Андрей Смирнов
Время чтения: ~34 мин.
Просмотров: 0

Çene Eklem Hastalıkları (Temporomandibular Eklem Hastalıkları) İzmir

Diş gıcırdatma ya da diş sıkma nedir?

Halk arasında diş gıcırdatması olarak tanımlanan Bruksizm genellikle uyku sırasında engellenemeyen çene hareketlerinden kaynaklanan diş sıkmasıdır. Diş gıcırdatması oldukça tehlikelidir, gelecekte hastanın diş ve eklem hastalıkları yaşam riskini arttırır.

Diş sıkma veya diş gıcırdatma ne gibi sorunlara yol açar?

Dişlerdeki istemsiz hareketler nedeniyle meydana gelen kuvvetle birlikte ön dişlerin köşeleri ve arka dişlerin çıkıntılı bölümlerinde mikro çatlaklar oluşur. Bu çatlakların röntgen ile belirlenememesi yüzünden, zamanla büyümeleri nedeniyle dişlerde kırılma etkisi yaratmaktadır. Dişlerde bruksizm ile soğuğa karşı hassasiyet gelişmesi, dişlerde sallanma ve aralanma gözlenebilir. Hastalarda kronik baş ağrısı ve yüz kaslarında ağrı meydana gelir.

Diş sıkma veya diş gıcırdatmanın tedavisi nedir?

Kişilerde diş gıcırdatmasının devam etmemesi için, gece plağı adı verilen silikon içerikli maddeden yapılan diş plakları kullanılır. Bu bazı kişilerde yeterli tedaviyi sağlamasına rağmen, bazılarında tedavide etkili olmaz. Bu kişilerde oluşan rahatsızlığın seviyesine göre, kas gevşetici ilaçlar, psikoterapi yöntemi, eksilen dişlerin yerine protez yapılması, hatalı yapılan veya eskimiş aşınmış dolgu ve kaplamaların yenilenmesi gibi uygulamalar kullanılabilir. İlerlemiş vakalarda  eklem plağı, anterior pozisyonlu eklem plağı , botox  veya eklem kapsülünün yıkanması sağlanarak, tedavi uygulanabilir.

Diş sıkma sadece geceleri mi yapılır?

Diş sıkma sorunu sadece gece değil gün içinde de olmaktadır. Bireyler gün içerisinde de farkına vararak bu alışkanlıklarını değiştirerek hastalığın önüne geçebilirler.

Çene eklemi rahatsızlıklarının nedenleri

Çene eklemi rahatsızlığı genelde kronik bir hastalık olmasına rağmen; bazen hasta şikâyetleri zorlu diş çekimi, trafik kazası, darbe, genel anestezi, yoğun stres gibi nedenlerle aniden de ortaya çıkabilmektedir. Eklemin karmaşık yapısı nedeniyle tedavisi de, bu konuda çalışmalarda bulunmuş uzman diş hekimlerinden oluşan multidisipliner bir ekip tarafından yapılmalıdır. Hastanın ağrılarının nedenini ortaya koymak ve tedavisini gerçekleştirebilmek amacıyla çene cerrahı, prostodontist, ortodontist, kulak burun boğaz uzmanı, psikolog ve fizik tedavi uzmanının tedavi sürecinde koordinasyon içerisinde çalışması oldukça önemlidir.

Çene eklemi rahatsızlığı tedavi edilmez ise çene yerinden çıkar mı?

Çene eklemi rahatsızlığında asıl endişe edilmesi gereken şey çene çıkıklığı değildir. Çünkü çene eklemine basit hareketler yaparak yerine oturtulabilir asıl problem bu rahatsızlıktan meydana gelen şiddetli eklem ağrıları ve eklem cerrahisi gereksinimi oluşturabilecek açık ve kapalı kilitlenmeler ve hastalığın en ileri boyutu olan eklemin Ankiloz durumudur.

Çene eklemi rahatsızlığında stresin etkisi nedir?

Yüz bölgesindeki kaslar en küçük tepkide kasılabilme özelliğine sahiptir ve stresin insan üzerindeki etkilerinden biride uzun süreli kas kasılmasıdır. Bundan dolayı stresli olan durumlarda kaslar kasılır dişler birbirine üzerine yoğun kuvvet uygulayarak temas eder ve eklemlere de normalden fazla yük binmiş olur.

image image

  • ❱ Çene eklemi rahatsızlığı nedir?

    • Yemek yerken ses gelmesi,
    • Kilitlenme ya da takılma,
    • Ağrı,
    • Ağız açıklığında kısıtlılık,
  • ❱ Çene eklemi rahatsızlığı ne gibi sorunlar yaratır?

    Çene eklemi (Temporomandibular Eklem- TME) rahatsızlığında çoğu zaman eklemlerden gelen sesler, çenenin kilitlenmesi, ağzı açarken çenenin bir yana doğru kayması gibi durumlarda görülür.

    Çene eklemi, yüz kemikleri içerisinde tek hareketli kemik olan alt çene kemiğinin kafa kaidesine bağlanmasını ve hareket etmesini sağlayan yapıdır. Alt ve üst çene kemiklerinin ilişkisinde ve dişsel kapanış sisteminde çok önemli bir rol oynar. Bu karmaşık eklem yapısı; kaslar, lifler, kıkırdak disk, alt ve üst çene kemiklerinin ilişkisi gibi birçok yapının uyumlu bir biçimde çalışması ile dengeli ve sağlıklı olur. Bu uyumun bozulması durumunda çene eklemi de rahatsızlıkları görülmeye başlar.

  • ❱ Çene eklemi şikayeti olan biri nelere dikkat etmelidir?

    Yüz bölgesindeki kaslar en küçük tepkide kasılabilme özelliğine sahiptir ve stresin insan üzerindeki etkilerinden biride uzun süreli kas kasılmasıdır. Bundan dolayı stresli olan durumlarda kaslar kasılır dişler birbirine üzerine yoğun kuvvet uygulayarak temas eder ve eklemlere de normalden fazla yük binmiş olur.

  • ❱ Çene eklemi rahatsızlığında stresin etkisi nedir?

    Çene eklemi rahatsızlığı zaman içinde belirtiler gösterir ve bundan dolayı da tedavisi de geciktirilir ise bu belirtiler zamanla daha ciddi durumlara kadar gidebilir. (Çenenin kitlenmesi, çenenin çıkması, ağzın hiç açılmaması… vb)

    • Çeneyi açarken klik sesi
    • Esnerken çenenin takılması
    • Sabahları çenenin zor açılması
    • Yemek yerken kulak bölgesinde ağrı
    • Boyun ve sırt ağrıları (özellikle kadınlarda) gibi durumlar genel belirtileri arasındadır.
  • ❱ Çene hastalıklarının tedavi süreci nasıldır?

    Eklem splintini doktorunuzun önerdiği şekilde düzenli şekilde kullanmanız ve dikkat etmeniz gereken tavsiyelere ise mutlaka uymanız gerekir.

  • ❱ Çene eklemi tedavisinde nelere dikkat edilmelidir?

    Doktorunuzun uygun gördüğü takdirde, edavinin devamı için ortodonti müdahalelerine başlayabilirsiniz. Çene eklemi rahatsızlıklarına sebep olan diş gıcırdatma, tırnak yeme gibi durumların ortadan kaldırılması için doktorunuz psikolojik terapiye başlamanızı önerebilir. Sert gıdalar tüketme, aşırı sakız çiğneme gibi alışkanlıklarınız varsa tedaviden sonra bu alışkanlıkları düzenlemeye dikkat etmelisiniz.

  • ❱ Eklem splinti ne kadar süre kullanılır?

    Hastadaki probleme bağlı sadece gece yatarken ya da yemekler dahil 24 saat kullanılması gerekebilir. Çene eklemi tedavisi ortalama üç aydır. Fakat hastalığın şiddetine göre bu süre artabilir.

  • ❱ Çene eklemi tedavisinde ne kadar süre arayla kontrole gelinmelidir?

    Splint takıldıktan sonra ilk hafta, üçüncü hafta ve üçüncü ayda kontrollere gelinir.

  • ❱ Çene eklemi tedavisinde iyileşme durumu nasıl anlaşılır?

    Eklem splinti kas gevşemesini sağlamak ve çene kapanışını düzenlemek için kullanılan, kişiye özel olarak üretilen şeffaf bir ağız içi plağıdır.

    Eklem splintini doktorunuzun önerdiği şekilde düzenli şekilde kullanmanız ve dikkat etmeniz gereken tavsiyelere ise mutlaka uymanız gerekir.

    Hastadaki probleme bağlı sadece gece yatarken ya da yemekler dahil 24 saat kullanılması gerekebilir. Çene eklemi tedavisi ortalama üç aydır. Fakat hastalığın şiddetine göre bu süre artabilir.

    Splint takıldıktan sonra ilk hafta, üçüncü hafta ve üçüncü ayda kontrollere gelinir.

  • ❱ Çene eklemi rahatsızlığı var ise nasıl anlaşılır?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

  • ❱ Çene eklemi nedir ve nasıl çalışır?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

  • ❱ Çene eklem hastalığı nedir?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

  • ❱ Çene eklem rahatsızlığı için kime başvurmalıyım?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

  • ❱ Çene eklem hastalıkları nasıl oluşur?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

  • ❱ Çene eklem hastalıklarının belirtileri nelerdir?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

  • ❱ Diş sıkma tanı ve tedavi metotları nelerdir?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

  • ❱ Eklem splinti nedir? Ne kadar süre kullanmalıyım?

    Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre tamamen iyileşme olamamakla birlikte kişiler günlük çene hareketlerini yapabilirler

Eklem romatizması, vücudumuzda omurganın hareket kısıtlılığına sebep olan iltihaplı bir romatizma hastalığıdır. Omurgaya esneklik sağlayan kıkırdakların esnekliğini kaybetmesi ve kireçlenmesi ile omurganın sabitleşmesi durumudur. Bu rahatsızlıkta; bel ve boyun hareketlerinde kısıtlanma ve öne doğru eğilme zorluğu demektir.

Romatizma Nedir?

Romatizma oldukça genel bir terimdir ve kemik, kas ve eklemlerin etrafındaki ağrıyı ifade etmek için kullanılır. Romatizma deyince tek bir hastalık anlaşılmaz. Romatizmal hastalıklar eklem tendonlarınızı, bağlarınızı, kemiklerinizi ve kaslarınızı etkileyerek vücudumuzun savunma mekanizmasında bozukluklara yol açabilen hastalıklardır.

Romatizmal hastalıklar kronik ya da akut hastalıklardır.

Romatizma Nasıl Anlaşılır?

Hastalık, sabahları yataktan kalktıktan sonra veya uzun süreli hareketsizlik sonrasında belin aşağısında ve kalçada gelişen ağrı ve tutukluluk halidir. Bu hastalık o kadar yavaş ve sinsi gelişir ki başlangıçta pek fark edilmez veya önemsenmez. Hastalık bazen ateşli bazen de sakin seyredebilir. Eklem romatizması zamanla kötüleşebilir, artabilir veya düzensiz seyredebilir. Hastada sağ ve sol kalçada gelişen değişen kalça ağrısı, topuk ağrısı, göğüs kafesi ağrısı ve kaburga üzerinde hassasiyet gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Artrit (eklem romatizması) hastalığının tedavisiyle şikayetlerin azalması veya kaybolması ve hastalığa bağlı sakatlığın önüne geçmek mümkündür. Tedavinin amacı, ağrı ve tutukluluğu gidermek, omurgadaki deformasyon ve komplikasyonları önlemek veya geciktirmektir. Kalıcı hasara sebep  olmadan bu hastalığın erken dönemde tedavisi çok önemlidir.

Eklem Romatizması Belirtileri Nelerdir?

Bu rahatsızlık birçok belirtiyle birlikte kişiyi rahatsız ederek kendini gösterebilir. Eklem romatizması belirtileri arasında;

  • Uzun süreli yorgunluk hissi,
  • Hastalık olan bölgede şekil bozukluğu ve şişmeler,
  • Rahatsız edici ağrılar,
  • Eklem romatizması olan bölgede aşırı duyarlılık,
  • Eklemler ve kaslarda görülen şişlik,
  • Eklemlerde sıcaklık hissi ve kızarıklıklar,
  • Bel, boyun ve sırt ağrıları,
  • Tekrarlı seyreden yüksek ateş,
  • İştahsızlık,
  • Nedensiz kilo kayıpları,
  • Göğüs ağrıları,
  • El ve ayaklarda karıncalanma,
  • Parmaklarda morarma ve sararmalar.

Bu belirtilen belirtilerden bir veya bir kaçı romatizmal hastalıkların habercisi olabilir. Doktorunuz gerekli muayeneden sonra sizi bir romatologa yönlendirir.

Romatizma Ağrısına Ne İyi Gelir?

Eklem romatizması tedavisinde ilk müracaat edilen ilaçlar: Nonsteridal ağrı kesici ilaçlar ve bunlardan naproksen, indometazin, diklofenak gibi ilaçlar, artiritin tedavisinde en sık kullanılan ilaçlardır. Bunlar ağrı ve tutukluğu belli bir süre gideren ilaçlardır, fakat köklü çözüm değillerdir.

Son zamanlarda yapılan bilimsel  çalışmalar; Glukozamin (glucosamine) içeren  ilaçların Artrit (eklem romatizması) tedavisinde etkili olabileceğini göstermiştir (1). Çünkü; omurgayı  oluşturan kıkırdakların temel yapısında Glukozamin vardır ve dışarıdan  Glukozamin desteği  omurlardaki kıkırdakların onarılmasına yardımcı olur ve bu onarım sonucunda da omurlar esneklik  kazanmaya ve kireçlenmeler ortadan  kalkmaya başlar. Yapılan çalışmalar, Glukozamin (glucosamine) ve Kondroitin içeren ilaçlarla tedavi uygulanan eklem romatizması hastalarında omur düzleşmelerinin % 70-80 oranında azaldığını ortaya çıkarmıştır (1).

İltihaplı ve İltihapsız Romatizma Nedir?

Romatizma temel olarak 2 basamakta incelenebilir;

  1. İltihaplı Romatizma
  2. İltihaplı Olmayan Romatizma

b) Bağışıklık savunma hücrelerinin sağlıklı dokulara saldırması sonucu gelişen iltihaplı romatizmaların en önemlileri romatoid artrit, ankilozan spondilit, bağ doku iltihabı yapan hastalıklar (kolajen hasarlı hastalık) ve sistemik lupus eritematozusdur.

c) Başta ürik asit olmak üzere diğer kristallerin eklemlerde ve çeşitli dokularda birikmesi sonucu yaptığı iltihaplı romatizma türüdür. Gut ve yalancı gut hastalığı bu tip iltihaplı romatizmaya dahildir.

Romatizmal Hastalıklar Nelerdir?

Romatizmal hastalıklar; hem eklem (artrit) ve hem de kas (yumuşak doku) kaynaklı hastalıkların ortak adıdır. Romatizmal hastalıklar genellikle ağrılıdır ve rahatsızlık vererek hayat kalitesini düşürürler. Birçok çeşidi olan romatizma hastalıklarının ortak belirtileri eklemlerde şişlik, sıcaklık hissi, ağrı ile kendisini gösterebilir ve tedavi edilmediğinde ciddi rahatsızlıklara neden olur.

Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi üzerinde otoimmün bir bozukluktur ve enflamasyona sebep olabilir.

Romatizmal hastalıklar, kas ve iskelet sisteminin aşağıdaki kısımlarını etkileme eğilimindedirler;

  • Eklemler
  • Kaslar
  • Kemikler
  • Tendonlar ve bağlar

Artrit altında toplanmış birçok romatizmal hastalıklar görebilirsiniz. Romatizmal hastalıklar bazı artrit türlerini kapsarken, başka birçok durumu da içerirler. Romatizmal hastalıklar çeşitlerine göre 4’e ayrılır. Bunlar;

  • Yumuşak Doku Romatizması: Bu romatizma en çok görülen tiptir. Lupus (SLE) , gut gibi romatizmal hastalıklar bu gruba örnek verilebilir.
  • Eklem romatizmaları
  • İç organ romatizmaları
  • Hepsinin birlikte görüldüğü romatizmalar

Sık Görülen Romatolojik Hastalıklar

Osteoartrit (Eklemlerde Kireçlenme): En sık görülen eklem hastalığıdır. Eklem boşluğu azalmıştır. Eklem kıkırdak yapısının bozulmasıyla birlikte, sinoviyal sıvı azalışı da görülür. Sonuçta kıkırdağın zamanla yok olması osteoartrite yol açar. Kanda iltihap olmadığından, iltihaplı olmayan romatizma sayılır. Eklemlerde ağrı, hassasiyet, hareket kısıtlılığı görülür.

Anklilozan Spondilit: Ankilozan spondilit, omurganızı hedef alan, uzun süreli sertliğe ve omurga boyunca hareketsizliğe yol açan kemik proliferasyonuna neden olan bir tür enflamatuar artrittir. Omurgayı etkilemekle beraber çevre eklemleri, kiriş ve tendon denilen kasların kemiklere yapıştığı bölümleri de etkiler. HLA-B27 adlı bir protein için kan testi, teşhisi doğrulamaya yardımcı olabilir.

Lupus: Vücudunuzda iltihaplanmaya neden olabilen kronik bir otoimmün hastalıktır. Bu hastalıkta, bağışıklık sisteminiz organlara ve dokulara saldırır ve onları etkiler. Lupus hastası olan kişilerin çoğunun kan testinde antinükleer antikor pozitiftir.

Gut: Fazla ürik asit vücutta birikir. Biriken ürik asit vücudunuzun belirli bölgelerinde, özellikle cilt ve eklemlerde kristaller oluşturabilir. Gut hastaları eklem ağrısı, kızarıklık ve şişlik yaşarlar.

Akut Romatizmal Ateş: Streptokok enfeksiyonunu takiben gelişen; eklemler, kalp zarı ve kalp kası, beyin gibi organlarda tutulum yapabilen bir hastalıktır. Eklem ve diğer organlardaki sorunlar genelde önemli bir hasar bırakmadan iyileşirken kalpte ciddi sorunlar yaratması nedeni ile ciddiye alınmalıdır. Tedavi edilmediğinde aort, mitral gibi kalp kapaklarında darlık ya da yetersizlik yapar.

Sjöğren Sendromu: Sjögren sendromu, bağışıklık sisteminin tükürük ve gözyaşı üreten bezlere saldırdığı otoimmün bir durumdur. Başlıca semptomlar ağız kuruluğu ve kuru gözlerdir. Sjögren sendromu, eklemler, deri ve sinirler dahil olmak üzere vücudun diğer kısımlarını da etkileyebilir. Bu olduğunda, eklemlerinizde veya kaslarınızda ağrı, kuru cilt, kızarıklıklar ve nöropati fark edebilirsiniz.

Eklem Romatizması: İltihaplı eklem romatizması ya da romatoid artrit olarak da bilinir. Eklem romatizması vücudun tüm eklemlerini etkileyen eklem bölgelerinde ağrı yapan, eklemler de şekil bozukluğuna yol açabilen bir çeşit romatizmal hastalıktır. Eklemlerde hareket kısıtlığına, uyuşukluğa, ağrı, hassasiyet ve şişliğe sebep olur.

Eklem romatizmasında ağrı ve iltihaplanma alevlenme olarak bilinen hastalığın aktif olduğu dönemlerde ortaya çıkar. Remisyon döneminde semptomlar daha az şiddetli olabilir veya tamamen ortadan kalkabilir.

Romatizma Tedavisi

Romatizmal hastalıkların tamamıyla hastalığı geçirici bir tedavisi yoktur, tedavi hastalığın belirtilerini baskılamaya yöneliktir. Uygulanacak olan tedavi sahip olduğunuz artritin çeşidine ve şikayetlerinizin ciddiyetine göre değişecektir. Eğer tenisçi dirseği veya bel ağrısı gibi yumuşak doku romatizmanız var ise, ağrınız kısa süreli olabilir ve basit bir tedavi ile geçebilir.

Romatizma rahatsızlıklarında kullanılan ilaçla tedavi yöntemlerinden bazıları;

  • Steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ağrıyı hafifletebilir ve inflamasyonu azaltabilir. Bu ilaçlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Yan etkileri mide tahrişi, kalp sorunları ve böbrek hasarı meydana getirebilir.
  • Steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ağrıyı hafifletebilir ve inflamasyonu azaltabilir. Bu ilaçlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Yan etkileri mide tahrişi, kalp sorunları ve böbrek hasarı meydana getirebilir.
  • Hastalık değiştirici antiromatizmal ilaçlar (DMARD’lar) romatoid artritin ilerlemesini yavaşlatabilir ve eklemleri ve diğer dokuları kalıcı hasardan koruyabilir. Yan etkiler değişiklik göstermekle birlikte; karaciğer hasarı, kemik iliği baskılanması ve şiddetli akciğer enfeksiyonlarına sebep olabilir.
  • Biyolojik ajanlar , bağışıklık sistemini etkileyerek, eklem ve doku hasarına neden olan iltihabı tetikleyen kısımlarını hedef alabilir.

Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalar Glukozamin (glucosamine) içeren takviyelerin artrit (eklem romatizması) ve eklemleri hedef alan romatizmal hastalıkların tedavisinde etkili bir destek olabileceğini göstermiştir. Çünkü omurgayı oluşturan kıkırdakların temel yapısında glukozamin vardır ve dışarıdan glukozamin desteği omurlardaki kıkırdakların onarılmasına yardımcı olur ve bu onarım sonucunda da omurlar esneklik kazanmaya ve kireçlenmeler ortadan kalkmaya başlar. Yapılan çalışmalar, glukozamin (glucosamine) içeren ilaçlarla tedavi uygulanan eklem romatizması hastalarında omur düzleşmelerinin % 70-80 oranında azaldığını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca boswellia (akgünlük ekstresi) ile birlikte sunulan glukozamin takviyeleri iltihap önleyici özelliğe sahip olduğu için romatizmanın sebep olduğu iltihabı dağıtıcı etkiye de sahiptir.

Kaynakça

Oops… Slider with alias ilginizi çekebilir not found. 3 dakika Dejeneratif eklem hastalığı ağrıya ve enflamasyona neden olur. Bu hastalığa sahip olan kişiler sıradan hareketleri yapmakta dahi zorluk çekebilirler.

Son Güncelleme: 18 Ocak, 2020

Osteoartrit olarak da bilinen dejeneratif eklem hastalığı, kıkırdak dokusunu ve subkondral kemikleri etkileyen rahatsızlıkları kapsar. Ayrıca ağrıya ve iltihaplanmaya neden olur, normal vücut hareketlerini zorlaştırır. Kıkırdak, bu bahsettiğimiz kemiklerin uç kısımlarını kapatmaktan sorumlu olan dokudur ve bu yüzden eklemin düzgün çalışması için gereklidir.

Dejeneratif eklem hastalığı, eklem kıkırdağının bozulmasına neden olur. Bu durumun sonucunda ise kemikler aşınmaya başlar ve acı hissi ortaya çıkar. Kıkırdak ortadan kayboldukça, kemikler reaksiyona girer ve yan kısımlarda kemik dokusu oluşmaya başlar. Bu durum ise eklemin deforme olmasına neden olur.

Dejeneratif Eklem Hastalığının Nedenleri

Dejeneratif eklem hastalığı Amerika Birleşik Devletleri’nde son derece yaygındır. Ülkede yaşayan 27 milyondan daha fazla kişinin, diz, el veya omurgasında bu rahatsızlığa rastlanıyor. Ek olarak, bu hastalık kadınlarda erkeklere oranla daha yaygındır.

Ortalama yaşam süresinin artması ve buna bağlı olarak yaşlı insan nüfusunun çoğalması, dejeneratif eklem hastalığını günümüzde fiziksel engelliliğin başlıca nedenlerinden biri haline getirmiştir. Kimse bu hastalığın nedenini tam olarak bilmese de, bazı risk faktörleri bulunmaktadır:

  • Yaş: Osteoartrit riski, 50 yaşından itibaren katlanarak artar.
  • Cinsiyet: Bu hastalık genel olarak 50-55 yaşından büyük kadınları etkiler.
  • Genetik: Eğer ailenizden biri bu hastalığa sahipse, sizin de bu hastalığa yakalanma riskiniz diğer insanlara oranla %65’e kadar yükselebilir.
  • Çalışma koşulları: Eklemleri kullanmayı gerektiren devamlı hareketler, zamanla eklemlere fazla yüklenilmesine neden olur.
  • Aşırı fiziksel aktivite: Atletlerin osteoartrit problemine sahip olma riski yüksektir.
  • Menopoz: Menopoz döneminde östrojen seviyesinin düşmesi, bu hastalığa yakalanma riskini arttırır.
  • Obezite: Obezite, direkt olarak osteoartrit problemine neden olmaz. Ancak fazla kilo, eklemlerin durumunu daha kötü bir hale getirebilir. Özellikle dizler, fazla kilodan etkilenebilir.
  • Yaralanmalar: Kırıklar ve yaralanmalar, dejeneratif eklem hastalığı riskini arttırır.

Bu yazı ilginizi çekebilir: Karıncalanan Eklemler: Sebepleri ve Doğal Çareleri

Dejeneratif Eklem Hastalığı: Belirtileri

Dejeneratif eklem hastalığı, zamanla şiddetlenen bit hastalıktır. Bir veya birkaç eklemi birden etkileyebilir ve genellikle başlarda kısa süren ve hareket edildiğinde düzelen sertliklerden ibarettir.

Hastalık ilerledikçe, bu durumdan etkilenen eklemlerin hareket becerisi de azalmaya başlar. Etkilenen bölgede duyarlılık, ağrı ve “parçalanma” hissi kendini gösterir. Bazen yaşanan hareket edememe durumu, hasarlı eklemin içindeki serbest haldeki cisimlerin bir sonucudur.

Osteoartrit belirtileri çeşitlidir ve bu belirtiler zamanla çoğalır. Bununla birlikte, en sık görülen belirtiler eklem ağrısı, fiziksel hareketin kısıtlanması, sürtünme ve bazı durumlarda eklem efüzyonudur (sıvı kaçağı). Eklem ağrısı ve iltihaplanma, uzun süre hareket etmemenin sonucu olarak ortaya çıkabilir. Eklemi oluşturan kemik uçlarındaki dokunun fazla büyümesi kemikte deformasyona yol açar.

Ağrı, osteoartrit problemi yaşayan insanları en çok endişelendiren semptomdur. Bu ağrılar genellikle dinlendiğiniz zaman sona erer. Ancak bu sağlık durumu ilerledikçe, hem hareket ederken hem de dinlenirken de ağrı ve acı yaşayabilirsiniz.

Bu yazıyı okumanızı öneriyoruz: Kemikleri ve Eklemleri Güçlendirmenin Yolları

Dejeneratif Eklem Hastalığı: Tedavisi

Dejeneratif eklem hastalığı tedavisinin ana amacı, herhangi bir yan etkiye sebep olmadan yaşanan acıyı azaltmak ve hareket kabiliyetini geliştirmektir.

Bu hastalığın tedavisinde atılacak ilk adım, sorun yaşadığınız eklemi daha fazla incitecek herhangi bir durumdan kaçınmaktır. Buna ek olarak, ihtiyaçlarına göre, her hasta için özel olarak hazırlanmış bir egzersiz programı gerekir.

Çoğu durumda, bölgedeki iltihap nedeniyle acı ve ağrı hissi baş gösterir. Böyle bir durumda, anti-enflamatuvar ve ağrı kesici ilaçlar kullanmanız gerekebilir. Bu şekilde bölgedeki şişliği ve acıyı azaltabilirsiniz. Doktorunuz sizin için en uygun ilacı önerecektir.

Kondroprotektif ilaçlar

Bu tür ilaçlar, dejeneratif eklem hastalığı için özel olarak üretilmiştir. Problemli eklemlere direkt olarak etki ederler. Bu ilaçlar sadece acı ve ağrıyı azaltmaz, aynı zamanda hareket kabiliyetini de iyileştirir. Kondroprotektif ilaçların içinde kondroitin sülfat, glukozamin sülfat ve hiyalüronik asit bulunur.

İlginizi çekebilir …

A A

25.07.2019 – 10:37 | Haber Kaynağı: İHA

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Selda Demirkol, kas ve eklem hastalıklarında uygulanan PRP tedavisi hakkında bilgi verdi.

PRP tedavisini; hastanın kendi kanı alındıktan sonra çeşitli işlemlerden geçirilip içerisindeki trombositlerin ayrıştırılması, yoğunlaştırılması ile elde edilen PRP’nin hasarlı dokuya enjekte edilmesiyle oluşan bir tedavi yöntemi olarak tanımlayan Dr. Demirkol, “Trombositlerin bir görevi de içerisinden bir sürü büyüme hormonu dediğimiz proteinler salgılanıyor, bu proteinler kollajen üretimini artırıyor, kıkırdak üretimini artırıyor, yeni sağlıklı hücrelerin oluşumunu hızlandırıyor böylelikle hasarlı hücrenin tamirini hızlandırmış oluyor” şeklinde konuştu.

Hasarlı dokular tamir ediliyor

PRP içerisindeki trombositlerin bir görevinin de uygulanan bölgede kök hücrelerin aktive olmasını sağlamak olduğunu aktaran Dr. Selda Demirkol, “Bölgedeki kan dolaşımı hızlanıp kanlanma artınca vücudun tüm mekanizması o bölgeye yönlenmiş oluyor, trombositlerin içten büyüme faktörlerinin sağlanması ve kök hücrelerinin aktive olmasıyla beraber hasarlı dokuların tamiri başlıyor. Kollajen üretimi artınca hastaların tedavisinde PRP çok önemli oluyor, kıkırdak doku üretimi arttığı için eklemlerde kireçlenme de olsa, genç yaşta oluşan kıkırdak hasarları ve bozukluklarında PRP bizim için çok güzel bir tedavi seçeneği oluyor” ifadelerini kullandı.

Steril bir ortamda ve uzman doktorlarca hazırlanması gerekenin PRP’nin sonrasında hiç vakit kaybetmeden ilk 10 dakika içerisinde uygulanacak alana enjekte edilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Demirkol, “Biz enjekte ettikten sonra o bölgede bir enflamasyon süreci başlıyor, yani oraya uyarı verdik vücut alarma geçti o bölgede kan dolaşımı artıyor. Trombositlerden salgılanan büyüme hormonları direk kök hücreler aktive oluyor ve bir enflamasyon süreci başlıyor” şeklinde konuştu.

Tedavi öncesinde hastaların kullandığı bir takım ilaçları kestirdiklerini, bu ilaçların kortizonlu ve ağrı kesici ilaçlar olduğunu aktaran Dr. Selda Demirkol, “Sonrasında trombositlerden salgılanan hormonlar 10 güne kadar orada salgılanmaya devam ediyor. PRP bir tedavi sürecidir biz o süreci başlattık, birkaç hafta içerisinde o etkiler sürüyor ve sonrasında bu süreç aylarca devam ediyor yani bir yaranın iyileşmesi gibi düşünün PRP ile iyileşme sürecini hızlandırıyoruz” diye konuştu.

Hangi sorunlara iyi geliyor

PRP’nin kullanıldığı kas ve eklem hastalıklarını sıralayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Selda Demirkol, şunları söyledi: “Tendon hasarlarında, yani eklemdeki liflerin zedelenmesinde tendon tamirini hızlandırıyor. Tendon yırtılmalarında ameliyattan sonra iyileşme tamir sürecini hızlandırıyor, tenisçi dirseği, golfçü dirseği, topuk dikeninde, sporcu yaralanmalarında, kas yaralanmalarında, kıkırdak zedelenmelerinde ve tamirinde, özellikle diz ekleminde çok kullanıyoruz. En yaygın kullanım alanları ise kireçlenmelerdir yapılan araştırmalar ve çalışmalarda başarı oranı çok yüksek çıkmıştır.”

Kaç seans uygulanıyor

PRP uygulamasının hastalıktan hastalığa değiştiğine dikkat çeken Dr. Demirkol şöyle konuştu:

“Tendon hasarlarında bir doz yaptık diyelim, yaklaşık bir ay gibi bir süre bekleniyor, bir aydan sonra hasta kontrole geldiğinde biz ikinci bir uygulamaya gerek duyarsak yapıyoruz ama genelde Tendon ile ilgili problemlerde bir doz yetiyor. Kırıklarda iyileşme sürecini hızlandırmak için, ortopedik problemlerde bu doz ikiye ya da üçe çıkabilir. Bu seans araları şöyle ayarlanıyor: PRP yaptıktan sonra 10 gün bekleniyor, çünkü uyguladığımız trombositler 10 gün boyunca büyüme hormonunu salgılıyor, biz PRP’yi kaç seans yaparsak yapalım seans aralıkları 10 günden sonra olabiliyor, hastaya 15 gün sonra kontrol yapılıyor, hastanın durumuna göre ya hemen yapılıyor ya da 1 ay sonra da yapılabiliyor, 3 seans yapacağımız zaman 6 ay içerisinde bu seansları tamamlıyoruz.

PRP herkese uygulanabiliyor mu?

PRP’nin bazı durumlar da önerilmediğine değinen Dr. Demirkol, “PRP trombositten elden edilen bir plazma olduğu için kan değerine baktığımızda trombosit sayısı aşırı şekilde düşük çıktığında PRP yapılamıyor, çünkü faydasını göremiyoruz. O yüzden trombosit sayısı çok düşük olanlar, kanama bozukluğu ya da kan sulandırıcı ilaç kullananlarda istediğimiz etkiyi elde edemeyeceğimiz için PRP’yi uygulamıyoruz. Onun dışında yapacağımız bölgede bir enfeksiyon var ise yapmıyoruz, kanser hastaların da bir de kişinin bağışıklık sistemi ile ilgili bir rahatsızlığı var ise PRP uygulamıyoruz. Bu saydığım grup dışında hemen hemen herkese PRP uygulanabiliyor” dedi.

İyileşme süreci

PRP uygulandıktan sonra hastanın dikkat etmesi gerekenler ve iyileşme süreci hakkında da bilgi veren Dr. Demirkol, sözlerini şöyle sürdürdü:

“PRP tedavisi döneminde yaklaşık 1 aya kadar kortizonlu ilaç kullanımı kesiliyor, ağrı kesici kullanılması gereken durumlar da sadece içeriğinde parasetamol içeren ağrı kesiciler kullanabilir. Bir de uyguladığımız bölgeye herhangi bir krem bile uygulanmaması gerekiyor, bazen enjeksiyon sonrasında ağrı ve şişlik gibi durumlar olabiliyor bu gibi durumlar da bir iki gün buz uygulaması yapılabilir. PRP uygulamasında ilk gün hastanın istirahat etmesi gerekiyor, ertesi gün normal günlük yaşantısına devam edebilir ama çok aşırı zorlayıcı hareketler yapmaması gerekiyor. Hasta 15 gün sonra kontrole geldiğinde 2’nci seansı yapıyoruz ama daha sonra yavaş yavaş egzersizlere başlayabilir. İyileşme süreci bir yara iyileşmesi gibi 6 haftadan 6 aya kadar devam edebilir.”

Günlük hayatta eklem ağrılarından hayatının herhangi bir döneminde yakınmayan yok gibidir. Ancak ağrıya neden olabilecek problemlerin romatizmal hastalıklara göre dağılımı farklılık gösterebiliyor. Örneğin yumuşak doku romatizması toplumda yüzde 5 oranında görülürken, Romatoid Artrit hastalığı 10 bin kişiden 30’unda, Sistemik Lupus Eritematozus hastalığı ise toplumda her 100 bin kişiden 40-50’sinde ortaya çıkıyor. Bu hastalıkların her 9 kadına karşılık bir erkekte görüldüğünü söyleyen Aile Hastanesi Bahçelievler İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Uslu, “Eklem şikayetleri her yaş grubunda görülebilmekle beraber kadınlarda erkeklere nazaran daha yüksek bir oranda görülüyor. Bunda fazla kilolar, hareketsiz bir yaşam sürdürmek ve hormon kaynaklı nedenler etkili oluyor” diyor. Dr. Ahmet Uslu, eklem ağrılarını tetikleyen başlıca 8 nedeni şöyle sıralıyor: 1-Soğuk hava.2-Proteinden zengin beslenme.3-Bilinçsiz egzersiz yapma. 4-Eklemleri zorlayıcı hareketler yapma ve ağır kaldırma. 5- Düşme ve çarpma. 6- Kontrolsüz ve bilinçsiz ilaç seçimi. 7-Düzensiz beslenme ve uyku düzeni bozukluğu. 8-Depresyon. Halk arasında eklemlerde ağrıya neden olan her ağrı romatizma, iltihaplı ve iltihapsız romatizma, yumuşak doku romatizması, omurga romatizması gibi isimlerle anılıyor. Oysa ‘Artroz’ ve ‘Artrit’ birbirinden farklı iki hastalık. Bu hastalıkların farkını anlatan Dr. Ahmet Uslu, şu bilgileri veriyor: ARTROZ: Eklem kıkırdaklarındaki harabiyete bağlı olarak çoğu zaman yaşlılık, travma, zorlama gibi nedenlerle oluşuyor. ARTRİT: Yani iltihaplı romatizma ise metabolizma bozuklukları, bağışıklık sisteminden kaynaklanan nedenler gelişiyor. KIŞIN DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR Eklem ağrılarıyla ilgili olarak bu iki hastalığın karıştırılmasının dışında, hastalığın genetik olup olmadığı, en çok hangi mevsimde görüldüğü de çok merak ediliyor. Eklem ağrılarının kış aylarında daha sık görüldüğünü belirten Dr. Ahmet Uslu, “Sebebi çok net olmamakla beraber soğuğa bağlı damarlarda oluşan spazm dokulara daha az kan ve dolayısı ile oksijen gitmesine neden oluyor. Soğuk günlerdeki hava basıncı değişiklikleri de eklemlerde ağrılara neden olabilir” diyor. GENETİK YATKINLIK VAR Romatizmal hastalıklara bağlı eklem ağrılarının görülmesinde genetik yatkınlık bulunduğunu ve bu durumda romatizmal hastalıkların görülebilme ihtimalinin arttığını ifade eden Dr. Ahmet Uslu, şu bilgileri veriyor: “Örneğin en sık görülen romatizmal hastalıklardan olan romatoid artrit hastası bir bireyin, akrabalarında bu hastalığın görülme sıklığı yüzde 1-2 oranında iken, aynı yumurta ikizlerinde, ikizlerden birinde romatizma varsa diğerinde romatizma gelişme ihtimalinin yüzde 15-20 düzeyinde oluyor”. Eklem ağrılarının sık kullanılan eklemlerde görüldüğüne değinen Dr. Ahmet Uslu, romatizmal kaynaklı ağrılarda tutulan eklemin yeri, sayısı, ağrının süresi gibi bulguların romatizmal hastalıkla ilgili ipuçları vererek, tanı açısından yol gösterici olduğunu belirtiyor. Örneğin Gut atağına bağlı eklem ağrısı çoğunlukla sadece ayak başparmağını tutabilirken romatoid artrit hastalığında, ağrılar el, el bileği ve el parmak eklemlerini de etkiliyor. Ya da bel ağrısı ve sabah tutukluğu tarif ediyorsa ankliozan spondilit hastası olabiliyor. EKLEM AĞRISI NASIL TEDAVİ EDİLİR? • Travmaya bağlı bir ağrıysa akut dönemde soğuk uygulama lokal ya da sistemik ağrı kesiciler faydalı olabiliyor. • Hastada yumuşak doku romatizması varsa sıcak kompres ve kas gevşeticiler işe yarayabiliyor. • Romatizmal ağrılar ve eklem kireçlenmesi için fizik tedavi uygulamaları, sıcak su ve kaplıcalar faydalı olabiliyor. • Her romatizmal hastalık için kullanılacak ilaç ve ilaç grupları farklılık gösterebiliyor. Kimi zaman bunda hasta tercihi ya da hasta uyumu gibi faktörler rol oynadığı gibi, diğer sistemik hastalıkları ile ilişkili olarak ilaç tercihleri farklılaşılabiliyor. • Romatizmal hastalıklarda kalıcı eklem harabiyeti olmaması için mutlaka tıbbi destek almak gerekiyor. • Eklem fonksiyonlarının korunabilmesi için düzenli egzersiz yapmak çok önemli. • Beslenmeye ve dinlenmeye önem vererek kilo kontrolü sağlamak gerekiyor. • Eğer kişide gut hastalığı varsa aşırı protein tüketiminden, fibromiyalji varsa uykusuzluktan uzak kalınması hastalığın yarattığı şikayetleri büyük ölçüde azaltıyor. • Kireçlenmeye bağlı eklem ağrıları varsa kıkırdak yapımını uyaran kondroitin sülfat takviyesi kısmi bir çözüm yaratsa da, kilo verilmediği sürece eklemlerin kişiyi uzun süre ağrısız şekilde taşıması mümkün olamıyor.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации