Андрей Смирнов
Время чтения: ~9 мин.
Просмотров: 0

Ankilozan Spondilit Ankilozan Spondilit Ulusal Tedavi Onerileri – TRASD

A A

17.08.2021 – 15:15

Halk arasında omurga veya bel romatizması şeklinde bilinen Ankilozan Spondilit, genelde genç yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Omurgayı ve omurga ile beraber kalça kemiği arasında yer alan eklemi etkileyen iltihaplı ağrılı bir romatizma türüdür.

image

Ankilozan Spondilit (Kamburluk) Nedir?

Ankilozan spondilit, veya halk arasındaki adı ile kamburluk, bireyin omurgasında yer alan bazı küçük yapılı emiklerin, omurların zaman ile birbirleriyle kaynaşmasına sebep olabilen inflamatuar bir hastalıktır. Bahsedilen kaynaşma neticesinde omurga çok daha az esnek bir durum almaya başlamaktadır ve kişinin normal duruşu öne doğru ve eğik bir hal alabilmektedir.

Şayet kaburgalar ankilozan spondilite sebep olan inflamasyondan etkilenirse kişi için derin nefes alabilmek çok zor olmaktadır. Ankilozan spondilit, genellikle erkeklerde kadınlardan çok daha sık görülmektedir. Hastalığın belirtileri ve semptomları tipik bir şekilde erken yetişkinlik döneminde ortaya çıkmaya başlamaktadır. En yaygın olarak gözlerde dahil olmak üzere bireyin vücudunun öbür bölgelerinde de iltihaplanma meydana gelebilmektedir. Ne yazık ki bahsedilen ankilozan spondilit hastalığının kalıcı veya kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Bunun dışında semptomları azaltabilmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için kullanılacak olan birtakım tedavi türleri vardır.

Ankilozan Spondilit Neden Olur?

Ankilozan spondilit hastalığının geliştirilmesinin bilinen belli bir sebebi henüz saptanmamıştır fakat tıp alanında uzman kişiler, çeşitli kalıtsal unsurların rol oynadığını düşünmektedir. Özellikle de HLA-B27 isimli bir gene sahip kişilerde ankilozan spondilit geliştirebilme riskinin büyük ölçüde artmış olduğu görülmekle birlikte bu gene sahip kişiler arasında yalnızca bir bölüm ankilozan spondilit durumunu geliştirmektedir. Bu durum da çevresel olan farklı unsurların durumu tetikleyici mekanizma içerisinde rol oynadığına işaret etmektedir. Bununla beraber Erkeklerin ankilozan spondilit geliştirme ihtimali kadınlardan çok daha fazladır. Buna ilave olarak hastalığın başlangıcı genelde geç ergenlik ya da erken yetişkinlik dönemi içinde ortaya çıkmaktadır.

Ankilozan Spondilit Tedavisi Nasıldır?

Ankilozan Spondilit nedeni bilinmeyen, dünya üzerindeki nüfusun yaklaşık %0,9’unda görülebilen, bel ağrısı şikayeti ile birlikte karakterize olan kronik romatizmal bir hastalıktır. Tedavi ilk olarak hastanın tutukluk ve bel ağrısı hali gibi klinik niteliklerine yönelik olarak profesyonel hekim tarafından düzenlenmektedir. Bununla birlikte Ankilozan Spondilit hastalığının ilerleme durumunu azaltmak ve geriletmek amacı ile farklı türlerde ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu sayede hastanın hareket yeteneğini yitirmemesi veya geri kazanması sağlanmaya çalışılmaktadır.

Ankilozan Spondilit Nedir, Akilozan Spondilit Egzersiz Omurlar arasındaki bağların kireçlenmesi, daha sonra da kemikleşmesidir; iltihaplanarak kaynaşan omurların çok tipik bir radyolojik görünümü vardır. Spondilit “omur iltihabı”, ankiloz ise “kaynaşma” anlamına gelir. Romatoit omur iltihabı ve omurga spondilozu gibi adlarla da bilinen ankilozan spondilit öncelikle omurgayı etkileyen bir hasta­lıktır; ikincil olarak kalça ve omuz ek­lemlerine yayılabilir. Daha uzak eklem­ler hastalıktan etkilenmez ya da geriye dönüşlü olarak etkilenir, yani tedavi so­nucunda eski haline döner. Hastalık ge­nellikle sağrı-böğür eklemlerinden baş­layarak bütün omurgaya yayılır. İleri ev­relerinde eklem kapsüllerinde bağdoku artışı, eklem bağlarında kireçlenme ve kemikleşme görülür. Geriye dönüşsüz değişikliklere yol açan, ama yavaş iler­leyen bir hastalıktır. Omurganın tipik bi­çim bozukluğunun ortaya çıkması için 10-20 yıl gerekir. Hastalığın yavaş gidi­şi sırasında omurganın boyun ve bel hi­zasındaki içe doğru doğal girinti ortadan kalkar; buna karşılık suttaki dışa doğru çıkıntı (kamburluk) belirgin biçimde ar­tar. Bütün omurganın öne doğru eğilmesiyle hastadaki biçim bozukluğu son derece tipik bir görünüm alır. Ankilozan Spondilit Görülme Sıklığı Ankilozan spondilit en çok 30 yaşın al­tındaki erkeklerde görülür. Ama genel olarak sık rastlanan bir hastalık değil­dir. Hastalığın 50 yaşından sonra başla­ma olasılığı çok düşüktür. Görülme sık­lığı erkeklerde binde 0,5 ile yüzde 4, kadınlarda ise binde 0,05 ile binde 0,5 arasında değişir. Ankilozan Spondilit Nedenleri Belirtileri Ankilozan spondilit yıllarca romatoit artrit ile eş tutulmuş ya da çok daha sık görülen spondiloartröz ile karıştırılmıştır. Günümüzde ise ankilozan spondilitin öncelikle genetik etkenlere bağlı olarak geliştiği ve başlı basına bir hastalık olduğu hiç kuşkuya yer bırakmayacak bi­çimde gösterilmiştir. Genetik etkenlerin hastalıkta oynadığı rol tümüyle rastlantı sonucu ortaya çıkmıştır. Bu buluş, doku uyuşumunu düzenleyen genetik sistem­ler üzerinde yapılan çalışmalar sayesin­de gerçekleşmiştir. Doku uyuşumu siste­mi, organ nakli yapılan hastaların bağı­şıklık sistemleriyle ilgili araştırmalarda çok büyük önem taşır. Nakledilen orga­na doku reddinin gelişip gelişmeyeceği doku uyuşumuna bağlıdır. İnsanlarda doku uyuşumundan (ve reddinden) so­rumlu insan akyuvar antijeni (HLA-Human Leukocyte Antigen) 6. kromozo­mun bir bölümünde yerleşmiştir. Kalı­tımla kuşaktan kuşağa geçen HLA sistemi, insan akyuvarlarına özgü dış yüzey antijenlerini oluşturur. Çeşitli hastalık­larda HLA sistemi ve alt grupları ince­lendiğinde HLA-B27 antijeninin, ankilo­zan spondilit hastalarının yüzde 88-96’sında, birinci dereceden hasta akraba­larının yüzde 50’sinde, genel nüfusun ise yalnızca yüzde 7’sinde bulunduğu görül­müştür. Buradan da anlaşılacağı gibi HLA-B27 antijeniyle ankilozan spondilit arasında sıkı bir bağlantı vardır ve bu bu­luş uygulamada büyük yarar sağlar. An­kilozan spondilitten kuşkulanılan bir hastada HLA-B27 antijeninin görülmesi, doğru tanıya ulaşmayı kolaylaştırabilir. Ankilozan spondilit hastalarında he­men her zaman alyuvar çökme (sedimantasyon) hızı artmıştır. Aynca has­talığın belirti verdiği dönemdeki radyolojik bulgular son derece tipiktir ve başlangıç dönemlerinde de tanı için de­ğerli bilgiler sağlar. En erken değişik­likler sağ-böğür kemikleri ekleminde görülür; bu eklemde bozukluk yoksa ankilozan spondilit tanısı koymak ola­naksızdır. İlk radyolojik bulgular ke­mik sınırlarında değişikliklerin ve aşın­ma bölgeleriyle dönüşümlü olarak sert­leşme (skleroz) bölgelerinin görülmesidir. Çok geçmeden eklemlerin sınırlan belirsizleşir ve kemikler arasındaki alan daralır. Sonunda ise eklemler ara­sındaki boşluk tümüyle kaybolur ve kemikler birbirleriyle kaynaşır. Kemik sertleşmesi bu evrede artık belirgin de­ğildir; tam tersine leğen bölgesindeki öbür kemiklerde de kemik dokusu azalmıştır. Sertleşme, bağdoku artışı ve kireçlenme omurlar arasındaki ek­lemlerde de görülür. Radyolojik incele­mede saptanan en tipik değişiklik, omurlan birbirine bağlayan fibröz hal­kalarda kemik köprülerinin oluşması ve omurganın “bambu kamışı” görünü­mü almasıdır. Bu görünüm ankilozan spondilite özgü ama geç ortaya çıkan bir bulgudur. Dolayısıyla “bambu ka­mışı” görünümünün saptanmadığı ol­gularda ankilozan spondilit olasılığını göz ardı etmek ciddi bir hatadır. Ankilozan Spondilit Tedavisi Tedavi, Egzersizler Hastalığın çok ilerlemiş olduğu has­talarda ağır biçim bozukluklarının gide­rilmesi amacıyla omurganın cerrahi giri­şimle düzeltilmesi düşünülebilir. Sırt ağrısından yakınanlar nasıl yerlerde tatil yapabilir? Kuşkusuz havanın sıcak ve kuru olduğu yerlerde. Nemden kaçınmak koşuluyla deniz kıyısı bu kişiler için uygundur. Sırt ağrısından yakman birçok kişi deniz­den 1.500 m ve daha yüksek dağlarda tatil yapmanın yararım görür. Bunun ne­deni tansiyon yükselmesinin kılcal kan dolaşımını hızlandırması ve yerel kan­lanmayı artırarak metabolizma artıklarıyla vücuda zararlı maddelerin, vücuttan uzaklaştırılmasını kolaylaştırmasıdır. Otomobil kullanmak sırt ağrısını artırabilir mi? Sırt ağrısı bulunan kişilerin otomobil kullanması, özellikle sarsıntı ve darbeler ağrıyı artırabileceğinden sakıncalı olabilir. Sırt ağrısını önleyecek özel bir yatma biçimi var mıdır? Böyle özel bir konum ne yatma, ne de ayakta durma için önerilebilir. Hasta en az ağrı duyduğu konumu kendisi belirler ve buna göre yan yatma, bir dizini bü­kerek yatma gibi bir seçim yapar.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации