Андрей Смирнов
Время чтения: ~46 мин.
Просмотров: 0

Beyin Damarı Tıkanıklığı Belirtileri Tedavi Yöntemleri ve Sonrası

Beyin tümörü (brain tumor), beyindeki anormal hücrelerin kitlesi veya büyümesidir. Bu tür büyümeler halk arasında beyin tümörleri olarak adlandırılsa da, tüm beyin tümörleri kanser değildir. Kanser, malign (kötü huylu) tümörler için ayrılmış bir terimdir.

Beyin ve omurga, tüm hayati fonksiyonların kontrol edildiği merkezi sinir sistemini (MSS) oluşturur. Bu fonksiyonlar düşünce, konuşma ve beden hareketlerini içerir. Bu, bir tümör merkezi sinir sisteminde büyüdüğünde, kişinin düşünce süreçlerini, konuşmasını veya hareket etme şeklini etkileyebileceği anlamına gelir.

Tümör iyi huylu veya kötü huylu (kanserli) olarak adlandırılabilir, ancak her iki tip de ciddi olabilir ve acil tedaviye ihtiyaç duyabilir.

Bir beyin tümörünün ne kadar hızlı büyüdüğü büyük ölçüde değişebilir. Beyin tümörünün büyüme hızı ve yeri, sinir sisteminin fonksiyonunu nasıl etkileyeceğini belirler.

Bazı tümör tipleri beynin kenarı etrafında meydana gelebilir ve belirli kısımlarına baskı yapabilirken, diğerleri daha dağınık olabilir, yayılabilir ve sağlıklı beyin dokusu arasında büyüyebilir.

Beyin tümörü belirtileri genel olarak baş ağrısı, nöbetler, halsizlik, hafıza kaybı, mide bulantısı, kusma, konuşma veya anlama zorluğu ve kişilik değişikliklerini içerir.

Bazı bireyler de bilişsel, görsel, veya koordinasyon problemleri yaşayabilir. Beyin tümörü belirtileri tümör tipine ve lokasyonuna göre değişiklik gösterebilir.

İyi huylu veya kötü huylu beyin tümörleri büyüdüğünde, kafatasındaki basıncın artmasına neden olabilirler. Bu da beyin hasarına neden olabilir ve ölümcül olabilir.

Ulusal Beyin Tümörü Derneği (National Brain Tumor Society)’ye göre 120’den fazla farklı beyin tümörü tipi bulunmaktadır. Beyin ve omurilik tümörleri herkes için farklıdır, farklı bölgelerde oluşurlar, farklı hücre tiplerinden gelişirler ve farklı tedavi seçeneklerine sahip olabilirler.

Beyin tümörü tedavi seçenekleri, sahip olduğunuz beyin tümörünün türüne, boyutuna ve yerine bağlıdır.

Beyin Tümörlerinin Dereceleri

Beyin tümörleri dört dereceye (grade) ayrılır. Derece I ve II düşük dereceli, derece III ve IV ise yüksek dereceli veya anaplastik tümörler olarak adlandırılır. Zamanla, bazı beyin tümörünün davranışları değişebilir ve tümör daha yüksek dereceli bir tümör haline gelebilir veya geri gelebilir.

  • Derece I: Derece I beyin tümörü en az kötü huylu olanıdır. Derece I tümördeki hücreler normal beyin hücrelerine çok benzer. Güvenli bir şekilde yapılabilirse, doktorunuz derece I tümörü ameliyatla çıkarabilir. Veya doktorunuz, yıllık MRG taramaları ile derece I tümörün ilerlemesini takip edebilir.
  • Derece II: Bu tür tümör, mikroskop altında bakıldığında normal olmayan hücrelere sahiptir. Büyürler ve etraflarındaki dokuları istila edebilirler. Ameliyatla tamamen çıkarılsalar bile, bu tür bir tümör bazen daha yüksek bir derecede geri dönebilir. Düşük dereceli diffüz astrositom, grade II tümörünün bir örneğidir.
  • Derece III: Bu tür tümör, mikroskop altında daha anormal görünen hücrelere sahiptir. Bu tür tümör etrafındaki dokulara doğru büyür. Derece III tümör cerrahi ile çıkarıldığında, genellikle derece II tümörden daha hızlı büyür. Derece III tümör sıklıkla bir derece IV tümöre dönüşür. Derece III tümöre bir örneği anaplastik astrositomdur.
  • Derece IV: Bu tür tümör en kötü huyludur. Derece IV tümör hücreleri çok anormaldir. Hızlı bir şekilde büyür ve beynin bölgelerine yayılır. Ameliyat beyne zarar vermeden tüm bu bölgelere ulaşamaz, bu nedenle sıklıkla başka tür tedavilere ihtiyaç duyulur. Derece IV tümörün bir örneği glioblastoma multiforme‘dir.

Beyin tümörü derecelendirme sisteminin amacı, tümörün olası büyüme hızını ve beynin içine yayılma olasılığını göstermektir, sonuçları tahmin etmede ve tedavi planlamasında kullanılır. Beyin tümörleri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından derecelendirilir ve sınıflandırılır.

Beyin Tümörü Tipleri

Beyin tümörleri birincil veya ikincil olarak kategorize edilir.

Beyin tümörleri beyninizde başlayabilir (birincil beyin tümörleri) veya kanser vücudunuzun diğer bölümlerinde başlayabilir ve burdan beyninize (ikincil veya metastatik beyin tümörleri) yayılabilir.

Birçok farklı beyin tümörü çeşidi bulunmaktadır. Bazı beyin tümörleri kansersizdir (iyi huylu), bazı beyin tümörleri ise kanserlidir (kötü huylu).

Birincil Beyin Tümörleri

Birincil (primer) beyin tümörleri, beyinde başlayan tümörlerdir. Bunlar iyi huylu veya malign (kanserli, kötü huylu) olabilir ve birçok farklı tipte olabilir.

Birincil beyin tümörleri, beynin kendisinde veya beyin ve omuriliği örten doku tabakasından (meninksler), kranial sinirler, hipofiz bezi veya epifiz bezi gibi ona yakın dokularda ortaya çıkar.

Birincil beyin tümörleri, normal hücreler DNA’larında hata (mutasyonlar) aldığında başlar. Bu mutasyonlar, hücrelerin artan oranlarda büyümesine ve bölünmesine ve sağlıklı hücreler öldüğünde yaşamaya devam etmesine izin verir. Sonuç, bir tümör oluşturan anormal hücrelerin bir kütlesidir.

Yetişkinlerde, primer beyin tümörleri, kanserin başka yerlerde başladığı ve beyne yayıldığı ikincil beyin tümörlerinden çok daha az yaygındır.

Birçok farklı birincil (primer) beyin tümörü vardır. Her biri adını ilgili hücre türünden alır. Örnekler:

Araştırmacılar ayrıca bir kişinin beyin tümörü riskini artırabilecek birçok faktöre de bakmışlardır. Bunlar:

  • Cep telefonu kullanımı
  • Enerji hatlarının yakınında yaşamak
  • Bazı virüslerle enfeksiyon

Şimdiye kadar bu diğer faktörleri beyin tümörlerine bağlayan güçlü bir kanıt yoktur. Bu olası bağlantılar üzerine araştırmalar devam etmektedir.

Beyin Tümörü Teşhisi

Beyin tümörü teşhisinde kullanılan testler ve prosedürler şunlardır:

  • Nörolojik muayene: Nörolojik muayenede doktorunuz görme, işitme, denge, koordinasyon, güç ve reflekslerinizi kontrol edebilir. Bu alanlardan bir veya daha fazlasındaki sorunlar, beyninizin beyin tümörü tarafından etkilenebilecek kısmı hakkında ipuçları sağlayabilir.
  • Görüntüleme testleri: Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) genellikle beyin tümörlerinin teşhisine yardımcı olmak için yaygın olarak kullanılır. Bazı durumlarda, MRG çalışmanız sırasında beyin dokusundaki farklılıkları göstermek için kolunuzdaki bir damardan bir boya (kontrast madde) enjekte edilebilir.

Fonksiyonel MRG, perfüzyon MRG ve manyetik rezonans spektroskopisi dahil olmak üzere bir dizi özel MRG tarama bileşeni, doktorunuzun tümörü değerlendirmesine ve tedaviyi planlamasına yardımcı olabilir.

Bazen bilgisayarlı tomografi (BT) dahil olmak üzere başka görüntüleme testleri önerilmektedir. Pozitron emisyon tomografisi (PET) beyin görüntüleme için kullanılabilir, ancak genellikle diğer kanser türlerinde olduğu gibi beyin kanseri görüntüleri oluşturmak için yararlı değildir.

  • Biyopsi: Beyin tümörünü çıkarma operasyonunun bir parçası olarak biyopsi yapılabilir veya iğne kullanılarak biyopsi yapılabilir.

Stereotaktik iğne biyopsisi, ulaşılması zor bölgelerdeki veya beyninizdeki daha kapsamlı bir operasyondan zarar görebilecek çok hassas bölgelerdeki beyin tümörleri için yapılabilir. Beyin cerrahınız kafatasınıza küçük bir delik açar. Daha sonra delikten ince bir iğne sokulur. Doku, sıklıkla BT veya MRG taraması ile yönlendirilen iğne kullanılarak çıkarılır.

Biyopsi örneği daha sonra kanserli veya iyi huylu olup olmadığını belirlemek için mikroskop altında görüntülenir. Gelişmiş laboratuvar testleri doktorunuza prognozunuz ve tedavi seçenekleriniz hakkında ipuçları verebilir.

  • Ek testler: Beyin tümörünün vücudun başka bir bölgesinden yayılan kanserin bir sonucu olabileceğinden şüpheleniliyorsa, doktorunuz kanserin nereden kaynaklandığını belirlemek için ek test ve prosedürleri önerebilir. Örneğin, akciğer kanseri bulgularını aramak için bilgisayarlı tomografi (BT) veya pozitron emisyon tomografisi (PET) taraması olabilir.

Beyin Tümörü Tedavisi

Beyin tümörü tedavisi, genel sağlığınız ve tercihlerinizin yanı sıra tümörün tipine, büyüklüğüne ve konumuna bağlıdır.

Beyin tümörü tedavi seçenekleri şunları içerebilir:

Ameliyat

Beyin tümörü ameliyatla çıkarılacak bir yerde bulunuyorsa, cerrahınız mümkün olduğunca beyin tümörünün çoğunu çıkarmaya çalışacaktır. Bazı olgularda tümörler küçük olduğundan çevredeki sağlıklı beyin dokusundan ayrılması kolaydır.

Tümörün sadece bir bölümünün bile çıkarılması, belirtilerinizi ve semptomlarınızı azaltmanıza yardımcı olabilir. Diğer durumlarda, tümörler çevresindeki dokudan ayrılamazlar veya beyninizdeki hassas bölgelerin yakınında bulunurlar bu da cerrahiyi riskli hale getirebilir. Bu durumlarda doktorunuz tümörü olduğu gibi bırakabilir.

Beyin tümörü ameliyatı, enfeksiyon ve kanama gibi riskler taşır. Diğer riskler, beyninizin tümörünüzün bulunduğu kısmına bağlı olabilir. Örneğin, gözünüze bağlanan sinirlerin yakınında bir tümörde cerrahi görme kaybı riski taşıyabilir.

Radyasyon Terapisi

Radyasyon tedavisi, tümör hücrelerini öldürmek için X-ışınları veya protonlar gibi yüksek enerjili ışınlar kullanır. Radyasyon tedavisi vücudunuzun dışındaki bir makineden gelebilir (dış ışın radyasyonu) veya çok nadir durumlarda, radyasyon vücudunuzun içine beyin tümörünüze yakın olarak yerleştirilebilir (brakiterapi).

Dış ışın radyasyonu beyninizin tümörün bulunduğu bölgeye odaklanabilir veya tüm beyninize (tüm beyin radyasyonu) uygulanabilir. Tüm beyin radyasyonu çoğunlukla vücudun başka bir kısmından beyne yayılan ve beyinde birden fazla tümör oluşturan kanseri tedavi etmek için kullanılır.

Beyin tümörü olan kişilerde kullanılmak üzere proton ışınlarını kullanan daha yeni bir radyasyon tedavisi formu araştırılmaktadır. Beynin hassas bölgelerine çok yakın olan tümörler için, proton tedavisi radyasyonla ilişkili yan etki riskini azaltabilir. Ancak proton tedavisinin, X-ışınları ile standart radyasyon tedavisinden daha etkili olduğu kanıtlanmamıştır.

Radyasyon tedavisinin yan etkileri aldığınız radyasyonun tipine ve dozuna bağlıdır. Radyasyon sırasında veya hemen sonrasında görülen yaygın yan etkiler arasında yorgunluk, baş ağrıları, hafıza kaybı ve kafa derisi tahrişleri bulunur.

Radyocerrahi

Radyocerrahi, stereotaktik radyocerrahinin (SRS) yaygın adıdır. SRS radyasyon tedavisinin özel bir şeklidir ve geleneksel anlamda cerrahi olarak kabul edilmez, çünkü bu prosedürde kesi (insizyon) yoktur.

Diğer radyasyon formları gibi, stereotaktik radyocerrahi de hedeflenen hücrelerin DNA’sına zarar vererek çalışır. Bu prosedürde, birden fazla radyasyon ışını direkt olarak tümöre odaklanır.

Her bir ışın nispeten düşük enerjilidir, ancak tüm ışınların beyin tümöründe buluştuğu nokta, tümör hücrelerini öldürmek için çok büyük miktarda radyasyon alır. Radyocerrahide, Gamma Knife veya lineer hızlandırıcı gibi farklı teknoloji türleri kullanılmaktadır.

Kemoterapi

Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek için anti-kanser (sitotoksik) ilaçların kullanılmasıdır. Kemoterapi ilaçları hap halinde oral yoldan alınabilir veya damar içine enjekte edilebilir (intravenöz olarak). Beyin tümörlerini tedavi etmek için birçok kemoterapi ilacı mevcuttur.

Kemoterapi yan etkileri aldığınız ilaçların tipine ve dozuna bağlıdır. Kemoterapi bulantı, kusma ve saç dökülmesine neden olabilir.

Beyin tümör hücrelerinin testleri kemoterapinin sizin için yararlı olup olmayacağını belirleyebilir. Sahip olduğunuz beyin tümörünün tipi de kemoterapiyi tavsiye edip etmemeyi belirlemede yardımcı olur.

Hedefli İlaç Tedavisi

Hedefli ilaç tedavileri kanser hücrelerinde bulunan spesifik anormalliklere odaklanır. Bu anormallikleri bloke ederek, hedefli ilaç tedavileri kanser hücrelerinin ölmesine neden olabilir.

Belirli beyin tümörü tipleri için hedefe yönelik terapi ilaçları mevcuttur ve klinik çalışmalarda çok daha fazlası araştırılmaktadır. Hedefli tedavinin birçok farklı formu geliştirilmektedir.

Rehabilitasyon

Beyin tümörleri motor becerilerini, konuşmayı, görmeyi ve düşünmeyi kontrol eden beyin kısımlarında gelişebileceğinden, rehabilitasyon iyileşmenin gerekli bir parçası olabilir.

İhtiyaçlarınıza bağlı olarak, fizik tedavi, mesleki terapi, konuşma terapisi ve okul çağındaki çocuklara hafızalarındaki değişikliklerle başa çıkmalarında ve beyin tümörü sonrası düşünme konusunda yardımcı olmak için özel ders verilebilir.

Alternatif Tıp

Tamamlayıcı ve alternatif beyin tümörü tedavileri hakkında çok az araştırma yapılmıştır. Beyin tümörlerini iyileştirmek için alternatif tedavilerin etkinliği kanıtlanmamıştır. Ancak, tamamlayıcı tedaviler, beyin tümörü tanısının stresiyle başa çıkmanıza yardımcı olabilir.

Beyin tümörü belirtileri ile başa çıkmanıza yardımcı olabilecek bazı tamamlayıcı tedaviler şunları içerir:

  • Akupunktur
  • Sanat rerapisi
  • Egzersiz
  • Meditasyon
  • Müzik terapisi
  • Gevşeme egzersizleri

Kaynaklar ve Referanslar: 1: What is a brain tumor? 2: Grades of brain tumors 3: Primary and secondary brain tumours 4: About brain tumors 5: Brain tumor guide 6: Brain tumor risk factors

Osteoartrit nedir?

Artrit, eklemlerde ağrı ve iltihaplanmaya neden olan bir durumdur. Osteoartrit (OA) en sık görülen tiptir. Uzun süreli (kronik), dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Dejeneratif, zamanla kötüleştiği anlamına gelir. Çoğunlukla orta yaşlı ve yaşlı yetişkinleri etkiler. OA eklem kıkırdağının parçalanmasına neden olur. Herhangi bir eklemde oluşabilir. Ancak en sık elleri, dizleri, kalçaları veya omurgayı etkiler.

Osteoartrite ne sebep olur?

OA birincil veya ikincil olarak adlandırılabilir. Primer OA’nın bilinen bir nedeni yoktur. İkincil OA, başka bir hastalık, enfeksiyon, yaralanma veya deformiteden kaynaklanır. OA eklemdeki kıkırdağın parçalanmasıyla başlar. Kıkırdak aşındıkça, kemik uçları kalınlaşabilir ve kemik büyümeleri oluşturabilir. Bu büyümelere kemik mahmuzları denir. Kemik mahmuzları eklem hareketini sınırlayabilir. Eklem boşluğunda kemik ve kıkırdak parçaları yüzebilir. Kemikte sıvı dolu kistler oluşabilir. Bunlar ayrıca eklem hareketini sınırlayabilir.

Kimler osteoartrit için risk altındadır? OA’nın risk faktörleri şunları içerir:

  • Kalıtım. Bazı genetik problemler OA’ya neden olabilir. Bunlar, hafif eklem kusurlarını veya çok gevşek eklemleri içerir.
  • İlave yük. Fazla kilolu olmak zamanla diz gibi eklemlere baskı uygulayabilir. Yaralanma veya aşırı kullanım. Diz gibi bir eklemin ciddi şekilde yaralanması OA’ya yol açabilir. Yaralanma, zamanla aşırı veya yanlış kullanımdan da kaynaklanabilir.

Kireçlenme belirtileri nelerdir?

OA’nın en yaygın semptomu, bir eklemin aşırı kullanımı veya hareketsizliğinden sonra ağrıdır. Semptomlar genellikle yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Semptomlar her insanda biraz farklı şekilde ortaya çıkabilir. Bunlar şunları içerebilir:

  • Eklem ağrısı
  • Eklem sertliği, özellikle uyku veya hareketsizlikten sonra
  • Zamanla eklemde daha az hareket
  • Kıkırdak aşındıkça (daha sonraki aşamalarda) hareket ettirildiğinde eklemde bir taşlama hissi

Kireçlenme semptomları diğer sağlık durumları gibi olabilir. Teşhis için sağlık uzmanınıza başvurduğunuzdan emin olun.

Osteoartrit nasıl teşhis edilir? Süreç sağlık öyküsü ve fizik muayene ile başlar. Ayrıca röntgeniniz de olabilir. Bu test, kemik ve diğer vücut dokularının görüntülerini oluşturmak için az miktarda radyasyon kullanır.

image

Kireçlenme nasıl tedavi edilir?

Tedavi semptomlarınıza, yaşınıza ve genel sağlığınıza bağlı olacaktır. Ayrıca, durumun ne kadar şiddetli olduğuna da bağlı olacaktır. Tedavinin amacı eklem ağrısı ve sertliğini azaltmak ve eklem hareketini iyileştirmektir. Tedavi şunları içerebilir:

  • Egzersiz yapmak. Düzenli egzersiz, ağrıyı ve diğer semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir. Bu germe ve kuvvet egzersizlerini içerebilir.
  • Isı tedavisi. Eklemi ısıyla tedavi etmek ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Fiziksel ve mesleki terapi. Bu tür terapiler eklem ağrısını hafifletmeye, eklem esnekliğini artırmaya ve eklem gerginliğini azaltmaya yardımcı olabilir. Atel ve diğer yardımcı cihazları kullanabilirsiniz.
  • Kilo kontrolü. Sağlıklı bir kiloyu korumak veya gerekirse kilo vermek semptomları önlemeye veya hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • İlaçlar. Bunlara ağrı kesiciler ve antiinflamatuar ilaçlar dahildir. Bunları ağızdan hap olarak alabilirsin. Ya da bir kremle cildinize sürebilirsiniz.
  • Eklemlere yağlayıcı enjeksiyonları. Bu sıvılar normal eklem sıvısını taklit eder.
  • Eklem ameliyatı. Ciddi hasarı olan bir eklemi onarmak veya değiştirmek için ameliyat gerekebilir.

Tüm tedavilerin riskleri, faydaları ve olası yan etkileri hakkında doktorunuzla konuşun.

Osteoartritin olası komplikasyonları nelerdir? OA, eklemlerin zamanla kötüleşmesine neden olduğundan, sakatlığa neden olabilir. Ağrı ve hareket problemlerine neden olabilir. Bunlar, normal günlük aktiviteleri ve görevleri daha az yapmanızı sağlayabilir.

Osteoartrit ile yaşamak OA için bir tedavi olmamasına rağmen, eklemlerin çalışmaya devam etmesine yardımcı olmak önemlidir. Ağrı ve iltihabı hafifletebilirsiniz. Sağlık uzmanınızla birlikte bir tedavi planı üzerinde çalışın. Plan ilaç ve terapi içerebilir. Yaşam kalitenizi artırabilecek yaşam tarzı değişiklikleri üzerinde çalışın. Bunlar şunları içerebilir:

  • Kilo kaybetmek. Ekstra ağırlık, kalçalar ve dizler gibi ağırlık taşıyan eklemlere daha fazla baskı uygular.
  • Egzersiz yapmak. Bazı egzersizler eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bunlara yüzme, yürüme, düşük etkili aerobik egzersiz ve hareket açıklığı egzersizleri dahildir. Germe egzersizleri de eklemlerin esnek kalmasına yardımcı olabilir.
  • Aktivite ve dinlenmeyi dengelemek. Eklemlerinizdeki stresi azaltmak için aktivite ve dinlenme arasında geçiş yapın. Bu, eklemlerinizi korumaya ve semptomlarınızı hafifletmeye yardımcı olabilir.
  • Yardımcı cihazları kullanma. Bastonlar, koltuk değnekleri ve yürüteçler, belirli eklemlerdeki stresi önlemeye ve dengeyi iyileştirmeye yardımcı olabilir.
  • Uyarlanabilir ekipman kullanma. Ulaşıcılar ve yakalayıcılar, erişiminizi genişletmenize ve gerilmeyi azaltmanıza izin verir. Giyinme yardımcıları daha kolay giyinmenize yardımcı olabilir.
  • İlaç kullanımını yönetmek. Bazı iltihap önleyici ilaçların uzun süreli kullanımı mide kanamasına neden olabilir. Bu riski azaltmak için bir plan oluşturmak için sağlık uzmanınızla birlikte çalışın.

Kireçlenme hakkında önemli noktalar

  • Osteoartrit, kronik bir eklem hastalığıdır. Çoğunlukla orta yaşlı ve yaşlı yetişkinleri etkiler.
  • Eklem kıkırdağının parçalanmasıyla başlar.
  • Risk faktörleri arasında kalıtım, obezite, yaralanma ve aşırı kullanım yer alır.
  • Yaygın semptomlar ağrı, sertlik ve eklemlerin sınırlı hareketini içerir.
  • Tedavi ilaçlar, egzersiz, ısı ve eklem enjeksiyonlarını içerebilir. Ciddi şekilde hasar görmüş bir eklemi onarmak veya değiştirmek için ameliyat gerekebilir.

imageFelç (filme), beyin kan damarlarının tıkanması veya damarın kanamasında beyin hasarı gelişmesi sonucu ortaya çıkar. Beyin kan damarlarının tıkanıklığı sonucu oluşan felçler daha sıktır. Damar sertliği ya da pıhtı atması sonucu kan damarı tıkanınca, beynin o bölgesi beslenme bozukluğuna bağlı olarak ölmeye başlar. Beyin kanamalarında da kanayan bölgede hasarlanma ve beslenme bozukluğu ortaya çıkar. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp kapakçık hastalıkları, kalpte ritim bozukluğu (atriyal fibrilasyon), kolesterol (kan yağları) yüksekliği, sigara, diyaliz tedavisi, doğuştan gelen beyin kan damarlarındaki baloncuklar, damar yumakları, pıhtılaşma bozuklukları, şişmanlık, doğum kontrol ilaçları gibi hormon tedavisi, felç için risk faktörüdür. Sadece yaşlılıkta değil, her yaşta görülebilir. Tıkalı beyin damarı kısa sürede kendiliğinden açılabilir. Buna geçici iskemik atak denir. Beyin hasarı gerçekleşmez. Sağ beyin vücudun solunu, sol beyin ise vücudun sağını kontrol eder. Sağ beyindeki bir hasar vücudun solunda, sol beyindeki hasar ise vücudun sağında inmeye neden olur. Daha önceden felç geçiren bir kişinin sonraki hayatında felç geçirme riski on kat fazladır.

BULGU, BELİRTİ VE YAKINMALAR Kol veya bacakta duyu kaybı, zayıflık olur. Genellikle aynı taraf yüzde de şikayetler bulunur. Belirtiler ani olarak başlar. Baş dönmesi, bulantı, çift görme, ağzın bir tarafa çekilmesi, sarhoşvari konuşma, şiddetli baş ağrısı, yutma güçlüğü, sersemlik, dengesizlik vardır. Düşme ve kafa çarpması olmadan bilinç kaybı gelişebilir. Düşme ve kafayı çarpma ile birlikte beyin kanaması olursa aynı şikayetler olur. Bu tür şikayetleri olanların en kısa zamanda acile başvurmaları hayati önem taşır. Belirtiler birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Felç olayı sonrası beynin ilgili bölgesinde sinir hücreleri ölür. Ölü sinir dokusunun görevini beynin diğer bölgeleri üstlenebilirse iyileşme olabilir. Kaslar beyinden gelen sinir uyarısı ile hareket ederler. Beyindeki kası hareket ettiren bölgeden uyarı gelmezse kas çalışmaz ve hareket yeteneği kaybedilir. Felç sonrası bunamada görülebilir. Hasta ömür boyu felçli kalabilir. Beyin tomografisi ile damarın tıkanan bölgesi veya kanama odağı tespit edilir. Beyin anjiyografisi ile beyin damar ağı görüntülenebilir.

TIBBİ TEDAVİ Acil müdahale gerektirir. Damar tıkanıklığını açan plazminojen aktivatörü (rtPA) ilk 6 saate kadar kullanılması durumunda beyin çok fazla hasar görmeden tıkanıklık düzelir. Kanama varlığında bu ilaç kullanılmaz. En önemli yan etkisi kanamadır. İnme sonrası uzun dönem tedavisinde kan sulandırıcılar (warfarin, aspirin, klopidogrel, dipiridomol gibi) kullanılır. Aspirin en ucuz, en etkili ve en çok tercih edilen ilaçlardandır. Beyin kanaması mevcut ise acil cerrahi tedavi gerekebilir. Yüksek tansiyon, kolesterol ve şeker kontrol altında tutulur. Şişmansa kilo verdirilir. Sigara bıraktırılır ve düzenli egzersiz önerilir. Felçli hastaya en kısa zamanda fizik tedaviye başlanması, hareket yeteneğini ve kas gücünü yeniden kazanması açısından önemlidir. İyileşme, etkilenen bölgenin büyüklüğü, acil müdahalenin zamanında yapılması, ek hastalık varlığı, hastanın yaşı gibi faktörlere bağlı olup 2 yıla kadar uzayabilir. Fizik tedavi ile birlikte psikolojik destek sağlanmalıdır. DİYET DEĞİŞİKLİKLERİ Trans yağ (margarin ve hazır gıda endüstrisi ürünlerinde bulunur) ve kolesterolden fakir bir diyet yapmak gerekir. Kepekli tahıllar, meyve, sebzeden zengin beslenme ile kolesterol düzeylerinde düşme, kan basıncında azalma ve şişmanlığın engellenmesi gibi inme riskini artıran faktörlerin engellenmesine yardımcı olunur. Daha önceleri doymuş yağların (tereyağı, et, süt, yumurtada bulunur) damar hastalıkları riskini artırdığı düşünülse de günümüzde belirgin risk artışına neden olmadığı saptanmıştır, fakat yoğun tüketilmeleri de önerilmemektedir. Tokluk hissinin yeterli olmasında lifli gıdaların artırılması yarar sağlar; ayrıca lifli gıdalar kolesterol düzeyini azaltmaya yardımcıdır. Dengeli bir beslenme planı için doktora veya diyetisyene danışılmalıdır. Taze veya dondurulmuş meyve ve sebzeler buzdolabında bulundurulmalıdır. Kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil renklerin bulunduğu zengin besin çeşidi alınmalıdır. Tam tahıllı ekmek, tahıl, pirinç ve makarna da tüketilmelidir. Et olarak kümes hayvanları, balık ve yağsız kırmızı et seçilmelidir. Haftada sık olarak fındık, fıstık, ceviz, çekirdek ve baklagiller (fasulye ve bezelte) tüketilmelidir. Hazır süt olarak yağsız veya az yağlı süt ürünleri tüketilmelidir. Özellikle yağlı sütlerin kalorisinin daha yüksek olması düzenli egzersiz yapılmayan insanlarda yıllar içinde kilo alımına neden olur. Eğer düzenli hareket ediliyor ve kilo sağlıklı olarak muhafaza ediliyorsa organik yağlı, süt tüketilmesi yararlıdır.

YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ Sigara ve tütün içilmesi felç ve kalp krizinin riskini artırır. Eğer sigara içiliyorsa, bırakılması için hangi yöntemlerin olduğu konusunda doktordan yardım alınmalıdır. Ayrıca sigara dumanına maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Felç geçiren bir kişinin sigarayı bırakması ikinci bir felç riskini azaltmada yapılacak en önemli adımdır. Sigara bırakmanın faydaları çabuk gelişir. Bırakıldıktan beş yıl gibi kısa bir süre sonra felç riski sigara içmeyen bir kişi ile aynı olur. Sigarayı bırakmaya çalışıp da bırakamayanların cesareti kırılmamalıdır. Araştırmalar, sigarayı birakan kişilerin geçmişlerinde en az altı defa başarısız girişimleri olduğunu göstermektedir. Pasif içicilik de felç riskini artırdığı için sigara içen birisiyle yaşanılıyorsa sigaranın dış ortamda içilmesi sağlanmalıdır. Fiziksel aktivite kalp-damar sağlığını korumaya yardımcı olup felç riskini azaltır. Doktorun tavsiyelerine göre uygun ve güvenli egzersizler yapılmalıdır. Uygun bir egzersiz programı aşırı kilo almayı engeller. Çoğu insan için, her gün yarımşar saatlik hafif tempolu yürüyüş ya da günde en az 30 dakika süreyle başka bir aerobik aktivite yeterlidir. Felç veya geçici iskemik atak geçirildiyse, genel durum düzelene kadar haftada 1-3 gün en az 30 dakikalık basit egzersizler yapılmalıdır. Eğer 30 dakikalık egzersizde zorlanılıyorsa, günde 2-3 defa onar dakikalık egzersizler yapılabilir. Uygun egzersiz için doktorun tavsiyesine göre hareket edilmelidir. Fazla kilolu veya şişman olmak felç riskini artırır. Kilo vermek ise riski azaltır. Sağlıklı bir kilo için daha az kalori tüketilmelidir, yani boğaz kontrol altına alınmalıdır. Şişmanlamamak için, harcanan kaloriye eşit miktarda enerji verecek şekilde yenmelidir. Bir kişi su içsem yarıyor diyorsa günlük abur cubur miktarını takip edemiyor demektir. Yüksek tansiyon, felç risk riskini en çok artıran faktörlerinden biridir. Kan basıncının düşürülmesi felç riskini %40 oranında azaltabilir. Kan basıncını düşürmek için en iyi tedavi seçenekleri hakkında doktor ile görüşüp önerilere uyulmalıdır. Aşırı kilonun verilmesi için egzersiz, sağlıklı beslenme ve alkol tüketiminin bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak gerekebilir. Ayrıca kan basıncını düşürmek için ilaç almak gerekebilir. Yüksek total ve LDL (kötü) kolesterol felç riskini artırabilir. Felç geçiren bir kişide kolesterol yüksekliği de varsa, daha sağlıklı bir beslenme, fiziksel aktivitenin artırılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak önerilebilir. Gerektiğinde kolesterol düşürülmesi için ilaçlar reçete edilebilir. Eğer şeker hastalığı varsa, damar hastalığı ve felç riski artmıştır. Kan şekeri düzeylerinin daha iyi kontrol edilmesi damar hastalığının ilerlemesini yavaşlatır. Kan şekerinin kontrolüne yardımcı olacak bir diyet ve egzersiz planı geliştirmek için doktor ve diyetisyenden oluşan bir ekipten yardım alınmalıdır.

ÖNERİLEN BESİN TAKVİYELERİ • Potasyum: Gıdalarla yetersiz potasyum alanlarda felç riski artar. Bir araştırmada, potasyum takviyesinin felç riskini azaltabileceği bildirilmiştir. Potasyum takviyesi, yükselen kan basıncını düşürebilir. Yüksek oranda potasyum içeren meyve ve sebzelerin tüketilmesi önerilir. • Folik asit, Bp6 ve B12 vitamini: Araştırma sonuçlarına göre, yüksek homosistein seviyeleri ile felç oluşumu arasında bir ilişki tespit edilmiştir. Yüksek homosistein seviyelerini düşürmek için folik asit ve B12 ile B6 vitamini takviyesi önerilir. • C ve E vitamini: Damar kireçlenmesi (ateroskleroz) nedeniyle boyun damarlarında oluşan daralmalar da felç için bir risk faktörüdür. C vitamini, E vitamini ve antioksidanlar açısından zengin gıdalarla beslenme önerilir. Boyun damarlarında kireçlenme olan hastalara günde 160-240 mg tokotrienol içeren palmiye yağı takviyesi verilmiştir. Verilen takviye günde 100-150 IU E vitaminine karşılık gelmektedir. 18 ay sonunda plasebo gruba nazaran takviye verilen grupta kireçlenmede ilerleme azalmıştır. E vitamini, aspirin ile birlikte felç riskini azaltmada tek başına aspirin takviyesinden daha etkilidir. Antioksidanların felç üzerine etkileri ile ilgili geniş çaplı minik araştırmalar yürütülmelidir. • Magnezyum: Diyetle alınan magnezyum miktarlarındaki eksiklikler de felç riskini artırabilir. Yüksek oranlarda magnezyum içeren suyu tüketen kişilerde felç riskinin azalabileceği bildirilmiştir. Felç oluşumundan hemen sonra toplardamardan magnezyum verilmesi felce bağlı gelişen ölüm oranında azaltabilir.

ÖNERİLEN BİTKİSEL İÇERİKLİ TAKVİYELER

• Vinposetin: Vinca minor (küçük Cezayir menekşesi) bitkisinden elde edilen vinkamin alkaloidinin yarı sentetik türevidir. Felç geçirmiş hastalara vinposetin enjeksiyonu, beyinde bazı biyokimyasal parametrelerde düzelmeye neden olmuştur. Bir araştırmada, felç geçirdikten sonra 72 saat içinde intra venöz vinposetin verilmesi beyin fonksiyonlarında kaybı azaltmıştır. • Sarımsak: Kan yağları ve şekeri azaltmada etkili bulunmuştur. Kalp-damar hastalık riskini de azaltmak amacıyla ve dolaşım bozukluklarında sarımsak tüketilmesi önerilir. • Keten tohumu: Esansiyel yağ asitlerinin etkisinden vücudun tam olarak yararlanabilmesi için A, B3, B6, C ve E vitaminleri, beta karoten, magnezyum, selenyum ve çinko içeren gıdaları tüketmek de önemlidir. Keten tohumu, içerdiği yağ asitleri nedeniyle kalp hastalığı ve felç riskini azaltabilir. Salatalara 1-2 tatlı kaşığı keten tohumu ilave edilmesi önerilir. 10 gram (iki çorba kaşığı) çekilmiş keten tohumu en az 150 ml su ile birlikte günde 3 kez alınabilir. Keten tohumu ezildiği zaman yağ asitlerinin hemen oksidasyonu başlar. Tüketmeden hemen önce ezilmesi önerilir. Keten tohumu yağından yararlanılacaksa, buzdolabında saklanması ve günde 1-4 tatlı kaşığı tüketilmesi önerilir. • Chinese motherwort (Leonurus cardiaca): Ülkemizde aslankulağı olarak da isimlendirilir. Toprak üstü kısımları kullanılır. Trombosit pıhtılaşmasını azaltır. Felç, kalp yakınmaları ve menopoz yakınmalarında kullanılır. Bir-iki tatlı kaşığı bitkisel drog kaynamış bir bardak suda 10 dakika demlenerek süzülür ve tüketilir. Kan sulandırıcı tedavi alanların kullanmaması gereklidir. • Panax ginseng: Geleneksel Asya tıp uygulayıcıları kan dolaşımını artırmak, sinir hücrelerinin hasardan korunması, kan damarlarını genişletmek, hafızayı destekleme, endişe ve depresyonu hafifletmek için kullanılır. Felçte yararlı olabileceği ileri sürülmüş ve araştırılmaya değer bulunmuştur. Özellikle Rg1 ginsenozid alt grubunun felçte etkili olabileceği laboratuvar çalışmalarında gösterilmiştir. %2-3 ginsenozid ile standardize ginseng günde 200-400 mg kullanımı tavsiye edilmektedir.

Yazar: Enes Eker

Beyin Ödemi (Serebral Ödem) nedir, neden olur? Beyin ödemi belirtileri nelerdir, ne kadar tehlikelidir? Beyin Ödemi (Serebral Ödem) tedavisi

Kaynak: pexels.com

Serebral ödem aynı zamanda beyin şişmesi olarak da bilinir. Beyindeki sıvının gelişmesine neden olan hayatı tehdit eden bir durumdur.

Advertisement

Bu sıvı kafatasının içindeki basıncı arttırır – daha çok kafa içi basınç olarak adlandırılır. Artan kafa içi basınç, beyin kan akışını azaltabilir ve beyninizin aldığı oksijeni azaltabilir. Beynin düzgün çalışması için kesintisiz oksijen akışına ihtiyacı vardır.

Şişme, vücudun yaralanmaya verdiği yanıttır. Bazen ilaç ve dinlenme ile tedavi edilebilir.

Beyin şişmesinin tedavisi çok zor olabilir. Ayrıca geri dönüşü olmayan hasara neden olabilir. Şişlik beyin boyunca veya belirli bölgelerde ortaya çıkabilir. Tedavi edilmezse, serebral ödem ölümcül olabilir.

Semptomlar neler?

Serebral ödem, doktorların uygun testler ve kapsamlı bir değerlendirme olmadan teşhis edilmesi zor olabilir.

Advertisement

Şişmeyi gösterebilecek bir yaralanma veya enfeksiyondan sonra aranacak bazı semptomlar vardır. Serebral ödemin bazı belirtileri şunlardır:

  • baş ağrısı
  • baş dönmesi
  • mide bulantısı
  • Koordinasyon eksikliği
  • uyuşma

Daha ciddi serebral ödem vakalarında aşağıdakiler de dahil olmak üzere semptomlarla karşılaşabilirsiniz:

  • ruh hali değişiklikleri
  • hafıza kaybı
  • konuşma zorluğu
  • idrar tutamama
  • bilinç değişikliği
  • nöbetler
  • zayıflık

Serebral ödem neden olur?

Beyin şişmesine neden olabilecek çeşitli faktörler vardır. İçerirler:

Travmatik beyin hasarı (TBI). Bir TBI beyne zarar verir. Fiziksel temas ve düşmeler beynin şişmesine neden olabilir. Daha ciddi vakalarda, bir TBI kafatasını çatlatabilir ve kafatasının parçaları beyindeki kan damarlarını parçalayabilir ve şişmeye neden olabilir.

İnme. Bazı inme vakaları beyin şişmesine, özellikle iskemik inmeye neden olabilir. Beynin yakınında kan pıhtısı olduğunda, beynin kan ve oksijen almasını önleyen bir iskemik inme meydana gelir. Bu, beyin hücrelerinin ölmesine ve beynin yaralanmaya yanıt olarak şişmesine neden olabilir.

Enfeksiyon. Bazı bakteriler, özellikle tedavi edilmezse, beyin iltihabı ve şişmesine yol açan hastalıklara ve bozukluklara neden olabilir.

Advertisement

Tümörler. Beyin tümörleri, beynin bölgelerine baskı ekleyerek çevredeki beynin şişmesine neden olabilir.

Kaynak: pixabay.com

Beyin şişmesinin diğer nedenleri şunlardır:

  • yüksek irtifa
  • sağlıksız ilaç kullanımı
  • viral enfeksiyonlar
  • karbonmonoksit zehirlenmesi
  • zehirli hayvanların, sürüngenlerin ve bazı deniz hayvanlarının ısırıkları

Nasıl teşhis edilir?

Serebral ödem, doktorların uygun testler yapmadan teşhis etmesi zor bir durumdur. Tanınız semptomlarınıza ve altta yatan nedene bağlı olacaktır.

Doktorların beyin şişmesini teşhis etmek için kullandıkları bazı yaygın prosedürler şunlardır:

  • ağrı, rahatsızlık veya anormallikleri tespit etmek için fizik muayene
  • Şişliğin yerini belirlemek için BT taraması
  • şişliğin yerini belirlemek için kafa MRG
  • beyin şişmesinin nedenini belirlemek için kan testleri

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Beyin şişmesi hayatı tehdit eden bir durum olabilir. Derhal tedavi edilmelidir. Tedavi seçenekleri, şişmeyi azaltırken beyne kan akışını ve oksijeni geri kazandırmak içindir.

Daha fazla hasarı önlemek için altta yatan nedeni tedavi etmek de önemlidir.

Altı yaygın tedavi seçeneği vardır.

1. İlaç

Durumunuzun ciddiyetine ve altta yatan nedene bağlı olarak, doktorlar şişmeyi azaltmak ve kan pıhtılarını önlemek için size ilaç reçete edebilir.

2. Osmoterapi

Beyniniz şiştiğinde fazla sıvı birikir. Osmoterapi, suyu beyinden çıkarmak için kullanılan bir tekniktir. Bu, mannitol veya yüksek tuzlu salin gibi ozmotik ajanlar kullanılarak yapılır. Ozmotik tedavi ayrıca kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olur. Bu kafatasındaki şişliği ve kafa içi basıncı azaltmaya yardımcı olacaktır.

3. Hiperventilasyon

Bazı doktorlar kafa içi basıncı düşürmenize yardımcı olmak için kontrollü bir hiperventilasyon yapabilirler. Hiperventilasyon, nefes aldığınızdan daha fazla nefes vermenize ve kan dolaşımınızdaki karbondioksit miktarını azaltmanıza neden olur. Beyninizdeki uygun kan akışı karbondioksite bağlıdır. Bu işlemi kontrol etmek beyninizdeki kan akışını ve kafa içi basıncı azaltır.

4. Hipotermi

Başka bir tedavi yöntemi, hipotermiyi indüklemeyi içerir. Vücut sıcaklığını düşürmek beyindeki metabolizmayı azaltır ve ayrıca şişliği de azaltabilir.

Advertisement

Bu yöntemle ilgili bazı başarı öyküleri olmasına rağmen, kontrollü hipotermi hala araştırılmaktadır.

5. Ventrikülostomi

Bu, beyinden sıvının boşaltılmasını içeren daha invaziv bir prosedürdür. Bir doktor kafatasında küçük bir kesi yapacak ve drenaj olarak bir tüp yerleştirecektir. Bu yöntem kafa içi basıncını azaltacaktır.

6. Cerrahi

Daha ciddi serebral ödem vakalarında, kafa içi basıncı hafifletmek için ameliyat gerekebilir. Bu ameliyat, kafatasının bir kısmının çıkarılması veya bir tümör durumunda olduğu gibi şişmenin kaynağının çıkarılması anlamına gelebilir.

Uzun vadeli görünüm nedir?

Beyin şişmesi, belleğinizde uzun süreli hasara neden olabilecek ve düşünme yeteneğine etki edebilecek ciddi bir durumdur. Çok geç tedavi edilirse ölümcül olabilir. Düşme, kaza veya enfeksiyonla savaşırken yan etkiler yaşamaya başlarsanız, derhal bir doktora gidin.

Sağlık » Hastalıklar » Beyin Hastalıkları » Beyin Tümörleri image

Beyin Tümörleri Hakkında Bilgi

Beyin tümörleri erkeklerde ve kadınlarda eşit oranlarda görülebilen, kafatası içinde büyüyerek beyne baskı yapan tümörlerdir. Var olan beyin tümörü büyümeye devam edip, genişlemeye başlayan bir hal alır ve beyne baskı yapmaya başlar. Beyin tümörleri ameliyat ile alınabilir aynı zamanda iyi huylu ve henüz başlangıç aşamasında ise ışın tedavisi yapılabilir. Beyin tümörleri kişide baş ağrısı, epilepsiyi (sara nöbeti hastalığı) andıran bayılma şikayetleri, yaşanan kısmi felçler, şiddetli derecede mide bulantısı ile ortaya çıkan kusma, kişilik bozuklukları, yazı yazma sorunları, konuşma sorunları, zaman zaman unutkanlık, konuşurken ne söyleyeceğini unutma, dikkatsizlik, halsizlik, denge kaybı, kas seğirmesi, kol ve bacaklarda dikkat çekici karıncalanma gibi şikayetlere sebep olur.

Beyin tümörleri birincil beyin tümörleri veya ikincil beyin tümörleri olarak kategorilendirilir ve bedenin herhangi bir yerinde başlayarak beyne ulaşırlar. İyi huylu beyin tümörleri yavaş yavaş ürerler ve beyin dokusundan rahatlıkla ayrılabilirler. Ameliyat esnasında tümörün tamamı veya tamamına yakını alınabilir. Bu sebeple beyin ameliyatı sonrasında başarılı sonuçlar alınır. Şayet tümörün tamamı alınamazsa kalan tümör için ameliyat sonrası bölgesel ışın tedavisi yapılabilir. Şayet tümör ister iyi huylu olsun ister kötü huylu olsun, çok hassas bir noktada bulunuyorsa ve bu yüzden ameliyat riskli ise ışın tedavisi ve ilaç tedavisi yöntemi ile hastaya müdahale edilir. İyi huylu beyin tümörleri, kanser hücreleri içermezler ve ameliyat sonrası tekrar büyüme riski yok denecek kadar azdır. İyi huylu tümörler etrafındaki dokulara bulaşmaz ancak bazı hassas yerlere baskı yapabilir bu yüzden bazı ciddi sağlık sorunlara sebep olabilmektedir. Kötü huylu beyin tümörleri daha tehlikeli tümörlerdir, zira kanser hücreleri içerir ve hayati tehlike söz konusu olmaktadır. Çevre dokulara dağılma, yayılma riski vardır.

Beyin tümörleri her ne kadar kadın ve erkeklerde eşit derecede görülse de erkeklerde kadınlara nazaran bir derece daha fazla görülebilir. Beyaz ırklı insanlarda diğer ırk insanlarına göre daha sık görülebilir. Beyin tümörlerinin görülme yaşı aralığına bakıldığında genelde 9 yaş altı çocuklar ile 70 yaş üzeri kişilerde yoğunlaştığı görülür. Genetik etkenlere bağlı olarak da gelişen beyin tümörleri, ailesinde beyin tümörü olan kişiler için risk anlamına gelebilir. İşi gereği radyasyon ve kimyasal maddelere maruz kalan kişilerde, nükleer sanayi işçilerinde beyin tümörü riski daha yüksektir.

Beyin tümörü teşhisi için fiziksel muayene, nörolojik muayene, CT tarama, MRI çekimi yapılırken, kafatası röntgeni, anjiyogram, omur ilik sıvısı aspirasyonu, mylegram, biyopsi yöntemleri kullanılabilir.

Beyin tümörleri, kaç farklı sınıfa ayrılır: Birincil beyin tümörleri ve ikincil beyin tümörleri.

Beyin tümörünün gelişim süreci

Beyin tümörleri bedenin herhangi bir organından başlayarak beyne ulaşanlar ve ilk oluşum yeri beyin olan tümörler olarak iki şekilde meydana gelir. Zaman içersinde var olan, belli bir süre sonra yok olabilen ve tekrar üreyebilen beyin tümörleri bu sebepten kolay tespit edilmeyebilir. Beyin tümörü varlığından şüphe edildiğinde beyin tomografisi ve MRG çekimleri yapılır. 

Kafatasının içinde oluşan beyin tümörleri, büyüdükçe beyne baskı yapmaya başlar. Kafatasının içindeki tümör beynin hangi alanında büyümeye başlamışsa o alana göre farklı belirtiler göstermeye başlar. Beyin tümörleri var olmaya başladığı andan itibaren, büyüme hızı belli olmayan düzensiz büyüme grafikleri çizerek beyne belli aralıklarla beyne baskı yapmaya başlar ve her baskı sonucunda kişi normal fonksiyonlarını yerine getirememeye başlar.

image

Beyin tümörlerinin görülme yaşı nedir? 

Beyin tümörlerinin en sık görüldüğü yaş aralığı 9 yaş altı ve 55 yaş üstüdür.

Beyin tümörleri kaç çeşittir? 

İki çeşit beyin tümörü vardır:

1-   İyi huylu tümörler:

 İyi huylu beyin tümörlerinin büyüme hızı düşük olsa bile büyüme esnasındaki beyne yaptığı basınç sonucu kişiden kişiye değişebilen farklı işlev bozuklukları ortaya çıkar.İyi huylu tümörlerin tespitinde yapılacak olan tedavi yani beyin ameliyatında iyi huylu tümörler, hiç zorluk çekmeden alınır ve tümüyle temizlenir. Bu nedenle iyi huylu beyin tümörlerinin ameliyatları genelde yüz güldürücü sonuçlar verir. Ancak iyi huylu tümör dahi olsa, tümörün olduğu yer beyne yakınlığı açısından hayati önem taşıyabilecek bir mesafede ise beyin ameliyatı sonucu biraz daha riskli bir ameliyat haline dönüşebilir.

2-   Kötü huylu tümörler:  

Kötü huylu beyin tümörlerinin büyüme hızı oldukça yüksektir. Hızla büyüyen kötü huylu beyin tümörleri kütle görümünden çok çamur görünümde olduğu için temizlenmesi de oldukça zor olur. Kötü huylu beyin tümörleri ameliyatla temizlenmesi durumunda ilerleyen zamanlarda tekrar nüksedebilir.

Beyin Tümörü Nedenleri Nelerdir? 

Beyin tümörlerine neden olan etkenlerin neler olduğu tam olarak tespit edilememiş olsa dahi, bir takım olasılıklar ağır basmaktadır.

  • Kişinin vücudunun başka bir organındaki kanser türleri beyne doğru ilerleyebilir ve beyin tümörü olarak şekillenebilir.
  • Kişinin petrol rafinerisi, plastik üretim veya ilaç üretim fabrikaları gibi insan sağlığına direk temaslarda son derece zararlı olan kimyasal ürünlerle yakın temasta bulunarak çalışması ile beyin tümörlerinin oluşabileceği tahmin ediliyor.

Beyin Tümörü Belirtileri Nelerdir Nasıl Sinyal Verir? 

Beyin tümörleri beynin hangi bölümünde gelişiyorsa o bölüme göre farklı belirtiler sergiler. Beynin bölümleri olan frontal, paryetal, oksipital ve temporal loblarında gelişen beyin tümörlerinin belirtileri birbirinden farklıdır.

Frontal bölgedeki beyin tümörlerinin belirtileri:

–  Baş ağrısı şikâyetleri artar

–  Halsizlik şikâyetleri artar

–  Vücudun bir tarafında uyuşukluk hissedilmeye başlanır

–  Ruh halinde önemli değişiklikler hissedilmeye başlanır

–  Kafa karışıklığı ve yönelim bozukluğu görülmeye başlanır

Paryetal bölgedeki beyin tümörlerinin belirtileri:

–  Baş ağrısı ve kasılma şikâyetleri başlar

–  Uyuşma şikâyetleri başlar

–  Elle yazı yazmada zorluk çekilmeye başlanır

–  Basit matematik problemlerini çözmede zorluk yaşanır

–  Belirli hareketleri yapmada zorluk yaşanır

–  Dokunma hissi kaybı başlar

Oksipital bölgedeki beyin tümörlerinin belirtileri:

–  Baş ağrısı

–  Görme bozukluğu başlar

–  Görsel halüsinasyonlar yaşanmaya başlanır

–  Kasılmalar

Temporal bölgedeki beyin tümörlerinin belirtileri:

–  Baş ağrısı

–  Kasılmalar

–  Anlama zorluğu çekilir

–  Bir kaç komutu takip etmede zorluk yaşamaya başlanır

Merkezi sinir sistemin diğer bölgelerindeki tümörler,

–         Dengeyi sağlamada zorluk

–         Kusma

–         Ruh hali değişiklikleri görülür.

Beyin Tümörü Tedavisi Nasıl Yapılır? 

Beyin tümörleri tedavisi, tümörün iyi huylu veya kötü huylu olmasına bakılmadan her zaman için cerrahi tedavidir. Lakin bazı beyin tümörleri beyne çok yakın mesafede olabilir ve ameliyat riski yüksek olabilir. Bu sebeple cerrahi bir ameliyat yapılmaz ve kemoterapi ve ışın tedavisine başlanır.

Beyin Tümörü Bitkisel (Alternatif) Tedavi Yöntemi Var mıdır?

 İnsan vücudunun en hassas ve dokunulmaz organı olan beyin tümörü hastalığı ile ortaya çıktığında cerrahi ameliyat tedavi şeklinin yanında bitkisel tedavi seçenekleri de mevcuttur. Zira bitkisel tedavi ile beyin tümörlerinin tedavisi son derece başarılı sonuçlar doğurabilir. Karaciğer merkezli yapılan XP TONIC SLS tedavisi beyin tümörü tedavisinde son derece yüksek başarılar elde edilen bir tedavi şeklidir.

ÖNCEKİ KONU Siğil Otu SONRAKİ KONU Atrofi BENZER KONULAR Titreme (Tremor) Hastalığı Titreme çoğunlukla ellerde görülürken, bazı kişilerde kollarda ve bacaklarda titreme… Migren Baş ağrısı, ortalama her yüz insandan ikisinde görülen, çoğu zaman… Parkinson Hastalığı Parkinson Hastalığı, İngiliz Doktor James Parkinson tarafından titrek felç adıyla…

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации