Андрей Смирнов
Время чтения: ~20 мин.
Просмотров: 0

Ankilozan Spondilit Nedir, Neden Olur? Ankilozan Spondilit Tedavisi Nasıl Yapılır?

A A

17.08.2021 – 15:15

Halk arasında omurga veya bel romatizması şeklinde bilinen Ankilozan Spondilit, genelde genç yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Omurgayı ve omurga ile beraber kalça kemiği arasında yer alan eklemi etkileyen iltihaplı ağrılı bir romatizma türüdür.

image

Ankilozan Spondilit (Kamburluk) Nedir?

Ankilozan spondilit, veya halk arasındaki adı ile kamburluk, bireyin omurgasında yer alan bazı küçük yapılı emiklerin, omurların zaman ile birbirleriyle kaynaşmasına sebep olabilen inflamatuar bir hastalıktır. Bahsedilen kaynaşma neticesinde omurga çok daha az esnek bir durum almaya başlamaktadır ve kişinin normal duruşu öne doğru ve eğik bir hal alabilmektedir.

Şayet kaburgalar ankilozan spondilite sebep olan inflamasyondan etkilenirse kişi için derin nefes alabilmek çok zor olmaktadır. Ankilozan spondilit, genellikle erkeklerde kadınlardan çok daha sık görülmektedir. Hastalığın belirtileri ve semptomları tipik bir şekilde erken yetişkinlik döneminde ortaya çıkmaya başlamaktadır. En yaygın olarak gözlerde dahil olmak üzere bireyin vücudunun öbür bölgelerinde de iltihaplanma meydana gelebilmektedir. Ne yazık ki bahsedilen ankilozan spondilit hastalığının kalıcı veya kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Bunun dışında semptomları azaltabilmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için kullanılacak olan birtakım tedavi türleri vardır.

Ankilozan Spondilit Neden Olur?

Ankilozan spondilit hastalığının geliştirilmesinin bilinen belli bir sebebi henüz saptanmamıştır fakat tıp alanında uzman kişiler, çeşitli kalıtsal unsurların rol oynadığını düşünmektedir. Özellikle de HLA-B27 isimli bir gene sahip kişilerde ankilozan spondilit geliştirebilme riskinin büyük ölçüde artmış olduğu görülmekle birlikte bu gene sahip kişiler arasında yalnızca bir bölüm ankilozan spondilit durumunu geliştirmektedir. Bu durum da çevresel olan farklı unsurların durumu tetikleyici mekanizma içerisinde rol oynadığına işaret etmektedir. Bununla beraber Erkeklerin ankilozan spondilit geliştirme ihtimali kadınlardan çok daha fazladır. Buna ilave olarak hastalığın başlangıcı genelde geç ergenlik ya da erken yetişkinlik dönemi içinde ortaya çıkmaktadır.

Ankilozan Spondilit Tedavisi Nasıldır?

Ankilozan Spondilit nedeni bilinmeyen, dünya üzerindeki nüfusun yaklaşık %0,9’unda görülebilen, bel ağrısı şikayeti ile birlikte karakterize olan kronik romatizmal bir hastalıktır. Tedavi ilk olarak hastanın tutukluk ve bel ağrısı hali gibi klinik niteliklerine yönelik olarak profesyonel hekim tarafından düzenlenmektedir. Bununla birlikte Ankilozan Spondilit hastalığının ilerleme durumunu azaltmak ve geriletmek amacı ile farklı türlerde ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu sayede hastanın hareket yeteneğini yitirmemesi veya geri kazanması sağlanmaya çalışılmaktadır.

image

В 

HastalД±ДџД±n belirtileri nelerdir?

В 

HastalД±k nasД±l seyrediyor?

Hastalık her hastada farklı biçimde seyretmesine ve zaman zaman alevlenip zaman zaman yatışmasına karşın, genel olarak hayatı tehdit edici değildir. Çoğunlukla, 10 yıllık bir süre içinde kendiliğinden durabilir; en azından hastalığın ilerleyişi ve şiddeti azalabilir. Kalça tutulması, hastalığın gidişatının iyi olmadığını gösterir ve kalça tutulması hastalarda en önemli rahatsızlık ve sakatlık sebebidir. Kalça tutulmasının yanısıra diz, omuz gibi büyük eklem tutuluşu olan hastalarda da hastalık ağır seyreder. Kadınlarda kalça, omuz, diz gibi çevresel eklem tutulumu daha sıktır. Yine kadınlarda boyun omurgası daha sıktır.

Tedavisi mГјmkГјn mГјdГјr ?

В 

В 

В 

В 

AS’de omurgada, Г¶zellikle boyun ve bel kД±smД±nda farkД±nda olunmayan tehlikeli kД±rД±klar olabilir. Bu nedenle, Г§ok küçük bir kaza sonrasД± bile oluЕџan ani bel ve boyun aДџrД±larД±nda gerekli radyolojik, MRI gibi incelemelerin yapД±lmasД± gerekir.3 dakika Ankilozan spondilit teşhisi almış çoğu kişide HLA-B27 geni vardır. Ancak, bu insanların sadece bazıları bu hastalığa sahiptir.

Son Güncelleme: 23 Şubat, 2022

Ankilozan spondilit öncelikle faset eklemleri ekleyen kronik bir enflamatuvar hastalıktır. Bu eklemler birbiriyle kaynaşma eğilimindedir, bu da hareket kabiliyetini azaltır. Sonuç olarak, omurga daha az esnek hale gelir. Bundan dolayı bu kondisyona sahip insanlar kambur bir şekilde dururlar.

Bu hastalığa tam olarak neyin sebep olduğunu kimse bilmiyor, ancak DNA ortaya çıkmasında büyük bir rol oynuyor. Ankilozan spondilit teşhisi almış çoğu insan HLA-B27 genine sahiptir. Ancak, bu gene sahip olan insanların sadece bazıları bu hastalığa sahiptir.

Ankilozan Spondilit Semptomları

Bir kişi ankilozan spondilit hastası olduğunda omurlarının bir kısmı birbiri ile kaynaşır ve bu durum sertlik ve ağrıya neden olur.Bu romatizmal hastalık faset eklemlerinde iltihaplara yol açar. Ancak; omuzlar, kalçalar, dizler ve bilekler gibi eklemlerde enflamasyon da ortaya çıkabilir.

Ankilozan spondilitin ilk semptomlarının içinde belde görülen acı ve sertlik bulunur. Ancak, bu semptomlar genellikle sabahları ve aktif olunmayan süreler sonrasında gerçekleşir. Boyun acısı ve yorgunluk da sık görülür.

En sık etkilenen alanlardan biri omurganın sonu ve leğen kemiği arasındaki faset eklemleridir. Ancak, aynı zamanda tendonlar ve bağ dokuların kemikler ile birleştiği, özellikle de omurgadaki, noktaları da etkileyebilir.

Ankilozan spondilit ortaya çıktığında vücudun iyileşme çabası dolayısıyla yeni bir kemik oluşur. Bu yeni kemik omurlar arasındaki boşluğu azaltır. Bunun bir sonucu olarak iki omurun parçaları kaynaşır.

Sonrasında, omurganın bu parçaları sert ve eğilmez hale gelir. Bu kaynaşma göğüs kafesinin daralmasına da sebep olabilir ve akciğerlerin kapasitesini ve fonksiyonunu da düşürebilir.

Bunu da okuyun: Omurgayı Güçlendirmek İçin 5 Egzersiz

Ankilozan Spondilitte Görülen Komplikasyonlar

Ankilozan spondilit ile birlikte ortaya çıkan bazı komplikasyonlar şunlardır:

  • Gözde enflamasyon (üveit): Bu ankilozan spondilitte en sık görülen komplikasyonlardan biridir. Hızlı bir şekilde ortaya çıkan göz ağrısına, ışık hassasiyetine ve bulanık görmeye sebep olur.
  • Kalp kapakçıklarında hasar: Bu hastalık aort damarında sorunlara neden olabilir. İltihaplı aort kalpteki aort damarının şeklini değiştirebilir, bu da kapakçığın çalışmasını değiştirir.

Tanı

Ankilozan spondilitin tanımlanabilen birkaç belirtisi vardır. Bu belirtilere şunlar dahildir:

  • Üç aydan uzun süren bel ağrısı gibi klinik semptomlar. Bu durum egzersiz ile iyiye gidebilir ama dinlendiğinizde ortadan kalkmaz. Ayrıca, torasik genişlemenin ve omurganın hareketliliğinin sınırlarını da hesaba katmalısınız.
  • Sakroiliak eklemlerde görülen enflamasyonun radyolojik kanıtı.

Bunu okumak da hoşunuza gidebilir: Omurganızı Esnetmek İçin 2 Dakikanızı Ayırın

Hastada ortaya çıkmış olan kriterlere bağlı olmak üzere ankilozan spondilit teşhisi ya kesin koyulacaktır (klinik kriterlere ve bir radyoloğun fikrine dayanarak) ya da ihtimalinden bahsedilecektir (eğer kişi 3 klinik veya 1 radyolojik kritere uyuyorsa).

Kan ve idrar testleri de kanda HLA-B27 antijeni bulunursa tanıyı destekleyebilir. Bu testler ayrıca kişinin başına gelmiş olan enflamatuvar sürecin yoğunluğunu da belirleyebilirler.

Ankilozan Spondilit Tedavisi

Ağrı kesiciler, rehabilitasyon ve ameliyat ile birlikte acıyı yatıştıracaktır.

Ankilozan spondilit tedavisi farklı farmakolojik seçenekleri ve rehabilitasyonu birlikte kullanır.

  • Steroidsiz, antienflamatuvar ilaçlar ve analjezikler. Bunlar, acıyı kontrol etmeyi ve eklem enflamasyonunu azaltmak veya bastırmayı amaçlayan farmakolojik tedavilerdir. Sonuç olarak hastanın hayat kalitesi iyileşir. Ayrıca, rahatsızlığı gidererek gece dinlenmesi miktarını da arttırır.
  • Hastalığı değiştiren ilaçlar. Bu ilaçlar bağışıklık sisteminin kendisini etkiler.
  • Biyolojik ilaçlar. Bu ilaçlar durumu iyileştirmemesine rağmen birçok insanda hastalığın semptomlarını kontrol ederler.
  • Rehabilitasyon. Farmakolojik tedaviler ile birlikte düzenli olarak rehabilitasyon egzersizlerinizi de yapmalısınız. Fiziksel egzersizler ve solunum egzersizleri hem omurganın hareket kapasitesini, hem de kas gücünü arttırır.
  • Ayrıca, yüzme gibi sırtınızı güçlendirecek hafif egzersizler de yapmalısınız.
  • Ameliyat. Ameliyat nadiren kullanılır ve sadece eklemler kötü şekilde hasar aldıysa ve hareket kapasitesi neredeyse sıfır haline geldiyse değerlendirilir.

Mümkün olan tedavileri karıştırarak kullandığınızda kemiklerdeki sertliği önleyebilirsiniz. Bu tedaviler ayrıca size diğer kas hastalıkları ve lokomotor fonksiyon bozukluklarını da engellemeniz konusunda yardımcı olabilir.

Bu yazımızı beğendiğinizi umuyoruz. Ayrıca fibromiyalji ve bu durumun tedavisi hakkında bir şeyler okumak da hoşunuza gidebilir:

İlginizi çekebilir …

Ankilozan Spondilit Nedir, Akilozan Spondilit Egzersiz Omurlar arasındaki bağların kireçlenmesi, daha sonra da kemikleşmesidir; iltihaplanarak kaynaşan omurların çok tipik bir radyolojik görünümü vardır. Spondilit “omur iltihabı”, ankiloz ise “kaynaşma” anlamına gelir. Romatoit omur iltihabı ve omurga spondilozu gibi adlarla da bilinen ankilozan spondilit öncelikle omurgayı etkileyen bir hasta­lıktır; ikincil olarak kalça ve omuz ek­lemlerine yayılabilir. Daha uzak eklem­ler hastalıktan etkilenmez ya da geriye dönüşlü olarak etkilenir, yani tedavi so­nucunda eski haline döner. Hastalık ge­nellikle sağrı-böğür eklemlerinden baş­layarak bütün omurgaya yayılır. İleri ev­relerinde eklem kapsüllerinde bağdoku artışı, eklem bağlarında kireçlenme ve kemikleşme görülür. Geriye dönüşsüz değişikliklere yol açan, ama yavaş iler­leyen bir hastalıktır. Omurganın tipik bi­çim bozukluğunun ortaya çıkması için 10-20 yıl gerekir. Hastalığın yavaş gidi­şi sırasında omurganın boyun ve bel hi­zasındaki içe doğru doğal girinti ortadan kalkar; buna karşılık suttaki dışa doğru çıkıntı (kamburluk) belirgin biçimde ar­tar. Bütün omurganın öne doğru eğilmesiyle hastadaki biçim bozukluğu son derece tipik bir görünüm alır. Ankilozan Spondilit Görülme Sıklığı Ankilozan spondilit en çok 30 yaşın al­tındaki erkeklerde görülür. Ama genel olarak sık rastlanan bir hastalık değil­dir. Hastalığın 50 yaşından sonra başla­ma olasılığı çok düşüktür. Görülme sık­lığı erkeklerde binde 0,5 ile yüzde 4, kadınlarda ise binde 0,05 ile binde 0,5 arasında değişir. Ankilozan Spondilit Nedenleri Belirtileri Ankilozan spondilit yıllarca romatoit artrit ile eş tutulmuş ya da çok daha sık görülen spondiloartröz ile karıştırılmıştır. Günümüzde ise ankilozan spondilitin öncelikle genetik etkenlere bağlı olarak geliştiği ve başlı basına bir hastalık olduğu hiç kuşkuya yer bırakmayacak bi­çimde gösterilmiştir. Genetik etkenlerin hastalıkta oynadığı rol tümüyle rastlantı sonucu ortaya çıkmıştır. Bu buluş, doku uyuşumunu düzenleyen genetik sistem­ler üzerinde yapılan çalışmalar sayesin­de gerçekleşmiştir. Doku uyuşumu siste­mi, organ nakli yapılan hastaların bağı­şıklık sistemleriyle ilgili araştırmalarda çok büyük önem taşır. Nakledilen orga­na doku reddinin gelişip gelişmeyeceği doku uyuşumuna bağlıdır. İnsanlarda doku uyuşumundan (ve reddinden) so­rumlu insan akyuvar antijeni (HLA-Human Leukocyte Antigen) 6. kromozo­mun bir bölümünde yerleşmiştir. Kalı­tımla kuşaktan kuşağa geçen HLA sistemi, insan akyuvarlarına özgü dış yüzey antijenlerini oluşturur. Çeşitli hastalık­larda HLA sistemi ve alt grupları ince­lendiğinde HLA-B27 antijeninin, ankilo­zan spondilit hastalarının yüzde 88-96’sında, birinci dereceden hasta akraba­larının yüzde 50’sinde, genel nüfusun ise yalnızca yüzde 7’sinde bulunduğu görül­müştür. Buradan da anlaşılacağı gibi HLA-B27 antijeniyle ankilozan spondilit arasında sıkı bir bağlantı vardır ve bu bu­luş uygulamada büyük yarar sağlar. An­kilozan spondilitten kuşkulanılan bir hastada HLA-B27 antijeninin görülmesi, doğru tanıya ulaşmayı kolaylaştırabilir. Ankilozan spondilit hastalarında he­men her zaman alyuvar çökme (sedimantasyon) hızı artmıştır. Aynca has­talığın belirti verdiği dönemdeki radyolojik bulgular son derece tipiktir ve başlangıç dönemlerinde de tanı için de­ğerli bilgiler sağlar. En erken değişik­likler sağ-böğür kemikleri ekleminde görülür; bu eklemde bozukluk yoksa ankilozan spondilit tanısı koymak ola­naksızdır. İlk radyolojik bulgular ke­mik sınırlarında değişikliklerin ve aşın­ma bölgeleriyle dönüşümlü olarak sert­leşme (skleroz) bölgelerinin görülmesidir. Çok geçmeden eklemlerin sınırlan belirsizleşir ve kemikler arasındaki alan daralır. Sonunda ise eklemler ara­sındaki boşluk tümüyle kaybolur ve kemikler birbirleriyle kaynaşır. Kemik sertleşmesi bu evrede artık belirgin de­ğildir; tam tersine leğen bölgesindeki öbür kemiklerde de kemik dokusu azalmıştır. Sertleşme, bağdoku artışı ve kireçlenme omurlar arasındaki ek­lemlerde de görülür. Radyolojik incele­mede saptanan en tipik değişiklik, omurlan birbirine bağlayan fibröz hal­kalarda kemik köprülerinin oluşması ve omurganın “bambu kamışı” görünü­mü almasıdır. Bu görünüm ankilozan spondilite özgü ama geç ortaya çıkan bir bulgudur. Dolayısıyla “bambu ka­mışı” görünümünün saptanmadığı ol­gularda ankilozan spondilit olasılığını göz ardı etmek ciddi bir hatadır. Ankilozan Spondilit Tedavisi Tedavi, Egzersizler Hastalığın çok ilerlemiş olduğu has­talarda ağır biçim bozukluklarının gide­rilmesi amacıyla omurganın cerrahi giri­şimle düzeltilmesi düşünülebilir. Sırt ağrısından yakınanlar nasıl yerlerde tatil yapabilir? Kuşkusuz havanın sıcak ve kuru olduğu yerlerde. Nemden kaçınmak koşuluyla deniz kıyısı bu kişiler için uygundur. Sırt ağrısından yakman birçok kişi deniz­den 1.500 m ve daha yüksek dağlarda tatil yapmanın yararım görür. Bunun ne­deni tansiyon yükselmesinin kılcal kan dolaşımını hızlandırması ve yerel kan­lanmayı artırarak metabolizma artıklarıyla vücuda zararlı maddelerin, vücuttan uzaklaştırılmasını kolaylaştırmasıdır. Otomobil kullanmak sırt ağrısını artırabilir mi? Sırt ağrısı bulunan kişilerin otomobil kullanması, özellikle sarsıntı ve darbeler ağrıyı artırabileceğinden sakıncalı olabilir. Sırt ağrısını önleyecek özel bir yatma biçimi var mıdır? Böyle özel bir konum ne yatma, ne de ayakta durma için önerilebilir. Hasta en az ağrı duyduğu konumu kendisi belirler ve buna göre yan yatma, bir dizini bü­kerek yatma gibi bir seçim yapar.

Bugün çok yoruldunuz mu? Mesela ben o kadar yoruldum ki belimdeki müthiş sızıdan size saatlerce bahsedebilirim. Peki, benim belim neden ağrıyor? Çünkü oradan buraya, buradan şuraya koşturdum durdum, eğildim kalktım derken hal böyle. Ama bir hastalık var ki yoruldukça değil de oturdukça bel ağrısı yapan: Ankilozan spondilit.

Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan spondilit yoğun bel ağrısıyla eşleşmiş inflamatuar-romatizmal bir hastalıktır. Dünya üzerinde görülme sıklığı %1 olmakla beraber, bu hastalığa sahip olup da ömrünü bel fıtığı olduğunu düşünerek geçiren insanların sayısı da hayli bir fazladır.

Hastalığın erken dönemlerinde basit bel ağrısı şikayetleri olurken, gecikmiş evrelerde vertebralar arasındaki eklemlerin iltihabına bağlı kemikleşme sonucu ciddi hareket kısıtlığı yaşarlar. Hatta hastalar son dönemlerinde yalnızca başını hareket ettirebildiği, vücudunun kalanını kıpırdatamaz hale gelirler.

Hastalığın Klinik Özellikleri

Özellikle sinsi bir başlangıç sergileyen Ankilozan spondilit (AS) 3 aydan daha uzun süren bir sabah tutukluğu, hareket edememe, yataktan kalkamama şikayetleri ile kendini gösterir.

İstirahatte ağrılar artarken egzersiz ile hafifleyen bir bel ağrısı tanımlıyor olması ankilozan spondilit adına ciddi ipucu verir.

Spesifik olarak periferik artrit hastalığa bağlı olarak da alt ekstremitelerde, asimetrik yerleşimli ve oligoartiküler tutulum olarak aklımıza ankilozan spondilit getirir.

Hastalık genellikle 40 yaşından genç insanlarda tespit edilir. Bu hastalardan elde edilen radyolojik verilerde özellikle sakroilit tespit edildiği de görülmüş.

Hastalarda inflamatuar bir bel ağrısı bulunması Ankilozan spondilit için oldukça tipik bir bulgudur.

Calin kriterlerine göre;

-40 yaşın altında,

-Sinsi bir başlangıç varsa

-3 aydan daha uzun bel ağrısı tanımlaması oluyorsa

-Sabah tutukluğu ile beraberse

-Egzersiz ile rahatlıyorsa ve bu bulgulardan en az 4 tanesi hastanın kendisinde varsa %80 Ankilozan spondiliti vardır sonucuna elde ederiz.

Birçok ankilozan spondilit hastasında eklem dışı bulgular da hastalığa eşlik eder.

Akut anterior üveit (göz içi iltihabı) en sık rastlanan eklem dışı tutulumdur. Hastaların %25-30’u kadarında görülür. Genellikle üveit tek taraflıdır.Hastada ağrı, göz yaşında artma, fotofobi, bulanık görme ile tanımlanır.

Bununla beraber gözde iritis, yine konjunktivit, ciltte psöriatik lezyonlar, psöriatik artrit ve Reiter sendromu ile görmek de mümkündür.

Bu yazımızı da tavsiye ederiz:  Vücudumuzun Mutfağı

Hastalığın geç dönemlerinde ise akciğer kapasitesinde azalmaya bağlı dispne, böbrek tutulumuna bağlı amiloidoz ve alt ekstremitede ödem, kalp problemleri, barsaklarda Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı da görülebilir.

Hastalığın Nedeni ve Risk Faktörleri

Ankilozan spondilitin sebebi hala bilinmemekle birlikte HLA-B27 geni taşıyan bireylerin hastalığa yakalanma riskinin daha fazla olduğu saptanmış.

Türkiye’de bu hastalığa yakalanan kişilerin %80-85’inde HLA-B27 genine sahip olduğu gözlenmiş.

Erkeklerde kadınlara oranla 2 kat daha fazla Ankilozan spondilit tanısı konulmuş.

Bu bilgileri derlediğimde aile öyküsünün hastalığın tanısında ne kadar önemli olduğunu da görebiliyoruz.

Ayrıca hasta bir kenara dursun AS’in bel fıtığı ve fibromiyalji (kas romatizması) ile karıştırıldığı da oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.

Hastalığın Tanısını Koyma

Bu hastalarda anamnez oldukça önem arz ederken, yine HLA-B27 gen testleri de yapılmaktadır ancak bu testin spesifikliği yüksek değildir.

Kan testlerinde eritrosit, sedimentasyon hızı, CRP gibi belirteçlere bakılır ancak bu test için de ‘’Kan değerleri yüksek evet, bu kişi Ankilozan spondilit’’ diyemeyiz.

Hastalığın erken seviyelerinde Radyoloji bizim için yeterli olmayabilir, MRI görüntüleri de istenir. Özellikle bu seviyede görülen sakroiliti tespit edebilmek adına MRI çok önemlidir.

Hastalığın tanısında Schober testi bir numaralı testtir. Bununla beraber Parmak ucu yer testi, Tragus-duvar testi, Göğüs ekspansiyonu testi, Oksiput-duvar testi de kullanılır.

schobers testi

Tedavi ve Yaşam Tarzı

Ankilozan spondilitte uygulanan tedavinin amacı ağrıları gidermek, beldeki tutukluğu ve deformiteyi önlemek, hastalığın ilerleyişini mümkün olduğunca geciktirmektir.

Erken dönemde hastaneye başvurulan vakalarda kalıcı hasar oluşmadığı takdirde tedavi oldukça başarılıdır.

İlaç tedavisinde ise hastaya ilk olarak Non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) verilir. Ancak sonuç alınamaz ise tümör-nekroze edici faktör blokerleri (anti-TNF) ilaç tedavisine doktor onayıyla başlanır.

İlaç kısmını kısa tutacağım, benim son olarak vurgulamak istediğim başka bir şey: AS hastaları lütfen hayattan kopmayın. Milyonlarca kişinin bel ağrılarıyla mücadele ettiği bir dünyada kendinizi aykırı görmeyin. Eğer düzenli spor, yoga, plates… Bu tarz hafif olacak şekilde aktivitelere yönelirseniz özellikle egzersizi aksatmaz iseniz emin olun çok daha mutlu ve sağlıklı bir yaşamınız olur, olacaktır.

Her halimize şükür, yarınımız güzel olsun.

Sağlıcakla kalın…

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации