Андрей Смирнов
Время чтения: ~23 мин.
Просмотров: 0

Bu Öneriler ile Ağrılarınız Artık Son Bulacak! Eklem Ağrılarına Ne İyi Gelir?

Günlük hayatta eklem ağrılarından hayatının herhangi bir döneminde yakınmayan yok gibidir. Ancak ağrıya neden olabilecek problemlerin romatizmal hastalıklara göre dağılımı farklılık gösterebiliyor. Örneğin yumuşak doku romatizması toplumda yüzde 5 oranında görülürken, Romatoid Artrit hastalığı 10 bin kişiden 30’unda, Sistemik Lupus Eritematozus hastalığı ise toplumda her 100 bin kişiden 40-50’sinde ortaya çıkıyor. Bu hastalıkların her 9 kadına karşılık bir erkekte görüldüğünü söyleyen Aile Hastanesi Bahçelievler İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Uslu, “Eklem şikayetleri her yaş grubunda görülebilmekle beraber kadınlarda erkeklere nazaran daha yüksek bir oranda görülüyor. Bunda fazla kilolar, hareketsiz bir yaşam sürdürmek ve hormon kaynaklı nedenler etkili oluyor” diyor. Dr. Ahmet Uslu, eklem ağrılarını tetikleyen başlıca 8 nedeni şöyle sıralıyor: 1-Soğuk hava.2-Proteinden zengin beslenme.3-Bilinçsiz egzersiz yapma. 4-Eklemleri zorlayıcı hareketler yapma ve ağır kaldırma. 5- Düşme ve çarpma. 6- Kontrolsüz ve bilinçsiz ilaç seçimi. 7-Düzensiz beslenme ve uyku düzeni bozukluğu. 8-Depresyon. Halk arasında eklemlerde ağrıya neden olan her ağrı romatizma, iltihaplı ve iltihapsız romatizma, yumuşak doku romatizması, omurga romatizması gibi isimlerle anılıyor. Oysa ‘Artroz’ ve ‘Artrit’ birbirinden farklı iki hastalık. Bu hastalıkların farkını anlatan Dr. Ahmet Uslu, şu bilgileri veriyor: ARTROZ: Eklem kıkırdaklarındaki harabiyete bağlı olarak çoğu zaman yaşlılık, travma, zorlama gibi nedenlerle oluşuyor. ARTRİT: Yani iltihaplı romatizma ise metabolizma bozuklukları, bağışıklık sisteminden kaynaklanan nedenler gelişiyor. KIŞIN DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR Eklem ağrılarıyla ilgili olarak bu iki hastalığın karıştırılmasının dışında, hastalığın genetik olup olmadığı, en çok hangi mevsimde görüldüğü de çok merak ediliyor. Eklem ağrılarının kış aylarında daha sık görüldüğünü belirten Dr. Ahmet Uslu, “Sebebi çok net olmamakla beraber soğuğa bağlı damarlarda oluşan spazm dokulara daha az kan ve dolayısı ile oksijen gitmesine neden oluyor. Soğuk günlerdeki hava basıncı değişiklikleri de eklemlerde ağrılara neden olabilir” diyor. GENETİK YATKINLIK VAR Romatizmal hastalıklara bağlı eklem ağrılarının görülmesinde genetik yatkınlık bulunduğunu ve bu durumda romatizmal hastalıkların görülebilme ihtimalinin arttığını ifade eden Dr. Ahmet Uslu, şu bilgileri veriyor: “Örneğin en sık görülen romatizmal hastalıklardan olan romatoid artrit hastası bir bireyin, akrabalarında bu hastalığın görülme sıklığı yüzde 1-2 oranında iken, aynı yumurta ikizlerinde, ikizlerden birinde romatizma varsa diğerinde romatizma gelişme ihtimalinin yüzde 15-20 düzeyinde oluyor”. Eklem ağrılarının sık kullanılan eklemlerde görüldüğüne değinen Dr. Ahmet Uslu, romatizmal kaynaklı ağrılarda tutulan eklemin yeri, sayısı, ağrının süresi gibi bulguların romatizmal hastalıkla ilgili ipuçları vererek, tanı açısından yol gösterici olduğunu belirtiyor. Örneğin Gut atağına bağlı eklem ağrısı çoğunlukla sadece ayak başparmağını tutabilirken romatoid artrit hastalığında, ağrılar el, el bileği ve el parmak eklemlerini de etkiliyor. Ya da bel ağrısı ve sabah tutukluğu tarif ediyorsa ankliozan spondilit hastası olabiliyor. EKLEM AĞRISI NASIL TEDAVİ EDİLİR? • Travmaya bağlı bir ağrıysa akut dönemde soğuk uygulama lokal ya da sistemik ağrı kesiciler faydalı olabiliyor. • Hastada yumuşak doku romatizması varsa sıcak kompres ve kas gevşeticiler işe yarayabiliyor. • Romatizmal ağrılar ve eklem kireçlenmesi için fizik tedavi uygulamaları, sıcak su ve kaplıcalar faydalı olabiliyor. • Her romatizmal hastalık için kullanılacak ilaç ve ilaç grupları farklılık gösterebiliyor. Kimi zaman bunda hasta tercihi ya da hasta uyumu gibi faktörler rol oynadığı gibi, diğer sistemik hastalıkları ile ilişkili olarak ilaç tercihleri farklılaşılabiliyor. • Romatizmal hastalıklarda kalıcı eklem harabiyeti olmaması için mutlaka tıbbi destek almak gerekiyor. • Eklem fonksiyonlarının korunabilmesi için düzenli egzersiz yapmak çok önemli. • Beslenmeye ve dinlenmeye önem vererek kilo kontrolü sağlamak gerekiyor. • Eğer kişide gut hastalığı varsa aşırı protein tüketiminden, fibromiyalji varsa uykusuzluktan uzak kalınması hastalığın yarattığı şikayetleri büyük ölçüde azaltıyor. • Kireçlenmeye bağlı eklem ağrıları varsa kıkırdak yapımını uyaran kondroitin sülfat takviyesi kısmi bir çözüm yaratsa da, kilo verilmediği sürece eklemlerin kişiyi uzun süre ağrısız şekilde taşıması mümkün olamıyor.

Ağız ve diş sağlığınıza özen göstermezseniz daha orta yaşlarınızdayken dişçilere ciddi rakamlar ödemek zorunda kalabilirsiniz. Çekeceğiniz ağrıyı söylemiyoruz bile! Şekerli yiyecek ve içecek tüketmek dişlerinizin çürümesine neden olan bakterilerin üremesine olanak veren bir ortam oluşturur.

Bu nedenle tüketildiği zaman dişlerinizi hemen temizlemelisiniz. Sizlerle bu içeriğimizde karşılaştığınız diş ağrılarından nasıl kolayca kurtulursunuz?

Gün içerisinde minimum 2 defa ve 2 dakika boyunca dişlerinizi yumuşak bir diş fırçası fırçalayın. Ekstra bir durumla karşılaşmadığınız sürece bu yöntemleri kullanmak zorunda kalmazsınız.

image

Yağ ile gargara

Hindistancevizi yağı ya da zeytinyağı ile gargara yaptığınız zaman bakterilerin sayısı azalacağından ağrılarınızda azalma olur. 2 yemek kaşığı yağ ile 15-20 dakika ağzınızı çalkalayın.

Zencefil

Zencefil kökünü temizleyin ve gece suda bekletin. Ağzınızı bu su ile çalkalayın.

Çay torbası koyun

Siyah çay torbasını dişinize koymak ağrınızı dindirecektir. İçeriğindeki tein maddesinin ağrı azaltıcı bir etkisi vardır.

Sarımsak

Bir ya da iki diş sarımsak çiğneyerek diş ağrılarınızdan kurtulabilirsiniz. Sarımsak tozunu, tuz ile karıştırarak dişinize basmanın da yararı olacaktır. Birkaç gün uygularsanız diş ağrılarınız kaybolacaktır.

Guava yaprakları İki ya da üç tane guava yaprağını çiğneyin. Ya da guava yapraklarını kaynatıp suyu ile gargara yapın ve diş ağrınızı hafifletebilirsiniz.

——– Sponsorlu ——–

Nane yaprakları Yapmanız gereken tek şey, taze nane yapraklarını çiğnemek.

Tuz ve karabiber Şaşırabilirsiniz fakat tuz ve karabiber güçlü anti bakteriyel etkiye sahiptir. Eşit miktarda tuz ve karabiberi çok az su ile macun kıvamına gelene kadar karıştırın. Ağrıyan dişinize bastırın ve ağrınız hafiflesin.

Karanfil İki ya da üç tane karanfili ezip zeytinyağı ile karıştırın ve ağrıya bölgeye bastırın. Ağrınız geçecektir. Karanfil yağını direkt damlatmayı da tercih edebilirsiniz.

Soğan Soğanı dilimleyin ve güzelce çiğneyin. Soğanın içeriğindeki anti mikrobik özellikler ağzınızda bulunan zararlı mikropları öldürür. Bir süre çiğneyin ve ağrınız geçsin.

Çürük ağrısı için zerdeçal Birkaç damla hardal yağını, yarım çay kaşığı zerdeçal ile koyu bir kıvama gelene kadar karıştırın. Ardından çürük dişin üzerine uygulayın.

Koronavirüse Ne İyi Gelir? Evde Covid-19 İçin İlaçlar, Doğal Bitkisel Tedavi

Koronavirüse ne iyi gelir, korona nasıl geçer veya coronadan nasıl korunulur gibi bir çok soru sorulmaktadır. Son dönemlerde oldukça fazla bilgi kirliliğinin oluştuğu covid-19 salgını hakkında en doğru bilgileri sizler için araştırdık.

Koronavirüse Ne İyi Gelir, Korona Nasıl Geçer

Koronavirüse ne iyi gelir sorusunun henüz net bir cevabı yoktur. Ancak alacağımız önlemler ve sağlıklı beslenme koşulları ondan korunmamızı ve muhtemel enfeksiyon durumunda ona karşı güçlü olmamızı sağlayacaktır. Edinilen bilgiler ışığında en önemli önlem sosyal izolasyon ile kişisel ve çevresel hijyene özen göstermektir. Çoğunlukla koronavirüs enfeksiyonu olan insanların büyük bölümünde evde tedavi edilebilen hafif veya asemptomatik bir hastalık görülür. Eğer virüsün belirtilerini yaşıyorsanız, daha iyi hissetmek adına ne yapmalısınız?

Koronavirüs Kaptığım Nasıl Anlaşılır?

Koronavirüs kaptığım nasıl anlaşılır sorusu da son dönemlerde oldukça sık sorulmaktadır. Siz de koronavirüs enfeksiyonundan şüpheleniyorsanız aşağıdaki belirtileri gözden geçirmelisiniz zira koronavirüsün neden olduğu COVID-19 semptomları şunları içerir:

  • Ateş (37,8 ° C’nin üstünde bir ateş).
  • Kuru ve sık öksürük,
  • Nefes darlığı,
  • Yorgunluk,
  • Baş ağrısı,
  • Boğaz ağrısı,
  • Genel ağrı ve sızılar

Yukarıdaki belirtilerin tamamı veya bir kaçı tek başına görülebilir. Hatta bazı durumlarda kişi hiçbir belirti de göstermeyebilir. Ancak ateş veya sürekli öksürme veya öksürme hissi yaşarsanız, derhal kendini izole etmelisiniz. Hafif bir hastalığı olanların tıbbi yardım almasına gerek yoktur. Fakat çevrenizdeki bağışıklık sistemi zayıf olan insanlara da bulaştırarak ölümcül sonuçlara yol açabilirsiniz. Bu yüzden kendinizden covid-19 enfoksiyonu kaptığınıza dair şüphe duyuyorsanız derhal 184 numaralı hattı arayarak bilgi alın. Toplu taşıma kullanmayın gerekirse 112 ve 155 gibi acil durum hatlarından yardım isteyin. Evinizin yakınlarında bir sağlık kuruluşu ve en önemlisi sağlık ocağı varsa ilk olarak buraları tercih edin. Evden çıkmadan önce bir maske veya benzeri bir örtü ile ağız ve burunuzu kapatın, varsa eldiven giyin ki enfeksiyon yayma riskini ortadan kaldırın.

Koronavirüse ne iyi gelir ve Covid-19 Kendiliğinden Geçer mi?

Koronavirüs enfeksiyonu bağışıklık sistemi normal olan insanlarda kendiliğinden iyileşebilmektedir. Ancak, bazı durumlar sizin risk altında olduğunuzu gösterebilir, bu yüzden aşağıdaki durumlara dikkat edin.

  • Durumunuz giderek kötüleşiyor,
  • Bir hafta sonra hala ateşiniz var, genel olarak kendinizi iyi hissetmiyorsunuz veya başka semptomlarınız var,
  • Telefonunuza bakmak, kitap okumak veya yataktan kalkmak gibi günlük görevleri yapamaz hale geldiniz,

İşte bu gibi durumlarda olayı ciddiye alarak yukarıda belirtilen danışma ve yardım hatlarını arayın ve en yakın sağlık kuruluşundan yadım alın.

Koronavirüse Evde Ne İyi Gelir?

Koronavirüse evde ne iyi gelir sorusunun cevabı bağışıklık sistemini desteklemekten geçmektedir. Soğuk algınlığı ve grip gibi diğer virüslerde olduğu gibi, dinlenmek ve kendinize bakmak iyileşmeniz için çok önemlidir. Evde koronavirüs ile mücadelede yapılabilecekler:

  • Bol miktarda sıvı tüketin. İdrarınızın soluk, berrak bir renk olması yeterince sıvı aldığınız anlamına gelir. Alkolden kaçının çünkü bu sizi daha susuz hale getirecektir.
  • Bol bol dinlenin. Herhangi bir koronavirüs semptomunuz varsa kendinizi evinizde izole etmeli ve hasta olduğunuzda yorucu aktivitelerden kaçınmalısınız. (Kronik hastalığınız varsa ve yaşlıysanız mutlaka yardım almalısınız.)
  • Bazı semptomlarınızı tedavi etmek için reçetesiz satılan ilaçlar kullanabilirsiniz ancak mutlaka doktor veya eczacı tavsiyesi alın. Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyesi ibuprofen içeren ilaçlar yerine parasetamol içeren ilaçları tercih etmenizdir.

Koronavirüse Karşı Aşı Var mıdır?

Şu anda COVID-19 için bir tedavi veya koronavirüse karşı bir aşı yoktur. Tedavinin amacı, iyileşene kadar semptomları yönetmek ve azaltmaktır. Çoğu insan evde tedavi edilebilecek asemptomatik veya hafif bir enfeksiyona sahiptir. Bu durumda, iyileşene kadar en az iki hafta kendi kendinizi izole etmelisiniz.

COVID-19 ile enfekte olan her beş kişiden biri hastane bakımı gerektirecektir. Vakaların yaklaşık% 15’i solunum semptomlarına yardımcı olmak için oksijen gerektiren ciddi bir enfeksiyon geçirir. % 5’inde ventilasyon gerektiren kritik enfeksiyonlar görülür. Şiddetli veya kritik enfeksiyon riski daha yüksek olanlar, yaşlıları ve altta yatan sağlık sorunları olanları içerir. (Akciğer hastalığı olanlar, tansiyon, şeker, kalp-damar hastaları, organ yetmezliği sorunu olanlar, bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlar gibi)

Koronavirüse Karşı Hangi İlaçlar Kullanılır

Ağrı ve ateşi hafifletmek için parasetamol gibi ağrı kesiciler kullanabilirsiniz. Yakın tarihli bir yorumda, Fransa sağlık bakanı Olivier Véran, steroidal olmayan antienflamatuar ilaçların ( NSAID’ler ) enfeksiyonu şiddetlendirebileceğini söyledi. Bu ilaçlar arasında aspirin, ibuprofen ve naproksen bulunur. Şu anda NSAID’lerin bir koronavirüs enfeksiyonunu daha da kötüleştireceğine dair kesin bir kanıt yoktur, ancak daha fazla bilgi elde edilene kadar ateş veya baş ağrısını tedavi etmek için diğer ağrı kesicilere bağlı kalmalısınız. Anti-enflamatuar ilaçlar bağışıklık sistemini hafifletir ve bu da vücudun iyileşmesini zorlaştırabilir. Bununla birlikte, bir sağlık durumunu tedavi etmek için size bir NSAID reçete edilirse, size söylenene kadar almaya devam etmelisiniz. 17 Mart’ta Bilim Kurulu Başkanı Sir Patrick Vallance, bu iddiaların “doğru olabilir ya da olmayabilir” ama ibuprofen yerine parasetamol kullanılmasını önerdiğine dikkat çekti. Soğuk algınlığı ve grip tedavisinde kullanabileceğiniz bazı ilaçlar ve tedaviler de koronavirüs semptomlarına yardımcı olacaktır. Öksürük ilaçları veya öksürük baskılayıcılar öksürüğünüzü azaltmaya yardımcı olabilir. Boğaz pastilleri ve bal ve limon gibi ilaçlar boğaz ağrısını iyileştirebilir.

Koronavirüse Karşı Antibiyotikler İşe Yarar mı?

Bir virüs olduğu için antibiyotikler koronavirüsü iyileştirmeyecektir . Asla belirli bir durum için reçete edilmemiş antibiyotik almamalısınız. Antibakteriyel el sabunları, temizlik ürünleri ve el dezenfektanları da aynı nedenlerle virüsleri yüzeylerde veya ellerinizde öldürmede etkili olmaz. İnternette ve sağlık mağazalarında dolaşan birçok doğal ‘tedavi’ ve bitkisel ilaç fikri vardır. Şu anda, COVID-19’u tedavi etmek için herhangi bir çarenin olduğunu bilmiyoruz, bu nedenle bazı insanların satmaya çalıştığı ‘mucize’ tedavilere kanmayın.

Koronavirüs için ne zaman tıbbi yardım alınmalı?

Hastalığınız kötüleşiyorsa veya belirtileriniz yedi gün sonra düzelmediyse, mümkün olan en kısa sürede tıbbi yardım almalısınız. Acil bir durum değilse, çevrimiçi olarak 184 ile iletişime geçin. Acil bir durum varsa ve ambulansa ihtiyacınız varsa, 112’yi arayın ve görüştüğünüz kişiye koronavirüsünüz olduğunu söyleyin. DilersenizBurna Tuzlu Su Çekmenin Zararları Yararları – Karbonat Tuz Su Karışımı, Bronş İltihabı Nasıl Geçer? Evde Bronşit İltihabına Bitkisel Çözüm ve Faranjit Boğaz Ağrısı Nasıl Geçer? Farenjit Kaynaklı Bademcik Ağrısı başlıklı yazıları da okuyabilirsiniz.

Kaynak

Diz ağrısını hemen hemen hepimiz mutlaka bir kez yaşamışızdır. Bu ağrılar hiç hesapta olamayan yaralanmalar sonucunda ansızın meydana geldiği gibi kemik erimesi, kireçlenme gibi uzun soluklu rahatsızlıkların etkisi olarakta meydana gelebiliyor.

Hemen hemen herkesin yaşayabileceği bu soruna çözüm bulmak istiyorsanız tamda doğru yerdesiniz. Bu yazımızda sizlere kendinizin kolaylıkla uygulayabileceği ve uygulayanların oldukça memnun kaldıkları doğal yöntemlerden bahsedeceğiz.

Eğer siz yada bir yakınınız bu aralar diz ağrısı çekiyorsanız birazdan anlatacağımız yöntemler oldukça işinize yarayacaktır. Diz ağrısına ne iyi gelir, diz ağrısını ilaç kullanmadan nasıl tedavi edebilirim gibi sorunların cevabını bulabileceksiniz.

Öncelikle diz ağrısının neden meydana geldiğini ve nasıl oluştuğu hakkında bilgi edinelim.

Diz ağrısına ne iyi gelir? Diz ağrısının doğal tedavi yöntemleri nelerdir?

Diz ağrılarının nedenlerini bilmek ve neden diz ağrısını çektiğimizi bilmek bu sorundan kurtulmanın ilk adımıdır. Diz ağrısına neden olan nedenleri bilirsek ve bu nedenlerden biri yüzünden diz ağrısı çekiyorsak doktorumuza bu konuda bilgi verip iyileşme süremizi hızlandırabiliriz.

Bu sayede diz ağrılarının kronik ağrılar olmasını engellemiş ve sağlıklı bir yaşam sürebiliriz.

Hadi hep birlikte diz ağrılarının nedenlerini sıralayalım. Bu nedenlerden birini bilerek ve ya bilmeden yapıyorsanız dizlerini bu nedenle ağrıyor olabilir?

  • Kireçlenme
  • Obezite ve fazla kilolar
  • Vitamin eksikliği
  • Menisküs
  • Hareketsiz bir yaşam
  • Yaşlılık
  • Romatizma
  • Kemik erimesi
  • Enfeksiyonlar
  • Yaralanmalar
  • Ani hareketler
  • Hamilelik

Tüm bu saydığımız nedenler diz ağrısına neden olabilmektedir. Sizde de bu durumlardan herhangi biri varsa bu nedenle diz ağrısı çekiyor olabilirsiniz. Tüm bunlara ek olarak B12 vitamini eksikliği de çekiyor olabilirsiniz.

B12 vitamini doğal yollarla arttık isterseniz bu yazımıza mutlaka göz atmalısınız. ? https://vaybepost.com/b12-vitaminini-yukseltmek-icin-yapilan-kirmizi-lahana-kuru-tarifi/

Biraz önce diz ağrısının nedenlerini öğrenmiştik. Şimdi bu ağrılardan nasıl kurtulabileceğimizi öğrenmeliyiz. Diz ağrısına ne iyi gelir sorusunun cevabın hep birlikte bakalım. Ama bu vereceğimiz yöntemler sadece tavsiye niteliğindedir lütfen bunu unutmayın. Asıl tedaviyi doktorunuza danışarak uygulamalısınız.

Bamya tohumu, dizlerde biriken sıvının azalmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda kemik, eklem ve kas sistemi açısından da oldukça faydalıdır. Bamya tohumunu aktarlardan kolaylıkla bulabilirsiniz.

Bamya tohumunun faydalarından yararlanmak için tek yapmanız gereken çayını hazırlamak ve düzenli olarak tüketmek. Bu çay düzenli olarak tüketildiğinde diz ağrılarını geçirdiği söyleniyor. Fakat dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bu çay 2 hafta boyunca düzenli tüketildikten sonra mutlaka 1 hafta ara verilmesi gerekiyor.

Bu yöntem herkesin bildiği en kolay ve en işe yarayan yöntemlerden biridir. Düşme ve ya ani yaralanmalarda ağrıyan diz bölgesine soğuk uygulamak oldukça işe yarayacaktır.

Bunun için buzluktan bir kaç parça buz alıp bir torbanın içerisine konularak ağrıyan bölgeye uygulanabilir. Bu ağrının azalmasını sağlayacaktır.

Zerdeçal güçlü antioksidan özelliğine sahip besinlerden biridir. Bu özelliği sayesinde iyi bir doğal ağrı kesici görevi görmektedir. Zerdeçalı hazırladığımız farklı tariflerin içerisine ekleyerek tüketebilir. Yada yağını çıkartarak ağrıyan bölgeye direk olarak uygulayabiliriz.

Zerdeçalı bal ve ya sütün içerisine karıştırarak tüketmekte etkili olacaktır.

Çınar yaprağının romatizma ve eklem ağrılarına çok iyi geldiği bilinmektedir. Bu özelliğinden faydalanmak için çınar yaprağını çay demler gibi demleyip, ağrı olan bölgeye sürmek yeterli olacaktır. Bu sayede ağrılarınızın dindiğini ve dizlerinizin rahatladığını görebilirsiniz.

Zencefil tıp ki zerdeçal gibi güçlü antioksidan özelliğine sahip bir besindir. Bu özelliği sayesinde güçlü bir ağrı kesicidir. Zencefili toz haline getirip çayını demlemek yada bal içerisine karıştırarak macununu yaparak tüketmek bu özelliklerinden faydalanmak için yeterli olacaktır.

Aynı zamanda aktarlardan bulabileceğiniz zencefil yağını ağrıyan dizinize sürmekte ağrılarınızın dinmesini sağlayacaktır. Ama kalıcı çözüm istiyorsanız zencefil çayını ve ya macununu düzenli olarak tüketmeniz gerekmektedir.

Önemli Bilgi: Tüm bu bahsettiğimi konular kesinlikle bir tedavi değildir. Doktorunuzun vereceği tedavi yöntemine yardımcı olmaktadırlar. Tüm bu saydığımız yöntemleri kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalı ve yukarıdaki besinlere alerjiniz varsa asla denememelisiniz.

image

Romatizma, özellikle de diz romatizması şikayeti çok az kişi var.

50 yaşına yaklaşıldığında diz ağrıları ortaya çıkmaya başlıyor ve bu noktada, sorunlara doğal çözümler arama telaşı başlıyor. İlk akla gelen doğal destek “Glukozamin sülfat’ oluyor.

Bazı doktorlar Glukozamin sülfatı etkili bulurken, bazıları da pek faydası olmadığını söylüyorlar. Aslında, diz eklemi , herhangi bir travma ile karşılaştığı zaman iyileşmek için Glukozamin’i kendisi de üretiyor.

Yaş ilerledikçe vücudumuzda Glukozamin üretimi azalıyor. Ağız yoluyla alınan Glukozamin desteğinin eklem kıkırdağının onarımında yararlı olabilmesinin sebebi belkide bu. Glukozamin’in yararlı olabilmesi için tavsiye edilen doz, günlük 750-1500 mg arasında. Bu destek eklem ağrısı yanında şişliğini azaltabiliyor. Glukozamin’den iyi sonuçlar elde edebilmek için bir kaç hafta beklemek gerekiyor.

Glukozamin+kondroidin kombinasyonu daha iyi

Glukozamin’i, Kondroidin sülfat ile birlikte kullananlar ve bu kombinasyonun daha iyi sonuçlar verdiğini gösteren araştırmalar var. Kondroidin sülfat da aslında tekrarlanan glukoza birimlerinden oluşuyor.

Bu maddenin kıkırdak elastikiyeti desteklediği, kıkırdağın parçalanmasına yol açan enzimlerin faaliyetini önlediği, eklemde su tutumunu artırdığı, yeni kıkırdak üretimine faydalı olduğu belirtiliyor. Kondroidin sülfatın kemiklerin kalsiyum gücünü artırdığını, kemik onarımını hızlandırdığını düşünenler var. Bizim kanaatimiz de Glukozamin ve Kondroidin’in birlikte kullanımının daha faydalı olabileceği yönündedir.

YAN ETKİSİ VAR MI

Glukozamin destekleri ıstakoz, karides, yengeç gibi deniz ürünlerinin kabuklarından, Kondroidin ise köpekbalığı ve sığır kıkırdağından elde edilmektedir. Glukozamin’in deniz ürünlerine alerjisi olanlarda alerji yapabileceği, ayrıca karın ağrısı, mide yanması, bulantı, kusma, ishal ve baş ağrısına yol açabileceği biliniyor.

Bu doğal destekleri tok karınla kullanmanızı tavsiye ederim. Glukozamin’in insülin direncini tetikleyebileceğini, kan şekerini biraz artırabileceğini ileri sürenler de var. Diyabetli iseniz dikkatli olun, kan şekerinizi iyi izleyin!

DOKTORUNUZA SORMADAN KULLANMAYIN

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации