Андрей Смирнов
Время чтения: ~41 мин.
Просмотров: 0

Boğaz Kanseri Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Teşhis ve Tedavi Edilir?

Siroz, hepatit ve alkol bağımlılığı gibi nedenlerden dolayı karaciğerin deformasyona uğrayarak sağlıklı ve yumuşak dokusunun skar olarak adlandırılan sert ve işlevsiz bir hale gelmesi sonucunda oluşan ciddi bir sağlık problemidir. Eğer tedavi sürecine geç kalınırsa hastalık karaciğerin büyük bir bölümüne yayılarak kişide karaciğer yetmezliğine neden olur.

Başlangıç evresinde fark edilir derecede belirti görülmese de hastalığın ilerleyen dönemlerinde güçsüzlük, yorgunluk, iştahsızlık ve şiddetli ağrılar oluşabilir. Siroz tedavisine geç kalındığında karaciğerde oluşan hasar iyileştirilemeyeceği için erken teşhisin önemi büyüktür. Hastalığa erken müdahale edildiğinde neden olan problem giderilerek doku hasarı önlenebilir. Bunun yanında bazı siroz türlerinde ilaç tedavisi uygulanabilirken bazı vakalarda karaciğer nakli yapılması gerekebilir.

Karaciğerde sürekli hücre hasarlarının oluşması sonucunda meydana gelen siroz hastalığı karaciğerin sağlıklı dokusunu öldürerek işlevselliğini bozan bir sağlık problemidir. Oluşan hasarlar ilerledikçe karaciğerde kan akışını engelleyen skar adlı sert bir doku oluşturur. Bunun sonucunda karaciğerde yapısal bozukluklar oluşarak besin, ilaç ya da zararlı maddelerin işlenmesi gibi hayati fonksiyonlarda azalma meydana gelir. Erken müdahale edildiğinde çoğunlukla kontrol altına alınabilen siroz eğer uzun süre boyunca tedavi edilmezse ölümcül bir hastalık olan karaciğer yetmezliğine dönüşebilmektedir.

Bir kişinin siroz hastası olmasına alkol başta olmak üzere sağlıksız beslenme alışkanlığı ya da çeşitli sağlık problemleri neden olabilmektedir. Alkole bağlı meydana gelen siroz, kişinin 10 yıl ve üzeri aşırı alkol tüketimi nedeniyle karaciğer hücrelerinin yapısal bozukluğa uğraması sonucunda gelişir. Sirozun oluşmasını tetikleyen başlıca faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Uzun süre aşırı alkol tüketimi
  • Şeker hastalığına bağlı oluşan karaciğer yağlanması
  • Vücutta aşırı demir birikmesi
  • Hepatit C ya da hepatit B gibi nedenlerden dolayı karaciğerde doku hasarlarının oluşması
  • Karaciğerde aşırı yağ birikmesi sonucunda meydana gelen iltihaplara bağlı oluşan NON-alkolik steatohepatit hastalığı
  • Wilson Hastalığı
  • Karaciğerde alfa-1 antitripsin adlı enzimin eksikliği
  • Galaktozemi ve glikojen hastalığı gibi kalıtsal metabolizma rahatsızlıkları
  • Alagille sendromu
  • Frengi ve brusella gibi enfeksiyon hastalıkları
  • Kistik fibroz
  • Otoimmün hepatit, primer biliyer siroz ve primer sklerozan kolanjit gibi bağışıklık sistemi hastalıkları
  • Safra kanalının tıkanması
  • Metotreksat ve izoniazid gibi ilaçların uzun süre kullanılması
  • Kronikleşen kalp krizi ya da kalp yetmezliği gibi rahatsızlıklardan dolayı karaciğerde ödem oluşumu
  • A vitamini ve parasetamol gibi ilaçların yüksek dozda kullanımı
  • Zararlı kimyasal maddeler ve diğer çevresel toksinler
  • Parazitler nedeniyle oluşan enfeksiyon hastalıkları

Siroz hastalığının karaciğerde oluşan nodüllerin türüne göre 3 farklı çeşidi bulunmaktadır.

Mikronodüler Siroz

Karaciğerde çapı en fazla 3 mm olan nodüllerin oluştuğu siroz türüdür. Alkole bağlı meydana gelen siroz mikronodüler grupta yer almaktadır.

Makronodüler Siroz

Karaciğerde oluşan nodüllerin çapı 3 mm ile 5 mm arasında olduğunda bu makronodüler siroz olarak adlandırılmaktadır. Kronik viral hepatit nedeniyle gelişen siroz bu gruba dahildir.

Karışık Tip Siroz

Çoğu sirotik hastalıkta karaciğerin hem mikronodüler hem de makronodüler siroz türüne ait belirtileri gösterdiği durumu ifade etmektedir.

Uzun süre alkol tüketimi ya da çeşitli viral enfeksiyonlar nedeniyle karaciğer dokusunda yıpranma ve skar doku oluşumları görülebilir. Buna bağlı olarak karaciğer büzüşerek sertleşir ve siroz hastalığı meydana gelir. Karaciğer dokusundaki sertleşme karaciğere besin aktarımını sağlayan portal damarın tıkanmasına ve basıncının artmasına neden olur. Bunun sonucunda da yemek borusu ve midede damar genişlemeleri ya da kanama gibi bazı semptomlar oluşabilir. Siroz hastalığında görülen diğer belirtiler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Kişinin dinlendiği halde kendisini halsiz, güçsüz ve yorgun hissetmesi
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Nedensiz yere kilo kaybetme ve iştahsızlık

Bunlar sirozun başlangıç evresinde görülen genel semptomlardır. Hastalık ilerlediğinde yaşanan belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir.

  • Cilt ve göz renginde sararma
  • Kan kusma
  • Kanlı dışkı
  • Koyu renkli ve yoğun idrar
  • Cildin çeşitli bölümlerinde kaşıntı ve kızarıklık
  • En ufak bir darbe sonucunda kolaylıkla morarma ve kanama
  • Burun kanaması
  • Avuç içlerinde kızarıklık ve kaşıntı
  • Diş etlerinde kanama, morarma ve ağız içinde yaralar
  • Bacaklarda ödem oluşumu ve ağrı
  • Deri üzerinde kılcal kan damarların belirginleşmesi
  • Karında asitli ödem oluşumu
  • Kadınlarda adet kanamasının durması
  • Erkeklerde homonal değişikliklere bağlı olarak meme büyümesi, testislerde küçülme ve cinsel isteğin azalması
  • Hastalığın ilerleyen evrelerinde bilinç kaybı, konuşma bozuklukları ve uyku düzeninde bozukluk

Doktorlar siroz teşhisi yaparken öncelikle hastanın geçmişte yaşamış olduğu ya da şuan halen devam eden herhangi bir hastalığının olup olmadığını sormaktadır. Bunun yanında fiziksel muayene yapılarak karaciğer hastalığıyla ilgili belirtilerin varlığı kontrol edilmektedir. Eğer muayene sırasında siroz hastalığından şüphelenilirse kesin teşhis koyabilmek adına aşağıdaki test ve görüntüleme yöntemleri uygulanabilmektedir.

Kan Testleri

Karaciğerdeki enzim oranlarının belirlenmesi amacıyla hastaya karaciğer fonksiyon testi yapılabilmektedir. Ayrıca kan pıhtılaşmasının kontrolü ve albumin düzeyinin belirlenmesi için bazı kan testleri ve karaciğerde kanserli doku tespiti için de alfa feto protein ölçümü gibi testler uygulanabilmektedir.

Karaciğer Biyopsisi

Karaciğer dokusundaki deformasyonları belirlemek için ince bir iğne kullanılarak karaciğerden doku örneği alınır ve laboratuarda incelenir.

Endoskopi

Siroz hastalığının semptomlarından birisi olan şişmiş damarların varlığını tespit etmek amacıyla ucunda ışık ve kamera bulunan esnek bir tüp hastanın boğazından içeriye itilmektedir. Endoskop olarak adlandırılan bu cihazla kişinin yemek borusu ve midesi incelenerek herhangi bir anormallik olup olmadığı kontrol edilir.

Bu uygulamaların yanında karaciğer ultrasonografisi, manyetik rezonansla karnın görüntülenmesi ve karın tomografisi gibi bazı görüntüleme yöntemleri de teşhis aşamasında kullanılabilmektedir.

Siroz hastalığını tamamen tedavi edebilecek herhangi bir tedavi uygulaması bulunmamakla birlikte bazı yöntemler hastalığın semptomlarının ve komplikasyonların etkisini azaltabilmektedir. Hepatit C nedeniyle oluşan karaciğer enfeksiyonlarında iyileşme sağlayabilmek adına bazı anti-viral ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu tür ilaçlar sirozun daha ileri boyutlara ulaşmasını büyük ölçüde önleyebilir. Ayrıca siroza neden olan hastalığın ya da etkenin ortadan kaldırılması sirozun daha ciddi boyutlara ulaşarak karaciğer kanserine dönüşmesini de engellemektedir. Aşırı kilolu olan kişilerin uyun bir diyet programıyla zayıflaması ya da alkol bağımlılarının çeşitli sağlık kuruluşlarından destek alarak alkolü terk etmesi karaciğer hasarlarını önlemede büyük bir katkı sağlayacaktır. Eğer tedavi sürecine kalınırsa ve doku hasarları önlenemeyecek boyutlara ulaşırsa bu durumda yapılabilecek tek tedavi yöntemi karaciğer naklidir.

Siroz hastalığının ilerlemesini durdurmak ve semptomları hafifletmek amacıyla uygulanan genel tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir.

Doktorlar hastanın genel durumuna ve sirozun evresine göre çeşitli ilaçları verebilmektedir. Portal damar hipertansiyonunda beta blokerler ya da nitrat türevi tansiyon ilaçları reçete edilebilmektedir. Karın zarı iltihabının olduğu durumlarda ise damar içi antibiyotikler ve hepatik ensefalopati olan hastalara da lactulose veya düşük protein diyeti verilebilir. Bu tür ilaçların yanında siroz semptomlarını arttırıcı etkisinden dolayı hastaların ibuprofen ve parasetamol gibi ilaçları kullanmaması gerekir.

Sirozun tedavisine geç kalındığında ve karaciğerdeki doku hasarlarının artık kontrol altına alınamayacak boyutlara ulaştığı vakalarda doktorlar son çare olarak karaciğer nakli yapılmasını isteyebilir. Vücudun yeni nakledilen organı kabul etmemesine karşın üretilen bağışıklık baskılayıcı ilaçların geliştirilmesine bağlı olarak karaciğer transplantasyonları daha başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.

Ciddi bir karaciğer hastalığı olan siroz kişide aşağıdaki gibi bazı komplikasyonlara neden olabilmektedir.

Bacaklar ve Karında Şişlik

Portal damarlarda tıkanıklık nedeniyle meydana gelen basınç artışı karın bölgesinde asit birikmesine ve bacaklarda ödem oluşumuna neden olabilmektedir.

Dalak Büyümesi

Portal hipertansiyon dalak dokusunda deformasyonlar oluşturarak splenomegali olarak adlandırılan dalak büyümesine ve trombositlerin dalakta yığılmasına neden olabilir.

Kanama

Portal hipertansiyon nedeniyle küçük çaplı damarlarda daha fazla miktarda kan yığılması oluşabilir. Bunun sürekli hale gelmesi sonucunda küçük damarlar bir süre sonra genişleyerek patlar. Buna bağlı olarak da o bölgede ciddi kanamalar, varis ve pıhtılaşma gibi sorunlar görülebilir.

Kilo Kaybı

Siroz hastalığı dokuların beslenmesi için gerekli olan besin maddelerinin işlenmesini ve iletilmesini zorlaştırıcı bir etki yapmaktadır. Bu da kişinin hızlı bir şekilde zayıflamasına neden olur.

Enfeksiyonlar

Siroz kişinin bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalık olduğu için vücut enfeksiyonları önlemede zorlanır. Özellikle karında sıvı birikmesi sonucunda bakteriyel bir enfeksiyon hastalığı olan karın zarı iltihabı meydana gelebilir.

Sarılık

Karaciğer yapısal bozukluğa uğradığında zararlı bir toksin madde olan bilirubini kandan uzaklaştıramaz ve bunun sonucunda da sarılık hastalığı oluşur. Bilirubin adlı maddenin kanda yoğunlaşması göz ve cildin sararmasına neden olmaktadır.

Kemik Hastalıkları

Siroz kemiğin doğal yapısını bozarak dayanıklılığını azaltıcı bir etki yapmaktadır. Buna bağlı olarak da kemik kırıkları ve çeşitli rahatsızlıklar görülebilir.

Şifalı bitkiler birçok hastalığın tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Siroz hastalığında da hem karaciğer dokusunu onarmak hem de hastalığın semptomlarını azaltmak amacıyla uygulanabilecek bazı bitkisel yöntemler vardır. Ancak bu tür bitkisel uygulamalar yapılırken ileride zarar görmemek adına kesinlikle doktora danışmak gerekir.

Kereviz Kürü

Siroz hastalığının başlangıç evresinde uygulandığında büyük oranda iyileşme sağlayan kereviz kürü aynı zamanda hastalık nedeniyle oluşan belirtileri de hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu uygulama için öncelikle bir adet kerevizi güzelce yıkayın ve kabuklarıyla birlikte halkalar halinde doğrayın. 2 su bardağı sıcak suyun içerisine doğradığınız kerevizleri atın ve yaklaşık 10 dakika boyunca kaynatın. Kereviz kürünü sabah ve akşam yemeklerinden 30 dakika önce için. Bu kürü içeceğiniz zaman taze olarak yapın ve 3 ay boyunca düzenli olarak haftada 3 gün uygulayın.

Kibrit Otu Çayı

Bir bardak sıcak suyun içerisine 1 tutam kurutulmuş kibrit otunu ekleyin ve kısık ateşte 5 dakika boyunca kaynatın. Hazırladığınız kibrit otunu 1 ay düzenli olarak akşam yemeklerinden 2 saat önce için.

Çilek

Uzmanlar çileğin karaciğerde oluşan deformasyonların iyileşmesinde en etkili gıdalardan birisi olduğunu belirtmektedir. Siroz belirtilerini azaltmak amacıyla sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 kez 5-6 tane çileği ezerek tüketebilirsiniz. Eğer çilek yemeyi sevmiyorsanız meyve sıkacağıyla suyunu sıktıktan sonra tüketerek de faydalı içeriğinden yararlanabilirsiniz.

Tarçın

Bir bardak sıcak suya bir dal çubuk tarçın ekledikten sonra kaynatın ve her yemekten sonra bunu için.

Sirke

Siroz hastalığına iyi gelen ürünlerden birisi de güçlü bir antioksidan olan sirkedir. Bir bardak suya 2 çorba kaşığı elma sirkesi ekleyerek elde ettiğiniz karışımı öğünün ardından için. Sirkeyle yapabileceğiniz bir diğer uygulama da sirke buğusudur. Bir tencere suyun içerisine yaklaşık yarım bardak sirke ekledikten sonra kaynatın ve bunun buğusunu soluyun.

Kişniş

Bir miktar kişnişi havanda ezerek lapa haline getirin ve bunu karında şişlik bulunan bölgenin üzerine sürün. Yaklaşık yarım saat beklettiğinizde karaciğer bölgesinde oluşan şişliklerde azalma olacaktır.

Menekşe Kökü

Kurutulmuş menekşe kökünü kaynattıktan sonra süzün ve elde ettiğiniz sudan her gün bir bardak için. Menekşe kökü karaciğeri güçlendirmede etkili bir ürün olsa da kullanımı bazı hassas bünyelerde alerjik reaksiyonlara neden olabileceği için doktorunuza danışmadan tüketmeniz tavsiye edilmemektedir.

İğde

Karaciğerde hücre yenilenmesini hızlandırması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi yönüyle siroz hastalığında tercih edilen gıdalardan birisi de iğdedir. Bir miktar iğdenin kaynatılmasıyla elde edilen sudan her gün bir bardak içmek siroz hastalığının önlenmesine büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.

Kantaron Çiçeği

Başlangıç evresinde olan siroz hastalığında tedavi sürecinin hızlanmasına yardımcı olan bitkisel ürünlerden birisi de kantaron çiçeğidir. Bir bardak kaynar suyun içerisine bir tutam kurutulmuş kantaron çiçeği ekleyin ve yaklaşık 10 dakika boyunca demlenmeye bırakın. Demleme işleminin ardından çayın posasını süzerek için. Kantaron çiçeği çayını 1 ay boyunca düzenli olarak günde 1 bardak tükettiğinizde etkili sonuçlar almanız kolaylaşacaktır.

Anasayfa » Sağlık » Uyuz Hastalığı Ve Tedavisi image

Uyuz hastalığı, uyuz nasıl tedavi edilir, uyuz nasıl bulaşır, uyuz nasıl geçer, halk arasında bilinen adı ise  “gidişik” hastalığı bir tür parazitin deri altına yerleşerek kaşıntıya neden olduğu bilinen bir tür cilt yani deri hastalığıdır. Bu cilt hastalığına neden olan parazit çok küçüktür ve asla göz ile görünmez bulaşıcı bir hastalık olan uyuz insandan insana bulaşabilir.

Uyuz hastalığı genel olarak ellerde, koltuk altlarında, karın bölgesinde ve el ayak parmak aralarında sıkça bulunur ve kaşıntıya sebeb olur bu kaşıntı insana çok büyük rahatsızlık verir. Aşırı şekilde kaşımak sonucu iltihapa neden olabilir. Uyuz hastalığı nasıl olur sorusuna kısaca cevap vermek gerekirse uyuz hastalığına sebep olan parazitin deri altına yerleşerek kaşıntıya neden olan bir cilt hastalığıdır. Uyuz hastalığına neden olan parazit çok küçüktür ve asla gözle görülmez.

Uyuz 0,2 mm boyunda bir parazittir. Kesinlikle sadece cilt temasıyla bulaşır diye birşey yok tabiki. Genellikle gençlerde cinsel temasla ve aynı giysileri giymekle bulaşabilir. Uyuz hastalığına yol açan mikrop açık hava solunumu yaptığı için cildin derinliklerine dalamaz. O yüzden sadece cilt katmanları arasına tünele benzeyen birtakım yollar açabilir. Uyuz parazitleri, giysilerde 3 gün süresince yaşayabilir.

Uyuz hastalığının tedavisi basit ve kolaydır genel olarak krem şeklinde verilen ilaçlarla hastalıktan kurtulmak mümkündür. Burada dikkat edeceğiniz konu kremi kullanmadan önce vücudun temiz olması ayrıca banyodan sonra ise iyice kurulandıktan sonra kremi kullanmaya özen göstermelisiniz. Size verilen ilaçı gece kullanmanız tavsiye edilir çünkü uyuz hastalığı geceleri dahada şiddetlenir.

Uyuz hastalığı tedavi edilen bir hastalık olmasına rağmen tekrardan nüksetme durumu vardır. Bu hastalıktan korunmak için mümkün oldukça

  • Uyuz hastalığına yakalanan kişilerin özel eşyalarını asla kullanmayın.
  • Hastanın bütün eşyaları kaynar suda yıkanmaları ve ütülenmelidir.
  • Uyuz olan kişiler ile yakın temastan kaçının,elini sıkmak bile bulaşması için yeterlidir.
  • Evde yıkanması zor olan eşyaları mutlaka ilaçlayınız.
  • Hasta olan kişilerin mümkün oldukça kalabalık ortamlara girmesi tavsiye edilmez.
  • Sık sık banyo yapılmalı ve bütün kıyafetler banyodan sonra değiştirilmelidir.

Uyuz tedavisinde kullanılan kremlerin çeşidi çok olsa da en etkili krem metrin deri merhemidir. Uyuz mikrobu Vücutta çok uzun süre yaşayabilir, ama insanların bu kaşıntıya karşı dayanması çok zordur dayanılmaz bir kaşıntı hissi oluşur. Uyuz kremi tamda bu devrede çok etkili ve rahatlatıcı etki göstererek kaşıntıyı ortadan kaldırır. Uyuz kremi yetişkinlerde tüm vücuda özellikle genital bölgeye, koltuk ve tırnaklara sürülerek bir tüpün tamamı bitirilecek şekilde sürülür ve ortalama 8 saat beklendikten sonra banyo yapılır. Uyuz kremi kullanıldığında uyuz hastalığı kesin olarak yok edilir. Eğer işinizi garanti altına almak istiyorsanız 10 gün sonra 2. defa aynı şekilde uyuz kremi tekrar kullanabilirsiniz. Uyuz tedavisinde kremi bütün aile bireylerinin kullanıması genel olarak tavsiye edilir. Uyuz kremi sürdükten sonra

Uyuz tedavi edilebilen bir hastalıktır. Uyuz tedavisi ne kadar sürer soruna cevap vermek gerekirse uyuz tedavisi ortalama olarak bir ay sürmektedir.

Uyuz tedavi kullanılan bir yöntem ise tuzlu sudur. Ülkemizde sıkça görülen bir diğer uyuz hastalığı da arpa uyuzudur. Kısa sürede uyuz belirtileri görülmeye başlar. Bu uyuz hastalığına yakalandığınızda tuzlu su ile yıkanmak çoğu zaman sorunun ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Uyuza tuzlu su uygulamak çok eskiden beri kullanılan bir yöntemdir.

Uyuz hastalığı asla endi kendine geçmez bazen kuluçka döneminde kaşıntı azalması insanlarda iyileştiği hissi uyandırsa da uyuz kuluçka dönemimden sonra tekrar rahatsızlık verir mutlaka uyuz kremleri kullanmak ve bir doktora görünmek gerekmektedir.

Kükürtlü sabun uyuz hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Uyuz hastalığına yakalana kişiler bütün vücudunu kükürtlü sabun ile yıkadıklarında kaşınma hissi ortadan kalkacaktır. Kükürt pek çok deri hastalığına iyi geldiği gibi uyuz tedavisinde de çok etkilidir. Ayrıca arap sabunu ile karıştırılarak kullanmak mümkün.

Uyuza karşı sirke kullanmak diğer uyuz tedavisinde kullanılan bitkisel yöntemlerden biridir. Bir miktar kekik sirke ile beraber kaynatılır ve günde defa defa sürülür.

Uyuz hastalığına iyi gelen bitkiler ve uyuz hastalığı bitkisel tedavi yöntemleri ile uyuz hastalığından kurtulabilirsiniz. Sizlere uyuz hastalığı nasıl geçer, uyuz hastalığına iyi gelen bitkiler, uyuz için şifalı bitkiler nelerdir bilgi vermeye çalışacağım.

  • Taze kekik yaprakları ile cilt ovalanır
  • Teze nane yaprakları ile cildin her yeri ovalanır
  • Kekik ve sirke uyuz tedavisinde etkili bir yöntemdir. Bir miktar kekik ve sirke kaynatılarak vücuda sürülür.
  • Sabun otu kaynatılarak vücuda sürülür. Kaşıntı olan bölgeye sürenizde yeterlidir.
  • Sarımsak ezilerek bir miktar sirke ile beraber vücuda sürülerek kullanılır.

Sizlere bu yazımda uyuz nedir, uyuz nasıl tedavi edilir, uyuz belirtileri nelerdir uyuz nasıl geçer konuları hakkında bilgi vereye çalışırken uyuza iyi gelen bitkisel yöntemlerden bahsetmeye çalıştım. Unutmayın uyuz tedavi edilmezse belli bir süre sonra tekrar ortaya çıkar. Uyuz hastalığı kendiliğinden geçer mi diye düşünmek yerine bir doktora tedavi olarak kısa sürede uyuz hastalığını kökten yok edebilirsiniz…

BENZER KONULAR image Kalsiyum İçeren Besinler, Sebzeler, Meyveler ve Bitkiler İdrar Yolu Enfeksiyonu Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nedir? Sivrisinek Kaşıntısı Nasıl Geçer Yağlardan Kurtulmak İçin Etkili Yöntemler ve Öneriler Kızlık Zarı Muayenesi Dikimi Ve Fiyatları Böbrek Ağrısı Nasıl Geçer? Böbrek Ağrısı Geçiren Öneriler

Boğaz Kanseri nedir? Boğaz kanseri belirtileri, türleri ve risk faktörleri nelerdir? Boğaz kanseri teşhis ve tedavi yolları nelerdir?

Boğaz kanseri nedir?

Kanser, anormal hücrelerin vücutta kontrolsüz bir şekilde çoğaldığı ve bölündüğü bir hastalık sınıfıdır. Bu anormal hücreler, tümör olarak adlandırılan malign büyümeler oluşturur.

Advertisement

Boğaz kanseri, ses telleri ve bademcikler ve orofarenks gibi boğazın kısımlarını ifade eder. Boğaz kanseri genellikle iki kategoriye ayrılır: faringeal kanser ve laringeal kanser.

Boğaz kanseri türleri

Tüm boğaz kanserleri anormal hücrelerin gelişimini ve büyümesini içerse de, doktorunuz en etkili tedavi planını belirlemek için spesifik tipinizi tanımlamak zorundadır.

İki temel boğaz kanseri türü vardır:

Advertisement

  • Skuamöz hücre karsinoması. Bu tip boğaz kanseri boğazı kaplayan düz hücreleri etkiler.
  • Adenokarsinom. Bu tip boğaz kanseri glandüler hücreleri etkiler ve nadirdir.

Boğaz kanseri kategorileri:

Faringeal kanser. Bu kanser, burnunuzun arkasından nefes borunuzun üst kısmına kadar uzanan içi boş tüp olan farenkste gelişir. Boyun ve boğazda gelişen faringeal kanserler şunları içerir:

  • nazofarenks kanseri (boğazın üst kısmı)
  • orofarinks kanseri (boğazın orta kısmı)
  • hipofarenks kanseri (boğazın alt kısmı)
  • Larenks kanseri. Bu kanser, ses tellerinde olan gırtlakta oluşur.

Boğaz kanseri potansiyel belirtilerini tanıma

Boğaz kanserini erken evrelerinde tespit etmek zor olabilir. Boğaz kanserinin yaygın belirtileri ve semptomları şunlardır:

  • seste değişiklik
  • yutma zorluğu (yutma güçlüğü)
  • kilo kaybı
  • boğaz ağrısı
  • sürekli boğazı temizleme ihtiyacı
  • kalıcı öksürük (kan öksürebilir)
  • boyunda şişmiş lenf düğümleri
  • hırıltı
  • kulak ağrısı
  • ses kısıklığı

Bu belirtilerden herhangi birine sahipseniz ve iki ila üç hafta sonra düzelmezse bir doktor randevusu alın.

Boğaz kanseri için nedenler ve risk faktörleri

Erkeklerin boğaz kanseri gelişme olasılığı kadınlardan daha fazladır.

Bazı yaşam tarzı alışkanlıkları, aşağıdakiler dahil olmak üzere boğaz kanseri gelişme riskini artırır:

  • sigara içmek
  • aşırı alkol tüketimi
  • kötü beslenme
  • asbest maruziyeti
  • zayıf diş hijyeni
  • genetik sendromlar

Boğaz kanseri ayrıca belirli insan papilloma virüsü enfeksiyonları (HPV) ile ilişkilidir. HPV cinsel yolla bulaşan bir virüstür. HPV enfeksiyonu bazı orofaringeal kanserler için bir risk faktörüdür.

Advertisement

Boğaz kanseri de diğer kanser türleriyle bağlantılıdır. Aslında, boğaz kanseri teşhisi konan bazı insanlara aynı zamanda özofagus, akciğer veya mesane kanseri teşhisi konur. Bunun nedeni, bu kanserlerin aynı risk faktörlerinden bazılarına sahip olması olabilir.

Boğaz kanseri teşhisi

Randevunuzda doktorunuz belirtilerinizi ve tıbbi geçmişinizi soracaktır. Boğaz ağrısı, ses kısıklığı ve sürekli öksürük gibi belirtiler yaşıyorsanız, boğaz kanserinden şüphelenebilirler.

Boğaz kanserini kontrol etmek için doktorunuz doğrudan veya dolaylı bir laringoskopi yapacak veya sizi prosedür için bir uzmana yönlendirecektir.

Laringoskopi doktorunuza boğazınızı daha yakından görmesini sağlar. Bu test anormallikleri ortaya çıkarsa, doktorunuz boğazınızdan bir doku örneği (biyopsi adı verilir) alabilir ve örneği kanser için test edebilir.

Doktorunuz aşağıdaki biyopsilerden birini önerebilir:

Geleneksel biyopsi. Bu prosedür için doktorunuz bir kesi yapar ve örnek bir doku parçasını çıkarır. Bu tip biyopsi genel anestezi altında ameliyathanede yapılır.

İnce iğne aspirasyonu (FNA). Bu biyopsi için doktorunuz örnek hücreleri çıkarmak için doğrudan bir tümöre ince bir iğne sokar.

Endoskopik biyopsi. Bir endoskop kullanarak bir doku örneğini çıkarmak için doktorunuz ağzınıza, burnunuza veya bir kesi içine ince, uzun bir tüp yerleştirir.

Boğaz kanseri evrelemesi

Doktorunuz boğazınızda kanserli hücreler bulursa, kanserinizin evresini veya derecesini belirlemek için ek testler isteyecektir. Aşamalar 0 ila 4 arasındadır:

  • Aşama 0: Tümör sadece boğazın etkilenen kısmının üst hücre tabakasındadır.
  • Aşama 1: Tümör 2 cm’den azdır ve boğazın başladığı kısmı ile sınırlıdır.
  • Aşama 2: Tümör 2 ila 4 cm arasındadır veya yakındaki bir alana büyümüş olabilir.
  • Aşama 3: Tümör 4 cm’den büyük veya boğazdaki diğer yapılara dönüşür veya bir lenf noduna yayılır.
  • Aşama 4: Tümör lenf düğümlerine veya uzak organlara yayılır.

Görüntüleme testleri

Doktorunuz boğaz kanserinizi düzenlemek için çeşitli testler kullanabilir. Göğüs, boyun ve başın görüntüleme testleri, hastalığın ilerlemesinin daha iyi bir resmini sağlayabilir. Bu testler aşağıdakileri içerebilir.

Manyetik rezonans görüntüleme (MRI)

Bu görüntüleme testi, boynunuzun içinin detaylı resimlerini oluşturmak için radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanır. Bir MRI tümörleri arar ve kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını belirleyebilir.

Advertisement

Makine görüntüler oluştururken dar bir tüpün içinde kalacaksınız. Testin uzunluğu değişir, ancak genellikle bir saatten fazla sürmez.

Pozitron emisyon tomografisi (PET taraması)

PET taraması, kana bir tür radyoaktif boya enjekte edilmesini içerir. Tarama vücudunuzdaki radyoaktivite alanlarının görüntülerini oluşturur. Bu tip görüntüleme testi ileri kanser vakalarında kullanılabilir.

Bilgisayarlı tomografi (BT taraması)

Bu görüntüleme testi, vücudunuzun kesitsel bir resmini oluşturmak için X-ışınlarını kullanır. BT taraması ayrıca yumuşak doku ve organların görüntülerini üretir.

Bu tarama doktorunuzun bir tümörün boyutunu belirlemesine yardımcı olur. Ayrıca tümörün lenf düğümleri ve akciğerler gibi farklı alanlara yayılıp yayılmadığını belirlemelerine yardımcı olur.

Baryum yutmak

Yutmada zorluk yaşıyorsanız doktorunuz bir baryum yutmasını önerebilir. Boğazınızı ve yemek borunuzu kaplamak için kalın bir sıvı içeceksiniz. Bu test boğazınızın ve yemek borunuzun X-ışını görüntülerini oluşturur.

Göğüs röntgeni

Doktorunuz kanserin akciğerlerinize yayıldığından şüpheleniyorsa, anormallikleri kontrol etmek için bir göğüs röntgenine ihtiyacınız olacaktır.

Boğaz kanseri için tedavi seçenekleri

Tedavi boyunca çeşitli uzmanlarla yakın çalışacaksınız. Bu uzmanlar şunları içerir:

  • tümörlerin çıkarılması gibi cerrahi prosedürler gerçekleştiren bir onkolog
  • radyasyon tedavisi kullanarak kanserinizi tedavi eden bir radyasyon onkoloğu
  • biyopsinizdeki doku örneklerini inceleyen bir patolog

Biyopsi veya ameliyatınız varsa, işlem sırasında anestezi uygulayan ve durumunuzu izleyen bir anestezi uzmanınız da olacaktır.

Boğaz kanseri için tedavi seçenekleri arasında ameliyat, radyasyon tedavisi ve kemoterapi bulunur. Doktorunuz tarafından önerilen tedavi yöntemi, diğer faktörlerin yanı sıra hastalığınızın derecesine bağlı olacaktır.

Cerrahi

Boğazınızdaki tümör küçükse, doktorunuz tümörü cerrahi olarak çıkarabilir. Bu ameliyat sedasyon sırasında hastanede yapılır. Doktorunuz aşağıdaki cerrahi prosedürlerden birini önerebilir:

Advertisement

Endoskopik cerrahi. Bu prosedür, erken evre kanserleri tedavi etmek için cerrahi aletlerin veya lazerlerin geçebileceği bir endoskop (sonunda ışık ve kamera ile uzun ince bir tüp) kullanır.

Kordektomi. Bu prosedür ses tellerinizin tümünde veya bir kısmında uygulanır.

Larenjektomi. Bu prosedür, kanserin şiddetine bağlı olarak ses tellerinizin tamamını veya bir bölümü alınır. Bazı insanlar ameliyattan sonra normal konuşabilir. Bazıları sesli telleri olmadan nasıl konuşulacağını öğrenir.

Farenjektomi. Bu prosedür boğazınızın bir kısmını çıkarır.

Boyun diseksiyonu. Boğaz kanseri boynun içine yayılırsa, doktorunuz bazı lenf düğümleriniz çıkarılabilir.

Radyasyon tedavisi

Tümörün çıkarılmasından sonra doktorunuz radyasyon tedavisi önerebilir. Radyasyon tedavisi, malign kanser hücrelerini yok etmek için yüksek enerjili ışınlar kullanır. Tümörün geride bıraktığı kanserli hücreleri hedef alır. Radyasyon tedavisi türleri şunları içerir:

Yoğunluk ayarlı radyoterapi ve 3D-konformal radyasyon tedavisi. Her iki tedavide de radyasyon ışınları tümörün şekline göre uyarlanır. Bu, laringeal ve hipofaringeal kanser için radyasyonun en yaygın yoludur.

Brakiterapi. Radyoaktif tohumlar doğrudan tümörün içine veya tümöre yakın yerleştirilir. Bu tip radyasyon laringeal ve hipofaringeal kanser için kullanılabilse de nadirdir.

Kemoterapi

Lenf düğümlerine ve diğer organlara veya dokulara yayılmış büyük tümörler için, doktorunuz kemoterapinin yanı sıra radyasyon önerebilir. Kemoterapi, malign hücrelerin büyümesini öldüren ve yavaşlatan bir ilaçtır.

Hedefli terapi

Hedefli tedaviler, tümör büyümesinden sorumlu spesifik moleküllere müdahale ederek kanser hücrelerinin yayılmasını ve büyümesini durduran ilaçlardır. Boğaz kanserini tedavi etmek için kullanılan bir tür hedefe yönelik tedavi, setuksimabdır (Erbitux).

Advertisement

Klinik çalışmalarda diğer hedefe yönelik tedavi türleri araştırılmaktadır. Doktorunuz bu tedaviyi standart kemoterapi ve radyasyon ile birlikte önerebilir.

Tedavi sonrası iyileşme

Boğaz kanseri olan bazı kişiler tedaviden sonra nasıl konuşulacağını öğrenmek için tedaviye ihtiyaç duyarlar. Bu, bir konuşma terapisti ve bir fizyoterapist ile çalışarak geliştirilebilir.

Ek olarak, boğaz kanseri olan bazı kişilerde komplikasyonlar yaşanır. Bunlar şunları içerebilir:

  • yutma güçlüğü
  • boyun veya yüzün şekil bozukluğu
  • konuşamama
  • nefes almada zorluk
  • boynun etrafında sertleşme

Mesleki terapistler yutma güçlüğüne yardımcı olabilir. Ameliyat sonrası yüz veya boyun şekil bozukluğunuz varsa, rekonstrüktif cerrahiyi doktorunuzla görüşebilirsiniz.

Boğaz kanseri için uzun vadeli görünüm

Erken teşhis edilirse, boğaz kanseri yüksek bir sağkalım oranına sahiptir.

Boğaz kanseri, vücudun boyun ve başın ötesindeki bölgelerine yayılan malign hücreler tedavi edilemeyebilir. Bununla birlikte, teşhis edilenler yaşamlarını uzatmak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için tedaviye devam edebilir.

Boğaz kanserinin önlenmesi

Boğaz kanserini önlemenin kesin bir yolu yoktur, ancak riskinizi azaltmak için adımlar atabilirsiniz:

Sigara içmeyi bırakın. Sigarayı bırakmak için nikotin replasman ürünleri gibi reçetesiz ürünler kullanın veya bırakmanıza yardımcı olacak reçeteli ilaçlar hakkında doktorunuzla konuşun.

Alkol alımını azaltın. Erkekler günde ikiden fazla alkollü içecek tüketmemeli ve kadınlar günde birden fazla alkollü içecek tüketmemelidir.

Sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürün. Bol meyve, sebze ve yağsız et yiyin. Yağ ve sodyum alımını azaltın ve fazla kiloları vermek için adımlar atın. Haftada en az 2,5 saat fiziksel aktiviteye katılın.

HPV riskinizi azaltın. Bu virüs boğaz kanseri ile bağlantılıdır. Kendinizi korumak için güvenli seks yapın. Ayrıca HPV aşısının faydaları hakkında doktorunuzla konuşun.

Advertisement

Kalbin sağ ve sol odacıklarını ayıran septumda delik olması sonucudur. Kalpte delik kanın delikten geçerek kanın akciğerden tekrar tekrar geçmesine, kalbin iş yükünün artmasına neden olur.

Kalpte Delik Tipleri

Defekt olarak ta adlandırılan kalpte delik tek başına olduğu gibi bazende daha kompleks doğumsal kalp hastalıklarında diğer anomalilerle birlikte bulunur. Aşağıda sık görülen kalpte delik örnekleri yer almaktadır.

Atrial Septal Defekt (ASD)

ASD kalbimizin sağ ve sol üst odacıkları (atrium) arasında kalpte delik olmasıdır. Kan sol atriumdan geçerek sağ atriumdaki kanla karışır. ASD ‘lerin bir kısmı kendiliğinden kapanır. Ancak orta ve geniş ASD girişimsel ya  da cerrahi yöntemle kapatılır.

Ventriküler Septal Defekt (VSD) | En Sık Kalpte Delik

VSD kalbin alt odacıkları arasında, kalpte delik olmasıdır. VSD nedeniyle akciğerden gelen kanın bir kısmı kalp kasıldığında vücuda gitmek yerine tekrar akciğere pompalanır. Küçük VSD’ler çoğunlukla kendiliğinden kapanır. Büyük VSD ise ameliyatla bazıları ise girişimsel olarak kapatılır.

Komplet Atrioventriküler Septal Defekt (AVSD)

Bu en ağır kalp deliğidir. Kalpte delik her 4 odacığı da ilgilendirir. Oksijenden zengin kan doğru yere ulaşmasında sorun yaşanır. AVSD sadece cerrahi olarak ve yamayla tedavi edilir. Bazı durumlarda birden fazla ameliyat gerekebilir.

Fallot Tetralojisi

Bazen kalpte delik olduğu halde daha başka doğumsal kalp hastalıkları da beraberinde olabilir. Fallot tetralojisinde 4 ayrı defekt bir aradadır. Bunlar geniş VSD, sağ ventrikül hipertrofisi, VSD üzerinde yer değiştiren aort damarı ve akciğer damarına kan pompalanmasına engel oluşturan Pulmoner kapak darlığıdır.

Patent Duktus Arteriozus (PDA)

PDA basit anlatımla aort damarında kalpte delik olmasıdır. Anne karnında iken bu deliğin görevi bebeğin akciğerini bypass etmektir. Kan bebeğin akciğerine uğramadan anneden gelen oksijenlenmiş kanın doğrudan bebeğin vücuduna gönderilmesini sağlar. Doğar doğmaz bebek kendi akciğerini kullanır ve deliğe ihtiyaç kalmaz ve kapanır.

Bu kalpte delik ya da damarsal yapı kapanmaz ise patent duktus arteriozus (PDA) denir.

Kompleks Kalp Hastalıkları

Tek ventrikül, büyük arter transpozisyonu, triküspit atrezisi gibi bir çok doğumsal kalp hastalığında aynı zamanda VSD, ASD gibi kalpte delikte vardır.

Kalpte Delik Neden Olur?

Kesin nedeni bilinmemekte birden çok etkenin rol oynadığı (multifaktöriyel) düşünülmektedir. Hem çevresel hem de genetik etkileşim olduğu kabul edilir. Down sendromu, Turner sendromu gibi genetik hastalıklarda önemli oranlarda konjenital kalp hastalığı saptanır. Gebelik kontrolsüz diyabet, gebelikte bazı ilaçların kullanımı riski arttırır.

Kalp Delik Belirtileri Nedir?

Bebeklerde ve çocuklarda kalpte delik belirtileri çocuğun yaşına ve kalpte deliğin tipine ve boyutuna göre farklılık gösterir. Bazen kalpte delik belirtileri çok belirsiz ve siliktir. Yıllarca fark edilemez ve erişkin yaşta tanı alır. Bazense yaşamın ilk günlerinde kalpte delik belirtileri başlar. Morarma, emerken yorulma , iyi emmeme, sık nefes alma, tartı alamama, aşırı terleme, büyük çocuklarda efor kapasitesinde azalma, çabuk yorulma, göğüs ağrısı, bayılma, çarpıntı yakınması olabilir.

Kalp Delik Tanısı Nasıl Konur?

Kalpte delik varsa doktor rutin muayenesinde en dikkati çeken bulgu üfürüm duyulmasıdır.

Bazen ise kalpte delik belirtileri dikkati çeker ve çocuk kardiyolojisi uzmanına sevk edilir. Tanı sürecinde ilk basmak en önemli araçlar elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografidir (EKO). Kalpte delik var olup olmadığı, ne tip olduğu, kalbin neresinde olduğu, boyutu ve dolaşıma etkileri gibi birçok soruya EKO ile yanıt bulunur.

Kalpte Delik Tedavisi

Her delik tedavi edilmez. Küçük delikler klinik olarak sorun yaratmaz. Delik büyükse kalp yetersizliği gelişir. Tıbbi tedavi ile yani ilaç verilerek kalbin fonksiyonları desteklenir. İyi gelişmeyen bebeklerin beslenmesi yüksek enerji mamaları ile takviye edilir. Büyük delikler tedavi edilmez ise zamanla akciğer damarında tansiyon yükselmesi yani Pulmoner hipertansiyon gelişmesine neden olur. Pulmoner hipertansiyon uzun sürdüğünde akciğer damarlarında geriye dönüştürülemez hasara neden olur. Eisenmenger sendromu denilen bu durum geliştiğinde ve ameliyat olma ihtimalide ortadan kalkar.

Tedavi başlıca 2 yöntemle uygulanır. Bunlar ameliyatla ve ameliyatsız yöntemleridir.

Ameliyatla kapama açık kalp ameliyatıdır. Büyük delikler yama dikilerek kapatılır. Kalpte Ameliyatsız kapamada ise kalp durdurulmadan, kateter kullanılarak yapılır. Hasta işlemden 1-2 gün sonra taburcu olur. Deliğe yerleştirilen cihazın üzeri bir süre sonra vücudun kendi dokusuyla kaplanır.

Günümüzde özellikle sekundum tip ASD çoğunlukla girişimsel olarak ameliyatsız kapatılmaktadır. Ameliyatsız kapama yönteminde defekti kapatmak için kullanılan cihaz, kateterle kalbe ilerletilir ve defekti kapatacak şekilde yerleştirilir.

Ameliyatsız ASD kapatma yazısını okumak için tıklayınız

Ameliyatsız VSD kapatma tedavisini okumak için tıklayınız

Nötrofiller kemik iliğinde yapılır.  Kısa ömürlü hücrelerdir.  Vücutta  diğer hücrelerin giremediği dokulara girebilen, seyahat eden hücrelerdir.

imageLökosit olarak da bilinen dolaşımdaki beyaz kan hücrelerinin beş ana tipi vardır:

1-Bazofiller

2-Eozinofiller

2-Lenfositler- T hücreleri ve B hücreleri,

4-Monositler

5-Nötrofiller

Granülosit olarak adlandırılan bazı beyaz kan hücreleri, enzimleri içeren küçük keseler (mikroorganizmaları sindiren bileşikler) olan mikroskopik granüller ile doludur.

Nötrofiller, eozinofiller ve bazofillerin hepsi granülositlerdir ve spesifik olmayan, doğuştan gelen bağışıklık sisteminin bir parçasıdır.

Lenfositler (B-hücreleri ve T-hücreleri) gibi spesifik antijenlere cevap vermezler.

Nötrofiller, fagositoz olarak bilinen bir süreçle yabancı hücreleri  öldürür ve mikroorganizmaları sindirir. Olgunlaşmış nötrofil bölümlere ayrılmış bir çekirdeğe sahiptir (genellikle ‘seg’ veya ‘poly’ olarak adlandırılır), olgunlaşmamış nötrofil ise bant şeklinde bir çekirdeğe sahiptir (buna bant denir). Nötrofiller kemik iliğinde yapılır ve kan dolaşımına bırakılır. Nötrofiller yaklaşık üç günlük bir ömre sahiptir.

Normal nötropeni seviyeleri ve aralıkları nelerdir?

Beyaz kan hücresi sayısı (WBC), bir kan hacmindeki beyaz kan hücrelerinin sayısıdır. WBC için normal aralık, laboratuvarlar arasında düşük oranda değişiklikler gösterebilir, ancak genellikle, mikrolitre veya milimetreküp başına 4,300 ve 10,800 hücre arasındadır. WBC ayrıca lökosit sayısı olarak da ifade edilebilir ve litre başına 4.3 x 10ile 10.8 x 10hücre olarak uluslararası üniteler halinde ifade edilebilir.

Mutlak nötrofil sayısı , beyaz kan hücresi sayımı (WBC) ürünü ve beyaz kan hücreleri arasındaki nötrofillerin yüzdesi ile belirlenir. Örneğin, WBC’nin mikrolitre başına 10,000 ve % 70’inin nötrofil olması durumunda, nötrofil sayısı mikrolitre başına 7,000 olacaktır.

Mikrolitre başına 1500’den daha az bir nötrofil sayısı (1500 / microL), genel olarak kabul edilen nötropeni tanımıdır. Nötropeni aşağıdaki gibi sınıflandırılır:

Hafif nötropeni: 1000-1500 / mikroL

Orta düzey nötropeni: 500-1000 / mikroL

Ciddi nötropeni: 500 / mikroL’nin altında

Nötropeni nedenleri nelerdir?

Nötrofiller, büyük kemiklerin ortasında bulunan kemik iliğinde üretilir. Bu süreci bozan herhangi bir şey nötropeni nedeni  olabilir.

En yaygın olarak, nötropeni kanser tedavisi için uygulanan kemoterapi  tedavisinin yan etkisi olarak görülür. Kemoterapi gören kanser hastalarının yaklaşık yarısında nötropeni görülebilir.

Nötropeninin diğer olası nedenleri arasında şunlar bulunur:

-Lösemi

-Antibiyotikler , yüksek tansiyon, psikiyatrik bozukluklar ve epilepsi tedavisinde kullanılan  ilaçlar

-Kemik iliği üretimi ile ilgili sorunlara bağlı olarak işlevsiz kan hücreleri ile karakterize bir grup bozukluk olan miyelodisplastik sendromlar

-Myelofibrosis, osteomyelofibrosis olarak da bilinen nadir bir kemik iliği sorunu

-Alkol bağımlılığı

-Vitamin eksikliği, en sık B12 vitamini, folat ve bakır eksikliği.

-Sepsis (kan dolaşımı enfeksiyonu)

-Hepatit A, B ve C, HIV / AIDS, sıtma, tüberküloz, dang humması ve Lyme hastalığı gibi belirli enfeksiyonlar.

-Hipersplenizm veya genişlemiş dalak

Nötropeni belirtileri nelerdir?

Nötropeni durumunda en ciddi endişe edilecek durum, enfeksiyonları kontrol etmek için yeterli nötrofil sayısı olmadığı için vücuda kolayca yayılabilen bir enfeksiyonun oluşma ihtimalidir.

Diğer nötrofil belirtileri şunlardır:

♦Titreme ve terleme

♦Grip benzeri semptomlar

♦Keyifsizlik

♦Mukozit, ağrılı bir iltihap ve sindirim sistemi mukoza zarlarının ülserasyonu

♦Karın ağrısı

♦İshal ve kusma

♦Ruhsal durumdaki değişiklikler

♦Boğaz ağrısı, diş ağrısı veya ağız yaraları

♦Anüs yakınlarında ağrı

♦İdrar yaparken yanma hissi

♦Artan idrara çıkma

♦Öksürme

♦Nefes darlığı

♦Yaraların etrafında kızarıklık veya şişme

♦Sıradışı vajinal akıntı

Nötropeni nasıl tedavi edilir?

Nötropeninin tedavisi, altta yatan nedene, şiddetine ve ilgili enfeksiyonların veya semptomların varlığına ve ayrıca hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır.

Tedavi ayrıca herhangi bir altta yatan hastalık sürecine doğru yönlendirilmelidir.

Nötropeniyi iyileştirmek için uygulanan tedaviler aşağıdakileri içerebilir:

♦Enfeksiyonlara karşı savaşmak için antibiyotik ve / veya antifungal ilaçlar;

♦Beyaz kan hücrelerinin büyüme faktörlerinin uygulanması(örneğin rekombinant granülosit koloni uyarıcı faktör (G-CSF, filgrastim (Neupogen); sargramostim (Lökin))

♦Bazı şiddetli nötropeni vakalarında granülosit-makrofaj koloni uyarıcı faktör (GM-CSF) veya uzun süreli bir filgrastim formu olan pegfilgrastim (Neulasta);

♦Granülosit transfüzyonları; ve bazı immün aracılı nötropeni vakalarında kortikosteroid tedavisi veya intravenöz immün globulin.

febril nötropeni belirtileri febril nötropeni tedavisi izole nötropeni nedenleri kemoterapide nötropeni tedavisi nötropeni ne demek nötropeni nedenleri nötropeni nedenleri pdf nötropeni nedenleri ppt nötropeni pdf nötropeni tedavisi pdf nötropenik nötropenik ateş nötropenik hasta nötropenik nedir nötropeninin nedenleri 2018-07-25

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации