Андрей Смирнов
Время чтения: ~53 мин.
Просмотров: 0

Boğaz ağrısına ne iyi gelir, nasıl geçer? Boğaz ağrısı için evde tedavi yöntemleri nelerdir?

Trigeminal nevralji nedir? Trigeminal nevralji neden olur? Trigeminal nevralji tedavisi nasıldır?
image Sağlık 05 Şubat 2019 Salı

Yoksa sizin de mi yüzünüz elektrikleniyor? Karıncalar geziyor ya da durmaksızın hançer saplanıyor gibi mi hissediyorsunuz? Zaman zaman yüzünüzdeki oluşan bu durumdan şikayet ediyor ve üstelik 40 yaşın üzerindeyseniz sorunu biraz daha ciddiye almanız gerekiyor. Çoğu zaman önemsemediğimiz yüz ağrılarının nedeni trigeminal nevralji olabilir.

Acıbadem Atakent Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Gülşah Öztürk, hastaların ani başlayan bu ağrılarda yanlış tanı nedeniyle zaman kaybettiğini, hatta ağrı nedeniyle dişlerin çekilmesi gibi gereksiz işlemlere maruz kalabildiğine işaret ediyor.

Sadece göz çevresi, bazen burun düzeyi, bazen de çenemizde ya da tüm yüz de şiddetli çakmalar şeklinde yüz ağrısı deneyimlemiş olabiliriz. Çoğu zaman önemsemediğimiz bu durumun altında, nörolojik hastalıklardan, kulak, göz, diş sorunlarına kas iskelet sistemi rahatsızlıklarından, psikolojik nedenlere kadar pek çok etken bulunuyor. En sık görülen nedenlerinin başında ise nörolojik bir sorun olan trigeminal nevralji geliyor.

Yüzün hissiyatını sağlayan 3 başlı sinir trigeminal sinir olarak tanımlanıyor ve bu sinirin his aldığı yüz bölgelerindeki ağrılı duruma trigeminal nevralji deniyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Operatör Dr. Gülşah Öztürk, ağrının, yüze hafif bir dokunmadan tıraş olmaya, diş fırçalamadan burun silmeye kadar gündelik rutinlerle bile tetiklenebileceğini söylüyor. Bununla birlikte sıcak ya da soğuk sıvı içme, hafif bir rüzgara maruz kalma, makyaj yapma, gülme veya konuşma sırasında da ağrı ortaya çıkabiliyor. Trigeminal nevralji, sıklıkla diş ağrısı ile karıştırılıyor. Bu nedenle geçmeyen diş ağrıları şeklinde uzun süre diş tedavisi alıp fayda görmemiş hasta grupları da bulunuyor. Dolayısıyla diş tedavisi sonrası dahi devam eden ağrılarda mutlaka nöroloji ya da beyin ve sinir cerrahisi hekimine başvurulması öneriliyor.

Kadınlarda iki kat daha sık

Yüzümüzdeki hissiyatı sağlayan trigeminal sinirin herhangi bir nedenle tahriş olması sonucu trigeminal nevralji oluşuyor. Sıklıkla bu tahribatın nedeni sağlam sinirin çevresindeki sağlam damarsal yapılarla olan ilişkisinden kaynaklanıyor. Trigeminal nevraljinin diğer sebepleri arasında ise o bölgede bulunun bir tümörün sinire basısı veya multiple skleroz geliyor. Bazen göz çevresinde uçuk virüsü kaynaklı olan zona hastalığı geçirenlerde, yüz travması, diş ya da çene tedavisi sırasında bu sinirdeki herhangi bir hasar sonrasında da trigeminal nevralji ile karşılaşılıyor. Her ne kadar adı çok fazla duyulmamış bir sorunmuş gibi görünse de, dünyada her yıl yaklaşık 150 bin yeni hasta trigeminal nevralji tanısı alıyor. Ve bunların yüzde 90’ı 40 yaş üzerindeki kişilerde ortaya çıkıyor. Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha sık görülüyor.

Tedavi şeklini hastanın durumu belirliyor

Görüldüğü gibi trigeminal nevralji tanı koyma açısından ayrıntılı değerlendirilmesi gereken bir hastalık. Yurtdışında önemli merkezlerce önerilen tanı koyma testi ile bu süreç daha sağlıklı bir şekilde yönetilebiliyor. Ardından tanıya yardımcı olarak Beyin MR görüntülemesi isteniyor. Doğru tanı sonrası ilaç ya da cerrahi tedavi kararı verilerek tedaviye devam ettiklerini belirten Dr. Gülşah Öztürk, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tip 1 grup olarak ayırdığımız nevralji grubu ilaç tedavisine iyi yanıt verirken bazı durumlarda ilaç yan etkisiyle karşılaşıldığında ya da uzun süre ilaç kullanım sonrası fayda azaldığında cerrahi yöntemlerin düşünülmesi gerekiyor. Cerrahi tedavi kapsamında, açık cerrahi, kapalı yakma işlemi, beyin simülasyonu ve ışın tedavisinden hasta için en doğru olan uygulanıyor.” Her hasta kendi içerisinde özelliklerine göre değerlendirilip bu seçeneklere karar veriliyor.

Trigeminal nevralji tedavi seçeneklerinin hiçbiri hastalığı tamamen ortadan kaldırmazken, yapılan tedavinin çeşidine göre iyi olma hali süresi uzuyor. Dr. Gülşah Öztürk, ilaç tedavisinin ağrı olduğu sürece ömür boyu devam edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Siz hangi gruptansınız?

Trigeminal nevraljiyi (TN) farklı sınıflandırma şekilleri bulunuyor. Güncel olan sınıflandırmaya göre ani başlayan TN ilk olarak 2 büyük gruba ayrılıyor:

Tip 1: Bu grupta hiçbir sebep yokken aniden başlayan ağrı, çoğunlukla belli aralıklarla tekrarlıyor. Elektrik çarpar ya da şimşek çakar tarzda hissedilen ağrı, sadece dokunmakla bile tetiklenebiliyor. Hastanın ağrısız dönemleri de bulunuyor. Bu grup genel olarak ilaç tedavisine yanıt veriyor.

Tip 2: Ani başlayan ağrı çoğunlukla sızlama tarzında, künt ve yanıcı şekilde hissediliyor. Bu hastaların ağrısız dönemi olmuyor ve temelde ilaç tedavisine yanıt alınamıyor.

Trigeminal nöropatik ağrı: Kaza sonucu yüz travması ile ya da diş ve ağız işlemleri sırasında yanlışlıkla sinirin dallarına hasar verilmesi ve ya damar tıkanıklığı sonrası trigeminal sistemde hasar gelişimi sonucu oluşan ağrılar bu grupta yer alıyor.

Semptomatik: Multiple skleroz hastalığı olanlar, tümör, damar yumağı veya damarda baloncuk nedeniyle ağrı ortaya çıkan kişiler bu grupta yer alıyor.

Postherpetik: Göz çevresinde zona geçirmiş hasta gruplarında görülebilen ağrı türünü oluşturuyor.

Deaferantasyon ağrı (nestezi doloroza): Yapılan yüz ağrısı tedavileri sonrası gelişebilen ciddi ağrılar bu grup içinde yer alıyor.

Atipik yüz ağrısı: Vücudun birçok yerinde olan ağrı ile yüz ağrısı olan hastalar bu grup içinde değerlerdiriliyor.

image Kadınlarda görülen beş nadir hastalık

Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Beyin Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “trigeminal nevralji” hastalığının hastanın yüzünde tek taraflı aniden oluşan, çok kısa süreli, keskin ve ıstırap verici dayanılmaz ağrılarla ortaya çıktığını söyledi.

Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, Trigeminal Nevralji’nin kafa sinir çiftlerinden biri olan “Trigeminal Sinir” (V. Kranyal Sinir)’in beyin sapından çıktıktan hemen sonra -DREZ segmentinde-, genellikle bir atardamar tarafından basıya uğraması sonucu geliştiğini söyledi. Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Trigeminal Nevralji, hastanın yüzünde tek taraflı aniden ortaya çıkan, çok kısa süreli, keskin, ıstırap verici dayanılmaz ağrıların olmasıdır” diye konuştu.

Trigeminal Sinirin dalları tutuluyor

Trigeminal Nevraljinin belirtileri ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, şunları söyledi: “Trigeminal Nevralji, birkaç saniye süren, sanki elektrik çarpması gibi keskin, ıstırap verici dayanılmaz ağrılar ile karakterizedir; ağrılar düzensiz aralarla kendiliğinden olabildiği gibi yemek yemek, su içmek, soğuk rüzgara maruz kalmak, traş olmak, konuşmak gibi çeşitli nedenlerle de tetiklenebilir. Trigeminal sinir, yüzün duyusunu üç dalı (1. dal: göz ve çevresi dalı, 2. dal: üst çene/maksiller dalı, 3. dal: alt yanak-çene/mandibüler dalı) aracılığı ile sağlar. Trigeminal Nevraljide bu dallardan biri ya da birkaçı tutulur ya da başlangıçta yalnızca bir dalı tutulmuşken hastalık zaman içinde ilerleyerek diğer dallar da tutulur.”

Sinirin basıya uğramasından kaynaklanıyor

Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Trigeminal Nevraljinin yaygın olarak kabul edilen nedeni, trigeminal sinirin beyin sapından çıktıktan hemen sonra -DREZ segmentinde- basıya uğramasıdır. Bu bası, sinirin etrafındaki yapışıklık – sıkışıklık ve sıklıkla bir atardamarın (en çok görüleni üst beyincik atardamarıdır) her kalp atışı ile sinir üzerine vurmasından kaynaklanır; ayrıca, tümör basısı sonucu ya da beynin dejeneratif hastalıklarında, örneğin Multipl Skleroz/MS’te de gelişebilir” diye konuştu.

Trigeminal Nevralji tedavi edilebiliyor

Trigeminal Nevraljide, ilaç tedavisinden mikrocerrahi olarak sinirin serbestleştirilmesine kadar çok farklı tedavi olanakları olduğunu beliren Prof. Dr. Bozbuğa, “Trigeminal nevraljide spesifik olarak etkili olan çeşitli ilaçlar vardır; bu ilaçlar, hastalığın belirtisi olan ağrıyı azaltmak ya da ortadan kaldırmakla birlikte hastalığa yol açan yapısal sorunu düzeltmemekte ve zaman içinde etkinlikleri de azalmaktadır” diye konuştu.

MVD ameliyatı ile tam tedavi sağlanıyor

Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, Trigeminal Nevraljide Mikrovasküler Dekompresyon/MVD ameliyatının, yüksek oranda ve çoğunlukla kalıcı ve tam bir tedavi sağladığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:“Trigeminal sinirde çeşitli lezyonlar/hasar (sinirin belli noktalarında ve belirli bölümlerinde iletiyi engelleyen pek çok girişim) yapılarak ağrı ortadan kaldırılabilir; bu lezyonlar ise ilaç enjeksiyonu ya da özel geliştirilmiş balon uygulaması, radyofrekans ya da radyasyon verilmesi gibi farklı yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Hastalığın nedeni olan yapışıklık/sıkışıklık ve bası durumunu düzeltmeye yönelik doğrudan tedavi ise mikrocerrahi yöntemle yapılan siniri rahatlatma ameliyatıdır. Trigeminal Nevraljide Mikrovasküler Dekompresyon/MVD ameliyatı”, yüksek oranda ve çoğunlukla kalıcı ve tam bir tedavi sağlamaktadır, ek bir tedaviye gereksinim bırakmamaktadır.”

Yaygın rahatsızlıklar için 10 doğal ilaç

Trigeminal nevraljinin tedavi yöntemleri nelerdir?

Memorial Şişli Hastanesi Anestezi Bölümü’nden Ağrı Polikliniği Sorumlusu Uz. Dr. Mehmet Çelik, trigeminal nevralji ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Trigeminal nevralji, hastanın yaşam kalitesini oldukça düşüren şiddetli ağrılar ile karakterize, su içerken ya da bazen diş fırçalarken bile tetiklenebilen bir hastalıktır. Genellikle bu tip hastalarda ağrının yaşandığı bölgedeki diş ya da dişlere kanal tedavisi yapıldığı hatta çekildiği görülmektedir. Bu durum hem hastanın sağlıklı dişlerinin gereksiz ve yanlış tedaviler görmesine yol açmakta hem de trigeminal nevralji teşhisinin konulmasını geciktirmektedir. Ancak hasta bu konuda uzman bir hekime gittiği takdirde teşhis hemen konulmaktadır.

Diş fırçalarken bile ortaya çıkabiliyor

Trigeminal nevralji, yüzdeki hisleri beyne taşıyan trigeminal sinir denilen yüz sinirinin bilinmeyen bir nedenle hasar almasıyla oluşan bir sorundur. Trigeminal sinirin üç dalı vardır. Bu dallardan biri göz çevresine, biri yanak ve üst dudağa diğeri ise alt çeneyle alt dudağa doğru gitmektedir. Bu bölgelerde oluşan bir sorun kişilerde çok şiddetli, elektrik çarpması gibi şeklinde ifade edilen ağrılara neden olmaktadır. Tıraş olurken, diş fırçalarken, bir şeyler çiğnerken ya da su içerken bile bu şiddetli ağrılar ortaya çıkabilmektedir ve hayatı oldukça zorlaştırmaktadır.

Ağrılar daha şiddetli hale gelirse…

Hastalık genel olarak yoğun ve aşırı düzeyde oluşan ve birkaç saniye ile dakikalar hatta saatler sürebilen yüz bölgesi ağrıları ile kendini belli etmektedir. Hastalar oluşan ağrıları tarif ederken, yüzlerinde bir ağrı oluşturan odak olduğunu söylemektedir ve bazen su bile içildiğinde ağrının tetiklenebileceğinden korkmaktadır. İyi bir anamnezle teşhis kolaylıkla konulmaktadır. Trigeminal nevralji şu belirtilerle ortaya çıkmaktadır:

  • Ara sıra yoklayan orta şiddette ağrılar.
  • Bir elektrik çarpması gibi hissedilen ani, şiddetli, zonklayan ağrı.
  • Hiçbir şey yokken başlayan veya çiğneme, konuşma, dişleri fırçalama, yüze dokunma gibi nedenlerle başlayan ağrılar.
  • Bir iki saniye veya daha uzun süren ağrı nöbetleri.
  • Çene, yanak, diş, diş etleri, dudaklar veya daha nadir olmak üzere göz ve alın gibi yüz sinir ağlarının desteklediği alanlarda ağrılar.
  • Yalnızca yüzün bir yanını etkileyen ağrı.
  • Bir noktada odaklanmış veya daha geniş bir alana yayılmış ağrı.
  • Ağrı krizleri zamanla daha sık ve şiddetli hale gelir.
  • Tüm dişleri çektirebilen ağrılar görülüyor.

Trigeminal nevraljisi olan hastalar, genellikle dişlerinde sorun olduğunu düşünüp diş hekimlerine gitmektedir. Diş hekimleri tarafından sorunlu olan dişler tedavi edilmekle birlikte trigeminal nevraljisi olan hastalarda bu tedaviler işe yaramamaktadır. Ağrılar, diş tedavisine rağmen devam etmektedir. Trigeminal nevraljide büyük çoğunlukta neden belirlenememektedir. Hastaların tarifiyle ve trigeminal sinirin dağılımına uyan ağrıların olmasıyla tanı konulmaktadır. Trigeminal sinirin kafa tabanından çıktığı bölgede bazen tümör oluşumu da bu hastalığa sebep olabilmektedir. Veya aynı bölgede oluşan damar yumağının siniri tahriş etmesiyle de oluşabilmektedir. Bu durumlarda görüntüleme tetkikleri yapılarak sorun neden kaynaklandığı belirlenmektedir.

Öncelik ilaç tedavisinde

Nedenin tam belirlenemediği trigeminal nevralji hastalarında başlangıçta ilaç tedavisi uygulanmakta, ilaca dirençli olanlarda cerrahi tedavi düşünülmektedir. Pek çok hastanın ağrısı bu ilaçlarla yatışmaktadır. İlaç tedavisi ile hasta rahatlıyorsa, bu ilaçlar hayat boyu da kullanılabilmektedir. Ancak ağrı ataklarının geçtiği dönemlerde ilaçlara ara verilmekle birlikte ataklar başladığında ilaçlar yeniden kullanılmaktadır. İlacın etkisiz kaldığı durumlarda seçilecek iki yöntem vardır. Bunların biri trigeminal sinirin radyofrekans yöntemiyle iletisinin kesilmesi işlemidir. Bu yöntemde özel görüntüleme eşliğinde trigeminal sinirin kafa tabanını terkettiği noktaya özel bir iğneyle ulaşılıp sinir bloke edilir. Sadece 20 dakika süren ve çok anestezi gerektirmeden sedasyon altında gerçekleştirilen bu yöntemle ağrının 2-5 yıl hatta bazen daha uzun süreyle kesilmesi mümkün olmaktadır. Zaman içinde bloke edilen sinirin kendisini tamir etmesiyle ağrı geri dönebilir. Bu durumda da blokaj işlemi tekrar uygulanabilmektedir. İşlemin istenmeyen etkisi ise blokaj sonrasında ağrının olduğu bölgelerde kalıcı bir uyuşukluk oluşmasıdır. Diğer bir tedavi yöntemi ise ameliyattır. Operasyonda en sık uygulanan yöntem kulak arkasından kesi yapılıp kafatasında küçük bir delik açılarak trigeminal sinire ulaşmak ve siniri çevresindeki kan damarlarından izole edecek şekilde teflon yerleştirmektir. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hastalara hangi tedavi yönteminin uygulanacağına, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve anestezi alıp alamayacağına göre karar verilmelidir.

Makat ağrısı dendiğinde akla ilk basur gelir haklı yönü vardır ama aslında basur dışında bir çok sebeple ağrı veya acı olmaktadır. Öncelikle ağrıyla acının farkını tarif etmek gerekir. Künt bir şekilde ise ağrı cam çiziyormuş gibi bir his varsa acı olarak değerlendirilir. Bu iki farklı şikayet farklı hastalıkları düşündürür.

Makat Ağrısının Sebepleri Nelerdir?

Yaklaşık görülme sıklığına göre şöyle sıralanabilir

Boğulmuş basur (tromboze hemoroid); Fazla ıkınmaya bağlı olarak var olan hemoroid memelerinin dışarı çıkıp makat kasları tarafından sıkılarak boğulması durumudur. Aniden başlar ve özellikle ilk 3-4 gün dayanılmaz düzeylerde ağrının olması beklenir.

Anal hematom (makatta pıhtı toplanması); Yine şiddetli ıkınmayla ortaya çıkar, o güne kadar hiç sorun yokken o gün fındık, ceviz büyüklüğünde bazen daha büyük net şekilli şişlik olur. 3-5 gün çok şiddetli ağrır.

Anal fissür (makat çatlağı); Kabızlık sonucu anüsün iç derisinde yırtık ve buna bağlı cam çizer gibi acı olur, 1-2 haftada tedavi edilmezse kaslarda kramp gelişmeye başlar ve acıya ek olarak ağrıda belirmeye başlar ve giderek şiddeti artar. Tuvaletten sonra 2-3 saat devam eder.

Makatta apse; İltihabi bir durumdur, bölgenin nemini ve yağlanmasını sağlayan salgı bezlerinin tıkanması sonucu ortaya çıkar. Hafif başlayan ağrılar gün geçtikçe artar 3-4 günlerde artık dayanılmaz bir hal almıştır. Anüsün yan tarafında sınırları belirlenemeyen şişlik, kızarıklık ve ateş vardır.

Kondilom; hastanın ağrısı belirgin değildir ancak ciltteki tahriş yanma şeklinde görülür.

Anüs kanseri; çok seyrek görülür bir tür yara gibidir ve hafif düzeylerde ağrının olduğu görülür.

Makat Ağrısı Nasıl Geçer?

Bütün ağrılı durumlarda olduğu gibi ağrı kesici ilaçlar hafifletir. Makattaki kasları gevşeterek rahatlamak için ılık su oturma banyosu önerilir. Suyun sıcaklığı banyo suyundan biraz sıcak olmalıdır ve gün içinde sınırsız sayıda 5-10 dakika oturulabilir. Bunun yanı sıra makat bölgesine gelecek basıncı azaltmak için simit şeklinde minder kullanılabilir, yan oturulabilir, sorunun daha fazla büyümemesi için kabızlık engellenmelidir.

Bu genel öneriler dışında hastalıklara özel uygulamalar şu şekildedir.

Boğulmuş basur; Bu dönemde hemoroid ameliyatı veya tedavisi uygulanmamalıdır çünkü ameliyata bağlı yan etkiler çok artar. Bunun yerine genel önerilere uyulmalı ve şişlik indikten sonra kalıcı tedavi planlanmalıdır. İçeriğindeki pıhtının alınması ağrının şiddetini % 50-70 oranında azaltacağı için trombüsektomi yapılabilir. 1-2 dakikada uygulanan basit bir işlemdir. İşlem sonrası rahatlama olduğu için hasta işine dönebilir.

Makatta pıhtı toplanması; Pıhtı boşaltılır, boşaltıldığı anda ciddi rahatlama olur. Her ne kadar genellikle yanlış teşhis olarak hemoroid dense de farklı bir hastalıktır ve bölgede ağrı sebeplerinin en sık rastlananıdır.

Makat çatlağı; nitro gliserinli kremler kullanılır, 1-2 haftada düzelmezse botox enjeksiyonu veya ameliyat yapılır. Gerek botox uygulaması gerekse ameliyat son derece basittir. Ameliyattan sonra çok seyrek olarak kalıcı, kontrolsüz gaz ve dışkı kaçağı olabilmektedir. Bu yan etkisi sebebiyle botox tercih edilmektedir. Botox enjeksiyonu tecrübe gerektirmektedir. Uygun dozda tecrübeli cerrah tarafından yapıldığında başarısı ameliyat kadardır ancak az bilen biri düşük doz yaparsa başarısı son derece düşer.

Apse; Bütün apselerde olduğu gibi en kısa sürede boşaltılmalıdır, ek olarak antibiyotik başlanır.

Kondilom; başkalarına bulaşma ihtimali de olduğu için en kısa sürede radyo frekansla temizlenmelidir.

Kanser; Uygun ameliyat planlanmalı ve uygulanmalıdır.

Yazar: Op. Dr. Atilla KAYA Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Op. Dr. Atilla KAYA 1986 yılından bu yana genel cerrahi uzmanı olarak hizmet vermektedir. Kıl dönmesi, hemoroid ve anal fissür gibi makat hastalıkları yanı sıra nasır, siğil ve ben tedavileri uygulamaktadır. Beğen 2 Yorum Var

Her yaştan çocuk zaman zaman karın ağrısı çeker. Ancak çoğu birbirinden farklı nedenlerle meydana gelebilir.

Bu yazıda çocuklarda karın ağrısına neden olan tüm sorunları, diğer belirtileri ve tedavi yöntemleri ile birlikte verdik.

Kolik

Bebeklerde 10 günle 3 aylık dönem arasında sık sık görülen ve nedeni tam olarak bilinmeyen kolik, genelde yoğun ağlama krizleriyle birlikte görülür. Akşamüzeri ve geceleri başlayan bu ağrılı ağlama krizleri, genellikle kolayca durdurulamaz. Bebeklerde karın ağrısına neden olan en önemli durum budur.

Kolik belirtileri nelerdir?

  • Ağlama krizleri,
  • Bacakları karna doğru çekme,
  • Sık gaz geçişi,
  • Huzursuzluk,
  • Karın şişliği,
  • Karın ağrısı gibi durumlar koliğin belirtilerindendir.

Bebeğin henüz çok küçük olduğu için kolik olduğu süreçte karnının ağrıdığını sana anlatacak bir girişimi olmayacak. Ancak bacak çekme, karındaki şişlik gibi durumlar sana ağrısı olduğunu anlatabilir.

Bebeklerde kolik tedavisi nasıldır?

Koliğin kesin olarak bilinen bir tedavisi yok. Ama hayat tarzında yapılan bazı değişiklikler belirtilerin azaltılmasında faydalıdır.

  • Bebeğini doğru pozisyonda emzirerek hava yutmasını engelleyebilirsin.
  • Mama kullanıyorsan kolik bebekler için üretilen gaz yapmayan bebek mamalarından kullanabilirsin.
  • Bebek masajı yaparak hem rahatlamasını hem de gazının çıkmasını sağlayabilirsin.
  • Düzenli uyku uyumasını sağlayabilirsin.
  • Bebeğini kundaklayabilirsin.
  • Sık sık gezdirebilir, ayağında sallayabilirsin.

Kolik Nedir? Kolik Bebek Annelerinin Bilmesi Gereken Her Şey

Bağırsak enfeksiyonları (gastroenterit)

Genellikle bir virüs ya da bakteri etkisiyle meydana gelen bu enfeksiyonlar, kusma, ishal, karın ağrısı ile ortaya çıkar. Bu sorunu yaşayan çocuklarda karın ağrısı, sancı şeklindendir.

Bağırsak enfeksiyonu tedavisi nasıldır?

Bu tarz sorunlarda ağrı genellikle 1-2 gün sürer, belirtiler de 1 hafta içerisinde kaybolur. Bol sıvı tüketimi, emzirme ile sorunun üstesinden gelinebilir. Ama daha ağır durumlarda karın ağrısının bölgesi belli değildir, tekrarlayıcı özellik gösterir. İştah ve kilo kaybı da beraberinde gelir.

Enfeksiyon bu şekilde ağır bir gidişat izliyorsa doktorun antibiyotik tedavisi önerebilir.

Kabızlık

Kabızlık, çocuklarda sık görülen durumlardan birisi. Dengesiz beslenme, hareketsizlik, ek gıdaya geçiş gibi durumların neden olduğu kabızlık, zamanla karın ağrısı ve sertlik gibi durumlara neden olur. Çocuğunun kabız olduğunu düşünmen için haftada 3’ten az kaka yapması gerekir.

Kabızlık belirtileri nelerdir?

  • Seyrek dışkılama,
  • Tane tane ve sert dışkılama,
  • Karın ağrısı,
  • Karın sertliği,
  • Huzursuzluk gibi durumlar, kabızlığın başlıca belirtilerinden.

Çocuklarda kabızlık tedavisi nasıldır?

Kabızlığın en önemli tedavisi, beslenme şeklini düzene sokmak! Çocuğuna bol sıvı vererek, taze meyve, sebze ve lifli gıdalarla besleyerek kabızlık ve karın ağrısını ortadan kaldırabilirsin.

İçi kurudu yavruların: Çocuklarda ve Bebeklerde Kabızlık Neden Olur, Nasıl Geçer?

İshal

Çocukların kaka yapma sıklığı yaşına, sağlığına ve beslenmesine göre değişir. Çocuğunun ara sıra yumuşak kıvamlı kaka yapması sorun değildir. Ama aniden sulu, yumuşak ve sık bir şekilde kaka yapıyorsa ishal olmuş demektir.

İshal, bağırsağın iç yüzünde gerçekleşen sorunlar nedeniyle gıdaların yeterince emilememesi ile ortaya çıkar. Bağırsağın gıdayı sindirme çabası esnasında da ishal ve karın ağrısı meydana gelir. Bu karın ağrısı bazen o kadar şiddetlidir ki çocuğun boncuk boncuk terlemesine neden olur.

Çocuklarda ishal tedavisi nasıldır?

İshal tedavisi genelde bu duruma neden olan sorunun tespit edilmesi ve soruna yönelik tedavi ile gerçekleşir. Ancak ishal olan çocuğun vücudunda ciddi su kaybı olacağı için sıvı takviyesi yapmak önemlidir. Elektrolit çözeltileri bu konuda oldukça faydalıdır, çünkü vücuttaki tuz ve su seviyesini düzenler.

Buna da bak: Çocuklarda İshale İyi Gelen Yiyecekler

Ancak çocuğun çok şiddetli ishal olduysa, halsiz ve renksiz görünüyorsa tıbbi bir desteğe ihtiyacı olabilir. Bu durumlarda en yakın hastanenin acil servisine başvurmanı öneririz.

Mutlaka oku: Çocuklarda ve Bebeklerde İshal Neden Olur, Nasıl Geçer?

İdrar yolu enfeksiyonu

Çocuklarda karın ağrısıyla kendini gösteren hastalıklardan biri de idrar yolu enfeksiyonları. Belirti olarak karın ağrısı dışında;

  • Mesane ağrısı,
  • Ağrılı ve yanmalı idrar yapma,
  • Sık sık tuvalete çıkma,
  • İdrar kaçırma,
  • Zaman zaman ateşlenme gibi durumlara yol açar.

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisi nasıldır?

Çocuğunu bu belirtilerle doktora götürdüğünde öncelikle idrar testi yapılabilir. Doktorun enfeksiyon belirlendiğinde şiddetine göre çocuğuna hem enfeksiyonu hem de karın ağrısını geçirecek bir antibiyotik verebilir.

İlaç tedavisini dışında bol su tüketmek de bu sorunun iyileşmesinde faydalıdır.

Neden olur, nasıl geçer: Bebeklerde İdrar Yolu Enfeksiyonu

Apandisit

Kalın bağırsağın bir çıkıntısı olan, zamanla körelen ve insanlarda bilinen bir görevi olmayan apandisit, 6 yaşın altındaki çocuklarda sık görülmez. Apandisit, normal şartlarda zararlı değildir. Ama hiç beklemezken bir gıda ya da dışkı parçasının içine girmesiyle şişip enfeksiyon kapabilir. Bu gibi durumlarda şiddetli karın ağrısı görülmeye başlar. Bunun hemen tespit edilmesi ve kontrol altına alınması gerekir. Çünkü şişen apandisit patlayıp enfeksiyonu bütün vücuda yayabilir.

Apandisitte karın ağrısı önce göbek altının çevresinde başlar ve sağ alt tarafa doğru geçer. Bu ağrı zaman geçtikçe artar ve bölgeye bastırınca şiddeti iyice yükselir.

Apandisitin tek tedavisi ameliyattır. Zehirlenmeye neden olmaması için şişen apandisit cerrahi müdahale ile alınır. Bu aşamadan sonra iyileşme de oldukça kolaydır, hastalığın tekrarlama riski de yoktur.

Ayrıntılı bilgi için: Çocuklarda Apandisit Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Süt alerjisi

Bebeklerde süt alerjisi, sık görülen sorunlardan birisi. Süt içerisinde bulunan proteinlere karşı gelişen bu reaksiyon, özellikle 1 yaşın altındaki bebeklerde daha yaygındır. Süt alerjisi belirtileri genellikle;

  • Şiddetli karın ağrısı, -Kusma,
  • İshal,
  • Cilt döküntüleri şeklindedir. Bu belirtiler genellikle süt ürünü tüketildikten 10 dakika-1 saat sonrasında ortaya çıkarlar.

Süt alerjisi nasıl tedavi edilir?

Bu alerji türünün ve buna bağlı karın ağrısının engellenmesini en doğru yolu beslenme şeklini düzenlemek!

  • İnek sütüne geçişi 1 yaşına kadar ertelemen,
  • Çocuğunun içinde yoğurt, peynir gibi süt ürünleri gıdaları tüketmesini engellemen,
  • Bebeğini mama ile besliyorsan soya bazlı ya da elemental formülleri seçmen süt alerjisine bağlı karın ağrısını engelleyebilir.

Bakmadan geçme: Bebeğinin 1 Yaşından Önce Yememesi Gerekenler

Çölyak hastalığı (glüten alerjisi)

Çölyak; bağırsakların buğday, arpa, çavdar gibi glüten içeren ürünleri sindirememesiyle ortaya çıkan bir sorun. Çocuğun bu ürünleri tükettiğinde yalnızca bir kısmı emilir. Sonucunda;

  • Kramplı ve şiddetli karın ağrısı,
  • Kötü kokulu dışkılama,
  • İshal,
  • Kilo kaybı,
  • Huzursuzluk gibi sorunlar ortaya çıkar.

Glüten alerjisi tedavisi nasıldır?

Çölyak, kan tahlilleri ya da biyopsi ile teşhis edildikten sonra doktorun çocuğun için glütensiz bir diyet uygulayacaktır. Bu diyet içerisinde buğday, arpa ve çavdar gibi glüten içeren hiçbir besin bulunmaz. Bu gıdaların tüketilmemesi, sorunun ve buna bağlı karın ağrısının ortadan kalkmasına yardımcı olur.

Ancak bilmelisin ki marketlerden aldığımız pek çok ürünün içinde buğday unu bulunuyor. Bu yüzden aldığın tüm malzemeleri çocuğuna vermeden önce içeriğini okumayı unutmamalısın.

6 Soruda Bebeklerde Gıda Alerjileri Hakkında Merak Ettiğin Her Şey!

Gıda zehirlenmesi

Bu sorun, bakteri bulaşmış gıdaların tüketilmesi ile ortaya çıkar.

  • Kramp şeklinde karın ağrıları,
  • Kusma,
  • İshal, -Ateş gibi belirtilerle kendini gösterir.

Zehirlenmeye neden olan bakterilerin çoğu kokusuz, renksiz ya da tatsızdır. Bu yüzden çocuğun o gıdayı yediğinde bir sorun olduğunu anlamayabilir. Bu bakteri kaynaklı gıda zehirlenmeleri arasında;

  • Staf,
  • Salmonella,
  • E. Coli,
  • Şigella,
  • Botulizm var.

Çocuklarda gıda zehirlenmesi tedavisi nasıldır?

Yukarıdaki gibi belirtilerle hastaneye gittiğinde doktorun sana çocuğunun en son neler yediğini soracaktır. Bazı kan ve idrar tahlilleriyle bakterinin çeşidi tespit edilebilir.

Doktorun bir süre çocuğunun beslenmesini engelleyecek ve su kaybına uğramamasını sağlayacaktır. Bu aşamada karın kramplarını ve dehidrasyonu gidermek için serum tedavisi faydalı olabilir. Bakterinin türü tespit edilirse antibiyotik tedavisi de uygulanabilir.

Duygusal problemler

“Anne, karnım ağrıyor! Bugün okula gitmek istemiyorum!” cümlelerini sıklıkla duymuşsundur. Özellikle okul çağı çocuklarında başka bir belirtinin eşlik etmediği karın ağrıları çok sık görülür. Çocuğun bunu yaşadığında ağrının altında stresli ve sıkıntılı bir durum olduğunu düşünebilirsin.

Eğer çocuğunun karın ağrısı;

  • Günün belli dönemlerinde ortaya çıkıyorsa,
  • Ağrıyla birlikte başka sıkıntı yoksa,
  • Yakın zamanda sarsıcı bir olay yaşadıysa (ebeveynlerin boşanması, bir yakını yitirme, kavgaya karışma gibi),
  • Arkadaşlarıyla anlaşamıyorsa karın ağrısının altında duygusal bir problem olduğunu düşünebilirsin.

Bu sorunu aşmak için, çocuğunun çekindiği ya da üzüldüğü konuyu bulman gerekir. Onunla, onun anlayacağı dilden konuşman faydalı olabilir. Eğer senden de çekinip sorununu paylaşamıyorsa öğretmeniyle ya da okul arkadaşlarıyla konuşabilirsin.

Sorunun kaynağına inemiyorsan bir pedagog sana yardımcı olabilir. Bu gibi durumlarda uzmanlardan yardım almaktan çekinmemelisin.

Pedagog Gözde Erdoğan Bu 10 Sihirli Cümleleri Çocuğuna Söylemeni Öneriyor!

Kaynakça ve İleri Okuma

Bebek ve Küçük Çocuk Bakımı, Steven P. Shelov/ Tanya Remer Altmann

Bu içerikte yer alan bilgiler hiçbir şekilde doktor tavsiyesi yerine geçmez.

  • 5 Soruda Çocuklarda Boğaz Enfeksiyonu
  • En Kullanışlı 10 Lazımlık Modeli: Müziklisinden Çantalısına!
  • 4 Yaş Oyunları: Çocuk Gelişimi En Faydalı
  • Çocuklarda İshale İyi Gelen Yiyecekler Neler?
  • Çocuklarda Sosyal Duygusal Gelişim Özellikleri
  1. Ana
  2. Sağlık
  3. Ağrı
  4. Meme

Makalenin tıp uzmanı

х

Tüm iLive içeriği tıbbi olarak incelenir veya mümkün olduğu kadar gerçek doğruluğu sağlamak için kontrol edilir.

Sıkı kaynak bulma kurallarımız var ve yalnızca saygın medya sitelerine, akademik araştırma kurumlarına ve mümkün olduğunda tıbbi olarak meslektaş gözden geçirme çalışmalarına bağlanıyoruz. Parantez içindeki sayıların ([1], [2], vb.) Bu çalışmalara tıklanabilir bağlantılar olduğunu unutmayın.

İçeriğimizin herhangi birinin yanlış, güncel değil veya başka türlü sorgulanabilir olduğunu düşünüyorsanız, lütfen onu seçin ve Ctrl + Enter tuşlarına basın.

Göğüs ağrısı, hastaların bir kardiyoloğa dönüştüğü en yaygın şikayetlerden biridir. Ancak kardiyolojinin hiç bir şeyden olabileceğinden şüphelenmezler. Göğüs ağrısı çok farklı nedenlere neden olabilir. Örneğin özofagus veya solunum sistemi hastalıkları. Göğüs ağrısının nedenleri, semptomları, tanı ve tedavisi hakkında daha fazla bilgi.

[1], [2], [3], [4], [5], [6], [7], [8], [9], [10], [11], [12], [13]

Göğüs ağrısı nedenleri

Göğüste ağrı genellikle göğsün (kalp, akciğerler, özofagus) organlarından birine veya göğsün (deri, kas veya kemik) yapı duvarlarına bağlıdır. Bazen iç organlar örneğin safra kesesi veya mide gibi göğse yakın yerleştirilir ve iş başarısız olduğunda göğüs ağrısına neden olur. Göğüste ağrı da boyundaki ağrının bir sonucu olabilir, bu da sözde ağrıdır.

[14], [15]

İskemi ve angina pektoris

Vücudun tüm organları ve dokuları, kanı doyurdukları oksijen ve besin maddelerine ihtiyaç duyarlar. Kan, kalp kasına kan sağlayan kan damarları da dahil olmak üzere, vücuttaki büyük bir arter ağından geçer. Koroner arterler olarak adlandırılan bu damarlar, doğrudan kalp kasının yüzeyinde yer alır.

Koroner arter hastalığı olanlarda (IHD), koroner arterler yağ birikintileri ile tıkanır – aynı zamanda plak olarak da adlandırılır. Koroner arterlerin daralmasının nedenleri olabilir ve daha sonra kan yeterli oksijen almaz ve kanın kendisi kan damarlarından iyi geçmez. Kalp onu kaybeder ve kesintilerle çalışmaya başlar. Buna iskemik kalp hastalığı denir.

Angina pektoris aynı zamanda göğüs ağrısı tiplerinden biridir, oldukça tehlikelidir. Bu tip kalp hastalıkları, özellikle kalp aktivitesi arttıkça fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkar ve kalp daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğundan basınç yükselir. Anjina, oksijen ihtiyacının, kalp kasına kan veren oksijen miktarını aştığı zaman gelişir.

Kalp krizi (miyokard enfarktüsü)

Bir kalp krizi veya miyokard enfarktüsü (MI), kan damarlarının içinde oluşan plaklar nedeniyle akmadığı zaman gerçekleşir. Kan pıhtıları (trombüs) arteri kısmen veya tamamen bloke edebilir. Bu kanlı mantar, kan akışını kalp kasının bölgesine yavaşlatır veya tamamen bloke eder. Ve sonra bir kişinin ağrılı bir sandığı var. Ağrı 15 dakikadan fazla sürerse, kaslar hasar görebilir ve doku ölümleri meydana gelebilir – kalp krizi. Bir kalp krizi sırasında, hasta, iskemide ağrıya benzer rahatsızlık ve ağrı hissedebilir. Uzun bir anjina döneminden sonra bir kalp krizi meydana gelebilir.

Diğer kardiyovasküler hastalıklar

Koroner arterlerdeki kan akışına bağlı olmayan bazı kardiyovasküler hastalıklar göğüs ağrısına neden olabilir.

Bazı insanlar anjina pektoris ile klasik ağrıdan muzdariptir. Bu koroner arterlerin geçici spazmı neden olabilir varyant angina pektoris denir. Bu arterler, kural olarak, kolesterol plaklarından etkilenmezler, dolayısıyla daralmazlar, doktorlar da arteriyel tıkanıklığı teşhis etmezler. Ancak varyant anjina ile, alanlarından birinde spazm nedeniyle arterin kısmi tıkanması meydana gelebilir.

Perikardit veya kalbin etrafındaki zarın iltihaplanması da derin nefes alma ile kötüleşen göğüs ağrısına neden olabilir. Bir kişi oturduğunda veya öne doğru eğildiğinde ağrı zayıflayabilir. Kalbi dinlerken, doktor sıra dışı, karakteristik olmayan kalp atışı sesleri duyar. Perikardın bu hışırtı yaprakları. Kalple ilgili problemler (perikardiyum) bir elektrokardiyogram (EKG) ile doğrulanır.

Miyokardit olarak adlandırılan kalp kasının iltihaplanması, iskemik ağrıya benzer göğüs ağrısına da neden olabilir. Miyokardit genellikle viral bir enfeksiyondan kaynaklanır.

Normal koroner arterleri olan kişilerde anjinada klasik ağrı için başka bir neden de kadınlarda daha sık görülen “sendrom X” dir. Bu hastalığı olan kişiler göğüs ağrısının nedenini bile bilmeyebilirler.

Kalp kapakçıkları veya kalp kası ile ilişkili problemler (hipertrofik kardiyomiyopati olarak da adlandırılır) bazen anjina pektoris gibi tipik göğüs ağrılarına da neden olabilir. Örneğin, “mitral kapak prolapsusu” ve “aort darlığı” tanısı olan kişiler, sıklıkla göğüs ağrısından şikayet edebilirler.

Nadir görülen, ancak ciddi bir göğüs ağrısı nedeni olan aort diseksiyonu (rüptür). Aort, vücuttaki ana arterdir. Ampulü çevreleyen katmanlara benzer birkaç kas hücresi katmanından oluşur. Bazen bu tabakalar kırılır ve kişi dolaşım sisteminin dışına taşar, yani kan tüm vücuda yayılır. Bu sadece vasküler cerrahi ile tedavi edilebilen çok ciddi bir hastalıktır. Aort diseksiyonuna bağlı pektoral ağrıları, bir kural olarak, çok şiddetlidir, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkarlar, arkada veya omuz bıçakları arasında verilirler.

Göğüs ağrısı aynı zamanda cilde, kaslara, kemiklere, tendonlara, yumuşak dokulara ve göğsün kıkırdağına da yayılabilir, bu yüzden palpe edildiğinde bile bir kişi şiddetli ağrı hisseder. Yeni bir ameliyat dahil olmak üzere travma, şiddetli göğüs ağrısına yol açabilir (göğüs duvarında daha fazla hissedilir).

Özofagus hastalıkları nedeniyle memenin ağrıları

Özofagus ağız, boğaz ve mideyi bağlayan bir tüpdür. Özofagus ve kalp aynı sinirlere hizmet ettiğinden, bazı durumlarda özofagusa bağlı göğüs ağrısı kardiyak iskemi ile karıştırılabilir. Bazı hastalarda özofagus hastalığına bağlı göğüs ağrısı, nitrogliserin alındıktan sonra spazmına ve zayıflamasına neden olur.

Tıbbi durumlarda bir dizi gastroözofageal reflü hastalığı, mide özofagus geri akar asit neden mide ekşimesi olarak bilinen olabilir nedenini de dahil olmak üzere, yemek borusu ağrıya neden olabilir. Bu acıyla ilgili duygular bir kişi için rahatsızlık verici olabilir veya çok acı verici olabilir.

Göğüs ağrısı, motor fonksiyonundaki bir bozukluktan dolayı özofageal spazmlara neden olabilir – yemek borusu çevresindeki kaslar düzgün hareket etmeyerek göğüs ağrısına neden olur. Göğüs ağrısının nedenleri özofagit, yemek borusunun iltihaplanması olabilir, bazen ilaçların neden olduğu bir durumdur.

Gastrointestinal sistem

Gastrointestinal sistem hastalıkları göğüs ağrısıyla ilişkili problem sayısını artırır, bu da başlayıp, toraks boyunca yayılır. Göğüs ağrısına neden olan hastalık sayısı ülser, safra kesesi hastalığı, pankreatit, irritabl bağırsak sendromunu içerir.

Solunum sistemi hastalıkları nedeniyle memenin ağrıları

Akciğerler göğüs ağrısına neden olan bir takım sorunları kışkırtır. Solunum sisteminin birçok hastalığı, derin nefes alma ile güçlenen ağrıya neden olur.

Pulmoner embolizm – akciğerlerin damarlarında bir trombüs. Neredeyse her zaman yeni bir ameliyat nedeniyle yüksek bir hastalık riski olan insanları, yatak istirahatine uzun süre kalmış olanları, hamile kadınlarda veya son pelvik cerrahiden sonraki hastalarda pulmoner emboli meydana gelebilir. Pulmoner emboli ile göğüs ağrısı aniden ortaya çıkar, nefes darlığı eşlik eder ve derin nefesler ile kötüleşebilir.

Pnömoni – akciğerlerdeki enfeksiyonlar ve inflamasyonu göğüs ağrısı, öksürük ve ateşe neden olabilir.

Plörezi, akciğerleri çevreleyen dokuların iltihaplanmasıdır. Plörezi bir viral hastalıktan dolayı veya travmadan sonra bir komplikasyon olarak ortaya çıkabilir. Pleurisy, pnömoni, pulmoner emboli gibi bir hastalığı provoke edebilir. Plörezi ağrısı göğüs ağrısıdır.

Pnömotoraks, akciğer duvarı ile akciğerler arasındaki boşlukta bir hava yastığının oluşması nedeniyle, akciğerin çökmesidir. Pnömotoraks, bazen çok şiddetli ve tahammül edilemeyen göğüs ağrısına neden olur.

Göğüs ağrısının psikolojik nedenleri

Panik bozukluk veya depresyon, bir kişinin göğüs ağrısını hissetmesine neden olabilir. Panik bozukluğu veya endişe ile ilişkili şiddetli göğüs ağrısı, bozukluğu olan bir kişide ortaya çıkabilir. Bu değişiklikler elektrokardiyografide (EKG) teşhis edilebilir.

Göğüs duvarındaki sinirler iltihaplandığında pektoral ağrı oluşabilir. Akciğer, diyafram veya karın boşluğunun mukozası etrafındaki dokulara ağrı verilebilir. Servikal omurganın fıtık diski veya artriti, kalıcı kompleks göğüs ağrılarına yol açabilir.

Kalp rahatsızlığında göğüs ağrısının belirtileri

Miyokard enfarktüsünün neden olduğu anjina veya ağrının neden olduğu göğüste ağrı benzer olabilir. Süre ve şiddette farklıdırlar. Ağrı 15 dakikadan fazla sürmezse, anjina ve yarım saatten fazla ise – bir kalp krizi. Kalp krizi ile ağrı daha güçlü ve daha keskin. Nedenine bağlı olarak, göğüs ağrısı, yanma mat, keskin olabilir, bunlar (göğüs, üst göğüs, sırt, kollar, çene, boyun veya göğsünde ortasında) bir veya birden fazla lokalize edilebilir. Kalp ağrısı, fiziksel aktiviteden sonra veya hatta dinlenme sırasında daha zayıf veya daha kötü hale gelebilir. Diğer ilişkili semptomlar olabilir (terleme, bulantı, çarpıntı, nefes darlığı).

Göğüste iskemik ağrı, bir kural olarak, belirli bir yerde lokalize edilmez, ancak toraks boyunca hissedilir. Kalp ağrısı genellikle göğüs veya üst batın merkezinde yer alır.

Ağrı sadece sağ ya da sol tarafta hissedilirse ve göğsün ortasında değil ise iskemik kalp hastalığından kaynaklanamaz.

Radyasyon göğüs ağrısı, sadece göğüse değil, üst vücudun diğer bölgelerine yayılan bir kalp ağrısıdır. Bu alanlar – boyun, boğaz, alt çene, dişler (dişlerde göğüs ağrısı verebilir), ayrıca omuzlar ve eller. Bazen göğüs ağrısı, bileklerde, parmaklarda veya omuz bıçakları arasında hissedilebilir.

Kardiyak olmayan ağrıdan farklı olarak, kalpte ağrı aniden başlayabilir ve en baştan kötüleşebilir. Bu genellikle fiziksel stresle ilişkilidir. Kardiyak olmayan ağrı, kardiyak ağrıdan farklı olarak, sadece birkaç saniye sürebilir veya birkaç saat sürebilir. Bir kişi nitrogliserin aldığında veya alındıktan sonra bile geçmediğinde ağrı zayıflayabilir. O zaman bu çok ciddi bir semptomdur. Birkaç gün veya hafta boyunca devam eden ağrı, anjina veya kalp krizi olduğunu gösterebilir.

Göğüs ağrısını provoke eden kas spazmı veya özofagus spazmı nitrogliserin alındıktan sonra zayıflayabilir. Yiyecek veya antiasit yedikten sonra göğüs ağrısını rahatlatabilirseniz, büyük olasılıkla yemek borusu veya mideyle ilgili problemlerden kaynaklanır.

İskemik ağrı genellikle derin bir iç çekiş ile artmaz ya da ağrının olduğu yerde ve kişinin kendisini rahatsız hissettiğinde bastırmaz. İskemik ağrı, kural olarak, vücudun pozisyonuna bağlı değildir, iskemiye sahip bazı hastalar, özellikle öne doğru eğildiklerinde, oturduklarında rahatlama hissetmektedirler.

Göğüs ağrısına neden olan kardiyovasküler hastalıkların eşlik eden semptomları

  • Nefes darlığı
  • Mide bulantısı, kusma, erüstasyon
  • terleme
  • Soğuk, yapışkan “kaz” ten
  • Sık ve hızlı kalp atış hızı
  • Kalp çarpıntısı
  • yorgunluk
  • baş dönmesi
  • bayılma
  • Midenin hazımsızlık
  • Karın rahatsızlığı
  • Kol veya omuzda karıncalanma (daha sık solda)

[16], [17], [18], [19], [20], [21], [22], [23], [24], [25], [26], [27], [28], [29]

Göğüs ağrısının teşhisi

Birçok durum ve hastalık, göğüste ağrıya neden olabilir. Ve onlar farklı teşhis edilir.

Temel olarak, tanı sırasında, palpasyon yöntemi ve bir doktor konsültasyonu ilk kullanılır. Göğüs ağrısına neden olan bazı hastalıklarda, palpasyonun nedeni açıkça ortaya çıkabilir. Örneğin, göğüs kafasının preslenmesi sırasında angina pektoris ile, göğüs daha da acı verir.

Elektrokardiyogram veya EKG, elektrik dalgalarının kalp kasının farklı bölümlerinden nasıl geçtiğini gösterir. Göğüste iskemik ağrı olan insanlar EKG’deki kalp kasındaki değişiklikleri açıkça görebilir.

Kan testleri – kalp kasının enzimlerini analiz etmek için kullanılabilir. Kalp krizi sırasında, bu enzimler kalpten kana geçebilirler. Kanda bulunan kardiyak enzimlerin analizi miyokard enfarktüsünün olasılığını gösterebilir.

Stres testi – hasta koşu bandında yürürken veya koşarken izlenir. Bu yöntem iskeminin teşhisinde çok belirleyicidir. Aktif koşu veya yürüme sırasında kalp aktivitesi EKG’de izlenir. Böylece doktor iskeminin semptomlarını tanıyabilir. Ekokardiyografi ayrıca kardiyovasküler hastalıkları teşhis etmek için de kullanılabilir.

Kalp kateterizasyonu – bu yöntem, aynı zamanda, küçük bir kateter kullanılarak, koroner anjiyografi olarak bilinen koroner arter içine sokulur ile, bu şekilde aynı zamanda kalp hatlarını gösteren özel bir boya kullanır. Arteriyografi, koroner arter hastalığı gelişme riski yüksek olan ve atardamarları tıkayan kişiler için önerilmektedir. Arteriyografinin sonuçları en iyi tedaviyi reçete etmede yardımcı olacaktır.

Verilerin yorumlanması – bu tanı yöntemi ile hekim göğüs ağrısının nedenini belirlemek için yukarıda açıklanan tüm faktörleri sentezleyecektir. Koroner kalp hastalığının kanıtı olsa bile, ağrının sebebi başka hastalıklar da olabilir. Birçoğu göğüste iskemik ağrıyı taklit edebilir. İstatistikler, çoğu durumda, bir kişinin ambulans çağırdığı göğüs ağrısının, anjina veya miyokard enfarktüsünden kaynaklanmadığını göstermektedir.

[30], [31], [32], [33], [34], [35], [36], [37]

Göğüs ağrısının tedavisi

Nitrogliserin kullanımı. İskemik kalp rahatsızlığınız varsa, doktorunuz nitrogliserin reçete edebilir. Nitrogliserin, göğüste ağrı olduğu anda dilin altına yerleştirilir. Ağız şu anda kuru ise, su içebilirsiniz. Bu, tabletin dilin altında çözülmesine yardımcı olacaktır. Bu durumda, (Nitrogliserin Nitrogliserin yutmak gerekmez baş dönmesine neden olabilir oturmak gerekir -. Göğüs ağrısı, beş dakika gitmek hemen ambulans çağırın etmezse zamana karşı beş dakika (Irk saat üzerinde bu kez) bekleyin yanlış içti tek nitrogliserin tableti olacak .. Doktorlar geldiğinde ikinci hapı al.

Göğüs ağrısı solunum sistemi hastalıklarından kaynaklanıyorsa, örneğin pnömoni tedavisinde antibiyotik kullanılır.

Göğüste ağrı gastrointestinal sistemin hastalıklarından kaynaklanıyorsa, örneğin, ülser veya ağrı kesicilerle taze patates suyu gibi alternatif araçlar kullanılır.

Göğüs ağrısını tedavi etmenin bir yolu da günün rejimini değiştirebilir: fiziksel aktiviteyi güçlendirmek veya tersine çevirmek.

Göğüs ağrısı ciddi bir semptomdur, bu yüzden bu acı uzun sürmezse bir doktora görünmelisiniz.

Diz ağrısı, insanların doktora sıklıkla gitmesine neden olan kas iskelet sistemi hastalıklarındandır. Günümüzde insanlar gün içerisinde eskisine oranda daha aktif olduğu için siz ağrısı yaşaya kişi sayısı her geçen gün artıyor. Diz ağrısı çeşitli spesifik nedenlere bağlı olarak ortaya çıktığı gibi tedavi edilmesi de karmaşıktır. Bu ağrıların ortadan kaldırılması için öncelikle sorunun neyden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Bacakta yer alan dizin en temel görevi, ayak bilekleri ve kalçalarla birlikte vücudun ağırlığını dengelemek ve taşımaktır. Basit bir mekanizma gibi görünen diz bükülme ve döne özelliklerine sahiptir. Tabi ki diz sadece kendi başına bu görevleri yerine getiremez. Kemikler, bağlar, tendonlar ve kıkırdak yapılar bu eylemlerin gerçekleştirilmesinde aktif görev alır. Diz eklemi toplamda 4 kemikten meydana gelir. Femur adı verilen yapı eklemin en üst kısmında yer alır. Diz kapağı femurun hemen ön kısmında yer alır. Daha bu mekanizma sisteminde yer alan çok sistem bulunmaktadır ancak kafanızı karıştırmamak için öncelikli olarak diz ağrısı hakkında bilgi vermek istiyoruz.

Diz ağrısı, dizde yer alan kemik yapılarında meydana gelen sorunlardan dolayı oluşan yaygın bir sağlık problemidir. Diz ağrısı genellikle yaşı ilerlemiş kilerde ortaya çıkan bir sorunmuş gibi algılansa da bu sorunun her yaştaki kişide görülmesi mümkündür. Oluşan ağrılar hafif düzeydeyse kimi zaman tedavi edilmesine gerek yoktur ancak oluşan ağrılar şiddetliyse yaşam kalitesinin düşmemesi için kesinlikle tedavisi yapılmalıdır.

Diz ağrıları, akut yaralanmadan tutun da tıbbi komplikasyonlara kadar birçok nedenden dolayı meydana gelebilir. Bazı diz ağrıları dizin sadece belirli bir kısmında oluşabileceği gibi mevcut ağrı dizin tamamında da meydana gelebilmektedir. Diz ağrısı meydana geldiği zaman kişi hareket etmekte zorlandığı için oluşan bu ağrıların fiziksel kısıtlamalara neden olduğunu söyleyebiliriz. Yapılan fizik muayeneleri sonrasında ağrıların neyden kaynaklandığı tespit edilebilir. Diz ağrısına neden olan faktörler sabit olmadığı için ağrı tedavisi altında yatan nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşir. Birçok vaka yapılan fizik tedaviler ile iyileştirilebilir ancak cerrahi müdahaleler gerektiren vakalar da vardır.

BENZER  El Uyuşması Neden Olur? Nasıl Geçer?

Diz ağrısının yeri, sorunun meydana geldiği bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Bir enfeksiyon meydana geldiyse ağrı dizin tamamında olabilir. Menüsküs gibi bir problemden dolayı ya da kırılmadan dolayı bir ağrı oluştuğunda bu ağrı sadece belirli bir bölgede oluşur. Oluşan basit ağrılar bir süre sonra artabileceği gibi kısa süre içerisinde ortadan da kalabilir. Hatta oluşan basit ağrılar bir süre sonra şiddetlenerek kişinin sakat kalmasına neden olacak bir problemin oluşmasına dahi neden olabilmektedir. Şimdi sizlere çeşitli nedenlere bağlı olarak oluşan diz ağrısı belirtileri hakkında bilgi vereceğiz.

  • Dizde meydana gele dengesizlikten dolayı yürümede zorlanma.
  • Bağlardan kaynaklanan problemlerden dolayı yokuş aşağı inmede ve yokuş yukarı çıkmada zorluk çekilmesi.
  • Dizde kilitlenme olması. Kişinin hiçbir şekilde dizini hareket ettirememesi.
  • Diz bölgesinde kızarıklıklı ve şişkinlik oluşması.
  • Dizin katlanması ve istenilse bile diz düz bir şekilde tutulamaması.

Bu durumlar dizde ağrıyla ortaya çıkıyorsa ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir. Bu tip durumlarda da vakit kaybetmeden doktora görünmek gerekmektedir. Bu sayede basit sorunların ilerlemeden tedavisi gerçekleştirilir.

Dizde ağrı yaralanmalar, mekaniksel sorunlar, artrit türleri ve diğer sorunlardan dolayı meydana gelebilir. Ağrının tedavisinin gerçekleştirilmesi için ağrıya neden olan sorunun tespit edilmesi gerekmektedir.

  • Yaralanmalar: Dizde meydana gelen sakatlanmalar, diz eklemini çevreleyen bağları, tendonları, kıkırdakları ve dizde yer alan kemikleri etkileyebilir. Bu da dizde ağrıların oluşmasına neden olur. Dizde ağrı oluşmasına neden olan çeşitli yaralanma türleri vardır. Bunlar arasında kemik kırıkları ve menüsküs yırtıkları en fazla görülen diz ağrısı sebeplerindendir. Şimdi bunların neden olduğu ağrı türlerini detaylarıyla ele alalım.
  • Ön çapraz bağ yırtılması: diz kemiğinin kalça kemiğiyle etkileşim kurmasını sağlayan ön çapraz bağlarda yırtılma olması, çekilmez diz ağrılarının oluşmasına neden olur. Özellikle futbol, basketbol ve diğer spor dallarıyla ilgilenen kişiler ani olarak hareket ettiklerinden dolayı bu kişilerde ön çapraz bağ yırtılması kaynaklı diz ağrılarına daha fazla rastlanır.
  • Kırıklar: dizde yer alan kemikler çeşitli nedenlerden dolayı kırılabilir. Kemik kırıkları dizde ağrının oluşmasına neden olur. Özellikle motosikletle kaza geçiren kişilerde sıklıkla diz kemiği kırılmaları meydana gelmektedir. Ayrıca kimi zaman kişinin kemik yoğunluğu azsa, ters bir adım atma sonucunda da diz kemiklerinde kırılmalar olabiliyor.
  • Menüsküs: dizde yoğun ağırlık olduğu zaman aniden diz bükülecek olursa bu durum menüsküs yırtılmasına neden olur. Menüsküs sert kıkırdak yapıdadır ve eklem dizde yer alan kemiklerin arasında adeta bir amortisör görevi görmektedir. Menüsküs yırtılması diz ağrısına neden olduğu gibi kişinin hareketlerinde kısıtlamaların olmasına da neden olur.
  • Tendinit: bu durum meydana gelen yaralanmalar sonucunda tendonlarda iltihaplanma olması nedeniyle meydana gelir. Özellikle diz bölgesine ağır yük bindiren kişilerde tendinit sorunu daha fazla görülür. Bisiklet süren kişilerde ve koşucularda sıklıkla tendinit problemi ortaya çıkmaktadır.
  • Zorlanma: dize normale oranla daha fazla yük binmesi dizde yer alan kemiklerin ve bağların aşırı derecede gerilmesine neden olabilir. Bu gerilmeler dizde ağrının oluşmasına neden olur ancak korkulacak bir durum yoktur çünkü diz yeterli oranda dinlendirildiği zaman zorlama kaynaklı oluşan ağrılar da yok olacaktır.

BENZER  Dışkıda Sümüksü Sıvı Mukus Görülmesi Nedenleri Tedavisi

Diz ağrısının tamamen ortadan kaldırılması yani tedavisi için ilk olarak ağrının neyden kaynaklandığı tespit edilmelidir. Ne tür problemden olursa olsun oluşan tüm diz ağrılarında ağrının geçmesi için kişinin dizini dinlendirmesi gerekmektedir. Ağrı olduğu zaman diz zorlanmaya devam edilirse bu durum ağrıların artmasına neden olacaktır. Eğer ağrının neyden kaynaklandığı bilinmiyorsa, ciddi şeylerin de olabileceği akla getirilmeli ve doktora gidilmelidir.

Diz ağrısına ek olarak dizde şişkinlik meydana gelirse soğuk uygulama yapın. Dizinize yapacağınız soğuk uygulama şişliğin inmesini sağlayacaktır. Ayrıca iltihaplanma gibi bir durum söz konusuysa bu soğuk uygulama ağrılarınızın hafiflemesini sağlar. Dizde ağrı meydana geldiği zaman eğer siz uzun süre hareket ettirilmezse bu durum dizde kireçlenmelerin oluşmasına neden olabilir. Bu tip durumlarda diz ağrısını geçirmek ve dize eski fiziksel özelliklerini kazandırmak için fizik tedavi uygulanmalıdır. Dizde iltihaplanma varsa genellikle antibiyotik ilaç tedavisi uygulanır. Reçete edilen ilaçlar vaktinde kullanıldığı zaman iltihap kurur ve bu sayede diz ağrısı ortadan kalkar. Menüsküs, kemik kırılması ya da çapraz bağların yırtılması gibi durumlar kimi zaman çeşitli ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılsa da bu tip durumlarda genellikle tedavi cerrahi operasyonlarla gerçekleştirilir.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации