Kılcal damarlardan dolayı oluşan varis görsel rahatsızlık dışında herhangi bir şikayete sebebiyet vermezken orta ve büyük olarak adlandırılan damar genişlemesi rahatsızlığı bir çok insan da şişlik, ağrı, acı, kramp, ağırlık ve yorgunluk hissi gibi şikayetlere yol açmaktadır. Bazı varis hastalarında ise hiç bir şikayet görülmeyebilir. Varis rahatsızlığı ertelenmemeli ve ciddiye alınması gereken bir rahatsızlık olup daha fazla ilerlediği taktirde varis ülseri ismi verilen bacak yaralarının oluşumuna yol açabilir.

Varisin Sebepleri Nelerdir? Toplardamarların içerisinde bulunan ve kanı pompalama görevini üstlenen kapakçıkların hasar görmesi ve bu fonksiyonunu hiç yerine getirememesi ya da yarım yamalak getirmesi sonucunda pompalanmayan kan birikip basınç oluşmasına neden olur. Bu basınçla beraber damar genişlemeye maruz kalır. Ve böylece varis ismi verdiğimiz hastalık ortaya çıkar.

Kapakçıklar Ne İşe Yarar Vücudumuzda kilometrelerce uzunlukta damar bulunmaktadır ve bu damarların çeşitli görevleri vardır. Toplardamarların görevi ise vücutta bulunan kirli kanı kalbe taşımaktır. Ayak ve bacak bölgesi kalp seviyesinden aşağıda olduğundan kanın yukarı gitmesini kapakçıklar sağlar. Tıpkı bir sibop görevi gören kapakçıklar kanı yukarı taşıyıp geri kaçmamasını sağlamakla görevlidir.

Kapakçıklar Neden Bozulur? Üst kısımda kapakçıkların ne işe yaradığını ve aslında ne kadar önem teşkil ettiğini anlattık. Bu doğrultuda varisin neden olduğunu da çok iyi anlamış olduk. Peki bu kapakçıklar böyle stabil bir şekilde çalışırken neden bozulur? Bu sorunun cevabı olarak tedbirsiz davranışlar sebep oluyor diyebiliriz. Uzun süre ayakta ya da oturarak sabit bir şekilde hareketsiz durulması, ailesel yatkınlık (genetik), hamilelik, fazla kilo, ilerleyen yaş, menopoz gibi etkenler kapakçıkların bozulmasına ve varislerin ortaya çıkmasına etkendir. En büyük sebep hareketsiz yaşam tarzıdır.

Rahatsızlığın oluşumuna neden olan bu kapakçıklar maalesef onarılamaz. Henüz bilimsel olarak böyle bir tedavi sö konusu değildir. Bu sebeple tedavi ameliyatlı veya ameliyatsız tedavi uygulanması sonucu sorun çıkaran damarın ya da damarların yok edilmesi ile yapılır.

Varis Belirtileri ve Şikayetleri Hastalığa neden olan sebep ve bu sebebi tetikleyen faktörleri yazımızda detaylıca ele aldık. Bu şekilde varis hastalığının tam ve net bir şekilde hangi sebeplerden kaynaklandığını öğrenmiş olduk. Şimdi de bu rahatsızlığa maruz kalan kişilerin hangi şikayetlere maruz kaldığını anlatalım. Varis belirtileri aynı zaman da şikayetleri olarakta izah edilebilir. Sıralayacağımız belirti ve şikayetler her ne kadar genel yakınmalar olsa da her varis hastası bu sorun ve sıkıntılara maruz kalmamaktadır. Bazı varis hastaları kesinlikle herhangi bir şikayet yaşamamakta tek sıkıntı olarak cilt üzerinden bariz belli olan damarlara şahitlik etmektedir.

Varis Nasıl Geçer? Estetik açıdan kötü görünümün yanı sıra varisler ağrı, şişlik, ciltte renk değişimi, kramp, kaşıntı ve beraberinde kanama gibi şikayetlere neden olmaktadır. Ne yazık ki bu şikayetler kendi kendine geçmeyeceği için beklemek doğru değildir ve ciddi yaklaşılıp önlem alınması gerekmektedir. Eğer rahatsızlığın ilk başlangıç evresinde fark eder ve önlem alırsanız ilerlemesini ciddi anlamda önleyerek çok fazla şikayet yaşamazsınız. Fakat tabi hastalığı geriletmek ya da yok etmek mümkün olmayacaktır. Günlük yapacağınız en az 30 dakikalık yürüyüşler, çalışma esnasında hareketsiz kalmamak ve belli periyotlarda bacakların hareket etmesini sağlamak iyi olacaktır. Bunun dışında varis çorabı kullanımı, akşamları istirahat sırasında bacakların kalp seviyesinden yukarıda tutulması, sıcağa maruz kalınmaması gibi durumlarda varislerin ilerlemesini durduracak faktörlerdir.

Ameliyatsız Yöntemlerle Varis Tedavisi Olarak Kurtulabilirsiniz! Geçmişte sadece klasik ameliyatlarla mümkün olabilen varis tedavisi son 15-20 yıldır ameliyatsız yöntemlerle yapılmakta olup son yıllarda da daha fazla gelişme göstermiştir. Varis türüne ve boyutuna göre uygulanacak çeşitli tedaviler söz konusudur. Dilerseniz bu yöntemleri kısaca ele alalım.

Lazer: Bir çok sağlık probleminin tedavisinde kullanılan yöntem olan lazer, ısı enerjisi kullanılarak uygulanır. Yalnızca kılcal damar tedavisinde etkili olup orta veya büyük varislerin tedavisinde başarı gösteremez. 90 dereceye kadar ulaşan lazer ışınlarının verdiği ısıyı hastanın hissetmemesi için soğutucu jel kullanılır.

Radyofrekans: Lazer benzeri bir yöntem olan radyo dalgaları yöntemi de yalnızca kılcal damarların tedavisinde etkili olmaktadır. Cilt üzerinden ve altından olmak üzere iki şekilde kullanılabilir. Radyo frekansın ince uçlu aleti kılcal damarlara dokundurmak suretiyle damarlar cilt üzerinden yok edilmektedir.

Köpük (Skleroterapi): Orta ve kalın damarların tedavisinde yaygın olarak kullanılan etkili ve başarılı bir yöntemdir. Skleroterapi ve köpük tedavisi olarak iki isimle bilinir. Enjektör yardımıyla sorunlu damarlara ilaç enjekte edilerek damarların tahrip olması sağlanır. İlaç saf olarak enjekte edildiğinde skleroterapi, hava ile reaksiyona sokularak edildiğinde ise köpük yöntemi ismi verilir. Hava ile reaksiyona sokulan ilaç beyaz ve köpüğe benzer bir şekil aldığından ismi köpük tedavisidir. Enjekte edilen ilaç ise böbrekler aracılığıyla vücuttan dışarı atılmaktadır.

Varis Ameliyatı Geçmişe dayalı en köklü tedavi tabi ki klasik ameliyattır. Fakat günümüzde üstte de tanımladığımız ameliyatsız yöntemler yaygın olarak kullanılmaya başladığı ve avantajlı olduğu için çok tercih edilmemektedir. Ameliyatta kesi, dikiş, pansuman, istirahat, iş, özel ve sosyal hayat kaybı yaşanır. Dezavantajları çok fazla olduğundan tavsiye edilmediği gibi hastalar tarafından da tercih edilmemektedir.

Ameliyatsız varis tedavisi ayrıntılı bilgi ve tedavi ücretleri için https://www.ideaklinik.com.tr/tedavi-fiyatlari/ sayfasından formu doldurarak ulaştırabilirsiniz.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации