Андрей Смирнов
Время чтения: ~36 мин.
Просмотров: 0

Bel (Disk) Kayması Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi ve Ameliyatı

Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.

Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

Bel Fıtığının Belirtileri Neler?

Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

Bel Fıtığında  Teşhis Nasıl Konur?

Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi bir çok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde emar önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir. Çünkü görüntüyü yorumlarken yanlış yapmak tedaviyi de etkiler.

 Bel Fıtığının Risk Faktörleri

Obezite: Aşırı kiloluluk bel fıtığının en sık nedenidir. Vücudumuzun ağırlığını omurgamız taşır. Omurganın esnekliğini sağlayan ve bir tür destek yastığı olarak görev gören disklerin aşırı baskıya maruz kalması, deforme olmasına ve şeklinin bozulmasına yol açar. Normal şeklini kaybederek dışarıya doğru kabaran, fıtıklaşan disk, baskı yaptığı sinirin fonksiyonlarını etkileyerek değişik belirti ve bulgulara neden olur. Gebelikte de vücudun ağırlık merkezinin öne doğru yer değiştirmesi omurgaya ek yük binmesine neden olur.

Hareketsizlik: Vücudumuzun yükünü taşıyan sadece omurgamız değildir. Omurga boyunca uzanan tüm boyun, sırt ve bel kasları, karın kaslarının da fonksiyonu çok önemlidir. Hareketsiz yaşam, düzenli egzersiz yapmama gibi durumlarda kaslar yeterince güçlü olmadığından, kasların taşıması gereken vücut ağırlığı da omurganın üzerine ek yük getirir. Bu yük, disklerin üzerine binerek fıtıklaşmalarına neden olur.

Sigara içme: Sigaranın disk dejenerasyonlarını artırdığı, iyileşmeyi yavaşlattığı birçok yayında bildirilmektedir.

Günlük yaşamda omurga fizyolojisine uygun hareket etmemek:

Günlük yaşantımızda farkında olmadan yük kaldırma, nesneleri itme, çekme gibi yaptığımız bir dizi harekette, omurga fizyolojisine uygun davranılmalıdır. Yerden bir yük kaldırılırken mutlaka dizler kırılarak çömelmeli, yük sonra kaldırılmalıdır. Omuz üstüne yük kaldırılırken ( Çamaşır asma, dolap yerleştirme gibi) dikkat edilmeli, varsa bir merdiven, sandalye gibi bir yükseklik üzerinden bu işler yapılmalı, yukarı doğru uzanılmamalıdır. Günlük çalışma sırasında özellikle masa başında, tam dik pozisyonda oturmalı ve sandalye bel girintisini destekleyecek biçimde seçilmelidir. Sandalyenin uygun olmadığı durumlarda, bel girintisini destekleyecek ilave bir yastık aynı işi görecektir. Yataktan kalkarken aniden bele yük bindirerek doğrulmaktan kaçınılmalıdır. Önce yan dönmeli, sonra ayakları yatak kenarından aşağı sarkıtıp dirseklerden destek alınarak doğrulanmalıdır.

Meslekle ilgili olan faktörler: 

Ağır fiziksel aktivite ve ağır kaldırma gerektiren meslekler. (Ör: İnşaatlarda çalışanlar), Devamlı öne eğilme, eğilerek dönme gerektiren meslekler, Araba, otobüs, kamyon, kullanma gibi vücudu sürekli vibrasyona maruz bırakan meslekler, Uzun süre ayakta durma veya oturma gerektiren meslekler, Futbol, halter, kürek ve güreş sporlarıyla uğraşan kişilerde bel ağrısı ve bel fıtığı sıklığı artmaktadır.

Bel Fıtığının Koruyucu Önlemleri

Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.

Beslenme Usul Ve Esasları

Uzmanlar; bel ve boyun fıtığı tedavisi görenlerin, doğru beslenerek daha hızlı bir iyileşme kaydedilebileceğini belirtirken, bel ve boyun sağlığı için yüksek kalsiyum içeren kıvırcık marul, dereotu ve peynir tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Bu besinlerin omurgayı güçlendirdiğini ifade eden doktorlar, özellikle kalsiyum ve protein zengini lor peyniri ile dereotu, kıvırcık marul ve balık ağırlıklı beslenme; bel omurgamızın güçlü olmasını sağlarken iyileşme sürecini de bir hayli hızlandırdığını açıkladı. Bel kemiğinin sağlığı için bamya, barbunya, incir, kayısı ve fındık tüketilmesi de öneriliyor.

Bel Fıtığı Tedavisi

Uzmanlar bel fıtığı tedavisini üçe ayırarak anlatıyorlar:

Başlangıç Safhası:

Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir. Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır. Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir. Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir. Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir sandalye veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir. Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır. Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir. Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

Bel Fıtığı İlerlerse:

Eğer yukarıdaki önerilere, istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta fizik tedavi uzmanının önerdiği sürece tedaviye devam etmelidir Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak, lokal anestezi altında hasta uyumadan ameliyathane şartlarında yapılır ve hastanede yatma gerektirmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur ve başarı yüzdesi çok yüksek değildir. Lazerle diskektomi de nükleoplastiye benzer bir metottur.

Ameliyat Gerektiren Durumlar:

Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda kuvvetsizlik gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmadı.

Bel Fıtığı Bitkisel Tedavi

Aksöğüt:

Bu bitkinin gövdesi bel fıtığı nedeniyle oluşan ağrıları dindirmekte etkili olmaktadır. İçeriğindeki salisin maddesinin sahip olduğu yatıştırıcı ve büzücü etkisiyle ağrıların neden olduğu huzursuzluğu hafifletmektedir.

Çarkıfelek:

Bu bitkide bel fıtığından kaynaklanan spazm ve batma hissinin azaltılmasında etkili olur.

Binbirdelik, biberiye, kurbağa otu:

Bu bitkilerde bel fıtığından kaynaklanan sinir ağrılarının giderilmesinde etkilidir.

Amberbaris: Bu bitkinin gövdesi, kökleri ve meyveleri uzmanlar tarafından bel fıtığından kaynakların ağrıların hafifletilmesinde kullanılmaktadır.

Sarımsak – Zeytinyağı Karışımı:

Bel Fıtığı Olanlar, 250 gr. Taşköprü Sarımsağını soyun. Buharda 20 dakika bekletip, yumuşayınca ezin, hakiki zeytinyağı ile karıştırın. Karışımı temiz bir tülbente yayın daha sonra bel kısmına sarın. Üzerine bir kat naylon sararak bir hafta bekletin. Şifa olsun!

Bu bitkilerden başka bel fıtığı için kullanılan bitkiler vardır. Bunlar; öküz gözü, keçi sakalı, zerdaçal, Hint yer elması ve kava gibi bitkiler de kullanılmaktadır. Bel fıtığı tedavi için kullanılan bu bitkilerin yanı sıra bel fıtığı hastalarının beslenme düzenlerine ve biçimlerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Bel fıtığı hastalarının bol bol sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir. Ayrıca balık yağı, kuru yemişler ve tam tahıllı ürünler tüketilmelidir. Bu besinler vücudun kendini tamir etmesini ve tedavi sürecinde vücudun ağrılarla mücadele etmesine yardımcı olacaktır.

Giriş Yap Hoşgeldiniz! Hesabınızda oturum açın. Şifreni mi Unuttun? Yasal Uyarı ve Kullanım Sözleşmesi Şifre kurtarma Şifrenizi Kurtarın Email adresine yeni bir şifre gönderilecek. image Önceki İçerikKifoz (Kamburluk) Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi Sonraki İçerikAyak Bileği Sinir Sıkışması Nedir? Belirtileri Ve Tedavisi

Genel Sağlık Kategorileri
imageKADIN ERKEK
Çocuk Sağlığı ve Hast.. Aile ve Toplum Sağlığı
Sağlıklı Yaşam Spor ve Egzersız
Diyet Kadın Hast.
Kadın Hast. Jinekoloji
Doğum Doğum
Kısırlık – Tüp Bebek Biyokimya
Hastalıklar
Ağız Hast. Akc. – Solunum Hast.
Bağırsak – Sindirim H. Bel Hastalıkları
Beyin/Nörolojik Hast. Böbrek Hast.
Bulaşıcı Hast. Kalp-Damar Hast
Deri/Cilt Hast. Enfeksiyon Hast..
Göz Hast. Hormonal Bozukluklar
İç Hastalıklar (Dahiliye) İdrar Yolu Hast.
İskelet – Kas sist. H Kalıtsal (Genetik) H.
Hematolojik (Kan) Hast. Karaciğer Hast.
Kemik – Ortopedik H. Kulak-Burun-Boğaz H.
Meme ve Hastalıkları Ruhsal – Sinirsel H.

Gündem ve Haberler

    0-12 ay   2-3 yaş
   12-18 ay   3-5 yaş
   18-24 ay   5-13 yaş
  • Günlük Kalori İhtiyaci
  • Vücut Kitle İndexi
  • Tahmini Doğrum Tarihi Hesap Aracı
  • Gebelikte İdeal Kilo Alım Hesap Aracı
  • Besin Kalori Değerleri
  • Sağlıklı Yaşam

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tanıtım yazıları Anasayfa » SAĞLIK VE BAKIM » Ani Bel Tutulması Nasıl Geçer?1 Gecede Bel Tutulması Tedavisi

En Sinsi Tutulmalardan Biri Bel Tutulmasıdır. Hiç Beklemediğiniz Anda Ani Bir Ağrı İle Hareket Edemez Hale Gelirsiniz… Peki Bel Tutulması Nasıl Geçer Bel Tutulmasında Hangi Kremler Kullanılır… Ani Bel Tutulması Nasıl Tedavi Edilir… Tüm Ayrıntılar Özel Haberimizde…

Ani bel tutulması … Gün içinde hiçbir şeyiniz olmaz fakat akşam eve gelirsiniz bir anda beliniz tutulduğunu hissedersiniz.  Hareket etmenizi zorlar hatta yürümenize engel olur… Bazen inanılmaz acılara sebep olabilmekte. Aslında bel tutulmasının en büyük sebebi bir şekilde beliniz açık kalmış soğuk yemiş olmanızdır. Ani Bel Tutulması  düşündüğünüz gibi dakikalarca soğuk yemeniz gerekmez. 1 dk bile beliniz soğuk havaya mahzur kalması bile bel tutulmasını sağlar. Fakat bel tutulması çok sinsidir ve hiç beklemediğiniz bir anda başlar.

Ani bel tutulması tedavisi aslında çok basittir. Öncelikle bel tutulması yaşandığında ilk öncelik “kamfolin” adlı ağrı kesici kremi kullanılmalıdır. Bel tutulması kremleri arasında en etkili kremdir. Kremi sürdüğünüz andan itibaren bel bölgenizde yanma hissedeceksiniz. Yanma hissi ağrıyı kremin çektiği anlamına gelir. Kremimizi sürdük sonrasında havlu peçete ile belimizi sarabiliriz. Krem zaten 15 dk gibi bir sürede vücudunuza emilecektir.

Gelelim ikinci yapmamız gereken yönteme. Kreminizi sürdük ve yanma azaldı. Şimdi yapmamız gereken ise sıcak su torbası ile bir müddet bölgeyi yumuşatmak. Suyu biraz fazla ısıtmaya dikkat etmelisiniz. Sıcak su torbanızı hazırlayın ve bel bölgenizin önce sağ kısmına sonra sol kısmana 5 dk süreyle tutun. Bel bölgenizin iki kısmına da bunu 1 dk ara vererek tutun. Bu sayede bel ağrınız ve tutulmanız kasların yumuşaması ile azalacaktır.

Yukarıdaki işlemlerle bel tutulması 1 gün içinde geçecektir. Bu işlemleri yaptıktan sonra hala Bel ağrınız be tutulmanız geçmediyse kesinlikle bir doktora başvurunuz.

Kireçlenme nedir? Kireçlenme ya da diğer adıyla osteoartrit, eklem kıkırdağının yapısının bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Kıkırdakta ve kıkırdağının altındaki kemik dokuda değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir.

Nasıl seyreder? Kireçlenme yavaş seyirli bir hastalıktır. Hasta eklemlerde kısıtlılık ve ağrıya sebep olur.

Kireçlenme kimlerde görülür? Kireçlenme ileri yaş hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi nadirdir. 60 yaş civarındaki insanların yaklaşık yarısında kireçlenme bulguları vardır. Hastalık kadınlarda yaklaşık 3 kat daha sık görülür.

Kilonun kireçlenme üzerine etkisi var mıdır? Fazla kilo, ekleme binen yükü artırarak özellikle dizde kireçlenme gelişme olasılığını yükseltmektedir. Kilo artışı hastalarda şikâyetlerin ortaya çıkmasına veya artmasına neden olabilmektedir. Orta derecede bir kilo verilmesi bile kireçlenme riskinde azalmaya yol açar.

Kireçlenme ailevi midir? Bazı ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu da ailevi yatkınlıktan kaynaklanmaktadır. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere neden olan türünde kalıtımın katkısı çok belirgindir.

Başka sebeplerden dolayı da kireçlenme ortaya çıkabilir mi? Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı, kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) veya sonradan kaza, darbeler gibi eklemde bozukluğa sebep olan yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini aksatarak hastalık gelişme riskini artırmaktadır.

Kireçlenme en çok hangi eklemlerde görülür? En sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür. Diz kireçlenmesi özellikle bayanlarda sıktır ve şişmanlık ile görülme olasılığı artar. Kalça kireçlenmesi erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. El parmaklarında kireçlenme, özellikle en uçta bulunan eklemlerde görülür. Başparmak kökünde görülen kireçlenme eklem şişliği ve hareket kısıtlılığı yapar. Ayak başparmağının kireçlenmesi parmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olabilir. Kireçlenme omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Omurga eklemlerindeki hareketi bozarak ağrı ve acıya sebep olur. Ek olarak kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı bulgular da ortaya çıkabilir.

Kireçlenmenin hastalarda ne gibi şikâyetlere sebep olur? Hastalar en sık olarak, kireçlenme gelişen eklemlerinde ağrı ve hareketlerde azalmadan yakınırlar. Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülür. Şikâyetler genelde dinlenmeyle rahatlar. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve eklem hareketleri günlük yaşam faaliyetlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtı ve ses duyulabilir. Uzun süren dinlenme sonrası, sabahları veya oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Genelde sabahları olan bu durum 30 dakikadan fazla sürmez. Kireçlenme olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Propolis Nedir? Faydaları Nelerdir?

Kireçlenme tanısı nasıl konulur?  Deneyimli bir ortopedist kireçlenme tanısını muayene ile koyabilir. Eklemlerde şişlik, açı değişikliği (örneğin dizlerdeki çarpık görüntüler), hareket kısıtlılığı tanıyı kolaylaştırır. Röntgen filmleri kireçlenmenin hem tanısı, hem evrelenmesi hem de tedavisinin planlanması açısından gereklidir.

Kireçlenme nasıl tedavi edilir? Tedavinin temel amacı, ağrı, tutukluk ve şişliği gidermek, hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam faaliyetlerinin sorunsuz yapılmasını sağlamaktır.  Kireçlenmenin tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Bozulmuş kıkırdağı yenilemek mümkün değildir. Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi eklem üzerindeki yükü azaltarak acıyı azaltabilir. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir. Hastanın yaşadığı ve çalıştığı ortamın hastanın şartlarına göre düzenlenmesi (örneğin oturup kalkmayı kolaylaştırmak için sandalye boyunun arttırılması) gerekir.

Kıkırdak koruyucu ilaçlar ne gibi etkilere sahiptir? MSM, kondroidin sülfat, kollajen hidrozilat ve glukozamin en çok bilinen ve kullanılan kıkırdak koruyucu maddelerdir. Yaşlanma seyrinde ortaya çıkan özellikle diz, kalça, el ve ayak bilek eklemlerinde kıkırdağı koruyucu ve onarıcı etkisi olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Özellikle glukozamin-kondroidin-sülfat-MSM karışımını hastaların ağrılarını azaltmada ve eklem hareketini desteklemede faydalı olduğu düşünülmektedir.

Diz içine uygulanan enjeksiyon hakkında düşünceleriniz nelerdir? İşlem, hyaluronik asit preparatlarının eklem içine enjekte edilmesinden ibarettir. Hyaluronik asit, doğal olarak eklem sıvısının elemanlarından biridir. Bu madde eklemi oluşturan kemiklerin yumuşak bir biçimde diğerinin üzerinden kaymasını ve eklem yük aktarımı sırasında şok absorbsiyonu sağlar. Hastaların tamamında fayda vermemesine rağmen bazı hastalarda rahatlama sağlar. Fayda gören hastalarda yılda bir kez enjeksiyonu tekrar ediyoruz.

Kireçlenmede kaplıca tedavisinin yararı var mıdır?  Hastalığın dönemine göre sıcak ve/veya soğuk uygulamaları, fizik tedavi uygulamaları,  kaplıca tedavisi uygulanabilir. Ağrılar azaltılıp eklem fonksiyonu bu şekilde artırılabilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Uzmanlar Kemik Erimesine Karşı Uyarıyor

Kireçlenmede ağrı tedavisi için neler yapılabilir? Ağrı öncelikle basit ağrı kesiciler yeterli cevap olmazsa, kortizon dışı iltihap giderici romatizma ilaçlar ile azaltılmaya çalışılır. Kireçlenme eklemde ileri derecede tahribat yaptığında, kişi günlük ihtiyaçlarını bile yapamaz hale gelir. Hastalar bu safhada yürümede, merdiven çıkmada çok ciddi açı çektiklerini; gece uykudan uyandıran ağrıları olduğunu söylerler. Bu aşamadaki kireçlenmenin tedavisi ancak eklem yüzeyinin değiştirildiği protez ameliyatlarıyla yapılabilir.

Protez ameliyatı nedir? Protez ameliyatı bozulmuş, çalışmayan eklem yüzlerinin metal, porselen ya da polietilen yeni yüzeylerle değiştirilmesidir. Vücuttaki birçok ekleme bozulduğunda protez ameliyatı yapılabilir. Ameliyat sonrası hastalar ağrısız, mekanik açıları normal olan ve fonksiyonel bir ekleme kavuşurlar.

Eklem protezi ameliyatları en çok hangi eklemlere yapılır? En sık uygulandığı bölgeler, kalça ve diz eklemleridir. Bunun dışında omuz, el ve ayak eklemleri hatta omurgaların arasındaki bozulmuş disklerin yerine bile disk protezleri yerleştirilebilir.

Protez ameliyatları sonrası, hasta kaç yıl rahat etmektedir? Daha doğrusu protezin eskimesi söz konusu mudur? Değiştirilmeleri gerekir mi? Protez ameliyatları sonrası, hasta 10-20 sene rahat etmektedir. Bu sürenin sonunda kemikte zayıflamaya ya da protezin eskimesine bağlı gevşeme ya da yıpranma meydana gelir.Bu gibi durumlarda mevcut protezin çıkarılıp,yenisiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

Yaş protez ameliyatı yapılacak hastalarda önemli mi? Uzun yıllar kullanım sonrası protezin değiştirilmesi gerekebileceği için orta yaş ve üzerindeki (>65 yaş) tercih edilir. Ancak genç yaşlarda rastlanan artritlerde hastanın yaşının ilerlemesini beklemek ağrılı uzun yıllar geçirmesi demektir. Bu hastalarda daha genç yaşlarda da protez ameliyatı yapılabilir.

Kilonun protez ameliyatı üzerine olumlu ya da olumsuz bir etkisi var mı? Özellikle diz ve kalça eklemlerinde kireçlenme olan hastaların çoğunluğu kiloludur. Hastalar ameliyat öncesinde tartılarak vücut kitle endeksleri hesaplanır. Bu hesap sonrasında kilolu ve aşırı kilolu hastalar ameliyat sonrasındaki zorluklar hakkında bilgilendirilirler. Ancak kilolu ve aşırı kilolu hastaların kilosundan ameliyat sonrasındaki sonuçları kilosu normal olanlardan farklı değildir. Dolayısıyla eğer kilolu hastaların ameliyat olmasına diğer medikal problemler engel olmuyorsa ameliyat olmalarını faydalıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Prostat Büyümesinin Ameliyatsız Tedavisi: “Prostat Askılama”

Halk arasında protezlerin farklı tipleri olduğu; iyisinin kötüsünün kullanılabildiği şeklinde sorular var. Protezler nasıl olmalı?

Evet, protezlerin çok farklı tipleri olabiliyor.

  • Kemiğe tutturulma şekline göre
    • Çimento ile tutturulan
    • Protez içine kemik büyüyerek tutunan
  • Protezin üretildiği materyale göre
    • Metal, seramik ya da polietilen parçaları olan
  • Protezin büyüklüğüne- şekline göre
    • Menteşeli-menteşesiz, büyükbaş-küçükbaş(kalça için), mobil eklem yüzlü (omuz, diz, kalça için)gibi.

Hastalar protez ameliyatı yapıldıktan sonra hemen yürüyebilirler mi? Genelde ameliyattan iki gün sonra hastaların ekleme yük vererek yürümeleri mümkün. Ancak özellikle diz ve omuz protezi ameliyatı sonrası eklem hareketlerinin normale dönmesi için rehabilitasyon gerekli.

Yanlış protez tercihi yapılabilir mi? Yanlış protez seçimi oldukça zor. Ancak bazen fiyatı daha ucuz ya da hastanede mevcut olan protez budur denilerek daha az tercih edilecek protezlerin konulmuş olduğu hastalarla karşılaşabiliyoruz.

Kalça eklemi protezinde yapılan işlem nedir? Kalça eklemi, top-yuva tarzı bir eklemdir. Topun yuva içinde kaymasıyla uyluk öne, arkaya, içe ve dışa doğru hareket eder. Protez ameliyatında, kalça eklemi üzerinde yan tarafta yaklaşık 15 cm’lik kesi yapılır. Daha sonra, kasların arasından kalça eklemini oluşturan kemiklere ulaşılır. Kireçlenmenin meydana geldiği kemik parçalar çıkarılıp yerine protez konularak ameliyat sonlandırılır.

Diz protezi nasıl yapılır? Dizin önünden yapılan bir kesi ile diz eklemine ulaşılır. Eklemi oluşturan üç kemiğin birbirlerine temas eden yüzlerindeki aşınmış kıkırdak dokusu, ince bir kemik tabakası ile birlikte kesilerek çıkartılır,sonra uygun boyutlarda seçilen protez parçaları,kemik çimentosu adı verilen bir dolgu malzemesi kullanılarak, hazırlanan kemik yüzeylere tutturulur.

Boyun Kireçlenme Tedavisi

Boyun sorunlarının en önemlilerinden kireçlenme, belirtileri ortaya çıktıktan sonra boyutuna göre cerrahi müdahaleye kadar varan yöntemlerle tedavi edilir.

Boyun kireçlenmesi, boyun bölgesindeki kemikler ve disklerde olumsuz etkileri olan ağrılı ve kronik bir rahatsızlıktır. Boyundaki kireçlenme vakaları ileri düzeye ulaştığında bölgedeki diskler ve kemiklerde dejenerasyona (yıpranma) yol açar. Makalemizde, birçok insanın muzdarip olduğu boyun kireçlenmesi ve tedavisi hakkında geniş bilgi bulabilirsiniz.

Boyundaki Kireçlenme Nasıl Tedavi Edilir?

Boyun kireçlenmesi tedavilerinde, boyun bölgesindeki şikâyetlerin veya ağrıların şiddetine göre bir yol haritası belirlenir. Teşhis ve tanı konulması için öncelikle röntgen uygulamaları kullanılır. Fizik tedavi uzmanlarının gerekli müdahale ve muayenesi sonrası ağrıların ve şişliklerin sebebi belirlenir. Uzman doktor, boyun bölgesi için bazı hareketlerin uygulanmasını sağlar. Bu hareketlerle kaslar geliştirilerek, boyun kemikleri üzerindeki ağırlıklar hafifletilir.

Boyun kireçlenmesi, ortaya çıktığı bölgede tahribata yol açar. Ağrı kesici ilaçların dışında ilaç tedavisi olmayan bir sağlık sorunudur. Belirtileri ortaya çıktıktan sonra müdahale edilmezse ciddi sorunlara yol açabilir. Her şeyden önce hasta, boynunu hareket ettiremez hale gelebilir.

Boyun kireçlenmesi tedavisinde asıl amaç zamanla eklemlerde ortaya çıkabilecek hasarları önlemektir.

Rahatsızlığın şiddetine göre uygulanan bazı tedavi yöntemleri şunlardır;

  • Ağrıların yoğun olduğu dönemlerde medikal boyunluk takılması sağlanır. Boyunluk kullanımı, boyun hareketlerini sınırlamayı amaçlar. Ancak uzun süre kullanılan boyunluklar, boyun kaslarını zayıflatabilmektedir.
  • Sıcak ve buzlu kompresler, günlük boyun egzersizleri ve masaj gibi yöntemlerin uygulanması sağlanır.
  • Gerek görüldüğünde elektriksel tedavi veya fizik tedavi uygulamasına başlanır.
  • Fizik tedavisi uygulamaları sırasında uzman doktor, boyun ve omurga bölgesindeki disklerin durumunu belirlemek için bazı testler uygular.
  • Bu testlerin sonucuna göre boyunda ağrılara sebep olan sinir sıkışmaları belirlenir.
  • Sinir sıkışmaları varsa bazı hareketler ve kasları uyarıcı yöntemlerle sorun ortadan kaldırılmaya çalışılır.
  • Kemiklerde kireçlenmeye bağlı çıkıntıları ve disklerin durumunu belirlemek için röntgen çekilir.
  • Vakalarda iltihap sökücü bazı ilaçlar tavsiye edilebilmektedir. Bu ilaçlar ağrıyı ve şişmeyi engelleme amacı ile kullanılır.
  • Eklemlerdeki iltihabı azaltmak veya yok etmek için ayrıca sıcak ve soğuk terapi uygulamaları da önerilir.
  • Boyun kireçlenmesine bağlı bölgesel sertleşmelerde fiziksel terapi ve egzersizler uygulanır.
  • Sorunun boyutuna göre boyun bölgesine “steroit enjeksiyon” adı verilen ağrı tedavisi uygulanabilir.
  • “Kiropraktik manipülasyon” adı verilen boyun eklemlerinin esnetilmesi veya çekilmesi uygulaması da boyundaki omurların dizilimini ve esnekliğini düzeltebilir. Ancak bu işlemi uzman kişilerin yapması gerekir.
  • Uygulanan yöntemlerden olumlu sonuç alınamadığı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir.
  • Boyun kireçlenmesi için yapılan cerrahi müdahalede kemik çıkıntıları ve bel fıtığı kaynaklı omurilikteki baskı tedavi edilir.
  • Ameliyatlarda ayrıca bazı eklemlerin değiştirilmesi, tendonların onarılması ve iltihaplı dokunun alınması gibi işlemler uygulanabilmektedir.

Boyun Kireçlenmesi İçin Doğal Tedavi Yöntemleri

Boyun kireçlenmesi vakalarında tıbbi müdahale elbette çok önemli; ancak bazı hastalar doğal veya alternatif tedavi yöntemleri ile de şifa bulabilmektedir. Bu yöntemlerle hastalığın belirtilerinin ve olumsuz etkilerinin azaltılması amaçlanır.

Boyun kireçlenmesini önleyici veya etkilerini azaltıcı bazı doğal yöntemler şunlardır;

  • Egzersiz, spor, yüzme: Birçok hastalık için tavsiye edilen egzersizler, boyun bölgesi için çok ideal bir tedavi yöntemidir. Boyun egzersizleri, genel boyun sağlığı için de önerilmektedir. Özellikle rahatsızlığın belirtileri aktif olmadığı durumlarda boyun eklemlerini çalıştırmak, olası kireçlenmelerin de önüne geçebilir. Ancak aşırı egzersizler, anormal hareketler eklemlere hasar verebilmektedir. Günlük sportif aktiviteler ve yüzmek de boyun kireçlenmeleri için önlem olabilir. Mümkünse her gün yürümek, yüzmek, gerdirme hareketleri, boyun hareketleri yaparak sorunu azaltabilirsiniz.
  • Buz terapisi: Boyun bölgesindeki ağrı ve sertleşme sorunlarında bölgeye buz torbası konulabilir. Geçici de olsa etkili bir seçenektir.
  • Sıcak su terapisi: Boyun bölgesine 15 dakika kadar sıcak su uygulamak eklem ağrılarını hafifletir, kasları gevşetir. Günlük boyun işlevleri için faydalı bir uygulamadır. Ayrıca yatmadan önce uygulandığında rahat uyumayı da sağlar.
  • Masaj terapileri: Boyun masajları, kireçlenmenin yol açtığı ağrı ve sertleşmeleri geçici de olsa giderebilir. Masaj terapilerini profesyonel kişilere yaptırmak gerekir.
  • Yoga: Yoga egzersizlerinin boyun kireçlenmesi belirtilerini azalttığı belirtiliyor. Ayrıca sırt gerginliğini de azaltıcı etkisi vardır.
  • Vücut pozisyonları: Uzun süre bilgisayar başında çalışıyorsanız boynunuzu ve sırtınızı desteklemeye özen gösterin. Mümkünse bilgisayar monitörünü göz hizasında tutun. Boynu sürekli aşağıda veya yukarıda tutmak sorunu tetikleyebilir. 1-2 saat aralıklarla dinlemek, boyun hareketleri yapmak da sürekli bilgisayar başında çalışmak zorunda olanlar için olumlu etkisi olan bir çözümdür.
  • Uyku destekleri: Uyurken boynun pozisyonu, kireçlenme sorunlarını tetikleyebilir. Boyun ağrılarına karşı uygun bir yastık kullanılmalıdır. Sert yastıklar, özellikle boyu ve sırt kasları için idealdir.

Boyun Kireçlenmesi Belirtileri Nelerdir?

Boyun kireçlenmesi, boyun bölgesinde sertliğe yol açar. Devam eden süreçte kesintisiz şiddetli ağrılar ve boyun hareketlerinin kısıtlanması başlar. Başın ağırlığı boyuna biner. Boyunun yükü arttığı için ayakta durmak bile ağrılara sebep olabilir. Boyunda şiddetli ağrılar ve boyun eklemlerinde sertleşme, en önemli belirtileridir.

Boyun kireçlenmesinin diğer belirtilerini şöyle sıralayabiliriz;

  • Uykuda kaslar gevşediği için boyun kemikleri desteksiz kalır. Bu sebeple boyun kireçlenmelerinde uyurken ve sabah kalkar kalkmaz şiddetli boyun ağrıları görülebilmektedir.
  • Boyun bölgesinde uyuşukluk, karıncalanma ve hissizlik gibi sorunlar yaşanabilmektedir.
  • Boyun bölgesi ağrıları omuzlarda, kollarda ve ellerde de hissedilebilmektedir.
  • Baş dönmeleri ve ayaktayken denge kaybı gibi durumlar boyun kireçlenmeleri belirtilerindendir.
  • Baş ağrıları da, boyun kireçlenmesinin en çok sebep olduğu sorunlardandır.
  • Boyun bölgesi hareket ettirildiğinde gıcırtı, tıkırtı ve çatlama sesleri geliyorsa kireçlenme belirtisi akla gelmelidir.
  • Boyun bölgesi kas spazmları, sersemlik, yorgunluk ve sinirlilik hali de boyun kireçlenmelerinin belirtileri arasındadır.
  • Uyku bozuklukları, eklem şişlikleri, boyun bölgesindeki duyarlılık artışı boyun kireçlenmesi belirtileridir.

Boyun Kireçlenmesinin Sebepleri

Boyun kireçlenmesinin bilimsel adları ile “boyun osteoartriti”, “servikal spondiloz” ve “boyun romatoit artriti” gibi çeşitleri vardır. Genetik veya yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkabilir. Omurgadaki kemikler, eklemler ve disklerin zamanla aşınması ve yıpranması ile bölgede tahribat başlar ve kireçlenme oluşabilir. Boyun yaralanmaları ve ameliyatları, servikal disk fıtığı veya artrit hastalıklarında boyun kireçlenmeleri görülebilir.

Boyun kireçlenmesinin en yaygın sebepleri şunlardır;

  • Romatizmayla bağlantılı kireçlenmeler: Romatizmaya bağlı boyun kireçlenmeleri, eklem bölgelerinde iltihaplanma sonucu eklemlerin zarar görmesine ve aşınmasına yol açar.
  • Boyun kemikleri ve eklemleri iltihabına bağlı kireçlenmeler: Kireçlenme (osteoartrit) ve kemik veya eklem iltihapları eklemi zayıflatarak, boyun hareket ettirildiğinde şiddetli ağrıya sebep olur.
  • Enfeksiyon hastalıkları: Bazı iltihaplı hastalıklar boyun bölgesinde kireçlenmeye yol açabilmektedir. Beyin iltihabı (ansefalit), menenjit ve bir tür bakteri hastalığı olan lyme hastalığı gibi sağlık sorunları boyun bölgesinde kireçlenmeye sebep olabilmektedir.
  • Kemik ve omurga sorunları: Kemik veya omurga rahatsızlıkları, boyun kireçlenmesini tetikleyebilmektedir. Ancak yaygın olarak boyun kireçlenmesi sebebi olarak görülmez, nadiren görülen bir sebeptir.
  • Duruş pozisyonu bozuklukları: Uzun süre boyun ve baş bölgesini aynı pozisyonda tutmak boyun sertleşmesine ve kireçlenmesine yol açabilmektedir.
  • Boyun eklemlerini aşırı kullanma: Boyun çevresindeki bazı eklemler uzun süre kullanıldığında kireçlenme riski ortaya çıkar. Uzun süre bilgisayar ekranına bakmak, sakız çiğnemek ve dişleri gıcırdatmak gibi eylemler boyun eklemlerinin aşırı kullanılmasına sebep olur.
  • Travma sonrası kireçlenmeler: Bir kaza, ters bir hareket, şiddetli bir darbe, düşme ve sakatlanma sonucunda meydana gelen travmalar, kireçlenme veya eklem ağrılarına sebep olabilir. Bu durum boyun disklerinde ve kemiklerde hasara yol açar.

Boyun Kireçlenmesi Nedir?

Kireçlenme veya tıp bilindeki adı ile “osteoartrit”, vücudun birçok bölgesinde ortaya çıkabilir. Yaygın olarak dizler, eklemler ve boyun bölgelerinde görülür. Kireçlenme, genellikle genetik özelliklerin tetiklediği bir sağlık sorunudur. Boyundaki eklemlerin ve üst omurga kemiklerinin yıpranması veya aşınması sonucu ortaya çıkmaktadır.

Boyun bölgesinde 7 adet küçük omur kemiği bulunur. Bu kemikleri disk, eklem ve eklem bağları birleştirir. Yıpranma (dejenerasyon), ilk olarak disklerde kendini gösterir. Disk yaşlandıkça parçalanır, suyunu kaybeder ve çökme oluşur. Zamanla diskin normal yapısı bozularak dışa doğru kabarıklaşır. Bu durum, bölgedeki kemik ve kıkırdak yapılarda da değişikliğe yol açar. İlerleyen süreçte sinirler ve omuriliğin geçtiği kanallarda daralma başlar. İleri düzeyde hastalarda bir takım boyun ve sırt rahatsızlıkları baş gösterir.

Boyun Kireçlenmesi Hakkında Kısa Bilgiler

  • Boyun kireçlenmesi vakaları, vücuttaki fizyolojik değişimlerin yaşandığı, kendi kendini iyileştirme özelliğini yavaş yavaş kaybetmeye başladığı 40 yaş sonrası dönemlerde daha sık görülmektedir. 60 yaş üzeri kişilerde yaygındır.
  • Kadınlarda boyun kireçlenmesi vakaları menopoz dönemi sonrası artış göstermektedir.
  • Boyun kireçlenmeleri sadece boyun bölgesini değil sırtın üst kısmında, göğüste, kollarda ve başta ağrılara sebep olabilir.
  • Boyun kireçlenmeleri ihmal edildiğinde yaşam kalitesini düşürür, bir süre sonra kişiyi hareket edemeyecek hale getirebilir.
  • Aşırı kilolu kişiler, spor yapmayanlar, ağır yük kaldıranlar, sık eğilmek zorunda kalanlarda boyun kireçlenmesi riski daha fazladır.

Bu makale bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir koşulda teşhis, tedavi ve tıbbi tavsiye niteliği taşımamaktadır. Sağlık sorunlarınız için öncelikle doktorunuza başvurunuz.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации