Андрей Смирнов
Время чтения: ~32 мин.
Просмотров: 0

Böbrekleri Üşütmenin Belirtileri Nelerdir? Tedavi Süreci Nedir?

Ödem hakkında bilmediklerimizi Hisar Intercontinental Hospital İç Hastalıkları Bölümü Uzmanlarıyla konuştuk…

Ödem Nedir?

Ödem, deri ve diğer dokularda, hücreler arası mesafede, normalde bulunması gerekenden daha fazla sıvı bulunmasıdır. Normal insandaki vücut sıvıları çeşitli güçlerin etkisi ile belirli alanlarda bulunurlar. Bu alanların başlıcaları; kan damarları, hücreler, hücreler arası mesafe, beyin omurilik mesafesi, karın boşluğu, akciğer, kalp zarı, eklem içi gibi alanlardır.

Vücut sıvıları çeşitli güçlerin etkisi ile bu alanlarda bulunmaya zorlanır. Bu kuvvetler:

1) Doku Direnci: Dokuların bütünlüğünü anlatır. Doku bütünlüğünün herhangi bir nedenle bozulması (yanık, vurma-çarpma, damar genişletici ilaçlar vb…) sıvının yer değiştirmesine ve ödeme yol açar. Örneğin; kafamızı bir yere çarpınca şişer. Şişmesinin nedeni o bölgede doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Bazı tansiyon düşürücü ilaçlar ve varisler benzer şekilde doku direncinin azalmasına yol açar ve sıvının yer değiştirmesi ile ödem oluşur.

2) Onkotik Basınç: Başta albümin olmak üzere proteinlerin sıvıyı damar içinde tutmasına yol açan basınçtır. Albümin miktar olarak azalırsa onkotik basınç azalır; kan sıvısı yani plazma damar içinden damar dışına sızar ve dokular arasında, karın boşluğu ve akciğer zarları arasında birikir.

3) Hidrostatik Basınç: Sıvıların oluşturduğu basıncın adıdır. Herhangi bir damarda olması gerekenden daha fazla sıvı bulunursa, sıvı dokuların direncini kırarak etrafına sızmaya ve ödem oluşturmaya başlar. Böbreklerin yeterli çalışmaması sonucunda vücutta su birikir. Bacaklarda, göz kapakları etrafında, karında, hatta akciğer ve diğer dokularda sıvı birikir.  Ayrıca kalp yetersizliği gelişirse, kan yeterince pompalanamaz ve bacaklar başta olmak üzere sıvılar nedeniyle artan hidrostatik basıncın etkisi ile damar dışına sızar ve ödem oluşur.

Ödem başlıca hangi hastalıklarda oluşur?

Sıklıkla karşılaştığımız ödem nedenleri;

  1. Kalp Yetersizliği: Kalp kası yeterince güçlü kasılmazsa yani kalp yetersizliği oluşursa, kan vücutta dolaşması için atar damarlara pompalanamaz ve yer çekimine bağlı olarak önce ayak bileği etrafında ve bacaklarda; daha sonra kalçalar üzerinde, karın içinde ve daha ileride akciğerde sıvı birikmesine yani ödeme yol açar. Kalp akut olarak yetersizliğe girerse akciğer ödemi denilen durum gelişir ki tedavi edilmezse ölümcül bir durumdur.
  2. Böbrek Hastalıkları: Böbreğin kanı yeterince süzmemesi, suyun birikmesi ve hidrostatik basıncın artması ya da böbrekten protein kaçağı olması (Glumerulonefrit, nefrotik sendrom) nedeni ile onkotik basıncın düşmesi ödeme yol açar. İlk durumda ödem, kalp yetmezliğinde olduğu gibi öncelikle ayak bileği ve bacaklarda gelişirken, böbrekten protein kaçağı durumunda ayak bileğine ilaveten özellikle sabahları göz kapağı etrafında ve yüzde de ödem gelişir.
  3. Karaciğer Hastalıkları: Karaciğer yetersizliği yani sirozda, albümin yapılamaması nedeni ile onkotik basınç düşer ve kan plazması damar dışına sızarak ödeme neden olur. Siroz hastalarında bacaklarda, karında belirgin su toplanması, diğer adı ile assit oluşur.
  4. İlaçlar: Vücutta su ve tuz tutulmasına yol açarak hidrostatik basıncı artıran ya da damar duvarlarını genişleterek doku direncini azaltan ilaçlar ödeme yol açar. En çok bilinenler hipertansiyon tedavisinde kullanılan bazı kalsiyum kanal blokerleri; kadınlık hormonu östrojen, kortizon, bazı romatizma ilaçları gibi ilaçlardır.
  5. Varisler: Bacaklardaki toplardamarlar bacakları besleyen kanın geri kalbe dönmesini sağlar. Eğer bu görevlerini yapacak şekilde yapısal bozukluklar olursa kan sıvısı yani plazma damar dışına sızar ve bacaklarda ödeme yol açar. Ayrıca aynı damarlarda gelişen flebit tablosu da uzun süreli ödemlere yol açabilir.
  6. Lenf Ödem: Vücutta bulunan ve hemen hemen tüm vücutta dolaşan sıvılardan biri de lenf olup lenf damarlarında bulunur. Lenfatik akımda herhangi bir nedenle akım engellenirse lenf sıvısı damar dışına sızar ve ödeme yol açar. Diğer nedenli ödemlerden farklı olarak lenf ödemleri serttir. Yani üzerine bastırınca çökmez. En çok bilinen şekli meme kanseri nedeni ile ameliyat olan hastalarda kollarda gelişen ödemdir.  Ayrıca herhangi bir nedenle lenf düğümünün kanser hücresi ya da başka nedenle bozulması da lenf ödemine yol açabilir. Özellikle bir uzuvdaki tek taraflı ödem varlığında lenf akımını bozan bir kanser olabileceği ya da lenf bezlerine yukarıdan bası yapan bir kitle olabileceği düşünülmelidir ve o yünden araştırma yapılmalıdır.
  7. Ödem Yapan Diğer Nedenler:
  • Hipotiroidi: Tiroid bezi yetersiz çalışırsa birçok organın fonksiyon bozulması ile birlikte vücutta su toplayan bazı maddelerin birikmesine neden olarak ödeme de yol açabilir.
  • Premenstruel Gerilim: Kadınlarda adet dönemi öncesi gelişen aralıklı ödem durumudur. Çeşitli hormonların salınımındaki dengesizlik nedeni ile geliştiği düşünülmektedir. Adet döneminden 4-10 gün önce başlayan karında şişkinlik, bacaklarda kollarda memelerde ödem ağrı gelişir. Bu durum sadece ödem nedeni ile değil kadınların psikolojik yapısını da etkilediğinden önemlidir. O dönemlerde kadınlar daha agresif ve yanlış yapmaya eğilimli olurlar.
  • Hamilelik: Burada hormonsal değişiklikler nedeni ile vücudun su-tuz tutması, yaygın ödem ve büyüyen rahmin pelvis içinden geçen büyük toplardamarlara baskı yapması nedeni ile bacaklarda varisler ve ödem sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
  • Romatizma: Romatizmaların çoğunda iltihabi süreç nedeni ile eklem içindeki sıvı miktarı artar. Ayrıca eklem çevresi yumuşak dokularda da ödem görülebilir. Ayrıca bazı ağır romatizmalar böbrekleri ve kalbi etkileyerek vücuttan albümin kaybı ya da su-tuz tutulmasına neden olarak ödem oluşumuna yol açabilir.

Sonuç olarak ödem önemsenmelidir. Özellikle uzuvlardaki tek taraflı olan ödemler; yaygın ödemler ve ilave yakınmaları olan olgularda mutlaka sistemik bir neden olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ödem nasıl tedavi edilir?

Ödem tedavisi için öncelikle ödemi yapan neden saptanıp onun tedavi edilmesi gereklidir. Genel olarak ödemi çözmenin en kolay yolu vücuttan sıvıyı uzaklaştırmaktır. Bu amaçla hekimlerin en çok kullandığı ilaçlar diüretik yani idrar söktürücü ilaçlardır. Hastanın kendi başına çeşitli idrar söktürücü maddeler kullanarak vücuttan ödemi atmaya çalışması doğru değildir. Çünkü kontrolsüz olarak bu ilaçların kullanılması; vücuttan fazla sıvı kaybı, başta sodyum ve potasyum olmak üzere, elektrolitlerin kaybolmasına ve hastanın önemli zararlar görmesine yol açabilir. Zorunlu olarak diüretik kullanan hastaların aralıklı hekim kontrolünden geçmeleri, potasyum sodyum gibi elektrolitlerine baktırmaları gereklidir.

Ödemi azaltıcı bitkisel ilaçlar var mı?

Evet. Halk arasında kullanan bazı bitkisel çaylar ve otlar vücuttan su atılmasını sağlayabilir. Siyah çay, kahve idrar söktürücü etkileri olan maddelerdir. Ancak ödemi atıcı olarak kullanılmaları uygun değildir. Adaçayı, ıhlamur, yeşil çay, kantaron otu,  anason, biberiye, rezene, nane limon çaylarının bir kısmı idrar yolu ile bir kısmı da bağırsakları hızlandırarak vücuttan sıvı atılmasını sağlayabilir. Bunların bir kısmı bağırsak düzenleyici olduğundan bağırsaktaki gazı giderip karın şişkinliğini azaltabilirler.

Ancak ödemi olduğunu düşünen hastanın mutlaka hekime başvurması gerekir. En sık yapılan hata ödemi basit bir rahatsızlık olarak görmektir. Ödem deyip geçilmemelidir0. Altında ciddi hastalıkların yatabileceğini de göz önüne alıp ödem yapan nedenin ortaya konması ve öncelikle onun tedavi edilmesi gerekir. Aksi taktirde sadece vücuttan su ve tuz atıcı maddelerin kullanılarak ödemin tedavi edilmeye çalışılması ciddi sıvı elektrolit bozukluklarına ve hastanın zarar görmesine yol açabilecektir.

Anasayfa » Köşe Yazıları » Penis Kırılması Tedavisi

Cinsel Organ (PENİS) Kırılması ve Tedavisi :

Erkeklerde penis kırılması, tıbbi ismiylede penis fraktürü, penis eraksiyon halindeyken künt travma sonucunda penisin içine kan dolarak sertliği sağlayan korpus kavernosumların yırtılması olayına denir.Genelde eraksiyon halindeki penise direkt travma sonucunda aniden peniste bir bükülme olmasına bağlı oluşmaktadır. Penis fraktürü durumu cerrahi olarak dikişlerle yırtığın onarılmasını gerektiren acil bir durumdur. Hastalar peniste morarmalar, şekil bozukluğu oluşması, şişme belirtileriyle doktora başvururlar. Travma sonrasında eğer peniste bir şişme, morarma gibi anormallik olmazsa hastalar doktora başvurmazlar.

Anatomik olarak penis bir kemik yapı içermez, 2 adet kavernöz cisim denen içerisinde kan dolması ile eraksiyonu sağlayan yapılardan ve idrar kanalını içeren spongioz cisimlerden oluşur. Penisin kırılması kavernöz yapıların eraksiyon sırasında kanla dolmasına bağlı olarak gergin olduğu durumlarda travmaya uğraması ve yırtılması olayıdır. Travmanın büyüklüğüne göre aynı zamanda spongioz cisimde zarar görür ve idrar yolunda yaralanmalar(yırtılmalar) oluşabilir.

image

penis kırılması

Penis kırılmasında (fraktür) penil fraktür belirtileri zorlu cinsel ilişkide, yataktan düşmek, mastürbasyon anında veya cinsel ilişki sırasında penisin eğilmesi, zorlanmasına yol açan durumlara bağlı olarak meydana gelir.

Cinsel ilişki sırasında penisi çok zorlayıcı hareketler, partnerin üstte olduğu pozisyonlarda sert hareketler sırasında peniste zorlanmalar olması fraktür (kırılma) ihtimallerini artırır. Ayrıca peniste doğuştan yada daha sonradan gelişen eğrilik oluşması ilişki anında penisin zorlanmasına yol açarak, penis kırılması(fraktür) ihtimalini de artırır.

Penis kırılması en çok 35 ve40’lı yaşlarda görülür. Hastalar acil olarak hastaneye başvurmalıdır. Klasik olarak ani kırılma hissinde, orta şiddette ağrılar, aniden peniste yumuşamalar, peniste morarmalar ve şişlikler oluşur. Penis kırılmasında kanama sebebiyle ters tarafa eğrilik olur. Daha az olarak sertleşme bozukluğunda, peniste eğrilikler, penis ucundan kan gelmesinde(idrar kanalı yırtılmasına bağlıdır), kanlı idrarda, idrar akımında azalma ve idrar sıkışıklığıdır.

Penis kırılması şüphesi ile gelen hastanın fizik muayenesinde peniste bir şişlik,herhangi bir morarma, peniste eğrilikler görülebilir. Penisi tamamen saran buck fasyası eğer yırtıksa şişlik pelvik bölgeye kadar yayılır eğer sağlamsa penise sınırlıdır.

Penis kırılması oluşan hastalarda tanı genelde fizik muayenede konulur.Bazen ek testler yapılmasına da gerek duyulabilir. Hastaların şikayetini ve fizik muayene bulgularını sıklık oranlarına göre bu şekilde sıralayabiliriz;

1.Kırılma sesi hastaların %43’ünde

2.Tunikada ele gelen şişlik veya deformite hastaların %55’inde

3.Peniste eğilme hastaların %83’ünde

Hastaların kolayca uygulanan ve maliyeti düşük olan ultrason tetkikiyle değerlendirilmesi, tanının doğru konulmasında ve tedavi seçeneklerinden doğru olanın seçilmesinde çok yardımcı olur. Ameliyat yapılmasına gerek kalmadan hastaların takibinde kullanılır. Ultrason sayesinde tanı konulma oranı % 86 oranındadır. Magnetik rezonans tanı koymada en doğru görüntüleme yöntemlerinden biridir.

Penis Kırılma ve Eğriliği Tedavisi Video

image

Lipom, genellikle boyun, sırt veya omuz bölgesinde meydana gelen fakat vücudun her bölgesinde görülebilen cilt altında bulunan zararsız yağ deposudur. Ülkemizde çoğunlukla yağ bezesi olarak bilinir ve ifade edilir. Yağ bezeleri yumuşak, yapıya sahiptir ve ağrılı değildir. Diğer benzer cilt sorunlarına göre teşhisi oldukça kolaydır. Yağ bezesi tedavisi 2 dk kadar kısa bir sürede mümkündür.

Lipom nadiren zararlıdır, herhangi bir rahatsızlık hissettiğinizde cerrahi yollarla kolayca çıkartılabilir. Her yaştan insanda görülebilen bu cilt problemi cildinizde gelişen yağ dokusunun yavaş yavaş büyümesiyle oluşur.

Yağ Bezesi Nasıl Tedavi Edilir?

Yazımızın akışında da bahsettiğimiz gibi yağ bezesinin varlığı hiç problem oluşturmamaktadır. Yalnız görünen bölgede oluştuğu taktirde estetik kusur olarak görülebilir. Bu doğrultuda talebiniz üzerine doktorunuz tedaviye alacak yağ bezesinin çıkarılmasını sağlayacaktır. Eklemler veya kemere gelen bölgelerde olması durumunda ezilmeye bağlı olarak ağrı yapabilir. Tek tedavi yöntemi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Lipom Ameliyatı

Ameliyat denildiğinde insanlarda şüphesiz ön yargı ve korku oluşmaktadır. Fakat bu beze ameliyatı için korkulması yersiz durumdur. Uzman doktor tarafından yapıldığında 3-4 dakika kadar kısa sürede gerçekleştirilebilir. Uygulanacak 1cm kadar küçük bir kesi sayesinde yağ dokusu alınır ve ardından gizli dikiş ile kapatılır. Gizli dikiş sayesinde normal dikişte ki kılçık görüntüsü oluşmaz ve böylece çirkin bir görünüm meydana gelmez. Çoğu uzman normal dikiş uygulayarak dikiş izinin kısa sürede yok olacağını söyler fakat bu pek gerçeği yansıtmaz.

Bölgesel uyuşturmayla rahatlıkla yapılabilmektedir. Ameliyatın bilinen riski yoktur. Ameliyattan hemen sonra sosyal yaşama ya da işe dönülebilir. Yani ciddi bir ağrı olmaz.

Yağ Bezesi Nerelerde Olur?

Aslında deri altı yağ dokusunun olduğu her yerde yani kafa derisi hariç her yerde olabilir.  El içi ve ayak tabanında görülme sıklığı diğer vücut bölgelerine kıyasla daha azdır. Yağlı dokunun iyi huylu büyümeleri veya tümörleri olarak sınıflandırılan lipom kanserli olmadığı gibi nadiren zararlıdır. Size herhangi bir rahatsızlık vermiyorsa lipom tedavisi çoğunlukla gerekli değildir.

Lipom (Yağ Bezesi) Neden Olur?

Oluşumuna dair net bilgi yoktur. Bu cilt yumrularının ortaya çıkmasında genetik faktörler rol oynayabilir. Ailenizde yağ bezesi ile karşılaşılmış ise sizde de oluşma olasılığı yüksektir. Bebeklerde ve çocuklarda nadiren görülürken 40-60 yaşları arasında ki yetişkinlerde yaygındır.

Lipom Belirtileri Nelerdir?

Yağ Bezesi Nasıl Teşhis Edilir?

Doktora başvurduğunuzda tanısı fiziksel muayene sonucunda konulabilmektedir. Doktor bezeye dokunduğunda doku hareket ediyor, yumuşak ve acımıyor ise lipom olduğunu hem bu muayene hem de göz ile kolayca anlamaktadır.

Dokunulduğunda ya da herhangi bir zaman aralığında acı ve ağrı söz konusu oluyorsa biyopsi ihtiyacı duyulabilir. Bunun için de tedavi sırasında test için küçük, cerahat alınarak laboratuvara gönderilir. Testin amacı ortada kanser ihtimali olup olmadığını anlamak içindir. Lipom her ne kadar kanserin söz konusu olmadığı iyi huylu  tümör olsa da kanserli olan yağ dokuları ile karıştırılabilir.

Lipom Ağrı Yapar mı ?

Normal diğer canlı dokular kadar ağrı yapar, yani normalde ağrı yapmaz ama ezilme yaralanma gibi durumlarda ağrı olur. Eklem yerleri, kalçaların oturma alanı, kemerin denk geldiği yerler gibi alanlarda ezilerek ya da sıkışarak ağrıya neden olabilir.

Lipom Kanserleşir mi ?

Bu sorunun cevabı nettir, lipomlar asla kanserleşmez. Büyüyebilir ama kanserleşme ihtimali yoktur. Ancak liposarkom denilen başlangıçtan itibaren kanser olan hastalık ayrı bir durumdur. Liposarkom kötü huylu olsa da öldürücü değildir, cerrahi olarak çıkarılması yeterli olmaktadır.

Bel ağrıları oldukça yaygın bir sağlık problemidir. Baş ağrısından sonra en sık görülen ağrılar arasında yer alan bel ağrıları insanların yaklaşık yüzde 85’inde yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkar. Bel ağrıları bel fıtığının yanı sıra, karın iç organlarındaki rahatsızlıklar, jinekolojik sorunlar, bazı enfeksiyon hastalıkları, romatizmal hastalıklar gibi nedenlerin yanında omurganın bel bölgesindeki bazı sorunlardan da ortaya çıkabilir. Biz burada bel fıtığının ne olduğunu; belirtilerinin, risk faktörlerinin, alınabilecek önlemlerin ve tedavi yöntemlerinin neler olduğunu sizlerle paylaşacağız.  

Bel fıtığı nedir?

Omurganın bel kısmı beş adet omur ve diskten oluşur. Burası vücut ağırlığını en fazla taşıyan yerdir. Herhangi bir zorlanmayla koruyucu kısım yırtılıp çekirdek arkaya, kanala doğru fıtıklaşırsa buradan bacaklara giden sinirlere basarak bu sinirlerin çalışmasını engeller ve sonuçta belde ve bacakta ağrı, uyuşukluk, kuvvetsizlik oluşabilir. İşte bu duruma bel fıtığı deniyor.  

Bel fıtığının belirtileri nelerdir?

Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü uzmanları, belirtileri tek veya her iki bacağa vuran ağrılar, ayaklarda uyuşmalar, hareket kısıtlılıkları, yürüme ve oturmada güçlük olarak belirtiyor. Bel fıtığı ilerlerse iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, yürüyememe gibi belirtiler de eklenebiliyor. Acıbadem Hastanesi uzmanları da tanının esas olarak muayene sonucu konulduğunu belirtiyor. Muayene ise bası altında bulunan sinire yönelik yapılıyor. Sırt üstü yatan bir hastada bacak düz olarak yukarı kaldırıldığında bası altındaki sinir gerilmeye bağlı olarak bacaktaki ağrı şiddetlenir. Sinirin dağıldığı alandaki duyu ve karşı taraf aynı alan duyusu karşılaştırılarak uyuşukluk olup olmadığına bakılır. Sinirin çalıştırdığı adalenin gücüne bakılır. Örneğin 5. Sinir kökü ayağın bilekten geriye doğru hareketini sağlar. Bu sinir bası altındaysa bu harekette zayıflık olur. Muayene sonucu sinirin bel bölgesinde bası altında kaldığı kararına varılırsa direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, myelografi gibi görüntüleme yöntemleriyle tanı konulur.  

Kimlerde bel fıtığı riski daha fazladır?

Sağlıklı yetişkinlerin yüzde 20-30’unda bel fıtığı görülebiliyor. Ancak her bel fıtığı ağrıya neden olmuyor. Bel fıtığının görülme sıklığı açısından kadın ve erkekler arasında bir farklılık gözlenmiyor. Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü Uzmanları risk faktörlerini şöyle sıralıyor. Obezite: Aşırı kiloluluk bel fıtığının en sık nedenidir. Vücudumuzun ağırlığını omurgamız tasır. Omurganın esnekliğini sağlayan ve bir tür destek yastığı olarak görev gören disklerin aşırı baskıya maruz kalması, deforme olmasına ve şeklinin bozulmasına yol açar. Normal şeklini kaybederek dışarıya doğru kabaran, fıtıklaşan disk, baskı yaptığı sinirin fonksiyonlarını etkileyerek değişik belirti ve bulgulara neden olur. Gebelikte de vücudun ağırlık merkezinin öne doğru yer değiştirmesi omurgaya ek yük binmesine neden olur. Hareketsizlik: Vücudumuzun yükünü taşıyan sadece omurgamız değildir. Omurga boyunca uzanan tüm boyun, sırt ve bel kasları, karın kaslarının da fonksiyonu çok önemlidir. Hareketsiz yaşam, düzenli egzersiz yapmama gibi durumlarda kaslar yeterince güçlü olmadığından, kasların taşıması gereken vücut ağırlığı da omurganın üzerine ek yük getirir. Bu yük, disklerin üzerine binerek fıtıklaşmalarına neden olur. Sigara içmek: Sigaranın disk dejenerasyonlarını artırdığı, iyileşmeyi yavaşlattığı birçok yayında bildirilmektedir. Günlük yaşamda omurga fizyolojisine uygun hareket etmemek: Günlük yaşantımızda farkında olmadan yük kaldırma, nesneleri itme, çekme gibi yaptığımız bir dizi harekette, omurga fizyolojisine uygun davranılmalıdır. Yerden bir yük kaldırılırken mutlaka dizler kırılarak çömelmeli, yük sonra kaldırılmalıdır. Omuz üstüne yük kaldırılırken ( Çamaşır asma, dolap yerleştirme gibi) dikkat edilmeli, varsa bir merdiven, sandalye gibi bir yükseklik üzerinden bu işler yapılmalı, yukarı doğru uzanılmamalıdır. Günlük çalışma sırasında özellikle masa başında, tam dik pozisyonda oturmalı ve sandalye bel girintisini destekleyecek biçimde seçilmelidir. Sandalyenin uygun olmadığı durumlarda, bel girintisini destekleyecek ilave bir yastık aynı işi görecektir. Yataktan kalkarken aniden bele yük bindirerek doğrulmaktan kaçınılmalıdır. Önce yan dönmeli, sonra ayakları yatak kenarından aşağı sarkıtıp dirseklerden destek alınarak doğrulanmalıdır. Meslekle ilgili olan faktörler: Ağır fiziksel aktivite ve ağır kaldırma gerektiren meslekler. (Ör: İnşaatlarda çalışanlar), Devamlı öne eğilme, eğilerek dönme gerektiren meslekler, Araba, otobüs, kamyon, kullanma gibi vücudu sürekli vibrasyona maruz bırakan meslekler, Uzun süre ayakta durma veya oturma gerektiren meslekler, Futbol, halter, kürek ve güreş sporlarıyla uğraşan kişilerde bel ağrısı ve bel fıtığı sıklığı artmaktadır.  

Bel fıtığına yol açabilecek pozisyonlar hangileridir?

 

  • Yerdeki cisimleri dizleri kırmadan eğilerek kaldırmak
  • Dizleri kırmadan ağır nesneleri itmek ve çekmek
  • Omuz üstüne yük kaldırmak ve yukarı doğru uzanmak
  • Masa başında uzun süre bel desteği olmaksızın çalışmak
  • Elde uzun mesafelerde ağır yük taşımak

 

Bel fıtığından korunmak için ne yapabiliriz?

 

  • Bel ve karın adalelerini güçlendirmeye yönelik egzersizler yapın. Bu en etkili koruma yöntemidir.
  • Güçlü bel ve karın adaleleri diskin üzerine binen vücut ağırlığının yüzde 30’unu azaltır.
  • Fazla kilonuz varsa verin. Bu sayede disk üzerine binecek fazla yükten kurtulabilirsiniz.
  • Eğilme hareketinde dizlerin kırılması ile bele binen yükün kalçalara dağıtılması gerekir.

 

Bel fıtığı olan hamileler nelere dikkat etmeli?

 

  • Spor olarak yüzme ve yürüyüş yapılabilir.
  • Ağrı varsa, hamileler için üretilen özel korseler kullanılabilir.
  • Ağır kaldırmamak gerekir.
  • Yüksek yerlere uzanılmamalıdır.
  • Çok derin ve yumuşak koltuklarda oturulmamalıdır.
  • Sürekli hareketsiz kalınmamalıdır.
  • Yatak rahat ve ortopedik olmalıdır.
  • Otururken bel bölgesine yastık ile destek verilmelidir.
  • Beslenmeye dikkat edilmeli ve aşırı kilo alımından kaçınılmalıdır.
  • Devamlı ayakta kalınmamalıdır.
  • Alçak topuklu ortapedik ayakkabı ve terlikler giyilmelidir.
  • Doktorun önerdiği egzersizler yapılabilir.
  • Hamileliğin son haftalarında yataktan kalkarken yardım istenmelidir.
  • Stres ve gerginlikten uzak durmak gerekir.

Bel fıtığı nasıl tedavi ediliyor? Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü Uzmanları bel fıtığı tedavisini üçe ayırarak anlatıyorlar: Başlangıç safhası: Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir. Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

  • Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.
  • Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.
  • Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir.
  • Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir sandalye veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.
  • Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.
  • Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir.
  • Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

Bel fıtığı İlerlerse: Eğer yukarıdaki önerilere, istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta fizik tedavi uzmanının önerdiği sürece tedaviye devam etmelidir Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak, lokal anestezi altında hasta uyumadan ameliyathane şartlarında yapılır ve hastanede yatma gerektirmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur ve başarı yüzdesi çok yüksek değildir. Lazerle diskektomi de nükleoplastiye benzer bir metottur. Ameliyat Gerektiren Durumlar: Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda kuvvetsizlik gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmadı.image

Doğal ve Bitkisel Tedavi Yöntemleriyle morluklar nasıl geçer?

Çarpma Sonrası Oluşan morluklar

Çarpma sonrası olu­şan morluklara “hematom” denir. Bu morluklar, çarpma sonu­cu derinin altındaki kılcal damarların kopmasıyla meydana gelen kan birikintileridir. Bu çarpma sonucu, yani “hematon” sonucu çarpılan bölge şi­şer, kızarır ve ağrır. Deri altında kanama devam ettiği sürece şişme inmez ve ar­tar.

Bu süreç ortalama 5-10 dakika sürer ve tamamlan­dıktan sonra şişme durur.

Böyle bir durumda yapılabilecek en iyi şey, böl­geye soğuk uygulamak olacaktır. Örneğin; buz torbası koyabilirsiniz. Soğuk hematonun geliş­mesini durdurur ve ağrıyı azaltır. Ortalama 30 dakika sonrada ağrı tamamen kay­bolur.

Fakat bundan sonraki evrelerde bölgede morluk olu­şur ve bir hafta sonunda sarı-yeşil bir renk alır, şişliği giderek azalır ve toplanan kan tam olarak vücut tarafından emilince ortadan kaybolur.

Hematomun 1. günden sonraki tedavisinde böl­gesel heparinli pomatlar kullanılabiliyor. Fakat bölgesel tedavi yapılması da hematomlar orta­lama 15 – 21 gün içinde iyileşirler. Bazen iki cisim arasında sıkışan parmak veya tırnak­ların altında da hematom oluşabilir.

Bölgeyi soğutmak en doğru harekettir. Tırnak altın­da oluşan hematomların cerrahi yolla boşaltılması ağrıyı derhal durdurur, iyileşme­yi kolaylaştırır.

Normal olarak hematom bir kaç gün içinde kendi­liğinden iyileşir. Ağır ve kompleks olan durumlar hariçtir.

Kol, ayak gibi eklem bölgeleri için doğal ilaçlardan arnika kremlerinin harici olarak kulanıl­ması uygundur.

Morluklara Ne iyi Gelir? Doğal Tedavi Yöntemleri

1. Siyah zeytin çekirdekleri çıka­rılıp ezilerek, lapası eziklere sarılır.

2. Un, zeytin­yağı, bal karıştırılıp ha­mur yapılarak sarılır.

3. Et dövülüp ezik­lere sarılır.

4. Çarpmalar, düşmeler sonucu oluşan mor­luklara Biberiye yağını sürün, 2 saat sonra morluk geçmeye başlar. Biberiye yağı kesiklere, ağrılara, morluk­lara çok iyi gelir.

Vücuttaki Ezilmeler Ve Tedavisi

Bu makalede: vücudumuzda çeşitli kazalarla meydana gelen ezilme ve morarmaların tedavisi hakkında bilgilere ulaşacaksınız.

Ezilme nedir? Tedavi yöntemleri nelerdir?

Ezik: Bir darbe veya sıkışma sonucunda deride oluşan hasardır. Derin dokularda oluşan ezilmedir. İnsanın derisi bir yere sıkışınca, ezilince, oraya kan toplanır. Morarır, sızlar, çok acır. Buna ezik veya contusion denir. Bazı insanlarda ezik sonucu morarmalar, daha kolay oluşur. Eziklerdeki şişme ve morarmanın sebebi tahrip olan damarlardan doku arasına sızan kandır.

Eziklerin ve Morarmaların Belirtileri Nelerdir?

Ezikte ciltte renk değişikliği olur. Ezik önce kırmızı-pembeyken, sonra mavi yeşil-sarı renge dönüşmektedir. Şişme olur. Ağrılı veya ağrısız olabilmektedir. Eğer ezik kemiğin hemen üstünde ise daha fazla rahatsızlık verir. Kan geri emildikçe ezik solar. Eziğin iyileşme süresi büyüklüğüne göre değişir. Doku arasındaki olan kanama yerçekimi ile aşağıya doğru hareket eder. Kaşa yapılan bir darbe bu şekilde göz etrafında morarma yapabilir. Bazı kan hastalıklarında darbe olmamasına rağmen sık morarma olur. Yaşlılarda da cilt elastikiyetini kaybettiği için damarlar kolay kanar. El ve ayak sırtındaki ezikler geç iyileşir. Çünkü buralardaki kanamaların geri emilimi uzun sürer.

Bir ezik, kesik ve çizik sonucu dışarı açılırsa mikrop kapabilir. Dolaşımın zayıf olduğu ayak ve ayak bileği çevresinde bu durum tehlikelidir. Yaşlılarda iyileşmeyen müzmin bacak ülserlerine sebeb olabilmektedir.

Ezilme ve Morarmaların Tedavisi Nasıldır?

Yaralanmadan hemen sonra uygulanan buz paketi morarmayı azaltır. Eziğe, morarma meydana geldikten sonra yapılacak fazla bir şey yoktur. Bir ezikle karşılaşıldığında başka bir harabiyet, kırık olup olmadığı araştırılır. Doku arası kanamayı önlemek için yaralanan bölge desteklenir. Şişi azaltmak için eziğe bir buz paketi veya soğuk kompres (tazyik) uygulanır. Gerekiyorsa kompres esnek bir bandajla eziğin üstüne tesbit edilir. Ezik olan bir kol boyun askısıyla desteklenebilir. Ezik bölge bacakta ise hastanın yatırılıp bacağın yastık vasıtası ile yukarı kaldırılması faydalıdır. Ezik gövdede ise baş ve omuzların aşağısına yastık konarak gövde kaldırılır.

Ağrı fazla ise, hareket kısıtlılığı varsa, morarma, darbe olmadan kendiliğinden oluşmuşsa, doktora müracaat edilmelidir. Kurşun suyu veya (Eau de Goulard) denilen süt gibi beyaz, bulanık su eziğe çok iyi gelir. Eczanelerde satılan bu su, gazlı bez üstüne dökülür ve morarmış yer üstüne konulur. Ağrı, sızı çok kısa zamanda kaybolur. Kurşun suyu yok ise, bir gazbezi üzerine Lasonil ismindeki merhem sürülerek deri üzerine konur. Sargı bezi ile üzeri bağlanır. Deri yırtılmış, kan çıkmış ise kurşun suyu sürülmez. Yara oksijenli su ile yıkanıp temizlendikten sonra merhem sürülüp sarılma işlemi yapılır.

Ezilme veya Düşme Sonrası Morarmalar nasıl geçer?

Düşme veya bir darbe sonucu oluşan morarmalar, darbe sonrası morluklara Hematom da denilir. Darbe alan bölgede, derinin altındaki kılcal damarların hasar görmesi, kopması veya zedelenmesi durumu gerçekleşir. Bu durumda bölgede kızarmalar, yanmalar, sızlamalar meydana gelecektir. Deri içerisinde kanama olma ihtimali yüksektir. Darbeden veya düşmeden bir müddet sonra deri altındaki kan çoğalıp büyüyeceği için kızarma ve şişme artacaktır. Bu şişmeyi durdurabilmek ve ağrıyı en aza indirebilmek için buz torbası kullanınız.

10 yıl 7 ay önce eklendi

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации