Андрей Смирнов
Время чтения: ~38 мин.
Просмотров: 0

Adet Döneminde Mide Bulantısı ve Kusma Neden Olur? Nasıl Geçer?

Ayak ağrısı, yaşamın herhangi bir noktasında hemen hemen herkesi etkileyen yaygın bir durumdur. Ayak ağrısı, ayak parmakları, topuk, taban, ayak bileği veya aşil tendonu dahil olmak üzere ayağın herhangi bir yerinde oluşabilir.

Ayaklar, karmaşık bir kemik, bağ, tendon ve kas ağından oluşur. Her ayak 26 kemik, 33 eklem, 107 bağ, 19 kas ve ayağı bir arada tutan ve çeşitli yönlerde hareket etmesine yardımcı olan birçok tendon içerir. Vücudumuzun ağırlığını taşıyacak kadar güçlü olan ayaklarımız yaralanma ve ağrıya eğilimli olabilir.

Ayak ağrısı, yaşlılık, rahatsız edici ayakkabılar giyme, aşırı yürüyüş, uzun süre ayakta kalma, bazı minerallerin eksikliği, iç içe geçmiş ayak tırnakları, diyabet (şeker hastalığı), artrit ve diğer sağlık koşullarından kaynaklanabilir.

Hafif ayak ağrısı genellikle ev tedavilerine iyi yanıt vermesine rağmen, çözülmesi biraz zaman alabilir. Doktorunuz, özellikle bir yaralanmayı takiben ciddi ayak ağrısını değerlendirmelidir.

Ayak Ağrısı Neden Olur?

Ayak ağrısına ne iyi gelir? sorusunun cevabına geçmeden önce ayak ağrısı nedenleri hakkında bilgi edinin. Bu, ağrınızı kötüleştirebilecek faaliyetlerden kaçınmanıza yardımcı olabilir.

image

Ayak ağrısının yaygın nedenleri şunları içerir:

  • Uygun olmayan ayakkabılar: Ayak ağrısının başlıca nedenlerinden biri uygun olmayan ayakkabılar giymektir. Yüksek topuklu ayakkabılar giymek genellikle ayak ağrısına neden olabilir, çünkü ayak parmaklarına çok fazla baskı yaparlar.
  • Aşırı kullanım: Uzun süreli yürüme veya uzun süreli ayakta durma en sağlıklı ayakların bile ağrılı olmasına neden olabilir. Ayrıca beton gibi sert yüzeylerde yürümek veya ayakta durmak ayaklarınızı zorlayabilir.
  • Anormal ayak anatomisi: Yüksek kemerli ayak ve düz ayaklar gibi anormal ayak anatomisi de ayak ağrısına neden olabilir.
  • Plantar fasiit: Ayak ağrısının en sık nedenlerinden biridir. Plantar fasiit, topuk kemiğini ayak parmaklarına bağlayan sert doku bandının tahriş veya iltihaplanmasıdır. Genellikle topuğun iç kısmına yakın olarak, ayağın dibinde ağrıya neden olur. Sabah uyandığınızda ağrı daha belirgin olabilir.
  • Hamilelik: Hamilelikte ayak ağrısı, kilonun artmasından ve gebelik hormonlarının ayaklarınızı sabitleyen bağları gevşetmesinden kaynaklanır. Bu iki faktör birlikte ayaklarınızın üzerinde aşırı gerilmelere ve ağrıya neden olabilir.
  • Obezite: Aşırı ağırlığın taşınması, bağ, kas ve eklemlerde aşırı gerilme/zorlanma ile sonuçlanır. Zorlanan bu yapılar, merdiven çıkmak gibi günlük aktivitelerinizde ağrı hissetmenize neden olur.
  • Metatarsalji: Ayak tabanında metatars kemiklerin bulunduğu bölgedeki ağrıyı tanımlar. Uzun süreli atlama veya koşma etkinlikleri ile bu bölgeye artan bir stres yükü yerleşebilir. Zamanla metatarsal kemikler şişer ve ağrı oluşur.
  • Tarsal tünel sendromu: Tarsal tünel sendromu, posterior tibial sinirin tarsal tünel içerisinde sıkışması sonucu ortaya çıkar.
  • Tarsal tünel sendromunda ayakta ağrı, uyuşma ve karıncalanma görülebilir.

Ayak ağrısının diğer yaygın nedenleri arasında şunlar bulunur:

  • Aşil tendiniti
  • Aşil tendonu kopması
  • Artrit
  • Gut
  • Avülsiyon kırığı
  • Kemik mahmuzları
  • Bursit (eklem iltihabı)
  • Morton nöroma
  • Batık ayak tırnakları

Ayak Ağrısının Belirtileri

Genellikle ayak ağrısına eşlik eden belirtiler şunları içerir:

  • Ayakta ağrı ve hassasiyet
  • Ayaklarda şişkinlik veya morarma
  • Uyuşukluk veya karıncalanma hissi
  • Hareket ederken veya çok uzun süre ayakta dururken ağrı

Ne Zaman Doktora Gidilmelidir?

  • Ağrı sıklığı arttığında
  • Şiddetli ağrı veya şişlik varsa
  • Ayak ağrısı ile birlikte grip benzeri semptomlara sahipseniz
  • Ayaklarınızın dibinde karıncalanma veya uyuşukluk varsa
  • Etkilenen bölgede kızarıklık, sıcaklık ve hassasiyet gibi bir enfeksiyon belirtisi varsa
  • Açık bir yara veya irin sızdıran bir yaranın olması
  • Ayaklarınızın üzerine basamıyor veya yürüyemiyorsanız
  • Diyabetliyseniz ve iyileşmeyen veya derin, kırmızı, şişkin bir yaranız varsa bir doktora görünmelisiniz.

Bilgicik: Amerikan Podiyatrik Tıp Birliği, Amerikalıların ezici bir çoğunluğunun (%75) yaşam süreleri boyunca bir noktada ayaklarıyla ilgili sorunlar yaşadığını bildiriyor.

Ayak Ağrısına Ne İyi Gelir?

Ayak ağrınız bir yaralanma veya aşırı kullanımdan kaynaklanıyorsa, genellikle dinlenme ve soğuk terapisine iyi yanıt verir.

Ayak ağrınızın nedeninden emin değilseniz, yaygınsa veya her iki ayağınızı da içeriyorsa ve özellikle diyabetiniz varsa, ev ilaçlarını denemeden önce bir doktora danışın.

Ayak ağrısına iyi gelen uygulamlar ve doğal ev ilaçları şunları içerir:

Ayaklarınızı Yükseltin

Eve döndüğünüzde ayaklarınız için yapabileceğiniz en iyi şey oturup ayaklarınızı yukarı kaldırmaktır ve dolaşımı tekrar elde etmek için ayak parmaklarınıza masaj ve egzersiz yapmaktır.

Ayaklarınızı vücudunuza 45 derecelik bir açıyla yükseltin (doğruca kalçalarınızdan) ve 20 dakika dinlenin. Daha sonra ayaklarına nazikçe masaj yapın ve basit egzersizler uygulayın.

Sıcak ve Soğuk Su

Sıcak ve soğuk kompresler ayak ağrısını tedavi etmek için mükemmel bir şekilde birlikte kullanılabilir. Sıcak bir kompres ayağınızın kan dolaşımını iyileştirmede yardımcı olabilirken, soğuk bir kompres etkilenen bölgeyi uyuşturarak ağrı ve iltihabı azaltabilir.

Kullanımı: İki kova (veya leğen) alın ve birini soğuk suyla, diğerini de sıcak suyla doldurun. Önce ayağınızı 5 ila 10 dakika boyunca sıcak su kovasına batırın, ardından ayaklarınızı çıkarıp 10 dakika boyunca da soğuk su dolu kovada bekletin. İşlemi 2 – 3 kez tekrarlayın ve sıcak suyla başladıysanız, soğuk suyla bitirdiğinizden emin olun.

Ayak ağrısını azaltmak için ayaklarınıza 10 dakika boyunca sırayla bir ısı yastığı ve buz paketi de uygulayabilirsiniz.

Uyarı: Diyabetiniz veya dolaşım bozukluğunuz varsa, ayaklarınızı aşırı sıcaklığa maruz bırakmayın.

Buz Uygulaması

Buz tedavisi ayak ağrısı için en faydalı ev ilaçlarından biridir. Buz tedavisi, ağrıyı ve ayaklardaki şişkinliği azaltmanın etkili bir yoludur.

Kullanımı: Kırılmış buz parçalarını küçük plastik bir torbaya koyun ve bununla etkilenen bölgeye dairesel hareketlerle masaj yapın.

Uyarı: Cilde ve sinirlere zarar verebileceğinden, 10 dakikadan daha uzun süre buz torbası kullanmamaya dikkat edin.

Epsom Tuzu

Epsom tuzu ayrıca İngiliz tuzu ve magnezyum sülfat olarak da bilinir. Epsom tuzundaki magnezyum, antienflamatuar ve yatıştırıcı özellikler kazandırır. Yaygın olarak kas ağrıları ve spazmlarını tedavi etmek için kullanılır ve ayrıca ayak ağrısını tedavi etmek için de kullanılabilir.

Kullanımı: Ilık su dolu bir kovaya yarım bardak epsom tuzu ekleyin. Tuz eriyene kadar iyice karıştırın. Ayaklarınızı 10 ila 15 dakika boyunca hazırladığınız epszom tuzu çözeltisinde bekletin. Daha sonra ayakalarınızı temiz ve soğuk suyla durulayın, ardından ayaklarınızı kurulayın ve nemlendirici bir jel veya kremle masaj yapın.

Sirke

Sirke, iltihaplanmayı azalttığı için burkulma veya zorlanmaların neden olduğu rahatsızlıkları azaltabilir.

Kullanımı: Bir kovayı sıcak suyla doldurun ve az miktarda tuz veya epsom tuzu ile birlikte iki çorba kaşığı sirke ekleyin. Şimdi yaklaşık 20 dakika boyunca ayaklarınızı kovada bekletin.

Kabartma Tozu

Kabartma tozu, anti-inflamatuar, yatıştırıcı ve nötralize edici özellikleri nedeniyle çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu özellikler ayak ağrısı ve iltihaplanmayı hafifletmeye yardımcı olabilir.

Kullanımı: Sıcak su dolu bir leğene yarım bardak kabartma tozu ekleyin. Kabartma tozu tamamen eriyene kadar iyice karıştırın. 15 ila 20 dakika boyunca ayaklarınızı içinde bekletin. Bunu günde bir kez yapabilirsiniz.

Okaliptüs Yağı

Okaliptüs yağı, okaliptüs ağacının yapraklarından türetilir. Tıbbi özelliklerinin çoğunu oluşturan okaliptol adı verilen bir madde içerir. Okaliptüs yağı antienflamatuar ve analjeziktir (ağrı kesicidir), bu nedenle ayak ağrısını tedavi etmek için kullanılabilir.

Kullanımı: Sıcak su ile dolu büyük bir kovaya (leğene) 10 damla okaliptüs yağı ekleyin ve 10 ila 15 dakika boyunca ayaklarınızı içinde bekletin. Bunu günde 1-2 kez yapabilirsiniz.

Nane Yağı

Okaliptüs yağı gibi nane yağı da ağrıların tedavisinde kullanılır. Bu, mentol adı verilen güçlü bir anti-inflamatuar bileşiğin varlığına bağlı olabilir. Nane yağının anti-inflamatuar özellikleri sadece ayak ağrısını hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda kızarıklık ve şişme gibi diğer semptomların üstesinden gelmeye de yardımcı olabilir.

Kullanımı: Sıcak su dolu bir leğene 10-12 damla nane yağı ekleyin ve ayaklarınınızı 10 ila 15 dakika içinde bekletin. Bunu günlük olarak yapmanız gerekir.

Susam Yağı

Susam yağı ile yapılan hafif bir masaj, ayak ağrısından hızla kurtulmanıza yardımcı olabilir. Susam yağı, ayak ağrısının yoğunluğunun yanı sıra iltihabın azaltılmasına yardımcı olabilecek antienflamatuar ve antinosiseptif özelliklere sahiptir.

Kullanımı: 1-2 yemek kaşığı kadar susam yağını etkilenen ayağınıza masaj yaparak sürebilirsiniz. Bunu günlük olarak yapmanız gerekir.

Karanfil Yağı

Karanfil yağı, baş ağrısı, eklem ağrısı, sporcu ayağı, tırnak mantarı ve ayak ağrısı tedavisinde harikalar yaratır.

Kullanımı: Anında bir rahatlama sağlamak için ağrıyan ayaklara karanfil yağıyla hafifçe masaj yapın. Masaj kan akışını uyarır ve kasları gevşetir. En iyi sonuçlar için, günde birkaç kez bu masajı yapabilirsiniz.

Hindistan Cevizi Yağı

Hindistan cevizi yağı, her türlü ayak ağrısını tedavi etmek için en iyi doğal seçeneklerden biridir. Anti-inflamatuar, antimikrobiyal ve analjezik (ağrı kesici) özelliklere sahip orta zincirli yağ asitleri içerir. Hindistan cevizi yağı sadece ayak ağrısını tedavi etmekle kalmaz aynı zamanda mikroplarla savaşır, ayaklarınızı nemlendirir ve enfeksiyonsuz tutar.

Kullanımı: Avucunuza 3 çay kaşığı kadar hindistan cevizi yağı dökün etkilenen ayağa hafifçe masaj yapın. Uygulamadan sonra, çorap giyerek yağın iyice emilmesini sağlayabilirsiniz. Bunu günde bir kez, tercihen yatmadan önce yapmanız gerekir.

Adaçayı

Zorlanma, burkulma, kesik veya ağrı nedeniyle ayak ağrısı yaşıyorsanız, ağrıdan kurtulmak için adaçayı kullanabilirsiniz. Adaçayı ayrıca ayak kokusunu da azaltabilir.

Kullanımı: Yapmanız gereken tek şey, elleriniz arasında bir avuç dolusu adaçayı yaprağını hafifçe ovalayın ve daha sonra bunu 1 bardaktan az elma sirkesi bulunan bir tencereye koyun. Bu karışımı birkaç dakika kısık ateşte kaynatın. Hazırladığınız karışımı bir parça pamuklu bez yardımı ile etkilenen bölgeye uygulayın. İşlemi birkaç kez tekrarlayın.

Hardal Tohumu

Hardal tohumları, onlara anti-inflamatuar özellikler veren ve ayak ağrısının tedavisinde faydalı hale getiren çeşitli besin maddelerinin zengin bir kaynağıdır. Hardal tohumları ayrıca şişme, iltihaplanma ve hassasiyet gibi diğer semptomların azaltılmasına da yardımcı olabilir.

Kullanımı: Yarım bardak hardal tohumu alın, öğütün ve bir kova ılık suya ekleyin. Ayaklarınızı 10 ila 15 dakika bu karışımda bekletin ve ayaklarınızı kurulayın. Bunu günde 1-2 kez yapabilirsiniz.

Vitaminler

Bazı vitaminlerin eksikliği de bazı kişilerde ayak ağrısının gelişmesine yol açabilir. B vitamini eksikliği ayak ağrısı ile ilişkilidir. D vitamini eksiklikliği de kronik ağrı ve güçsüzlüğe neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, sağlıklı kalmak için tüm önemli vitaminleri ve mineralleri içeren bir diyeti takip etmeniz önemlidir.

B ve D vitaminleri içeren bazı yiyecekler arasında balık, et, yumurta, süt, peynir, portakal, soya sütü ve tahıllar bulunur. Bu vitaminler için ek takviyeler almak istiyorsanız, almadan önce doktorunuza danışın.

Ayak Ağrısını Önleme

  • Rahat ayakkabılar giyin.
  • Topuklu ayakkabılardan ve ön kısmı dar olan ayakkabılardan kaçının.
  • Sağlıklı beslenin ve kilonuzu koruyun.
  • Herhangi bir güçlü faaliyete başlamadan önce germe egzersizleri yapın.
  • Ayak hijyenine dikkat edin.
  • Ayaklarınızın zarar görmemesi için dışarıdayken daima ayakkabı giyin.
  • Kan dolaşımını arttırmak için gün sonunda ayaklarınıza bir kez masaj yapın.

Kaynaklar ve Referanslar: 1: Foot pain causes 2: 10 home remedies to relieve sore feet

Kemik Ağrısı Neden Olur, Hangi Hastalığın Belirtisidir? – Vücudumuzda bulunan kemik ve eklem yerlerindeki ağrı ve hassasiyetler, günlük aktiviteler sebebiyle meydana gelebileceği gibi birçok hastalığa da işaret etmesi bakımından oldukça önemli belirtilerdir. Yalnızca yetişkinlerde değil çocuklarda da kemik ağrıları görülebilmektedir. Çocukların gelişim dönemlerinde bulunması sebebiyle kemik gelişimi sırasında ağrı hissetmeleri normal karşılanırken yetişkinlerde kemik ağrılarının sebepleri net bir biçimde ortaya koyulmalıdır.

Yetişkinlerde kemik ve kemiklerin birleşim bölgelerinde bulunan eklemlerin ağrımasının birçok sebebi olabilir. Kemik ağrıları genellikle kol ve bacaklarda yoğunlaşsa da bel ve boyun ağrıları, sırt ağrıları da bireyin yaşamını olumsuz etkilemektedir. Kemik ağrısına aşırı şişman olma, duruş bozuklukları gibi fiziksel etkenler sebep olabileceği gibi dış etkenlere bağlı oluşan hassasiyetler, darbeler, geçirilen kazalar ile bazı kemik hastalıkları da sebep olabilmektedir.

Çevremizde geceleri bacak ağrısından uyuyamıyorum diyen kişilere sıkça rastlamak mümkündür. Fiziksel hareket ve aktivitelerden uzak durulsa bile geçmeyen kemik ve eklem ağrıları bazı hastalıkların habercisi olacağından bu durumlarda mutlaka doktor muayenesi tavsiye edilmektedir. Aynı şekilde ailede kronik olarak görülen kemik erimesi gibi kalıtsal hastalıklar halinde de kemik ağrısı için doğru teşhis konulmalıdır.

Kollarda ve bacaklarda sıklıkla görülen kemik ve eklem ağrıları kemikleri saran yapıda bulunan kas ağrısı ile karıştırılmaktadır. Kas ağrıları, kısa süreli ve daha hafif hissedilirken kemik ağrıları derinden, sürekli ve daha acılıdır.

Kas ağrısı nedenleri genellikle günlük hayatta yapılan yanlış hareket ve etkinliklerden kaynaklanmaktayken kemik ağrısı nedenleri;

  • Şişmanlık,
  • Eklemlerde aşınma ve kemikleri birleştiren eklemlerin birbirinden uzaklaşması,
  • Kemik erimesi,
  • Kaza ve sakatlık,
  • Kırık ve çıkık,
  • Yaşlılık,
  • Grip, nezle gibi kemikleri etkileyen hastalıklar

Gibi farklı sebeplere bağlı olarak meydana gelmektedir. Kemik ağrıları insan sağlığını her aşamada olumsuzsuz etkilediğinden, sürekli yorgunluk ve halsizliğe sebep olduğundan önemsenmesi gereken ağrılardandır. Özellikle kol ve bacaklarda görülen kemik ve eklem ağrıları rutin aktiviteler sebebiyle ortaya çıkmamışsa kemik ağrılarının hastalıkların habercisi olacağı unutulmamalıdır.

Kemik Ağrısı Hangi Hastalıklara İşarettir?

Vücudunda sürekli kemik ve eklem ağrısı şikayeti olanlar, kemik ağrıları neyin belirtisi merak etmektedir. kemik ağrılarının kısa süreli olması halinde endişelenmeye gerek yoktur. Çünkü kısa süreli eklem ve kemik ağrıları geçici sebeplere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak uzun süren ve dinlenilmesine rağmen geçmeyen kemik ağrıları

  • Kemik erimesi,
  • Kemik kanseri,
  • Kireçlenme,
  • Eklem yerlerinde meydana gelen kıkırdak kesesi iltihapları (Bursit),
  • Vücutta kemikli dokuların bulunduğu bölgelerde ortaya çıkan kemik tümörü ( Osteoid Osteoma),
  • Kemik içi iliklerde meydana gelen ve kemik kıkırdak dokusunda hasara yol açan Enkondroma hastalığı

Gibi pek çok hastalık nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Kemik ve eklem ağrılarının sürekli olarak tekrarlanması, ağrı görülen yerlerde ödem ve iltihaplanmalar, kemik ağrılarına bağlı ortaya çıkan kilo kaybı ve diğer hastalık durumlarında uzman doktorlara muayene olunmasında yarar vardır.

Kemik ağrısından mustarip olanlar, kemik ağrısı için hangi doktora/bölüme gidilir diye merak etmektedirler. Kemik ağrısı problemlerinizde hastanelerin ortopedi bölümündeki ortopedi uzmanına başvurmaları gerekmektedir. Ortopedi uzmanı gerekli tetkik ve tahlilleri yaptıktan sonra başka bir hastalığın belirtisi olduğunu düşünmesi halinde farklı bir bölüme yönlendirebilecektir.

Makalemizi faydalı bulduysanız, başkalarına da ulaşması için lütfen sosyal medya hesaplarınızda paylaşınız!

Diz ağrısı, birçok farklı sebebe bağlı olarak hemen hemen hepimizin yaşayabileceği ağrılardan biri, biliyorsunuz. Zira kendisi, kemik erimesi, kireçlenme gibi uzun soluklu rahatsızlıkların yan etkisi olarak ortaya çıkabildiği gibi ansızın gerçekleşen yaralanmalar, kazalar sonucu da meydana gelebiliyor. Hal böyle olunca diz ağrısı yaşamanın belirli bir yaşı, zamanı olmuyor.

Eğer sizin ya da bir yakınınızın da dizleri şu sıralar ağrıyorsa, yürürken rahatsızlık duyuyor, dizlerinizi güçsüz hissediyor ya da ağrı yüzünden ayağa bile kalkmak istemiyorsanız aşağıdaki çözümler tam size göre demektir.

Diz ağrısı konusunda vücudunuzu destekleyecek, diz ağrısına ne iyi gelir, diz ağrısı nasıl geçer gibi sorularınıza yanıt olacak doğal besin ve karışımlar hemen burada sizi bekliyor.

Diz ağrısı neden olur, diz ağrısının nedenleri nelerdir?

image

Diz ağrısına ne iyi gelir öğrenmeden önce bilmeniz gereken bir konu daha var aslında: Diz ağrısı neden olur? Eğer bu nedenlerden hangisi sebebiyle dizlerinizin ağrıdığını doktorunuza danışarak öğrenebilirseniz, tıbbi çözümler bulunabilir. Böylece diz ağrılarınız kronikleşmez, ağrılar daha ciddi bir hastalığa dönüşmeden önlenebilir. Hadi o zaman diz ağrısının nedenleri neymiş, birlikte öğrenelim.

Diz ağrısının en yaygın nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Fazla kilolar ve/veya obezite

Vitamin ve/veya mineral eksikliği

Hareketsizlik

Aşırı yoğun ve zorlayıcı egzersizler

Kireçlenme

Menisküs

Kemik erimesi

Romatizma

Yaşlılık

Diz enfeksiyonları

Ani yaralanmalar, burkmalar

Adalelerde zayıflık

Hamilelik

Diz ağrısı nasıl geçer, diz ağrısına ne iyi gelir?

Diz ağrısının en yaygın nedenlerini öğrendiğimize göre geçelim diz ağrısına ne iyi gelir sorusunun yanıtlarına. Eğer diz ağrılarınızın azalmasını, eklem, kas ve kemiklerinizin güçlenmesini istiyorsanız aşağıdaki bitkisel ve doğal çözümlere göz atabilirsiniz. Ancak tabii ki en doğru ve etkili bilgiyi ancak ve ancak doktorunuzdan alabilirsiniz, unutmayın.

Soğuk terapisi

Özellikle ani bir çarpma, düşme sonucu başlayan bir diz ağrısı söz konusuysa ağrıyan bölgeye soğuk uygulayarak bu ağrıları azaltabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken buzluktan çıkaracağınız birkaç parça buzu bir torbaya yerleştirmek, temiz bir bezle etrafını sarmak ve ağrıyan bölgenin üzerinde bir süre bekletmek. İşte bu kadar!

Bamya tohumu

Aktarlardan kolayca temin edebileceğiniz bamya tohumu, kemik, kas ve eklemlerin sağlığına önemli desteklerde bulunuyor. Özellikle dizlerde meydana gelen sıvı kayıpları nedeniyle ortaya çıkan ağrıları en aza indirdiği söylenen bamya tohumunun bu özelliğinden faydalanmak için tek yapmanız gerekenin bamya tohumu çayı tüketmek olduğunu söyleniyor. Düzenli olarak kullanıldığında diz ağrılarını hafifleten bu çayı 2 hafta düzenli olarak tükettikten sonra en az 1 hafta ara vermeyi ve sonrasında yeniden devam etmeyi unutmayın.

Bamya tohumu çayı nasıl hazırlanır, bamya tohumu başka ne işe yarar detaylı olarak öğrenmek isterseniz sizi hemen şöyle alabiliriz: Bamya Tohumunun Faydaları Nelerdir, Nasıl Kullanılır, Zararı Var mıdır?

Zencefil ve zencefil yağı

Zencefil, doğal ağrı kesici olarak bilinen maddelerden biri aslında. İçeriğinde bulunan antienflamatuvar ve antioksidan özellikler gösteren maddeler sayesinde ağrıların azalmasını sağlayan zencefili farklı şekillerde değerlendirebilirsiniz. Ağrıyan bölgeye aktarlardan temin edebileceğiniz zencefil yağını dikkatlice sürebilir, taze ta da toz zencefilin çayını demleyip içebilir ya da bal, zeytinyağı gibi malzemelerle karıştırarak tüketebilirsiniz. Yağı daha hızlı bir çözüm elbette ama çay ya da macun halinde düzenli olarak tüketmeniz de sağlığınıza daha kalıcı katkılar sağlayacaktır, aklınızda bulunsun.

Zerdeçal ve zerdeçal yağı

Tıpkı zencefil gibi zerdeçal da güçlü antioksidan ve antienflamatuvar özellikleri olan bir besin. Hal böyle olunca o da ağrılara karşı en büyük destekçilerimizden biri haline dönüşüyor ve “doğal ağrı kesiciler” arasına adını yazdırıyor. Onun bu özelliğinden faydalanmak için zerdeçalı yaptığınız birçok tarifin içine dahil edebilir, çayını demleyebilir, yağını ağrıyan bölgeye doğrudan sürebilir ya da bal, süt gibi malzemelerle karıştırarak tüketebilirsiniz.

Son zamanlarda çok popüler olan ve faydaları saymakla bitmeyen zerdeçal sütünü düzenli olarak tüketmeye de başlayabilirsiniz. “O da neymiş?” diyenleri hemen şöyle alabiliriz: Zerdeçal Sütü Nedir, Faydaları Nelerdir, Nasıl Hazırlanır?

Çınar yaprağı

Evet, bildiğiniz o güzelim ağacın yapraklarından söz ediyoruz. Çınar yaprağı, kemiklerin güçlenmesine katkıda bulunan en doğal malzemelerden biri aslında. Özellikle kireçlenme ve romatizmaya iyi geldiği bilinen çınar yaprağının bu etkilerinden faydalanmak için onu tıpkı çay demler gibi demleyebilir, elde ettiğiniz bu koyu renkli suyu ağrılı bölgelere sürüp bekletebilirsiniz.

Çınar yaprağının vücuda olan etkilerini daha detaylı öğrenmek isterseniz sizi hemen böyle alalım: Çınar Yaprağının Faydaları Nelerdir, Nasıl Kullanılır?

Önemli bir not: Eğer çok şiddetli ya da artık kronikleşmiş olan bir diz ağrınız varsa, farklı hastalıkların yan etkisi olarak diz ağrınız oluştuysa yukarıdaki besin ve karışımları kullanmadan önce, hiç vakit kaybetmeden doktorunuza gitmeli, alanında uzman doktorlarınıza danışarak kendiniz için en doğru tedavi yöntemlerini öğrenmelisiniz. Unutmayın, doğal, bitkisel çözümler ancak ve ancak destekleyici olabilir, tedavi edici olarak görmek ve adeta bir ilaçmış gibi kullanmak doğru değildir. Aman diyelim, kendiniz için iyi bir şey yapmak isterken farkına bile varmadan sağlığınıza zarar vermeyin.

Anasayfa » Hamilelik » Adet Döneminde Mide Bulantısı ve Kusma Neden Olur? Nasıl Geçer?

Adet Döneminde Mide Bulantısı ve Kusma Neden Olur? Nasıl Geçer? Adet dönemi kadınların her ay düzenli olarak gördükleri bir döngüdür. Doğurganlığı korumak için gereklidir. Kadınlar bazı adet dönemlerinde sıkıntılı bir süreç yaşayabilir. Kadından kadına değişen bu durumda genelde adet döneminde mide bulantısı, adet dönemimde kusma, adet döneminde baş ağrısı en çok görülen sıkıntıların başında gelmektedir. Adet dönemimde yada adet dönemine girmeye başlandığında ortaya çıkan bazı belirtiler kimi kadında hafif olarak görülürken kimi bayanda ise şiddetli olabilir. Bu belirtilerin arasında yer alan adet döneminde mide bulantısı ve adet döneminde kusma tamamen doğal bir durumdur ve adet dönemi belirtilerinden biridir. Sizlere mide mide bulantısı ve kusma hafifletmek ve yok etmek için etkili öneriler vermeden önce adet dönemi nedir bundan bahsetmek istiyorum.

Adet Dönemi Nedir?

Kadınlarda ergenlik döneminin başlangıcının en önemli belirtisi, hormonların değişiminin göstergesi ve doğurganlık geçişi; bununla birlikte vücudun yumurta hazırladığı, kişiden kişiye bu zaman aralığının devam süresinin değiştiği zaman dilimidir. Menopoz dönemi ile de sona erer. Genellikle 12 -13 yaşlarında başlayıp, 50 -55 yaşına kasar devam eder. Bu sürecin belirlenmesi için genetik faktörler devreye girer.

Hormon değişimleri bilindiği üzere bu peridotta çok fazla olur. Progestron hormonun azalıp östrojenin hormonunun çok fazlalaştığı zaman; kanama yani yumurtanın ve kalınlaşan rahim duvarının vücuttan atılacağı dönemde baş ağrısı, mide bulantısı, karın, kasık, bel ve bacak ağrıları sıklıkla görülür. Adet başlamadan 2-3 gün önce belirtiler kendini gösterir. Östrojen hormonunun artması ise direkt olarak sindirim sistemini etkiler. Mide de bu duruma alışkın olmadığından bulantı hatta kusmalar görülür.

Adet döneminde mide bulantısı ve adet döneminde kusmayı önleyen bazı doğal bitkiler ve yöntemler bulunmaktadır. Bazen adet dönemine girişte ortaya çıkan bu belirtiler genelde adetliyken mide bulantısı hamilelik belirtisimidir sorusu sıklıkla sorulmaktadır. Adet döneminde görülen mide bulantısı hamilelik belirtisi değildir sadece adet döneminde görülen bir durumdur. Şimdi sizlere mide bulantısı ve kusmaya iyi gelen yöntemlerden bahsetmek istiyorum.

  • Doğum kontrol hapı kullananların bu etkileri daha az yaşadıkları bilinmektedir. Çünkü hormon seviyesini ayarlayarak dönemi daha hafif ağrılarla atlatmanızı sağlar.
  • Ağrılardan kurtulmak için papatya veya rezene çayı içmek, vücudu rahatlatacaktır. Bunun yerine kas gevşetici ilaçlardan da kullanabilirsiniz.
  • Kekik çayı içmek mideyi rahatlatacağı gibi, üreme hormonu sistemi üzerinde etkisi vardır. Kaynayan suyun içine 1 tatlı kaşığı kekik atıp 5-6 dakika demlendikten sonra içilir. Aşırı demlemekten kaçınılmalıdır. Tadı çok acı olabilir. Tercihen doğal kekiği olması etkisini arttıracaktır.
  • Nane limon karışımından yapılan çay mide ve bağırsak sistemini yatıştırdığı herkes tarafından bilinmektedir. Taze veya kuru naneden yapılabilir. Kuru nane tercih ederseniz 2 tatlı kaşığı, taze nane tercih ederseniz 7-8 yaprak yeterlidir. Kaynayan 1 -1,5 bardak suya atılır. Yarım limon dilimlenerek karışıma eklenir. Kabuklu olması gerekli vitamin ve minerallerin karışıma geçmesi için önemlidir. Taze sıkılmış 1 limon suyu da tercih edilebilir. 7-8 dakika demledikten sonra içmeye hazır hale gelir. İster oda sıcaklığında isterse sıcak olarak tüketebilirsiniz. Tatlandırmak için bir miktar şeker veya bal eklenebilir.
  • Adet döneminde mide bulantısının etkisini azaltmak için açık olarak koyulan çayın içine 6-7 tane kuru karanfil atıp şekersiz olarak tüketebilirsiniz.
  • Bulantıyı azaltmak için 1 çay kaşığı toz zencefili, 1 tatlı kaşığı balın içine karıştırarak kısa zamanda rahatlayabilirsiniz. Diğer bir zencefil içeren tarif ise; el başparmağımız kadar kestiğiniz taze zencefilin kabuklarını soyup, ortadan ikiye ayırın. 1 bardak kaynayan suda 5-6 dakika demledikten sonra bir yudum için. Mideniz bulandıkça yudum yudum alıp içmeye devam edebilirsiniz. Hepsini bir kerede tüketmemelisiniz. Aksi takdirde mideniz daha çok bulanabilir.
  • Baş ağrısını geçirmek için; nane veya okaliptüs yağını, karanfil yağı karıştırarak ile şakak ve kaş başlangıçlarına masaj yapabilirsiniz.
  • Ağır egzersizlerden kaçınmak, hatta ayakta durma süresini azaltmak bile kişiye iyi gelecektir. Yarım saatlik hafif tempolu açık hava yürüyüşlerin ağrılara iyi geldiği bilinmektedir. Böylelikle kan dolaşımı belirli bir miktar hızlanıp, ağrıyan yerlere fazla oksijen gitmesi sağlanabilir.
  • Derin ve düzenli nefes almak baş ağrısı aynı zamanda mide bulantısına iyi gelecektir.
  • Mide salgısını düzenlemek için anti asit mide ilaçları alınabilir. Aynı zamanda bulantı kesici ilaçlarda ağrının şiddetlendiği zamanlarda kullanılabilir. Çünkü ağrı mide bulantısına sebep olmaktadır. Ağızdan alınamıyorsa bir hastanede iğne veya fitil olarak kullanılmalıdır.
  • Bu durumda kafeinli içecek ve yiyeceklerden uzak durulup, su tüketimini arttırmak gerekir.
  • Adet döneminden önce iştahın açıldığı bilinmektedir. Çeşitli abur cubur veya birbirinle alakasız yiyecek ve içecekler üst üste tüketilir. Adet döneminde ise durum tersine döner. Ağrılarla birlikte yememe ve bir şey içmeme duygusu gelişmektedir. Özellikle vücut susuz kaldıkça baş ağrılarının arttığı uzmanlarca onaylanmış bir durumdur. Meyve suları, çorbalar, sebze yemekleri, bolca taze meyve tüketimi ise vücudumuzun dirençsiz kalmasının önüne geçecektir. Süt, yumurta, yoğurt, balık, maydanoz gibi ürünler ise tüketilecekler listesinin en başında olmalıdır.
  • Mide bulantınızı geçirmek için; el bileğimizin iç tarafından, kolumuza doğru 3 parmak yukarı yere baskı uygulamak ya da 3 dakikalık buz tutmak, sizi rahatlatacaktır. Sabah, öğlen, akşam uygulanmalıdır. Baskı uygularken çok bastırmamak, buz uygularken çok soğuduğunu hissettiğinizde biraz buzu uzaklaştırmak önemli püf noktalıdır.
  • Sarı leblebi tüketmek mide asidini düzenler. Böylelikle mide bulantısını bir süreliğine baskılanır.
  • Hem baş ağrısı hem de mide bulantısını geçirmek için ağza 1 adet karanfil atılıp çiğnenebilir
  • Kepekli yoğurt tarifi ise öncelikle mideyi rahatlatır daha sonra baş ağrısını hafif hafif geçirir. Karışımı hazırlamak için; 2 çorba kaşığı kepeğe 3 çorba kaşık yoğurt karıştırmak yeterlidir.
  • Adet döneminde vücudumuzda su tutulumu fazla olduğundan, ekstra tuz alınıp daha da fazla şişkinlik ve ağrılar oluşumuna neden olur. Bu yüzden tuz tüketimi minimum düzeyde tutulmalıdır.
  • Baş ağrısına en iyi gelen doğal besinler ise magnezyum içerenlerdir. Muz, badem, kaju, avokado, kurutulmuş kayısı, tam tahıllı unla yapılmış ekmek ya da diğer tam tahıllı unlu mamuller sayılabilir.

Adet döneminde mide bulantısı ve kusma en sık karşılaşılan bazı sorular ve cevaplarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Adet döneminde kusmak normal mi

Adet döneminde mide bulantısı gibi kusmada belirtiler arasında olasına karşı adet döneminde görülen baş ağrısı migreni tetiklerse kusma görülür. Eğer kusma devamlı görülürse mutlaka bir hekime görünmek gerekebilir. Adetliyken kusma mide bulantısına ve karın ağrısı eşlik etmektedir. Adetliyken normal kusma normal sayılmaktadır.

Adetliyken mide bulantısı hamilelik belirtisi midir

Bayanların neredeyse şehir efsanesi haline getirdiği adetliyken hamile kalmak yada adet döneminde mide bulantısı hamilelik belirtisi midir sorusudur. Adetliyken hamile kalmak çok ama çok küçük bir ihtimaldir ve görülme sıklığı neredeyse yok denecek kadar azdır. Adetliyken hamile kalmak kısaca mümkün değildir.

Adet döneminde mide bulantısı ishal

Adet döneminde mide bulantısı hamilelik

Adet döneminde mide bulantısı hamilelik ile alakası olmayan bir durumdur. Genelde hamilelik belirtilerinden biride mide bulantısıdır aynı şekilde adet dönemine girişte görüle mide bulantısı adet dönemi belirtilerinden biridir. Eğer mide bulantısı yaşıyorsanız ya hamilesiniz yada adet oluyorsunuz demektir. Ama adetliyken mide bulantısı yaşıyorsanız mu hamilelik ile alakalı değildir.

Adet öncesi mide bulantısı normal mi

Evet adet döneminde görülen mide bulantısı normal ve doğal bir durumdur. Çok rahatsızlık vermiyorsa sizlere verdiğim mide bulantısına iyi gelen yöntemler yardımcı olacaktır.

Adet sonrası mide bulantısı

Adet döneminde mide bulantısı geçirmek için mutlaka bol bol sıvı tüketilmeli ve aşırı derece mide bulantısı yoksa herhangi bir şey yapılmasına gerek yoktur.

Adet gecikmesinde mide bulantısı olurmu

Evet adet döneminde mide bulantısı olur ve bu durum doğal olarak karşılanır.

Şiddetli adet sancısı ve mide bulantısı

Sizlere adet döneminde kusma neden olur, adet döneminde kusma nasıl geçer, adet döneminde mide bulantısına ne iyi gelir hakkında bilgi vermeye çalıştım sizlerde aklına takılan soruları yorum bölümüne yazarak bizlere sorabilirsiniz.

BENZER KONULAR Ertesi Gün Hapı Nedir? Ne İşe Yarar? Faydaları ve Zararları Hamile Kalma Yöntemleri Adet Gecikmesi Nedenleri, Adet Gecikmesine Bitkisel Çözüm Hamilelikte Çatlaklara Ne İyi Gelir? Hamilelik Belirtileri Nelerdir? Ne Zaman Başlar? Yerleşme Kanaması Nedir? Nasıl Olur? Yaşayanlar

Gebelik sırasında fizyolojik değişiklikler geçirirsiniz. Bu değişiklikler ise vücudunuzun diğer tüm alanları gibi gözlerinizi de etkileyecektir. Gebelikte göz ağrısının nedenlerini anlattık.

Gebelikte Göz Ağrısı

Hamilelikte birçok fiziksel değişiklik geçirirsiniz. Tek geçirdiğiniz değişiklik, göbeğinizin büyümesi olmayacaktır. Gebelikte en sık karşılaşılan problemler; baş ağrısı, bel ağrısı ve sabah hastalığıdır. Bu hastalıkların yanı sıra gözlerinizde de sıkıntı yaşamanız gayet olasıdır. Göz ağrısı hamilelikte çok sık görülebilecek bir sıkıntıdır. Gebelikte hormonların değişimi ve fizyolojik değişimleriniz tabi ki gözlerinizi de etkiler. Hamilelikte, gözlerde ağrı meydana gelmesinin farklı sebepleri olabilir. Gebelik esnasında gözlerde meydana gelen ağrının sebeplerini ve belirtilerini sizler için yazımızda açıkladık. Karşılaşabileceğiniz en yaygın görme bozukluklarına, semptomlarına ve onlar için neler yapabileceğinize bir göz atın.

Korneal Ödem

Nedir: Korneal duyarlılık genellikle gebe kadınlarda oluşur ve en fazla değişiklik üçüncü trimesterde meydana gelir.  Kornea kalınlığında hafif artış meydana gelmesi ile ilişkilidir.

Yarattığı Sorun: Kontakt lens toleransının azalması ve gözlerde kuruluk.

Tavsiye: Belirtiler devam ederse, kontakt lens kullanımını azaltın ya da kesin. Bu süreçte gözlük kullanmak daha mantıklı olacaktır.

Bulanık Vizyon (Görme Bozukluğu)

Çoğu hamile kadının vücudu sıvı biriktirir. Bu etki ise, korneanın kalınlığını ve şeklini değiştirebilir. Korneanın şeklinin değişmesi vizyonunuzun bozulmasına neden olabilir. Bulanık görme meydana gelebilir. Bu kornea değişiklikleri, genellikle doğumdan sonra veya emzirmeyi bıraktıktan sonra kaybolur.

Ne Yapmalı:

Eğer bulanık görme sizi rahatsız etmiyorsa herhangi bir şey yapmanız gerekmeyebilir. Fakat rahatsız oluyorsanız, doktorunuza danışmakta fayda var. Gözlük kullanımı sıkıntınızı çözebilir. Bunun yanında bu problem için LASIK ameliyatı da yapılmaktadır. Fakat hamilelik esnasında bu ameliyatı yaptırmak hem riskli hem de gereksizdir. Çünkü gebelik sonrasında veya emzirmeyi bıraktıktan sonra, bulanık görme problemi kaybolacaktır.

Göz Kuruluğu

Gözleriniz normalden çok daha fazla kuruyorsa ve kaşınıyorsa, göz kuruluğu hastalığına yakalanmış olabilirsiniz. Bu durumda, lens kullanımı çok sinir bozucu hale gelebilir.

Ne Yapmalı:

Gözlerinizin kuruluğu azaltmak ve tekrar ıslanmasını sağlamak için suni gözyaşları kullanabilirsiniz. Ancak kontak lens kullanıyorsanız, bu damlaların kullanımının sıkıntı olmayacağından emin olmanız gerekmektedir. Bazı suni gözyaşlarında, yumuşak kontak lenslere zarar verebilecek koruyucu maddeler vardır.

Preeklampsi

Görme değişiklikleri, az sayıdaki gebe kadında ortaya çıkan potansiyel olarak ciddi bir sorunun işaretidir. Yüksek tansiyona sebep olabilir ve başka bir organa hasar verebilir. Semptomlar şunları içerir:

  • Geçici görme kaybı
  • Işık hassasiyeti
  • Bulanık görüş
  • Yanıp sönen ışık patlamaları ve hale oluşumları görmek

Ne Yapmalı: Bu belirtilerden herhangi birine sahipseniz, en kısa sürede doktorunuzu arayın. Preeklampsi hızla ilerleyebilir ve kanama gibi ciddi sorunlara neden olabilir.

Gestasyonel Diyabet

Şeker hastalığına bağlı yüksek kan şekeri seviyeleri, retinanızı besleyen küçük damarlara zarar verebilir. Hamilelik ilerledikçe bu hastalığa yakalanma riskiniz artar. Bazen gebelik diyabeti olarak adlandırılan anneleri etkileyen geçici diyabet şekli, bulanık görme sorunu yaratabilir.

Ne yapmanız gerekiyor: Gestasyonel şeker hastalığına yakalanırsanız, kan şekeri düzeyinizin çok yüksek olmamasına dikkat edin. Doktorunuz size yardımcı olacaktır.

Hipofiz Adenomu

Nedir: Bir hipofiz adenomu iyi huylu bir tümördür. Hormonların salgılanmasından sorumlu olan hipofiz bezi bir tümör oluşturabilir ve bu nedenle hormonların fazla salgılanmasına neden olabilir. Bu akromegali (büyüme hormonu hipersekresyonu) veya Cushing hastalığı (kortikosteroid hormon hipersekresyonu) gibi problemlere neden olabilir.

Gözde Meydana Getirdiği Sorunlar: Bu hastalık tünel görme denilen bir probleme yol açabilir. Tünel görüşün diğer bir adı ise kalnienk görüştür. Kişi bu problemi yaşadığı zaman, görüşü kısıtlanır. Sanki bir tünelin içinden çevreye bakıyormuşçasına bir görme açısı meydana gelir.

Tavsiye: Bu durum nadirdir, ancak gebelik süreniz boyunca tünel görüntüsü yaşarsanız, göz doktorunuzla görüşün.

Kaynaklar

Yorum ekle

Ссылка на основную публикацию
Похожие публикации