Андрей Смирнов
Время чтения: ~38 мин.
Просмотров: 0

Bel ağrısı nedenleri – Bel ağrısına iyi gelen doğal tedavi yöntemleri

Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozukluğu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hâkim olur.

Eklem hareketleri sesli hisle gelir (kıtırtı) duyulur. Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler, diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.

Eklem kireçlenmelerinin tedavisi

Kireçlenmenin tedavisinde asıl amaç,ağrıyı azaltmak ve eklem hareketlerini düzeltmeye yöneliktir. Fizik tedavi programlarıyla, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikayetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların güçlenmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak söz konusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için kilonun kontrolü ve baston faydalıdır.

Yaşlanma ile birlikte görülen, genellikle kalça, diz ve omurga mafsallarında ortaya çıkan ağrılı sertliklerdir. Bu sertliklerin sebebi, mafsal yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bilhassa kırk yaşın üzerinde, az hareket isteyen, statik işlerde çalışan kimselerde görülen kireçlenme, namaz kılan ve hareketli işlerde çalışan insanlarda seyrek rastlanır.

Eklem kireçlenmelerine karşı ne yapmalı?

İleri yaşlarda, eklemlerde tekrarlayan mekanik zorlamalarla oluşan organik değişikliklere verilen isim. Kireçlenmenin en önemli özelliği, eklem yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bu değişiklikler, ağırlık yüklenen eklemlerde daha sık görülür. Genellikle kırk yaş, insan organizmasında kemik sistemi için bir dönüm noktasıdır. Bu zamandan sonra kemiklerde küçük değişiklikler başlar. Harabiyet, yeni kemik oluşum yeteneğinin kaybolması, ostaoporoz (kemiklerdeki kalsiyum içeriğinin azalması) bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle yaşlılarda, bütün eklemlerde bir dereceye kadar kireçlenme mevcuttur. Ancak şu unutulmamalıdır ki, normal bir eklem, normal şartlarda, bozulmadan yüz sene bile çalışabilir. Ancak eklemin normal yapısını zorlayan ve çalışma şartlarını ağırlaştıran durumlarda kireçlenme belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

Kireçlenmenin sebep olduğu şikâyetler

Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil bozukluğu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hâkim olur. Eklem hareketlerinde kıtırtı sesleri duyulur.

Kireçlenmenin en çok görüldüğü yerler

Diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.

Kireçlenmenin mutlak bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemlerle ve yapılacak tedavilerle, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikâyetleri azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların gelişmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak söz konusudur. Kalça ve diz eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için baston ilk tavsiye edilecek konudur. Baston, sağlam taraftaki ele verilir.

Eklem kireçlenmesi (osteoartrit) nedir? Eklem kireçlenmesi, eklemlerde kıkırdak kaybına bağlı olarak oluşan iltihabi hastalığın adıdır. İnsanda en sık karşılaşılan eklem rahatsızlığıdır.

Eklem kireçlenmelerinin nedenleri nelerdir? Yaşla eklemlere binen stresin oluşturduğu deformasyonlar, eklem içi kırıklar, yaralanmalar ve geçirilen iltihaplar bu hastalığa yol açan etmenlerdir. Bu sebeple de “yaşlılık romatizması” olarak da bilinir. Kalça çıkığı da ilerleyen dönemde kireçlenme nedenidir. Zorlama hastalığı arttırırken egzersiz ve spor ise azaltır.

Eklem kireçlenmesi neden yaşla ilgilidir? Yaşlanan bedenimizde ömrünü tamamlayan veya yaralanma neticesinde ölen hücreler çoğunlukla yerini yenilerine bırakırlar. Fakat eklem kıkırdağı (yenilenme-rejenerasyon) potansiyeli olmayan bir dokudur. Hastalığın seyri buna paralel olarak daralan eklem mesafesi, eklemi oluşturan kemiklerin birbirine yakınlaşması ve yakın temasına neden olur.

Kireçlenmenin sebep olduğu şikâyetler nelerdir? Eklemi oluşturan kemiklerin yakın temas ve sürtünmesi ağrı ile belirti verir. Dökülen kıkırdak dokusunu ortamdan uzaklaştırılmak için oluşan iltihap ve şişlikle karşılaşılır. Bu dönemi eklemden gelen kıtırtı (sürtünme sesleri), şişlik, çarpılma ve şekil bozukluğunun oluştuğu dönem takip eder. Topallama ve ağrı sebebiyle değişik yürüyüş şekilleri oluşur.

Kireçlenmenin en sık görüldüğü yerler nereleridir? Sıklıkla bel, diz, ayak bileği, kalça eklemi gibi yük altında çalışan eklemlerde olsa da omuz, dirsek, el bileği, el eklemleri hatta çene ekleminde de olabilir.

Eklem kireçlenmelerinin tedavi yöntemleri

Tedavi, hastalığın evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Erken dönem hastalarda eklemlerin içini temizleme (debridman) amaçlı artroskopik işlemler uygulanır. Eklemlerde çarpılma, şekil bozukluğu olanlar, basit kemik ameliyatları ile düzeltilir.

Tedavi yöntemleri içinde protezin yeri…

Protez ile tedavi ne zaman gerekli olur? Tedavi hastalığın evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Eklem kireçlemesi ileri dönemde ise bozulan eklemi protez ile değiştirmek etkin bir tedavi yöntemidir. Protez, ameliyatla yerleştirilen ve bir organın işlevini üstlenen malzemeye denir. Protez ile ağrı, hareket kısıtlılığı ve eklemlerde şekil bozuklukları düzeltilip, hastaların baston ve benzeri yardımcı malzemelere gerek duymadan yürümeleri sağlanır.

Uzmanlar eklem ağrıları olanlara ayrıca şu önerilerde bulundu:

– İdeal kilonuzda kalın. Kilo almamaya özen gösterin.

– Doymuş yağ ve kızartmalardan uzak durun, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini tüketin…

– İdeal kilonuzda kalın. Kilo almamaya özen gösterin.

– Doymuş yağ ve kızartmalardan uzak durun, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini tüketin.

– Düzenli egzersiz yapın.

– Günde en az 8 saat uyuyun.

– Stresin sizi etkisi altına almasına izin vermeyin. Stresle başa çıkmak için çeşitli teknikler kullanın.

Ahmet Maranki’den eklem ağrıları için masaj yağı

Bu yağları eşit miktarlarda bir kapta karıştırarak eklem yerlerinize sürün. Streç filmle sarın.

Uyarı: Hardal, biberiye ve kekik yağları yakıcı yağlardır. Zeytinyağı, badem ve ceviz yağı gibi yumuşatıcı yağlar ile karıştırılmadan sürüldüğünde cildinizi yakar, zarar verir.

Haberler – Sağlık

Tıbbi adı ile “artroz” veya “osteoartrit” halk arasında kireçlenme olarak bilinen hastalık ile ilgili merak edilenler haberimizde. Kireçlenme nedir? Kireçlenme belirtileri ve kireçlenme tedavisi…

  • Yazıları büyüt
  • Yazıları küçült
  • Standart boyut

image

Genellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülen, aşırı kilo, enfeksiyonlar, genetik yatkınlık gibi nedenlerle ortaya çıkan vücudun hemen hemen her bölgesinde olabilen kireçlenme nedir nasıl tedavi edilir? Kireçlenme belirtileri nelerdir? Hepsi ve daha fazlası için haberimize göz atın…

KİREÇLENME NEDİR?

Kireçlenme vücut dokusunda, kan damarlarında veya organlarda kalsiyum oluştuğunda olur. Bu birikim, vücudunuzun normal süreçlerini sertleştirebilir ve bozabilir. Kalsiyum kan dolaşımından taşınır. Ayrıca her hücrede bulunur. Sonuç olarak, kireçlenme vücudun hemen hemen her yerinde ortaya çıkabilir.

Vücudumuzdaki kalsiyumunun yaklaşık yüzde 99’u dişlerde ve kemiklerdedir. Diğer yüzde 1, kan, kaslar, hücrelerin dışındaki sıvılar ve diğer vücut dokularındadır.

Bazı bozukluklar, tipik olarak ait olmadıkları yerlerde kalsiyumun birikmesine neden olur. Bu zamanla fazlalaşır ve sorunlara neden olabilir.

KİREÇLENME TÜRLERİ

Kireçlenmeler, vücudunuz dahil olmak üzere birçok yerde oluşabilir:

Bazı kalsiyum birikimi zararsızdır. Bu birikimlerin, vücudun enflamasyona, yaralanmaya veya bazı biyolojik süreçlere verdiği yanıt olduğuna inanılmaktadır. Bununla birlikte, bazı kireçlenmeler organ fonksiyonunu bozabilir ve kan damarlarını etkileyebilir.

Yapılan bir araştırmaya göre, 60 yaşın üzerindeki yetişkinlerin çoğunun kan damarlarında kalsiyum birikimi vardır.

KİREÇLENMENİN NEDENLERİ

Kireçlenmede birçok faktör rol oynar. İşte o nedenler:

Harvard Üniversitesi’ne göre, kireçlenmeye kalsiyum açısından zengin bir diyetin neden olduğu yaygın bir yanlış anlamadır. Bununla birlikte, bilimsel araştırmalarda diyet kalsiyum ve daha yüksek kalsiyum birikimi riski arasında bir bağlantı bulunamamıştır.

Kireçlenmeler genellikle röntgen ile bulunur. Doktorunuz röntgen ile hemen hemen herhangi bir kireçlenme sorununu tespit edecektir.

Doktorunuz ayrıca kan testleri de yapabilir. Örneğin, böbrek taşları varsa, bu testler genel böbrek fonksiyonunuzu belirleyebilir.

Bazen kanser bölgelerinde kalsiyum birikimi bulunur. Bir kireçlenme genellikle kanseri bir neden olarak dışlamak için test edilir. Doktorunuz biyopsi isteyecektir. Yapılan incelemede herhangi bir kanser hücresi tespit edilmediyse, kireçlenmeyi iyi huylu olarak etkileyecektir.

image

KİREÇLENME TEDAVİSİ

Kireçlenme tedavisi çeşitli faktörlere bağlıdır:

Kireçlenme bulunduğunda doktorunuz olası komplikasyonları kontrol etmek için düzenli takip randevuları talep edecektir. Küçük arter kireçlenmeleri tehlikeli kabul edilmez.

Kalp kapakçıklarında kireçlenme gelişebilir. Bu durumda, kalsiyum birikimi kapakçığın fonksiyonunu etkileyecek kadar şiddetli ise, kapakçığı açmak veya değiştirmek için ameliyat gerekebilir.

Böbrek taşı tedavileri böbreklerdeki kalsiyum birikimini azaltmaya yardımcı olur. Doktorunuz, gelecekte oluşacak kalsiyum böbrek taşlarını önlemeye yardım etmek için tiazid adı verilen bir diüretik reçete edebilir. Bu idrar söktürücü, böbreklerde daha fazla kalsiyum tutarken idrarı serbest bırakır.

Eklemlerinizde ve tendonlarınızdaki kalsiyum birikintileri her zaman ağrılı semptomlara neden olmaz, ancak hareket aralığını etkileyebilir ve rahatsızlığa neden olabilir. Tedaviler, anti-enflamatuar ilaçlar almak ve buz paketleri uygulamayı içerebilir. Ağrı geçmezse, doktorunuz ameliyatı önerebilir.

Bazı ilaçlar vücudunuzun kalsiyum seviyelerini etkileyebilir. Kolesterol ilaçları, tansiyon ilaçları ve hormon replasman tedavisi, vücudunuzda kalsiyum değerlerini etkileyen yaygın ilaçlardır.

Eğer sıklıkla kalsiyum karbonat takviyeleri alırsanız (Tums gibi; Tums mide yanması için kullanılan tablettir), kalsiyumunuzu yüksek seviyelere çıkartma riski taşırsınız. Böbrek veya paratiroid ile ilgili sorunlar (tiroidin arkasındaki dört küçük bez), kanınızda kalsiyum düzeylerinin çok yükselmesine neden olabilir.

Günlük tuz ihtiyacı yaşınıza bağlı olarak değişir. Yaşınıza, cinsiyetinize ve diğer sağlık sorunlarınıza göre hangi kalsiyum dozunun sizin için doğru olduğu konusunda doktorunuzla konuşmakta fayda vardır.

Sigara içmek kalp hastalığını geliştirmede önemli bir risk faktörü olduğu için, bu kireçlenmelerde de rol oynayabilir. Genel olarak, sigarayı bırakmak özellikle kalbiniz, kan damarlarınız ve beyniniz için kısa ve uzun vadeli olarak faydanızadır.

Yataktan kalmadan yapabileceğiniz 6 egzersiz

Spor yapacak vaktiniz yoksa sabah uyanır uyanmaz çok vaktinizi almayacak egzersizler yapabilirsiniz… 30’ar, 20’şer saniyelik setler halinde yapacağınız 6 farklı hareketle hem güne zinde başlayabilir, hem de düzenli yaptığınızda vücudunuzu şekillendirebilirsiniz…

Bu egzersizler hem zayıflatıyor hem rahatlatıyor

Doğru nefes alıp vermenin fiziksel ve mental faydasını uzmanlar sık sık dile getiriyor. Bazı tekniklerle yapılan nefes egzersizleri de rahatlamak ve hatta zayıflamak için birebir…

DİZ KİREÇLENMESİ

DİZ AĞRILARINA BİLİMSEL YAKLAŞIM VE DİZ KİREÇLENMESİNDE GÜNCEL TEDAVİLER

Diz ağrısının sebepleri nelerdir?

Diz ağrılarının çok çeşitli sebepleri vardır.  Bunları bir çok gruba ayırabiliyoruz. Örneğin ağrının başlangıç zamanına göre yeni başlayanlar akut , 3 aydan daha uzun bir süredir olanlara ise kronik ağrı diyoruz. Akut diz ağrılarının en önemli sebepleri, spor yaralanmaları, düşmeler, menisküs yırtıkları, eklem romatizmasının kriz dönemleri örnek olarak sayılabilir. Kronik diz ağrısın en önemli sebepleri ise, gençlerde diz kapağının rahatsızlıkları, yaşlılarda ise kireçlenmedir. Orta yaşlarda ise iltihaplı romatizmaları sayabiliriz. 

Peki teşhiste neler yapıyoruz?

Tabi ki öncelikle ayrıntılı bir muayene gerekir. Muayene ile diz ağrılarının teşhisini %95 in üzerinde bir doğrulukla anlayabiliriz. Tanıyı kanıtlamak  ve kesinleştirmek için görüntüleme yöntemleri ve kan tahlilleri gerekmektedir. Günümüzde diz ağrılarının teşhisinde röngten ve MR halen en sık kullanılan yöntemler olmasına rağmen, ultrasonografi son yıllarda öne çıkmaya başlamıştır. Ultrasonografi, dizin birkaç yapısı dışında , tüm dokuların görüntülenmesine izin verir. Bizim gibi muayeneyi yapan klinisyen doktor tarafından yapılması önemli bir avantajıdır. İltihap ve romatizmal patolojilerin gösterilmesinde, doppler özelliği sayesinde, MR ‘dan çok daha üstündür. Girişimsel tedavilerde, örneğin dizin içinde bir sıvı ya da kisti iğne ile boşaltmak için , iğnenin yerini doğru bir şekilde görebilmek için yine ultrason kullanırız. En önemli dezavantajı, çok fazla tecrübe gerektirmesidir. 

    

Diz ultrasonu videosu 1              Diz ultrasonu videosu 2            Dr  Ahmet Sümen Kanal Türk

Diz kireçlenmesi neden olur? belirtileri nelerdir?

Kireçlenme; yani eklemde sıvı azalması ; kıkırdak erimesi ; kıkırdak kireçlenmesi ; eklem dejenerasyonu ; artroz … Bunların tümü aynı şeyi ifade etmektedir. Yani kireçlenme . Burada öncelikle birşeyi düzeltmemiz gerekiyor. Her kireçlenmesi olan hastada, eklemde sıvı azalması olmaz. Bazen kireçlenme ile birlikte eklemde sıvı artışı olmaktadır. Bazen hastalarımızla bu konuda sorun yaşayabiliyoruz. Daha önce bir doktor tarafından kendisine kireçlenmeyi tarif etmek için sıvı azalması denmiş. Ultrasonla bir bakıyoruz dizin içi  aşırı sıvıyla dolu. Tabi bu iltihaplı sıvı. Bu sıvı normalden fazla olduğunda dizde, ağrı, yürüme ve hareket güçlüğüne neden olur. Bu yüzden kireçlenme tedavisine başlamadan önce bu  fazla sıvıyı boşaltmak gerekmektedir. Yani kireçlenmesi olan hastalarda bazen, dizin içinde sıvı artışı , iltihaplı sıvı artışı olabilmektedir. 

Kireçlenme neden olur En önemli sebep yaştır. Yaşla birlikte, kireçlenme görülme sıklığında belirgin artış söz konusudur. Kadınlarda biraz daha sık görülmektedir. Yaşlanma dışında, obezitetravma, geçirilmiş ameliyatlar, bacak boyu eşitsizliği gibi durumlar da kireçlenmeye neden olabilmektedir.  Bu sebeplerden özellikle obezite ön plana çıkmaktadır. Kilo vermek diz kireçlenmesi tedavisinde çok faydalıdır. 

Diz kireçlenmesinin en önemli belirtileri, dizlerde ağrı, tutukluk, sertlik ve yürüme güçlüğüdür. Bazı hastalarda yanma bazılarında ise dizlerde üşüme hissi de görülebilen diğer şikayetlerdir. Kireçlenmenin ilerlemesi durumunda ise, yukarıda belirtilen şikayetler artış gösterir, bacaklarda şekil bozuklukları başlar, sakatlık gelişebilir.

Diz kireçlenmesi tedavisi?

Öncelikle şunu mutlaka belirtmeliyim. Tek bir tedavi ile mükemmel bir sonuç beklemek hayal kırıklığı yaratabilir. Yani diz kireçlenmesi tedavisinde hastanın yaşı ve durumuna göre kombine bir tedavi programı belirlenmeli; rehabilitasyon bu tedavinin vazgeçilmez parçası olmalıdır. 

Bu tedaviler,

İlaçlar ( ağrı kesici, romatizma ilaçlar, kıkırdak hapları )

Eklem enjeksiyonları, ( HA, PRP, kortizon, anestezik ilaçlar , dextroz vs… )

Fiziksel yöntemler ( Tens, sıcak, soğuk, tedavi ultrasonu, manuel terapi, kaplıca, lazer, egzersiz  vs..)

Ortez ve cihazlama

Korunma önlemleri ( Kilo vermek, dizleri fazla kırmamak, diz kaslarını güçlendirmek )

Cerrahi

Enjeksiyon yöntemleri iltihap giderici ve iyileştiriciler olmak üzere ikiye ayırıyoruz. 

Ultrason ile değerlendirmemiz sonucunda dizde sıvı ve iltihap varsa öncelikle, bu sıvıyı boşaltıp, iltihap kurutucu ilaç enjekte ediyoruz. Dizin içi iltihaplı sıvıyla dolu iken dize kıkırdak sıvısı ya da PRP gibi tedaviler uygulanması tedavinin başarı şansını düşürür. 

İyileştirici tedaviler arasında, yaklaşık 15 yıldır uyguladığımız  hyaluronik asit ( HA ) tedavisi gelmektedir. Her hastada aynı sonucu göremesek de halen önemini , değerini koruyan bir yöntemdir. Tek doz ya da 3 doz olarak uygulanabilir. Çok nadiren hafif alerjik şikayetler dışında önemli bir yan etkisi yoktur. 

Ultrason ile kist tedavisi            Ultrason ile baker kisti tedavisi

PRP – kök hücre tedavisi, son yıllarda çok büyük umutlar vaaeden bir yöntemdir. Hastanın kendi kanı alınır, 10-15 dakikalık işlemden geçirilerek, trombosit ve beyaz küre hücrelerinde zengin kalan kısmı alınarak hastanın dizine enjekte edilir. Diz kireçlenmesinde toplam 3 doz olarak uygulama yapılır. Beklenen ciddi bir yan etkisi yoktur. Sadece, enjeksiyon sonrası bazı hastalarda reaksiyona bağlı hafif şişlik ve ağrı oluşabilmektedir. Bu durum birkaç gün süreyle buz uygulaması ve basit ağrı kesicilerle geçmektedir. 

PRP standart bir uygulama mıdır? Hastalarımızın dikkat etmesi gerekenler?

Evet, bu çok önemli. İdeal ve etkili bir PRP için, 1 birimkanda yaklaşık 1 milyon trombosit hücresi olması gerekir. Maalesef bizim de deneyimlerimize göre piyasadaki birçok PRP sistemi ideal trombosit sayısına ulaşamamaktadır. Bizim önerimiz, hastalarımızın hazırlanan örneklerden hücre sayımı yaptırmalarıdır.

PRP tedavisi sonrası, hastanın mümkünse kortizon gibi ilaçları kullanmaması gerekir. Fizik tedavi ve egzersizlerini düzenli yapması çok faydalıdır.  PRP etkisini hemen göstermez, etkisini görebilmek için 3 ay kadar beklemek gerekir. 3 ay sonunda hastanın ağrı, hareket zorluğu  şikayetlerinde belirgin düzelme bekliyoruz.

Diz kireçlenmesi tedavisinde ameliyat ne zaman gerekir?

Diz kireçlenmesinin tedavisinde, ameliyat dışı yöntemlerle başarı elde edilememişse, protez ameliyatları iyi bir seçenek olabilmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz yöntem ve tedaviler ile hastanın ağrısı geçmiyor, dizlerinde hareket zorluğu, yürüme güçlüğü düzelmiyor ise ve bunlar kişinin günlük yaşantısını etkileyecek düzeyde ise ameliyat öneriyoruz. Tabi ki ameliyatın, riskleri olduğu gibi, başarılı olma garantisi de yoktur. O yüzden diz kireçlenmesi henüz   ilerlememiş hastalarda tedaviye başlamak daha uygun gibi görünmektedir. 

Özetle;

Diz ağrılarına yaklaşımda, teşhis ve takipte, tecrübeli bir uzman tarafından yapılan ultrasonografik değerlendirmenin önemi büyüktür. 

Diz kireçlenmesinin tedavisini tek bir tedaviye bağlamak yerine bilimsel olarak kanıtlanmış iğne tedavileri ile birlikte kapsamlı bir rehabilitasyon programı daha uygundur.

Kireçlenmeyi azaltmaya yönelik enjeksiyon tedavileri, eklem içine PRP kök hücre ve hyaluronik asit enjeksiyonlarıdır. 

Obez hastalarda kilo vermek, diz ağrısı ve yürüme güçlüğünü yarı yarıya iyileştirebilir. 

İyi ve kaliteli bir şekilde uygulanmış tedavilere rağmen,  şikayetlerde azalma olmuyorsa en iyi seçenek cerrahi olabilir. 

PRP Kök hücre tedavisi videomuzu izleyebilrsiniz.              

Konuyla ilgili ulusal basında çıkan yazılarımıza ulaşmak için tıklayınız. Etiketler: Diz Ağrısı , Diz Kapak Ağrısı , Diz kireçlenmesi , Menisküs , Menisküs Yırtığı , Dizlerde Sıvı Kaybı , Kıkırdak Erimesi Anasayfa » Sağlık » Boyun Kireçlenmesi Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Tıp dilindeki ismi ile servikal spondiloz, boyun eklemlerini etkileyen ve yaşa bağlı olarak gelişen bir rahatsızlıktır. Servikal kıkırdak doku ve kemiklerde oluşan aşınma ve yıpranma sonucunda oluşan bir rahatsızlıktır. Kireçlenmeye sebep olan bu değişimler kemik dikeni, fıtıklaşma, sert ligamentler içerebilir.

Boyun Kireçlenmesi Belirtileri

Boyun kısmında ve omuz etrafında kronik ağrılar, boyun sertliği, kas zayıflığı, baş ağrısı, kol ve parmak ağrıları, omuz ve kollarda karıncalanma hissidir.

Boyun Kireçlenmesinin Nedenleri

Çocukluk dönemindeki bağışıklık sistemindeki zayıflıklar bile boyun kireçlenmesini etkiler. Bağışıklık sisteminin zayıf olması sonucunda boyundaki damar ve kemik yapısı yeteri kadar vitamin almadığı durumda boyun kireçlenmesi görülür. Çocuklukta görülen enfeksiyonlar da boyun kireçlenmesinde olumsuz etkiye sahiptir. Kalıtımsal olarak oluşan disk dejenerasyonu da boyun kireçlenmesinin başlıca nedenleri arasındadır. Ergenlik dönemi sonrasında başlayıp, yaşlılık döneminde iyice artan boyun kireçlenmesi hareketlerinizi kısıtlar. Boyun kireçlenmesi normal şartlarda kollara, göğüse ve sırtı yayılır. Yani ağrının dağılması aşağı yöne doğrudur. Yalnız ağrı yukarı yöne doğru yayıldığında beyin damarlarına baskı yaparak yürüme güçlüğüne sebep olabilir. Beyin damarlarında oluşan baskı sonucu kişilerde baş dönmesi, kulak çınlaması gibi belirtiler de sıklıkla yaşanır.

Boyun Kireçlenmesi Tedavi Yöntemleri

Boyun kireçlenmesi çoğunlukla 65 yaş ve üzeri hastalarda görülen bir sorundur. Sorunun doktor gözetiminde tutulması önemlidir ancak yine doktorun bilgisine danışılarak evde bitkisel çözümler ve pratik uygulamalar yapılarak kireçlenmenin sebep olduğu ağrılar giderilebilir.

Egzersizleri düzenli yapmanın yanı sıra sıcak ve soğuk kompres uygulaması yapmak da ağrıyı azaltan bir başka çözümdür. Sıcak kompres uygulaması yaptığınızda kan dolaşımınız artıp boğazınızdaki kasları gevşetir, soğuk kompres uygulaması yaptığınızda ise şişlik ve iltihaplanma sorununu ortadan kaldırırsınız. Sıcak kompres için havluya sıcak su torbası sarmak soğuk kompres için de buz küpleri yerleştirmek yeterli olacaktır. 2- 3 dk boyunca hassasiyet hissedilen bölgeye kompres uygulaması yapın. Önce sıcak sonra da soğuk kompres uygulaması yapmanız ağrının giderilmesi için daha verimli olacaktır. Bu işlemleri 15- 20 dk boyunca devam ettirmeniz gerekir. Birkaç gün bu işlemi uyguladığınızda sonuç alacaksınız. Bunun dışında bitkisel ilaçlar uygulamak isteyen hastalar için sarımsak tomurcuğu tüketmek, epsom tuzu banyosu yapmak, susamyağı ile yapılacak masaj uygulaması, elma sirkesine batırabileceğiniz bir havlu ile kompres yapmak boyun kireçlenmesinin sebep olduğu ağrıları azaltacak ve düzenli uygulamalarla rahatsızlık sona erecektir.

Boyun kireçlenmesi olan hastaların oturuş, yatış şekillerine önem vermesi gerekir. Özellikle oturarak çalışan kişilerin kullanışlı bir koltuk ile destekleyici minder ve sırttı dik tutmaları gerekir. Yatarken boynun tam oturduğu ve boşluk kalmayacağı şekilde ortopedik bir yastık kullanmaları ve yüz üstü yatmamaları gerekir. Stres kaynaklı bir boyun ağrısından kurtulmak için yapılacak öncelik psikolojik olarak kişilerin bir rahatlama içine girmeleridir. Stresi oluşturan temel neden ve etkenlerden nefes egzersizleri ve stres dağıtma yöntemleri ile uzaklaşmak gerekiyor.

Doktorunuzun gözleminde yapılan ilaç tedavileridir. Birkaç örnek verecek olursak: kas gevşetici ilaçlar, ağrı kesiciler, masaj, damar açıcı ilaçlar, B vitamini ilaçları, kalsiyum ve D vitamini içeren ilaçlar, sinir köklerine yapılan iğneler… En son noktada ise ameliyatlar yer almaktadır.

Boyun kireçlenmesi hastalığınızın sonrasında da uygulamanız gereken bazı adımlar vardır. Duruş bozukluklarınıza, eklemlerinizi zorlamamaya, hasar ve darbelerden kaçınmaya ve egzersizlerinize devam etmelisiniz.

Fizik Tedavi

Boyun kireçlenmesi durumunda ilk başvurulan tedavi yöntemi fizik tedavidir. Sıcak su, soğuk su ve ya elektrik uygulaması yapılarak kas uyarımı yapıp ağrının hafifletilmesi amaçlanır. Ağrının azalmasının ardından, hastaya düzenli bir egzersiz programı uygulanır. Bu egzersizler sayesinde hastanın duruş bozuklukları giderilir, boyunda bulunan kaslar kuvvetlendirilir.

Boyun Traksiyonu

Boyun kireçlenmesi için sık kullanılan yöntemlerden biri boyun traksiyonudur. Diğer bir adı “ Boyun Çekilmesi “ dir. Kısaca özetleyecek olursak, günde bir defa olacak şekilde, 5-15 kilo kadar olacak şekilde bir ağırlık ile boynun çekilmesi ve kaslara yapılan baskının azaltılması amaçlanan tedavi yöntemidir diyebiliriz.

Boyun Kireçlenmesi Tedavi Edilmezse Ne Olur ?

Boyun kireçlenmesi ilerlediği zamanlarda, bu hastalardaki en çok korkulan şey kireçlenmeye bağlı omurilik kanalının daralması ve omurilik içinde zedelenmeye neden olmasıdır. Eğer omurilik içinde zedelenme oluşur ise bunun geriye dönüşü çok zor olur. Boyun fıtığı önce boyunda başlayıp kollara vururken, ilerleyen dönemlerde eğer omurilik içinde kireçlenme olursa bu hastalarda idrar ve büyük abdest problemleri daha da ilerde ayaklarda kasılma, hatta kol ve bacaklarda felçlere kadar giden, yatalak hale getiren, yatağa bağlı hale getiren rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu nedenle boyun kireçlenmesini çok ciddiye almak gerekir.

Boyun Kireçlenmesi Bitkisel Tedavi

Doğanın şifalı mucizelerinden faydalanın. Evde kolaylıkla hazırlayabilirsiniz.

Bir cezvenin içine 3 gram tarçını, 1 gram karabiber, 3 gram kadar kuru zencefil yarım fincan kadar doğranmış havuç, iki fincan da su eklenip iyice kaynatın. Bu karışımı bir ay boyunca günde 2 defa içerek devam edin.

Bir fincanın çeyreği kadarlık yeşil soğanı doğrayıp 2 fincan suyun içine kaynatın ve bu karışımı günde üç kere sabah öğle akşam olmak üzere için ayrıca maydanoz suyu da çok iyi geliyor.

Fincanın çeyreğine fasulye içi barbunya ve arpa katın bu karışımı 4 fincan su da kaynatın. Bu karışımı bir ay boyunca günde bir tane yiyerek tamamlayın.

Bir fincan karahindiba ve naneyi 4 fincan su da kaynatıp bu karışımı günde 3 kere tüketin. Dilerseniz hindiba lapa iken boynunuza koyup iki saat bekletebilirsiniz.

Çınar ağacının yaprağı en etkili boyun kireçlenmesine iyi gelen bitkiler arasındadır. Bu bitki ne kadar kullanacağınız ve hangi aralıklar ile kullanmanız gerekiyor bunlara dikkat etmelisiniz. Özellikle de çınar yaprağının kaynama süresi önemlidir.

YAZAR BİLGİSİ BENZER KONULAR

SAĞLIKLI YAŞAM

Sağlıklı Yaşam

Ana Sayfa / Sağlıklı Yaşam

image

23 Mayıs 2020

Bel Fıtığı Nedir? Bel Fıtığının Nedenleri, Belirtileri ve Tedavileri Nelerdir?

Diskin fıtıklaşması ya da yırtılması nedeniyle içindeki koyu jel kıvamındaki maddenin disklerden özellikle zayıf olan arka banttan boşalması sonucu oluşan duruma bel fıtığı denir.

Ağır kaldırmak, Obezite, hareketsizlik, omurgayı sürekli zorlayan hareketler bel fıtığı nedenleri arasındadır.

Geçmeyen bel ve bacak ağrıları, bacaklar ve belde uyuşma, karıncalanma hissi, hareket kısıtlılığı bel fıtığı belirtileri arasındadır.

Bel fıtığı erken tanı ve tedavide genellikle ameliyatsız olarak tedavi edilebilen bir hastalık olmakla beraber, ilaç tedavisi ve Fizik tedavi Rehabilitasyon ile düzelmemesi halinde cerrahi işlem gerektirir.

Bel Fıtığı Nedir?

İnsan omurgasının bel bölgesinde beş adet bel omuru vardır. Omurların arasında yastık görevi gören diskler bulunur. Her disk halka şeklinde elastiki yapıya sahiptir. Disklerin içi de jöleden daha sert kıvamda bir maddeden oluşur. Diskin fıtıklaşması ya da yırtılması nedeniyle içindeki koyu jel kıvamındaki maddenin disklerden özellikle zayıf olan arka banttan boşalması sonucu oluşan duruma bel fıtığı denir.

Cinsiyet ve yaş farkı gözetmeksizin herkeste görülebilen Bel Fıtığı çağımızın en çok rastlanan rahatsızlıklarından biri olarak gösterilebilir. Bel fıtığı (lomber disk hernisi) tedavisi geçmişin aksine günümüzde büyük ilerleme kaydederek konforlu bir hale gelmiştir.

Bel Fıtığı Nedenleri Nelerdir?

Jöle kıvamındaki maddenin disklerden dışarı çıkmasıyla meydana gelen bel fıtığının belirtileri anında hissedebileceğiniz gibi belirtilerin kendini göstermesi haftalar ya da aylar da sürebilir. Özellikle dayanılmaz bir ağrı ile başlayan ve basit ağrı kesicilerin dindiremediği bu ağrı şikayetlerinin devam etmemesi için doktora başvurmak yapacağınız ilk iş olmalıdır. Çünkü bel fıtığı tedavi edilmediği takdirde ileride çözümü daha zor bir hal alabilir veya kişinin felç olmasına kadar gidebilir.

●      Ağır kaldırmak,

●      Yaralanmalar,

●      Kilo (Şişmanlık-Obezite)

●      Omurgayı sürekli zorlayan hareketler,

●      Ani ve ters hareketler,

●      Uzun süreli araba kullanmak,

●      Hareketsizlik,

●      Sedenter hayat (Egzersiz yapmamak),

●      Sigara içmek,

●      Kabızlık,

●      Kusma gibi durumlar bel fıtığı sebepleri arasındadır.

Bel fıtığı genetik olarak nesillere aktarılan bir hastalık değildir. Ama omurga yapısı aile bireylerinde birbirine benzer. Bel fıtığına yatkın omurgalar aile bireylerinde daha sık bel fıtığı görülmesine yol açar.

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

●      Basit ağrı kesicilerle geçmeyen bel ve bazen bacak ağrıları,

●      Bacaklar ve belde uyuşma, karıncalanma hissi,

●      Hastalık ilerledikçe güç kaybı,

●      Hareket kısıtlılığı,

●      Topallayarak yürüme,

●      Duyu kaybı,

●      Refleks kusurları,

●      İdrar ve büyük tuvaletin tutulamaması (Fıtığın   omurilik ve sinir köklerine aşırı baskı yapması   sonucu görülür.),

●      Yürürken vücudun bir tarafa doğru eğilmesi. Bel fıtığının belirtilerini hissettiğiniz anda bir doktora başvurmanız bu hastalıktan en kısa sürede kurtulmanın ilk adımı olacaktır.

Bel Fıtığında Tanı ve Teşhis Nasıl Konulur?

Bel fıtığı  tanısında; klinik muayene bulgularının yanı sıra, röntgen, MRI (Manyetik Rezonans), CT (Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektro fizyolojik tetkiki gerekebilir.

Bel Fıtığında Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Bel fıtığı erken tanı ve tedavide genellikle ameliyatsız olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalığın durumuna göre tedavi yöntemleri de değişiklik göstermektedir. Bel fıtığı tedavisinde hastanın durumuna göre doktor öncelikle ilaç tedavisi ve yatak istirahatini önerebilir. Fizik tedavi ya da rehabilitasyon ile de ağrıları azaltma yoluna gidilebilir. Bel fıtığı tedavisinde ilaç tedavisi işe yaramadığında epidural enjeksiyon yöntemine başvurulur.

Epidural enjeksiyon yöntemi, baskı altındaki sinirlerin bulunduğu bölgeye iğneyle girilmesidir. İğneyle girilen bölgeye ağrı, ödem ve yangı giderici çeşitli ilaçlar enjekte edilir. Böylece bel fıtığı şikayetlerinin azalması ya da ortadan kalkması amaçlanır. Eğer tüm bu yöntemlere rağmen bel fıtığı şikâyetlerinde azalma olmadıysa doktorun vereceği karar cerrahi müdahaledir.

Cerrahi müdahalede ise çağımızın en son teknolojisi Tam Endoskopik Disk Cerrahisi önerilmektedir.

Bel Fıtığında Cerrahi Yöntemler Nelerdir?

●      Bel Fıtığında Tam Endoskopik Disk Cerrahisi

Endoskopik disk cerrahisi, diğer cerrahi yöntemlere göre dokulara dost bir cerrahi yöntemidir. Altın Standart yöntem olarak gösterilen bel fıtığında tam endoskopik disk cerrahisi yönteminin en önemli özelliklerinden biri müdahale sırasında sağlıklı dokulara zarar verilmemesidir. Hasta açısından en olumlu tarafı ise bel fıtığı tedavisinde tam endoskopik disk cerrahisi ile ameliyattan 2 saat sonra ayağa kalkabilmesidir. Bunun nedeni ise bir tükenmez kalemin ucu kadar açılan bir kesit ile sorunlu bölgeye ulaşılarak fıtığın alınıp etrafının temizlenmesidir.

Tam endoskopik disk cerrahisi yöntemi ile ertesi gün hastaneden yürüyerek taburcu olabilirsiniz. Bel fıtığı tedavisinde tam endoskopik disk cerrahisinin diğer ameliyat yöntemlerine göre diğer bir ayrıcalığı da daha az tekrarlama ihtimalinin olması. Böylelikle bel fıtığı tedavisinde tam endoskopik disk cerrahisi yöntemi hem hastaları psikolojik açıdan rahatlattığı gibi fiziksel açıdan da önemli bir konforu da beraberinde getirmektedir.

Bel Fıtığında Tam Endoskopik Disk Cerrahisi Yöntemi Hangi Hastalara Uygulanabilir?

Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı kadın – erkek, genç – yaşlı, şişman ya da zayıf demeden herkese uygulanabilir. Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatının uygulaması obezite hastaları için çok avantajlı bir yöntemdir. Çünkü obez olan bel fıtığı hastalarında diğer ameliyat yöntemlerinin uygulanması oldukça zahmetli bir süreçtir.

Sağlam dokulara verilebilecek zarar, dokularda yapışma ya da kan kaybının önüne geçildiği için tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı bu hastalar için oldukça idealdir. Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatının hamileler de bile uygulanabilir. Ancak burada en önemli konu; tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı tecrübeli ellerde yapılması gerek.

Bel Fıtığında Tam Endoskopik Disk Cerrahisi Yöntemi Avantajları Nelerdir?

●      Küçük yara yeri,

●      Daha az doku travması ve kan kaybı,

●      Düşük komplikasyon oranı,

●      Ameliyattan kısa süre sonra ayağa kalkabilme imkanı,

●      Kısa sürede işe dönebilme imkânı,

●      Ameliyat sonrası ağrı kesici ihtiyacının azalması ya da hiç ihtiyaç olmaması,

●      Ameliyat sonrası yüksek hasta konforu,

●      Tecrübeli ellerde hayati komplikasyonların olmaması,

●      Kalp ve diğer damar hastalıkları yüzünden kan sulandırıcı kullanan hastalarda ilacı kesmeden   uygulanabilen bir yöntem,

●      Obez hastalarda cerrahi yaklaşım kolaylığı,

●      Omurga hareket kabiliyetinin sabitliğini bozmadan yapılan bir işlem olması,

●      Günlük aktivitelere kolayca geri dönebilme ve işleme bağlı herhangi bir rehabilitasyon sürecine çoğunlukla gerek duyulmaması,

●      Ameliyattan sonra, yeniden fıtık oluşma oranının çok düşük olması.

Bel Fıtığı Ameliyatı Olan Hastalar Kaç Gün İstirahat Etmelidir?

Bel fıtığı ameliyatı olan hastalar 15 gün istirahat etmelidir. Sonrasında bel hareketlerine dikkat ederek günlük hayatlarına geri dönebilirler. Ancak 6 ay boyunca ciddi fizik aktivitelerden kaçınmalıdırlar. Bel fıtığı ameliyatından sonra en sık sorulan soru “tekrarlayacak mı?” dır. Standart bir mikro cerrahi ameliyatından sonra bel fıtığının tekrarlama olasılığı %2-15 arasında değişkendir. Bu oran cerrahi tecrübe bilinçli hastalar ile minimumlara inerken tersi de söz konusu olabilir.

Bel Fıtığı için Uygulanabilecek Egzersizler Nelerdir?

Bel Fıtığı ameliyatı sonrası uygulanabilecek spor ve egzersizler için mutlaka doktorunuza ya da bir Fizik tedavi Uzmanına başvurmalısınız.

İnsan omurgasının bel bölgesinde beş adet bel omuru vardır. Omurların arasında yastık görevi gören diskler bulunur. Her disk halka şeklinde elastiki yapıya sahiptir. Disklerin içi de jöleden daha sert kıvamda bir maddeden oluşur. Diskin fıtıklaşması ya da yırtılması nedeniyle içindeki koyu jel kıvamındaki maddenin disklerden özellikle zayıf olan arka banttan boşalması sonucu oluşan duruma bel fıtığı denir. Cinsiyet ve yaş farkı gözetmeksizin herkeste görülebilen Bel Fıtığı çağımızın en çok rastlanan rahatsızlıklarından biri olarak gösterilebilir. Bel fıtığı (lomber disk hernisi) tedavisi geçmişin aksine günümüzde büyük ilerleme kaydederek konforlu bir hale gelmiştir.

Ağır kaldırmak, yaralanmalar, kilo (Şişmanlık-Obezite), omurgayı sürekli zorlayan hareketler, ani ve ters hareketler, uzun süreli araba kullanmak, hareketsizlik, sedenter hayat (Egzersiz yapmamak), sigara içmek, kabızlık, kusma gibi durumlar bel fıtığı sebepleri arasındadır.

Basit ağrı kesicilerle geçmeyen bel ve bazen bacak ağrıları, bacaklar ve belde uyuşma, karıncalanma hissi, hastalık ilerledikçe güç kaybı, hareket kısıtlılığı, topallayarak yürüme, duyu kaybı, refleks kusurları, idrar ve büyük tuvaletin tutulamaması (Fıtığın omurilik ve sinir köklerine aşırı baskı yapması sonucu görülür.), yürürken vücudun bir tarafa doğru eğilmesi. Bel fıtığının belirtilerini hissettiğiniz anda bir doktora başvurmanız bu hastalıktan en kısa sürede kurtulmanın ilk adımı olacaktır.

Bel fıtığı tanısında; klinik muayene bulgularının yanı sıra, röntgen, MRI (Manyetik Rezonans), CT (Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektro fizyolojik tetkiki gerekebilir.

Bel fıtığı erken tanı ve tedavide genellikle ameliyatsız olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Hastalığın durumuna göre tedavi yöntemleri de değişiklik göstermektedir. Bel fıtığı tedavisinde hastanın durumuna göre doktor öncelikle ilaç tedavisi ve yatak istirahatini önerebilir. Fizik tedavi ya da rehabilitasyon ile de ağrıları azaltma yoluna gidilebilir. Bel fıtığı tedavisinde ilaç tedavisi işe yaramadığında epidural enjeksiyon yöntemine başvurulur.

Bel Fıtığı ameliyatı sonrası uygulanabilecek spor ve egzersizler için mutlaka doktorunuza ya da bir Fizik tedavi Uzmanına başvurmalısınız.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации