Андрей Смирнов
Время чтения: ~29 мин.
Просмотров: 0

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi

Karaciğer ameliyatları, laparoskopi yöntemiyle ya da açık ameliyat türü ile genel cerrahlar tarafından yapılmakta olan cerrahi müdahalelerdir. Karaciğer ameliyatları karaciğer fonksiyonlarını düzeltmek amacıyla yapılan hayati önem taşımakta olan bir operasyondur.

Karaciğer Ameliyatı 

Kişilerin hayati önem taşımakta olan karaciğerlerinde oluşan kitleler, safra taşı ya da kanser gibi durumlarda ve karaciğer yetmezliği olan kişilerde tedavi yöntemi olarak cerrahi yöntem uygulanmaktadır. Karaciğerin tekrardan fonksiyonlarını kazanabilmesi amacıyla yapılan bu işlem 2 türlü yapılmaktadır. Laparoskopi (kapalı yöntem) ve Rezeksiyon(Açık karaciğer ameliyatı) kişilerin sağlığına tekrardan kavuşmaları için tedavi yöntemidir. Karaciğer ameliyatları SGK kapsamında devlet tarafından karşılanmaktadır.

Karaciğer Apseleri

Karaciğer apsesi, enfeksiyon nedeniyle oluşmaktadır. Enfeksiyonu karaciğer boşaltamaz ve karaciğer üzerinde birikerek çevresinde şişlik, iltihaplanma zaman içerisinde karın bölgesinde ağrı ve şişme meydana gelir. Karaciğer apseleri son derece ciddi olan hastalıklar arasında olması nedeniyle bir an önce tedavi edilmesi gerekmektedir. Apsenin tespit edilebilmesi amacıyla kişilerin ultrason çektirmesi ve apsenin büyüklüğünü, dokulara ne kadar zarar verdiğini anlamak amacıyla bilgisayarlı tomografi çekilmesi gerekmektedir. Karaciğer fonksiyonel testler sonucunda kişilerde ki hasar tespit edilmesi sonucunda uygun olan tedavi yapılmalıdır.

Ameliyat Öncesi: Karaciğer apse ameliyatı olacak kişilerin 2 hafta öncesinde sigarayı bırakmaları çok önemli olmaktadır. Hastanın 1 gece öncesinde genel cerrah servisine yatışı gerçekleştirilir. Gece yarısından sonra herhangi bir şey yememeli ve içmemelidir. Hastanın genel anestezi altında yapılacak olan ameliyatı sırasında kusması çok ciddi sorunların olmasına neden olacağı için aç ve susuz olması gerekmektedir. Hastaya damar yolu açılarak antibiyotik verilmektedir. Bu sayede oluşabilecek iltihaplanma en aza inecektir. 

Ameliyat: Günümüzde karaciğer apse ameliyatları genel cerrah uzmanları tarafından yapılırken laparoskopi denilen yöntem %90 kullanılmaktadır. Bu yöntem için göğüslerden karın bölgesine kadar tıbbi ürünler kullanılarak ilk olarak temizlenmelidir. Hasta genel anestezi altında ameliyatı gerçekleşeceği için açılan damar yolundan kişiye anestezi verildikten sonra ağrı hissetmemesi içinde gerekli ilaçlar anestezi hekimi tarafından verilir. Genel cerrah doktorları tarafından karaciğer bölgesinden 3 tane 1.5 santim büyüklüğünde kesi yapılır. Bu kesilerden özel tıbbi cihazlarla girilebilmesi için, iç organların birbirinden ayrılmaları için gaz verilerek karın bölgesi şişirilir. Ardından bir ışıklı bir kamera yardımıyla karaciğere ulaşılır. Ekrana yansıyan görüntü sonucunda karaciğer apsesine ulaşılarak ameliyat işlemi gerçekleşir. Apsenin büyüklüğüne, karaciğere verdiği zarara göre ameliyat süresi 1 ile 3 saat arasında sürer. Dren yerleştirilerek olası sıvının karın bölgesi içerisinde kalmayıp dışarıya atılması sağlanır.

Ameliyat Sonrası: Kişi durumuna bağlı olarak 1 gece yoğun bakımda kalabilir ya da kendisine geldikten sonra odasına çıkartılır. 12 saat sonra sıvı gıdalarla beslenmeye başlayabilir. 8 saat sonra yerinden kaldırılarak yürütülür. 1 gün sonrasında sondası, 2 gün sonra takılmış drenden herhangi bir sıvı gelmediğinde dren çıkartılır. Hasta normal şartlarda 3 ya da 4 gün sonra taburcu edilir. 10 gün sonra atılan dikişler alınarak ilk kontrolü yapılır. 2 hafta boyunca antibiyotik ilaçlar ve ilk bir hafta boyunca ağrı kesici ilaçlar kullanmalıdır.

Kist Ameliyatları

Karaciğer kistleri arasında en sıklıkla görülmekte olan hidatik kist (köpek kisti) Echinococcus granulosus adlı bir parazitten kaynaklanmaktadır. Kistler genellikle iyi huyludur. Herhangi bir belirti vermeden yıllar boyunca karaciğerin üzerinde durabilirler. Fakat büyümesi sonucunda sorun yaratır. Bu nedenle de alınması gerekmektedir. Kişilerde kilo kaybı, şişmiş bir karın, yorgunluk ve sarılık gibi belirtileri olur.

Ameliyat Öncesi: Hastanın ultrason, bilgisayarlı tomografi sonucunda teşhisi konulduğu zaman hekim tarafından cerrahi yöntem uygulanarak kistin yerinden çıkartılması için kişilerin ameliyata aç ve susuz bir şekilde girmelidir. Antibiyotik tedavisine ameliyat öncesinde başlanır.

Ameliyat: Kistlerin çıkartılması genel anestezi altında yapılır. %90 genel anestezi ile laparoskopi yöntemi ile yapılmaktadır. Anestezi doktoru tarafından sakinleştirici ve ağrı kesici verildikten sonra narkoz vererek hastanın uyutulması sağlanır. Hasta rahat nefes alabilmesi için entübe edilir. Karın bölgesinden 3 tane kesi ile ameliyat işlemi yapılır. Kist çok dikkatli bir şekilde karaciğer üzerinden çıkartma işlemi yapılmalıdır. Kistin patlaması durumunda, içerisinde ki sıvı iç organlara zarar verir. Kist başarılı bir şekilde çıkarıldıktan sonra, küçük kesiklerden karın içerisine özel bir torba sokulur. Kist bu torbanın içerisine konulur ve küçük deliklerin bir tanesinden çıkartılarak başarılı bir şekilde ameliyat sonlanır. Ameliyat 2.5 ile 4 saat arasında değişmektedir.

Ameliyat Sonrası: Her ameliyatta olduğu gibi kişinin enfeksiyon kapma riski gerek hastanede kaldığı süre içerisinde, gerek taburcu olduktan sonra devam edecektir. Bu nedenle antibiyotik tedavisi başlanır. Bazı hastalarda kanama meydana gelme ya da iltihaplanma riskine karşı dren takılarak, oluşan sıvının karın içerisinde kalmadan dışarıya atılması sağlanır. Bu dren sıvı akışı olmadığı zaman 2 gün içerisinde çıkartılır. Dren çıkarıldıktan sonra oluşan delik dikilmez. Ameliyattan 10 gün sonra dikişler alınır. Kistin tekrarlama riski olması nedeniyle kişinin her sene ultrason çektirmesi gerekmektedir.

Kanser Ameliyatı

Normal hücrelerin DNAları anormal bir şekilde değişmesi sonucunda kişilerde kanser hücreleri gelişerek kişide karaciğer kanseri gelişir. Karaciğer kanserinin tedavisi cerrahi müdahale olmaktadır. Eğer ki kanser erken teşhis edilmesi durumunda laparoskopi yöntemiyle ameliyat işlemi genel cerrahlar tarafından uygulanır. Ama genellikle karın bölgesinden büyük bir kesi yapılarak açık ameliyat yöntemiyle kanser tedavisi gerçekleşmektedir. 

Ameliyat Öncesi: Kişilerin tamamen sigarayı ve alkolü bırakmaları gerekmektedir. Ameliyat öncesinde bütün kan tahlilleri, ultrason ve bilgisayarlı tomografi çekilerek kişilerin ameliyat sırasında oluşabilecek komplikasyonlarına önlem alınması için hastanın bir ya da iki gün öncesinde ameliyata hazırlanması için hastaneye yatırılır. Ameliyat saatinden 8 saat önce herhangi bir şey yememeli ve içmemelidir. Bağırsaklarını temizlemek amacıyla ameliyattan önce lavman yapılmalıdır. 

Ameliyat: Karın kısmından yaklaşık olarak 20 santim büyüklüğünde L şeklinde bir kesi yapılarak ameliyat işlemine genel anestezi altında yapılır. Kişinin karaciğer organına ulaşıldıktan sonra, kanser büyüklüğü tam olarak belirlenir. Cerrahın dikkatli olarak karaciğerin kanserli kısmı çıkartılır. Karaciğer kan damarlarının olduğu bir organdır. Bu nedenle hastanın kanaması olacağından, hastaya kan verilmelidir. Kalan karaciğer kısmı eğer ki kişinin hayatını devam ettirmesinde yeterli kalmayacaksa karaciğer nakli yapılmalıdır.

Ameliyat Sonrası: Hastanın komplikasyonlarını aza indirmek amacıyla 1 ya da 2 gece boyunca yoğun bakımda kalması gerekmektedir. Hastaya 8 saat sonra sıvı gıdalar verilir. Hastanın 12 saatte bir kan alınarak, karaciğer fonksiyonlarına bakılır. Takılan drenden herhangi bir sıvı gelmemesi durumunda, enfeksiyon belirtileri olmaması halinde hasta servis yatağına alınır. Bir hafta ile iki hafta arasında hastanede kalınır. 15 gün sonra dikişler alınır. Kişiye yapılan müdahale sonrasında uygun beslenme şekli söylenir ve egzersiz yaparak gündelik hayatına daha kolay dönmesi sağlanır.

Karaciğer Nakli

Karaciğer nakli kronik karaciğer yetmezliği yaşamakta olan kişiler için tek tedavi yöntemi olmaktadır. Kronik karaciğer yetmezliği yaşamakta olan kişilerin herhangi bir başka tedavisi bulunmamaktadır. Eskiden kadavradan alınan karaciğer nakli günümüzde canlı vericilerden alınarak yapılmaktadır. Siroz, karaciğer kanseri gibi hastalıklar sonrasında meydana gelir.

Ameliyat Öncesi: Karaciğer nakli için uygun adayın bulunması gerekmektedir. Hayatını kaybederek organlarını bağışlamış bir kadavradan ya da hastanın yakınlarından karaciğerlerinden bir bölümü alınarak, kronik karaciğer yetmezliği yaşayan kişilere nakil edilir. Karaciğer nakli için kişilerin kan gruplarının uygun olması gerekmektedir. Hastanın psikolojik tedavi alması ön görülebilir. Kan ve idrar tahlilleri hem canlı vericiden hem de hastadan yapılmalıdır. Göğüs hastalıkları uzmanının değerlendirmesi, kardiyoloji tarafından değerlendirilmelidir. 

Ameliyat: Ameliyat 8 ile 18 saat arasında değişmektedir. Tek bir hekim tarafından yapılmayıp uzman birçok genel cerrah ve anestezi ekibinden oluşan grup tarafından yapılmaktadır. Öncelikle ameliyata canlı verici alınır. Genel anestezi altında karın kısmından büyük bir kesi yapılarak karaciğerin, nakil olacak hastaya verilebilmesi için 5 saat ile 8 saat arasında değişen bir süre içerisinde karaciğer kesilerek çıkartılır. Canlı verici 1 hafta boyunca yoğun bakımda kaldıktan sonra yaklaşık olarak 10 gün boyunca serviste kalmalıdır. Canlı vericiden karaciğer alınırken, bu sırada nakil olacak hastadan diğer genel cerrah doktorları hastayı genel anestezi altında karın kısmından büyük bir kesi yaparak hasarlı karaciğeri çıkarır. Bu sırada ciddi kan kaybı yaşayacağından hastaya 5 ile 8 ünite kan verilmeye başlar. Çıkarılan karaciğer hastaya nakil edilir. Yaklaşık olarak 8 ile 10 saat arasında değişir. Hasta 2 hafta boyunca yoğun bakımda kalır. Komplikasyon gelişmemesi durumunda servise çıkarılır. 1 ay boyunca hastanede kalır.

Ameliyat Sonrası: Karaciğer nakli ameliyatlar olanlar günümüz koşullarında %70 ile %80 arasında değişen başarılı ameliyatlardır. Kişiler yaşam tarzlarını değiştirmeleri, ömür boyu doktor tarafından reçete edilen ilaçları kullanmaları gerekmektedir. Karaciğer nakli sonrasında hamilelik mümkün olmaktadır. Kişi normal hayatına altı ay ile bir sene içerisinde döner. 

Kaynaklar

Yorum ekle

  • Yayınlayan: Medical Center
  • Kategori: Blogumuz, Yaşlı Bakımı

Düşme sonrası görülen kalça kırıkları, yaşlılarımızın en önemli sorunlarından biri olup, hastaneye yatış sebepleri arasında ikinci sırada yer almaktadır.

Osteoporoz, yetersiz ve dengesiz beslenme ve hareketliliği kısıtlayan çeşitli tıbbi rahatsızlıklar yaşlılarda kalça kırıklarını daha da olası hale getirmektedir.

Önleyici tedbirleri bilmek ve uygulamak, kemiklerin güçlü kalmasına yardımcı olmakta ve düşme riskini azaltmaktadır. Oluşan kalça kırıklarında ise tedavi ve rehabilitasyon sürecini doğru planlamak ve uygulamak hem iyileşme sürecini kısaltmakta hem de yaşlıların faaliyetlerini tekrar kazanmasına yardımcı olmaktadır.

Yaşlılarda Kalça Kırığı Nedenleri

Kalça kırıklarının yaşla birlikte artma eğilimi vardır. Diğer yaş gruplarına oranla yaşlılarda görülen kalça kırığı birkaç farklı nedenden dolayı daha olasıdır. Bunlardan biri ve en önemlisi yaşlıların düşmeye eğilimli olmasıdır. Çünkü; devam eden kronik hastalıklar, kas ve iskelet sisteminde oluşan güç kaybı ve bazı nörolojik problemlerden dolayı yaşlılar dengelerini daha kolay kaybedebilmekte ve refleksleri zayıf olduğu için kendilerini kolay toparlayamamaktadırlar.

Genetik yatkınlık, kalsiyum ve d –vitamini yetersizliklerine bağlı olarak gelişen Osteoporoz da kalça kırığı olasılığını arttırmaktadır. Kemikler daha zayıf ve kırılgan hale geldiğinden osteoporozu olan bir yaşlının düşmelerden etkilenme olasılığı daha yüksektir. Hatta düşme yaşamadan basit bir çarpmayla bile kalça kırıkları oluşabilir.

Bunların dışında otururken veya yataktan kalkarken kan basıncındaki ani düşüşler, baş dönmeleri reflekslerin yavaşlaması, çeşitli travmalara sebep olabilir.

Yaşlılarda Kalça Kırığı ve Sonrasındaki Bakım Süreci

Kalça Kırığını Önleyecek Basit Önlemler

Yaşlınızın fiziksel aktivitelerini arttırın. Hızlı tempo gerektirmeyen biçimde yürüme, birkaç kat merdiven çıkma gibi egzersizler; kemik yoğunluğunu korumaya, kas kütlesi, kuvveti ve dengesini iyileştirmeye yardımcı olur.

Bununla birlikte her yaş grubunda olması gerektiği gibi yaşlılarımızın kalsiyum ve D-vitamini alımı gözden geçirilmeli, gerekirse takviye edilmelidir. Düşük D vitamini seviyesi olan yaşlılarda kas kitlesinde azalma riski artar ve bu nedenle kırık riski artar. D vitamini ve kalsiyum takviyesinin genellikle kemik mineral yoğunluğunu iyileştirdiği düşünülmektedir.

Yaşlıların kemik ve kas sağlığını ele almanın yanı sıra ev ortamına da odaklanılmalıdır. Düşmeye bağlı kalça kırıklarının bir çoğu evde çeşitli nedenlerle ortaya çıkar. Yaşlıya zarar verecek evdeki fazla eşyalar ortadan kaldırılmalı, halılar sabitlenmeli, evin belirli bölümlerine tutunma aparatları yerleştirilmeli ve aydınlatmalar yeterli olmalıdır. Ev ortamındaki tehlikeleri belirlemek, günlük aktivitelerde güvenli performansı sağlamak için uzman bir sağlık çalışanından profesyonel destek almalısınız.

Kalça Kırığının Belirtileri

  • Yürümekte zorlanma,
  • Bacağının üstüne basamama,
  • Kalça ya da kasıkta aşırı ağrı,
  • Kalçada ya da çevresinde morarma ve şişlik,
  • Üzerine düşülen taraftaki bacakta kısalma gibi belirtiler varsa kalça kırığı ile karşı karşıya olabilirsiniz.

Kesin tanı, yaşlının hastanede veya evde çektirdiği röntgen sonucuna göre hekim tarafından değerlendirilerek saptanır.

Kalça Kırığı Ameliyatı ve Sonrasındaki Bakım Süreci

Kalça kırığı sonrası dönem; oldukça zorlu, acı dolu ve travmatik bir dönemdir. Yaşlı bu süreçte sağlığını tekrar kazanamama korku ve endişesi yaşar.

Kalça kırığı tedavisinde başlıca hedef; kalçanın stabilize edilmesi, ağrının azaltılması, oluşabilecek komplikasyonların önlenmesi ve hastaya fonksiyonlarının tekrar kazandırılmasıdır.

Cerrahi operasyon kalça kırığı için sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Fakat burada önemli olan, yaşlı hastanın genel durumunun cerrahi operasyona uygunluğudur. Cerrahi operasyon seçiminde birçok faktör yer almaktadır. Yaş bunlardan sadece bir tanesini oluşturur. Yaş faktörü dışında kırığın tipi ve şekli, hastanın ek hastalıkları, prognozu ve cerrahın tercihi burada önem taşır.

Cerrahi operasyona karar verilen durumlarda ameliyat; enfeksiyon riski, bası yarası riski ve hastanede kalış süresini en aza indirmek adına mümkün olan en kısa sürede yapılmalıdır (ideal olarak 48 saat içinde).

Ameliyat sonrası rehabilitasyona gecikmeksizin başlayın!

Fizik tedavi ilk postoperatif (ameliyat sonrası) günde başlatılmalı, yatay hareket serbestliği sağlanmalı, zamanla yataktan sandalyeye bağımsız transferler gerçekleştirmeli ve zamanla hasta tam ağırlığını kullanmalıdır.

Hastanın ameliyat sonrası bakım sürecinde birçok komplikasyon görülebilir ve önlenebilir. Bu komplikasyonlar çoğunlukla deliryum, enfeksiyon, emboli ve beslenme bozukluklarıdır.

Kalça kırığı olan yaşlı hastalarda en fazla görülen komplikasyon deliryum’ dur. Deliryum, kişide dikkat ve hafıza gibi bilişsel işlevlerde ve davranışlarda bozulma ile sonuçlanan, hızlı ve dalgalı seyirli bir nöropsikiyatrik tablodur. Hastanın daha önceden bir bilişsel bozukluğu var ise Deliryum riski fazladır. Bununla birlikte hastanın yaşı, görme ve işitme bozukluğu, çoklu ilaç kullanımı deliryumu tetikleyebilir. Deliryum, hastaya yapılacak erken müdahale, fiziksel iyileşmenin hızlıca arttırılması ve alacağı bakım desteği ile önlenebilir. Aile üyeleri veya hasta bakıcıdan alacağı destekleyici bakım oldukça önemlidir.

Yaşlılarda Kalça Kırığı Nedenleri

Emboli riskine karşı hastayı koruma, ortopedik operasyon sonrası profilakside uzun süredir bakım standardı haline gelmiştir. Yani kalça kırığı ameliyatları sonrası emboli riskini azaltmak için muhakkak hastaya kan sulandırıcı ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Hastalar taburcu olduktan sonra asgari 10-14 gün antitrombotik ilaç kullanmalıdırlar.

Beslenme bozukluğu, kalça kırığı hastalarının %20 sini etkileyen bir komplikasyondur. Bu dönemde yeterli protein alımını sağlamak için adım atılmalıdır. Alınacak protein desteği, hastanın yatış süresinin kısalmasını ve post-op komplikasyonların azaltılmasını sağlamaktadır. Ayrıca mineral ve vitamin desteği de sağlanmalıdır.

Rehabilitasyon sürecinde pnömoni, idrar yolu enfeksiyonu, insizyon yeri enfeksiyonu ve bası yaraları görülme riski de oldukça yüksektir.

Kalça kırığı olan hastaların bakımı ile ilgili;

Bu hastaların çoğunlukla banyo yapma, giyinme, tuvalet gereksinimlerini giderme gibi günlük yaşam aktivitelerinde zorlandıkları ve bu süreçte başkalarına bağımlı olarak yaşadıkları görülmektedir. Hastanın beslenmesi, öz bakımı, ilaçlarının düzenli verilmesi, vital bulguların takibi, pasif egzersizlerin yaptırılması ve doğru pozisyon verilmesi hastanın destek alması gereken temel ihtiyaçlardır. Hastanın iyileşmesi ve bağımsızlığını kazanabilmesi için zamanın önemli ve değerli olduğu bu süreçte en iyi yaklaşım profesyonel destek almaktır.

Ameliyat sonrasında komplikasyonları önlemeye yönelik hastayı rahatlatıcı önlemlerin alınması, ağrının yönetimi ve hastanın psikolojik ve sosyo-kültürel yaşamında kendi kendine yeterli duruma gelmesini sağlamaya dikkat edilmelidir.

Tüm bu süreçlerdeki en önemli amaç; hastanın yatağa bağımlı hale gelmesini engellemektir. Hasta için bu acı verici ve travmatik deneyim sonrasında tekrar ayağa kalmak ve düşme riski yaşamak son derece korku vericidir. Ailelerde bu deneyimi tekrar yaşamamak için rehabilitasyon ve bakım sürecinde hızlı aksiyon ve profesyonel destek almalıdırlar.

Siz veya sevdiğiniz biri kalça kırığı deneyimi yaşadı mı?

Yaşadıysanız deneyiminizin nasıl olduğunu ve nasıl bir süreç geçirdiğinizi aşağıdaki yorumlar bölümünden bize iletebilirsiniz.

Ameliyat sonrası evde hasta bakımı hakkında daha fazla bilgi almak için linke tıklayınız.

Bu Hizmeti Almak İster Misiniz?

İhtiyacınız olan sağlık ve bakım hizmetini seçin, iletişim bilgileriniz ile birlikte bizimle paylaşın. Uzman sağlık yöneticilerimiz ile en kısa sürede sizi arayalım.

Kırık, kemiğin çeşitli sebeplerden dolayı yapısal bütünlüğünün bozulmasıdır. Darbe sonrası veya kendiliğinden olabilir. Kırık çeşidi üçe ayrılır:-Kapalı kırık: Kemik bütünlüğü bozulmuştur. Ancak deri sağlamdır.-Açık kırık: Deri bütünlüğü bozulmuştur. Kemik uçları dışarı çıkabilir, beraberinde kanama ve enfeksiyon riski taşırlar.-Parçalı kırık: Kemik birden fazla yerden kırılmıştır.Kırık meydana geldiği zaman bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar;-Bölgenin hareket edilmesi ile artan yoğun ağrı,-Şekil bozukluğu,-Bölgede ödem ve kanama sonucu morarma,-İşlev kaybı,-Hareketlerde kısıtlama,-Şişlik.Alçı Çıktıktan Sonra DikkatUzun süren alçı uygulamalarında kemik ve kaslar uzun süre hareketsiz kaldığı için zamanla tembelleşir ve zayıflar. Alçı çıkarıldıktan sonra bazı şikayetlerin görülmesi normaldir. Hareketsizlik ve kullanmama kemiğin zayıflamasına yol açar. En kısa zamanda bir fizik tedavi merkezine giderek zayıflayan kas ve kemiklerinizi çalıştıran egzersizler yapmanızı ve gereken fizik tedaviyi almanızı tavsiye ederim. Çünkü;Kırıklarda fizik tedaviye erken başlamak çok önemlidir. Bu sayede kırık, iyileşme sürecinde tam fonksiyon için gereken eklem hareket açıklığı ve kas gücü büyük oranda sağlanabilir. Özellikle eklemi ilgilendiren kırık veya bağ ameliyatlarından 24 – 48 saat sonra devamlı pasif hareket cihazları ile harekete başlanmaktadır. Ağrı azalır azalmaz etkin ve sürekli fizyoterapiye devam edilir. Eklemi ilgilendirmeyen kırıklarda da kas gücünü devam ettirici, çevre eklem hareketlerini koruyucu fizyoterapiye hemen başlanabilir. Uzun süreli alçı uygulaması gerektiren hastalarda alçı içinde kalan kasların gücünü manuel kuvvetlendirme yaparak alçı sonrası normal aktiviteye dönüş süresini ciddi biçimde kısaltabiliriz. Zayıflayan kasların kuvvetlendirilmesi manuel olarak yapılabildiği gibi, kum torbası veya esnek olan dirençli lastiklerle yapılabilir. Kuvvetlendirmede uygulanan direnç ve ağırlıkların şiddeti tedrici olarak arttırılmalı ve hastada ek bir komplikasyon yaratılmamalıdır.Eklemde meydana gelen kısıtlılıklarda (limitasyon) ise başta germe olmak üzere Avrupa’da çok kullanılan ve son yıllarda ülkemizde de uygulanmaya başlanan manuel terapi yöntemleri vardır. Bu yöntemler eklemi mobilize etmeye ve limitasyonları açmaya yarar. Chiropractic (kayropraksi), Osteopati ve Cyriax ülkemizde en sık uygulanan yöntemlerdir. Çok tercih edilme sebepleri genelde ağrısız ve çabuk sonuca ulaştırabilmeleridir. Dolaşımı aktivite etmek için fizik tedavi uygulamaları kullanılır. 37 dereceyi aşmayan girdap banyoları, parafin, sıcak su torbaları bunlardan birkaç tanesidir.Ağrıyı azaltmaya yönelik de elektroterapi uygulamalarından TENS’i kullanabiliriz. Tedavi duruma göre 1-3 ay arası devam eder.Şartlar ne olursa olsun tedavi sürecine hastanın aktif katılımı çok önemlidir ve tedavi süresince kurallara ve ev programlarına uyulmalıdır. Gereken fizik tedaviyi görmediği ve egzersizleri yapmadığı takdirde eklem hareket kısıtlığı mutlaka olacaktır. Bununla birlikte eğer kolu alçılı vaziyette bu yazıyı okuyan okurlarımız varsa her alçı sonrası yukarıdaki tablonun yaşanmadığını, ihtiyaçların ve uygulamaların kişiden kişiye değiştiğini de hatırlatmak isterim.

Dikiş alma işlemi ağrısız, basit, kısa ve risksiz bir işlemdir. Ameliyatlarda iki çeşit dikiş kullanılır: Emilen ve Emilmeyen Dikişler. Emilen Dikişler (Absorbable sütur) kendiliğinden erir ve alınması gerekmez. Örneğin: vicryl, pagesorbe, catgut, PDS..vb. Emilmeyen Dikişler (Non-absorbable sütur) erimez ve bir süre sonra alınması gerekir. Örneğin: ipek, prolen, naylon..vb. Bazı emilmeyen dikişler ise alınmaz ve ömür boyu vücutta kalır, örneğin kanayan damarların bağlanmasında kullanılan ipek dikişler ve fıtıklarda kullanılan prolen sütürler.

Bazı ameliyatlarda dikiş alınma süreleri şöyledir:

  • Göbek Fıtığı ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Safra kesesi ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Apandisit ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Karın germe ameliyatında dikiş alınma süresi
  • Varikosel ameliyatında dikiş alınma süresi: ortalama bir haftadır
prolen
ipek
vicryl
tel zımba – stapler
klipsler
Ameliyatta sık kullanılan dikiş örnekleri

Son zamanlarda deri insizyonları için otomatik tabancayla metal deri zımbaları (tel klips) uygulanmaktadır. Bu yöntemin avantajları ise hızlı, kolay, enfeksiyon oranı düşük ve standart bir şekilde her merkezde uygulanabilmesidir. Metal klipsler özel bir aletle sökülüp alınabilir. Klipsler emilmeyen dikiş sınıfına girer ve belli bir süre sonra alınması gerekir. Kapalı (laparoskopik) ameliyatlarda atılan metal veya naylon klipsler ise alınmaz.

Estetik dikişlerde genelde cilt altı emilen süturlar kullanılır. Bu dikişlerin alınmasına gerek yok ve zamanla kendiliğinden erir ve kaybolur.

Ameliyat dikişleri kaç günde düşer?

Dikişlerin alınma zamanı yaranın iyileşme süresine bağlıdır. Dikişler tercihen doktor kontrolü altında alınması uygundur. Dikişlerle ilgili komplikasyon, yara yeri enfeksiyonu, yara dudaklarının tam kavuşmaması vb. durumlarda dikişler daha uzun sürede alınabilir veya aşamalı olarak (atlanarak) alınır.

Dikiş alınmazsa ne olur?

Bazı durumlarda (özellikle emilmeyen dikişlerde) dikişlerin uzun süre kalması sorunlara yol açabilir. Bu sorunlar arasında ciltte renk değişimi, iltihap ve fistül oluşumu yer alır. Çok uzun süre bekleyen dikişler yaranın içine gömülebilir veya cildin altında kalabilir. Bu dikişleri almak için bazen ufak cerrahi müdahale bile gerekebilir.

Dikiş alınması için kullanılan malzemeler (makas, bistüri, pens, penset vb pansuman malzemeleri) steril olmalıdır. Aksi takdirde yaranın iltihaplanması cerrahi bölgenin açılmasına neden olabilir.

Genel olarak dikişlerin alınma Süreleri şöyledir

  • Yüz bölgesi: 3-5 gün
  • Baş, Boyun bölgesi: 5-7 gün
  • Kol-bacak (Ekstremite): 6-10 gün
  • Eklem bölgeleri: 10-14 gün
  • Gövde (Göğüs, Karın, Sırt ve Bel) bölgesi: 6-14 gün

İlgili Makale

Göbek Deliği ağrısı hakkında bilinmesi gerekenler

Ameliyat Dikişleri Nasıl Alınır

Pansumanı zamanı

Yara; deride veya bir başka organda doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Yara pansuman aşağıdaki sıklıkla yapılır:

  • Çok temiz ameliyatlar: pansuman yapılmaz (örneğin beyin ameliyatları, transplantasyon vb)
  • Temiz ameliyatlar: bir defa (örneğin guatr ameliyatı)
  • Normal ameliyatlar: toplamda 2-3 defa veya günaşırı (örneğin apandisit, kıl dönmesi)
  • Kirli ameliyatlar: günlük ve günde birden fazla pansuman gerekebilir (örneğin açık ve enfekte yaralar).

Su Geçirmez Pansuman — Bu pansumanlarda steril yara bezinin üzerinde yapışkan naylon mevcuttur. Böylece uygulandıktan sonra suyun yara bölgesine geçmesini engeller. Bu pansumanı kullanan hastalar rahatlıkla banyo yapabilir ve duş alabilir. Bu pansuman türleri bazı eczanelerde ve medikalllerde satılmaktadır. Ayrıca yarının üzerine sıkılan bazı spreyler kullanılabilir. Spreyle yaranın üzerinde ince su geçirmez bir film tabakası oluşturur. Örneğin opsite sprey, askina sprey, 3m cavilon, vb.

Su Geçirmez Pansuman yara bandı

Ameliyat sonrası dikiş açılması durumlarında ise yaranın durumuna göre karar verilir. Erken dönemde (1-2 gün) açılan dikişlerin yerine yeni dikişler atılabilir. Geç dönemde (5-6 gün) tekrar dikiş atılması gerekmeyebilir. Bu duruma müdahale eden doktor karar verir.

Yara iyileşmesi

Vücutta oluşan yaralar ya normal doku (rejenerasyon) ya da skar dokusu ile kapanır.

Yara Çeşitleri

  • Akut yaralar: <1 ay içinde oluşmuş yaralardır. Bunlar; yanıklar-donuklar, sıyrıklar, kesi bölgeleri.</li>
  • Kronik yaralar: >1 aydan daha uzun süre yara devam ediyorsa kronikleşmiştir. Bunlar; bacak ülserleri (arteriyel yetmezlik, venöz yetmezlik, lenfatik yetmezlik, vaskülitik yaralar), bası ülserleri, diabetik yaralar, kanser nedenli yaralar.

Yara iyileşmesinin aşamaları

  1. Kanama dönemi (Hemoraji)
  2. İltihap dönemi (İnflamatuar)
  3. Çoğalma dönemi (Proliferatif)
  4. Şekillenme dönemi (Remodeling)
Yara iyileşmesinin aşamaları

İlk kanama döneminden sonra bölgede biriken trombositlerden trombüs oluşur. Bunlardan salınan growth faktörler makrofaj ve nötrofiller için kemotaktik etkilidir. Makrofaj ve nötrofiller nekrotik doku ve bakterilerin yaradan uzaklaşması için çalışır.

Yara İyileşmesi ekibinin, orkestrasının şefi Makrofajlardır.

3. Gün makrofajlardan salınan TGF-B fibroblastları yaraya çeker. Bu olayla proliferatif faz başlar. Makrofajlardan salınan growth faktörler aynı zamanda anjiogenezis ve yeni kapiller oluşumunu stimüle eder. Fibroblastlar kollagen üreterek ekstrasellüler matrikse salar bu, yara gerilimini sağlar. Remodeling yaralanmadan 2-3 hafta sonra başlar ve 1 yıla kadar sürer.

Remodeling sırasında yara gerilimi (Tensile strength) kollagen sayısında artış olmadan kollagen gerilim kuvvetinin artması ile artar. Ancak bu travma geçirmemiş kollagenin gerilim kuvvetine hiçbir zaman ulaşamaz. Tensile strength travma öncesinin ancak % 70- 80 ine ulaşabilir.

image

Düşme veya kaza sonrası oluşan bir kırık, kimi zaman alçıya alınır, kimi zamanda eğer parçalı kırık ise önce vidalarla stabilize edilir ve sonra atele alınır.

Kırık sonrası genelde uzun bir tedavi süreci başlar ve özellikle alçı çıkarıldıktan sonra hasta fizik-tedavi görmesi gerektiğini anladığında morali bozulabilir. Alçı sonrası çevre kaslar zayıfladığından, bunlar güçlendirilmeli ve eklem kısıtlılıkları açılmalıdır.

Bu normal programın yanı sıra bazen de yan etkiler ortaya çıkar ve bu olay tedavi programını daha uzun ve ciddi bir hale getirebilir. Özellikle dirsek, el bileği, omuz eklemi gibi çevre eklem kırıklarında dolaşımın bozulması, ağrı ve reflex irritasyonlar, reflex sempatik distrofi denilen bir tabloyu ortaya çıkarabilir.

RSD’de erken tanı çok önemlidir, çünkü bu olayın çıkması tedavi programının değişmesine yol açar. Sendrom, 3 dönemde bulgularını gösterir.1. dönem ağrı, ödem ve kas spazmı ile karakterizedir. Deri şiş, sıcak ve ağrılıdır, sık sık terler.4-6 hafta sonra 2. dönem başlar. Bu dönemde ödem kaybolur, deride incelme ve fibröz dokunun artmasıyla da kas ve bağlarda, eklemlerde hareket kısıtlanması başlar. Ağrı şiddetlidir, yanma ve osteoporoz başlar. Deri parlak, soluk ve siyanotik, tırnaklar atrofiktir. Tedavi edilerek iyileştirilemeyen hastalarda ilerleme devam eder, hastalığın üçüncü ve atrofi dönem belirtileri ortaya çıkar.

Kemikleri de içermek üzere tüm dokularda atrofi ilerler, deri incelir, soğuk ve mat bir görünüm alır. Eklemler tüm hareketlerini yitirirler ve ayrıca biçim bozuklukları ortaya çıkar. İlerlemiş olgularda başarılı tedavi çok güçtür ve bu nedenle de olabildiği kadar erken tedaviye başlaması gerekir.

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации