Андрей Смирнов
Время чтения: ~26 мин.
Просмотров: 0

Burun Ameliyatı Sonrası Kemik Çıkıntısı Neden Olur? 3 Açıklaması!

Ayak başparmağındaki deformite, ağrı ve şekil bozukluğuyla seyrederek yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık. Rahatsızlık, yüksek topuklu ve ucu sivri ayakkabıları tercih etmeleri nedeniyle en çok kadınları tehdit ediyor. Genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına alan bu problemin tek köklü tedavi seçeneği, ameliyat. Cerrahi operasyonlarda başarı oranı ise oldukça yüksek oranlarda seyrediyor.

A yak başparmağındaki kemik çıkıntısı, sıklıkla ağrı ve şekil bozukluğuyla kendini gösteriyor. Yürürken güçlük çekilmesi, istenilen her ayakkabının giyilememesi veya giyildiğinde ayaklarda rahatsızlık yaşanması ayak başparmağındaki kemik çıkıntılarında sıkça karşılaşılan sorunlar. Doğuştan veya genç yaşta da görülebilen bu deformite, genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına alıyor. Kadınlarda erkeklere oranla 5 kat daha fazla görülüyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Şeref Aktaş, parmaklardaki deformitenin kadınlarda daha fazla görülmesinde birkaç faktörün etkili olduğunu belirterek, bu etkenleri şöyle sıralıyor: “En önemli sebebi, kadınların yüksek topuklu ve ucu sivrilen ayakkabıları tercih etmeleri. Hamilelik döneminde hormonal dengelerin değişmesi nedeniyle, ayak kemikleri arasındaki bağların gevşemesi de en sık suçlanan faktörlerden. Düztabanlık veya kas yapısındaki bozukluklar gibi ayağın kendisinden kaynaklanan sorunlar, serebral paralsi veya felç gibi nörolojik hastalıklar da bu deformiteye yol açabiliyor.”

Doç. Dr. Aktaş, deformitenin gelişmesinde, her iki cinsiyette ailesel öykünün de büyük rol oynadığına dikkat çekerek, “Öyle ki, ailesinde kemik deformitesi olan her 100 kişiden 60-70’inde bu sorunun geliştiğini görüyoruz” diyor. Zaman zaman şiddetli ağrılarla seyrederek yaşam kalitesini bozan başparmaklardaki bu kemik çıkıntıları, operasyonla tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Ancak operasyondan başarılı sonuç alınabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmakta fayda var.

Doç. Dr. Şeref Aktaş, başparmaktaki kemik çıkıntılarının tedavisinde öncelikle ağrıyı dindirmeyi hedeflediklerini, bunun için de ağrı kesicilerden yararlandıklarını söylüyor. İlaç tedavisinin tek başına yeterli gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Aktaş, dikkat edilmesi gereken noktaları da şöyle aktarıyor: “Kadınların öncelikle yüksek topuklu ve ucu sivrilen ayakkabı giyme alışkanlıklarından vazgeçmeleri gerekiyor. Başparmakta çıkıntı başladığı zaman ağrıyı dindirmek için rahat ayakkabılar giyilmeli, geceleri de parmaklara ağrıları azaltan silikon makaralar takviye etmeli. Ayrıca uzun süre ayakta durmaktan kaçınmakta da yarar var. Ayağın iç tarafına monte edilen ateller de etkili oluyor. Fakat yapılan çalışmalara göre, ağrıların giderilmesinde etkili olan bu yöntemler deformitenin önlenmesinde pek yarar sağlayamıyor. Hasta ağrıyı artık her gün çekmeye başlamışsa, bu durumda cerrahi müdahale öneriliyor.”

Daha fazla bilgi için : ALO ACIBADEM  444 55 44 www.acibadem.com.tr

ÖNE ÇIKAN HABERLER

  • Yeni vaka sayısı açıklandı
  • “Maskesiz döneme geçiş için aceleci olmayın”
  • SGK ile TEB, ilaç teminine ilişkin ek protokolde mutabakat sağladı
  • O açık alanlarda da ‘maske takın’ uyarısı!
  • Covid-19 salgını obeziteyi de artıracak

Giriş Yap Hoşgeldiniz! Hesabınızda oturum açın. Şifreni mi Unuttun? Yasal Uyarı ve Kullanım Sözleşmesi Şifre kurtarma Şifrenizi Kurtarın Email adresine yeni bir şifre gönderilecek. image Önceki İçerikLateral Epikondilit Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi Sonraki İçerikKifoz (Kamburluk) Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi

Genel Sağlık Kategorileri
imageKADIN ERKEK
Çocuk Sağlığı ve Hast.. Aile ve Toplum Sağlığı
Sağlıklı Yaşam Spor ve Egzersız
Diyet Kadın Hast.
Kadın Hast. Jinekoloji
Doğum Doğum
Kısırlık – Tüp Bebek Biyokimya
Hastalıklar
Ağız Hast. Akc. – Solunum Hast.
Bağırsak – Sindirim H. Bel Hastalıkları
Beyin/Nörolojik Hast. Böbrek Hast.
Bulaşıcı Hast. Kalp-Damar Hast
Deri/Cilt Hast. Enfeksiyon Hast..
Göz Hast. Hormonal Bozukluklar
İç Hastalıklar (Dahiliye) İdrar Yolu Hast.
İskelet – Kas sist. H Kalıtsal (Genetik) H.
Hematolojik (Kan) Hast. Karaciğer Hast.
Kemik – Ortopedik H. Kulak-Burun-Boğaz H.
Meme ve Hastalıkları Ruhsal – Sinirsel H.

Gündem ve Haberler

    0-12 ay   2-3 yaş
   12-18 ay   3-5 yaş
   18-24 ay   5-13 yaş
  • Günlük Kalori İhtiyaci
  • Vücut Kitle İndexi
  • Tahmini Doğrum Tarihi Hesap Aracı
  • Gebelikte İdeal Kilo Alım Hesap Aracı
  • Besin Kalori Değerleri
  • Sağlıklı Yaşam

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tanıtım yazıları

El Uyuşması Neden Olur?

1)  Karpal Tünel Sendromu

El uyuşmasının en sık karşılaşılan nedenlerinden biri karpal tünel sendromudur. Bu hastalık, bilekteki sinirlerden birinin baskı altında kalması ile ortaya çıkıyor. Karpal tünel sendromu, bu yazı boyunca aktarılacak olan birçok etkenle bağlantılı olabilir. Ancak sık karşılaşılan bazı nedenleri şunlardır:

  • El, bilek veya kolların aşırı kullanımı (örgü örmek, bilgisayar klavyesi kullanmak vb. nedenlerle)
  • Bilekteki kemiklerde görülen çatlak veya şiddetli hasar
  • Romatoid artrit vb. eklem iltihapları

Karpal tünel sendromunun el uyuşması haricinde karıncalanma, ağrı gibi başka belirtileri de olabilir. Belirtiler genellikle el parmaklarında uyuşma şeklinde başlar, aşamalı olarak ilerler, sabah erken saatlerde ve gece yatmadan önce daha şiddetli hissedilir.

2)  Sinir Sorunları

El uyuşması gündelik etkenlerle açıklanamıyor, sık tekrar ediyor veya uzun sürüyorsa; sinirlerle ilgili bir sorun olması ihtimali yüksektir. El, bilek veya koldaki sinirlerden kaynaklanabileceği gibi, boyun sinirlerinden veya omurilikten de kaynaklanabilir.

Aşağıdaki etkenler ellerde uyuşmanın sorumlusu olabilir:

Sinir Çekilmesi: El civarındaki sinirlerde aşağıdaki gibi etkenlerle gerilme, baskı veya işlev bozukluğu oluşursa el uyuşması ortaya çıkabilir:

  • Yaralanma
  • Elin sürekli zorlanan bir pozisyonda olması; baskıya maruz kalması
  • Bilekte eklem iltihabı
  • Sürekli tekrarlayan hareketler
  • Aşırı kilolu olmak
  • Vücutta su toplanması ve kilo artışı nedeni ile hamilelik

Şeker Hastalığı: Kontrol altında tutulamayan şeker hastalığı, tüm vücuttaki sinirlerde hasara yol açmaya başlar. Belirtileri öncelikle el, ayak gibi vücudun uç noktalarında kendini gösterir.

Elde Sinir Sıkışması: Karpal tünel sendromuna benzer şekilde ortaya çıkarak ilerleyebilir. Aşağıda bazı örneklerini verdiğimiz sinir sıkışmaları, el uyuşmasına yol açabilir:

  • Ulnar sinir kompresyonu (sıkışması)
  • Radial sinir sıkışması
  • Median sinir sıkışması
  • Boyun sinirlerinde sıkışma

Diğer Sinir Sorunları: Aşağıdaki etkenler de sinir fonksiyonlarının zayıflamasına yol açarak el uyuşmasına zemin hazırlayabilir:

  • Aşırı alkol tüketimi
  • Yaşın ilerlemesi
  • Başta B12 olmak üzere, bazı vitamin ve gıda yetmezlikleri
  • Kanda elektrolit dengesizliği yaşanması
  • Ağır metal zehirlenmeleri
  • Endüstriyel atık zehirlenmeleri
3)  Dolaşım Sorunları

Damarlarımız tüm vücudumuzu olduğu gibi sinirlerimizi de besler. Dolayısıyla kan damarlarını etkileyen aşağıdaki gibi dolaşım sorunları, sinirlerin yıpranmasına ve el uyuşmasına zemin hazırlayabilir:

  • Damar iltihabı (vaskülit)
  • Raynaud hastalığı
  • Periferal arter hastalığı
  • Pernisyöz anemi
  • Lupus
4)  Diğer Nedenler

Aşağıda sıraladığımız bazı hastalıklar ve diğer etkenler de ellerin uyuşması riskini artırabilir:

  • Fıtık
  • Kemik kırılmaları
  • Çok dar hazırlanan alçılar
  • Hipotiroidi
  • Fibromiyalji
  • Miyofasiyal ağrı sendromu
  • Sistemik lupus eritematozu
  • Multipl skleroz
  • Omurga hasarı veya tümör
  • Transverse miyelit (omurilik iltihabına yol açan bir hastalık)
  • Servikal spondiloz
  • Beyin ve omurilik sorunları
  • Felç

Sol El Uyuşması Neden Olur?

Her iki elde değil de sadece sol veya sağ el uyuşması yaşanıyorsa, nedenin bölgesel olma ihtimali yüksektir. Örneğin o el ile sürekli tekrarlayan bir iş yapılıyor olabilir. Solak bir yazarın sadece sol el uyuşması yaşama ihtimali daha yüksektir. Ya da incinme, kırılma gibi bir sorun söz konusu olabilir.

Ancak her iki elde birden uyuşma varsa, şeker hastalığı veya periferik arter hastalığı gibi tüm vücudu etkileyebilen hastalıkların söz konusu olma ihtimali daha yüksektir.

El Uyuşması Nasıl Geçer?

1)  Karpal Tünel Sendromu Tedavisi

Erken tedavi, karpal tünel sendromunda çok önemlidir. Bu sayede cerrahi önlemlere gerek kalmadan tedavi mümkün olur. Kişi öncelikle aşağıdaki önerilere ve ev tedavilerine kulak vermelidir:

  • Tekrarlayan bilek hareketlerine ara verilmelidir. Örneğin bir süre örgü örülmemeli veya meslek gereği bile olsa klavye-fare kullanımında sık sık mola verilmelidir.
  • Masaj yapılabilir.
  • Parmak gerdirme egzersizleri faydalı olacaktır.
  • Eller olabildiğince doğal, baskısız pozisyonda tutulmalıdır.
  • Ağrı söz konusu ise, sıcak uygulama yapılabilir.
  • Ağrı kesici alınabilir.
  • Soğuk uygulama şişkinliği azaltarak belirtileri yatıştırabilir.
  • Poşet taşımak vb. uzun süreli tutma hareketi yapılmamalıdır.
  • El üzerinde uyunmamaya çalışılmalıdır.
  • Sürekli kullanmamak kaydı ile bileklik şeklinde korse takılabilir.

Bu öneriler karpal tünel sendromunda etkili olduğu gibi; sinir çekilmesi, sinir sıkışması vb. sinir sorunlarından kaynaklanan diğer el uyuşması vakalarına da iyi gelecektir.

Steroid Şırıngaları: Bileğe şırınga edilen steroid ilaçlar, el uyuşması belirtilerini hızla yok edebildiği gibi eklem iltihabı gibi sorunlara da çözüm sağlayabilir. Ancak etkisi genellikle geçici olmaktadır.

Karpal Tünelin Gevşetilmesi Ameliyatı: Diğer tedavilerin sonuç vermediği vakalarda önerilebilir. Ameliyat esnasında karpal tünel çatısı kesilerek medyan sinir üzerindeki baskı azaltılır.

  • Bölgesel uyuşturma yapılır.
  • Açık ameliyat veya ufak bir kesikle ameliyat önerilebilir.
  • Ameliyat sonrasında elin 48 saat boyunca yüksek konumda tutulması tavsiye edilir.
2)  Bilek Egzersizleri

Aşağıdaki bilek ve parmak egzersizleri sinir çekilmesi veya sinir sıkışmasından kaynaklanan el uyuşmasına iyi gelebilir:

  • Bileklerinizi yukarı bakacak şekilde kaldırın. Sağ ve sol el parmaklarınızın ucunu birbirine dokundurun. Bu pozisyonda iken avuç içleriniz birbirine temas edecek şekilde ellerinizi yaklaştırın.
  • Ellerinizi kurutur gibi sallayın.
  • Kolunuzu öne doğru uzatın. Diğer elinizle destek alarak bileğinizi aşağı doğru gerdirin.
3)  Sinir Tedavileri

Görüldüğü üzere el uyuşması birçok farklı sinir sorunundan kaynaklanabilir. Her bir farklı sinir sorunu, kendine has tedavi gerektirir. Öncelikli olarak yapılması gereken, bir nöroloji uzmanına muayene olmak ve altta yatan nedeni tespit etmektir.

Doktorunuz farklı durumlar için aşağıdaki tedavileri önerebilir:

  • Şeker hastası iseniz insülin ve diğer ilaçların dozunu ayarlayarak sizi detaylı olarak bilgilendirebilir.
  • B12 vitamini şırıngaları vurabilir.
  • Kapsaisin içeren kremler önerebilir.
  • Sinir ağrısından kurtarmak için gabapentin, venlafaxine, oxydocine gibi bazı ilaçlar yazabilir.
  • İltihap giderici ağrı kesiciler yazabilir.
  • Zehirlenme söz konusu ise, zehir etkisi yapan maddeyi tespit ederek ondan uzak kalmanızı sağlayabilir.
  • Kist, tümör gibi sorunlar söz konusu ise cerrahi müdahale önerebilir.

Sistemik (tüm vücudu etkileyen) bazı diğer hastalıklar söz konusu ise, sizi ilgili hastalığa yönelik kapsamlı tedavi sunabilecek hastane birimlerine yönlendirebilir.

4)  Dolaşım Sorunlarının Tedavisi

Ellerde uyuşma dolaşım sorunlarından kaynaklanıyorsa, el ve kol bölgesindeki sinirlerin yeterince kanlanması için gerekli olan tedaviler önerilecektir. Bu tedaviler bölgesel olabilir. Ancak vücuttaki tüm damarlarda bir problem söz konusu ise nedeni tespit edilerek genel tedaviler sunulacaktır.

Ellerin uyuşmasının nedenine göre, aşağıdaki tedavilerden biri veya birkaçı önerilebilir:

  • Düzenli egzersizle kanlanmanın artması sağlanabilir.
  • Sigara kesinlikle bırakılmalıdır.
  • Kötü kolesterolün düşmesini sağlayacak diyet programları önerilebilir.
  • Tansiyon ilaçları ve kötü kolesterolü düşürecek statinler yazılabilir.
  • Kanın damar içinde pıhtı atmasını engelleyecek ilaçlar yazılabilir.
  • Damarların genişlemesi için kalsiyum kanal blokerleri, alfa blokerleri veya vazodilatörler yazılabilir.
  • Botoks şırıngaları gerekli olabilir.
  • Anjiyoplasti veya atar damar bypass graftı gibi damar tıkanmalarını açacak ameliyatlar gerekli olabilir.

–> 24.09.2021

Derinin altındaki sert bir kitleyi fark etmek endişe verici olabilir, ancak nadiren altta yatan ciddi bir hastalık vardır. Birkaç faktör cilt altında kitle ve şişliğe neden olabilir ve genellikle sorunsuz tedavi edilebilirler.

Bu yazıda, derinin altındaki sert kitlelerin çeşitleri, nedenleri, tedavileri ve ne zaman doktora başvurulacağı ele alınmaktadır.

Kistler

Bir kist, sıvı veya debris (doku artığı) içeren kapalı bir doku cebidir. Kistler vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. Kistin yoğunluğu, cebin içinde sıkışmış olan dokulara bağlı olarak değişir.

Tıkanmış bir yağ bezi veya saç folikülü nedeniyle bir kist gelişebilir. Kistler, cildin yüzeyine yakın olduklarında yumuşak kabarcıklar gibi hissedilir, ancak cildin altında daha derine geldiklerinde sert topaklar gibi hissedilirler.

Derinin yüzeyine yakın sert bir kist, genellikle sıkışmış ölü cilt hücrelerini veya proteinlerini içerir.

Kist türleri şunlardır:

  • Bilekler ve ellerde sık görülen ganglion kistleri
  • Omurgada gelişen sinovyal kistler
  • Kafa derisinde görünen pilar kistler
  • Ayaklarda, ayak parmaklarında veya ağzın içinde oluşabilen mukoza kistleri

Kistler nadiren tedavi gerektirir ve genellikle büyümeyi durduracak ve sonra kendi başlarına kaybolacaklardır. Bazı durumlarda, bir kist merkezine yakın bir siyah nokta gelişebilir. Bu olduğunda, içindeki beyaz veya sarı akıntıyı serbest bırakarak açılabilir.

Enfekte bir kist kırmızı, şişmiş veya ağrılıdır ve tedavisi şu yollarla olur:

  • Antibiyotikler
  • İğne aspirasyonu (iğne ile iltihabın boşaltılması)
  • Kortikosteroid enjeksiyonları
  • Kisti çıkarmak için cerrahi bir uygulama

Dermatofibrom

Dermatofibromlar cildin altında sert kahverengi veya kırmızı renkli topaklardır. Genellikle bacaklar, kollar ve sırtta açıkta kalan cilt bölgelerinde gelişirler. Dermatofibromlar kansere dönüşmez .

Genel olarak, dermatofibromları olan kişiler başka belirtiler görülmez. Bununla birlikte, bazı durumlarda, dermatofibrom kaşıntılı, tahrişli veya hassas olabilir.

Dermatofibromlar, dermis olarak adlandırılan derinin en kalın tabakasının birikimi ile gelişir.

Dermatofibromların kesin nedeni belirsizliğini korumaktadır, ancak potansiyel nedenleri arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Cilt travması veya yaralanması
  • Böcek veya örümcek ısırığı
  • Kıymık batması

Dermatofibromlar genellikle tedavi gerektirmez, ancak kişinin yaşamının geri kalanında cilt üzerinde kalma eğilimindedir.

İnsanlar, kötü görüntü oluşturuyor veya rahatsız edici bir bölgede ise dermatofibromun cerrahi olarak çıkarılmasını isteyebilir.

Dermatofibromun diğer tedavi seçenekleri şunları içerir:

  • Sıvı azotla dondurulması
  • Kortikosteroid enjeksiyonları
  • Büyümenin üst katmanlarını tıraş

Şişmiş Lenf Bezi

Soğuk algınlığı veya viral başka bir enfeksiyon şişmiş lenf bezlerine neden olabilir.

Lenf düğümleri, zararlı maddeleri lenf sıvısından süzen küçük bezlerdir; bu, lenfatik damarlardan geçen berrak sıvıdır.

Bu küçük, fasulye şeklindeki bezler, bağışıklık sisteminin temel bir bileşenidir. Hastalığa neden olan patojenleri ve atıkları yok eden beyaz kan hücreleri üretir ve depolarlar.

Bazen, lenf düğümleri bakteri veya virüs enfeksiyonlarına cevap olarak şişer. Sert ve ağrılı hissedilebilirler.

Şişmiş lenf düğümleri genellikle baş (kafa), boyun, ense, koltuk altı veya kasıklarda görülür.

Birkaç faktör şişkin lenf bezlerine neden olabilir, örneğin:

  • Soğuk algınlığı veya başka bir viral enfeksiyon
  • Bakteriyel enfeksiyonlar
  • Diş enfeksiyonları
  • Kulak enfeksiyonları
  • Romatoid artrit veya lupus gibi bağışıklık sistemini etkileyen tıbbi durumlar

Enfeksiyon nedeniyle şişen lenf bezleri olan kişilerin, aşağıdaki gibi başka ek belirtiler yaşamaları muhtemeldir:

  • Burun akıntısı
  • Öksürük
  • Boğaz ağrısı
  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk

Çoğu durumda, şişmiş lenf bezleri tıbbi tedavi olmadan kendiliğinden iyileşir. İyileşme olmazsa, tedavinin odağı, genellikle bir enfeksiyon olan altta yatan nedeni ele almak olmalıdır.

Sert, lastik veya fikse (hareket etmeyen) hissi veren şişmiş bir lenf düğümü daha ciddi bir tıbbi duruma işaret edebilir.

Lenfoma , lösemi ve meme kanseri gibi bazı kanserler lenf bezlerini etkileyebilir. Şişmiş lenf bezlerinden endişe duyan herkes doktora başvurmalıdır.

Lipomlar

Bir lipom, yağ dokusu içeren iyi huylu bir tümördür. Bu kanserli olmayan topaklar derinin hemen altında gelişir ve soluk veya renksiz görünürler. Lipomlar genellikle yumuşak ve kolay hareket edebilir hissedilir.

Genel olarak, lipomlar belirti veya şikayetlere neden olmaz. Bununla birlikte, çok sayıda kan damarı veya sinir içeren bir lipom yumuşak veya ağrılı hissedilebilir.

Lipomların kesin nedeni bilinmemektedir. Gardner sendromu gibi bazı genetik durumlar, bir insanın lipom gelişimi olasılığını artırabilir.

Lipomlar ağrılı olmadıkça, rahatsız edici olmadıkça veya bir insanın normal şekilde çalışabilme becerisine müdahale etmedikçe tıbbi tedavi gerektirmez.

Lipomlar için tedavi seçenekleri şunları içerir:

  • Liposuction (yağ aldırma)
  • Drenaj
  • Steroid enjeksiyonları
  • Cerrahi eksizyon (ameliyatla çıkarma)

Fibroadenom

Bir fibroadenom, fibröz dokulardan ve bez dokularından oluşan iyi huylu bir meme tümörüdür.

Fibroadenomlar en sık 20’li ve 30’lu yaşlarda kadınlarda görülür, ancak her yaşta olabilirler. Fibroadenomlar genellikle katı/sıkı ancak hareketlidirler.

Fibroadenomlar yüksek östrojen seviyeleri sonucu gelişebilir. Gebelikte hormon seviyelerindeki artış nedeniyle büyüyebilirler. Buna karşılık, menopoz sırasında fibroadenomlar küçülebilir.

Acı verici olmayan veya büyümeyen fibroadenomlar tıbbi tedavi gerektirmez. Bununla birlikte, insanlar fibroadenomun boyutunda veya görünümündeki herhangi bir değişikliği takip etmelidir.

Doktor aşağıdaki durumlarda fibroadenomun çıkarılmasını önerebilir:

  • Ağrıya neden oluyorsa
  • Kişi memelerinin şeklindeki veya görünümündeki değişikliklerden şikayetçi ise
  • Kişinin ailesinde meme kanseri öyküsü varsa

Ne Zaman Doktora Görünmeli?

Genel olarak, kanserli olmayan bir topak/kitle yumuşak ve hareketli hissedilecektir. Bununla birlikte derisinin altındaki sert bir şişlikten endişe duyan herkes tanı için doktora görünmelidir. Sert topaklar genellikle bir kist veya şişmiş lenf düğümünden başka bir şey değildir.

Aşağıdaki durumlarda insanlar derinin altında bir kitle için tıbbi yardım almalıdır:

  • Kitlenin büyüklüğünde veya görünümünde herhangi bir değişiklik olduğu fark edilirse
  • Ağrı verici ve hassas hissedilirse
  • Kırmızı veya iltihaplı görünüyorsa
  • Ayrıca kişi istemeden kilo kaybı yaşıyorsa

Teşhis

Bir doktor kitleyi inceleyerek ve hastanın tıbbi geçmişini gözden geçirerek derinin altındaki şişkinliği teşhis edebilir. Fizik muayene sırasında yumrular hafifçe sıkılabilir veya sıkıştırılabilir.

Doktor ayrıca, cilt altı kitlenin ne kadar süredir bulunduğunu ve boyutunda veya görünümünde değişiklik olup olmadığını soracaktır.

Tahriş olmuş veya anormal şekilli görünen bir yumru, daha fazla test gerektirebilir. Testler şunları içerebilir:

  • Görüntüleme testleri. eMaR, BT taramaları, X-ışınları ve ultrason.
  • Kan testi. Doktor, bir kişinin beyaz kan hücresi sayımını değerlendirmek için kan testi isteyebilir veya hormonal dengesizlikleri kontrol edebilir.
  • Biyopsi. Biyopsi sırasında, bir sağlık uzmanı daha fazla değerlendirme için kitleden küçük bir doku numunesini çıkarır ve patoloji laboratuvarına gönderir.

Özet

Derinin altındaki sert bir kitle mutlaka kanseri belirtmez. Enfeksiyonlar, tıkanmış bezler ve hormonal değişiklikler, cilt altında kanserli olmayan kitlelere veya şişliklere neden olabilir.

Kişinin kendisi bir kitleyi çıkarmaya çalışmamalıdır. Bunu yapmak enfeksiyona veya kitlelerin büyümesine neden olabilir.

İnsanlar derileri altında yeni veya yapısı değişmiş bir kitle konusunda endişeleri varsa, bir doktorla konuşmalıdır.

Çoğu kitle, büyüdükleri veya ağrıya neden olmadıkları sürece tıbbi tedavi gerektirmez. Cilt altı şişlikler herhangi bir rahatsızlığa neden olursa, tedavi seçenekleri bir doktorla tartışılmalıdır.

*

İlginizi çekebilir: 4. evre kanser, metastaz ve metastatik nedir, metastaz belirtileri, kanser neden metastaz yapar?

Kaşıntılı Bileklerin Nedenleri

El bileğinde kaşıntı, vücudun herhangi bir yerinde kaşıntı ile aynı nedenlere bağlı olabilir ve özellikle ellerin kaşınması ve avuç içlerinin kaşınması ile olabilir. Bununla birlikte, el bileği, bileklerin ötesine yayılmadan kaşınmaya neden olabilen, biraz benzersiz olan bazı faktörler vardır.

Giyim

Tekstillere karşı alerjiler nadir değildir. Genellikle, giysinin deri ile temas ettiği vücudun herhangi bir bölümünü etkileyecektir. Kıvrımlar, boyun ve el bilekleri gibi, çoğu zaman vücudun diğer kısımlarına göre daha hızlı reaksiyon gösterir. El bileği ile ilgili olarak, bir gömlek ya da kazak manşetleri, kol ya da gövdenin diğer bölgelerini aynı derecede etkilemeden giysilerin neden olduğu kaşıntılı bileklerin olmasının nedenleri olabilir.

Bilek Giyim

Saatler, bileklikler ve bilek bantları, el bileği kaşıntılarının diğer bir yaygın nedenidir. Çoğu zaman, bu el bileği aşınması yapılmış malzemeler cilde temas ettiğinde kaşıntı alerjik reaksiyona neden olur. Bu alerjik kontakt dermatit olarak bilinir. Bazıları duyarlı değilken bazıları da hassastır.

Bununla birlikte, dikkate alınması gereken başka bir faktör de, herhangi bir alerjisi olmaksızın cildin tahriş olmasıdır. Bu, el bileği kıyafeti çok sıkı olduğunda, çok uzun süreler boyunca kullanıldığında, keskin veya pürüzlü olabileceği veya hareket sırasında cildi gölgelediği durumlarda ortaya çıkabilir. Bir kol saati ile deri arasında sıkışan ter ve su aynı zamanda tahriş edici olarak da işlev görebilir.

El yıkama

Elleri ve bilekleri yıkamak da kaşıntıya veya deride kızarıklığa neden olabilir. Aşırı yıkama veya çok sert yıkama, mekanik tahrişe neden olabilir, ancak su ve sabun bile bir sorun olabilir. Düzgün kurulamayan su, tahriş edici etki yapabilir. Bazı sabunlar, özellikle güçlü kokulara ve antibakteriyel sabunlara sahip sabunlar, bazı insanlar için tahriş edici olabilir. İkincisi de kuru cilde neden olabilir.

image

egzama

Egzama, farklı dermatit tiplerini ifade etmek için kullanılan yaygın bir terimdir. Giysiler, su, ter, sabunlar vb. Için tahriş edici veya alerjik reaksiyonlar genellikle kontakt dermatitin bir parçasıdır. Diğer bir yaygın dermatit, çocuklarda daha sık görülen atopik dermatittir. Bu, inhale edilen veya yutulan alerjenlere karşı hipersenstivitenin bir sonucudur ve vücut kıvrımlarında döküntüye neden olma eğilimindedir. Astım veya alerjik rinit ile ilişkili olabilir.

El egzamasına da bakınız.

ilaç

Klavyelerin, mobil cihazların ve video oyun kontrolörlerinin yaygın kullanımı göz önüne alındığında, günümüzde bilek ağrısı ve ağrı yaygın değildir. Genellikle el bileği içinde bir kemik tünelden geçen median sinirin sıkıştığı karpal tünel sendromu ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Bölgeye masaj yapılabilen topikal ajanların uygulanması bazen cilt tahrişinin nedeni olabilir. Bazı insanlar bu topikal uygulamalara diğerlerinden daha duyarlıdır. Ağızdan alınan ilaçlar aynı zamanda yan etki olarak kaşıntılı cilde da neden olabilir, ancak genellikle el bileği gibi vücudun belirli bir bölümüne ayrılmaz.

Toksinler

El, kazara ya da kasıtlı olarak ortamda birçok zehirli maddeyle temas eder. Sonuncusu, endüstriyel bir ortamda toksik madde ile çalışan insanlar arasında ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Koruyucu yıpranma genellikle tavsiye edilmesine rağmen, bu maddeler hala cilt ile temas edebilir.

El bileği ve hatta önkolların bir kısmı bile dahil olmaksızın, bu durumlarda bileklerin tek başına etkilenmesi nadirdir. Bununla birlikte, koruyucu eldivenler ve dişlinin geri kalanı arasında bir boşluk varsa gevşek takma eldivenlerin giyildiği durumlarda, bilekler ortaya çıkabilir.

Mantar enfeksiyonları

El bileği üzerindeki bu enfeksiyonlar sıklıkla görülmese de, derinin mantar enfeksiyonları yaygındır. Bununla birlikte, el bileği mantar enfeksiyonları genellikle bir el mantarının (tinea manuum) bir uzantısıdır. Bu enfeksiyonlar, dermatofitler olarak bilinen bir mantar türünden kaynaklanır ve ayakları (atlet ayağı), kafa derisi (kafa derisi kurdu) ve kasık (jock kaşığı) etkilemesi daha olasıdır.

image

Bu mantarlar bazen bu enfekte bölgelerden el ve el bileklerine aktarılabilir. Bununla birlikte, mantarlar yaygın olarak çevrede yaygındır ve bir kişiden diğerine, daha az sıklıkla hayvanlardan veya doğrudan çevreden bir kişiye geçebilir. Karakteristik kırmızı halka benzeri lezyonlara bağlı olarak sıklıkla bir kurt kurdu olarak adlandırılır.

Diğer nedenleri

Kaşıntılı cildin başka birtakım nedenleri vardır, ancak her zaman bilekte izole edilemeyebilir. Bununla birlikte, yukarıda belirtilen diğer olası koşullar hariç tutulduğunda, bu nedenlerin dikkate alınması gerekir.

  • Kurdeşen (ürtiker)
  • Suçiçeği gibi enfeksiyonlar
  • Uyuz gibi istilalar
  • Karaciğer ve / veya safra hastalığı
  • Numermüler dermatit
  • Periferik arter hastalığı
  • Periferik nöropati
  • Psoriasis vulgaris

Kaşıntılı Bilek için Telafiler

Özellikle kaşıntılı ve döküntü mevcut olduğunda bilek kaşıntı her zaman bir tıp uzmanı tarafından araştırılmalıdır. Tanıya bağlı olarak, uygun tedavi daha sonra reçete edilir. Yardımcı olabilecek bazı basit muhafazakar önlemler şunları içerir:

  • Potansiyel olarak tahriş edici maddelere temas ettikten sonra ellerinizi iyice yıkayın ve bu, bileklerin üzerine uzanmalıdır. Koruyucu kıyafet mümkün olduğunca kullanılmalıdır.
  • Yıkanan alanı iyice kurulayın ve bir saat veya başka bir el giysisi giymeden önce daima su veya sabun kalmamasına dikkat edin. Kaşıntı çözülene kadar ideal saatler ve diğer el kıyafetlerinden kaçınılmalıdır.
  • Kuru ve kaşıntılı ciltler için bir yumuşatıcı kullanın. Bu uygulamalar hoş bir koku için koku gibi minimal katkı maddeleri ile hipoalerjenik olmalıdır.
  • Mümkün olduğu kadar çizilmekten kaçının. Kaşıntıyı şiddetlendirebilir. Bunun yerine bölgeyi nazikçe sürmeye çalışın ve cilt tahrişini çizilmekten korumak için petrol gibi kalın bir uygulama uygulayın.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации