Андрей Смирнов
Время чтения: ~49 мин.
Просмотров: 0

Ayak baş parmaklarında kemik çıkıntısı “bunyon” neden olur, nasıl önlenir?

Topuk ağrısı topuğun ön, arka ya da alt kısmında ortaya çıkabilir ve zaman içerisinde giderek kötüleşen bir ağrı türüdür. Topuk ağrısında ağrı genellikle tek ayaktadır ve ayağın kullanılmasıyla topuk ağrısı yoğun şekilde hissedilir. Ancak hastaların üçte birinde topuk ağrısı her iki ayakta birden görülür.

Topuk ağrısında en belirgin belirtiler ağrının en çok sabahları, yataktan ya da oturduğunuz yerden kalkarken şiddetlenmesi ve yürüyüş sırasında azalmasıdır. Hareketsiz kaldıktan bir süre sonra ayağa kalktığınızda ağrı yoğun şekilde hissedilir. Yürümek ağrıyı hafifletir görünse de, uzun yürüyüşler ya da uzun süre ayakta kalmak ağrının yeniden kötüleşmesine sebep olacaktır.

Topuk ağrısının birçok nedeni olabilir. Çoğu kez basma / yürüme bozuklukları nedeniyle topuk kemiğine ve ona bağlı yumuşak dokulara aşırı baskı uygulanması başlıca nedendir. Baskının sebebi yaralanma veya yürüme, koşma ya da sert bir zemine atlama nedeniyle oluşan zedelenmeler de olabilir. Fazla kilolar ya da ucuz terlik gibi yanlış ayakkabı seçimleri de topuk üzerindeki yükü arttırabilir.

Topuk ağrısı ve ağrının yanı sıra kızarıklık, şişme, ısınma gibi iltihap belirtileri uzun süre geçmiyor ve bu belirtiler günlük aktiviteleri engelliyorsa bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına muayene olmak gerekir.

TOPUK AĞRISININ YAYGIN NEDENLERİ

PLANTAR FASİİT

Topuk ağrsının en sık rastlanan nedeni plantar fasiit, topuk zarı hastalığıdır. Ayak tabanında yer alan, plantar fasya adlı, topuğu ayağın ön tarafına bağlayan esnek doku bandının iltihaplanması, zarar görmesi ve kalınlaşmasıdır. Bu bant ayak tabanında ayak kemerini destekler ve yürümeye yardımcı olur. Bu rahatsızlığa plantar fasiit adı verilir. Ayağa çok fazla baskı yapıldığında bağlar yıpranır ve iltihaplanarak sertleşir.

Plantar fasiit genellikle diğer bir şikayet ‘topuk dikeni’ ile birlikte görüldüğünden halk arasında plantar fasiit de topuk dikeni olarak anılabilir.

Fazla kilolu kişilerde, obezlerde, hamileliğin son dönemlerinde, uzun mesafe koşucularında, fabrika veya restoran benzeri uzun süre ayakta durulması gereken işlerde çalışanlarda plantar fasiit görülmesi riski yüksektir. 40 ila 70 yaş arasında, hareketli bir yaşam tarzı olan kişilerde görülme olasılığı daha fazladır.

Yüksek ayak kemeri ya da düz tabanlık gibi ayak problemleri olan kişilerde de bu şikayetin ortaya çıkması muhtemeldir. Ayrıca kötü ayakkabı seçimleri de yine topuk çevresindeki bağları olumsuz etkileyebilir.

Plantar fasiitin başlıca belirtisi topuğun alt kısmında ağrıdır. Ağrı genellikle sabah yataktan kalkıldığında ya da bir süre dinlendikten, oturduktan sonra ayağa kalkıldığında şiddetlidir. Topuktaki sertlik nedeniyle merdiven çıkmak oldukça güçleşir.

TOPUK DİKENİ

Topuk kemiğinin altında kemiğe benzer bir çıkıntı oluşmasına topuk dikeni denir. Röntgende de görülen, bu kemiğe benzer çıkıntının aslında kemik büyümesi ile ilgisi yoktur. Topuk dikeni, ayaktaki kas ve bağların zorlanmasına, yıpranmasına bağlı olarak topuk kemiğinin alt kısmında, kalsiyum birikintilerinin toplanmasıyla oluşur.

Topuk dikeninde ağrı, hastalar tarafından ‘topuğa diken batıyormuş gibi’ diye tarif edilir. Fazlaca koşu veya sıçrama yapan sporcular arasında yaygındır. Ayağa tam uymayan ayakkabılar, vücutta biyokimyasal dengesizlik, obezite, düzenli koşmak gibi nedenlerden dolayı topuk dikeni ortaya çıkabilir.

ARTMIŞ PRONASYON (AYAĞIN İÇE FAZLA BASMASI)

Yürüdüğümüz sırada yere ilk önce topuğumuz temas eder. Ağırlık ayağın dış tarafından başlayıp baş parmağa doğru dengeli biçimde dağılır. Adım atarken ayak tabanı / kemeri yükselir ve ayak, vücudu ileri taşımak amacıyla yukarı ve dışa dönük hareketini tamamlar.

Artmış pronasyonda, ayak tabanı normal kabul edilenden çok daha fazla oranda içe doğru basar. Ayak ve ayak bileği vücudu dengelemekte zorlanır. Ayak daha çok baş parmak ve ikinci parmaktan güç alarak yerden kalkar. Bu durum topuk kemiğindeki bağ ve tendonların olağan dışı şekilde gerilip çekilmesine neden olabilir. Artmış pronasyon, en yaygın topuk ağrısı nedenlerinden biridir.

AŞİL TENDİNİTİ

Aşil tendiniti topuğun veya bileğin arka kısmında ağrılara neden olur. Bileğin arkasından topuk kemiğine uzanan aşil tendonun iltihaplanması sonucu oluşur. Koşu yapan, çok yürüyen, uzun zaman ayakta kalan veya kısa tendonları olan kişilerde, tendona fazlaca yük binmesi sebebiyle daha sık rastlanır.

TOPUK AĞRISININ DİĞER NEDENLERİ

  • Romatoid artrit (iltihaplı eklem romatizması) ve gut hastalığı gibi diğer artrit türleri
  • Bursit (eklemlerde kesecik iltihabı)
  • Haglund hastalığı
  • Yaralanmalar
  • Topuk Ağrısı Tedavisi

Topuk ağrısı tedavisinde genellikle topuk germe egzersizleri ve ağrı kesiciler gibi birkaç yöntem birlikte uygulanır. Böylelikle hem ağrının önüne geçilir hem de iyileşme süreci hızlanır.

Çoğu hastada topuk ağrısı bir yılı geçmeden iyileşir. Cerrahi müdahaleye nadiren başvurulması gerekir.

DİNLENME

Topuk ağrılarında ayağı dinlendirmek oldukça önemlidir. Uzun mesafe yürümemek, uzun süre ayakta kalmamak gibi önlemler alınabilir. Mümkün olduğunca topuk kullanılmamalı ancak öte yandan topuk ağrısına yönelik yapılacak özel germe egzersizleri aksatılmamalıdır. Bu egzersizleri doktorunuza danışabilirsiniz. Ayrıca aşağıdaki videolarda da topuk ağrısına özel dediğimizde ne tür hareketlerden söz edildiğini izleyebilirsiniz.

AYAKKABI SEÇİMİ

Doktorunuz sizden ayakkabı seçiminizi gözden geçirmenizi isteyebilir. Örneğin ayağı desteklemeyen kösele tabanlı ayakkabılar topuk ağrınızı kötüleştiriyor olabilir. İdeal olanı ayak tabanına destek sağlayan, topuğu rahat ettiren ayakkabılar seçmektir.

Topuklu ayakkabılar topuktaki baskıyı azalttıkları için topuk ağrısı çekenlere kısa bir dönem rahatlama hissi verebilir ancak uzun dönemde ağrının kötüleşmesine yol açabileceklerinden topuklu ayakkabıların sürekli giyilmesi de önerilmez.

Doktorunuz ayrıca ayakkabınızın içine topuk desteği koymanızı veya topuk petli ya da arkası açık ayakkabılar giymenizi önerebilir. Topuk ağrısının kaynağına göre öneriler değişebilir.

BUZ KOMPRESİ

Her gün 15 – 20 dakika süreyle, gün içerisinde 3 kez topuğunuza bir buz torbası ile kompres yapabilirsiniz.

İĞNE TEDAVİSİ

Dinlenme ve egzersiz benzeri tedavilerin işe yaramadığı durumlarda doktorunuz kortizonlu iğne tedavisi önerebilir. Bu ilaçlar oldukça güçlü iltihap gidericilerdir. Oldukça dikkatli kullanılmaları gerekir çünkü kilo veya yüksek tansiyon gibi yan etkileri olabilir. Bir hastanın bir yıl içerisinde üç adetten fazla kortizonlu iğne olması önerilmez. İğne yapılmadan önce lokal anestezi ile hastanın canının yanması engellenebilir.

ESWT (ŞOK DALGA TEDAVİSİ)

Özellikle topuk dikeni tedavisinde yüksek oranda olumlu sonuçlar veren, şok dalga tedavisidir. Tedavi sırasında acı veya ağrı hissedilmediği için de anesteziye gerek duyulmaz ancak ciltte kızarıklık veya şişlik gibi geçici etkiler görülebilir.

Ayak burkulması nedir ?

image
ayak burkulması neden olur

Eklem bağlarının ya da eklem çevresindeki dokuların ani, ters bir hareket ile gerilmesi ve bu gerilme sonucu yırtılma meydana gelmesine burkulma adı verilir. Burkulma, vücutta eklemlerin bulunduğu her bölgede meydana gelebilir.Ayak bölgesindeki eklemlerin ani ve ters bir hareket ile gerilmesine ayak burkulması denir. Ayak burkulmasında hasta ilk anda şiddetli bir ağrı hisseder. Sonraki bir kaç saat içinde burkulan eklemlerde şişlik ve kızarıklık meydana gelir. Bu şişlik ve kızarıklığa rağmen, eklemler hareket yeteneğini kaybetmez.

Ayak burkulması neden olur ?

Ayak burkulması, genelde dikkatsizlikten kaynaklanır. Günlük hayatta yolda yürürken ya da spor aktiviteleri sırasında atlama, zıplama yaparken yere sağlam ve dikkatli basılmaması sonucu ayak burkulması sorunu yaşanabilir. Spor yapılan alanların engebeli olması ayak burkulması riskini arttırır. Genelde ayağın içe doğru kıvrılması, bileğin dış kısmındaki eklemlerin gerilmesi ve yırtılmasına neden olur. Ayağın dışa doğru bükülmesi ve ayak iç bölgesindeki eklemlerin gerilmesi daha nadirdir.

Ayak burkulması belirtileri nelerdir ?

Ayak bileği burkulması sonrasında ilk olarak şiddetli bir ağrı görülür. Bu ağrı, ayağın burkulmasının hemen ardından ortaya çıkar ve devam eder. Sonrasında ayak bileğinde şişlik, kızarıklık, morarma görülür. Ayak burkulması kişinin yürümesini engellemez ancak büyük ölçüde zorlaştırır.

Ayak burkulmasının aşamaları nelerdir ?

Ayak burkulması, ilk günden itibaren 3 aşamalı olarak devam eder:

  • 1. ve 3. günler arasındaki ilk aşamada burkulma sonrası hasar oluşan bölgede şişlik ve doku yıkımı başlar
  • 4. ve 7. günler arasındaki ikinci aşamada burkulma olan bölgedeki hasar vücudun kendisi tarafından onarılır
  • 8. günden sonra başlayan üçüncü burkulma aşamasında ise hasarın doğal olarak iyileşme süreci başlar.

Ayak burkulması nasıl anlaşılır ?

image
Ayak burkulması nasıl anlaşılır

Ayağın ters bir hareketi ile ortaya çıkan ağrı ve şişlik, kırık, çıkık olduğu durumlarda da ortaya çıkar. Ayak bölgesinde yaşanan bu sıkıntının kırık, çıkık ya da burkulmadan kaynaklandığının anlaşılması için ayak röntgeni çekilir. Çekilen bu röntgenin sonucunda kemikte bir hasar yok ve çıkık da yoksa burkulma tanısı konulur. Bazı durumlarda kıkırdak kırığından şüphelenilebilir. Bu durumda daha detaylı araştırmak için MR çekilmesi gerekir.

Ayak bileği burkulma çeşitleri nelerdir ?

Ayak bileğinin iç ve dış kısımlarında ligament adı verilen sert dokular vardır. Bu sert dokular, ayak bileği eklemlerinin normal olarak çalışmasını sağlar ve anormal bir harekette bulunmalarını engeller. Ayak burkulmasında ani hareket nedeni ile bu dokular hasar görür. Ayak burkulması çeşitleri, bu ligamentlerin hasarlarına göre derecelendirilir. Ligamentlerin sadece hafif zorlandığı ayak burkulmaları, Grade 1, % 30-%50 arası yırtıldığı Grade 2, tamamen koptuğu ayak burkulmaları ise Grade 3 olarak tanımlanır.

Ayak burkulmasında ne zaman doktora gidilir ?

ayak burkulmasında ne zaman doktora gidilir

Ayak burkulmalarında çok şiddetli ve uzun süreli bir ağrı yok ise ve kişi ayak burkulmasına bağlı hareket kısıtlılığı yaşamıyor ise doktora gidilmesine gerek yoktur. Bu tür burkulmalar, dinlenme ile iyileşebilir. Ancak burkulma sonrasında şiddetli acı, uzun süreli ağrı ve burkulma bölgesinde fazla şişlik olması durumunda hastaların vakit kaybetmeden doktora başvurması gerekir.

Ayak burkulması için hangi bölüme gidilir ?

Ayak burkulması için hastanelerin ortopedi bölümüne başvurulur. Burada yapılan muayenelerden sonra gerekli ise fizik tedavi bölümünden destek alınıp ayak burkulması sorunu tedavi edilir.

Ayak burkulması tedavisi

Ayak burkulması tedavisinde ilk aşama ayak üzerine fazla basılmamasıdır. Burkulmanın şiddetine göre değişen bölge ağrısı, ayağın yere tam basılması ile şiddetlenecektir. Tedavi sırasında ayağın dinlendirilmesi önemlidir. Burkulma şiddeti az olan vakalarda 1-3 gün yatak istirahati önerilir. Burkulma şiddeti yüksek olanlarda ise bu süre daha uzundur. Burkulmaya bağlı kırık durumunda alçı, atel ya da cerrahi müdahale yapılabilir. Atel burkulma şiddetine göre 10 gün ile 6 ay arasında kullanılabilir. Daha çok sporcuların yaşadıkları şiddetli ayak burkulması vakalarının tedavisi, mutlaka uzman ortopedist ve fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır.

Ayak burkulmasına ne iyi gelir ?

ayak burkulmasına ne iyi gelir
  • Mutlaka burkulan ayak dinlendirilmeli. Ağrı ve şişlik biraz iyileşene kadar istirahat edilmeli. Hafif bir burkulma söz konusu ise 1-3 gün arasında yatak istirahatı yeterli olacaktır. Ancak şiddetli ağrı yapan ayak burkulmalarında yatak istirahı daha uzun sü
  • Burkulma bölgesine soğuk kompres uygulanmalı. Gündüz uyanıkken her 2-3 saatte bir kere 15-20 dakika kadar beze sarılı buz burkulma bölgesine uygulanmalı. Eğer buz yoksa soğuk su da aynı görevi görü 20 dakikadan uzun süre bölgeye buz uygulanmamalı. Ayrıca damar hastalığı ya da duyu azalması olan kişiler buz uygulamasından önce doktorlarına danışmalıdır.
  • Ayak burkulması sorunu biraz hafifleyip günlük yaşama dönüldüğünde ilk olarak topuklu ayakkabı giyilmemeli, düz tabanlı rahat ayakkabılar tercih edilmeli.
  • Ayak burkulmasında iyileşmeyi hızlandırmak için ayak egzersizleri yapılabilir. Bunun için ilk olarak ayak bileği hareketlerinden başlanılabilir. Ayak bileği hareketi günde 3 defa, 5-10 kere ayak bileği etrafında daire çizmek şeklinde uygulanır.
  • Burkulmanın daha rahat iyileşmesi için havaya harf yazma hareketi de uygulanabilir. Ayak baş parmağı ile havaya harf yazarak uygulanan bu egzersizin günde 2-3 kere uygulanması yeterli olacaktır.
  • Bir diğer egzersiz hareketi olarak dizler gergin bir şekilde uzatılır, ayak baş parmağı uzağa doğru itilir. 15 saniye bu şekilde beklenir, sonrasında ayak parmağı serbest bırakılır. Bu hareketi günde 10 defa yapmak yeterli olacaktır. Aynı pozisyonda bu sefer ayak baş parmağı dize doğru itilir ve yine 15 saniye beklenir. Bu hareketi de günde 10 defa yapmak yeterli olacaktır.
  • Ayak burkulması için denge egzersizi de etkili olacaktır. Denge egzersizi için bir masanın önüne gelinir ve sağlam ayak havada denge sağlamak için kaldırılır. Burkulan ayak üzerinde 3 dakika durulur. Bu egzersizin günde 3 kere yapılması yeterli olacaktır.
  • Burkulma sonucu meydana gelen doku hasarının giderilmesi için beslenme desteğine ihtiyaç Ayak burkulması şikayetlerinin olduğu dönemde C vitamini bakımından zengin gıdalar (sarı biber, kırmızı biber, yeşil biber, kivi, çilek, su teresi, portakal, limon domates) ve çinko minerali içeren gıdalar (ıspanak, kabak, fındık, kakao, çikolata) iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Ayak burkulması şişmesine ne iyi gelir ?

ayak burkulması şişmesine ne iyi gelir
  • Ayak bileğinin kalp seviyesinden yukarıda tutulması şişliğin azaltılmasını sağlar. Özellikle geceleri uyku sırasında ayağın yüksek tutulması, şişme yapan aşırı sıvının azalmasını sağlar.
  • Şişme yapan ayak burkulması bandaj ile sarılabilir. Ayak bileğine sarılan bandajın çok sıkı olmaması, kan akışını engellememesi gerekir.

Ayak burkulması bitkisel tedavi

Ayak burkulması tedavisi için bitkisel içerikli takviyeler kullanılabilir. Ayak burkulması şişmesi için atkestanesinden yararlanılabilir. Atkestanesi anti enflamatuvar etkili triterpenik yapıda essin içerir. %2 essin içeren jel, burkulma sonucu oluşan ödemin azalmasını ve bölgenin daha çabuk iyileşmesini sağlar. Ayrıca öküzgözü olarak da bilinen arnika montana çiçeklerinden hazırlanan tendürden de yararlanılabilir. Tentür için öküzgözü çiçekleri etanol içinde bekletilir. İşlem sonrasında elde edilen tentürden 1 tatlı kaşığı alınıp 500 ml su ile karıştırılır. Elde edilen bu karışım yıkama ya da kompres şeklinde uygulanır. Bu karışım ile günde 5 kere en az 15 dakika burkulma bölgesine kompres uygulaması yapılarak olumlu etki alınabilir.

Ayak burkulması için besin takviyeleri

ayak burkulması için besin takviyeleri

Antioksidanlar : E ve C vitamini içeren takviyeler ayak burkulması sonucu yaşanabilecek kas zedelenmelerine karşı koruyucu ve iyileşmeyi hızlandırıcı etkiye sahiptir. Ağrıyı azaltmak ve ağır egzersizler sonrasında kas gücünün yeniden yerine gelmesini sağlamak için günde 400-3000 mg C vitamini takviyesi alınabilir.Proteolitik enzimler: Bazı araştırmalarda, burkulma ve zedelenmeye bağlı ağrı ile şişliğe karşı bromelain ve papain ya da tripsin ve kimotripsin kombinasyonlarının etkili olabileceği sonucu ortaya çıkmıştır.Çinko: Çinko eksikliği doku hasarında iyileşme sürecini geciktirebilir. Bunun için ayak burkulması iyileşme evresinde günde 15-30 mg çinko desteği alınabilir. Çinko gibi bakır, silisyum ve manganez de dokuların iyileşmesi için etkili olan elementlerdir.Glikozamin sülfat ve kondroitin sülfat: Deneysel araştırmalarda doku iyileşmesine destek oldukları yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Avrupa ülkelerinde kondroitin sülfatın enjektabl formunun spor yaralanmalarında kullanılmaktadır.

Ayak burkulması için aromaterapi uygulamaları

Ayak burkulması için bazı uçucu yağları burkulma bölgesine kompres şeklinde uygulayarak tedavi sağlanabilir. Kompres uygulaması için papatya, adaçayı ya da biberiye uçucu yağlarından her hangi birisi kullanılabilir. Uygulama için bir parça pamuğun üzerine 4-5 damla bu yağlardan damlatılır ve hafif şekilde burkulma bölgesine kompres yapılır. Uçucu yağların dışında papatyalardan da yararlanılabilir. Uygulama için yeterli miktarda papatya çiçekleri toz haline getirilir. Vazelin ya da lanolin ile karıştırılıp burkulma bölgesine sürülür.

Ayak burkulması alçıya alınır mı ?

Ayak burkulmasına bağlı kemik kırığında ayağın alçıya alınması söz konusudur. Kırığın yerine ve kırık yapısına göre alçının ayakta kalma süresi değişiklik gösterir.

Yazıyı Puanla

SağlıklıHayat.Net

Genel Tanıtım

Sırt Ağrıları

Yapılan çalışmalar yaklaşık olarak her 5 kişiden birinin hayatı boyunca sırt ağrısı problemi yaşadığını göstermektedir. Çoğunlukla kas kaynaklı problemler nedeniyle oluşan sırt ağrısı daha ciddi hastalıkların da habercisi olabilmektedir.

Nedenleri

Sırt Ağrısının Sebepleri:

Sedanter Yaşam

Sırt ağrılarının büyük çoğunluğu sedanter yaşam tarzı olarak adlandırılan, düzenli spor ve egzersizin hayatımızın bir parçası olmamasına bağlıdır. Kötü postür (duruş), masa/bilgisayar başında uzun süreli oturmalar, kondisyon eksikliği ve sırt kaslarının güçsüzlüğü ağrıları beraberinde getirebilir.

Yaralanmalar

Spor yaralanmaları ve trafik kazaları ve benzer yaralanmalar ikinci sıklıkla sırt ağrısının sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaslarda ezilme ve gerilme tarzı basit yaralanmalardan çeşitli kırıklara kadar geniş bir yelpazedeki hasarlara bağlı ağrılar oluşabilir. Bu tarz yaralanmalara sinir hasarları eşlik edebilir veya ileri dönemde sinir hasarı gelişmesi için risk taşıyabilir.

Fibromiyalji

Fibromiyalji günümüz toplumlarının yaşam koşullarına bağlı olarak gelişen sırt dışında kürek kemikleri, omuzlara da yayılabilen ve yaygın vücut ağrısı yapabilen sık görülen bir hastalıktır. Stres, kaygı ve benzeri faktörler de fibromiyaljiyi artırabilir. Sabah tutukluğunun eşlik etmesi, soğuk ve nemli havalarda artması, yorgunluğu beraberinde getirmesi, konsantrasyon güçlüğü ve baş ağrılarının da eşlik etmesi nadir değildir. Bu şikayetleri hepsi aynı anda görülmeyebilir ve belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Her cinsiyette ve her yaşta görülebilir. Nedeni kesin olarak bilinmemektedir.

Sırt fıtığı

Omurlar arasındaki yastıkçıklar olan disklerdeki fıtıklar daha sıklıkla boyun ve belde görülür. Daha az sıklıkla sırt bölgesinde de fıtık olabilir. Fıtık oluştuğu bölgeye göre bir sinir köküne baskı yaparak göğüs duvarında belirli bölgelerde kuşak tarzı ağrılar veya karıncalanmalara neden olabilir. Eğer oluşan fıtık omuriliğe baskı yapacak olursa yürümede zorluk ve yürüme mesafesinde kısalma görülebilir.

Kemik Erimesi

Kemiklerdeki mineral yoğunluğunun azalması nedeniyle daha kolay kırılır hale gelmesidir. Bu kırık en sıklıkla omurlarda meydana gelir. Omurlardaki bu çökme kırıkları sırt ağrısı sebebi olabilir. Her iki cinste de görülebilmekle birlikte kadınlarda daha sık görülür.

Romatizmal hastalıklar

Kemik ve eklemlerin çevresindeki bağ dokularından köken alan ve kemik-kas-eklem ağrıları ile kendini gösteren hastalıklar grubudur. Ankilozan spondilit ve benzeri bazı romatizmal hastalıklar omurgayı da etkileyerek sırt ağrılarına sebep olabilir. Genel kanının aksine sadece ileri yaşta görülen yaşlılık hastalığı değildirler. Romatizmal hastalıklar her yaşta görülebilir.

Deformite (Skolyoz, kifoz vb)

Nedeni bilinmeyen skolyoz genel olarak ağrı sebebi değildir. Cerrahi gerektirmeyen orta derecedeki eğriliklerde yaş ilerledikçe eklem dejenerasyonunun da eklenmesiyle sırt ağrısı sebebi olabilir.

Scheuermann hastalığında ise kifoz açısı 60-75 derecelere ulaştığında, formda olmayan kişilerde ağrı sebebi olabilir. Gün boyunca vücudu dik tutmak için çalışan kaslarda yorgunluk ağrısı tarzında ağrılar gelişir.

Tümörler

Omurgaya ait kemik veya sinir yapılardan kaynaklı iyi ve kötü huylu tümörler sırt ağrısı yapabileceği gibi meme, akciğer, prostat vb tümörler de omurgaya yayılım göstererek sırt ağrısı yapabilirler. Gece ağrısı olarak ortaya çıkması ve istirahat ile geçmemesi önemli özelliklerindendir. Ateş, kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtiler de eşlik edebilir.

Dejeneratif değişiklikler

Yaşla birlikte omurlar arasındaki eklemlerde ve disklerde bozukluklar ve kireçlenmeler meydana gelir. Diskler sıvı içeriklerini kaybederek bombeleşmeler oluşturabilirler. Bu değişiklikler sırt ağrılarına neden olabilir. Eklem, kemik ve disklerdeki bu değişiklikler omurilik için var olan alanı daraltarak dar kanala neden olabilir ve sinir ağrılarına neden olabilir.

Yansıyan Ağrılar

Sırt ağrıları, ayrıca sırt bölgesindeki kas ve kemikler dışında, vücudun çeşitli bölgelerindeki organlardan kaynaklanan ‘yansıyan ağrılar’ nedeniyle de oluşabilir. Bu gibi durumlarda sırt ağrınız, aslında akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, mide problemleri ve benzeri durumların habercisi olabilir.

Diğer sebepler

Çeşitli metabolik ve mikrobik durumlar da sırt ağrısı sebebi olabilirler.

Tanı Yöntemleri

Kırmızı Bayrak Bulguları:

Kırmızı bayraklar olarak adlandırılan aşağıda sıralanmış bulgular, sırt ağrınızın ‘basit’ bir sırt ağrısı olmadığının habercisi olabilir. Kırmızı bayrakların varlığında doktorunuza başvurarak sırt ağrınızın altta yatan sebebini araştırmanız özellikle önem taşımaktadır.

20 yaştan önce ve 50 yaştan sonra başlayan ağrılar

Sürekli olan, ilerleyen ve şiddetli olan ağrılar

İstirahat ve postürel düzenlemelere rağmen azalmayan ağrılar

Ateş, döküntü, kızarıklık, kilo kaybı gibi bulguların eşlik etmesi

Gece, özellikle uykudan uyandıran ağrıların olması

Sabah sertliğinin eşlik etmesi ve uyandıktan hemen sonra hareket etmede zorlanma

Yapısal deformite ve şekil bozukluğunun eşlik etmesi

Bacaklarda güç kaybının eşlik etmesi

Sırt ağrısının başlangıcından hemen önce geçirilmiş bakteriyel hastalık hikayesinin olması

Kemik erimesi olan kişilerde ağır kaldırma ve zorlanma gibi basit travmalar sonrası başlayan ağrılar

Geçmeyen Sırt Ağrısı

Her 5 kişide bir görülen sırt ağrısı kalıcı olduğunda, başka önemli hastalıklara işaret ediyor olabilir.

Sırt ağrıları kimi zaman kas incinmesi gibi basit bir nedenle oluşabilir. Kimi zaman ise fibromiyaljiden osteoporoza kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabilir. Bu nedenle, özellikle sabit bir bölgede ve sürekli devam eden sırt ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı.

Sırt ağrısının nedenleri skolyoz ve kifoz gibi omurga eğrilikleri, kalp rahatsızlıkları, tüberküloz, mide, yemek borusu, safra kesesi ve pankreas bezinin hastalıkları veya tümörleri olabilir. Ayrıca omurga tümörleri de sırt ağrısı nedenlerindendir.

Vücutta kansere bağlı tümörlerin vücudun diğer bölgelere yayılımı (metastaz) sırtta ağrı olarak hissedilebilir. Meme, akciğer, prostat gibi tümörler omurgaya yayılım göstererek sırt ağrısı yapabilirler. Gece ağrısı olarak ortaya çıkması ve istirahat ile geçmemesi önemli özelliklerindendir. Ateş, kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtiler de eşlik edebilir.

Nadir görülen sırt fıtığı, fizik tedavi uygulamalarına karşı geçmiyorsa veya ilerleyici nörolojik bulgular varsa ameliyat gerekebilir.

Sırt Ağrısı Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?

Sırt ağrısı 2-3 günden fazla sürüyor ve şiddeti artar pozisyondaysa doktora başvurmak gereklidir. Kırmızı bayraklar olarak adlandırılan aşağıda sıralanmış bulgular, sırt ağrınızın ‘basit’ bir sırt ağrısı olmadığının habercisi olabilir. Kırmızı bayrakların varlığında doktorunuza başvurarak sırt ağrınızın altta yatan sebebini araştırmanız özellikle önem taşımaktadır.

Hamilelikte Sırt Ağrısı

Hamileliğin ikinci 3 ayından itibaren göbeğin büyümesiyle vücudun ağırlık merkezi öne kayıyor ve buna bağlı bel ve sırt ağrıları başlıyor. Hamilelikte hormonların etkisiyle eklemlerde ve kaslarda gevşeme, özellikle ilerleyen hamilelik haftalarında postür (duruş) değişiklikleri de bel ağrılarına neden olabiliyor. Yürüyüş, eğilme ya da yük kaldırma hareketlerinin ardından hafif dereceli ağrı hissedilebiliyor. İlerleyen hamilelik haftalarında sırt ve bel ağrısının şiddeti artıyor. Bazı kadınlarda hamilelik sonrası da kalıcı şikayetler devam edebiliyor. Toplumda bel sağlığı için sert yatakta yatılması gerektiğine yönelik yanlış bir inanış olsa da sert yatakta yatmak sırt ve bel ağrılarına yol açıyor. Hamilelik döneminde vücudun şeklini alabilen ve bele destek veren yatakları tercih etmekte fayda var.

Hamilelikte Geçmeyen Sırt Ağrısını Dikkate Alın

Sırt ağrısı aynı zamanda erken doğum belirtisi olabilir. Sırt ağrısı ile birlikte kanama olması, idrar yaparken yanma ve ateş şikayetlerinin olması altta yatan başka bir hastalığın belirtisi olabiliyor. Eğer 2 haftadan uzun süren şiddetli sırt ağrısı varsa ihmal edilmemesi gerekiyor. Hamilelikte bel ağrıları da sık görülüyor ama ancak önemsiz sayılmaması gerekiyor. Belin daha aşağında olan yoğun bir ağrı erken doğumun habercisi olabiliyor. Çok şiddetli bel ağrısı ya da vajinal kanamanın eşlik ettiği güçlü bir ağrıyı ciddiye alarak doktorunuza haber vermelisiniz.

Tedavi Yöntemleri

Sırt Ağrısından Korunmak İçin Neler Yapılabilir?

Öncelikle masa başı çalışanlarının risk altında olduğu unutulmamalıdır. Bilgisayar başında çalışıyor iseniz, ofis ergonomisi olarak adlandırılan önlemler alınmalıdır. Sırtı yüksek, bel boşluğunuzu dolduran sandalyeler tercih etmeli, bilgisayarın ekranını göz hizanıza yerleştirmelisiniz. 1, 5-2 saatte bir beş-on dakika süreyle masa başından kalkmalı ve yürüyerek ‘aktif dinlenme’ yapmalısınız.

Stresten kaçınmak ve aşırı kilo alımının önüne geçmek de sırt ağrılarından korunmakta önemlidir.

Spor ve egzersiz yapmamak, kondisyonunuzun düşük olmasına, sırt ve karın kaslarınızın zayıflamasına neden olacaktır. Bu durum sizi sırt ve bel ağrıları için aday haline getirebilir. Fakat, hiç spor yapmamak kadar, tüm hafta boyunca işte ve evde sedanter bir hayat geçirerek hafta sonu tek bir gün, aşırı ve yarışmalı spor yapmak da yaralanma riski açısından riskli olabilir. Bu durum yurt dışında ‘hafta sonu savaşçıları’ (weekend warrior) ismiyle bilinir.

Tavsiye edilen, spor ve egzersizi günlük yaşamınız bir parçası haline getirerek haftada en azından 3 ila 4 gün düzenli spor yapmanızdır. Düzenli germe, kuvvetlendirme ve aerobik egzersiz yapmak, belli aralıklarla tek bir aşırı egzersiz yapmaktan daha iyidir. Düzenli yapacağınız spor sadece tempolu yürümeden ibaret olabileceği gibi, koşma, yüzme, yoga vb sporları da içerebilir. Kondisyonunuzun artması, sırt ve karın kaslarınızın güçlenmesi ayrıca daha iyi bir duruşa sahip olmanız konusunda da yardımcı olabilir.

Sırt Ağrılarından Korunmak İçin 9 Temel Öneri:

Sırt Ağrılarından Korunmak İçin 9 Temel Öneri

Sırt Ağrısı Egzersizleri

1- Ters kol, ters bacak uzatma

Ters kol, ters bacak uzatma

Elleriniz omuzlarınızın altında, dizler kalçanın hizasında masa pozisyonu alın. Bir kolunuzu omuz hizasına kaldırın, çapraz bacağınızı ise geriye doğru kaldırın. Kolunuz ve ters bacağınız eşit düzleme gelince iki tarafa doğru uzanmaya çalışın.

5-10 saniye bu şekilde kalarak başlangıç pozisyonuna dönün. Hareketi diğer kol ve bacakla tekrarlayın. İki şekilde de boynunuzun omurganızla aynı düzlemde olmasına dikkat edin.

2- Dizleri göğse çekerek esneme

Dizleri göğse çekerek esneme

Dizlerinizi bükün, ayaklarınızı birbirine paralel yere basarak sırtüstü uzanın.

Bir dizinizi iki elinizle tutarak göğsünüze çekin ve 15-30 saniye boyunca nefes alıp vererek bu pozisyonda sabit durun. Diğer dizinizle de aynı şekilde tekrarlayın.

Şimdi iki dizinizi aynı anda ellerinizle göğsünüze doğru çekin ve aynı sürede sabit durun.

3- Oturarak sırt açma

Oturarak sırt açma

Bu basit ama etkili egzersizi otururken ya da gün içinde ihtiyaç duyduğunuzda yapabilirsiniz. Dik oturun ve omuzlarınızı aşağı doğru salın, boyunuzu kasmadan rahat bırakın.

Bu pozisyondayken dirsek uçları yanlarda olacak şekilde iki avucunuzu göğsün ortasında birleştirin. Bu şekilde nefes alıp vererek 15-30 saniye sabit kalın.

4- Sırtın alt bölgesini esnetme

Sırtın alt bölgesini esnetme

Dizlerinizi büküp, ayaklarınızı paralel şekilde yere basıp uzanın. Omuzlarınızı yerde sabit tutun ve dizlerinizi sağa düşürün, 5-10 saniye bu şekilde sabit kalın.

Dizlerinizi ortaya getirip başlangıç pozisyonuna dönün. Şimdi dizlerinizi sola düşürün ve aynı sürede esneyin.

5- Köprü

Köprü

Dizleriniz bükülü, kollarınız kalça hizasında yanlarda, sırtüstü uzanın.

Nefes verirken, boyun ve omuzları yerde rahat bir şekilde tutarak ve karın-kalça kaslarınızı sıkın. Sonra vücudunuzu kuyruk sokumundan başlayarak omuzlarınızdan dizlerinize düz bir çizgi oluşacak şekilde yukarı doğru kaldırın. Üç derin nefes boyunca bu pozisyonda kalmaya çalışın.

Nefes alın, verirken sırt omurlarından başlayarak gövdenizi yere indirin. Her gün beş tekrarla başlayın ve zamanla tekrar sayılarınızı artırın.

6- Kedi esnemesi ve deniz kabuğu esnemesi

Kedi esnemesi ve deniz kabuğu esnemesi

Masa pozisyonu alın. El bilekleri omuz hizasında, dizler kalça hizasında olmalıdır. Boynuzu kasmayın ve rahat bırakın, boynunuz omurganız ile aynı çizgide olmalıdır.

Sırtınızın ve karnınızın aşağı doğru sarkmasına izin verin. Nefes verirken yavaşça karnınızı içeri çekin ve sırtınızı bir kubbe gibi tavana doğru yükseltin. Başlangıç pozisyonuna dönün.

Daha sonra kollarınızı gergin şekilde öne uzatın, kalçanızı topuklara doğru kaydırmaya çalışın.

Alın yerdeyken boynunuzun rahat olmasına dikkat edin.

Eller yere yayılmaya devam ederken nefes verişlerde vücudun ağırlığı yere doğru aksın. 15 saniye bu pozisyonda kalın.

Elleriniz ve dizleriniz üzerinde doğrularak başlangıç pozisyonuna gelin ve yavaş hareketlerle nefesinizle birlikte tüm seriyi beş kez tekrarlayın.

* Eğer sırtınızdan daha önce yaralandıysanız veya osteoporoz gibi başka bir sağlık sorununuz varsa mutlaka doktorunuza danışın.

Sırt Ağrısı Nasıl Geçer? Sırt Ağrısı Tedavisi

Sırt ağrısı tanısı konduktan sonra eğer altta yatan başka hastalığınız yoksa, sırt ağrınız omurgadan ya da kas grubundan kaynaklanıyorsa ilk başta pozisyonu düzeltmek, sıcak uygulamalar yapmak ve gerekirse ilaç tedavileri tercih edilir.

Pozisyonunuzu düzelttiğinizde 2-3 haftalık süreçte ağrınız düzelecektir.

Hamilelikte Sırt Ağrısı Nasıl Geçer?

Hamilelikte aşağı doğru hareket ederken belden eğilmek yerine diz eklemlerinizi kullanarak çömelin.

Sırt kaslarınızı güçlendirecek egzersizler uygulayın. Günlük 30-40 dakika yürüyüş, yoga ve yüzme gibi aktiviteleri düzenli yapmayı ihmal etmeyin. Yürüyüş ve suda yapılan hafif egzersizler gibi düzenli fiziksel aktivite yapılması da sırtı güçlendiriyor ve ağrıların azalmasını sağlıyor.

Otururken belinizi destekleyen yastık kullanmaya çalışın.

Yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınarak ortopedik destekli, az topuklu ayakkabılar kullanın.

Küçük objeleri kaldırırken bacaklardan destek alınmalı, sırta ya da bele yüklenilmemeli.

Uzun süre ayakta durmayın.

Çok sert veya yumuşak yatak tercih etmeyin.

Doktorunuza danışarak hafif ağrı kesici ilaç kullanabilirsiniz.

Sıcak uygulama yapın ve istirahat edin.

Sağlıklı bir ayakta, bilekten başlayarak parmaklara kadar tüm kemik ve yumuşak dokuların, eklem ve bağların birbirleriyle uyum içinde çalışması gerekiyor. Ayaklardaki statik düzensizlikler ise dizlerde, tüm omurga sisteminde hatta baş bölgesinde dahi ağrıların oluşmasına neden oluyor. Kimi zaman ise kronik rahatsızlıklar ayak sağlığını tehdit edebiliyor. Ayak hastalıklarının tedavisinde ilk olarak yapılması gereken yöntemlerden birini ayağın biyometriğinin saptanması oluşturuyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları Doç. Dr. Semih Takka ve Op. Dr. Yener Erken en sık görülen ortopedik ayak sorunları hakkında bilgi veriyor. Morton Nöroması ve metatarsaljisi Dijital Nöroma, ayak tarak kemikleri arasındaki dijital sinirin sıkışmasıyla oluşan ağrıya verilen isim. Ağrı daha çok yürüme ile ortaya çıkıyor. Bu hastalığa yakalananlarda erken yorulma, uzun yol yürüyememe ve ayakkabı giyerken rahat edememe gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Tedavisinde cerrahi yöntemlerin kullanıldığı Dijital Nöroma’da sıkışan sinirler ameliyatla tedavi ediliyor. Diyabetik ayak ve diyabetik nöropati Diyabet’te kan şekerinin yüksek olması, vücudun göz, böbrek ve ayak gibi organ ve uzuvlarına zarar veriyor. Diyabetik ayakta diyabetten dolayı vücudun savunma sistemlerinde bozukluklar ve enfeksiyon oluşuyor. Kan akımının yavaşlaması, bacağa giden kanın azalmasına ve ayağın beslenmesinin bozulmasına neden oluyor.Yüksek kan şekeri, sinirlerin hasarlanmasına (Diyabetik Nöropati) ve ayağın özellikle taban bölümünde his kayıplarının oluşmasına neden oluyor. Bu durum, ayakta yara açılmasına zemin hazırlıyor. Dolaşımı bozulmuş ve sinirsel hasarı olan ayakta açılan yaralar, vücudun savunma sisteminin normal çalışmaması nedeniyle kolayca enfekte oluyor ve kronikleşiyor. Bu nedenle diyabeti olan hastaların yara açılmasını engelleyici önlemleri alması gerekiyor. Yara açılmış hastalara ise bu yarayı ortadan kaldırıcı tedavileri uygulanıyor. Halluks valgus ve bunion Halluks valgus hastalığının belirtileri arasında ayak başparmağının yana doğru eğilmesi ve başparmak ekleminin iç tarafında ikincil bir kemik çıkıntısının ortaya çıkması yer alıyor . Bu durum doğuştan taraklı ayaklarda, devamlı dar ayakkabı giyenlerde, bir parmak ekleminde dejeneratif artrit bulunanlarda ve düz tabanlığı olanlarda daha sık görülüyor. Hastalığın tedavisinde konservatif ve cerrahi tedaviler, başlangıç döneminde ise özel ortopedik ayakkabılar, destekler ve çeşitli ortezler kullanılıyor. Kullanılan alçı benzeri gece atelleri ve parmak arası makaralarla, parmak doğru pozisyonda tutularak, etraf doku rahatlatılıyor ve ağrı azaltılıyor. Özel yapılmış tabanlıklar ise başparmaktaki şekil bozukluğundan kaynaklanan yanlış basmayı düzeltiyor ve ayakta yük dengesini sağlamaya çalışıyor. Konservatif yöntemlerin başarısız olduğu veya ileri derece şekil bozukluğu olan hastaların cerrahisinde ise hastanın yaşı ve hastalığın boyutuna göre tedavi tekniği seçiliyor. Halluks rijitus Halluks rijitus, ayak başparmak ekleminin sertleşmesi durumuna deniyor. Bu hastalık yürüme esnasında ayak başparmağının bükülmesine engel oluyor. Genellikle 30 – 60 yaş arasındaki erişkinlerde görülen hastalık, sorunun ağırlığına göre ameliyatsız veya cerrahi tedavi seçenekleriyle ortadan kaldırılıyor. Düztabanlık ve posterior tibial tendon disfonksiyonu Ayağın fizyolojik kavisinin azalması veya bütünüyle kaybolmasına düztabanlık deniyor. Çocukluk çağında düz tabanlığı olmayan hastalarda sonradan edinilmiş düz tabanlığı ortaya çıkmasına Posterior Tibial Tendon Disfonksiyonu deniyor. Bu durumların tedavisinde yaşa, sorunun ağırlığına ve ağrı durumuna göre konservatif veya cerrahi tedaviler uygulanıyor. Stres kırıkları Tekrarlayan minor travmaların oluşturduğu kırıklara stres kırıkları deniliyor. Ayakta en sık tarak kemiklerinde görülüyor. Ayağın anatomik özelliklerinin dışında, yanlış ayakkabı kullanımıyla aşırı yürüyüş, sportif faaliyet ve ayakta şekil bozukluğu olması gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Hastalığın tedavisinde, hastalığa neden olan faktör ortadan kaldırılıyor ve konservatif yöntemlerden uygun olanı kullanılıyor. Aşil tendon sorunları Aşil tendonu, topuğu baldır kaslarına bağlayan vücudun en büyük tendonudur. Sıklıkla yırtıldığı için, atletlerde, koşan kişilerde ve günlük yaşamında gereğinden fazla aktivite değişikliği yapanlarda iltihaplanıyor. Bu duruma Aşil Tendiniti deniyor. Tedavisinde genellikle konservatif yöntemler tercih ediliyor. Ayak bileği burkulmaları Ayak bileği burkulmaları, ortopedide en sık görülen yaralanmalardan biridir. Burkulmalarda ayak bileği stabilitesini sağlayan ve ayak bileğinin iç ve dış kısmında yer alan bağlar zarar görüyor. Şiddetli burkulmalarda ise bazı kemik sorunları görülebiliyor. Ayak bileği burkulmasından sonra hemen soğuk uygulaması yapmak, üzerine basmamak, bir ortopedi uzmanına başvurmak ve burkulmaya eşlik eden bir kemik lezyonunun olup olmadığını belirlemek gerekiyor. Hastalığın tedavisinde ise sorunun ciddiyetine bağlı olarak ayak bileği ortezleri yani işlevini kaybetmiş uzuvların performansını artırmak amacıyla vücuda takılan yardımcı cihazlar, atel yani kırık ve çıkıkları tedavi etmede kullanılan, sert maddelerden yapılan ve üzerine sargı sarılan destekleyiciler ya da alçı tedavileri uygulanıyor. Akut dönemin ardından da fizik tedavi programının başlatılması ve zarar görmüş yapıların rehabilitasyonunun sağlanması gerekiyor. Bağ yaralanmaları ve ayak bileği instabiliteleri Ayak bileği burkulmalarının yaklaşık %10’u tekrarlayan ayak bileği dengesizliği (instabilite) ile sonuçlanıyor. Genellikle ilk burkulmada çoklu bağ yaralanması sonrası, ayağın ya da ilk burkulmanın tedavisi yetersiz olarak yapılmışsa, ayak bileği instabilitesi gelişiyor. Hasta, yolda yürürken dahi ayak bileği kolayca burkulabiliyor. Bu sorunlar spor aktiviteleri sonrası da sıklıkla ortaya çıkıyor. Hastalığın tanısında hasara uğramış bağın tespit edilmesi sonrası, eşlik eden kemik veya kıkırdak lezyonları araştırılıyor. Tedavide ise orta yaş üstü ve spor aktivitesi olmayan hastalarda konservatif tedavi ön planda düşünülüyor. Aktif spor hayatı olan genç hastalarda ise bağların ve eşlik eden lezyonların tamiri ve rekonstrüksiyonu planlanıyor. Plantar Fasit ve topuk dikeni Çok fazla koşma, zıplama gibi hareketler sonrası ayak parmaklarından topuk kemiğine doğru uzanan adele bantlarında ağrı olmasına Plantar Fasit deniliyor. Bu ağrı topuğun altında ve merkezinde hissediliyor. Gece boyunca dinlenmeden sonra sabah ilk adım atıldığında aniden şiddetleniyor. Hastalık uzun süre devam ederse fasyanın yani bağ dokusunun topuğa bağlandığı yerde kalsiyum tortusu şekilleniyor ve buna topuk dikeni adı veriliyor. İki hastalığın da tedavisine de sorunlara neden olan aktivitelerin durdurulması, topuk desteği ve tabanlık kullanımı ile başlanıyor. Özel germe egzersizleri ve ağrıyı giderici bazı ilaçlar kullanılıyor. Plantar Fasit’e bağlı kronik topuk ağrısının tedavisinde tek seanslık perkütan radyofrekans ablasyon tedavisi kullanılıyor. Bu yöntemle ağrının sinyalini gönderen sinir tahrip ediliyor. Hasta prosedür sonrası günlük yaşantısına devam edebiliyor. Tırnak batması Tırnak batması ayakta en sık görülen sorunlardan birisidir. Tırnak yatağının herhangi bir nedenden dolayı bozulması, tırnağın kendi yuvası içinde düzgün bir biçimde ilerlemesini bozuyor ve tırnak kendi yuvasına zarar veriyor. Tırnağın deriye baskı yapması sonucu enfeksiyonlar oluşuyor. Rahatsızlığın tedavisinde neden olan etken ortadan kaldırılıyor, enfeksiyonun tedavisi düzenleniyor ve tırnak yatak bozukluğu varsa düzeltiliyor.

Başlangıçta, ayaklardaki kemik büyümesinin nedeni sıkı, rahatsız edici, küçük boyutlu ayakkabılardı, bu nedenle o dönemdeki çoğu kadın bu sorunla karşılaşıyordu. Peki kadınlar hala farklı ayakkabı seçeneklerine sahip olmalarına rağmen neden ayaklarda kemik çıkıntısına “halluks valgus’a” maruz kalıyorlar?

  • Başparmağın kısıtlı hareketi
  • Hafif veya şiddetli ağrı
  • Aynı bölgede oluşan nasır
  • Başparmağın dibinde kalınlaşan cilt tabakaları
  • Başparmağının eklemi etrafında ağrı, kızarıklık veya şişme
  • Ayak başparmağının tabanının dışında şişmiş bir yumru

Kemik Büyümesinin Nedenleri Neler?

Kemik büyümesinin-çıkıntısının nedeni sadece dar ayakkabılar değil, diğer birçok nedenden kaynaklanmasıdır. İşte o nedenler;

  • Yürürken ayak tabanlarına yanlış basma veya aşırı zorlanma
  • Kalıtımsal nedenler,
  • Yüksek topuklu ayakkabı giymek ayaklara ve ayak bileklerine çok fazla yük bindirir, bu yüzden size uygun ayakkabıları seçmek kemik çıkıntısını önlemek için iyi bir fikir olacaktır.
  • Ayaklarda oluşan yaralanmalar, düz ayaklar ve aşırı kilolu olmak da rol oynar.
Ayakta kemik büyümesini önleme yöntemleri

Ayaklarda Kemik Büyümesini Önleme Yöntemleri

Ayak baş parmaklarında oluşan aşırı büyümüş kemikler özellikle kadınlarda güzelliğk nedeniyle can sıkıcı olabilir. Bu tür kemikler büyüdüğünde, hiçbir ayakkabı bu çıkıntıları gizleyemez, bu sebeple mümkün olduğunca ayaklarınızda kemik çıkıntısı oluşmasını engellemeye çalışın. Bunu başarmak için birkaç kurala uymanız gerekir:

  • Süslü ancak kalitesiz, sıkı ve küçük ayakkabılar giymekten kaçının. Bunun yerine, size uygun kaliteli ayakkabılar giyin.
  • Yüksek topuklu sevenler ayakkabı koleksiyonlarına daha düşük topuklu ayakkabı eklemelidirler. Alçak topuklu ayakkabılar yükü ayaklara daha doğru bir şekilde dağıtır.
  • Düşük topuklu ayakkabılar giydiğinizde bile yürümekte zorluk çekiyorsanız mutlaka bir uzmana danışın.
  • Aşırı kilonun da ayak baş parmaklarındaki kemik büyümesine ve çıkıntısına neden olduğunu unutmayın. Bu halluks valgus’un en büyük nedenlerinden biridir ve kilo kontrolü bu konuda size yardımcı olacaktır.
  • Ayak başparmak kemik büyümesini ve çıkıntısını önlemek için bir bandaj kullanılması da önerilir.
  • Kemik güçlendirmeyi desteklemek için A, D ve C vitaminleri ile kalsiyum yönünden zengin besinler tüketilmelidir.

Halluks Valgus’u Tedavi Etmek İçin Basit Yollar

  • Ayak tabanı için düzenli masaj ve egzersizler yapın. Bunlar ayak tabanlarına kan akışını hızlandırır ve ayak parmaklarını doğru pozisyonda tutar.
  • Ayak ağrısını hafifletmek için 3 litre suyu ısıtın, daha sonra hafifçe soğutun, 5 yemek kaşığı deniz tuzu ekleyin ve ayaklarınızı 15 dakika içerisinde bekletin. Bu yöntem yorgunluğu giderir ve kasları gevşetir.
  • Lavanta yağı, özellikle cilt bakımı ve sağlık için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yağı birkaç damla ayağınıza sürün ve iyice emmesini sağlayın.

Bunyonunuz çok ağrılıysa, ortopedi uzmanınız ameliyat önerebilir. Ancak uzmanlar bunyon problemi yaşamamak için önce ayakkabılarına ameliyat yap diyorlar. Ağrı bir yıldan fazla devam ederse, bunyon cerrahisini düşünmenin zamanı gelebilir, ancak çoğu hastada ameliyat için seçim yapmadan önce yıllarca bunyonlar ve ağrılar olacaktır.

Doktor Botek, doktorlar ameliyat önerebilir çünkü bunyonlar, çekiç parmakları, bursit, küçük parmağın altında bir bunyon veya ayak topuklarınızda ağrı gibi diğer ağrılı ayak sorunlarına neden olabilir. Cerrahi hafif veya şiddetli vakalarda yapılabilir.

Botek, “Hastalar daha büyük yaşa geldiğinde, bunun nedeni genellikle bunyonun başka sorunlara neden olmasıdır. “Bu hastalar için ağrı daha sabittir veya ikinci ayak parmağı ile sorun yaratır.”

Ameliyatın amacı ağrıyı hafifletmek ve ayak başparmağını doğru pozisyonuna döndürmektir. Bunyon cerrahisi ile cerrah kemikleri, bağları, tendonları ve sinirleri doğru sıraya koyar ve yumruları çıkarır.

150’den fazla bunyon cerrahisi türü vardır, ancak cerrahlar genellikle yarım düzine kadar yaygın olarak kullanılan prosedürlerden birini seçiyor.

Ancak bu arada, ameliyat olmadan bunyonun boyutunu azaltmak için aşağıdaki doğal ilaçlardan birini veya bazılarını deneyebilirsiniz.

Bunyon İçin Doğal İlaçlar – Bitkisel Tedavisi

1- Normal bir kiloyu koruyun

Bunu söylemeye bile gerek yok aslında, ancak fazla kiloluysanız, bu fazla kilolarınız bunyon bölgesine daha fazla baskı yaparak, ağrılarınızın artmasına neden olacaktır.

2- Zeytinyağı

Biraz zeytinyağını ısıtın, ayak ve ayak parmaklarına kan akışını artırmak için bunyon, ayak parmaklarına ve ayak tabanına günde iki kez 15 dakika masaj yapın. Bu masaj eklemlerin hareket etmesini kolaylaştıracak ve bunyonun kireçlenmesine yardımcı olacaktır.

3- Buz

Buz özellikle bunyonunuzdaki şişmeyi azaltmak için harikadır. Günde birkaç kez olmak üzere 10 dakika boyunca buz uygulayın.

4- Epsom tuzları

Epsom tuzu, iltihap ve ağrıyı hafifleten magnezyum sülfat içerir. Bunyonunuz rahatsızlık veriyorsa, yarım bardak Epsom tuzunu küçük bir sıcak su küvetinde çözün ve ayağınızı günde iki kez 20 dakika bekletin. Ayrıca bunyonunuza masaj yapabilirsiniz.

5- Papatya

Bunyon sorunlarınıza birinci sınıf bir çözüm istiyorsanız, kendinize biraz papatya alın. Papatyanın bunyonunuzun şişmesini ve ağrısını azaltacak anti-enflamatuar özelliklere sahip olduğu bulunmuştur. Günde birkaç kez papatya çayı için, ancak çay poşetlerini atmayın, çünkü bunları doğrudan bunyonlarınıza da yerleştirebilirsiniz (sıcak en iyisidir).

6- Ayak parmaklarınızı gerin

Ayak parmaklarınızı germek, ayak ağrısının harekete geçmesine ve dengelenmesine yardımcı olabilir. Ayak parmaklarınızı germek için, ayak parmaklarınızı 5 saniye boyunca düz tutun ve ardından 5 saniye boyunca kıvırın. Bu gerilmeleri günde üç kez olmak üzere 10 kez tekrarlayın.

7- Zerdeçal

Zerdeçal, iltihabı hafifletmeye ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilecek kapsaisin içerir. Zerdeçalın faydalarını görmek için bir çay kaşığı zerdeçal bir bardak sıcak su ile karıştırarak için. Tadını sevmiyorsanız içerisine 1 çay kaşığı organik bal ilave edebilirsiniz ya da zerdeçalı bunyonlarınıza harici olarak uygulayabilir ve bir gece orada bırakabilirsiniz.

8- Doğru ayakkabıları giyin

Doğru ayakkabı tercihinin ayaklarınızın rahatlığında ve görünümünde tüm farkı hissettireceğini söylemeye gerek yok. Bununla birlikte, bunyonlardan mustaripseniz, giydiğiniz ayakkabılara daha da dikkat etmelisiniz, çünkü yanlış ayakkabı seçimi semptomları daha hızlandırabilir ve iyileşmenin daha uzun sürmesine neden olabilir.

Ayak parmaklarınız için herhangi bir sürtünmeyi veya baskıyı ortadan kaldıracak, ayak parmakları için derin ve geniş bir alana sahip ayakkabılar tercih edin. Hareket halindeyken basıncı ayağınızın etrafına eşit olarak dağıtacak dolgulu bir ayakkabı ucu kullanın. Sivri burunlu ve yüksek topuklu ayakkabıları bir tarafa koyun – ayak parmaklarınızın anormal bir şekilde hareket etmesini istemiyorsanız onlara ihtiyacınız olmayacak. Sıkı oturan çorap giymekten de kaçının.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации