Андрей Смирнов
Время чтения: ~40 мин.
Просмотров: 0

Boyun kireçlenmesine ne iyi gelir, neden olur? Boyun kireçlenmesi nasıl düzelir, nasıl geçer?

Kireçlenme (osteoartrit), eklemlerdeki kıkırdak dokusunun deformasyonu ile ilişkilidir ve vücudun her ekleminde meydana gelebilir. Kıkırdak, normal eklemlerde kemiklerin uçlarını örten sağlam bir yapıdır. Osteoartrit, eklemdeki kıkırdağın sertleşmesine ve elastikiyetini kaybetmesine neden olur. Zamanla kıkırdak yıpranabilir, bunun sonucunda eklemler kayganlığını yitirerek, hareket etme kabiliyetini büyük ölçüde kaybeder. Kıkırdak bozulduğunda, tendonlar ve bağlar gerilerek ağrıya neden olur. Durum kötüleşirse kemikler birbirine sürtünebilir.

  • Hastanın ağrısının giderilmesi,
  • Hareketlerdeki kısıtlamanın ve günlük yaşam aktivitelerindeki zorlukların gideirlmesi,
  • Hastalığın ilerlemesinin engellenmesi.

Tedavide ilk basamak hastanın eğitimidir. Hasta öncelikle hastalığı konusunda bilinçlendirilmelidir. Ağır egzersizlerden ve zedelenmiş eklemin aşırı kullanılmasından sakınılmalıdır. Kilo verilmesi ile birlikte aşırı yük taşıyan eklemlerde osteoartrite bağlı şikayetler azalır. Ağrılı dönemlerde hastaya istirahat önerilir.

image

Düzenli Egzersiz

Kapsamlı egzersiz programları ile eklemi çevreleyen kaslar güçlendirilir. Böylece ekleme binen yükün azaltılması sağlanmış olur. Ancak uygulanacak egzersiz programının mutlaka hekiminiz veya fizyoterapi uzmanınız tarafından düzenlenmesi gerekir. Yanlış uygulanan hareketler eklemlerinizdeki hasarı arttırabilir. Doğru uygulamaya bir örnek olarak, dizdeki kuadriseps kasını güçlendirmek, osteoartrit durumunda diz ağrısının azaltılmasına yardımcı olur.

Fizik Tedavi

Eklem işlevini, esnekliği artırmak ve kas gücünü güçlendirmek için uzmanlar tarafından uygulanan fizik tedavi, kireçlenme tedavisini olumlu yönde etkileyecektir. Sıcak ve soğuk uygulanan kompresler, osteoartritten kaynaklanan ağrıları ve rahatsızlıkları gidermeye yardımcı olur.

Destekleyici Medikal Cihazlar

Destekleyici veya yardımcı cihazlar, osteoartritli eklemler üzerindeki baskıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Cihaz kullanımı eklemin anatomisine göre farklılık gösterebilir. Örneğin diz destekleri bağların ve tendonların stabilize edilmesine ve ağrıyı azaltılmasına yardımcı olur. Bastonlar veya koltuk değnekleri belirli eklemlerdeki baskıyı azaltır ve yük dağılımını sağlar. Omurga osteoartritinin semptomları ise, daha sıkı bir şilte ve sırt desteği veya boyunluk ile hafifletilebilir.

image

İlaçlar

Kireçlenme durumunda eklem ağrısı ve eklem sertliği, anti-enflamatuar ilaçlarla giderilebilir. Ağrı giderici kremler veya spreyler de doğrudan ağrılı bölgeye uygulandığında ağrıların azalmasına yardımcı olur. Etkilenen ekleme steroid veya hyaluronik asit enjekte edilmesi kalıcı ağrıların azalmasına yardımcı olabilir.

Osteoartrit ağrısı şiddetli olduğunda ve diğer tedaviler işe yaramadığında, bazı doktorlar narkotik gibi daha güçlü ağrı kesiciler verecektir. Fakat bu tedavi yöntemlerinin hiçbiri osteoartritin neden olduğu eklem hasarının ilerlemesini tersine çevirmeyecek veya yavaşlatmayacaktır. Ancak kireçlenme belirtilerini baskılamaya yardımcı olur.

Alternatif Gıda Takviyeleri

Yapılan bilimsel çalışmalarda glukozamin ve kondroitin takviyelerinin, osteoartritli hastalarda ağrıyı hafifletebileceği gösterilmiştir.

Glukozamin, glikozaminoglikan zincirlerinin biyosentezi ve diğer kıkırdak proteoglikanlarının üretimini tetikleyen bir aminosakkarittir. Yapılan çalışmalarda glukozamin takviyesi almanın kollajen parçalanmasını azaltabileceğini göstermektedir. Ancak muhtemel yan etki risklerinden kaçınmak ve maksimum faydayı sağlamak için bitkisel formdaki glukozamin takviyelerinin seçilmesi uzmanlarca tavsiye edilmektedir.

SAM-e, osteoartrit için potansiyel faydaları olan başka bir takviyedir.

Yan etkileri olabileceği ve ilaçlarla etkileşime girebileceği için, aldığınız takviyeleri doktorunuza bildirmeyi unutmayın ve sadece güvenilir kaynaklardan üretilen GMP ve kalite sertifikalarına sahip firmaların ürünlerini tercih edin.

Kireçlenmede Beslenme

Süt Ürünleri : Osteoartrit tedavisinde süt, yoğurt ve peynir gibi az yağlı süt ürünleri ve kemik gücünü artırdığı tespit edilen kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinler tüketilebilir. D vitamini, kalsiyum emilimi için gereklidir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Yapraklı yeşil sebzeler gibi diğer kalsiyum ve D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeniz faydalı olacaktır.

Brokoli : K ve C vitaminleri bakımından zengin olan brokoli, araştırmacıların kireçlenme belirtilerinin ilerlemesini önlemeye ve yavaşlatmaya yardımcı olabileceği düşünülen sülforafan adı verilen bir bileşik içerir. Brokoli, kemik yapıcı faydaları ile bilinen kalsiyum açısından da zengindir.

Yeşil Çay : Yeşil çay, iltihabı azaltan ve kıkırdak yıkımını yavaşlatan antioksidanlar olan polifenolleri içerir. Araştırmalar ayrıca, yeşil çayda Epigallokateşin-3-gallat (EGCG) adı verilen bir başka antioksidanın, romatoid artritli kişilerde eklem hasarına neden olan moleküllerin üretimini engellediğini göstermiştir.

C Vitamini Açısından Zengin Besinler : Turunçgiller, portakal, greyfurt ve misket limonu gibi yiyecekler C vitamini açısından zengindir. Araştırmalar, iltihaplı artriti önlemede ve kireçlenme durumunda sağlıklı eklemleri korumak için doğru miktarda C vitamini takviyesi almanın yardımcı olduğunu gösteriyor.

Sarımsak : Araştırmalar, allium ailesine ait besinlerle yani düzenli olarak sarımsak, soğan ve pırasa gibi yiyecekler yiyen kişilerin daha geç kireçlenme belirtisi gösterdiğini göstermiştir. Araştırmacılar, sarımsakta bulunan bileşik diallil-disülfinin insan hücrelerindeki kıkırdağa zarar veren enzimleri sınırlayabileceğini düşünmektedirler.

Aleo Vera : Alternatif tıpta en çok kullanılan bitkilerden biridir. Antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Artrit ağrısı için yaygın olarak kullanılan nonsteroid anti-enflamatuvar ilaçların (NSAID’ler) olumsuz gastrointestinal etkilerine sahip değildir. Topikal olarak cilt üzerine de uygulanabilir.

Boswellia : Geleneksel ve alternatif tıpta kullanılır. Anti-enflamatuar özellikleri vardır. Hindistan’a özgü Boswellia ağaçlarının sakızından elde edilir. Deneylerden elde edilen sonuçlar, Boswellia’nın kireçlenme nedeniyle oluşan ağrı, sertlik ve işlev kaybını iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Akupunktur

Osteoartritli bazı kişilerde anında ağrı kesimini sağladığı ve hastalığın belirtilerinin azalmasında önemli faydaları olduğu gösterilmiştir.

Ameliyat

Osteoartritli bazı kişilerde anında ağrı kesimini sağladığı ve hastalığın belirtilerinin azalmasında önemli faydaları olduğu gösterilmiştir.

  • Hasarlı kıkırdağı temizlemek veya dokuları onarmak için atroskopi yöntemi düşünülebilir. Artroskopi; fiberoptik cihazlar kullanılarak eklemlerin içlerini görüntülü muayene ederek eklem içinde meydana gelen hastalık ve yaralanmaların tanı ve tedavisini sağlayan bir yöntemdir.
  • Osteotomi; dejenerasyona uğramış eklemin kesilmesi ve yeniden şekillendirilmesi işlemidir. Bu yöntem, dejenerasyona uğramış kısım üzerindeki baskıyı kaldıracak ve kemiklerin hizalanmasını düzeltecektir.
  • Protez: Hasarlı eklem, anatomik olarak aynı fakat yapay olanla değiştirilir. Protezler eklemler gibi normal bir eklemin tüm hareketine sahip değildir, ancak eklem işlevselliğini önemli ölçüde iyileştirmektedir.
  • Eklem Füzyonu: Hasarlı eklem çıkarılır ve eklemin iki kemiği birleştirilir. Bu işlem, eklem replasmanının etkili olmadığı alanlarda daha sık yapılır.

Kireçlenmede Süreç Nasıl Yürütülür? Kireçlenmede Yaşam Kalitemizi Nasıl Arttırabiliriz?

Kireçlenme (osteoartrit) ve semptomlarını yönetmek için bazı stratejiler geliştirebiliriz. Bunlar;

Otokontrol becelerini öğrenmek: Kireçlenme dahil diğer kronik rahatsızlıkları olan kişilerin, artritin yaşamlarını nasıl etkilediğini anlamalarına ve semptomlarını kontrol etme ve yaşam kalitelerini arttırma konusundaki çabalarını artırmalarına yardımcı olan seminerleri ve eğitim sınıflarını takip etmesi faydalı olabilir.

Fiziksel olarak aktif olmak: Uzmanlar, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika, orta düzeyde fiziksel aktivite yapmasını tavsiye ediyor. Yürüme, yüzme veya bisiklete binme önerilen orta, düşük etkili aktivitelerdir. Düzenli fiziksel aktivite, kalp hastalığı, felç ve diyabet gibi diğer kronik hastalıkların gelişme riskini de azaltır.

Doktorunuza danışmak: Sağlık uzmanınızla düzenli olarak görüşmek ve önerilen tedavi planınızı takip etmek, kireçlenmenin kontrolünde aktif bir rol oynar. Bu özellikle diyabet veya kalp hastalığı gibi başka kronik rahatsızlıkları olan hastalar için önemlidir.

Kilo vermek: Fazla kilo veya obezite durumuna sahip kişiler için kilo vermek eklemler üzerindeki baskıyı azaltır. Özellikle de kalça ve dizler gibi ağırlık taşıyan eklemler için bu önemlidir. Sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve bunu sürdürmek, eklem ağrılarını hafifletir ve eklem işlevini iyileştirebilir.

Eklemlerinizi koruyun: Eklem yaralanmaları ve eklem üzerinde stres yaratmak kireçlenmeye neden olabilir. Bu gibi durumlardan kaçınıp, eklemlerinizi korumak kireçlenme riskini en aza indirir.

Kaynakça

Oops… Slider with alias ilginizi çekebilir not found.

  1. Anasayfa
  2. Sağlık
  3. Kireçlenmeye kesin çözüm

02 Eylül 2009 Çarşamba   Saat: 10:18

İnsanoğlunun kireçlenmeye karşı kendi bünyesinde sigortası olduğunu biliyor muydunuz ?

Eklem kireçlenmesi dünyada en sık görülen eklem rahatsızlığı. Hareket ederken ağrıya yol açan hastalık, kadınlarda dizlerde ve ellerde, erkeklerde ise kalçada daha sık görülüyor. Eklem kireçlenmesiyle baş etmenin en etkili yolu ise bilinçli egzersiz Eklem kireçlenmesi hareket etmeyi işkenceye çeviren ancak egzersizle önlenebilen bir hastalık. Prof. Dr. Murat İnanç, kireçlenmenin nasıl oluştuğunu, nasıl tedavi edildiğini ve önlemele yöntemlerini anlattı. Eklem kireçlenmesi nedir? Eklem kireçlenmesine biz tıp dilinde osteoartrit diyoruz. Bu hastalık, eklemlerin yüzeylerinde ve aynı zamanda altındaki kemikte hasara yol açarak eklemin görevini yapamamasına neden olur. Kireçlenme terimi aslında bu hastalığın sadece bir bölümü olan kemiklerdeki büyüme ve çıkıntılar oluşmasını ifade eder. Oysa hastalık bunun ötesinde eklem yapısında önemli bozulmalara yol açar. Ne tür sorunlar oluşturur? Kalça, diz, parmaklar gibi kemiklerimizin karşı karşıya geldiği ve eklemleştiği bölgelerin yüzeyinde kıkırdak olarak isimlendirilen süngerimsi bir doku bulunur. Bu doku ekleme yük bindiğinde, yükü azaltıcı bir rol oynar. Osteoartritli bir hastada kıkırdak dokusu ince ve düzensiz hale gelir. Buna karşın kıkırdağın altındaki kemik dokuda kireçlenme yani kalınlaşma oluşur. Bu değişiklikler eklemin yapısının ve mekaniğinin bozulmasına, hareketinin kısıtlanmasına neden olur. Bunun sonucunda da eklemlerde şekil bozukluğu ortaya çıkar. Bazı hastalarda eklemde değişiklikler olmasına karşın şikâyetler geri planda olabilir. Buna karşın hastaların önemli bir bölümünde özellikle hareketle eklem ağrıları ve hareket kısıtlılığı ortaya çıkar. Osteoartrit sonuçta kalp yetersizliği ya da böbrek yetersizliği gibi ‘eklem yetersizliği’ olarak yorumlanabilir. Sık rastlanan bir sorun mu? Osteoartrit dünyada en sık görülen eklem hastalığıdır. Kadınlarda dizlerde ve ellerde daha sık görülürken, erkeklerde kalçanın tutulmasına daha çok rastlanır. Yaşlanmayla sıklığı artar. Farklı tipleri var mı? Osteoartrit sonuçta aynı bozukluklarla karşımıza çıksa da tek bir hastalıktan çok, değişik nedenlere bağlı gelişen farklı şekilde seyirleri olan bir hastalıklar topluluğudur. Buna bağlı olarak her osteoartriti olanda aynı belirtiler olmaz ve hastalık kişiden kişiye farklar gösterir. Mesela bazı hastalarda tek bir diz eklemi hastalanırken, başka bir kişide her iki elin birçok ekleminde hastalık görülebilir. Hastaların bir bölümünde sadece omurga eklemlerinde bozukluklar görülür ve buna bağlı olarak bel ağrıları ortaya çıkabilir. Sebepleri nelerdir? Osteoartitli bir hastada çoğunlukla buna yol açan belli bir neden bulunamaz, bu durumda ‘birincil’ osteoartrit düşünülür. Bazı hastalarda ise eklem kireçlenmesine, bozulmasına yol açan neden tanımlanabilir. Bazen kanın yapısı ya da hormonlarla ilgili bozukluklar, özel kalsiyum kristallerinin birikmesi altta yatan sebep olabilir. Ayrıca eklemle ilgili kalça çıkığı gibi doğumsal bozukluklar da eklem kireçlenmesine yol açabilir. En önemli etkenlerden biri de, eklemin maruz kaldığı darbelerdir. Bu darbeler hastalığı başlatıcı etki gösterebilir. Bu durumda ‘ikincil’ yani başka bir hastalık sonrası ortaya çıkan osteoartrit teşhisi konur. İltihaplı romatizmalara bağlı eklem hasarları zaman içinde osteoartrite yol açabilir. Benzer şekilde çeşitli nedenlerle yapılan eklemle ilgili ameliyatlar sonrasında da osteoartrit gelişebilir. Hastalığı kolaylaştırıcı faktörler var mı? Yıllardır yapılan araştırmalara rağmen osteoartritin gelişmesindeki nedenler tam olarak çözülemedi. Fakat bugün geçmiş yıllara oranla bu hastalığın gelişmesini kolaylaştırıcı faktörler çok daha iyi biliniyor. Nadir olarak gençlerde de görülmesine karşın osteoartit yaş ilerledikçe ortaya çıkma ihtimali artan bir hastalık. Dizlerde gelişen osteoartritte en belirgin risk faktörü şişmanlıktır. Şişmanlık sadece eklem üzerindeki yükü artırmıyor, aynı zamanda vücutta yaptığı kimyasal değişiklerle de eklem kireçlenmesini ortaya çıkarıyor. Hastalığın kadınlarda menopoz sonrası gelişmesinde hormonal faktörlerin de rolünü düşündürüyor. Fakat bu konu tam aydınlığa kavuşturulamadı. Eklem kireçlenmesi ve kemik erimesi arasında ilişki var mı? Eklem kireçlenmesi ve osteoporoz (kemik erimesi) genellikle aynı hastada görülmez. Osteoartritli hastalarda kemik yoğunluğunun daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalar var. Buna karşın osteoartritli kişilerde şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kanda ürik asit yüksekliğine daha sık rastlanıyor. Bütün bu hastalıkların kökeninde şişmanlık olabileceği gibi ortak bir hastalık mekanizması da olabileceği yönünde görüşler var. Kireçlenme hangi eklemlerde görülür? En sık boyun ve bel bölgeleri, kalçalar ve dizler, el ve ayak başparmağı eklemleri ve diğer el parmaklarının eklemlerinde görülür. Hastaların bir bölümünde sadece el eklemleri, bir bölümünde diz eklemleri veya sadece kalça eklemleri hastalanabilir. Bazen tek bir eklem tutulabilir. Osteoartrit özellikle bazı kadın hastalarda bütün bu sözünü ettiğimiz eklemleri tutabilir bu duruma yaygın osteoartit denir. Belirtileri nelerdir? Osteoartrit eklem ağrılarına neden olan hastalıkların başında gelir. Hastanın hekime gitmesine yol açan en önemli neden ağrıdır. Tutulan eklemlerde ağrıya ilave olarak hareket ettirmekte güçlük, zaman zaman veya bazen sürekli olarak şişlik ortaya çıkabilir. Şikâyetler başlangıçta genellikle tek taraflıdır. Fakat şikâyet olmayan tarafta da hastalık belirtileri sık olarak bulunur. Zaman içinde eklemler çevresindeki kemiklerde büyüme ve çıkıntılar meydana gelebilir. Bunlara ek olarak eğer dizler hastaysa gözle fark edilebilecek şekilde eklemin normal duruşu bozulur. Bütün bunlar eklemlerde şekil bozukluğuna neden olur. Evet. Daha önce olmayan sesler çıtırtı şeklinde ortaya çıkabilir, eklemlerde hareket sırasında takılma hissi olabilir. Hastada duruş bozukluğu, eklemlerde hassasiyet, hareket kısıtlılığı, eklemlerde hareket sırasında, yürüme esnasında güvensizlik ve eklemde boşalma hissi ortaya çıkabilir. Bütün bunlar eklemin yaptığı hareket açısından yetersiz olduğunu ortaya koyan belirtilerdir. Osteoartriti iltihaplı eklem hastalıklarından ayıran en önemli özellik, hastanın genel sağlığında bozulmaya yol açmamasıdır. Buna karşın ileri yaşta görülmesi kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi hastalıklarla birlikte bulunması olasılığını artırıyor. Nasıl teşhis edilir? Hastanın hekim tarafından değerlendirilmesi genellikle teşhis konulması için yeterli. Osteoartitli hastalarda eşlik eden bir hastalık yoksa kan testlerinin normal sınırlarda olması beklenir. Bazen kanda iltihap olduğunu gösteren testlerde hafif yükselmeler olabilir. Hastalık iç organları etkilemez. Eklemde sıvı birikimi (şişlik) miktarı çok olduğunda hekimler eklem sıvısını boşaltarak inceleme yapabilir. Artrit yapan birçok hastalıkta uygulanan bu yöntem hekimler tarafından bir kez kullanılıp atılan malzemelerle ve mikroplar için gerekli önlemler alındıktan sonra uygulanmalı. Eğer bu kurallara dikkat edilirse hastaya zarar vermez veya eklemin daha çok hastalanmasına neden olmaz. Hekim gerekli gördüğünde tanı amaçlı olarak bilgisayarlı tomografi, MR gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Peki nasıl tedavi edilir? İlk aşamada hastaya bilgi verilmesi gerekli. Tedavi konusunda hastanın özelliklerine ve osteoartit ile birlikte bulunan diğer sağlık sorunlarının durumuna göre karar verilir. Hastalığın ortaya çıkmasını, ilerlemesini ya da tamamen ortadan kalkmasını sağlayacak bir ilaç tedavisi yok. Buna karşın ağrının azalmasını sağlayan tedaviler yapılabilir ve hastalığın ilerlemesini önleyebilecek tedbirler alınabilir. Tedavide amaç hastanın günlük yaşamını ağrısız sürdürmesi ve günlük işlerini kısıtlama olmadan yapabilmesi yani fonksiyonunu korumasıdır. Hastanın değerlendirilmesinde osteoartrit ile birlikte görülebilecek yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi sağlık sorunlarının dikkate alınması çok önemli. Kalçalar, dizler ve ayaklarda görülen osteoartritin gelişiminde önemli bir faktör olan şişmanlıkla mücadele edilmeli ve uygun bir diyet yapılmalı. Egzersizin önemi nedir? Hastalar uygun egzersizlerle kas güçlerini artırarak osteoartrit ile çok daha iyi mücadele edebilir. Eklem üzerindeki yükün azaltılması tedavide çok önemli. Gerektiği kadar egzersizin de olduğu bir tedavi planı yapılmalı. En uygun egzersizler hangileri? Hastalığı ilerlemiş olanlarda en uygun egzersiz programının seçilmesi uzmanlık gerektirir. Hastalığın erken dönemlerinde ise yoğun olmayan yürüyüş ve yüzme çok yararlıdır. Bazı hastalara hareketi kolaylaştırmak için ortopedi veya fizik tedavi rehabilitasyon uzmanları tarafından yardımcı cihazlar önerilebilir. Eklemin şiş, sıcak olduğu durumlarda soğuk uygulama çok yararlı olabilir. Gereken hastalarda fizik tedavi yöntemleri uygulanabilir. Tedavide hangi ilaçlar kullanılıyor? Ağrılı eklemler için bazı kremler, basit ağrı kesicilerden yararlanılıyor. Ağrılar şiddetli olduğunda iltihap önleyici özelliği olan romatizma ilaçları kullanılabilir. Bu gruptaki romatizma ilaçları uzun süre alınırsa iç organlarda çeşitli yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalı. Uygulanan yöntemlerden biri de, eklem içine veya çevresine yapılan iğneler. İğne tedavisinde en sık kortizonlu ilaçlar kullanılıyor. Bir uzman tarafından gerekli steril koşullarda yapılırsa yarar sağlar. Ayrıca yan etkileri de azdır. Ancak her enjeksiyonda olduğu gibi alerji, bölgesel küçük kanamalar gibi istenmeyen etkiler görülebilir. İğne tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri de, hyaluronat preparatlarıdır. Hyaluronat eklemde bulunan bir maddedir eklemi hareketlerini kısa bir süre kolaylaştırıcı etki gösterir. Uzun dönem yararlı olduğu hastalar da var. Bu ilaçların genellikle haftada bir kez, arka arkaya üç-beş enjeksiyonla uygulanır. Ameliyat ne zaman gerekli? Tıbbi tedavilerden yararlanmayan ya da hastalığı ilerleme gösteren hastalarda ameliyat gerekli olabilir. Ameliyatla sürekli ağrı ve fonksiyon kayıpları önlenebilir. Ameliyat hastalığın durumuna, yerine göre kapalı veya açık olarak uygulanabilir. Hastaların bir bölümünde özellikle hasta eklemin (özelikle diz ve kalça) tamamen değiştirilmesi gerekebilir. Bu durumda ileri teknolojiyle üretilen protez ameliyatları yapılması gerekir. Bu ameliyatlar ortopedi uzmanları tarafından ülkemizde başarıyla uygulanıyor. Radikal / Özgür Gökmen ÇELENK

Kireçlenme kıkırdak dokusunun azalması veya bazı durumlarda tamamen kaybedilmesinin yarattığı başlıca sıkıntı o eklemin hareket ettirilmesinin zorlaşması ve hareket sırasında veya uzun süre hareketsiz kaldığında ağrı yapmasıdır. Örneğin diz ekleminde kireçlenme varsa eklemde sertlik ve şişme görülebilir. Bacağı tamamen açmak, eğilmek, merdiven çıkmak zorlaşabilir ve bu gibi hareketler esnasında ağrı oluşabilir. Diz uzun süre hareketsiz kaldığında ağrı yaşanabilir. Sertlik sık görülen bir bulgu olup, daha çok sabahları ve belli bir süre hareketsizliği takiben ortaya çıkar. Şişlik ve eklemlerde şekil değişikliği olabilir. Kireçlenme nedir? Belirtileri nelerdir? Kireçlenmeye ne iyi gelir? Detaylar haberimizde…

KİREÇLENME NEDİR?

Sık kullanılan diz, bilek ve parmak eklemlerinde daha çok görülmekle birlikte eklem bulunan her noktada kireçlenme meydana gelebilir. Kıkırdağın tahrip olmasının fazla kilo, eklem bölgesini etkileyen yaralanmalar, kas zayıflığı, romatizmalı hastalıklar gibi pek çok farklı nedeni olabilir. Ancak herhangi bir diğer nedene bağlı olmaksızın, sadece eklemlerin sık kullanılmasından dolayı da yaş ilerledikçe kireçlenme oluşabilir. Bu nedenle 65 yaş üstü yetişkinlerde oldukça yaygındır. Yakın aile bireylerinizde kireçlenme varsa sizin de kireçlenme sorunu yaşama olasılığınız yükselir çünkü kalıtımsal olarak nesilden nesile aktarılan bir problemdir.

BULGULARI NELERDİR?

Diz kireçlenmesi görülme sıklığı açısından omurga ve kalça kireçlenmesinden sonra üçüncü sırada yer alır. hastalar klinik olarak iki katergoride incelenebilir. Birinci kategoride hasta sıklıkla genç ve erkektir. Önceden geçirilmiş bir zedenlenme veya menisküs ameliyatına bağlı olarak dizde kireçlenme saptanır. İkinci katergoride ise hasta orta yaş ve üstünde olup sılıkla kadındır. Dize ilavetan diğer eklemde de tutulum vardır. Hastalar ağrının hareketle artıp istirahatle azaldığını belirtirler. Özellikle yürüme ve merdiven inip çıkma sırasında ağrı artar.Eklemin çeşitli yerlerinde hassasiyet saptanır. Diz kireçlenmesi hastanı aktivitelerini önemli ölçüde kısıtlayabilir.

Muayenede diz eklemindeki oluşan osteofitler (kemik çıkıntıları) düzensiz ve sert şişlikler şeklinde palpe edilirler. Diz eklem hareketinde kısıtlanma meydana gelebilir. Hastalığın ileri döneminde uyluk ön yüzünde bulunan adelede erime olabilir. Diz yan bağlarının gevşemesine bağlı dizin normal mekanik yapısı bozularak dizde deformiteler olur. Sıklıkla varus deformitesi yani ‘O’ bacak olur.

KİREÇLENMEDE KULLANILAN TEDAVİ YÖNTEMLERİ

1. Eğitim ve Koruyucu Önlemler: Kireçlenme, kaybedilen veya kısıtlanan işlevlere uyumu ve buna bağlı olarak bazı yaşam tarzı değişikliklerini gerektiren kronik bir sorun olduğunundan hastalar bu durumları ile ilgili olarak bilgilendirilirse hastalıklarına yönelik olumsuz inanışlardan kurtulmakta, yakınmalarını kontrol edebilmeleri ve sorunlarıyla baş edebilmeleri kolaylaşmakta ve önerilen tedavilere uyumları artmaktadır. Bu yüzden hastaları bilgilendirilmesi, eğitimi ve sosyal yönden destek sağlanması kireçlenme tedavisinin bir parçası olarak kabul edilmelidir.

2. Eklemin Aşırı Yüklenmesine Neden Olan Etkenlerin Bilinmesi: Hastanın eklemlerin korunması prensipleri hakkında eğitilmesi hem ağrı hem de ileride oluşabilecek eklem hasarının önlenmesi üzerinde etkilidir. Hasta tutulan ekleme aşırı yük bindiren aktiviteler ve bunlardan kaçınma yolları ile ilgili olarak bilgilendirilmelidir. Örnek olarak diz kireçlenmesi olan hastaların uzun süre ayakta durmamaları ve diz üstüne çökmemeleri için iş ve ortamlarında değişiklik yapılmalıdır.

3. Kilo Verme ve Beslenme Önerileri: Kireçlenme ve obesite arasında, özellikle diz kireçlemesinde bir ilişki söz konusudur. Genç yaşlarda kilolu olmanın diz kireçlenme gelişimi açısından kuvvetli bir risk faktörü olduğu gözlenmiştir. Kilolu hastalara diyet reçeteleri önerilebilir ancak kireçlenmeni neden olduğu hareketsizlik ve düşük kalorili beslenmeye uyum sağlayamama kilo vermeyi zorlaştırır.

4. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uygulamaları: Fizik tedavi, kireçlenme tedavisinde yeri değişmeyen bir yöntem olup özellikle kalça, diz gib büyük eklemleri ve omurganı orta-ağır derecedeki kireçlenmelerinde sık kullanılmaktadır. Fizik tedavi ile ağrı ve tutukluk azalmakta, kas spazmı hafiflemekte, eklem çevresi yapılar güçlenmektedir. Böylece hastanın fonksiyonel kapasitesi artmakta ve yaşmam kalitesi yükselmektedir.

5. Egzersiz: Kireçlenmeli bireylerde özürlülük, hastalığın kendisi, yaşlanma süreci, hareketsizlik ve bunların yol açtığı ağrı, kas güçsüzlüğü ve hareket kısıtlanmalarına bağlı olarak gelişmektedir.

Kireçlenmede özürlü hale gelmenin engellenmesi için eklemdeki patolojik değişikliklerden çok eklem hareketerinin korunması hastanın zinde kalması ve vücut ağrılığının uygun düzeyde tutulması üzerinde durulması gerekir. Bu ilkeden yola çıkarak egzersiz, kireçlenme tedavisinde en sık uygulanan fizik tedavi yöntemidir. Kireçlenmede egzersiz, hastalığın kendisinin tedavisinin ötesinde önemlidir. Egzesiz bu bireylerde hareketsizliği ortadan kaldırmaktadır. Kİreçlenme iyileştirlebilmese bile hareketsizliği ortadan kaldıraktadır. İyi planlanmış bir egzersiz programı eklem ağrsını gidermede ilaçlar kadar etkili olabilir. Eklemin kas desteğinin artırılması kireçlenme seyrini olumlu olarak etkiler.

6. Kaplıca Tedavileri: Suyun bir tedavi aracı olarak kullanılması geleneksel bir yöntemdir. Su, sağladığı kaldırma kuvveti ve ısısı ile ideal bir egzersiz ortamıdır. Ilık su kaslarda kan akımının artması ile gevşeme ve ağrının azalmasını ve hareketlerin serbestleşmesini sağlar. Kaplıca sularının şifalı etkisi suyun bileşimine, mineral yoğunluğuna ve ısısına bağlanmıştır.

7. İlaç Tedavisi: Kireçlenme tedavisinde yeterince etkin tek bir ilaç tedavisi yoktur. Günümüzde kireçlenmenin ilaç ile tedavisi daha çok sadece ağrıyı kesmeye yöneliktir. Hastaların çoğunda yakınmalar çok şiddetli olmadığından önceden bahsedilen koruyucu ve fiziksel önlemler ile rahatça giderilebilir. İlaçların kireçlemeye bağlı değişiklileri önlemek, ilerlemesini yavaşlatmak veya geri döndürmek gibi etkileri olmadığı göz önünde bulundurulduğunda kireçleme tedavisinde sadece yardımcı rolleri olduğu düşünülebilir.

8. Eklem İçi Enjeksiyonlar: Eklem içi steroid enjeksiyonlarının kıkırdak üzerine olan etkileri tartışmalıdır. Aynı ekleme kısa sürede ve sık yapılan enjeksiyonlar sonucunda hızla ilerleyen eklem harebiyeti gelişir. Eklem içi steroid enjeksiyonları 4-6 aydan daha kısa süreli aralıklarla yapılmamalI ve aynı ekleme yapılan enjeksiyonlar bir yılda 2-3’ü geçmemelidir.

Eklem içi hyaluronik asit (horoz ibiği) enjeksiyonunun bir hafta arayla 3-5 kez yapılmasınının kireçlenme tedavisinde etkin olduğu bildirilmiştir.

Artroz Nedir, Artroz Hastalığı (Kireçlenme) Artroz; halk dilindeki adıyla kireçlenme eklemlerin aşınma ve yıpranması sonucu dejenere olması ve hareketliliğinin azalması demektir. Genellikle 40 yaşın üstündekilerde görülmesi olayın bir eklem yaşlanması olabileceğini düşündürmektedir. Ancak daha erken yaşlarda da bir çok nedene bağlı olarak kireçlenme görüle­bilir. 50 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık % 75-80inde eklem kireçlenmesi vardır. Ancak kireçlenmenin ağırlığı ve yaygınlığı kişiden kişiye değişmektedir. Ancak bunların az bir kısmı (% 5-10) rahatsızlığı nedeniyle hekime başvurur. Bazen tesadüfen çe­kilen röntgen filimlerinde kireçlenme olduğu ortaya çıkar. Bugün kireçlenmenin hastalık olup olmadığı tartışılmaktadır. Olayın ek­lemlerin yaşlanması olarak kabul edilmesi gerekir. Kalça Artrozu Kireçlenme tüm ırk ve toplumlarda eşit oranlarda görülür. Kadın-erkek ayrılığı olmamakla birlikte tutulan bölgeler kadın ve erkekler arasında farklılık gösterir. Kadınlarda el, ayak, diz ve boyun daha sık tutulur. Erkeklerde ise kalça ve bel bölgesi daha sık tutulmaktadır. Şişman kişilerde daha sık görülmektedir. Ek­lemlerdeki kireçlenmenin ağırlığı ile klinik belirtilerin ağırlığı her zaman aynı değildir. Kireçlenmenin sebepleri: Kireçlenmeye yol açan bir çok neden vardır. A- Yaşlılık: Eklemlerin aşınıp yıpranmalarının nedenleri arasında ilk sayılacak neden yaşlılıktır. Nasıl ki cildimiz yaşlandıkça parlaklığını, gerginliğini yitirip, matlaşıyor ve donuklaşıyorsa vü­cudumuzun diğer dokularında da buna benzer değişiklikler olur. Özellikle eklemler vücudumuzun yükünü taşıdıkları ve devamlı hareket ettikleri için eklemlerde yaşlılığa bağlı değişiklikler daha erken ortaya çıkmakta ve kendini belli etmektedir. B- Hormonal bozukluklar: Kireçlenmesi olan hastaların şikayetlerinin menapozdan sonra artması hormonal düzensizliğin kireçlenmenin oluşmasında ve belirtilerinin ortaya çıkmasında et­kili olduğunu düşündürmektedir. Şeker hastalığı, büyüme hor­monu fazlalığı, tiroid hormonu fazlalığı ve azlığı ve böbrek üstü bezlerle ilgili rahatsızlıklar kireçlenmeye sebep olabilmektedir. C- Doğuştan olan eklemlerin şekil bozuklukları: Doğuştan kalça çıkığı ve diz ekleminin çarpıklıkları şeklinde olabilen doğuştan olan şekil bozuklukları erkenden kireçlenme gelişmesine neden olur. Doğuştan olma eklem yüzlerindeki eşitsizlikler ve düzensizlikler, omurgadaki eğrilik ve kamburluk, bacak boylarındaki eşitsizliklerde kireçlenme nedenidir. (Servikal Artroz) D- Travmalar: Ekleme yönelik travmalar (darbeler), ağır ve yorucu işte çalışma eklemleri etkiler. Bedensel olarak ağır işte çalışanlarda ve sporcularda kalça ve diz kireçlenmesi daha sıktır. Güreşçilerde boyun, haltercilerde bel kireçlenmesi sıktır.(Diz artrozu) E- Romatizmal hastalıklar, eklemlerin yapısını bozarak kireçlenmeye neden olurlar. F- Kırıklar: Sebep ne olursa olsun kırıklar iyi tedavi edilmezse kireçlenme gelişebilir, G- Çevresel faktörler: Olumsuz iklim koşulları ve sosyo ekonomik durumun iyi olmaması da kireçlenme nedenidir. (Artrozlar) H- Diyetle ilgili faktörler: Aşırı kilo ve düzensiz, dengesiz beslenme de kireçlenme nedenidir. I- Stres: Stresli kişilerde strese bağlı oluşan kas spazmı ekleme binen yükü artırarak kireçlenmeyi hızlandırır. Kireçlenme nasıl gelişir, Kireçlenme İçin Eklemlerin yüzeylerini bir kıkırdak tabakası örtmektedir. Sağlıklı kişilerde bu kıkırdak tabakası çok düzgün, parlak ve kaygandır. Ancak Kıkırdağın beslenmesi iyi olmayıp eklem sıvısından beslenmektedir. Kendilerini besleyen kan damarları yoktur. Dolayısıyla kendi kendilerini yenileyemezler. İleri yaşlarda yetersiz olan beslenme daha da bozulur. Kıkırdaklar yavaş yavaş parlaklığını ve kayganlığını yitirir ve yüzeylerinde çukurluklar oluşur. Kıkırdaktaki bu aşınma eklemin yapısını ve dayanıklılığını bozar. Zamanla kıkırdak tamamen kaybolabilir ve eklem yüzeyleri birbirine sürtünmeye başlar. Sürtünen kemikler birbirini aşındırarak olayın hızlanmasına sebep olur. Ekleme destek olunması amacıyla yeni kemik yapımı oluşur, kıkırdağın aşınması, yeni kemik oluşumu ve eklem hareketinin azalmasından ibaret olan bu duruma “kireçlenme” denilir. Zamanla ekleme komşu bağlarda ve eklem kapsülünde de yüklenmeler ortaya çıkar. Kapsül ve bağlar sertleşir. Eklemin hareketi daha da azalır. Ekleme komşu kaslar zayıflar ve sertleşir. Kireçlenme özellikle ağır yük taşıyan diz ve kalça eklemlerinde gelişmektedir. Kireçlenme belirtileri ve Kireçlenme hastalığı Kireçlenmenin belirtileri ekleme göre kısmen değişir. Ancak bazı ortak belirtileri vardır. A- Ağrı: Kireçlenmede ilk belirti genellikle ağrıdır. Ağrının nedenini her zaman bulmak kolay değildir. Çoğu zaman eklem sıvısının artışı, ekleme komşu kaslarda sertleşme ve zorlanmalar, bağlarda zorlanma ve kemiklerin içindeki basınç artışı ağrı nedeni olarak suçlanmaktadır. Ağrı her zaman yoktur. Genellikle kireçlenmesi olan ekleme aşırı yük bindirilmesi, cereyanda kalma gibi ikinci bir olay olduğu zaman kireçlenmeli eklemde ağrı ortaya çıkar. Ve çoğu zaman ikinci olay ortadan kaldırıldığı zaman kireçlenme devam etse bile hastanın ağrısı ortadan kaybolur. B- Hareket tutukluğu: Ağrı ile birlikte çoğu zaman eklemde hareket tutukluğu olur. Hareket tutukluğu tipiktir. Hasta yürümek üzere ayağa kalktığında başlayan ağrı ve tutukluk bir süre hareket ettikten sonra azalır veya kaybolur. Yalnız akşama doğru ağrılar tekrar artar. Sabah yataktan kalkınca ve uzun süren yoculuktan sonra eklemdeki tutukluk çok belirgindir. C- Eklemden ses duyulması (Krepitasyon): Kireçlenmeli eklemde hareketler esnasında elle hissedilebilen veya bazen kulakla duyulabilen bir ses ortaya çıkar. Yalnız eklemden duyulabilen seslerin tamamının kireçlenme ile ilgisi yoktur. (Lomber Artroz) D- Şişlik ve hassasiyet: Eklemde her zaman olmamakla birlikte bazen şişlik vardır. Şişliğin nedeni kemik büyümesi veya sıvı artışı olabilir. Ayrıca eklemde hassasiyet vardır. E- Kas zayıflığı: Ekleme komşu kaslarda zayıflama vardır. Ağrı nedeniyle eklem kullanılmadığı için ekleme komşu kaslarda atrafi denilen zayıflık gelişir. Zayıflık kireçlenmenin dahada hız­lanmasına neden olur. F- Lokal ısı artışı: Kireçlenmeli eklemde her zaman olmasa bile zaman zaman ısı artışı görülebilir. (bel kireçlenme) G- Eklemde şekil bozukluğu: Kireçlenme olan eklemde hastalığın ileri dönemlerinde eklemde çarpıklıklar şeklinde şekil bozuklukları görülebilir. Kireçlenmesi olan hastaların kan tahlilleri genellikle normaldir. Röntgen filimlerinde ise eklem aralığında daralma, eklem yüzeylerinin beyazlaşması, kemik çıkıntıları, kemiklerde zayıflama, ekleme komşu kemik kısımlarında kistler görülür. Kireçlenmenin tedavisi 1- Hastanın eğitimi: Kireçlenme genellikle yaşlı hastalarda gelişmektedir. Yaşlıların psikososyal yapılarında da bazı olumsuz, değişiklikler olur. Uykusuzluk, sıkıntı, hastalık hakkında endişe ve kuruntu gibi şikayetlerin ortaya çıkmasına bağlı olarak hastanın ağrı eşiği düşer. Hastanın mevcut şikayetlerinin ireçlenmeye bağlı olmayıp pisikolojik yapısıyla da ilgili olduğunu unutmamak ve o yöndende tedavisi gerektiğini kabul etmek gerekir. Hastanın mutlaka iyice değerlendirilip iyi bir Şekilde tanınması gerekir. Hastalığın ne olduğu, tedaviden ne beklenildiği, ağrının her zaman olmayacağı gibi konularda hasta ikna edilmelidir. Hastalık hakkında sormak istediği şeyleri sormasına imkan vermeli ve kafasında herhangi bir soru işareti kalmaması sağlanmalıdır. Böylece ağrı eşiği yükselen hastanın ağrılarında bariz bir düzelme olacaktır. (diz kireçlenme) 2- İstirahat: Özellikle ağrılı dönemde hasta istirahat ettirilir. Ancak istirahat ve aktivite arasındaki denge çok iyi ayarlanmalıdır. Hastanın tamamen hareketsiz kalması da iyi değildir. İstirahat süresi içinde dahi hafif hareketlerle eklem çahştırılmalı ve kas güçsüzlüğü önlenilmelidir. Ağrısı çok olanlarda istirahat yatak istirahati şeklinde olabilir. 3- Fizik tedavi programı: Fizik tedaviden en fazla faydalanan hastalıkların başında kireçlenmeler gelir. Fizik tedavi programı içinde yüzeysel ve derin lokal ısıtıcı araçlar, elektırik akımları, masaj ve egzersiz uygulanır. Özellikle egzersiz başlangıçta hafif sonralara biraz daha ağır olabilir. Yürüyüş önerilebilir. Özellikle kilolu hastalar için uzun süreli olmamak kaydıyla yürüyüşler fay­dalıdır. Gerek ısıtıcı araçlar, gerekse masaj ve egzersizler ekleme komşu kasların, kemiklerin ve eklemin bağlarının güçlenmesine neden olur, eklemin hareketliliğinin artmasını sağlar. (boyunda kireçlenme) 4- Haç tedavisi: Kireçlenmesi olan hastalara romatizma ilaçla­rı, ağrı kesici ilaçlar, kas gevşetici ilaçlar ve gerekirse vitamin ve sakinleştirici ilaçlar verilebilir. İlaç dozu ve kullanım süresi çok iyi ayarlanmalıdır. İlaç özellikle ağrılı dönemde verilmeli diğer za­manlar egzersiz ve diğer fizik tedavi imkanlarından faydalanıl-malıdır. Özellikle uzun süreli kullanılan ilaçların yan etkileri ko­nusunda hasta uyarılmalıdır. Son yıllarda eklem kıkırdağının ta­mirini sağlayan eklem içine veya kas içine enjekte edilen ilaçlar 5- Kaplıca tedavisi: Kaplıca tedavisi kireçlenmesi olan hasta­lara önerilebilir. Ancak kaplıcaya girmeden önce diğer vücut sis­temleri gözden geçirilmeli ve ondan sonra kaplıcaya ve süresine karar verilmelidir. 6- Cerrahi tedavi: Tedaviye cevap vermeyen ileri derecede ki­reçlenmesi olan eklemlerde cerrahi olarak kireçlenme temizlenir. Eklemdeki şekil bozukluğu giderilir. Gerekirse eklemin yerine protez eklem takılarak eklemin hareketliliği sağlanır ve ağrı giderilir. Kireçlenmesi olan hastalara tavsiyeler İfade ettiğimiz gibi eklemde kireçlenme başladıktan sonra o eklemin eski haline dönmesi imkansızdır. Ancak kireçlenme olsa bile hastanın ağrılarını tamamen gidermek ve kireçlenmeyi ya­vaşlatmak mümkündür.(belde kireçlenme) Özellikle diz ve kalça kireçlenmeleri sık görülen bir şekil olup oluşmasınada önemli rolü olan şişmanlıktır. Ayrıca hastalığın ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle mutlaka kilo verilmeli az ve düzenli, dengeli beslenme tavsiye edilmelidir. Özellikle yaşlılarda hareketle kilo vermek zor olduğu için mutlaka az yeme konusun­da ısrarlı olunmalıdır. Kalça ve diz kireçlenmesi olanlarda,uzun süre ayakta kalmak doğru değildir. Hanımlar günlük ev işleri esnasında tabure ve ben­zeri yardımcı araçları kullanarak bazı işlerini oturarak yapmalıdır­lar. Yine bu tür hastalarda baston ve koltuk değneği faydalı ola­caktır. Kireçlenmesi olan hastalarda eklemlerin kan dolaşımı da et­kilendiği için çok üşürler. Bu nedenle de çok giyinirler ve çok ter­lerler. Terin üzerlerinde soğuması bu hastaların şikayetlerini artı­rır. Bu nedenle giyinmelerine dikkat etmeleri ve hafif kolay giyilip çıkarılan giysiler tercih etmeleri önerilir. Kireçlenmesi olsun olmasın yaşlı hastalara mutlaka hergün düzenli egzersiz programı tavsiye edilmelidir. Bir diğer husus ta belli bir yaş grubundan sonra eklemlerde ufak tefek ağrıların olabileceği ve kabul edilmesi gerektiği de has­aya hatırlatılmalıdır.

Diz kireçlenmesi kısaca diz eklemindeki kıkırdak yapıların zaman içerisinde bozulmasıdır. Nedenleri arasında en önemli olanları ilerleyen yaşla birlikte aşırı kilodur. Yaş ilerledikçe zamana ayak uyduramaz ve kıkırdaklar yıpranarak bozulmaya başlar. Eğer kişi normalde fazla kiloluysa diz eklemlerine binen yük kireçlenmeyi hızlandırır. Diz kireçlenmesinin geriye yönelik bir tedavisi yoktur. Bu yüzden kireçlenme henüz hafif evrelerdeyken önlemler alınmalıdır.

Diz Kireçlenmesini Önlemek İçin Neler Yapılmalıdır?

Diz kireçlenmesini önlemenin yollarına bakarken kireçlenmeye neden olan iki önemli etkeni; yani yaş ve kiloyu göz önüne getirmeliyiz. Yaşlanmaya henüz bir çözüm yok. Ancak kilo vermek elimizde. Dizler vücudun tüm yükünü taşır. Alınan her bir kilo dize binen yükün artmasına neden olur. Bu yüzden yapmamız gereken ilk şey kilo vermek olmalıdır.

Yürüyüş yapmak diz ekleminin çevresindeki kasların güçlenmesini sağlar. Ancak aşırı ve zorlayıcı yürüyüşler kireçlenmeyi arttırabilir. Bu yüzden kısa yürüyüşler yapılmalı, ağrı oluşmaya başladığında yürüyüşe son verilmelidir.

Ağrı kontrolünü sağlamak için doktor tavsiyesiyle ağrı kesici ilaç kullanabiliriz. Bu ilaçların kireçlenmeyi durdurmaya ya da azaltmaya yönelik bir etkisi yoktur. Adı üstünde ağıları kesmekte faydalıdır.

Diz içine yapılan enjeksiyonlarla eklem için kayganlaştırılması sağlanabilir. Kayganlaşan eklemler adeta yağ görevi görür ve sürtünmeyi azaltır. Diz kireçlenmesi eklemlerin birbirine sürtmesiyle oluşur.

Dizdeki Şişlikler Nasıl Azaltılır?

Ayrıca kortizon enjeksiyonu ile dizdeki şişlik azaltılır, ağrı kontrol altına alınır. Hafif ve orta seviyedeki kireçlenmeler için uygun değildir. En fazla 2-3 kez yapılmalıdır.

Bir başka enjeksiyon yöntemi ise PRP uygulamasıdır. İleri derecede olmayan diz kireçlenmelerinde başarıyla uyguladığımız bir yöntemdir.

İleri derecede olmayan diz kireçlenmelerinde fizik tedavinin yeri yadsınamaz. Fizyoterapist tarafından planlı bir şekilde uygulanan fizik tedavi desteğiyle eklem çevresindeki kaslar güçlenir.

Eğer kireçlenme ileri seviyeye ulaşmışsa, şikayetler hayat konforunu düşürmüşse, yapılan ameliyatsız yöntemlerden fayda sağlanamamışsa diz protezi ameliyatı gerekebilir. Bu konuda daha fazla bilgiye ulaşmak için diz protezi yazımızı okuyun.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации