Андрей Смирнов
Время чтения: ~27 мин.
Просмотров: 0

Anevrizma tedavisi ilaçla olmaz. Mutlaka bir girişim gerekir. Başlıca 2 yöntem vardır; açık cerrahi ile kliplenmesi veya endovasküler yolla tedavisi (kafatasını açmadan damarın içerisinden tedavi).

Kısmi felç tedavisi ‘nde hastanın felçli kol ve bacağına daha fazla rehabilitasyon uygulanır

Kısmi felç tedavisi felç tedavisinden farklı olarak vücudun özellikle felç olan kısımlarına öncelikle ağırlık verilerek rehabilitasyon programının düzenlenmesini içermektedir. Fakat unutulmamalıdır ki hasta yine bir bütün olarak düşünülüp kısmi felç tedavisi ve rehabilitasyon programı ona göre planlanmalıdır.

image
Kısmi felç tedavisi

Kısmi felç tedavisi ve rehabilitasyonu neleri içerir?

Kısmi felç tedavisi ve rehabilitasyonu;  hareket, denge -koordinasyonun sağlandığı fiziksel tedaviyi, günlük yaşam aktivitelerini yapabilmek için iş ve uğraşı terapisini, konuşma terapisini, yutma rehabilitasyonunu, mesane ve barsak rehabilitasyonunu içermektedir.

Felç tedavi yöntemleri çoklu tedavileri içerir; tek bir terapi büyük bir yanlışlıktır.

 

Felç tedavi yöntemleri:

Hemipleji rehabilitasyonunda temel olarak konvansiyonel yöntemler, nörofizyolojik tedavi yöntemleri, aktivite temelli rehabilitasyon uygulamaları, fonksiyonel elektriksel stimulasyon, bio-geribildirim teknikleri ve ortezlerin kullanımı yer alır.

Konvansiyonel yöntemler; normal eklem hareket açıklığını korumaya, kasları güçlendirmeye yönelik egzersizler, denge-koordinasyon ve mobilite egzersizleri, günlük yaşam aktivitelerini geliştirici egzersizleri içerir ve hastanın fonksiyonel durumuna göre aktif ya da pasif egzersiz programları şeklinde uygulanabilir. Nörofizyolojik tedavi yöntemleri arasında Brunstrom, Bobath, Rood gibi farklı yaklaşımlar ve PNF teknikleri yer alır. Günümüzde aktivite temelli rehabilitasyon eğitimleri büyük önem kazanmıştır çünkü bu eğitimler beyni yeniden organize etmektedir.

Hastaların tedavi programlarına hasta gereksinimlerine göre iş ve uğraşı tedavisi, mental rehabilitasyon, mesane-barsak rehabilitasyonu, yutma rehabilitasyonu, spastisiteye yönelik toksin enjeksiyonunu da içeren tedaviler, ağrıya yönelik tedaviler de eklenmelidir.

Kısmi felç tedavisi ve rehabilitaysonu için ayrıca bakınız:

Embed HTML not available.

Yumuşak Doku Romatizması Nedir? Yumuşak doku romatizması (Fibromiyalji) kas iskelet sisteminde kronik ve yaygın ağrı, ağrıya duyarlılıkta artış ve kaslarda hassas noktalarla kendini belli eden bir hastalıktır. Hastaların %80-90’I kadınlardır. Ağrı, yorgunluk ve uyku bozukluğu bu hastalığın en önemli belirtileridir.

3 aydan daha fazla süren yaygın vücut ağrıları ve kronik yorgunluk durumunda yumuşak doku romatizmasının varlığı gündeme gelir.

Yumuşak doku romatizmasının sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte belirtilere sebebiyet veren bozukluğun merkezi sinir sisteminden kaynaklandığı sanılmaktadır. Kalıtsal nedenler de sözkonusudur. Ailede bu rahatsızlık varsa görülme olasılığı daha fazladır.

En önemli belirti olan ağrı, bütün vücutta yaygın ya da yalnızca belirli noktalardaki kas ağrısı biçiminde kendini gösterebilir. En çok ense, omuzlar, göğüs kafesi, bel ve uyluk kaslarında olur. Hasta bu ağrıyı karıncalanma, batma, sızlama, yanma olarak ifade eder.

Hastanın vücudunda bazı noktalar basınca karşı aşırı hassastır. Vücuttaki bazı hassas noktalara başparmakla basınç yapıldığı zaman çok şiddetli ağrılar görülür. Boyunda, omuz çevresinde, kürek kemikleri arasında kalça ve göğüste, dirsek ve dizin iç kısmındaki belirli noktalara uygulanan basınç şiddetli ağrılara neden olabilmektedir.

Geceleri sıkça uyanma, sabah kalkıldığında dinlenememiş olarak uyanma gibi yakınmalar görülür.

Stres, hava değişimi, soğuk ya da rutubet, uzun süre aynı pozisyonda çalışmak şikayetlerin artmasına neden olabilir.

Bu hastalığa eşlik eden başka yakınmalar da olabilir. Gaz, şişkinlik, kabızlık ve ishal atakları görülebilir.

Yumuşak Doku Romatizmasının Tedavisi

• Yumuşak doku romatizmasının tedavisinde ağrı kesiciler, antidepresan ilaçlar, kas gevşeticiler ve uyku düzenleyici ilaçlar kullanlır. Egzersiz de tedavi ve korunma yöntemidir. Yüzme ve bisiklete binme, yürüyüş, gevşeme egzersizleri faydalı olur.

• Ağrıları ve psikolojik gerginliğini azaltmak için ilaçlardan faydalanılır. Uygulanacak fizik tedaviyle de doku ve kasların rahatlatılması amaçlanır.

• Ozon tedavisi ve nöral tedavi de bu hastalıkta kullanılmaktadır.

• Yumuşak doku romatizması teşhisinin konulabilmesi için şikayetlerin ve belirtilerin 3 ay devam etmesi ve en az 11 noktada ağrıya hassas olunması gerekir. Bu hastalık için özel bir laboratuar testi yoktur.

Yumuşak Doku Romatizması Belirtileri

• 3 aydan daha uzun süren yaygın kas ve eklem ağrısı

• Yorgunluk

• Geceleri sık sık uyanmak

• Sabahleyin yorgun uyanma

• Sabah tutukluğu

• El ve ayaklarda uyuşma

• Konsantrasyon bozukluğu

———

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Beyne Pıhtı Atması Nedir?

Vücudun başka bir yerinde oluşan pıhtının, yerinden koparak kan akımı yoluyla beyne ulaşması durumuna beyne pıhtı atması denir. Pıhtı, beyin damarını tıkar ve kan akımını engellerse inme gelişir.

İnme, beyin damar tıkanıklığı veya beyin kanamasına bağlı, beyinde kanlanmanın bozulması sonucu oluşan klinik tabloya verilen tıbbi isimdir. İnme sonucu gelişen felç tablosu halk arasında sıklıkla inmeye eşdeğer olarak kullanılır. Aslında felç, inme sonucu oluşabilen bir sonuçtur. Her inme olan hastada felç olacak diye bir kaide yoktur.

Prof. Doktor Engin Çakar

image

Vücutta lokal bir bölgeye yetersiz kan gitmesine iskemi denir. Beyne pıhtı atması iskemik inme tiplerinden biridir. İskemik inmede, kan damarının tıkanmasına bağlı olarak beyin dokusu yeterli oksijeni alamaz ve hasara uğrar. Birkaç dakika oksijensiz kalmak beyindeki sinir hücrelerinin ölmesine neden olabilir. Beyni besleyen atardamarlar;

  • orada oluşan bir pıhtı nedeniyle (trombotik inme) ya da
  • başka yerde oluşan pıhtının yerinden koparak beyne gelmesi (embolik inme) sonucu tıkanabilir.

İlginizi Çekebilir : “Beyin Damar Tıkanıklığı“

Beyin damarlarını tıkayan pıhtı, vücudun pek çok yerinden gelebilir. Fakat en sık olarak kalp ile boyun damarlarından kaynaklanır. Kalbin ritim bozukluklarından biri olan atriyal fibrilasyon, beyne pıhtı atması için en önemli risk faktörüdür. Kalp kasları düzenli kasılamazsa kan kalpte göllenebilir ve pıhtı oluşabilir.

Embolik inmede damarı tıkayabilecek tek şey kan pıhtısı değildir. Hava kabarcıkları ve yağ damlacıkları da aynı sonuca yol açabilir:

  • Örneğin uzun kemik kırıklarında kemik iliğinden kana karışan yağ damlacığı da pıhtı gibi beyin, akciğer veya başka organların damarlarını tıkayabilir. Buna yağ embolisi denilir.
  • Hava embolisi ise hava kabarcığının damarı tıkamasına denilir. Akciğer travması, cerrahi sırasında damarlara hava girmesi, su altı dalış sırasında nefesi çok uzun tutmak ya da yüzeye hızlı çıkmak hava embolisine yol açabilir.

Beyne Pıhtı Atması Belirtileri

İnme aniden gelişen bir olaydır. İngilizce eşanlamı “stroke” kelimesidir. Beyinde etkilenen bölgeye göre belirtiler farklı olabilir. Beyinde pıhtı atması ile ilgili en sık görülen belirtiler:

  • Vücudun bir tarafında uyuşma ve kuvvetsizlik,
  • Vücudun bir tarafında el, kol ve bacak güçsüzlüğü,
  • Yürüme güçlüğü,
  • Konuşma ve anlamada zorlanma,
  • Bilinç bulanıklığıdır. İnme şüphesi oluşan bir kişi için vakit kaybetmeden 112 aranmalıdır.

Sadece belirtilere bakarak beyne pıhtı atmasını beyin kanamasından ayırt etmek mümkün değildir. Bu iki durum aynı belirtilere yol açabilir fakat tedavileri farklıdır. Doktor, hastayı değerlendirir ve inme olasılığı varsa beyin tomografisi ve difüzyon emar (MRG) gibi tetkikler isteyebilir. Görüntüleme yöntemleri, damar tıkanıklığını beyin kanamasından ayırt etmek için şarttır.

Okumaya Devam Edin : “İnme Belirtileri Nelerdir?“

Beyne Pıhtı Atması Nasıl Tedavi Edilir?

İnme, hayatı tehdit eden bir sorundur. Bu nedenle her dakika çok değerlidir. Uygulanacak tedaviler ile hastaların hayatının kurtarılması ve daha sonraki yaşamlarında felç kalmadan yaşamaları hedeflenir.

  • Beynin kan akımı tekrar sağlanırsa hastalık hafif atlatılabilir. İlk inme belirtilerinin oluşmasından sonra 4-5 saate kadar trombolitik tedavi denilen pıhtı eritici ilaçların uygulanması yararlı olabilmektedir.
  • Diğer bir tedavi seçeneği ise mekanik pıhtı çıkarımı denilen işlemdir. Pıhtı eritici ilaç penceresini kaçırmış ya da çok büyük pıhtısı olan hastalarda girişimsel olarak damardan kateter ile girilerek pıhtı yakalanıp çıkarılabilir. Mekanik yöntem 24 saate kadar uygulanabilir.
  • Boyun damarlarında darlık söz konusu ise karotid endarterektomi denilen işlemle veya stent kullanarak daha sonra inmenin tekrarlaması riski azaltılabilir.

İlk saatler ve günlerde akut tedaviler yapıldıktan ve hayati tehlike atlatıldıktan sonra en kısa sürede fizik tedavi başlamalıdır.

Beyne Pıhtı Atmasının Ardından Fizik Tedavi

İlk gün ve haftalarda inme hastalarında pek çok ek sağlık sorunu (komplikasyon) gelişebilmektedir. Beyin ödemi, akciğer enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, nöbet, yatak yarası, eklem tutukluğu, omuz ağrısı, bacak damarlarında pıhtı oluşumu, depresyon inme hastalarında sık görülen komplikasyonlardan bazılarıdır. Bu nedenle durumu ağır hastalar yatarak rehabilitasyon  – yatarak fizik tedavi görme ihtiyacı duyar.

İlginizi Çekebilir : “Yataklı Fizik Tedavinin 5 Avantajı“

İnmede fizik tedavi hastanın fonksiyonel durumuna göre planlanır:

  • İnme sonucu bir taraf kol ve bacakta hiç hareket yok ise öncelikle pasif eklem hareket açıklığı egzersizleri yapılır.
  • İstemli kol ve bacak hareketleri yavaş yavaş başladıkça daha aktif egzersizlere geçilir.
  • Kas kuvvetinin ve gövde kontrolünün artması ile beraber ayakta durma ve yürüme egzersizlerine başlanılır.
  • Denge bozukluğu oluşmuşsa denge hissini arttırıcı egzersizler yapılır.
  • Solunum kaslarını güçlendirmek ve balgamı atmak için solunum fizyoterapisi uygulanır.
  • Yutma güçlüğü çeken bir kişi için yutma değerlendirmesi sonucu beslenmesi düzenlenir ve yutma rehabilitasyonu başlanır.
  • Konuşma zorluğu yaşayanlara konuşma terapisi uygulanır.

İnme tedavisinde fizik tedavinin her aşamasında robotik fizik tedavi aletlerinden faydalanılır. Robotik fizik tedavi hastanın daha hızlı iyileşmesi ve daha çok fonksiyonunu geri kazanmasında oldukça faydalıdır.

Hastanın erkenden dik konuma getirilmesi ve yürüme harektlerine başlanmasında robotik yatak teknolojisi kullanılabilir. Uzun süre yatış tansiyon düşüklüğüne neden olur. Hastanın dik konuma getirilmesi tansiyon düzenlenmesini kolaylaştırır. Erigo – Pro robotik yatak teknolojisinin yaptırdığı yürümeyi taklit eden bacak hareketleri kan dolaşımını arttırır. Damarlarda iltihap, pıhtı oluşmasını, eklemlerde sertlik ve kısalık oluşmasını önlemeye yardımcı olur.

Yürüme robotu ile felç tedavisinde güvenli ve yoğun yürüme egzersizleri uygulanır. Lokomat Pro with free D yürüme robotundaki dinamik vücut ağırlığı desteği ve kişiye uyum sağlayan robotik dış iskelet ile ağır nörolojik hasarlarda bile hasta ayağa kaldırılıp doğal yürümeye en yakın hareketler yaptırılabilir.

El-kol robotu ile inme tedavisinde klasik fizik tedavideki güçlükleri aşmak ve hastaya daha yoğun ve doğru bir fizik tedavi programı uygulamak mümkündür. Armeo Power el kol robotu ile kaslar kuvvetlendirilir, hareketsizliğe bağlı ödem azaltılır ve eklem kısıtlılıkları önlenir. İnme tedavisinde en önemli ve nihai hedef ise beynin iyileşme potansiyeli olan plastisitesini uyararak yitirilmiş el-kol fonksiyonlarının kişiye geri kazandırılmasıdır.

Okumaya Devam Edin : Felç Tedavisinde Robotik Fizik Tedavi Uygulamaları“

Yumuşak Doku Romatizması Belirtileri

Hastalıktan, vücudun çoğu bölgeleri etkilenebi­lir. Genellikle görülen belirtiler, ağrı, tutulma ve ağ­rılı bölgeleri kullanırken güçlükle karşılaşmadır. Ağ­rılı bölge hassaslaşır ve bastırıldığında rahatsızlık du­yulur. “Fibrositis” diye bilinen hastalıkta bazen göğ­sü de etkileyen boyun ve omuz ağrıları görülür. Sü­rekli, sinir bozucu ve sabahları da etkili olan bir ağrı­sı vardır. Ağrı gün boyunca vücudu terk eder gibi gö­rünürse de, akşam, bir iş gününün sonunda yorgun düşünce yeniden baslar. Televizyon izleme ya da araba sürme gibi günlük faaliyetler bile ağrıyı davet ede­bilir. Başağrısı da görülen belirtilerden biridir ki, ba­zen bütünüyle değişik bir hastalık olan migrenle ka­rıştırılır.

Göğüste, özellikle de ön kısımda bazı belirtiler gö­rülüyorsa, hastanın, kalbinden rahatsız olabileceği kuşkusunu duymak gerekir. Göğüsteki kısa süreli keskin ve ıstıraplı ağrılar zararsızdır ve kalp hastalı­ğından kaynaklanmaz. Endişelenmek, bu tür ağrıları daha da artırır ve ardından çarpıntı (kalbin hızla atı­yormuş gibi algılanması) gelir. Göğüs kasları zayıf­sa, bir virüs enfeksiyonu da ağrıların nedeni olabilir.

Özellikle kol hareketleri sırasında olmak üzere omuzda da ağrı hissedilebilir. Bu belirtiyi genellikle bir ya da daha fazla tendonun iltihaplanması ve omuz çevresinin hassaslaşmasıyla birlikte bir tür burkul­ma ya da zedelenme izler. Bazen omuz yuvasının (lifli tabakanın) tümü etkilenir ki, buna “odun omuz” adı verilir. Bu ad, omuz hareketlerinin böyle bir durum­da ne kadar sınırlandığını çok iyi anlatmaktadır. Yumuşak doku romatizması sırtın bel bölgesini de etkisi altına alabilir. Bu hastalığın günlük dildeki adı “lumbago”dur. Bu bel ağrısı akut ya da müzmin olarak seyredebilir ve daha önce boyun ve omuz ağrılarıyla ilgili olarak gördüğümüz belirtilerin benzer­leri burada da görülür. Gene burada da “başlatıcı noktalar” vardır ve bunun altında yatan neden pekâ­lâ bir sırt spondylosis’i olabilir.

Omuzun dış kısmında bulunan bir bursan’ın ilti­haplanması da ağrıya neden olabilir. İltihapı, bursan’­ın bir sıvıyla dolarak şiştiği dirsek ucunda da görüle­bilir. En yaygın ağrı türü “tenisçi dirseği’dir. Ama, tekrara dayanan bütün sporlar ve faaliyetler, dirse­ğin dış kısmındaki kemiğe bağlı olan tendonun iltihaplanmasına yol açabilir. Yukardakine benzer, ama daha az görülen bir ağrı türü de, dirseğin iç kısmını etkileyen “golfçü dirseği’dir. Ağrılar, neden olan fak­törler sürüyorsa, kendilerini tekrar ederler.

Tendon kılıflarının iltihaplanması, aşırı-kullanma yüzünden ortaya çıkan ağrılı durumlara iyi bir örnek­tir. Başparmağa giden tendonun iltihaplanması, bi­leğin dış kısmının iltihaplanmasına yol açar. Bilek­teki ve parmaklardaki öbür tendonlar da etkilenebi­lir. Hareket ettirildiğinde, içinden sürekli garip ses­ler gelen hastalıklı bir “ilk parmak”, hastalığı öbür parmaklara da taşıyabilir. Orta yaşlı kadınların par­maklarında sık sık görülen yanma ve karıncalanma, bilekteki bir sinire yapılan baskıdan ötürüdür. Has­talık belirtileri hastayı gece yarısı uyandırıp ellerini sallamak zorunda bıraksa da genellikle ciddi bir durumun işareti sayılmaz. Romatizmaya bazen, çok iyi bilinen başka nedenlerde yol açar. Bunların arasın­da romatizmal arteriti, tembel bir tiroid bezini ya da daha basit olarak, içi gereğinden fazla sıvıyla dolu do­ku şişkinliklerine yol açan hamileliği sayabiliriz.

Kollar için anlatılan romatizma türlerinin çoğu ba­caklarda da görülür. Bursan ve tendon iltihapları da kalça ve baldır bölgelerinde ağrılara neden olabilir. “Dizkapağı ağrısı”, dizkapağının ön kısmındaki bur-san’ın ağrı verecek bir biçimde şişmesidir. Dizler üze­rine çok fazla yüklenmekten olur. Kasıktaki bağın si­nire baskı yapması nedeniyle kalçada karıncalanma hissedilebilir. Diz ve ayak bileği çevresindeki bağlar incinebilir ya da burkulabilir. Ayak bileği çevresinde oluşan tendon iltihaplanması, —özellikle de Aşıl ten-donunun iltihaplanması— bilek ağrılarının başka bir nedenidir. Yürümenin daha da kötüleştirdiği topuk altındaki ağrıların nedeni kemiğe tutunan bağın iltihaplanmasıdır. Kuşkusuz, topuk ağrısı, anklioza yol açan spondylitis gibi bir arterit türünün parçası ola­rak da ortaya çıkabilir. Ayağa uygun olmayan ayakkabılar, ayakta ya da ayak parmaklarında görülen öbür ağrıların ya nedenidir, ya da mevcut ağrıları daha da şiddetlendirir. Sinirler üzerine yapılan baskı, ayakta karıncalanmaya ya da duyarsızlığa yol açabilir.

Yumuşak Doku Romatizması Tedavisi

Teşhis koymak için şart değilse de doktor, rönt­gen filmi ve kan testi isteyebilir. Bunlara, ağrılara ve acılara başka bazı faktörlerin neden olmadığına emin olmak için başvurur. Sıcak su şişesi, keklik üzümü yağı ya da metil salisilat gibi bir linimentle ovma tü­ründen evde uygulanabilecek basit çareler hastayı rahatlattığı için çoğu kişi doktora bile başvurmaz. Çok hevesli olanlar gerektiğinde kullanmak üzere ısıtıcı lamba da alabilirler.

Hastalık belirtileri kısa zamanda daha iyiye gitme­diği takdirde aile doktoruna başvurulmalıdır. Doktor, hap ya da ağrılı bölgelere sürülmek üzere merhem şeklinde ilaçlar verecektir; bunlar, iltihap giderici ve ağrı kesici ilaçlardır. Doktorun, hastalık nedenleri hakkında yapacağı açıklamalar da hastayı, durumu­nun kötüye gitmediği konusunda ikna edecektir. Dok­torun bazen hastasını psikolojik açıdan da destekle­mesi gerekebilir, ama, anti-depresif ilaçlar yalnızca birkaç vakada gerekli olur. Romatizmaya yol açan aşırı-kullanma ya da fiziksel zorlanmalar ortadan kal­dırılırsa, hastalığın tekrar nüksetmesi önlenir. Ayak ağrıları olanlar hazır ayakkabı alırken yumuşak astarlı olanları tercih ederlerse akıllı davranmış olurlar. Ba­zı durumlarda, tedavi başlangıcında biraz dinlenme önerilebilir.

Yumuşak Doku Romatizmasi İlaç Tedavisi ve Cerrahlık Tedavi

Arterit ve romatizma tedavilerini doktor yürütmeli ve bütün hastalar doktor gözetiminde olmalıdır. Du­rum biraz endişe vericiyse, bu dahada önemlidir.Ar-, terit tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçlar aşa­ğıda belirtilmiştir. Tedavi ilkeleri bütün arterit biçim­lerinde aynı olduğu için burada esas olarak romatiz­ma! arterit tedavisine gönderme yapılmaktadır. Bu­rada ayrıca cerrahi operasyonlara da değinilmektedir.

Tedavinin Amaçları

Üzerinde durduğumuz arterit türleri müzmin (uzun-dönemli) olduğu için, doktor, arteriti başarılı bir biçimde tedavi edebilmek amacıyla, uzun dönemli bir tedavi programına ihtiyaç duyacaktır. Başarı birden­bire ortaya çıkmayacağından, hasta, önerileri azim­le uygulamalı ve gerçekten bir “hasta” gibi davran­malıdır. Bir göğüs enfeksiyonunu antibiyotiklerle iyi­leştirmeye çalışmada olduğu gibi, bu tedavi de arte­riti tamamen iyileştirmeyecek, ama daha iyi yapacak­tır; eklem iltihabını kontrol altına alacak, eklemlerde şekil bozukluklarını önleyecek ve vücuda, ortaya çı­kabilecek zayıflıklara karşı mücadele etmede yardım­cı olacaktır.

Bu program, aşağıda sayılan önlemlerin iki ya da daha fazlasından oluşan bir bileşimle yürütülecektir: İlaçlar ve cerrahlık; dinlenme, fizik tedavi, meşguli­yetle uygulanan terapi ve diğer rehabilitasyon süreç­leri. Bir dönem boyunca bunların hepsi de kullanıla­bilir ama, biz burada kendimizi ilaçlar ve cerrahlık ko­nularıyla sınırlayacağız. Konu ilaç adlarına gelince he­men belirtilmelidir ki, (kitabımızda ilk harfleri büyük harfle belirtilmiş olan) marka adları, yeni ilaçlar pi­yasaya çıktıkça zamanla ve ülkeden ülkeye değişken­lik gösterir.

Bir uyarı

Kendi kendini teşhis ve tedavi tehlikelidir! Bazı ağrılar ve sızılar önemsizdir ve çabuk geçer, ama ba­zıları daha ciddi ve uzun sürelidir. Vücudunuzda ar­terit belirtilerinden birkaçını saptarsanız, hemen ciddi bir hastalık kaptığınıza hükmetmeyin: Önce doktoru­nuza gidin ve onun görüşünü alın.

Gastrit Belirtileri

image

Gastrit Tedavisi

Mide sorunları yaşamakta olan kişilerin mide astarında iltihaplanma olması ile birlikte hastaların gastrit semptomları gelişmesi görülmektedir. Gastrit hastalığı günümüzde çok sıklıkla görülen hastalıklardan bir tanesi olmaktadır. Daha çoğunlukla helikobakter Pilori isimli bir bakterinin sindirim sisteminde çoğalması sonucunda mide astarının tahriş olarak iltihaplanması sonucunda görülmektedir. Hastalık meydana gelmesi ile birlikte kişilerin stresli bir yaşamları olması ya da beslenmelerine dikkat etmemeleri ile birlikte yaşanılacak olan belirtilerde artma görülecektir. Mide astarında tahriş ve iltihaplanma olan bir kişide şu belirtiler görülmektedir:

  • Karnın üst bölgesinde şiddetli ağrı;
  • Göğüs bölgesinde yanma;
  • Mide bulantısı ve kusma;
  • Geğirti;
  • Sindirim sorunları;
  • Hıçkırık;
  • İştahsızlık;
  • Aniden kilo kaybı.

Mide astarında iltihaplanma olan bir kişinin yaşayacak olduğu belirtilerin kişiden kişiye göre değiştiği unutulmamalıdır. Bazı insanlarda hastalık çok ilerlemediği zamanlarda herhangi bir belirtinin ortaya çıkmayacak olduğu bilinmektedir.

Bazı insanlarda ise ağrı çok şiddetli olacağından hastalar bıçak batmasına benzeyen bir ağrıdan şikayet edeceklerdir.

Hastalarda mide iltihaplanması ile birlikte belirtilerin ortaya çıkması sonucunda gastrit tedavisine başlamaları sonucunda hastalık ilerlemeyecektir. Fakat bu hastalık bir kere gelişmesi durumunda uygulanan gastrit tedavisi sonucunda hastalarda iyileşme görülse bile bir süre sonra beslenmesine dikkat etmemesi gibi sebeplerden dolayı hastalığın belirtilerinin tekrardan ortaya çıkacak olduğu da bilinmektedir.

Gastrit Tedavisi

Gastrit tedavisi için ilk olarak belirtilerinden şikayetçi olan kişilerin doktor tarafından muayene edilmesi ve bir takım testler sonucunda mide iltihaplanmasına neden olan sorunlar ortaya çıkartılmalıdır. Mide bypass ameliyatı geçirmiş olan bir kişinin cerrahi müdahale sonrasında bypass edilen midenin zarında iltihaplanma görülmesi de söz konusu olabilir. Ya da helikobakter pilori isimli bakterinin bu hastalığın gelişimine neden olduğu tanısı konulması ile birlikte hastaların gastrit tedavisi her zaman için hastalığın altında yatan nedene bağlı olarak yapılması gerekmektedir.

Gastrit tedavisi için ilk olarak hastanın doktor tarafından söylenenlere uyması, reçete edilmiş olan ilaçların eczaneden satın alınarak kullanılması ve gastrit tedavisinde hastalığı tetikleyecek beslenmeden ya da stres gibi etkenlerden uzak durması gerekmektedir. Hastalığı tetikleyecek sorunlardan uzak durması sonucunda gastrit tedavisi belirtileri ortaya çıkmayacaktır.

Gastrit tedavisi için mutlaka hastanın tetiklenecek gıdalardan uzak durması, kilo vermesi, alkol tüketmemesi, zararlı yiyecekleri tüketmemesi gerekmektedir. Gastritin en büyük düşmanları arasında stres olduğu unutulmamalıdır.

Gastrit semptomlarının ilerlemesi ile birlikte hastanın tanısının konulması sonucunda doktorun verecek olduğu diyet listesine uyması, reçete edilen ilaçların eczaneden satın alarak kullanması halinde kesin tedavisi mümkün olmaktadır. Doktor tarafından şu ilaç grubunda bulunan hastanın sağlığına faydalı yiyecekler kesin tedavisi için önerilir.

  • Antibiyotik;
  • H2 reseptör inhibitörleri;
  • Mide koruyucu ilaçlar;
  • Bulantı önleyen ilaçlar;
  • Antiasitler.

Hastaların çoğunda gastrit ile birlikte safra sorunları da görülmektedir. Bu durum daha çoğunlukta mide bypass ameliyatı geçirmiş olan kişilerde yaşanan bir sorun olmaktadır. Safra boşaltımının tam olarak bağırsaklarda gerçekleşmemiş olan bypass hastalarında kronik olarak gastrit görülecek ve tedavisi edilmezse hastalığın ülser ya da kanser gibi hastalıkların oluşmasına neden olur.

Gastrit Evde Tedavisi

Gastrit hastalığını yaşamakta olan ve belirtilerin hastanın yaşamında sorun olan kişilerin evde uygulaması gereken tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Neden olan sorunların başında gelen sigara kullanımı, alkol ve stres insanların hayatı içerisinde olmaması gereken durumların başında gelmektedir. Bunun dışında hastanın beslenmesinde şu gıdaların asla olmaması gerekmektedir:

  • Domates;
  • Portakal;
  • Hazır çorbalar;
  • İşlenmiş gıdalar;
  • Paketlenmiş ürünler;
  • Kavurma;
  • Sindirimi zor yiyecekler;
  • Çiğ sebzeler.

Hastalar sebze ve meyve tüketimini her zaman için çiğ tüketmekten kaçınmaları ve yemeklerinin içerisine her türlü baharatı atmadan tüketmeleri bir bypass hastası içinde çok önemli olmaktadır. Hastalığın nedenleri arasında olan yiyecekler tüketilmediği zaman hastalığın semptomlarında azalma meydana gelecektir.

Gastrit evde tedavisi için hastanın yemeklerine çok az miktarda zeytinyağı koyması, salça, soğan ya da sarımsak gibi tatlandıracak gıdaları koymaması gerekmektedir.

Mide iltihaplanması olması sonucunda hastaların her zaman için şifalı bitkiler tüketmesi de önerilmektedir. Siyah çay ya da kafeinli içeceklerin mide sağlığına zararlı olması nedeniyle evlerinde mide sağlığı açısından faylı olacak şifalı olan şu bitkileri tüketebilir:

  • Adaçayı;
  • Ihlamur;
  • Papatya çayı;
  • Zencefil;
  • Zerdeçal;
  • Kudret narı;
  • Ayr;an;
  • Süt.

Her türlü hazır meyve sularından ve alkol türü içeceklerden uzak durması mide semptomlarının gelişmemesi ve hastalığın kesin olarak tedavisinin etkili olmasına neden olur.

Gastrit İyileşme Süresi

Gastrit mideyi çevrelemekte olan zarın iltihaplanarak tahriş olması sonucunda semptomların ortaya çıkacak olduğu bir hastalık olmaktadır. Gastrit tedavisinin hastalarda etkili olabilmesi için doktorun önermiş olduğu özellikle bakteri sonucunda meydana gelen hastalığın tedavisi için verilen antibiyotiğin 7 ile 10 gün arasında kullanılması gerekmektedir. Diğer ilaçların ise 2 hafta ile 4 hafta arasında değişen süre ile kullanımı sonucunda gastrit semptomları ortadan kalkacaktır. Bir gastrit hastasının tedavisinin başarılı olabilmesi için hastalığın neden olduğu sorun ortadan kaldırılmalıdır. Hastaların beslenmesine dikkat etmesi, stresten uzak kalmaları ve yaşam tarzında yapacak olduğu değişiklik sonucunda ortalama olarak 4 hafta içerisinde gastrit belirtileri ortadan kesin olarak kalkacaktır. Fakat bir kere tedavisi yapılmış olan gastrit tanısı konulan hastanın hayatının geri kalanı içerisinde semptomların tekrardan gelişmemesi için neden olan sorunu ortadan kaldırmalı ve gastriti tetikleyecek olan yiyeceklerden, içeceklerden ve kimyasal ilaçlardan uzak durması gerekmektedir.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации