Андрей Смирнов
Время чтения: ~30 мин.
Просмотров: 0

Ayaktaki Kemik Çıkıntıları Nasıl Tedavi Ediliyor – Kadınlar Çiçektir

Ayağın kapsayan kısımlarında beliren yani eklem yerlerinde ve parmaklarda parazit, deformite, ağrı ve şekil bozukluğuyla oluşan rahatsızlıklar, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen hastalıklardır. ayak kemik çıkığı ingilizce “foot bone spurs” olarak bilinir, tıp dilinde Oteofit adı verilir. Yürüyüşümüzle vücut denge kombinasyonuna uygun olmayan ayakkabı tercihlerile rahatsızlık daha da ileri boyutlarda hastalık aşamasına kadar ilerleme gösterebilmektedir. Bu rahatsızlık genelde yüksek topuklu ve ucu sivri ayakkabıları tercih etmeleri nedeniyle en çok kadınları tehdit ediyor. Kadın erkek farketmeksizin burada sağ ve sol ayaklarımızın aynı kalıblardan çıkan ayakkabılara uygun yapıda olmadığını, sağ ayak ile, sol ayak arasında farklar olduğunu bilmemiz gerekir, örneğin sağ elini daha iyi kullanabilenlerin sağ ayağı sol ayağına oranla daha gelişmiştir, bu yüzden kendi ayak ölçülerimize göre üretilmiş ayakkabı almaya dikkat etmemizde oldukça fayda var.imagesunwomens.blogspot olarak yaptığımız araştırmalarda açığa çıkan sonuç olarak bu rahatsızlık genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına  almakta. Bu problemin tek köklü tedavi seçeneği, ameliyat. Cerrahi operasyonlarda başarı oranı ise oldukça yüksek oranlarda seyrediyor.Ayak başparmağındaki kemik çıkıntısı, sıklıkla ağrı ve şekil bozukluğuyla kendini gösteriyor. Yürürken güçlük çekilmesi, istenilen her ayakkabının giyilememesi veya giyildiğinde ayaklarda rahatsızlık yaşanması ayak başparmağındaki kemik çıkıntılarında sıkça karşılaşılan sorunlar. Doğuştan veya genç yaşta da görülebilen bu deformite, genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına alıyor. Kadınlarda erkeklere oranla 5 kat daha fazla görülüyor. Parmaklardaki deformitenin kadınlarda daha fazla görülmesinde birkaç faktörün etkili olduğunu belirterek, bu etkenleri şöyle sıralıyabiliriz; En önemli sebebi, kadınların yüksek topuklu ve ucu sivrilen ayakkabıları tercih etmeleri. Hamilelik döneminde hormonal dengelerin değişmesi nedeniyle, ayak kemikleri arasındaki bağların gevşemesi de en sık suçlanan faktörlerden. Düztabanlık veya kas yapısındaki bozukluklar gibi ayağın kendisinden kaynaklanan sorunlar, serebral paralsi veya felç gibi nörolojik hastalıklar da bu deformiteye yol açabiliyor. Deformitenin gelişmesinde, her iki cinsiyette ailesel öykünün de büyük rol oynadığı gözlemlenmekte, öyle ki, ailesinde kemik deformitesi olan her 100 kişiden 60-70′inde bu sorunun geliştiğini görülüyor. Zaman zaman şiddetli ağrılarla seyrederek yaşam kalitesini bozan başparmaklardaki bu kemik çıkıntıları, operasyonla tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Ancak operasyondan başarılı sonuç alınabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmakta fayda var.Önemli Bilgi :Yapılan çalışmalara göre, ağrıların giderilmesinde etkili olan bu yöntemler deformitenin önlenmesinde pek yarar sağlayamıyor. Hasta ağrıyı artık her gün çekmeye başlamışsa, bu durumda cerrahi müdahale öneriliyor.

Ayak Kemik Çıkıntısı Tedavisi

 Ayak başparmağındaki kemik çıkıntıları, günümüzde yaklaşık bir saat süren bir operasyonla tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Deformiteye uygun ameliyat yapıldığı takdirde sorunun tekrarlama riski yüzde 1 gibi çok düşük bir düzeyde seyrediyor. Operasyon lokal ya da genel anestezi altında yapılıyor. Ayrıca hastanın tercihi doğrultusunda bel bölgesinden aşağısının uyuşmasını hedefleyen spinal anesteziye de başvurulabiliyor. Operasyonda hangi yönteme başvurulacağı ise kemik çıkıntısının şiddetine ve şekline göre belirleniyor.Ayak başparmağındaki deformiteler iki ayakta da görülebiliyor. Dolayısıyla yine hastanın tercihine bağlı olarak aynı operasyonda her iki ayağa da müdahale edilebiliyor.

Ayak Kemik Çıkıntılarının Çözümünde Blok Engeli

Çok değil, bundan bir iki yıl öncesine dek, hastalar en sık operasyon sonrasında gelişen şiddetli ağrılardan yakınıyorlardı. Blok tekniği ile bu tür rahatsızlıklar otadan kaldırılabilmekte, blok tekniği operasyon öncesinde ayağın değişik bölgelerine yaptığımız lokal anestezik etkiye sahip iğnelerin enjekte edilmesi esasına dayanıyor. Böylelikle hastalar operasyon sonrasında hiçbir ağrı çekmiyor, hatta pansumanlarını görünceye dek ameliyat olduklarına bile inanamıyorlar. Ayrıca verilen ağrı kesiciler de ağrının dindirilmesinde oldukça etkili oluyor. Bu sayede hastalar ameliyat sonrasını oldukça rahat geçiriyorlar. Hastaların çoğu operasyonun ardından ertesi günü ayağa kalkıp yürüyebiliyor.Ancak hastalığın şiddeti ve ameliyatın tipine göre bazı hastalara alçı tedavisi de uygulanabiliyor. Bu durumda alçının 4 hafta süreyle ayakta kalması gerekiyor. Alçıya topuk takıldığı için bu hastalar da operasyon sonrasında hemen yürüyebiliyor ve günlük işlerini yerine getirebiliyorlar. Masa başında çalışanlar, 4-10 gün içinde işlerinin başına dönebiliyor. Dört haftanın sonunda alçı çıkartılıyor, fakat ayakta şişlik oluşacağı için hastanın normal bir ayakkabı giyebilmesi yaklaşık 3 aylık bir süre alıyor.

Ayak Kemik Çıkığı Tedavi Yaşı

 Ayak baş parmağınızdaki kemik çıkıntı yapmışsa, doktora başvurmakta gecikmeyin, ayak başparmağındaki kemikte oluşan deformite tedavi edilmezse, eklemde bozukluklar ve artan düzeyde kireçlenme gelişiyor. Ayrıca diğer parmakların şekli de zamanla bozulmaya başlıyor. Tedavide geç kalındığında kireçlenme nedeniyle zamanla eklem hareketlerinde büyük kayıplar oluşabilmekte böyle durumlarda deformite düzeltibilinirse de, eklem hareket kaybına karşı yapabilecek çok fazla bir önlem yok. Bunun sonucunda da hasta sıçrama veya merdiven inip çıkma gibi parmak ucunda yükselmeyi gerektiren hareketlerde zorluk çekebiliyor. Dolayısıyla deformitelerde erken tedavi, ayak sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

AYAKKABI ALIRKEN

 – Ayağınızın şekline uyan, ayak ölçülerinize özel ayakkabıları üreten firmaları tercih edin.– Yüksek topuklu, dar kalıplı ve ucu sivri ayakkabılardan kaçının.– En uzun parmak ile ayakkabı ucu arasında bir santim boşluk olmasına dikkat edin.– Ayakkabıyı giydikten sonra mutlaka yürüyerek deneyin.– Çok sıkı ayakkabıları, zamanla ayağınıza alışır düşüncesiyle almayın.

İnsan vücudunun en önemli kısımlarından biri olan kafamız aynı zamanda en fazla sağlık sorununun ortaya çıktığı organlardan biridir. Bu yazımızda kafa kısmında ortaya çıkan şişlik probleminin nedenleri, belirtileri ile teşhis ve tedavisine dair detayları göreceğiz. İlk olarak kafada şişliğe neden olan faktörleri kısaca tanıyarak başlayalım.

Kafada Şişlik Neden Olur?

Öncelikle sorun basit bir kafa travması ya da en sık rastladığımız yağ kisti olabileceği gibi ciddi anlamda ölümcül risk içeren hastalıklar, tümörler ve diğer kistler olabilmektedir. Bu nedenle 1 haftadan uzun süreli şişlik probleminiz varsa ağrı yapsın ya da yapmasın mutlaka bir doktora başvurmalısınız. Kafada şişliğin en önemli nedeni yağ kisti olmasına karşın bazal hücre karsinomu, hemanjiom, Lyme ve Gut gibi hastalıklarda kafada şişliğe neden olabilir. Yukarıda da belirtildiği gibi en sık neden kafada yağ kisti olup, yazının devamında diğer nedenleri de göreceksiniz. Dilerseniz yaşadığınız sorunun resmini çekerek genel cerrahi uzmanına aşağıda yer alan form üzerinden gönderebilirsiniz. Op. Dr. Atilla Kaya tarafından incelenecek olan resminiz sonrasında size Email ile bilgi verecektir. Bunun için aşağıda yer alan butona tıklayınız.

Travma, Çarpma, Yaralanma

Kafada şişliklerin büyük bir bölümü geçici olup, kazalara bağlı olarak aniden ortaya çıkmaktadır. Çocuklarda sık görülen bu durum düşme, sert bir zemine çarpma ile aniden ortaya çıkmakta ve çoğunlukla ağrılı şişliklerdir. Bu şekilde travmalara bağlı olarak ortaya çıkan şişlikler 2-5 gün içerisinde kendiliğinden kaybolmaktadır. 1 Haftadan uzun sürmesi halinde çocuğunuzu mutlaka bir doktora muayene ettirmelisiniz.

Kafada Yağ Kisti (Lipom)

Yukarıda da belirtildiği gibi kafada şişlik probleminin en önemli nedeni yağ kisti dediğimiz lipom olmaktadır. Doktora giden hastaların %70-%80 gibi büyük bir bölümüne yağ kisti teşhisi konmaktadır. Yağ bezesi ile karıştırılmasına karşın bir birinden farklı sorunlardır. Yağ bezesi yumuşak ve dokunduğunuzda hareket ettirilirken, yağ kisti ise çocukların severek oynadığı misket benzeri bir yapıda olup, aynı şekilde o misketler kadar serttir.  Hastalar yaşadığı sorunun teşhis ve tedavisi için büyük ölçüde beyin cerrahına müracaat ederler. Beyin cerrahına müracaat eden hastaların büyük bir bölümü yağ kisti teşhisi konularak genel cerrahi uzmanına tedavi olması için yönlendirilir. Çünkü gerek yağ bezesi, gerekse yağ kisti tedavisi genel cerrahlar tarafından 5 dakikalık bir ameliyat ile yapılırlar. Bununla ilgili detayları yazımızın devamında göreceğiz.

Neden Olur? Saç problemleri arasında dökülme ve kepeklenmeden sonra insanların en çok şikâyet ettiği problem saçta yağlanma olmaktadır. Kıl köklerini dış etkenlerden korumak için her kılın etrafına bir tane yağ bezi konmuştur. Bizi yaratan Allah ne kadar güzel ve özel yarattığının bir göstergesi diyebilirim. Bu yağın dışarı çıkmasını sağlayan deliklerin tıkanması halinde yağ dışarı çıkamayarak kafa derisi altında birikmeye başlar. Bu durum diğer yağ bezi deliklerinin de tıkanmasına neden olur. Yani sorun ilk etapta bir kıl kökü iken zamanla bu 2-3 cm alana yayılarak yüzlerce kıl köküne yağ salgılayan deliklerin tıkanması demektir.

Nasıl Anlaşılır? İlk etapta hiçbir şekilde anlama imkânınız olmayacaktır. Bu şekilde aylar, yıllar yaşayabilirsiniz. Anlama sürece kafa derisinde şişlik ve çok nadirde olsa ağrı yapması ile kendisi gösterir. Şişlik 1 cm’den 4-5 cm’ye kadar değişebilmektedir. Yani sorunla yaşamaya devam ettiğiniz sürece yağ kisti de büyümeye devam edecektir.

Yağ Kisti Ağrı Yapar mı? Sorunun ne olduğunu anlamak ve diğerlerinden ayırmamızı sağlayan en önemli belirtilerden biri ağrı yapıp, yapmamasıdır. Yağ kisti ya da sorunla karşılaştırılan yağ bezesi normalde ağrı yapan bir sorun değildir. Fakat bu durum her insan için geçerli değildir. Yağ kistleri bazı durumlarda ağrı yapabilir. Deri altında yer alan beze ya da kist bir kapsül tarafından sarılmakta ve onu bir arada tutmaktadır. Bu kapsül zarar görmesi halinde beze ya da kist iltihaplanarak ağrıya neden olmaktadır. Çok sık olmasa da karşılaştığımız sorunlardan biridir. Aynı şekilde iltihabın olduğu yer sıcak olabilir. İltihaplanma dışında kistin büyümesi ile birlikte daha fazla baskı yapmaya başlayacaktır. Bu durumda yine ağrı ve can yanmasına neden olabilir.

Kanserleşir mi? Kafada görülen yağ kistleri için kanserleşme riski yoktur. Sadece vücudun belirli yerlerinde görülen yağ bezlerinde nadir de olsa kanserleşme riski bulunur. Liposarkom dediğimiz yağ bezesinin kanserleşmesi çok nadir görülmektedir.  Örnek vermek gerekirse 30 yıllık genel cerrahi uzmanı olan Op. Dr. Atilla KAYA bu güne kadar sadece 1 tane liposarkom ile karşılaştığını belirtmektedir. Tabii ki dikkatli olmalı ve fark edildiği anda tedavi olmalısınız.

Kafada Yağ Kisti Tedavisi Nasıl Yapılır?

Evet, arkadaşlar şimdi geldik en önemli hususlardan biri olan kafada yağ kisti tedavisinin nasıl yapılması gerektiğini göreceğiz. Öncelikle bu konuda deneyimli genel cerrahi uzmanlarından yararlanmalısınız. İmkânınız varsa tercih edeceğiniz doktor medikal estetik uzmanı olursa daha olur. Çünkü uygulanacak tedavide estetiğe de önem verilmelidir.

Saçı Tıraş Etmek Gerekmez: Bu konuda tecrübeli doktorlar ameliyat yapılacak alandaki saçları tıraş etmeye gerek görmezler. Çünkü 1 cm alanda yapılacak ameliyat için 3-4 cm genişliğinde saçı kesmek gerek erkekler, gerekse kadınlar için rahatsız edici olmaktadır. Özellikle kadın hastaların saçları uzun olduğu için tıraş edilen yerin uzaması yıllar alacaktır. Bu nedenle doktorunuza tıraş edip, etmeyeceğini mutlaka sormalısınız. IDEA Klinik genel cerrahi uzmanları tıraş etmeden, sonrasında pansumana gerek kalmadan başarılı bir şekilde yapmaktadır.

Yağ Kisti Ameliyatı Videosu

Aşağıda yer alan görüntü genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Atilla KAYA tarafından gerçek ameliyat esnasında çekilmiş olup, çok kısa sürede %100 etkili olarak yapıldığını görebilirsiniz. Doktora ulaşmak için 0212 572 72 65 numaralı telefonu kullanabilirsiniz.

Tedavi görütüsünü izlemek için bağlantıya tıklayınız. https://www.youtube.com/embed/pywpo81iyw8

Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Ameliyat deyince birçok insan haliyle korku ve endişeye kapılmaktadır. Ama bu korku yersiz, çünkü yağ kisti ameliyatı sadece o bölgede uyuşturma yapılarak 5 dakika içinde yapılan bir uygulamadır. Hastanede yatma, iş gücü kaybı gibi istenmeyen durumlar yaşanmaz. O nedenle korku ile sakın tedaviyi ertelememelisiniz. Çünkü sorun sürekli büyüme ve ilerleme eğiliminde olup, daha sıkıntılı günler yaşamanıza neden olacaktır. Erken süreçte tedavi olmanız halinde ödeyeceğiniz ücrette daha ekonomik olacaktır.

Yağ Kisti Tedavi Ücretleri Ne Kadar?

Bu konuyla son olarak yine çok merak edilen bir husus olan ücretlendirmeyi aktarmak istiyorum. Özel sağlık merkezlerinden hizmet almak isterseniz size önerim IDEA Klinik olarak Türkiye’nin en büyük 4 kenti olan İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da hizmet veren idea klinik öncelikle ücretsiz muayene imkânı sağladığını belirtmek istiyorum. Size en yakın merkezine randevu alarak gidebilirsiniz. Deneyimli genel cerrahi uzmanları ile görüşmek için herhangi bir ücret ödemezsiniz. Tedavi olmak istediğinizde ise ücretlendirme hastalığın yapısı ve SGK güvenceniz olup, olmamasına göre değişmektedir. Büyüklüğü 2 cm’ye kadar olanlarda SGK’lı hastalar için 400 TL olarak ücret alınmaktadır. Yukarıda verdiğim ücret bir noktadan sonra güncelliğini yitirebilir. Güncel ücretlere ulaşmak için aşağıda yer alan bağlantıya tıklayınız. https://www.ideaklinik.com/tedavi-ucretleri-bilgisi.html

Kafada Şişliğe Neden Olan Diğer Faktörleri Görün

Tekrar belirtmek gerekirse kafada şişliğin en önemli nedeni yağ kisti olmasına karşın tek başına yeterli bir sebep değildir. Bu nedenle diğer faktörleri de göz önünde bulundurmalısınız. Aşağıda şişliğe neden olan bazı hastalıklar yer almaktadır.

Hemanjiom (Damar Beni) : Bebekler hayata merhaba dediklerinde birçok hastalıkla doğabilmektedir. Onlardan biride damarsal hastalık olan hemanjiom yüz bölgesinde sıkça görmeye alışkınız. Zaten yüzümüz kafa bölgesine ait bir organ olduğu için hemanjiom sadece yüz ile sınırlı kalmadan saçlı deride de görülmektedir. Kırmızı yüzeysel ya da kabarık damar yapıları kolaylıkla fark edilmektedir. Bebeklerde doğuştan görülen bu hastalık 6 ile 10 yaşına kadar kendi kendine geçme olasılığı bulunmaktadır. Tam aksine geçmek yerine büyüme sürecine girerek daha da tehlikeli olabilir. Bu nedenle ebeveynler dikkatli olarak hastalığın durumunu takip ederek belirli zaman aralığında örnek aylık olarak karşılaştırmalıdır. Büyüme yoksa sorun yok ama tedavi olsa daha iyi olur, büyüme varsa onkoloji yanı sıra kalp ve damar cerrahi uzmanlarına müracaat ederek tedaviye başlarsınız. Tedavide ilaçlar yanı sıra Lazer ve varis tedavisinde kullanılan Aethoxysklerol isimli madde kullanılmaktadır. Yani ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilmektedir. Korku ve endişeye kapılmamalısınız.

Et Beni, Siğil

Saçlı deride şişliğe neden olan sorunlardan biride özellikle vücudumuzun her yerinde olan benler olmaktadır. Vücudumuzda daha çok yüzeysel olanlar görülmekte olup, kafa kısmında özellikle ensede ciltten kabarık et benleri görülmektedir. Aynı şekilde et beni ile benzer yapıda olan siğiller olabilmektedir. Siğil virüs olduğu için çoğunlukla diğer insanlardan bulaşmaktadır. Tedavisi yine ameliyatsız yöntemlerle sadece 5 dakika içinde yapılmaktadır. Lazer olarak bilinen fakat aslında Elektrokoagülasyon olan cihazla benler ya da siğilden kolayca kurtulursunuz. Bunun içinde genel cerrahi uzmanlarından hizmet almanızı öneririm. Cildiye uzmanı saçlı derideki ben ve siğiller için yetersiz kalabilir. IDEA Klinik ben aldırma hizmeti de vermektedir.

Hastalıklar Yanı Sıra İyi ve Kötü Huylu Kistler

Kafa derisinde ortaya çıkan şişliklerin nedeni büyük ölçüde kistler olmaktadır. Sayfanın giriş kısmında detaylıca ele aldığımız yağ kisti onlardan biridir. İyi ve kötü huylu olmak üzere birçok türü bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse Dermoid, Epidermoid ve Preauriküler onlardan bir kaçıdır. Aynı şekilde bazı hastalıklarda geçici ve uzun süreli şişliklere neden olabilir. Onların başında beyin tümörü gelmektedir. Gut ve Lyme hastalıkları yine önemli yer etmektedir. Yaşadığımız sorunun ne olduğu, neden olduğu ve tedavisi için mutlaka doktor ve sağlık merkezlerinde uzak durmamalıyız. Olaya basit bir şişlik şeklinde bakmamalıyız.

Kafada Şişlik İçin Hangi Doktora Gidilir?

Konumuzun sonuna gelirken yine önemli hususlardan birine doktor ve bölüm tercihine bakacağız. Evet, arkadaşlar kafasında şişlik problemi olan insanlar hangi doktora ya da sağlık merkezlerinin hangi bölümlerine randevu alması gerektiğine bakacağız. Bunun için beyin cerrahi ve genel cerrahi ön plana çıkmaktadır. Yaşadığınız sorunun durumuna göre bölüm tercih etmeniz gerekir. Bu konuda genel cerrahi uzmanlarından Op. Dr. Atilla Kaya bizlere destek olacaklar. Yaşadığınız sorunun resmini çekerek Atilla beye gönderin ve inceleme yaparak size bilgi verecektir.

Resim Çek Gönder, Sorunun Ne Olduğunu Öğren

Yaşadığınız sorunun ne olduğu, neden olabileceği ya da ne yapılması gerektiği ile ilgili merak ettiğin bilgilere ulaşmak için aşağıda yer alan formu kullanınız. Hastalığı (şişliği) yakından gösteren resim yükleyiniz. Gönderdiğiniz bilgileri genel cerrahi uzmanı Op. Dr. atilla Kaya inceleyerek formda belirtmiş olduğunuz Email adresinden yaşadığınız sorun ve tedavisine yönelik size detaylı bilgi verecektir.

Saç dökülmesi problemi yaşayanlar için bilimsel araştırmalar ışığında (PUBMED vb. kaynaklar incelenerek) bilgilendirme yapıyorum. Yaşadığınız sorunun teşhis ve tedavisi için mutlaka bir dermatoloji (cildiye) uzmanına muayene olmalısınız.

24.09.2021

Derinin altındaki sert bir kitleyi fark etmek endişe verici olabilir, ancak nadiren altta yatan ciddi bir hastalık vardır. Birkaç faktör cilt altında kitle ve şişliğe neden olabilir ve genellikle sorunsuz tedavi edilebilirler.

Bu yazıda, derinin altındaki sert kitlelerin çeşitleri, nedenleri, tedavileri ve ne zaman doktora başvurulacağı ele alınmaktadır.

Kistler

Bir kist, sıvı veya debris (doku artığı) içeren kapalı bir doku cebidir. Kistler vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. Kistin yoğunluğu, cebin içinde sıkışmış olan dokulara bağlı olarak değişir.

Tıkanmış bir yağ bezi veya saç folikülü nedeniyle bir kist gelişebilir. Kistler, cildin yüzeyine yakın olduklarında yumuşak kabarcıklar gibi hissedilir, ancak cildin altında daha derine geldiklerinde sert topaklar gibi hissedilirler.

Derinin yüzeyine yakın sert bir kist, genellikle sıkışmış ölü cilt hücrelerini veya proteinlerini içerir.

Kist türleri şunlardır:

  • Bilekler ve ellerde sık görülen ganglion kistleri
  • Omurgada gelişen sinovyal kistler
  • Kafa derisinde görünen pilar kistler
  • Ayaklarda, ayak parmaklarında veya ağzın içinde oluşabilen mukoza kistleri

Kistler nadiren tedavi gerektirir ve genellikle büyümeyi durduracak ve sonra kendi başlarına kaybolacaklardır. Bazı durumlarda, bir kist merkezine yakın bir siyah nokta gelişebilir. Bu olduğunda, içindeki beyaz veya sarı akıntıyı serbest bırakarak açılabilir.

Enfekte bir kist kırmızı, şişmiş veya ağrılıdır ve tedavisi şu yollarla olur:

  • Antibiyotikler
  • İğne aspirasyonu (iğne ile iltihabın boşaltılması)
  • Kortikosteroid enjeksiyonları
  • Kisti çıkarmak için cerrahi bir uygulama

Dermatofibrom

Dermatofibromlar cildin altında sert kahverengi veya kırmızı renkli topaklardır. Genellikle bacaklar, kollar ve sırtta açıkta kalan cilt bölgelerinde gelişirler. Dermatofibromlar kansere dönüşmez .

Genel olarak, dermatofibromları olan kişiler başka belirtiler görülmez. Bununla birlikte, bazı durumlarda, dermatofibrom kaşıntılı, tahrişli veya hassas olabilir.

Dermatofibromlar, dermis olarak adlandırılan derinin en kalın tabakasının birikimi ile gelişir.

Dermatofibromların kesin nedeni belirsizliğini korumaktadır, ancak potansiyel nedenleri arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Cilt travması veya yaralanması
  • Böcek veya örümcek ısırığı
  • Kıymık batması

Dermatofibromlar genellikle tedavi gerektirmez, ancak kişinin yaşamının geri kalanında cilt üzerinde kalma eğilimindedir.

İnsanlar, kötü görüntü oluşturuyor veya rahatsız edici bir bölgede ise dermatofibromun cerrahi olarak çıkarılmasını isteyebilir.

Dermatofibromun diğer tedavi seçenekleri şunları içerir:

  • Sıvı azotla dondurulması
  • Kortikosteroid enjeksiyonları
  • Büyümenin üst katmanlarını tıraş

Şişmiş Lenf Bezi

Soğuk algınlığı veya viral başka bir enfeksiyon şişmiş lenf bezlerine neden olabilir.

Lenf düğümleri, zararlı maddeleri lenf sıvısından süzen küçük bezlerdir; bu, lenfatik damarlardan geçen berrak sıvıdır.

Bu küçük, fasulye şeklindeki bezler, bağışıklık sisteminin temel bir bileşenidir. Hastalığa neden olan patojenleri ve atıkları yok eden beyaz kan hücreleri üretir ve depolarlar.

Bazen, lenf düğümleri bakteri veya virüs enfeksiyonlarına cevap olarak şişer. Sert ve ağrılı hissedilebilirler.

Şişmiş lenf düğümleri genellikle baş (kafa), boyun, ense, koltuk altı veya kasıklarda görülür.

Birkaç faktör şişkin lenf bezlerine neden olabilir, örneğin:

  • Soğuk algınlığı veya başka bir viral enfeksiyon
  • Bakteriyel enfeksiyonlar
  • Diş enfeksiyonları
  • Kulak enfeksiyonları
  • Romatoid artrit veya lupus gibi bağışıklık sistemini etkileyen tıbbi durumlar

Enfeksiyon nedeniyle şişen lenf bezleri olan kişilerin, aşağıdaki gibi başka ek belirtiler yaşamaları muhtemeldir:

  • Burun akıntısı
  • Öksürük
  • Boğaz ağrısı
  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk

Çoğu durumda, şişmiş lenf bezleri tıbbi tedavi olmadan kendiliğinden iyileşir. İyileşme olmazsa, tedavinin odağı, genellikle bir enfeksiyon olan altta yatan nedeni ele almak olmalıdır.

Sert, lastik veya fikse (hareket etmeyen) hissi veren şişmiş bir lenf düğümü daha ciddi bir tıbbi duruma işaret edebilir.

Lenfoma , lösemi ve meme kanseri gibi bazı kanserler lenf bezlerini etkileyebilir. Şişmiş lenf bezlerinden endişe duyan herkes doktora başvurmalıdır.

Lipomlar

Bir lipom, yağ dokusu içeren iyi huylu bir tümördür. Bu kanserli olmayan topaklar derinin hemen altında gelişir ve soluk veya renksiz görünürler. Lipomlar genellikle yumuşak ve kolay hareket edebilir hissedilir.

Genel olarak, lipomlar belirti veya şikayetlere neden olmaz. Bununla birlikte, çok sayıda kan damarı veya sinir içeren bir lipom yumuşak veya ağrılı hissedilebilir.

Lipomların kesin nedeni bilinmemektedir. Gardner sendromu gibi bazı genetik durumlar, bir insanın lipom gelişimi olasılığını artırabilir.

Lipomlar ağrılı olmadıkça, rahatsız edici olmadıkça veya bir insanın normal şekilde çalışabilme becerisine müdahale etmedikçe tıbbi tedavi gerektirmez.

Lipomlar için tedavi seçenekleri şunları içerir:

  • Liposuction (yağ aldırma)
  • Drenaj
  • Steroid enjeksiyonları
  • Cerrahi eksizyon (ameliyatla çıkarma)

Fibroadenom

Bir fibroadenom, fibröz dokulardan ve bez dokularından oluşan iyi huylu bir meme tümörüdür.

Fibroadenomlar en sık 20’li ve 30’lu yaşlarda kadınlarda görülür, ancak her yaşta olabilirler. Fibroadenomlar genellikle katı/sıkı ancak hareketlidirler.

Fibroadenomlar yüksek östrojen seviyeleri sonucu gelişebilir. Gebelikte hormon seviyelerindeki artış nedeniyle büyüyebilirler. Buna karşılık, menopoz sırasında fibroadenomlar küçülebilir.

Acı verici olmayan veya büyümeyen fibroadenomlar tıbbi tedavi gerektirmez. Bununla birlikte, insanlar fibroadenomun boyutunda veya görünümündeki herhangi bir değişikliği takip etmelidir.

Doktor aşağıdaki durumlarda fibroadenomun çıkarılmasını önerebilir:

  • Ağrıya neden oluyorsa
  • Kişi memelerinin şeklindeki veya görünümündeki değişikliklerden şikayetçi ise
  • Kişinin ailesinde meme kanseri öyküsü varsa

Ne Zaman Doktora Görünmeli?

Genel olarak, kanserli olmayan bir topak/kitle yumuşak ve hareketli hissedilecektir. Bununla birlikte derisinin altındaki sert bir şişlikten endişe duyan herkes tanı için doktora görünmelidir. Sert topaklar genellikle bir kist veya şişmiş lenf düğümünden başka bir şey değildir.

Aşağıdaki durumlarda insanlar derinin altında bir kitle için tıbbi yardım almalıdır:

  • Kitlenin büyüklüğünde veya görünümünde herhangi bir değişiklik olduğu fark edilirse
  • Ağrı verici ve hassas hissedilirse
  • Kırmızı veya iltihaplı görünüyorsa
  • Ayrıca kişi istemeden kilo kaybı yaşıyorsa

Teşhis

Bir doktor kitleyi inceleyerek ve hastanın tıbbi geçmişini gözden geçirerek derinin altındaki şişkinliği teşhis edebilir. Fizik muayene sırasında yumrular hafifçe sıkılabilir veya sıkıştırılabilir.

Doktor ayrıca, cilt altı kitlenin ne kadar süredir bulunduğunu ve boyutunda veya görünümünde değişiklik olup olmadığını soracaktır.

Tahriş olmuş veya anormal şekilli görünen bir yumru, daha fazla test gerektirebilir. Testler şunları içerebilir:

  • Görüntüleme testleri. eMaR, BT taramaları, X-ışınları ve ultrason.
  • Kan testi. Doktor, bir kişinin beyaz kan hücresi sayımını değerlendirmek için kan testi isteyebilir veya hormonal dengesizlikleri kontrol edebilir.
  • Biyopsi. Biyopsi sırasında, bir sağlık uzmanı daha fazla değerlendirme için kitleden küçük bir doku numunesini çıkarır ve patoloji laboratuvarına gönderir.

Özet

Derinin altındaki sert bir kitle mutlaka kanseri belirtmez. Enfeksiyonlar, tıkanmış bezler ve hormonal değişiklikler, cilt altında kanserli olmayan kitlelere veya şişliklere neden olabilir.

Kişinin kendisi bir kitleyi çıkarmaya çalışmamalıdır. Bunu yapmak enfeksiyona veya kitlelerin büyümesine neden olabilir.

İnsanlar derileri altında yeni veya yapısı değişmiş bir kitle konusunda endişeleri varsa, bir doktorla konuşmalıdır.

Çoğu kitle, büyüdükleri veya ağrıya neden olmadıkları sürece tıbbi tedavi gerektirmez. Cilt altı şişlikler herhangi bir rahatsızlığa neden olursa, tedavi seçenekleri bir doktorla tartışılmalıdır.

*

İlginizi çekebilir: 4. evre kanser, metastaz ve metastatik nedir, metastaz belirtileri, kanser neden metastaz yapar?

Anasayfa » Sağlık » Osgood Schlatter Hastalığı Nedir? Ağrısı Nasıl Geçer Tedavisi

Osgood Schlatter Hastalığı Nedir?

Osgood Schlatter hastalığı genelde ergenlik çağında meydana gelen bir diz ağrısı sebebidir.Diz kapağının alt kısmından,kaval kemiğine yapışan patellar tendon ve yapışma yerinde ağrı ve hassasiyet oluşmasıdır.Dizin hemen altında ağrı,şişlik ve hassasiyete neden olur.Daha çok hızlı büyüme dönemindeki erkek çocuklarında görülür.Gelişme döneminde gevşek olan kemik tendon yapışma yerinin, uyluk ön bükümündeki kasların ani kasılması ile bu bölgedeki kemiği çevreleyen zarlar kaval kemiğinin uç kısmındaki çıkıntı ayrılır.Özellikle koşma,zıplama yada merdiven inip çıkmada ağrı hissi daha da artmaktadır.

Osgood Schlatter Tedavisi

Osgood schlatter hastalığı nasıl geçer? Hastalığın tedavisinde öncelikle doktorunuz tarafından fizik muayeneniz yapılmalı ve aktivitelere ara verilerek istirahat edilmelidir.Daha sonra doktorunuzun hazırlayacağı egzersiz  programlarıyla dizdeki kemik,kıkırdak ve tendonlar güçlenerek ağrı oluşumu engellenebilir.Eğer ağrılar daha da şiddetini arttırdıysa hastanın dizlik bandajı takması ve esneme egzersizlerine devam etmesi gerekebilir.Bunun dışında ağrıyan bölgeye ara ara buz kompresi yaparak dizdeki şişliği azaltabilir ve geçici bir rahatlama sağlayabilirsiniz.Eğer bu yöntemlerden hiç biri işe yaramıyor ve dizinizdeki ağrılar devam ediyorsa tekrar doktorunuza danışmalısınız.Doktorunuz tedaviniz için diz hareketini kısıtlayıcı atel kullanılmasını önerebilir.Ağrıların devam ettiği,kemik çıkıntısı nedeniyle oturma işlevinin yapılamadığı ve hareketlerin kısıtlandığı, ileri derecede kişinin yaşam koşullarını etkileyen bu şikayetlerin oluşması durumunda, cerrahi tedavi yöntemleriyle başarılı sonuçlara ulaşılabilmektedir.(1.)

Diz Kapağı Altındaki Kemik Büyümesi Hastalığının Tüm Detaylarını Dr.Seref Aktas Anlatıyor | Video

Bir önceki yazımız mide gribi nedir nasıl geçer adlı konumuzu ziyaret edebilirsiniz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KONULAR Fue Saç Ekimi Nedir? Mide Gribi Nedir? Belirtileri Nelerdir | Nasıl Geçer | Çözüm Sabo Terlik Seçimi Nasıl Yapılmalıdır? Faydaları Nelerdir Soğan Kürü Nasıl Yapılır? Faydaları Nelerdir Yağ Ölçümü Nasıl Yapılır ? Avakadonun Faydaları Nelerdir?

“Ayaktaki kemik çıkıntısı neden olur? Ayaktaki kemik çıkıntısı nasıl yok edilir? Ayaktaki kemiği yok eden egzersizler nelerdir?” soruları Dr. Feridun Kunak Show’da cevaplandı.

Ayak baş parmağındaki şişlik ve çıkıntılar estetik görünümü olumsuz etkilemesinin yanında tedavi edilmediği takdirde, ciddi ağrılara neden olur. Dr. Feridun Kunak, ayak kemik çıkıntılarını gideren çok özel egzersizleri ekrana getirdi. Kunak, iki ayağın baş parmağına lastik geçirerek ayakların yanlara doğru açılmasını, böylece parmakların açılarak kemiklerin zamanla yok olacağını belirtti.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации